32. Bölüm

32. Bölüm: Kıyamet

Mila
yildiztozu

 

 

"Her şey göründüğü gibi olsaydı, eline aldığın deniz suyu mavi olurdu."

 

-George Orwell

 

Bir kabusun içindeyim galiba ben.

Evet evet kesinlikle kabustu bu.

Lütfen kabus olsun bu olanlar.

Ama değildi…

Şu anda karşımda Enes bana gülümseyerek bakıyordu. Ona da kaşları çatık bir şekilde bakan Can ve abim vardı. Şaşkınlığımı yüzümden silip boğazımı temizleyip gülümsedim.

"Enes... Senin ne işin var burada?" Dakikalar sonra dudaklarımın bağı çözülmüş, konuşabilmiştim.

"Artık burada yaşayacağım, otelde Eskişehir'de yaşadığını söylemiştin." Demez olaydım.

Ya yaşayacak başka yer mi bulamadın!

Oğlum hadi geldin Eskişehir'e mahallemi nereden buldun!?

"Ah, evet." Diye geveledim. "Doğru söylemiştim." Dilime sokayım.

"Numaran olsaydı arayacaktım. Ama yoktu, Sosyal medyadan da baktım bulamadım. Üstelik otelde de bir daha seni göremedim." Dedi, arkaya dönüp bakamıyordum. Çünkü ya abim ya da Can devreye girecekti.

"Sosyal medyayı çok fazla kullanmıyorum. Otelden ayrılmamızın sebebi de tatilimiz kısaydı o yüzden." Diye açıklama yaptım.

"Anladım, ha bu arada numaranı versene."

Ehe sıçmişko.1

"Numaram mı..." dedim kekeleyerek.

"Ne oluyor? Sen kimsin?" Dedi Can yanımıza gelerek. Korktuğum başıma geldi işte.

Aslında konuşmaya abim girseydi daha kötü olabilirdi. Enes gözlerini benden ayırıp abimlere baktı. Sonra gözlerini Can'a çevirdi.

"Esra, hadi eve." Dedi abim, bana değil Enes'e bakarak söylemişti bunu.

Abim hiçbir zaman kavgacı biri olmamıştı. Ama sinirini bozan kişiyle de çok pis kavga ederdi. Bir keresinde lise arkadaşıyla çok büyük kavga etmişti. Yazın abimle dolaşmaya çıktığımızda arkadaşı bacaklarıma baktığı için kavga etmişti. Çocuğun yanında ki kız da kardeşiydi ve birbirimizi sevmezdik. Ben de hıncımı atayım diye ona dalmıştım.

Hiçte pişman değildim. Yapmasaydım pişman olurdum asıl.

Biz kavga ederken polisler gelmişti ve hepimizi karakola götürmüştü. Bir gün nezarethanede yatmıştık.

Çok kavga etmişliğimiz olmuştu. Babamlar bile artık şaşırmıyordu, çünkü adam artık bizi kurtarmaya gelmemeye başlamıştı. Hiç unutmuyorum bir keresinde Cansu ile parkta otururken bize laf atan erkeklerle kavga etmiştik. Kavgaya daha sonra Emir ve Abim dahil olmuştu.

"Hayır ab-" diyordum ki lafımı kesti.

"Hadi Esra!" Dedi yüksek sesle. Tartışmanın bir anlamı yoktu. İstemeye istemeye başımı salladım, Cansu'yla eve yürümeye başladım.

"Emir?" Dedim durup ona bakarak.

"Gidin Esra, geleceğim az sonra." Dedi Emir'de. Ses çıkarmayarak yürümeye devam ettik. Hilal'ler de evlerine gitmişti.

"Kıyamet kopmasa bari." Dedi Cansu, omuzumu kaldırıp indirdim, onu abimlerin bizi göremeyeceği bir yere çektim.

"Bırak kız, çıkarsa çıksın. Hem güzel olur bize de eğlence çıkar." Dediğimde Cansu kıkırdadı.

"Kavgadan mı besleniyorsun?"

"Abimlerin kavgası çok heyecanlı oluyor."

"Keşke çekirdek falan olsaydı."

"Sen kimsin?" Diye sordu Enes. Kafamı geri onlara çevirdim.

"Ben bu mahallenin abisi sayılırım, birader. Ne vardı?" Dediğini duydum Can'ın.

Obaaa mahalle abisi dendiğine göre olay büyüyecekti.

Bir süre konuştular, Enes'le Can ha kavga etti ha edeceklerdi ta ki Semih'in Can'la Enes'in arasına girene kadar. Somurttum.

"Öf Semih! Niye giriyorsun ki aralarına!" Dedim somurtarak.

Can Enes'e ters bir bakış atıp Semih'lerin yanından ayrıldı.

"Can nere-" diye ileriye atıldığımda Cansu omuzumdan geriye çekip eliyle ağzımı kapattı.

"Sus kızım! Özgür'ler fark edecek, mal!" Dediğinde ses çıkarmadım. Elini ağzımdan çekti. Abimlere görünmeden kenardan kenardan hızlıca saklandığımız yerden çıkıp eve koşturduk.

Kapıyı açıp içeriye girdik. Annemler çoktan uyumuştu. Salona geçip oturduk, bir kaç dakika sonra abimle Emir geldi.

"Ne oldu?" Diye anlamazdan gelerek sordum.

Cansu 'Sanki bilmiyorsun salak.' der gibi bakıyordu, umursamadım.

"Bir şey olmadı güzelim, merak etme." Dedi abim, başımdan öperek. Az önceye göre sakindi.

"Hadi be!" Dedi Cansu mutsuzlukla, "Kavga çıkar diye bekliyordum."

"Niye kızım kavgacı mıyız biz?" diye sordu Emir.

"Evet?" Dedi anında Cansu. Abim ve Emir milli hareketleri olan o göz devirmeyi yaptı.

"Hadi artık uyuyalım yarın okul var." Dedi Cansu, başımı sallayıp odama çıktım. Temiz kıyafet alıp duşa girdim.

Yarım saatlik ılık bir duş sonrası odama geçmiştim. Pijamalarımı giyip saçımı kuruttum ve kendimi yatağıma atıp uyumaya çalıştım.

 

✨😁

"İşte böyle Emirciğim, o kızı Hilal'ler de sevmiyor zaten." Dedim, bir saattir Emir ile dedikodu yapıyorduk, eve dönerken Ada önümüzden geçtiğinde Emir kim olduğunu sormuştu ben de ona her şeyi tek tek anlatmıştım.

"Kıza bak ben de sessiz sedasız bir şey sanıyorum." Dedi çekirdeğini çitlerken.

"Ya ya," dedim alayla avucunda tutmuş olduğu çekirdekten aldım, "Sessiz görünebilir ama o sessizliğin altında neler çevirdi neler. Ayrıca sessiz olandan korkacaksın."

"Ne yapıyorsunuz siz?" Dedi abim yanımıza gelerek.

"Hiç abiş, Emir ile dedikodu yapıyoruz." Dediğimde tekli berjer'e oturdu. "Senin bugün okulun yok muydu?"

"Dersim akşam 16:00'da başlayacak, 19:00'da bitecek." Başımı salladım. Bir süre sonra odama çıktım.

Can'la bugün hiç konuşmamıştık ve ben onu özlemiştim o yüzden görüntülü arayacaktım. Bir iki çalışta açıldı.

"Sev-" Lafım yarım kaldı.

Can karşımda yarı çıplaktı! Hızla gözlerimi kapattım.

"Can bu halin ne! Niye çıplaksın." Diye bağırdığımda güldü.

"Spordayım çünkü yavrum. Sen arayınca açmamazlık yapamazdım." Gözlerimi açtığımda yüzünü havluyla siliyordu.

"Rica ediyorum kamerayı yüzünü göreceğim şekilde tutar mısın!" Dediğimde kamerayı kaldırdı.

"Oldu mu?"

"Oldu oldu. Ne yapıyorsun?" Diye sordum yatağıma oturarak.

"İyiyim güzelim, sen nasılsın? Nasıl geçti günün?"

"Normal, sıkıcıydı." Diye mırıldandım, "Neyine yapıyorsun zaten bir sürü kasların var." Diye fısıldadım. Nasıl duymuştu anlamamıştım ama büyükçe bir kahkaha attı.

"Sen benim kaslarıma mı bakıyorsun?" Dehşetle gözlerim büyüdü.

Yalan yok bakıyorum. Ama bunu söyleyip benimle alay etmesine izin veremezdim.

"Ne alaka be! Ne bakacağım kaslarına!" Diye carladığımda sırıttı. "Hem ne dedim ben sana! Yüzüne tut kamerayı! Günaha gireceğim senin yüzünden!"

Allah'ım gördüm, dokunmayı da nasip et.

"Bilmem, ha bakmak istersen söylemen yeterli." Dedi göz kırparak.

"Can yemin ediyorum seni öldürürüm! Siktir git sporuna! Kapat!" Dediğimde tekrar büyük bir kahkaha attı.

"Tamam tamam kızma şaka yapıyorum." Gözlerimi devirdim.

Aklıma gelen şeyle, "Lan orada karşı cinsten biri var mı!"

"Karşı cins mi?" Dedi anlamayarak.

"Kız diyorum! Dişi diyorum! Var mı lan!"

Etrafına baktı, "Var niye sordun?" Hala anlamamıştı!

"Sen kızlarla mı spor yapıyorsun! Derhal oradan çıkıyorsun! Hemen!"

"Esra güzelim saçmalama." Dedi göz devirerek, "Kıskançlığın yersiz." Tek kaşım havalandı.

"Yersiz mi? Geçen gün Enes benimle konuşunca köpürdün!"

Ben öyle deyince bir durdu, "O başka bu başka."

"Nesi başkaymış? Çıkıyor musun oradan şimdi?"

"Hayır daha sporum bitmedi," İnat mı ediyorsun sen? Tamam!

"İyi ben de Enes'le buluşacağım, sana iyi sporlar." Dediğimde kaşları çatıldı.

"Esra bak gebertirim o iti! Sakın!" Öyle değil böyle kıskandırılır Can efendi.

"Beni hiç ilgilendirmez, ya oradan çıkarsın ya da ben Enes'le buluşurum! Hadi bay!" Deyip kapattım.

Oh olsun sana! Sen git bir sürü kızın olduğu yerde üstünde hiçbir şey yokken spor yap!

"Gelmiş koskonçloğon yorsoz gozolom diyor! Akılsız!" Diye söyleniyordum.

Ben sevgilime güveniyorum, çevreye güvenmiyorum.

Taş gibi çocuğu kapmak için neler yapmazlardı!

Bırakır mıydım be onlara yakışıklı çocuğu! HAYIR!

Söylene söylene odamda volta atıp durdum. Bir saatin sonunda aşağıdan Emir seslenince aşağıya indim. Hala söyleniyordum. Kapıda Enes duruyordu.

Bu niye geldi lan şimdi?

"Enes? Hoş geldin, merhaba." Dedim kendimi toparlayarak.

"Merhaba Esra, müsait misiniz?" Diye sorunca kenara çekildim.

"Tabi gel." Dediğimde montumu çıkarıp içeri geçti. Abimle göz göze gelince başıyla selam verdi.

"Merhaba, hoş geldin." Dedi abim mesafeli sesiyle.

"Hoş buldum." Dedi Enes.

Yanıma ne zaman geldiğini bilmediğim Cansu koluma dokunma yerimden sıçradım. İkimizde ayakta dikiliyorduk.

"Ne oluyor kızım? Enes ne alaka?" Diye fısıldayınca bilmiyorum der gibi dudak büzdüm. Beni mutfağa çekti. Allah'tan annem evde değildi.

"Allah'ım daha bir saat önce Can'ın kaslı vücudunu gördüm şimdi evimde Enes var!" Diye yakındığımda Cansu'nun gözleri irileşti.

"NE!" Dedi bağırarak. Hemen ağzını kapattı. "Ne! Sen Can'ı çıplak mı gördün!"

"Ya öyle değil!" Dedim hemen, "Görüntülü aradığımda spordaymış ben de görünce şaşırdım!" Kaşlarım çatıldı, "Hatunların olduğu spor salonunda! Ve üstünde hiçbir şey yoktu!"

"NE!" Dedi bir kez daha.

"Ya ağlayacağım şimdi!" Dedim ağlamaklı sesimle. "Niye böyle oluyor! Şansıma tüküreyim ben ya!"

"İyi ki Can yok, burada olsaydı ayıkla pirincin taşını!" Dedi arkasına yaslanarak.

Bir saniye sonra zil çaldığında Cansu ile bakıştık. Eliyle ağzını kapattı.

"Senin ben şom ağzına sokayım Cansu! Çenen tutulsun!" Hızlı adımlarla kapıya gittiğimde Can'ın olmamasını dua ediyordum kapıyı açtığımda tüm dualarımın boşuna olduğunu gördüm.

Lan bugün niye hiçbir şeyim rast gitmiyor!

CAN ŞU AN KARŞIMDAYDI!

Tekrar ediyorum.

Can. Şu an. Karşımda. Duruyordu.

Yanında Mert'ler de vardı!

Yüzlerine artık nasıl bakıyorsam kaşlarını çattılar.

"Esra'cık çekilsene kapının önünden kızım? Geçelim içeriye götüm dondu!" Dediğinde Akgün kendime gelip kenara çekildim. İçeri geçtiler, sona Can kaldı.

"Buluştun mu o kıl kuyrukla?" Diye sordu.

"Sana ne?" Dedim tersçe.

"Esra, güzelim, sevgilim, yavrum! Kudurtma beni!"

"Hoşt ulan! Git başka yerde kudur!" Dedim uzaklaşarak.

"Tamam bir daha gitmeyeceğim salona, trip atma." Dedi yumuşak bir sesle.

"Söz mü?"

"Söz vallahi de söz," dedi hemen, gülümsedim sonra aklıma gelen şeyle gülümsemem soldu.

"Can, benim bir şey söylemem gerekiyor." Diye mırıldandım.

"Ne oldu?"

"Bak şimdi içeride göreceklerinle benim alakam yok tamam mı? Sakin ol."

"Ne oluyor çilli? Bir sakinleş kim var içeride?"

"İçeri gir görürsün." Dediğimde montunu asıp içeriye girdi.

"Allah'ım sen yardım et," diye sızlandım. Can'ın arkasından gittiğimde dehşetle herkese bakmaya başladım. Herkes birbirine bakıyordu.

"Hoş geldiniz." Dedi Emir Can'lara.

"Selamünaleyküm." Dedi Semih.

"Aleykümselam." Dedi abim. Korkuyla etrafa bakıyordum. Can çatık kaşlarla Enes'e bakıyordu.

"Kıyamet kopmasa bari." Diye fısıldadı Akgün, başıma salladım.

Etrafta ölüm sessizliği vardı.

"Eee ne içersiniz! Çay! Çay olur bence! Evet evet! Çay olur!" Dedim kimsenin bir şey demesine izin vermeden de, koşar adım mutfağa girdim.

"Ne oldu!" Dedi Cansu.

"Bittik bittik! Salonda ölüm sessizliği var! Herkes birbirine bakıyor!" Dedim. Kalbim korkuyla çarpıyordu.

Arkamdan Can'da gelmişti. Çatık kaşlarla bana bakıyordu.

"Ben içeriye gideyim!" Dedi Cansu, koşar adım kaçtı.

"Senin arkadaşlığına tüküreyim Cansu!" Dedim fısıldayarak. Yolacaktım o sarı saçlarını Can'a döndüm. Gülümsemeye çalıştım.

"Can, sevgilim, bir tanem, ömrüm bir sakinleş…" diyordum ki lafımı kesti.

"Bunun evde ne işi var lan!?" Dediğinde sıçradım.

"Valla bilmiyorum! Birden çıktı geldi!" Dedim hemen.

"Lan ben buna dalarım! Puşt yüzüme gıcık gıcık bakıyor! Esra bana sağdan soldan geliyorlar!" Diye haykırdığında koşarak kapıyı kapattım.

"Sus! Bağırma! Bir sakin ol!"

"Hala sakin ol diyorsun bana! Ne işi var lan evde bunun!"

"Ya dedim ya!" Dedim ağlamaklı bir sesle "Birden geldi! Ben de anlamadım!"

"Esra! Nerede kaldı kızım çaylar!" Diye içeriden bağıran abimle hızla bardakları tepsiye dizdim ve çayları koymaya başlıyorum.

"Bana bak ona çay koyma!" Dedi yanıma gelen Can.

"Saçmalama Can! Olmaz öyle! Ayıp!" Dedim şaşkınlıkla.

"Başlarım ayıbına! Delirtme beni Esra!"

"Öf sus!" Dedim, tepsiyi aldım ve yanından geçip mutfaktan çıktım.

"Afiyet olsun herkese." Dedim gülümsemeye çalışarak, Can salona gelip oturdu.

BİR SAAT SONRA:

Evde kan çıkmasına az kalmıştı. Enes benimle konuşmaya çalışıyor Can öfkeyle garip sesler çıkarınca Enes'in lafı yarı da kalıyordu.

Can bir şey yapmasa abim değişik şeyler yapıp Enes'in lafını kesiyordu.

"Aslında ben seninle bir şey konuşmaya gelmiştim." Dedi Enes dakikalar sonra. Abimler de bizi dinlemeye başladı.

Çayımı yuttum, "Bir problem mi var?"

"Aslında ben dışarı çıkalım mı demeye gelmiştim. Hem sohbet ederiz." Dediğinde tam ağzımı açmıştım ki başka biri konuştu.

"Bu kadarı fazla ama!" Dedi Can ve kalktığı gibi Enes'e yumruğu indirdi. Ortalık birden karıştı.

"AY BİR DURUN!" Desemde durmadılar.

Abim Can'ı kenara çekip kendisi bir yumruk attı.

"YA ABİ!"

"ÖZGÜR DUR!" Dedi Cansu.

"Lan sen hayırdır! Tutmayın lan beni ALLAHHH!"

"ABİ BİR DURUN! LAN KİME DİYORUM!" Araya girip ayırmaya çalışıyorduk.

"Mert bir şey yap!" Dedi Cansu.

"Ne yapayım! Ayrılmıyorlar! Japon yapıştırıcısı gibi birbirlerine yapıştılar!" Diye cevap verdi.

"Can bir dur birader! Özgür dur lan!" Abim bir yandan Can bir yandan Enes'i yumruk manyağı yapıyordu.

"Akgün! Bir şey yap sen de."

Akgün, "Dövüşmen guzum!" Dediğinde ona öfkeyle baktım.

"YAAA YETER!" Diye çığlık attığımda herkes durdu. Semih Enes'i dışarı çıkardı.

"Deli misiniz siz! Napıyorsunuz!" Dedim yüksek sesle.

"O ses senden mi çıktı lan?" Dedi Akgün şaşkınlıkla, cevap vermedim.

"Esra herif numaranı istedi! Dalmayıp ne yapacaktım!"

"Bir dakika ya sen niye daldın çocuğa!" Diye sorduğunda abim, Can ona döndü.

"ESRA SEVGİLİM ÇÜNKÜ LAN!" Diye haykırdığında abim dondu.

"Ananı sikeyim!" Dedi Mert.

"Siktir! Adama inme indi! Özgür iyi misin?" Dedi Semih, omzundan tutup sarstı.

Bir kaç saniye sonra bu sefer Can'ın yüzüne bir yumruk indi.

"Ne diyorsun lan!" Abim Can'ın üzerine çıkıp yumruk atmaya başladı. Yine çığlık atıp aralarına girmeye çalıştım.

"Ay abi dur!" Dedim abimi ayırmaya çalışarak ama beceremedim. Ben dahil diğerleri de ayırmaya çalışıyordu.

"Lan nasıl Esra ile sevgilisin!" Abim yumruk atmayı bırakmış ellerini Can'ın boynuna dolayıp boğmaya başlamıştı.

"Özgür dur lan!" Dedi Semih.

"Abi dur!" Emir'e baktığımda koltukta oturuyordu.

"LAN EMİR YARDIM ETSENE!" Diye bağırdım.

"Kusura bakma Esra, abin o kargaşada yüzüme yumruk atar bunu göze alamam." Dediğinde öfkeyle önüme döndüm. Akgün bir bu iki! Kapı çalınca Emir kapıyı açmaya gitti, bir saniye sonra Hilal'ler içeriye girdi. Kargaşayı görünce durdular.

"Noluyor lan?" Dedi Ceren şaşkınlıkla.

"ÖZGÜR! Ne oluyor!" Dedi Hilal ama abim duymadı. Hilal bana baktı.

"Sizi mi öğrendi?" Dedi başımı salladım.

"EVET!" Diye haykırdım.

"ÖZGÜR DUR!" Dedi tekrar Hilal.

"Lan Özgür dur lan! Herifin içinde nasıl bir güç çıktı!" Dedi Akgün çekmeye çalışırken.

"Ay çocuğumu öldürecek! ABİ DUR!" Dedim. Sızlanarak. Duymadı.

"Lan sen benim kardeşime yan gözle mi baktın pezevenk!" Can'ın yüzü morarmaya başlamıştı.

"Abi çocuğu öldüreceksin dur!" Dedim ağlamaklı sesimle.

"Özgür dur bir açıklısın!" Deyince Mert abim durup Can'ın üzerinden kalkarak bana baktı.

"Lan ne diyor bu puşt!" Dediğinde hıçkırdım.

"Abi doğru söylüyor bir dur açıklayalım."

"Lan delirtecek misin beni kızım!"

"Özgür bir dur!"

"Tamam lan açıklayın! Hadi!" Deyip koltuğa oturdu. Can'ı kaldırdım.

"İyi misin?" Dedim korkuyla, öksürerek başını salladı.

"İyi iyi, dua etsin öldürmedim."

Herkes sakinleştiğinde oturup anlatmaya başladık. Abim öfkeyle bizi dinliyordu.

"Ulan neler olmuş! Geberticem oğlum seni!" Deyip oturduğu kalktığında Mert onu geri oturttu.

"Dur lan bir!"

"Kızım senin yaşın kaç başın kaç! Sevgili ne demek lan!"

"Abi bir dur ya! Daha önce de sevgilim oldu benim!"

"Sus! Ayrılacaksınız siz! Bitecek bu ilişki!"

"Özgür bak Esra'nın hatırına bir şey yapmadım valla uçarım sana burdan!" Dedi Can öfkeyle. Ayağa kalkacakken onu tutup oturttum.

"Sus! Gebertirim bu sefer seni!" Dedi abim.

"Abi delirtme beni." Dedim öfkeyle.

"LAN ASIL SEN DELİRTME ADAMI!"

"DELİR BE ALLAH ALLAH!" Diye bağırdım. "İster delir! İster delirme! Biz ayrılmayacağız! Buna karışamazsın!"

"Allah'ım sen bana sabır ver!" Dedi eliyle yüzünü kapatarak.

"Özgür mağarada mı yaşıyorsun? Kaçıncı yüzyıldayız?" Dedi Cansu.

Abim cevap verecekken hilal konuştu, "Özgür sus! Esra haklı."

"Ya Hilal! Kardeşimle Can!" Diye itiraz edecekken Hilal lafını kesti.

"Olabilir Özgür! Sevmişler birbirlerini karışma!"

Abim sakinleştiğinde Can'ın yüzüne baktım. Kaşı patlamıştı, sağ yanağı hafif kızarmıştı.

"Çocuğun yüzüne bak! Nasıl vurmuşsun abi!" Dedim öfkeyle.

"Dua etsin çenesini kırmadım!" Sinirle gözlerimi devirdim.

"Bana bakın gözümün önünde birbirinize çok yaklaşmayın! Konuşacağız bu konuyu senle Esra!" Dedi, ayağa kalkıp banyoya gitti.

"İyi misin?" Dedim Can'a.

"Kuş gibi oldum biliyor musun, sonunda söyledik ya rahatladım." Dediğinde kendimi tutamadım ve güldüm.

Geçen dakikalar sonunda herkes evine gitmişti. Can'a sarılacakken abim gelip beni geriye çekmişti ve kapıyı suratına kapatmıştı. Abime kötü kötü baksamda o beni umursamamıştı.

Akşam yemeğinde abimin bana ters ters bakmıştı. Masanın altından ayağına vurunca bakışlarını düzeltmişti. Yemekten sonra odama geçmiştim, yatağıma yatıp olanları düşündüm.

"Ne yaşadım lan ben?" Kapı açılınca gelen kişiye baktım. Cansu'ydu.

"Kanka biz ne yaşadık?" Diye sordu.

"İnanır mısın bende kendime bu soruyu soruyorum." Yanıma gelip oturdu.

"Can'ı boğmaya çalışmasını aşamıyorum. Çok komikti." Dediğinde gülmeye başlamıştı.

"Ya ya!" Dedim homurdanarak, "Çocuğu pancara çevirdi! Görmedin mi mosmor oldu."

"Valla ya, bir an korktum kesin Can'ı öldürecek diye."

"Neyseki ucuz atlattık." Dedim, başını salladı yataktan kalktı.

"Hadi sana iyi geceler kuzum, tatlı rüyalar." Dedi yanağıma öpücük kondurup odamdan çıktı. Bende ışığımı kapattım.

Bölüm sonuuuuu:D Bir sonraki bölümde görüşmek üzere. 🤍🕊️

Bölüm : 31.01.2025 11:03 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...