12. Bölüm

12. Bölüm “Sessiz Ağlayan İki Yürek”

slmnhnm
kitsevmuallime

HAYAT

 

"Hayat, kızım, müsait misin?”

Buyur, anneciğim Murat oğlum geldi de seninle konuşmak istiyor".

İstemiyorum anne. Eve neden aldın? Hem umutlandıracaksın şimdi ya.

"Aşk olsun kızım, o ne biçim laf öyle."

Anneciğim, biz ayrıldık artık, böyle gelmesi uygun mu sence?.

" Yapma be, güzel kızım, zaten bu ayrılık işini bir daha düşün lütfen. Bak, yazık ediyorsun ikinize de yavrum benim."

Anne, lütfen sen yapma.

"Konuşmak istemiyor musun yani, kızım? Bir kere daha konuşsaydınız."

Olmaz, anne, söyle gitsin lütfen, bir daha da gelmesin.

"Peki kızım, sen nasıl istiyorsan öyle olsun; umarım pişman olmazsın. Ben Murat'la çıkarım o halde işlerim var dışarıda sen dinlen dikkat et kendine".

Tamam, anneciğim.

Annem gözyaşlı yaşlı bir şekilde alnıma öpücük kondurarak çıktı odamdan. Hemen kalktım yataktan pencereden dışarıyı izlemeye başladım birkaç dakika sonra Murat ve annem çıktılar. Annem uzaklaştı ama Murat bizim merdivenlere oturdu. Hemen balkona çıktım, ne yapıyor diye bakmaya başladım ki orada öylece oturmuş ağladığını görünce dizlerimin bağı çözüldü ve olduğum yere çökerek ben de ağlamaya başladım. Allah'ım, sen bana yardım et. Ne olursun, onu koru, bir şey olmasın. Ben başımın çaresine bakarım ama sen ailemi ve onu koru Allah'ım, ne olursun onları koru. Kapıya yaslanmış ne kadar ağladım bilmiyorum; kendim de içeri girecek gücü bulmam birkaç saatimi almıştı. Sonunda kalktığımda Murad'ın gitmiş olacağını düşünerek oturduğu yere baktım. Hayır, gitmemişti; işte hala oradaydı, öylece oturmuş karşıya bakıyordu. Dışarı çıkıp boynuna atlamamak için kendimle verdiğim savaşı bir bilsen. Peki şimdi ne olacaktı? O hayvanın tüm dediklerini yapmıştım, artık beni rahat bırakır mıydı? Çaresizce bundan sonraki hareketinin ne olacağını bekliyordum. Mutfağa su almaya indim; dönerken masadaki unutma beni çiçeklerini gördüm. Bunları Murat'tan başkası getirmiş olamazdı. Hemen elime aldım, sardım sarmaladım çiçeğini; sanki Murat'a sarılır gibi sarıldım çiçeğine. Sanki kokusu sinmişti tanelerine, öyle özlemişim ki onu içimde sanki uçurumlardan düşüyordum. Ama ben mecburdum o uçurumdan ailem, sevdiklerim düşmesin diye benim düşmem gerekiyorsa gözümü kırpmadan düşerdim, yeter ki onlara bir şey olmasın. Camdan bakmamla annemin geldiğini gördüm, hemen koşarak odama geldim. Öyle hızlı koşunca biraz yarım acımıştı, inşallah kanamaz. Annem eve girmiş mi diye camdan baktığımda Murat'la konuştuğunu gördüm. Ne konuşuyorlardı acaba? Balkona çıktım ama öyle sessiz konuşuyorlardı ki hiçbir şey duyamadan geri odama girdim. Murat başını annemin omzuna koymuştu ve ağladığını omuzlarından anlayabiliyordum. Annem Murat'ın sırtını sıvazlıyordu ve o annemin omzunda ağlıyordu; işte o tablo bir yüreğin dağlanması için kat be kat yeterdi. O an fark ettim ki çiçekleri alarak odama gelmiştim. Komidine koydum ve daha fazla ayakta duramadım yatağıma girdim birazda orada ağladım. Annem ne zaman eve girdi bilmiyorum.

MURAD

Daha Esma teyze odadan çıkarken anladım yüzünden Hayat'ın görüşmek istemediğini ama yine de bir umut işte sordum. Esma teyze ne dedi, Hayat?

" Murad, oğlum Hayat biraz yorgun, daha kendine gelemedi yani şey oğlum.”

Anladım Esma teyzecim, sen üzülme, ben hemen giderim. Kalktım çiçekleri elimde hatırladım masaya bıraktım.

"Ben de çıkıyorum oğlum; üstüme bir şey alayım, beraber çıkalım."

Olur Esma teyzecim.

Ben diğer tarafa gideceğim oğlum, hadi Allah'a ısmarladık. Kendini de üzme inşallah, düzelecek her şey.”

İnşallah, Esma teyze. Gider gibi yaptım, Esma teyze gittiğinde de merdivenlere oturdum ve ne kadar oturdum, öyle bilmiyorum.


 

İKİ SAAT SONRA

"Murat oğlum?"

Başımı kaldırınca Esma teyzenin yüzünden anladım ne kadar berbat göründüğümü.

"Yavrum, ne yapıyorsun hala burada? Ah, be oğlum, ağlamışsın bir de...".

Esma teyze yanıma oturunca dayanamadım; başımı omzuna koyduğum gibi hıçkırarak ağlamaya başladım. Dayanamıyorum anne, yapamıyorum. Çok canım yanıyor.

"Yapma oğlum yapma daha çok yeni her şey."

İstemiyor artık beni.

"İstemez olur mu oğlum ama bu yaralanma onu çok etkiledi. Biraz zaman geçsin, o da anlayacak bunun yanlış bir karar olduğunu. Hem, hem o da seni çok seviyor oğlum; siz ayrılamazsınız ki."

Kim neden yaptı böyle bir şey, bir bilsem anne, bir bilsem. Esma teyze sırtımı sıvazlayarak konuşuyordu benimle, tıpkı bir anne gibi huzurluydu.

"Düzelecek oğlum her şey inan bana ve Hayat'ın seni sevmediğini düşünme sakın. Seni nasıl sevdiğini ben biliyorum hem de kendini bildi bileli seviyor. Camlar da az beklemiyordu seni. Hele namaz vakitlerinde ezanı sen okuduysan görseydin yüzündeki huzuru beni anlardın oğlum."

İnşallah, anne, inşallah, hem ben onu yaralandı diye bırakmam ki, yapamam ki, olur mu, üstelik benim önüme atlamışken. O kurşun bana gelecekti ama o önüme atladı, şimdi de yükü kendi başına çekmeye kalkıyor. Olur mu, anne? Sen söyle, olur mu?

"Olmaz oğlum, olmaz tabi. Hadi oğlum, sen eve git, güzel bir duşunu al, sonra da dinlen biraz.”

Esma annenin ellerinden öptüm, sonra kalktım.

HAYAT

Annemin ayak seslerini duydum; hemen uyuyormuş gibi yaptım. Gözlerimi kapattım ve hemen arkamı döndüm.

"Kızım, uyuyor musun?"

Cevap verirsem konuşmaya gücüm yetmeyebilirdi.

"Hayat, uyumadığını biliyorum kızım".

Konuşmak istemiyorum anne.

"Kızım, bak, yapma böyle. Hadi kalk da konuşalım."

Ses vermemiştim.

"İyi, sen sus bakalım. Birazdan kızlar geliyor; onlar seni konuşturur nasıl olsa."

Anneciğim, lütfen üstüme gelme, ne olursun bak.

"Kızım, Murad iki saattir kapının önünde ağlıyor, senin haberin var mı?"

Anne Murad demekten ne zaman vazgeçeceksin bana? Annem çiçekleri odama getirdiğimi görünce hafif gülümseyerek konuşmuştu.

"Görüyorum ki sen de vazgeçmemişsin daha."

Annem lafını güzelce oturtup odadan çıkmıştı. Yarım saat sonra banyo yaptım ve içeriye geçtim. Geçmemle kızların gelmesi bir oldu. Hemen beni çapraz sorguya aldılar tabi.

Eylül: "Hayat kuzum, neler oluyor? Nedir bu yaralanma ve ayrılık?"

Kızlar, lütfen bir de siz başlamayın.

Zeynep "Ne demek 'başlamayın,' Hayat? Sen değil miydin gözünü açtığından beri Murad'ı sayıklayan? Ne oldu da nişanlanmışken, evlenmek için gün sayarken, bu ayrılık?"

Tuğçe " Evet askerlik bitene kadar ne yapacağım diye ağlayan sen değil miydin ne oldu şimdi?".

Kızlar, bari siz anlayın, ben artık anne olamayacağım ve baba olamama hakkını Murat'ın elinden alamam.

Eylül "Kuzum tamam orasını anladık zaten ama seni gören de Murad'ı nasıl anlar yani Murad öyle biri mi?".

Tam tersine, öyle biri olmadığı için, bu kadar mükemmel biri olduğu için, ona bunu yapmak istemiyorum zaten. Yani siz olsanız ne yapardınız? Baba olamayacağını bile bile nasıl evlenebilirim? Tamam, şu anda bunun üstesinden gelebileceğini düşünüyor olabilir, ama bir bebek, bir çocuk gördüğünde, en basiti bir parkın önünden geçerken mesela, ya da bir arkadaşının bebeği olduğunda üzülmeyecek mi?

Allah'ım, ben nasıl biri oldum böyle? Neredeyse ben bile inanacağım anne olamayacağıma.

Hepsi o pisliğin yüzünden, Allah'ın cezası. Sahi, sesi soluğu çıkmıyor hastaneden çıktığımdan beri. Nerede o?


 

BURAK

Ben çıkıyorum artık, mahalleye gideceğim; gerisini siz halledin.

"Tamam abi, biz hallederiz."

Kül kedim hastaneden çıktı ilgilenemedim biraz onunla ilgilenmem gerek. Bir arayayım da sesini duyayım. Duymuyor evde uyuyor herhâlde. Neyse, gece bir ziyaret yapacağım nasıl olsa.

Bölüm : 02.04.2026 16:18 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...