3. Bölüm

3. Bölüm "Telefonda ki Ses"

slmnhnm
kitsevmuallime

 

 

Kahvaltıdan sonra hemen kızların yanına koştum. Hoş bana kalsa geceden giderdim zira gözümü bile kırpmadım sabaha kadar ama el mahkûm bekledim tabi.

 

"Ne oldu anlat."

 

Kızlar! Dün tam yatıyorum, yatağa girdim işte, telefonum çaldı, bir baktım sevgilim yazıyor, afalladım, bir an sonra sandım ki siz bana şaka yaptınız, Murad'ı öyle kaydettiniz.

 

"Biz böyle bir şey yapmadığımıza göre kimmiş bu arayan sevgili?".

 

"Yoksa?"

 

Aynen öyle, Zeynep çiğim. Aynen, şu konuşma oldu.

 

Efendim?

 

"Merhaba kül kedisi," dedi.

 

Ben anlamadım önce tabi hiçbir şey, ama "Daha sabah görüştük, hemen unuttun mu sesimi?" deyince anladım onun olduğunu.

 

"Hayat, bak elin ayağın titriyor, ne oldu, korkutma bizi."

 

"Sonra ne dedi?"

 

Zaten bundan sonrasında daha da korktum ya. Benden ne istediğini sorduğum da ' ne istediğim çok açık, seni istiyorum' dedi.

 

"Hiii" (Zeynep ellerini ağzına getirmişti korkudan).

 

" Bak, sen bizi dinlemiyorsun ama bu iş çığırından çıkacak gibi duruyor."

 

"Evet, Hayat, kesinlikle, artık ailene söylemeliyiz.”

 

Bilmiyorum kızlar, numaramı değiştiririm. Hem başka bulabileceği yer yok bence.

 

"Peki madem, ama en ufak bir şey daha olursa sana sormadan anlatırız ona göre. Hani bizden söylemesi, sonra kızma bize."

 

Yine de hemen atlamayın öyle kızlar ya.

 

"Hayat"

 

Aman tamam ya.

 

"Hem sen boş ver şimdi o pisliği de kızım, yarın seni istemeye gelmiyorlar mı? Ne giyeceksin?"

 

Bilmiyorum ki.

 

"Ne yapsak, alışverişe mi çıksak? Hem kafamız dağılmış olur, ne dersiniz?"

 

Yani bana uyar."

 

E geline uyuyorsa nedimelerine de uyar".

 

Nedime mi gözün çıkmasın Eylül.

 

"Ya nedime tabi ne sandın."

 

Tamam tamam, deli kız, öyle olsun. Yalnız Eylül giyinsin, biz de giyinelim. Bakın, sadece yarım saat veriyorum, ona göre.

 

"Tamam gelin hanım tamam, sen ne dersen o."

 

Deli şeyler. Birkaç mağaza gezdikten sonra hepimiz dağılmış, beğendiklerimizi birbirimize gösteriyorduk. Tam elimdeki elbiseyi kızlara götürdüğüm sırada biraz uzakta kalan karşıdaki o pisliği görür gibi oldum. Sonra hemen kayboldu; ben de yanlış gördüğümü düşünerek üzerinde durmadım.

 

En sonunda sade bir elbise aldık; sonra kızların ısrarıyla üstüne bir eşarp aldık. Gerçi kızlara kalsa daha üstüne altına dolduracaklardı. Yok ayakkabı, yok bilmem ne. Ne gerek var o kadar şeye? Hem elbise de almayacaktım da işte kafam dağılsın diye gelmiştim. Eve yönelmişken karşıdan Murad'ın geldiğini gördüm. Bu çocuğu görünce tüm sevinçler içimde toplanıyor sanki. Oda beni gördüğünde gülümsemeye başladı.

 

"Selamün aleyküm Hayat."

 

Aleyküm selam, Murad.

 

"Nasılsın?"

 

İyiyim çok şükür, sen?

 

"Çok şükür bende iyiyim. Hem nasıl iyi olmam? Yarın şu boynuna sakladığın yüzüğü parmağına takacağım. Birbirimize hayat arkadaşı, can yoldaşı olacağımız yolda ilk adımı atacağız. Bu güzel gözlerine saatlerce bakabileceğim. O kadar hayalim var ki seninle yapmayı düşlediğim senelerdir. (Gülümsedim) İnan benim de öyle. Seninle bir evimiz olduğunu düşlemek bile baharı getiriyor yüreğime. Seni düşlemek bile...

 

"Yaslan göğsüme sevdiğim

 

Benim gönlüm gök gibidir, açık deniz gibidir.

 

Pas tutmaz benim içim yeryüzü gibidir.

 

Toprak gibidir

 

Sen ki bulut gibisin.

 

Ay gibisin, güneş gibi bazen.

 

Tamam tamam, kaçırma hemen gözlerini. Ama ne yapayım, seni görünce dökülüyor tüm şiirler, yeter artık, ait olduğumuz yere bırak bizi diyerek sana koşuyorlar. Bu bana da oluyor ama...

 

"Utandığımdan söyleyemiyorum diyorsun".

 

Gülümseyerek öyle dedim.

 

"Senin bir şey söylemene gerek yok ki, ben kaçırdığın gözlerinden anlıyorum yüreğindekileri."

 

Sanırım beni utançtan şu taşların arasına gömmek istiyorsun sen.

 

"Peki peki."

 

Ben eve gireyim artık, yarın görüşürüz.

 

"Ah, evet yarın, sabaha kadar kalbim dayanabilirse."

 

Sanırım Murad'ın yanındayken kızların bahsettiği tüm o aşık modlarına bürünüyorum. Sürekli gülümsemem en başta.

 

"Sabah ezanı gelirsek şaşırmayın."

 

Gülümseyerek hayırlı akşamlar dedim.

 

"Hayırlı akşamlar."

 

Eve girince annem hemen yanıma gelerek ne aldığımı görmek istedi. Dur giyeyim de üzerim de gör annecim.

 

"Maşallah maşallah tam sana göre sade ama bayıldım sana da çok yakışmış güzel yavrum benim."

 

Teşekkür ederim anneciğim.

 

" Hadi değiştir de akşam yemeğini hazırlayalım".

 

Tamam, anneciğim. Akşam yemeğinden sonra babam kahve yapmamı istedi, sanırım benimle konuşmak istiyordu. Birkaç yudum aldı.

 

"Eline sağlık, güzel kızım, her zamanki gibi çok güzel olmuş."

 

Afiyet olsun, babacığım.

 

" Kızım biliyorsun yarın seni benden istemeye gelecekler. Senin de gönlün varmış annenin söylediğine göre, ama ben senden duymak istiyorum. Yoksa Murad pırlanta gibi bir çocuk ama istemiyorum dersen nazik bir dille geri çevirebilirim. Senden önemli değil ya, bu dünyada hiçbir şey benim biricik kızımdan önemli değil."

 

Babamın gözleri dolmuştu; sarıldım canım babama. "Gelebilirler, babacığım," diyebildim sadece.

 

"Peki kızım. Rabbim ömürlük etsin inşallah."

 

Âmin babacığım. O kadar utanmıştım ki hemen kaçtım babamın yanından. Odama geldim, yatağımda kitap okurken uyuya kalmışım. Kahvaltıya kızlar gelmişti; hep beraber bol kahkahalı, hoş sohbetli bir kahvaltı yaptıktan sonra işe koyulduk.

                                                                                        MURAD

 

"Hadi oğlum, şu süslenmeni bitir de gidelim artık."

 

"Tamam, Mualla Hanım, sen de çocuğu heyecanlandırma; zaten bacakları titriyor."

 

"Sen bakma babana, beni istemeye geldiğin de kendi de aynıydı."

 

"E aşk olsun Mualla."

 

Annemlere gülerken aklıma çiçek geldi. Anne! Çiçek nerede? Burada oğlum, telaşlanma. Hadi al da gidelim.

                                                                                                BURAK

 

Hala bulamadınız mı şu adresi?

 

"Çok az kaldı abi."

 

Elinizi çabuk tutun, beni daha fazla deli etmeyin.

 

"Tamam abi."


 


 

Bölüm : 30.03.2026 18:13 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...