Yeni Üyelik
keyboard_arrow_left 1.
Bölüm
keyboard_arrow_right
@binayklasikleri12
Kokpit kayıtları kaza raporları ve herkesin merak ettiği uçakta Pasifik okyanusunun üzerinde beliren o fırtına korkunçtu.

Her türlü güvenlik önlemleri alınmıştır konforumuz sonsuzdur denilen uçak kaybolmuş hiç bir iz yoktu. Amerika ve Asya kıtaları arasında İspanya krallığı adına gezilere çıkan Ferdinand Magellan 'ın isim verdiği okyanusların en azametlisi hırçındı şimdi.Oysa adını (Pasifiko )sakinlikten almıştı, volkanik adaların hareketlenmesi ateş çemberi bitmeyen sarsıntılar akıntılar sonrası gelişen fırtınalarda sanki oyuncak bir maket kadar küçükleşen çift motorlu yolcu uçağı ,savrulurken içerisinde iki yüz elli yolcu deliler gibi bağırıyordu.
Hava koşulları birdenbire değişmiş her şey altüst olmuştu. Gücü saptanamayan türbülanslar yaşanırken dev uçak bulutların içerisinden kopamıyordu. Tonlarca ağırlık bir kuş gibi savrulurken saniyeler son nefesin için sanki o an son duanı et diyordu.
İçimden bir ses gitme diye o'na deliler gibi bağırmıştı ve o'na rüyalarım yüzünden yalvarmıştım rüyalarım bana gerçekte yanılmadığımı gösterecekti ,"seninle geleyim!" diye yalvarmalarıma hiç aldırmadı .İş gezisi olduğunu biliyordum, yanaklarımdan defalarca öperek "seni seviyorum bunu sakın unutma" diye evden ayrılmıştı .Yeni dergisinin hazırlıkları bittikten sonra safari turlarından bahsediyor bundan sonra her zaman yanımda olacaksın diyordu.
Her şeyden umudumu kesmiş internet televizyon en önemlisi hava yolları irtibat bürosu kulesinden umutlu bir ses bekliyor ,akla gelebilecek her yayını açık bırakıyordum. Banyo yaptığı bornozu bile hala nemliydi terlikleri banyo kapısının önünde duruyordu . Haberlerde sadece uçağın kaybolduğu söyleniyor nereye düştüğü hakkında hiçbir bilgi verilmiyordu ,o yüzden tedirgin bekleyişler içinde sadece haberleri izliyordum. Evden ayrıldıktan sonra beni aramış fazla işi olmadığını ve hemen döneceğini söylemişti.


Hava puslu ve çok soğuktu, yüzüme ellediğimde buz gibiydi, buz kesmiş gibi üşüyen ellerimde kanım donmuş gibiydi sanki. Odamda dağılmış kağıtları toplarken birden aklıma gelmişti,acı bir tebessüm dudaklarımda kıvranırken tesadüfen tanıştığım adamı ne de çok seviyordum .Bana hayal ülkesinin kızı diye sesleniyordu .Bütün hayatı fotoğrafları ve dergileri olmuştu Ligurya denizi Roma'lıların kurduğu Sanremo beni kendisine çekmişti . Yerinde duramayan adam her defasında bana veda ederek bir yerlere koşturuyordu.
Bazen dayanılmaz kavgaların ortasında oluyor beni evde bırakarak gitmesine kızıyordum.Çünkü haftalarca dönmediği oluyordu ,her zaman uçakla seyahat etmek zorundaydı o yüzden bazı zamanlarda tedirgin oluyordum.Gördüğüm rüyalarda bir işaret olduğunu seziyor gitmemesi için o'nu uyarıyordum .
"Tatlım sen fazla kitap okuyor fazla filmler seyrediyorsun ,masallardaki şu uçan halıyla mı gideyim ,hava yoluyla gitmem gereken yerler var benim işim bu "dediğinde o'na artık yapabileceğim hiç bir şey yoktu.


Sabah erken saatlerde uyanmış banyosunu almış saçlarını kurutmuş sürekli masada duran saate bakıyordu. O'nu tanıdığım günlerde oysa ne kadarda sakin biriydi.Kız kardeşine ziyarete gelmişti ,rüzgarlı bir havada serbest kalan şapkamın peşine doğru koşarken birden yakalayıp şapkamı bana doğru uzatmıştı. O günden sonra okul çıkışları tatiller derken o buluştuğumuz sahilde bulunan oyuk kaya parçası ne çok şeye şahit olmuştu .O kayaya gizlenerek deliler gibi sevişiyorduk .Bana küçük yaramaz diye seslenirdi sonunda birdenbire kendimi beyazların içerisinde buluvermiştim dualar eşliğinde alnımı öperek yüzüğümü takmıştı.
Sensiz hiç bir yere adım atmam diyen adam kendi işleri ile uğraşırken artık benden çok uzaklaşmıştı. Tanımadığım kişilerle sürekli olarak telefon görüşmeleri yaparak daha sonra belirlenen bölgelere doğru yola çıkıyordu.
"Ben de gelsem ne olur sanki ,senin başını falan ağrıtmam ,inan bana yol boyunca sessiz olurum varlığımı bile anlamazsın fotoğrafları sen çek ben de yazarlık kısmına bakarım "dediysem de "hayır sen evinde beni uslu uslu bekleyeceksin çok yakında bir bebeğimiz olacak senin çok sakin yaşaman gerek "dedi.


Bu konuşmalarına aldırmayıp çocuk gibi paçalarına yapışarak " ben de geleceğim seni bırakmak istemiyorum"diye diretiyordum, "sen hamilesin bu doğru olmaz benimle gelmeyeceksin ama ileride söz veriyorum bundan böyle beraber olacağız "dedi bu defa sesi yükselmiş gözlerinden kıvılcımlar çıkacak gibiydi .
Tanıştığımız yıllarda bu kadar iş kolik değildi seneler sonra girmiş olduğu bu dergi işleri sürekli yaptığı telefon konuşmaları ile değişmişti.Hava yolu ile değişik ülkelere gidiyor bazen gittiği yerin adresini tam olarak belirtmiyordu.Buna alışmamı sağlamış soru sorduğumda bana tepki veriyordu.Tartışma olmasın diye o'na soru sormaktan vazgeçmiş sadece o anlatırsa dinlemeye başlamıştım.Sürekli saatine bakarak yaşayan bir adam haline gelmişti zamanla yarışıyor gibiydi.Sanki sınırlı bir ömür verilmiş gibi sürekli telaşeli ve panik halindeydi.

Benim heyecanlı bir hayatım olmadığı için daha sakindim hayatımda emir aldığım bir kimse olmadığı için ,ne zaman istersem o zaman yazdım ,ne zaman dilersem o zaman gezdim evlenince yüksek okulu yarıda bırakarak sevdiğim müzik ile ilgilendim yumuşacık bir sesim vardı amatörce şarkılar söyledim . O'nun hayatına karşılık benim hayatım oldukça sakindi ama o'nun hayatında her zaman patlamaya hazır bir fırtına vardı ,bazen o'na sarılarak saçlarının arasında ellerimi gezdirir sakinleşmesi için her yolu denerdim o an her şey toz pembe olmaya başlardı ama sonrasında yine yolculuk kabusları başlar yine gergin ve sinirli olurdu.Her şeyi bizim için yaptığını biliyordum.


modal aç
modal aç
modal aç