20. Bölüm

20.Bölüm “ESKİDEN SEVİNCİMDİ ŞİMDİ ACIM VAR”

slmnhnm
kitsevmuallime

                                                                                    BURAK

ESKİDEN SEVİNCİMDİ ŞİMDİ ACIM VAR”

Odamda çalışırken birden Hayat'ın aradığını görünce çok şaşırmıştım.

"Burak müsaitsen seninle önemli bir şey konuşmam gerek, yüz yüze".

Tamam, neredesin? Peki, geliyorum. Ne diyeceğini çok merak ederek hemen şirketten çıktım. Merhaba?

Hoş geldin?".

Hoş buldum.

"Burak, şimdi şöyle bir şey oldu: Eylül kızlara ve Murat'a benim seninle uyumadığımı, işte evli bir çift gibi davranmadığımızı ve dahası Murat'a seninle tanışma hikayemizi anlatmış."

Ne kadarını biliyorlar? Şu an çok şaşırıyordum kendime ama aklıma Eylül'ün benim yaptıklarımın ne kadarını bildiği sorusundan başka bir şey gelmiyordu.

Sadece attığın bir iki mesajı ve peşimden mahalleye taşındığını".

İçimden bir "oh" çekmiştim; ya hepsini anlatsaydı. Gece yarıları odasına girdiğimi, ona yanaşmalarımı, "Allah'ım, ben neler yaptım," diyerek ellerimi yüzüme getirip ayağa kalkmıştım.

İyi misin?”

Evet anlamında başımı salladım. Peki şimdi ne olacak?

Gerçek karı koca gibi davranacağız en azından Eylül gidene kadar zaten ailesi üç gün sonra geliyor, üç gün karı koca rolü oynamak zorundayız, biliyorum sen bunları bana verdiğin sözü tutmak için yapıyordun ve çok,çok teşekkür ederim sana ama birkaç gün oyun oynamak zorundayız". Hayat şu anda resmen, üç günde olsa aynı odada uyuyacağımızı ve evde karı koca gibi davranacağımızı söylüyordu ama ben buna sevinemiyordum. Havalara uçacağım bir haberdi bir zamanlar ama şu anda beni çok kötü yapan kara bir haber gibiydi. Çünkü ben yaptıklarımı ve kötü geçmişimi ve üstüne üstlük zorla evlendiğim kızı unutarak başka birine âşık olmuştum. Ve şimdi âşık olduğum kıza karşı evcilik oyunu oynamam gerekiyordu. Allah'ım, bunlar yaptıklarımın cezası değil mi bana? Sen, "seven iki insanı ayırırsan ben de sana böyle yaparım," diyorsun. Biliyorum, ben hepsini hakkettim, hem de sonuna kadar. Peki diyebildim sadece ve toplantım olduğunu söyleyerek Hayat'ı eve bıraktım. Sonra da saatlerce eve gidemedim. Gittikten birkaç saat sonra da Hayat yatma vaktinin geldiğini söyleyerek Eylül'le yukarı çıktı; bense o merdivenleri bir yılda çıkmışım gibi hissederek, ayaklarım geri geri giderek çıktım. Hayat Eylül'ün eline pijamalarını vererek beni de odaya alarak onu dışarıda bıraktı. Öylece kalmıştık; şimdi ne olacaktı?

E şey, ben biraz balkonda oturur sonra yatağıma geçerim, olur mu? Sabah da erkenden işe gider kimseye gözükmem. Hayat bu dediğime Burak, "Bunu nasıl kullanmaz?" diye bakıyordu; muhtemelen o da şaşırmıştı, ama haklıydı; ben bile kendime şaşırıyordum. "Olur," dedi. O koltuğuna oturdu, televizyonu açtı ve ben de balkona geçecektim. İzin verirsen banyonda abdest alabilir miyim? Bu dediğime de çok fazla şaşırmış bir ifadeyle bana baktı. "Süre dinleyeceğim," deyince, "tabi ki," dedi. Ben de abdest aldıktan sonra balkona çıktım ve kafayı yememek için telefonumdan İnşirah Suresi'ni açtım ve dinlemeye başladım. Ayetlerin içimi rahatlatması için dua ederek. Süre içimi rahatlamıştı ama kafamdaki düşünceler asla gitmiyordu.

Ben öylece balkonda otururken Hayat elinde bir defterle yanıma geldi ve defteri bana uzattı.

Nedir bu?

"İnsanın kafasında kimseye anlatamayacağı şeyler, ya da omuzlarında ona ağır gelen yükler varsa kendine bile itiraf edemediği gerçekler yazmak buna en iyi ilaç oluyor. Bu yüzden ben de sana bu defteri getirdim; belki kullanmak içini boşaltmak istersin diye."

Çok şaşırmıştım tabi Hayat'ın sözlerine; sanki içimi okur gibi konuşuyordu, sanki hislerimi görüyor ve beni konuşturmaya çalışıyor gibi. Utanmış ve mahcup olmuştum. Teşekkür edebildim sadece, sonra Hayat içeri gitti. Bende Hayat'ın dediğini yaparak defteri açtım içine koyduğu kalemi elime alarak yüreğimdekileri deftere geçirmeye başladım…


 

Bugün o cümleyi duydum: “Birkaç gün karı koca gibi davranmak zorundayız. Aynı odada kalmamız gerekiyor Eylül’ü inandırmak için.” Eskiden böyle bir haber beni heyecanlandırırdı. Şimdi… artık sevinemiyorum.

Her şey aklıma geliyor; geçmişte yaptığım her şey, paylaştığım anlar…

Hepsi bir film şeridi gibi zihnimden geçiyor. Ve içimde tuhaf bir boşluk, ağır bir pişmanlık hissi bırakıyor. Belki de her şeyi yanlış yaptım, belki de bunu fark etmem çok geç oldu.

Eylül…

Onu düşündükçe kalbim çarpıyor. Onu sevmek ne kadar doğru ne kadar adil bilmiyorum. Ama gerçeği değiştiremiyorum. Kalbim ona ait. Hayat’a karşı hissettiğim… Artık sadece görev ve sorumluluk. Ama her bakışında, her kelimesinde geçmişin yükü, yorgunluğu ve pişmanlığı üzerime çöküyor.

Ve geleceğe dair bir korku var… Bu “karı koca gibi davranmak” zorunda kalacağımız birkaç gün… Sonrasında nasıl olacak? Bu davranışlar, ilişkilerimiz, hislerimiz… Hepsi bir karmaşa yaratacak. Yine birlikte olmanın… Yine aynı odada olmanın ne getireceğini ne götüreceğini bilmiyorum. Ve bu belirsizlik, içimi daha da yoruyor.

Bugün… Bir kez daha fark ettim: Geçmişin yükü, pişmanlığın ağırlığı ve geleceğin belirsizliği…

Hepsi üst üste bindiğinde insanın nefesi kesiliyor. Yorgunum. Ama en çok, kalbimin artık Eylül’de olduğunu bilmek ve bununla baş etmek zorunda oluşum beni öldürüyor...

Vicdanım gittikçe ağırlaşıyor.

Hayat…

Onunla ilgili her şey kafamda dönüp duruyor. Murat’ın ne zaman geleceğini biliyorum, ama Hayat’ı isteyip istemeyeceğini bilmiyorum. Eğer istemezse…

O zaman artık bu sorumluluk tamamen benim olacak. Hayat benim karım… bundan sonra da öyle kalacak. Babasının evine gönderemem çünkü babası onunla konuşmuyor. Bu yük… omuzlarımı eziyor, içimi sıkıyor.

Ama Eylül…

Onu gördüğüm anda her şey değişti. Kalbim onun için çarpıyor, hislerim farklı. İlk defa gerçekten âşık olmanın ne demek olduğunu anlıyorum. Hayat’a karşı hissettiğim şey… aşk değilmiş. Ama Eylül’ü gördüğümde… işte aşk buymuş. Ve bu… hem umut hem korku yaratıyor içimde.

Murat geldiğin de Hayat’ı isteyecek mi, istemeyecek mi… bilmiyorum. Ama bu kız… eğer Murat istemezse, artık benim sorumluluğum altında olacak. Benim karım…

Eskiden Murat onu istemezse ben de artık gerçekten kocası olarak görmesi için elimden geleni yaparım diyordum ama şimdi diyemiyorum çünkü şu an Eylül’e aşığım. Bu çelişki… içimi parçalıyor. Ama tabii bu hiçbir şeyi değiştirmez. İstemezse yine de görevlerimi yerine getirecek, Hayat'ı mutlu etmek için elimden geleni yapacaktım. Zaten her şey Hayat için yolunda gitse bile benim için öyle olacak mı?

Ve sonra sorular geliyor ardı ardına: Eylül beni isteyecek mi? Ailesi kabul edecek mi? Sonuçta ben çok kötüyüm, geçmişte çok yanlışlar yaptım. İnsanlara, hayata… kendime bile zarar verdim. Eylül’ü seviyorum ama bu aşkın karşılık bulup bulamayacağını, geleceğin ne getireceğini bilmiyorum.

Her adımımda sorumluluk ve aşk arasında gidip geliyorum. Vicdanım ağır, kalbim Eylül’ü istiyor ve geleceğe dair hiçbir şey net değil. İçimde korku, pişmanlık ve umut… hepsi aynı anda. Ve ben, tüm bu yükün altında, ne yapacağımı bilmeden kıvranıyorum.


Saatlerce defterimle dertleştikten sonra odaya girmek için kapıyı tıkladım ama ses gelmedi. Sonra "kusura bakma, dalmışım, gelebilirsin" diye Hayat beni çağırdı. Sessiz bir şekilde aşağıya indim ve odama girdiğimde büyük bir şokla karşılaşarak donup kaldım.

Bölüm : 13.04.2026 19:30 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...