97. Bölüm

Bölüm 97

Lotus
a_lotus_1

Hayatın sillesini yiyen biri tekrar nasıl dimdik ayakta durabilirdi ki.. Tekrar nasıl hayata sevgi dolu bakar ve gülerdi? Gözlerinin çevresi ağlamaktan kızarmış ve akan burnunu çeken Zilan'ı nasıl teselli edeceğimi bile bilmiyordum. Elindeki peçeteye burnunu silip gözlerini bana çevirmişti. "Benimle evlenmesi bir hataymış." dediğin de sesi titremişti. İçimde oluşan öfke ve acı birbirine karışırken nefesimi verdim. "Bunu şimdi mi anlamış? Daha siz evleneli ne kadar oldu ki?" diye sordum. Çantasından bir kağıt çıkarıp masanın üstüne koyduğun da gözlerindeki yaşlar yanaklarından süzülmüştü. Kağıda gözlerim kaydı ve üzerindeki siyah harflere acıyla baktım. «Boşanma Evrakı» yazan harfler bir tokat gibi yüzüme çarpmıştı. Zilan'ın hıçkırıkları odayı doldururken ayağa kalkıp yanına oturdum ve ona sarıldım. "Rojin ben şimdi ne yapacağım?" diye sorduğun da ne diyeceğimi bilemedim.

 

Kürşad bir kaç hafta evli kaldığı bu evliliğin bir hata olduğunu anlamış ve Zilan'dan boşanmaya karar vermişti. Zilan'da gideceği bir yeri olmadığı için bize gelmişti. Boran evde değildi ve bu gerçekle tek başıma yüzleşmek zorundaydım. "Sen üzülme hatasını anlayacaktır." dedim. Burnunu çekip bana bakmış "Onun tek hatası düşünmeden benimle hemen evlenmek oldu." dedi.

 

Masanın üzerinde duran çaylarımız buz gibi olduğunda ayağa kalktım ve çaylarımızı tazeledim. Tekrar eski yerime geçip oturunca Zilan eline çay bardağını alıp "Aslında bir yönden haklı. Hemen evlenmek belki de bir hataydı." dedi ve elindeki bardaktan bir yudum içti. Bende elime bardağımı alıp çayımdan içtim. Sıcak sıvı boğazımdan geçip gitmişti. "Dünyanın sonu değil. Eminim seni bıraktığı için pişman olacaktır." dedim. Elindeki bardağı masaya bırakıp ayağa kalktığın da kağıdı çantasına koydu. "Artık umurumda değil. Demek ki böyle olması gerekiyormuş." dedi ve dudaklarına acı bir tebessüm kondurdu.

 

Zilan eskiden kaldığı odaya doğru giderken elindeki valizini de arkasından sürüklemişti. Hayat bazılarına hiç adil davranmıyordu. En çok mutluluğu hakeden belki de oydu ama şuan mutsuzluğu dibine kadar yaşıyordu. Kürşad bu kadar erken evlendiği için pişman olmuş ve Zilan'dan ayrılmıştı. Hiç vakit kaybetmeden eline boşanma evrakını da vermişti. Belki de başta onları evlendirerek bir hata yapmıştık.

 

***

Odam da üzerimi değiştirdiğim sırada kapı hışımla açılmış ve içeriye giren Boran burnundan nefesini vermişti. "Bunlar evliliği çocuk oyuncağı mı sanıyor?" dedi. Elindeki ceketi yatağın üstüne atıp bana dönmüştü. "Kürşad'tan da böyle bir şey beklerdim." dedi. Boynundaki kravatı da çıkarıp onu da ceketinin yanına atmıştı. "Bir sakin olur musun?" dedim ve üzerimdeki kıyafetlerimi düzeltip onun yanına gittim. "Nasıl sakin olayım ya nasıl?" diye sorduğun da nefesini burnundan verdi. "Onları hemen evlendirmekle hata yaptık. Daha birbirlerini tam olarak tanıyamadılar." dediğim de "Bizde evlendiğimiz de birbirimizi tanımıyorduk." demişti.

 

Haklıydı aslında Boran'la birbirimizi tanımadan evlenmiştik ve zamanla birbirimize alışmıştık. "Zilan nerede?" diye sorduğunda ona baktım. "Odasında bütün gün ağladı." dedim ve yatağın üstünde duran ceketi ve kravatı askıya astım. Boran gömleğinin düğmelerini çözerken "Kürşad'ta en ufak bir üzüntü bile yoktu." demişti. Gömleğini çıkarıp bana verdiğin de göz göze gelmiştik. Dolaptan kendine asker yeşili bir tşört ve siyah kot pantolon çıkarmıştı. Geçip yatağın üstüne oturup ona baktım. Boran üzerindeki kumaş pantolonu çıkarıp yatağın üstüne attı. Dolaptan çıkardığı kıyafetlerini giyerken hiç konuşmadı. Üzerini giyindikten sonra bana baktı. "Hadi yemeğe inelim ben acıktım." demiş ve beni beklemeden odadan çıkmıştı. Yatağın üstünde duran pantolonla gömleği banyodaki kirli sepetine atıp bende odadan çıkmıştım.

 

Mutfağa girdiğim de Zilan'la Boran'ı mutfak masasın da otururken gördüm. "Şimdi daha iyi misin?" diye sorup Zilan'a baktığım da önce Boran'a bakmış ardından bakışlarını bana çevirmişti. "Evet iyiyim neden kötü olayım ki? Hem dediğin gibi dünyanın sonu değil." demiş ve kalkıp ocağın üzerindeki tencereyi masaya koymuştu. "İyi olmana sevindim." dedim. Gerçi bu kadar kısa süre de iyi olacağını hiç tahmin etmiyordum. Boran'a gözlerim kaydığın da önündeki kağıda bakıyordu. "Şaka gibi Kürşad senden bir an önce kurtulmak istiyor sanırım." demiş ve Zilan'a bakmıştı. Parmakları kağıdın üzerinde gidip geliyordu. "Ne istiyorsan verecekmiş." dediğin de gözleri benimle buluştu.

 

Dolaptan çıkardığım tabakları sofraya dizmeye başlamıştım. Boran kağıttakileri tek tek okumaya başladığın da bir yandan pür dikkat onu dinliyordum. "Kürşad boşanmayı anlaşılan kafasına koymuş." dedim. Çatal ve bıçaklar da masadaki yerlerini alırken gözlerim Boran'a kaydı. "Evet ve bir pürüz çıksın istemiyor orası kesin." diye dalga geçer gibi konuşmuştu. "Ben ondan hiç bir şey istemiyorum." diyen Zilan masaya oturduğun da ikimiz de ona baktık. "Eline fırsat geçmiş istersen her şeyini alırsın." diyen Boran'a şaşırmış bir şekilde bakıyordum. Zilan onu duymamış gibi yemeğini yemeğe başlamıştı. Boran'da elindeki kağıdı kenara koyup tabağına doldurduğum yemeği yemeye başladı. "Çocuklar nerede?" diye sorduğun da tencerenin kapağını kapatıp yerime oturdum. "Onlar çoktan yedi ve yattılar." dedim. Başını sallayıp sepetten bir dilim ekmek almıştı.

 

***

 

Odada ölüm sessizliği hakimdi ve kimseden ses çıkmıyordu. Kürşad bize gelmişti ve şuan karşımda oturuyordu. "Gerçekten boşanmak istiyor musun?" diye soran Boran'a bakıp "Evet istiyorum zaten evlenmemiz bir hataydı." dediğin de "O zaman benimle neden evlendin? Hayallerimi yıktın." diyen Zilan gözlerindeki yaşları sildi. "Kusura bakma böyle olmasını istemezdim." dedi ve ayağa kalktı. "Sana ne istersen vereceğim." dedi. "Ben bir şey istemiyorum." diyen Zilan odadan çıkmıştı. "Bende gideyim iyi akşamlar." diyen ve odadan çıkan Kürşad'ta gidince yine etraf sessizliğe büründü.

 

"Bir an önce boşanacaklar yapacak bir şey yok." diyen Boran'a baktım. "Haklısın belki de böyle olması daha iyi olur ikisi içinde." dedim. Boran yanıma gelip oturmuş ve beni kendine çekmişti. "Evlenmek kadar boşanmakta doğal bir şey." demişti. Aslında haklıydı bu onların kararıydı ve bizim bir şey söylemeye hakkımız yoktu. "Hadi bizde gidip yatalım." dedi ve ayağa kalktı. Bende ayağa kalkıp onun arkasından yukarı çıktım. Boran'la yatak odasına girdiğimiz de kapıyı kapatmıştı. "Sen nasılsın hiç konuşamadık." diye sormuştu. "İyiyim bugün baya bir satış yaptık." dedim ve üzerimdeki kıyafetleri çıkarmaya başladım.

 

Ben geceliğimi giyerken Boran'da üstünü değiştirmeye başlamıştı. "Güzel senin adına sevindim." dedi. Yatağın yanına gidip örtünün altına girdim. Işığı kapatıp o da yatağa girmişti. "Bende çok yoruldum. Şirkette işler hiç iyi gitmiyor." dediğin de ona döndüm. Bir şey demek için ağzımı açtığım da o benden önce davranmıştı. "Sanırım iflas edeceğiz." dediği zaman gözlerim kocaman oldu. "Sen ciddi misin?" diye sordum. İçimde oluşan gelecek kaygısı huzursuz hissetmemi sağlamıştı. "Maalesef." dediğin de sesindeki tını hiç hoşuma gitmemişti. "Peki şimdi ne yapacağız?" diye sordum. Alacağım cevaptan ne kadar korksam da sonucu merak ediyordum. "Sen kafana takma ben bir şekilde şirketi yeniden ayağa kaldırırım." deyip beni kendine çekip başımın üstüne öpücük kondurdu.

 

İçimdeki huzursuzluk bir çığ gibi büyüyüp nefes almamı zorlaştırmıştı. "Bunu nasıl yapacaksın?" diye sordum. Boran nefesini sesli bir şekilde verip sırtını yatak başlığına dayadı. "Yeni bir ortak bulacağım." dedi. Yavaş yavaş iflasa sürüklenmiştik ve benim bundan şimdi haberim oluyordu. Ama Boran bir şekilde yine her şeyin üstesinden gelecekti. Buna inanmaktan başka çarem yoktu. Aklıma gelen fikirle ona döndüm. "İstersen butiği satalım." dedim. Elindeki paketten bir sigara çıkarıp yakmış ardından bana bakmıştı. "Böyle bir şey olmayacak. Sen kafana takma ben halledeceğim." dedi ve sigarayı tekrar ağzına yerleştirdi.

Bölüm : 02.04.2026 23:18 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...