
HAYAT
Gözlerimi açtığımda karşımda gördüğüm gözler karşısında tam çığlık atacaktım ki ağzımı kapattı. Bir eliyle de ellerimi tutmaya çalışıyordu. Gözlerimden yaşlar akarken hayatımda hiç korkmadığım kadar korkuyordum. Bana bir şey yaparsa ben ne yapardım? Allah'ım sen yardım et. Bana dokunmasın ne olur.
"Kıpırdamayı kes"
Gözlerimle beni bırak bakışları atmaya çalışıyordum.
"Bak sakin ol, dedim. Kapıda bayıldın ve ben de seni içeri aldım, bağırmayacaksın, tamam mı?"
Başımı evet der gibi salladım. Elini ağzımdan çektiğin de bağırmayı düşünsem de sesim çıkmadı. Tekrar bayılacak gibiydim. O kadar korkmuştum ki ellerimi bile sallayacak gücüm kalmamış gibi hissediyordum. Yanda su bardağından eline su döktü ve yüzüme sürdü. Ellerini yüzüme sürdüğü an kendimden nefret etmiştim. Gözlerine bakmamak için verdiğim mücadele onu daha da delirtiyordu. Allah'ım, sen beni kurtar ve affet, ne olursun. En sonunda bir iki kelime edecek gücü kendimde bulabilmiştim. Bırak beni ne olur ne istiyorsun benden? Bunları söylerken de hala ağlıyordum tabi ki. Üzerime tekrar eğildi ve hemen başımı diğer yana çevirdim (öpebileceği ihtimaline nazaran, Allah korusun).
"Bunu sana daha önce de söyledim, kül kedisi (eliyle çenemi sıkarak beni kendine bakmaya mecbur etti ve çok korkacağım bir ses tonuyla konuşuyordu; şu an öpmekten başka bir şey düşünmediğini anlayabiliyordum). Seni istiyorum. Bu dudaklarını istiyorum, o güzel saçların da ellerimi dolaştırmak, koklamak istiyorum. Kokunu içime çekmek istiyorum. Her şeyinle istiyorum her şeyinle".
O kadar korkuyordum ki ağlamaktan konuşamıyordum. Yalvarırım, bırak beni. Ben sana göre biri değilim.
"Şu an görelerden bahseden kim, kül kedisi? Birazcık öpsem şurada seni."
Eğilince hemen kafamı çevirdim ve hıçkırarak ağlamaya başladım. Ne olur bırak gideyim; bak buraya, beni o tabağı bu eve bir aile taşındığını düşünen annem gönderdi. Biraz daha bırakmazsan merak edip buraya geleceklerdir. Ben böyle deyince biraz çekindi galiba ve durdu.
"Bir şartla bırakırım şu an seni."
Tamam, söyle ne istersen. Bu cümleyi söyledikten sonra çok pişman oldum tabii ki. Pis pis sırıtarak kulağıma doğru eğildi.
"Ev daha bitmedi ama yarın bitiririm, yarın gece buraya geleceksin."
Onun yarattığı boşluklardan yararlanarak hemen beni yatırdığı yerden doğruldum. Sen ne diyorsun be pislik herif? Elini yüzüme koymaya çalışıyordu; izin vermemeye çalışıyordum tabii ki gücüm yettiğince.
"O kadar güzelsin ki şu an da var ya".
Hayatımın bir diğer hatası da sözlü olduğumu söylemem olabilir. Bak ben sözlü bir kızım, yakında evleneceğim, o yüzden şu anda da bundan sonra da benden uzak dur. Bir an afalladı ve kalktı. Bende hemen kalktım.
"Evlenmeden olmaz diyorsan benimle evlen".
Ne diyorsun sen be manyak herif.
"Başkasıyla değil illa biriyle evleneceksen benimle evlen diyorum."
Ölürüm de seninle evlenmem.
"Bence büyük konuşma kül kedisi."
Bak, çekil önümden; artık iyice merak etmişlerdir kapıya dayanmalarını mı istiyorsun? . Önümden yavaşça çekilerek konuşmuştu.
"Şimdilik gitmene izin veriyorum ama o aklına sok sen benim olacaksın."
Tam kapıya vardım, arkamdan bağırdı.
"Eğer burada olanları bir kişiden bile duyarsam üzeceğim çok insan var etrafında ona göre."
Sonunda bu evden çıkabilmiştim. Ama o kadar zor yürüyordum ki her an tekrar bayılabilirdim. Allah'ım, ben az önce neler yaşadım öyle. Sen bana yardım et yarabbi. Ev köşenin sonunda olmasına rağmen bana kilometrelerce uzakta gibi gelmişti; yol bir türlü bitmiyordu. Korkmuş bedenim daha fazla yürüyemedi, zaten bacaklarım da titriyordu. Evin kapısının biraz ötesin de kendimden geçmiştim.
EYLÜL
Nerede kaldı bu kız? İyice merak ettim.
"Biz yemeği hazırlarken epey oyalanmışız zaten; farkında olmadan gerçekten epey olmuş."
Bravo yani Zeynep kadını ne kadar güzel telaşlandırıyorsun öyle. Ben bir bakıp geleyim sokağa, belki eniştemizle karşılaşmıştır da muhabbete dalmışlardır. Evden çıktığımda başımı sokağa çevirmemle ileride yatan birini gördüm. Buradan tam belli olmuyordu, hemen koştum. Hayat! Hayat, ne oldu? Hemen eve koştum; kapıyı kırarcasına çaldım diyebilirim.
"Eylül, ne oldu?"
Hayat, hayata bayılmış, çabuk arabanın anahtarlarını alın da gelin. Hemen başlarını çevirip gördüler zaten.
"Tamam tamam hemen geliyoruz."
O arabayı nasıl kullandım bilmiyorum. Hastane de hemen müdahale için aldılar. Önemli bir şeyi yokmuş; serumu bitmeden kendine gelirmiş. Biz de serum bitince çıkabilirmişiz.
"Oh, çok şükür."
HAYAT
Birilerinin yanımda konuştuklarını duymaya başlamıştım.
"Açıyor, açıyor gözünü."
"Kızım, ne oldu sana?"
Ne diyebilirdim ki şu an, ben bir adamın kucağına bayıldım, o da beni eve atıp tecavüz etmeye kalktı, sonra da bir... gibi beni yatağına davet etti mi diyeyim. Allah'ım sen beni affet yarabbi, ne olur affet. Beni eve götürün lütfen diyebilmiştim sadece. O anda içeriye babamla Murad girince gözyaşlarım gözlerimden akmaya başladı. Bizimkilerin tüm ısrarlarına rağmen ağzımı açamadım. O son dediklerinden sonra (eğer burada olanları bir kişiden bile duyarsam üzeceğim çok kişi var etrafında ona göre) neyi, nasıl diyebilirdim ki.
Eve geldik sonunda.
"Canım kızım, hadi gel seni yatıralım."
Ben önce bir duş almak istiyorum anneciğim, sonra da uyuyacağım kızlar. Murad, siz de burada beklemeyin lütfen; çok yorgunum. (Kendimi kirlenmiş hissediyorum Suyun altında da epey ağladıktan sonra yatağıma girdim ve yine ağlayarak uykuya daldım.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 134 Okunma |
45 Oy |
0 Takip |
20 Bölümlü Kitap |