

HAYAT
Gözlerimi bedenime iğneler saplandığını zannederek açtım ki yanımdaki sandalyede o pisliğin oturduğunu gördüm.
"Bunu kendine nasıl yaparsın, Hayat? O herifi bu kadar çok mu seviyorsun yani?"
Böyle deyince sevgimin büyüklüğünü anladı ve vazgeçti zannetmiştim ama bu sevinç on saniye sürdü. Evet, onu ölüme atlayacak kadar çok seviyorum.
"Asla, asla bir daha böyle bir şey olmayacak. Ben her şeyi ayarladım; bu iş bugün bitecek."
Sormaya korkuyorum ama neyi ayarladın yoksa ona bir şey mi yapacaksın? Bak lütfen yapma yalvarıyorum sana dokunma ona.
"Sen söylediklerimi yaptığında dokunmayacağımı zaten söylemiştim meleğim".
Ne istiyorsun?
"Ben doktorlarla konuştum, her şeyi ayarladım. Sen Murat'a kurşunun çok hassas bir yere geldiğini ve asla çocuğunun olmayacağını söyleyecek...".
Ne! Çocuğum olmayacak mı?
"Hayır, hayır, tabi ki olacak, ama ayrılmak için çok geçerli bir sebep olur diye düşündüm."
Sen delirmişsin, asla böyle bir şey yapmayacağım; askere gitmeden de evleneceğim.
"Sen bilirsin, bende doktorlara ikinci seçeneği söylemelerini söylerim ve bir daha kimse senin yüzüne bakmaz. Ailen bile."
Meraklı gözlerle baktığımı görünce devam etti.
"Kurşunun bebeğe isabet ettiğini ve bebeğini düşürdüğünü, bundan sonra da bebeğinin olmayacağını söylerler ailene. Onlar da tabii bu şokla Murat'la konuşurlar ve Murat aranızda böyle bir şey olmadığını söylediğinde ne olur sence? “
Hayretler içinde ve gözü yaşlı, karşımda oturan caniye bakıyordum. Sen bu hayatta gördüğüm en pislik, en adi insansın.
"İlk şıkkı seçeceğini biliyordum ve bir saatin var".
Odadan çıktığın da dünyam başıma yıkılmıştı sanki ve aynı şeyler, hatta belki daha fazlası, birazdan Murat'ımın başına gelecekti. Ama yapamazdım. Namusuma leke gelmesini, ailemin böyle bir şey olduğunu sanmalarını, onların sevgisini yitirmeyi katlanamazdım. Murat'tan ayrılmaktan başka çarem yoktu. Kahretsin ki yoktu. Ben nasıl yapacağımı düşünürken kapı çalındı ve Murat içeri girdi.
"Güzel gözlüm, gelebilir miyim?"
Gel Murat. Biraz önce o pisliğin oturup tehditler savurduğu sandalye de şimdi uğruna kurşunlara atladığım adam oturuyordu ve ben biraz sonra onu terk edecektim. Murat, sen ağlıyor musun?
" Neden yaptın, be güzel gözlüm, nasıl yaptın?"
Murat?
"Ölebilirdin, benim yüzümden ölebilirdin."
Bilsen, be Murad'ım, asıl birazdan duyacaklarını söylemesem sen öleceksin benim yüzümden. Doktorla konuştun mu, Murat? Murat gözü yaşlı olarak başını salladı ve bana bakmamak için gözlerini kaçırıyordu. O halde biliyorsun. Hafifçe başını salladı ve hala ağlıyordu. Asla hayal ettiğimiz gibi çocuğumuz olmayacak; evin içinde koşan, senin yolunu gözleyen, cuma namazlarına götürebileceğin bir oğlumuz olmayacak. İkimiz de deli gibi ağlıyorduk.
"Varsın olmasın, be güzel gözlüm vardır, Rabbimin bir bildiği o öyle uygun gördüyse bize de boyun eğmek düşer."
Hayatımın en zor konuşmalarından birini yaptığımı bilerek devam ettim. Boyun eğmesi gereken benim Murad, sen değilsin (panikle ne söyleyeceğimi bekliyordu sanki) ve işte bu yüzden artık evlenemeyiz. Kendine hayal ettiğin gibi sana çocuklar doğurabilecek bir kadınla evlenmelisin.
"Saçmalama Hayat, gözünü seveyim, tüm bunlarda ne demek oluyor?"
Söylediklerim çok açık, Murat; lütfen durumu daha da zorlaştırma ve çık bu odadan ve hayatımdan.
"Bunu bize yapamazsın Hayat, hem bu benim için bir ayrılma nedeni değil ki kurban olduğum".
Daha fazla konuşacak bir şey kalmadı, ben senin baba olma duygunu elinden alamam. Lütfen anla lütfen ve git artık, ne olur git.
"Güzel gözlüm etme eyleme..."
Başımı diğer tarafa çevirdim ve konuşmasını engellemeye çalıştım. Hoş Çakal. Murat bir şey diyemeden ağlayarak odadan çıktı ve iki dakika sonra odaya bizimkiler doluştu.
"Kızım, doğru mu Murat oğlumun söyledikleri? ".
Evet, Anne, doğru.
" Yapma güzel yavrum, talihsiz bir olay yüzünden huzurlu mutlu olacağın yuvanı bozma. Hem Murat oğlum ne bunlar için seni bırakmayı düşünür ne de ondan çok biriyle böyle sevip sevilebilirsin, olur mu sence? Siz tam birbirinizin aynasısınız güzel yavrum."
Ah annem ah ne güzel konuşuyorsun da bilsen içimdeki sırlarımı. Eve gitmek istiyorum, babacığım.
"Güzel kızım bu gece burada kalmak zorundasın yarın doktor muayene edecek sonra izin verirse evimize gideceğiz yavrum".
O zaman yalnız kalmak istiyorum. Lütfen. Bizimkiler tek tek odayı boşalttılar ve ben yalnız kaldım. İlaçlardan dolayı uyuyakalmıştım, çok şükür.
Sevgili Günlük
Bugün Murat’tan ayrıldım. Bunu bir ayrılık gibi yazamıyorum. Bu bir veda değildi. Bu, kalbimin tabutunu taşımak gibiydi. İçimde hâlâ seven, umut eden, inanan bir parça vardı…
Onu da bu cümleyle toprağa verdim. “Ayrılmalıyız” derken sesim titremedi ama içim çöktü. Çünkü ben Murat’tan ayrılmadım aslında. Ben, hayatta kalabilmek için kalbimden vazgeçtim. İnsan sevdiğinden ayrılınca değil, sevdiğiyle yaşayamayacağını anlayınca parçalanıyormuş. Bugün bunu öğrendim. Murat’ın gözlerine bakamadım. Baksaydım kalırdım, kalırsam onun hayatını ateşe atacaktım. Ben gitmeyi seçtim, o yanmasın diye. Ama kimse sormadı: Ben yanarken ne olacak?
O bana, “Neden?” dedi. Cevap veremedim. Çünkü gerçek sebebi söylesem, bu sadece bir ayrılık olmazdı. Bu bir ölüm korkusu olurdu. Onu korumak için sustum. Sustukça içimdeki çığlık büyüdü. Her kelime boğazımda düğümlendi. Onu sevmek suçmuş gibi, susmak zorunda kaldım.
Yüzükler parmağımda değil artık ama izleri duruyor. Parmaklarım hâlâ onların ağırlığını hissediyor. Sanki yüzükler çıktı ama kader kalmış gibi. Aynaya baktığımda, nişanlı Hayat’ı değil, yarım kalmış Hayat’ı görüyorum.
Bugün Murat’tan değil, kendimden de ayrıldım. Çünkü ben onsuz kim olduğumu bilmiyorum. Ama onunla kalırsam, yaşayamayacağını biliyorum. İşte insan bazen sevdiğini değil, kendini gömmek zorunda kalıyor.
Bu bir ayrılık değil.
Bu, kalbimin cenazesi.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 134 Okunma |
45 Oy |
0 Takip |
20 Bölümlü Kitap |