@fatmadogu : Şiir severler için mısralar paylaşacağım. Birlikte istifade edelim
Okuma 1
Oy 0
Yorum 0
Tarih 44sn önce
@fatmadogu : Şiir severler için mısralar paylaşacağım. Birlikte istifade edelim
Okuma 1
Oy 0
Yorum 0
Tarih 44sn önce
@magiylendro : Sizce kitap karakteri kendini uçurumdan atsa ve ardında bebeğini bıraksa nasıl olur ...
Okuma 11
Oy 0
Yorum 4
Tarih 3dk önce
@kitapsever4734 : Kitabıma göz atarmisiniz 🥺
Okuma 3
Oy 2
Yorum 2
Tarih 3dk önce
@alya_dua : Susuyorum kalbim konuşsun birazda
Okuma 4
Oy 0
Yorum 0
Tarih 3dk önce
@ecrinnurdmrt : Her yara başka bir zaferin kapısını aralar, gökyüzünde veda eden savaşçının karada yazdığı destanlar
Okuma 3
Oy 2
Yorum 1
Tarih 4dk önce
@melyy_krn : Merhabalar
Okuma 1
Oy 1
Yorum 0
Tarih 5dk önce
@yaren_yasar11 : İSYAN EDİYOM YETER LASJDSA
Okuma 10
Oy 4
Yorum 5
Tarih 5dk önce
@shesaidhello : | Sanırım bu gece ruhuma veda ettim. Sanırım arkamızdaki dokunuşu kaybettim. | -HT✨🕯️
Okuma 4
Oy 4
Yorum 2
Tarih 7dk önce
@killlll9 : Hislerimiz Bile Bize Düşman`a yeni bölüm geldi oy ve yorumlarınızı bekliyorum lütfen 🥺💝💐💐💐
Okuma 0
Oy 0
Yorum 0
Tarih 7dk önce
@beyzaak._ : Gecenin sözü!!!!!!! İyi geceler minik kuşlarım
Okuma 1
Oy 1
Yorum 0
Tarih 8dk önce
@poncikss1234 : Yaşım kaç olursa olsun bime gelen kalemleri koşarak alacağımmmm, üzgünüm kızlar...
Okuma 12
Oy 2
Yorum 13
Tarih 10dk önce
@yazsonn : Dünya aldatıcı bir tüccardır.
Okuma 6
Oy 2
Yorum 3
Tarih 11dk önce
@yildizlarindususu : Ne kadından mafya mı olur diyenler için gelsin
Okuma 3
Oy 0
Yorum 2
Tarih 11dk önce
@fatmadogu : Ayın boynu bükük, neden?
Neden bulanık hep suyum? (Ali LİDAR)
Okuma 1
Oy 0
Yorum 0
Tarih 12dk önce
@ruviqk_ : beyler biri bana söyler mi
Okuma 18
Oy 2
Yorum 16
Tarih 13dk önce
Tamamlanmış Kitaplar
Keyifle okuyacağınız kitaplara gözatın
KASIMDA AŞK BAŞKADIR
Okuma 7.26k
Oy 481
Bölüm 20
Yorum 60
Tamamlandı
Kasım seni bana getirdi, Kasımda aşk başkadır.
Gökalp&Güzce
Kasım seni bana getirdi, Kasımda aşk başkadır.
Gökalp&Güzce
Okuma 7.26k
Oy 481
Bölüm 20
Yorum 60
2 hırslı tim. Ateş Timi ve Hayat Timi
ATEŞ TİMİ
Yüzbaşı Dura Alev Soyuşen (Bursa)
Üsteğmen Toprak Akçay (Hatay)
Üsteğmen Asu Ateş (Şırnak)
Üsteğmen Uraz Aziz (Yalova)
Asteğmen Deren Aktay (Van)
Asteğmen Gökçe Karan (İzmir)
Asteğmen Aydan Kaya (Kayseri)
Asteğmen Çağrı Ardil ( Hakkari)
HAYAT TİMİ
Binbaşı Kağan Efe Akkaya (Yalova)
Yüzbaşı Aybars Kartal (Sinop)
Üsteğmen Karmen Aday (Bitlis)
Üsteğmen Çağın Kaleli (Trabzon)
Üsteğmen Gökçen Acar (Mardin)
Asteğmen Kayra Bayraktar (İzmir)
Asteğmen Pırıl Pusat (Hakkari)
Asteğmen Ulaş Ezer (Urfa)
Ve iki timinde gözetimini yapan
Albay Serhat Dursun (Rize)
DÜŞMANLAR
Ahsen Duran
Zeynep Karahan
Demir Baran
Aras Karakaya
Ayşen Uçar
Vural Karsu
Vedat Çevik
Umut Akyürek
Avşin Aksoylu
Yaser Karalev
Emir Kayan
Asena Er
2 timinde birleşmesi üzerine yaşanılan olaylar.
2 Tim 1 albay 12 düşman bakalım yeni kitapta bizi nasıl şeyler bekliyor. Yine benle Işıl beraber yazacağız
Okuma 9.77k
Oy 472
Bölüm 26
Yorum 119
Ay`ın doğduğu yerde güller hiçbir zaman solmaz... 🥀
Okuma 394
Oy 75
Bölüm 17
Yorum 0
Texting bir kurgu
Not: Acemi bir dille yazılmıştır.
Okuma 3.53k
Oy 422
Bölüm 11
Yorum 38
Osmanlının ihtişamlı sarayında dehasiyla iz bırakan bir kadın mimarin aşk ve entirika dolu hikayesi...
Okuma 768
Oy 291
Bölüm 18
Yorum 23
.
"Bana itaat edeceksin! Babam parmağındaki yüzüğü taktırmak için babana milyonlar döktü."
Gözlerimi kapatıp yaşları geri göndermeye çalıştım.
"Bunların hiçbirini ben istemedim. Sana asla itaat etmeyeceğim."
"Sen benim tutsağımsın Elmas Arıcı. Bu gördüğün şatafatlı ev, bu dünya, çevrendeki insanlar ve daha nicesi senin kafesin. Ve ben sana bu kafesi bile dar edeceğim."
Okuma 26.73k
Oy 1.32k
Bölüm 37
Yorum 284
Biraz hayat yorduysa ,biraz kırık dökükseniz .Şimdi toparlanıp hayata meydan okumanın zamanı
Kendinizden bir parça bulacağınız sözlerimi okumak isterseniz bu kitabım tam size göre !!
Okuma 2.53k
Oy 1.28k
Bölüm 110
Yorum 85
❗️Şiddet ve kan içerir❗️
Wattpad ve buradan kitabı okuyabilirsiniz.
Ben kim miyim?
Ben Türküm!
Ben Askerim!
Ben Asenayım!
İmkansızı başaran, Ülkesiyle, Atalarıyla gurur duyan bir Türk`üm.
Benim hikayem; ne bir yabancıyla başladı, ne de yolculukla. Benim hikayem savaşla başladı, kanla başladı, öfkeyle başladı.
Ben, Asena Bozkurt. Namı diğer Kızıl Kurt. Eğer bu hikayeyi okuyorsan, duygularını kontrol etmeyi sakın unutma!
Okuma 15.79k
Oy 863
Bölüm 30
Yorum 62
Bu kitap 1985 yılında yaşayan Piraye ve diğer üç gencin naif aşkını anlatıyor.
Ailesini acı bir şekilde kaybeden Piraye Maral amcalarıyla yaşamaya devam eder. Yengelerinin ona kül kedisi gibi davranmalarından artık bunalırken bir de oğullarından biri ile evlendirme isteklerine engel olmak adına pamuk şeker çalarak hırsızlık yapıp hapse girer. Dört duvarın ardının o evden daha güvenli olduğuna inanır.
Kasabaya yumurta satmaya gittiğinde gördüğü ve aklından çıkaramadığı delikanlının ise orada komiser olduğundan ve nezarete pamuk şeker bırakacağından henüz haberi yoktur.
Okuma 42.24k
Oy 4.92k
Bölüm 74
Yorum 631
Hep erkek mi kıza ilk adımı atar? 💗
Okuma 5.57k
Oy 532
Bölüm 16
Yorum 181
Yıllar önce daha onlar çocukken kaderleri yazılmıştı. Aradaki düşmanlık ve söylenen toz pembe bir yalan ayrmıştı onları bambaşka bir hayata sürüklemişti. Ama berdel kararı onları birleştirmişti. İki küçük aşık berdel sonrası kavuşabilecek miydi??
•••
Ve o an Azra`nın gözünden bir damla yaş düştü. Acı içinde dönüp yanındaki adama baktı ve sadece onun duya bileceği şekilde
"Üzerimdeki gelinlik değil benim kefenim Mirhan ağa"
Dedi.
Mirhan da aynı şekilde sadece Azra`nın duya bileceği kısık bir ses ile
"O zaman cehennem`ime hoşgeldin
Azra hanım ağa"
Diye cevap verdi.
•••
Ailesine sürpriz yaparak Şanlıurfa`ya gelen Azra Neva, kendisinin yaptığı sürprizdan daha büyük bir sürpriz ile karşılaşırsa..
Okuma 31.83k
Oy 1.55k
Bölüm 48
Yorum 85
HER GÜN BİR KISIM YAYINDA...
Jenny Hale, ailesinin yeniden taşınmak istemesiyle kendisini Kantoga Kasabası`nda bulmuştu. Bu kasabaya taşınana kadar Kurt Adamlar ile ilgili efsanelere inanmıyordu ve kendisine her defasında bu varlıkların yaşadığını söyleyen arkadaşlarıyla dalga geçmişti. Her zaman dolunay geldiğinde değiştiği söylenen ve insanlar ile beslenen bu varlıkların geçmişte yaşadığına dair bir kanıt olmadığını söyler dururdu.
Genç kız, kasabaya varmasının ardından bu efsanenin gerçekliği ile yüzleştiğinde gördüklerini kimseye söyleyemez. Zaten söylese de ona inanacak kimsenin olmadığını çok iyi bilmektedir.
Peki, kasaba halkı da onun gibi bu varlığın gerçekliğini biliyorsa ve bu zamana kadar onlarla mücadele etmişse? Aradan geçen zaman zarfında genç kıza karşı düşmanlıkları daha da artarken kendilerini tekrardan onunla savaşırken bulurlarsa ne olacaktı?
Kurtuluş kimin ellerindeydi? Jenny`nin kasabaya gelmesi mi laneti tekrar tetiklemişti yoksa lanet hep vardı da insanlar ortadan kalktığını mı sanmıştı? Bunu zaman ve yaşanan olaylar gösterecekti.
Okuma 9.15k
Oy 1.06k
Bölüm 36
Yorum 168
Gulyabânî, Hüseyin Rahmi Gürpınar tarafından yazılan ve 1912 yılında basılan, yazarın karşı olduğu peri, gulyabânî gibi bâtıl inançlarla saf ve nâmuslu insanların nasıl kandırıldığını anlatan ve bilimsel düşünceyi savunan bir kitaptır.
Olayların çoğu o târihte bir köy olan Dudullu`da geçer.
Yazarın vefatının üzerinden yetmiş yıl geçtiği için telif hakkı koruma dışına alınmış eserdir. Bu sebeple ne yazarın, ne varislerinin, ne de herhangi bir yayınevinin hakkı yenilmemiştir.
Kitappad tarafından ilk defa dijital ortamda eksiksiz sunulan bu orijinal halini gönül rahatlığıyla okuyabilirsiniz.
Okuma 372
Oy 63
Bölüm 20
Yorum 2
İlk texting romanım.
Yarı texting de olabilir
Kitap fotoğrafı pinteresten alınmıştır.
Kitabımız 4 aile çocuğunu anlatır. Kitabın daha içine girersekse 2 kişi olur. Bakalım nasıl bir texting romanımız ortaya çıkacak??!
Okuma 983
Oy 136
Bölüm 15
Yorum 83
Arka Kapak Yazısı:
Hani, kendinize güvenmediğiniz veya çekindiğiniz an, biri arkanızdan size, "Hadi yürü! Çekinme!" der ya? İşte öyle bir an, bir adım atmaya başladım. Kendi kendime, "Yürü!" dedim. Kendi elimi, kendim tuttum.
"Yazmasını biliyor muyum? Üzer miyim okuyanları? Kötü bir söz, duyar mıyım?" gibi soruları, hiç düşünmedim.
Aslında kendim için, kendimi düşünerek; yazmaya başladım. O nedenle, bir beklentim de yok. Seven olur veya seven olmaz. Beğenen olur veya beğenen olmaz. Belki de yazmaya başladığım an gibi olur? "Yalnız ve sevilmeyen" bir kitap olur.
Ama bir farkı olur yine de. Adım bir yerde yaşar.
"Benim adım yaşamalı." dedim. "Bir emanet bırakmalıyım. Yürüdüğüm yollar, izlerim, kendi hislerim, yaşadıklarım silinemez. Hayatımı, sözlerimi ve düşüncelerimi, kimse belirleyemez. Kimse tanımasa da; çocuklarım, büyüyünce beni okumalı. Torunlarım beni tanımalı." dedim.
Şimdi bir yazar mıyım? Bilmiyorum.
Şair miyim? Bilmiyorum. Belki siz biliyorsunuz?
Benim bildiğim tek şey; hissettiğim, gördüğüm, duyduğum, kendimden, ondan, bundan, güzel doğamızdan veya da bir nesil hakkında yazmam.
Bir zamanı var mı ki yazmanın? Sonu geliyor mu veya bir "son" görünüyor mu? sorulara da, bir yanıt veremem.
Yazacağım kadar yazıyorum. Belki de yaşadığım kadar yazacağım? Yaşadıklarım kadar yazacağım...
Kim engelleyebilir?
- Feride Gerdelmann
Okuma 382
Oy 55
Bölüm 22
Yorum 4
Geçmişi Değiştir
Gülen Gözler tiyatro oyunuma yetişmek için aceleyle evden çıktım. Az zamanım kaldığı için nostaljik kıyafetimle otobüse bindim. Otobüste bir tek ben vardım ve yol bitmek bilmiyordu. Şoför koltuğuna baktığımda kimsenin olmadığını gördüm. İrkilerek uyandım. Başucumda bana şaşkın gözlerle bakan kişiyi görünce korktum. Çünkü karşımda annemin on sekiz yaşlarındaki hali vardı.
“Abla iyi misin?” dediğinde koluma çimdik attım. Hâlâ uyanamamıştım anlaşılan. Peki, en son ne yapmıştım? Hiçbir şey hatırlamıyordum. Ne rüya ne gerçek bilmiyordum. Odada ayna aradım. Aynaya baktığımda yüzümde bir değişiklik yoktu. Daha da önemlisi benim teyzem yoktu. Duvarda asılı takvim dikkatimi çekti. İyice yaklaşıp tarihe baktım. Tarih 8 Nisan 1978’i gösteriyordu.
Yaşadığım karmaşaya inanamayarak yatağa oturdum. “Sanırım iyi değilim.” dedim. Annem bana niye abla diyordu? Geçmişe gitmek mümkün müydü ve mümkünse bunu nasıl başarmıştım?
2025 yılındaki hayatımda tiyatro oyuncusuydum. Gülen Gözler tiyatroma gidiyordum. Üstümdeki kıyafetler aynı kostümdü. Daha dün içinde olduğum yıldan hatırladığım diğer şey, babamın annemi ne kadar üzdüğü. Uyumadan önce her zaman, eğer ben olmasaydım belki çoktan boşanmışlardı diye düşünüyordum. Geçmişe dönmenin şaşkınlığını üzerimden attıktan sonra, geçmişe niye geldim bilmiyorum ama yok olma pahasına annemle babamın evlenmesini engelleyeceğim diye düşündüm. Anneme, daha iyi bir hayat yaşaması için kararlarında yardımcı olabilirdim.
Bilmediğim çok şey vardı. Bu dönemin insanı olmadığım için diğerlerinin dikkatini çekmem yüksek bir olasılıktı. Ama yetmişlerin sonuna hapsoldum. İyi bir tiyatro oyuncusu olduğuma inanıyorum bu yüzden elimden geleni yapacağım.
GÖREV: GEÇMİŞİ DEĞİŞTİR
Okuma 1.03k
Oy 114
Bölüm 24
Yorum 6
Gece sakin ve sessiz bir kızdır.Eren ise tam tersi.Peki bu ikili nasıl denk geliyorlar?Bir parti ile.Okurken tüm detayları iliğinize kadar hissedeceksiniz.
Bir şans verin,pişman olmayacaksınız.
Okuma 6.63k
Oy 418
Bölüm 19
Yorum 42
İki bebeklik arkadaşı lise sonda bir birini buluyor Yağmur Atay ve Savaş Akış ın ilk masalı Yağmur Atayın iki tane daha arkadaşı var Nehir ve Güneş üçü bir gurp sadece kendilerini düşünüyor bakalım Savaş o guruba gire bilecekmi?
Okuma 706
Oy 112
Bölüm 23
Yorum 15
Alfa Kralı yıllardır aradığı eşini bulmuştu fakat hiç beklemediği bir durumla karşılaştı çünkü eşi insandı bu nasıl olabilirdi
Okuma 41.71k
Oy 2.15k
Bölüm 26
Yorum 136
Nasıl olmalıydı bilmiyorum ama böyle olmamalıydı.
Okuma 419
Oy 70
Bölüm 12
Yorum 10
tuana ve çağan çocukluktan beri arkadaşlar ama birbirlerini söylemiyolardı ve yağızda abisi ve tuananın ailesi kavga ettikleri ayrılıyor yani tuana hem abisinden hemde çocukluk aşkından uzaklaşıyor ama uzlaşmamdan çnce çağana sana aşığım diyor çağanda bende diyor tuana yağıza abi seni çok seviyorum seni çok özliycem beni asla unutma olurmu yağızda asla unutmam benim minik kardeşim seni bulucam söz veriyorum der devami dizide
Okuma 680
Oy 53
Bölüm 11
Yorum 45
Kafenin önüne gelmiş, motordan inmiştim.
İçeriye girdiğimde duvar kenarındaki masada oturmuş beni bekleyen Mirzayı görüp yanına gittim. "Evet, ne konuşacakmışsın benimle?"
diye sordu. "Baban parayı kabul etmemiş, gerçekten kardeşinin ölümünü kabul edecek bir abi misin?" Bunu sorduğumda direkt "Sizin paranıza mı kaldık biz" diye çıkıştı ve " Para teklifi yerine kendini evlilik fikrine alıştır" dedi.
Onların evi benim ölümüm olurdu ama ben kendimi güvenceye alacaktım. "İstenmeyen bir evlilik mantıklı mı sence?" Diye sormamla gözlerimin içine bakarak " Ben evliliği istiyorum sen diretiyorsun" dedi. O evlilik öyle onun kafasındaki gibi işlemeyecekti, bir evlilik olacaktı ama benim kurallarımla.
"Madem benimle evlenmeye bu kadar meraklısın evleniriz ama bu evlilik asla gerçek olmayacak" dedim. Bana baktı "Nasıl olacakmış o?" Diye sordu. "4 ay sürecek 4 ayın sonunda anlaşamıyoruz diyeceksin ve beni evden yollayıp sevdiğin bir kız ile evleneceksin. Herkes beni size ait herhangi bir yerde bilecek ben okuluma devam edeceğim" dedim.
Okuma 33.8k
Oy 1.85k
Bölüm 42
Yorum 214
0534***: Merhaba, tanışalım mı?
Kıyı: Merhaba, olur.
0534***: Ben Parla, peki sen?
Kıyı: Ben de Kıyı.
0534***: Nelerden hoşlanırsın?
Okuma 4.72k
Oy 358
Bölüm 16
Yorum 26
Avukat ve mafyanın karşılaşması bir tarafın inadı diger tarafın takıntıları bakalım ne olacak.
Okuma 30.83k
Oy 1.58k
Bölüm 32
Yorum 649
Henüz 17 yaşında olan asrın bilinmeyen gerçeklerle dolu sırların arasında büyür.
Fakat bilmediği şey gerçeklerin ortaya çıkar ve asrın`ın bu gerçekler ile başa çıkması gerekir.
Peki ya siz asrının hikayesine hazırmısınız?
Okuma 10.19k
Oy 532
Bölüm 24
Yorum 332
Yarı çinli yarı türk kızın,yarı vampir yarı insan erkeğin aşkını anlatılıyor.Erkeğin geçmişinde eski kız arkadaşına yarı çinli kıza benzerliği nedeniyle ona aşık olur ama kızın bundan haberi var mıydı?herşey bu kitapta belli olacak hazırsanız başlayalım.
Okuma 3.07k
Oy 320
Bölüm 25
Yorum 40
Mehpare`nin küçük yaşta yanlışlıkla geçitten geçip günümüze gelmesi ile bugün ki dünyada geçer. Yıllar sonra farkında olmadan tekrar geçidi kullanarak obasına, ailesine döner.
Okuma 37.26k
Oy 4.58k
Bölüm 30
Yorum 1.65k
Bazen kelimeler yetersiz kalır, belki de anlamsız. Bir gitar sesi gerekir intiharı önlemek için.
“Üzücü…”
“Üzücü olan nedir?”
“İleride çocuklarımıza anlatabileceğimiz, güzel bir tanışma hikayemiz yok.”
“Bizde en güzelinden bir hikaye uydururuz o halde.”
Okuma 29.09k
Oy 2.57k
Bölüm 14
Yorum 712
Gülüşüyle baharları getiren kadın, sonbaharda kaldım..
Gittin.. Ve solumda kaldın..
Ve soluğumda…
Ve sonumda…
Dudakları kıpırdamıyordu adamın ama gözleri haykırıyordu seni seviyorum diye…
Yaktığım sigaraların dumanıyla öldürmeye çalıştım, içimde yaşattığım seni.
Sen kalbimden kovulmadıkça
Bu ayrılık hep eksik kalacak
👉 Sigara, acı ve küfür içerir.
Kısa alıntı yapılmıştır.
Şarkı önerisi de vardır.
Okuma 2.88k
Oy 370
Bölüm 51
Yorum 0
Eslem,” dedi, sesi biraz titreyerek.
“Seninle büyüdüm, her anı paylaştık. Ama bu son zamanlarda, hislerim değişti. Sadece senin yanında olmak istiyorum; seni daha derin bir şekilde seviyorum."
" Kalbimdeki bu duygular, çocukluğumuzun dostluğunun çok ötesine geçti. Her gün seni düşündüğümde, senin gülüşün içimi ısıtıyor. Seninle geçirdiğim her an, benim için çok özel. Ama en önemlisi, seni düşündüğümde içimde bir boşluk hissediyorum; sanki başka bir parçam eksik.”
Bu sözler, beni derinden etkiledi. Kalbim birden ağırlaştı; hissettiğim karmaşık duygular karşısında ne yapacağımı bilemedim.
Onun içindeki boşluğu hissettiği gibi, ben de onu düşündüğümde içimde bir şeylerin eksik olduğunu biliyordum.
Ama Demir’in söylediği her kelime, benim için çok kıymetliydi. Her gün seni düşündüğümde, senin gülüşün içimi ısıtıyor sözü kafamda yankılanıyordu.
İçimdeki duygular, adeta bir fırtına gibi coşuyordu.
Demir “bir şey söylemeyecek misin” dedi. Gözlerinde bir şey söylememi isteyen bakışları vardı.
Ama aramızda hala büyük bir engel vardı: Abim Çınar. Onunla olan sorunlarımız, Demir ile aramda bir belirsizlik yaratıyordu. “Demir,” dedim, sesim titrek bir şekilde döküldü.
“Seninle ilgili hislerim de çok karmaşık. Ama abimle olan ilişkim beni durduruyor. Onunla barışmadan, bu duygularımı tam anlamıyla yaşayamayacağımı biliyorum.”
Son Mektup, derin bir aşkla birbirine bağlı Leyla ve Emre`nin hikayesini anlatıyor. Bu aşk, zamanla aile baskıları, toplumun değerleri ve zorlu yaşam koşullarıyla sınanır. Bir gün, Emre`nin Leyla`ya yazdığı bir mektup, her şeyin yeniden açığa çıkmasına sebep olur. Mektup, bir veda olmanın ötesindedir; ayrılığın ardındaki gerçekleri, pişmanlıkları ve sevgiyi içerir. Leyla, bu mektup karşısında öfke ve hüzün içinde kaybolur. Mektup, onu sadece geçmişin gölgeleriyle yüzleştirmekle kalmaz, aynı zamanda duygusal bir yolculuğa çıkarır. Bu süreçte Leyla, kayıplarını, affetmenin anlamını ve içsel bir yenilenmeyi keşfeder.
Kitap, bir aşkın gücünü ve derinliğini hem kalpte hem de zihinde hissedilmesini sağlayan, dokunaklı bir hikaye sunar.
2002 yılında Sakarya Adapazarı`nda doğdu. Üç kardeşten en büyüğüdür. İlkokulu Adapazarı Aykut Yiğit İlkokulu`nda, ortaokulu Adapazarı Aykut Yiğit Ortaokulu`nda bitirdi.
liseyi adapazarı
Tes-İş Anadolu Lisesi`nde bitirdi
Erzurum Atatürk üninersitesinden
menzun olan genç şair, doğuştan Serabral Palsi
( kas rahatsızlığı ) hastasıdır.
Şiiri `iç ses`in dışa vurumu olarak gören, her şeye rağmen umudun peşinden gitmenin önemini yaşantısıyla öğreten genç şair, asıl yolculuğun duygulara yapılan yolculuk olduğuna yürekten inanmaktadır
Giriş: "Karanlık Katil: Omega"
Albert, küçük yaşlardan itibaren dünyadan yabancılaşmıştı. Her şeyin başladığı o evde, sevgi ve sıcaklık hiçbir zaman yer bulmamıştı. Annesi ve babası, ona sadece soğuk ve terk edilmişlik vermişti. Bir gün, her şeyin bittiğini hissettiğinde, kendi yolunu çizdi; fakat bu yol, yalnızca ölüm ve intikamla dolu olacaktı.
Çocukken yaşadığı zorluklar, Albert’i öylesine şekillendirmişti ki, duygularının ve bağlılıklarının yerini sadece hesaplaşmalar ve stratejiler aldı. Ailesinin ihmali, onu öldürmeye ve sonunda onları ortadan kaldırmaya itti. Geride kalan her şey, onu yalnızca daha da sertleştirdi.
Bir gün, eski arkadaşı Jack ile birlikte, gizli bir yer buldular. Bu yer, geçmişin tüm izlerini silme fırsatıydı. Albert, burada sadece hayatta kalmayı değil, daha fazlasını istiyordu. Güçlü olmak, dünyayı değiştirmek ve ona hak ettiği düzeni getirmek.
Yavaşça bir ordu kurdular. Her biri, kendi hedefi doğrultusunda eğitilmiş, güçlü ve kararlıydı. Albert, bir lider olarak, hayatına dokunan her şeyi yok edip yeniden inşa etmeyi amaçlıyordu
Mitoma son zamanlarda herkesin oynuyor olduğu Büyülü dünyanın kurtarıcısı isimli oyunun kullanıcılarındandı. Oyun içinde birbirinden farklı karakterler vardı. Büyücüler, kara büyücüler şövalyeler, rahipler, barbarlar ve iblislerin olduğu bir dünyada karakterler akademi ortamında kimisi birbirleriyle ittifak kurarak güçlenmeyi ve dünyayı kurtarmak isterken diğer bir ittifak grubu sahip olduğu potansiyel ile dünyayı hükmetmek istiyordu . Ancak bir kişi onlardan farklıydı oyun içerisinde nerdeyse kimsenin kullanmadığı bir karakter vardı. Kullanım şekli aşırı zor olan bir karakter vardı. Oyun içinde hiç büyü enerjisine sahip olmayan tek karakter. Ancak oyun içinde bu karakter oyun içinde hiçbir karakterin sahip olmadığı bazı ayrıcalıklara sahipti.
1. Bu karaktere karşı yapılan saldırılarının isabet oranı yüzde elliydi. Bu özellikle fazla enerji gereksinimi taşıyan saldırılara karşı oldukça kullanışlı bir etki
2. Bu karakter oyunun en hızlı ve çevik karakteriydi. Ve ona yapılan saldırıların kendisi bile ondan hızlı olursa tespit denen yeteneği ile olduğundan iki kat daha hızlı olur
3. Bu karakter oyun içerisinde ki barbar sunıfı Bir annenin ve şövalye sınıfı Bir babanın bir evladı olarak dünyaya gelmişti. sahip olduğu Yoshido kılıç tekniğine sahip oyun içerisindeki samuray sınıfı tek karakterdi . Ancak anne ve babası birlikte olabilmek için ailelerini geride bıraktı. Ancak karakterin doğduğu gün ikisine de aileleri tarafından saldırı düzenlendi babası karakterin annesi ile kaçabilmesi için ona saldırı düzenleyen herkese karşı savaştı. Ancak bu onun ölmesine mani olunamadı. Annesi yaralı bir şekilde karakter ile birlikte karlı bir tepenin üzerine kadar ulaştı . annesi ölürken gördüğü son şey bir yetimhane binası oldu. Yetimhanede kiler kadını kurtaramasada karakteri kurtarmışlardı. Fakat bu karakter oyun içinde tamamen yalnız bir adam olarak tasarlanmıştı. Ne oyun içinde ki kadın baş kahraman Leone ve müttefiklerine de oyunun baş kötüsü Velkoz ve onun müttefikleri onu yanına çekememişti. O tamamen kendi adına o akademi de okuyup kendi adına yaşayarak hem yeteneğine hem de yeteneğine muhtaç olan dünyayı kendinden mahrum ederek ailesini kendinden koparan dünyadan kendince intikam almıştı. Ve bu karakterin adı Yoshido`ydu
Gerçek dünyada
Mitoma her gün oynadığı büyülü dünyanın kurtarıcısı oyununda günlerdir beklenen güncelleme geldi. Güncellemeye göre oyuna başka bir dünyanın yarı tanrısı olarak tanımlanan bir karakter olan Tiran şaman Kam Boran isimli bir karakter vardı. Global boss olarak tasarlanan bu karakter ile kapışmak üzere oyuna girdi kullanım şekli aşırı zor olan bu karakter ile sonuna kadar devam etti. Onun ne kadar güçlü olduğunu anlayınca Yoshido`nun özel saldırısını kullanıcaktı. Kun Peng denen bu saldırı rakip yeterince can kaybı yaşaması durumunda rakibi tamamen öldüren bir saldırıyı. Ancak yüzde elli ihtimal ile kendisi de ölecekti.
Ölmese bile canı yalnızca 1 e inecekti. Ancak Mitoma şans seviyesini maksimuma çıkarmıştı. Gölgesi içinden dev kanatlara sahip devasa simsiyah bir koi balığı çıkıp geyik başlı asaya sahip gölgeden ibret vücudu ve masmavi gözlere sahip olan Kam boran ı yuttuğu vakit patlamıştı. Ve can barı 1 e indi. O sırada gördüğü son şey ise tozlarına ayrılan Kam Boran dı
Mitoma tatmin olmuş bir his ile oturduğu sandalyeye yaslandı. Ancak bir anda ekranda bir şey belirdi. Ekranda
2.Aşamaya geçiliyor
Yazılıydı. Mitoma nın ekranı aniden parladı. Ve gözlerini açtığında. Kendisi oynadığı oyunun içindeydi. Ancak o Yoshido`nun bebek halindeydi. Bu Yoshido`nun annesini hkayede kaybettiği andı.
"İnsanlar, kelimelerin sadece birer araç olduğunu düşünür. Oysa kelimeler, dünyayı şekillendirir. Onları elinden aldığınızda, insanın ruhu çıplak kalır; geçmişini, kimliğini ve geleceğini kaybeder. Sessizlik sadece bir boşluk değil, aynı zamanda bir aynadır. Ve o aynada yüzleştiğiniz şey, bazen en büyük korkularınız, bazen de en saf gerçekliğinizdir."
Hatay Tarihi: Medeniyetlerin Kavşağında Bir Şehir
Hatay, binlerce yıllık tarihi boyunca sayısız medeniyete ev sahipliği yapmış, kültürel ve dini çeşitliliğiyle öne çıkan bir şehirdir. Dünyanın en eski yerleşimlerinden biri olan bu topraklar, Hititlerden Roma`ya, Bizans`tan Osmanlı`ya kadar birçok büyük uygarlığın izlerini taşımaktadır.
Bu kitap, Hatay’ın köklü tarihini, stratejik konumunun ona kazandırdığı önemini, ticaret yollarındaki rolünü ve kültürel zenginliklerini detaylı bir şekilde ele alıyor. St. Pierre Kilisesi’nden Habib-i Neccar Camii’ne, Antakya Mozaik Müzesi’nden Asi Nehri’ne kadar şehrin simge yapılarının ve doğal güzelliklerinin izini sürerken, Hatay’ın tarihi süreç içindeki dönüşümünü de anlatıyor.
Hatay Tarihi, sadece geçmişi öğrenmek isteyenler için değil, bu benzersiz kentin kültürel mirasına daha yakından bakmak isteyen herkes için önemli bir kaynak niteliğinde.
"Tavır Her Şeydir", kişisel gelişimi sıkıcı olmaktan çıkaran, mizahi ve akıcı bir dille yazılmış bir rehberdir. Bu kitap, özgüvenli bir duruş sergilemenin, insan ilişkilerinde, iş hayatında ve sosyal ortamlarda nasıl fark yarattığını anlatıyor. Hayatta karşılaştığımız kapıları nasıl açacağımızı, nasıl etkileyici ve karizmatik olacağımızı, kendimizi ezdirmeden, güçlü ve saygın bir şekilde var olmayı öğretiyor. Okuyucuya pratik öneriler, gerçek hayat örnekleri ve eğlenceli hikâyelerle ilham vererek, kişisel dönüşüm yolculuğunda rehberlik ediyor. Eğer hayatında tavrın gücünü keşfetmek istiyorsan, bu kitap tam sana göre!
"Öykü’nün Dünyası - Atatürk’ün Işığı" ile çocuklar, Öykü’nün büyülü dünyasında Atatürk’ün hayatı ve fikirleriyle tanışacak. 7-12 yaş grubuna hitap eden bu kitap, Atatürk’ün vizyonunu, liderliğini ve çocuklara armağan ettiği değerleri eğlenceli bir şekilde anlatıyor. Her bölümde, Öykü, Atatürk’ün hayatında önemli bir anı ya da fikri keşfeder ve bu yolculukta tarih, özgürlük, bilim, sanat ve insan sevgisi gibi değerleri öğrenir.
Ölü bedenlerin kokusuyla onların gözünden gördükleri son üç saniyeyi görebilen benzersiz yeteneğe sahip dedektif Aşkım Lüks, sadık yardımcısı Remzi ile hem komik hem de gerilim dolu maceralara atılıyor.
Tükenmişlik sendromuna yakalanan Aşkım, polislik mesleğinden istifa eder ve cinayet bürosundan ayrılır. Kendi dedektiflik bürosunu açarak Turkish Pointer Dedektiflik Bürosu`nu kurar. İşte hikaye tam da bu noktada başlar.
Aşkım`ın hayatı, talihsizliklerle dolu bir serüvene dönüşür. Karşılaştığı her aksilik onu zorlasa da bu olaylar, her seferinde eğlenceli ve sürükleyici maceralara kapı açar. Aşkım ve Remzi, zorluklara birlikte göğüs gererek adalet arayışlarında komik ve heyecan dolu anlar yaşarlar.
Cesaret ve dostluğun iç içe geçtiği bu hikayede, Aşkım ve Remzi`nin başına gelenleri okumaya hazır olun. Eğlence garantili maceralar sizi bekliyor!
Tamamen özgün bir masal tarzında kaleme aldığım bu şiirde çocuklarımızın hayal dünyasını genişletecek, masal ve şiiri sevdirecek, okumayı özendirecek, aynı zamanda Türk masallarında işlenmiş olan doğrunun yanlışa, iyinin kötüye karşı her zaman kazanması; sevgi, fedakârlık ve kahramanlık duygularının ve birçok etik davranışın işlendiği; eğitici ve öğretici unsurlar da bulunmaktadır.
Bu masal/şiirin çocuklarınıza ve torunlarınıza armağan edeceğiniz, uyumadan önce başucunda okuyarak onu hayaller dünyasına götürecek, aynı zamanda Türk kültürünü yaşatacak, masal ve şiiri sevdirecek ve yazmaya yönlendirecek bir kitap olduğu kanısındayım.
Bir devrim, bir halkın özgürlük mücadelesi, ve son bir krallığın çöküşü…
Althera Krallığı, yıllarca süren baskı ve despotik yönetimle halkını ezmiş, adaletsizliğin ve sefaletin hüküm sürdüğü bir diyara dönüşmüştür. Fakat halkın sabrı tükenmiştir. Kadin, direnişin lideri olarak halkı birleştirir, Eryndor adlı bir isyan hareketi başlatır. Onun ardında ise Elara, Thorne, Isolde gibi cesur ve kararlı liderler vardır. Ancak eski düzenin simgesi Arden, ve onun destekçileri, Althera’nın gücünü korumak için her türlü yolu deneyeceklerdir.
Bir tarafta özgürlük, diğer tarafta ihanete uğramış bir soyluluk sınıfı… İsyanın içinde yer alan her birey, sadece kendi geleceğini değil, tüm halkının kaderini şekillendirecek bir seçim yapmak zorunda kalacaktır.
GÖKYÜZÜ VE YERYÜZÜNÜN HASRETİ İKİ BEDENDE CAN BULMUŞTU ARTIK, ONLAR BİRBİRİNE ÇOK YAKIN AMA ASLA KAVUŞAMAYACAK İKİ KALPTİ.
İntikam ateşiyle dört kişinin yolları hiç ayrılmamak üzere kesişir.
Bundan sonrası onlar için daha zordur çünkü hayatlarının en büyük parçaları yok olmuştur.
Ateş ve su ikinci perde ile devam...
Öykü’nün Dünyası – Türk Tarihinin Kahramanları adlı kitap, çocuklara Türk tarihinin farklı dönemlerinden öne çıkan kahramanları tanıtmayı amaçlayan, eğlenceli ve öğretici bir yolculuk hikâyesidir. Bu kitap, 7-12 yaş grubundaki çocukların ilgisini çekecek şekilde tasarlanmıştır. Hikâyenin başkahramanı Öykü, sihirli kitabı sayesinde tarihin kapılarını aralayarak, birbirinden farklı dönemlerde yaşamış önemli şahsiyetlerle tanışır. İşte bu yolculuk boyunca hem tarihten keyifli anekdotlar öğrenecek hem de karakterlerin ilham veren yönlerini keşfedeceksiniz.
---
Kitabın Teması ve Kurgusu
Ana Karakter: Öykü
Öykü, meraklı ve öğrenmeye hevesli bir çocuktur. Elindeki sihirli kitap, ona zamanın ve mekânın sınırlarını aşma imkânı verir. Her bölümde farklı bir tarihi döneme giderek oradaki kahramanlarla tanışır.
Zaman Yolculuğu
Öykü, kitabın sayfalarını çevirdikçe bambaşka çağlara ve coğrafyalara adım atar. Göktürkler döneminden Osmanlı’nın yükselişine, Cumhuriyet’in ilk yıllarından modern bilim insanlarına kadar geniş bir zaman dilimini kapsar.
Tarihi Şahsiyetler
Kitapta, Türk tarihine damga vurmuş liderler, sanatçılar, bilim insanları ve düşünürler yer alır. Örneğin, Bilge Kağan’dan Mimar Sinan’a, Hazerfen Ahmet Çelebi’den Piri Reis’e, Sabiha Gökçen’den Cahit Arf’a kadar pek çok ismin hem yaşam öyküsü hem de mirasları anlatılır.
Eğlenceli ve Öğretici Anlatım
Her bölüm, çocukların ilgisini çekecek şekilde kurgulanmıştır. Öykü, gittiği dönemde o karakterin en önemli özelliğini veya başarısını yakından görür. Böylece çocuklar tarihî bilgileri bir macera eşliğinde öğrenir.
Bu karanlık yolculukta, ne Elif ne de Alihan hayatta kalabilirdi. Onların ölümleri, birer lekesiz hatıra olarak geriye kaldı. Ama tüm bu trajedi, Cevher ve onun gibilerin hayatlarını da yavaşça mahvetti. Çünkü gerçek intikam, asla sadece dışarıda aranan bir şey değildi; önce içten başlar, sonra her şeyi yakar.
“Bir bakış, bütün hayatı değiştirebilir. Ama bazen, en derin izler yalnızca gözlerde kalır.”
Dudaklarında Bir Yudum kitabının devamı olan Gözlerinden Bir Bakış, Duru ve Rıza’nın derinleşen ilişkisini ve aralarındaki çatışmalarla dolu zorlu yolu keşfetmeye devam ediyor. Aşk, pişmanlıklar ve gizli sırlar arasında sıkışan iki ruh, birbirlerine sadece bir bakışla yeniden bağlanıyor. Ancak bu bakış, yalnızca geçmişin izlerini değil, aynı zamanda gelecekteki tehlikeleri de gözler önüne seriyor.
Duru ve Rıza, birbirlerine olan tutkularıyla mücadele ederken, hayatlarının en zor seçimlerini yapmak zorunda kalacaklar. İkisi de kırık ve yaralı, ama aşkları ne kadar güçlü olursa olsun, gerçekler ve ihanetlerle yüzleşmek onları bekliyor.
Öykü’nün Dünyası, 7-12 yaş arası çocuklar için eğlenceli ve öğretici hikâyelerden oluşan büyülü bir macera kitabıdır. Ana karakterimiz Öykü, hayal gücü çok geniş, maceraperest bir kızdır. Bir gün odasında eski bir kitap bulur. Kitabı açtığında, kelimelerin arasından bir ışık yayılır ve kendini büyülü bir dünyada bulur.
Bu dünya, farklı diyarlarla doludur: konuşan hayvanlar, sihirli şehirler, zamanı kontrol eden saat kuleleri, rüya fabrikaları, uzayın derinliklerine açılan kapılar… Öykü, her bölümde farklı bir diyara gider ve her macerasında önemli bir ders öğrenir. Dostluk, cesaret, doğa sevgisi, bilim, sanat, hayal gücü gibi değerleri keşfeder.
Öykü, bazen bir zaman yolculuğuna çıkar, bazen uzaya uçan bir gemiye biner, bazen ise denizlerin altındaki gizli bir şehri keşfeder. Okuyucular da onunla birlikte bu büyülü dünyada yolculuk yapar, heyecan verici bulmacaları çözer ve her hikâyeden yeni bilgiler öğrenirler.
Bu kitap, sadece okumak değil, aynı zamanda hayal kurmak isteyen çocuklar için!
İlk Nefes, Atatürk dönemi Türkiye’sinde geçen, gerçek olaylara dayanan tarihi bir romandır. Cumhuriyet`in ilk yıllarındaki toplumsal, siyasal ve askeri mücadelenin derinliklerine inen bu eser, dönemin bilinmeyen yönlerini ve perde arkasındaki kahramanları gözler önüne serer.
Kitap, Atatürk ve arkadaşlarının, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesini kazanmasının ardından Cumhuriyet’i inşa ederken karşılaştıkları zorlukları anlatır. Hem halkın hem de devrimci kadronun gösterdiği fedakarlıklar, yapılan devrimler ve bu devrimlerin getirdiği toplumsal değişim, kitabın temel dinamiklerini oluşturur. Anlatım, hem tarihi bir belge olma özelliği taşırken, hem de okuyucuya duygusal bir bağ kurma fırsatı sunar.
İlk Nefes, Atatürk’ün vizyonunu, Cumhuriyet’in temellerinin atılmasını ve bu sürecin ne denli büyük fedakarlıklar gerektirdiğini etkileyici bir şekilde aktarır. Kitap, okuyucuyu dönemin atmosferine çekerken, yalnızca büyük liderlerin değil, bu tarihi değişimi gerçekleştiren sessiz kahramanların da öyküsünü anlatır. Hem bilgilendirici hem de duygusal bir yolculuğa çıkararak, Cumhuriyet`in ilk yıllarındaki mücadeleyi anlamanızı sağlar.
Yukardak tanıtım Instagram hikaye boyutunda siyak yanları ve çok gerçekçi olsun
Kendisine "halkı eğitmek" gibi bir rol biçen ve "hâ- ce-i evvel" yani "ilk öğretmen" olarak anılan Ahmet Mithat Efendi, edebiyat dünyasına 1870 yılında ya- yımlanan Kıssadan Hisse adlı eseriyle adım atmıştır. Ezop`tan, Fenelon`dan ve yerli fıkralardan tertip edilen hikâyeler Ahmet Mithat Efendi`nin sonraki eserlerinde de izlerini göreceğimiz, toplumsal ahlakı mesele eden ilk örneklerdir. Nesilden nesile aktarılarak önemini bugün de koruyan kıssaların yer aldığı kitap, Ahmet Mithat Efendi hayattayken yayımlanan nüshaları ti- tiz bir şekilde karşılaştırılarak okuyucuların karşısına çıkıyor.
Efsaneler, onları birer hayalet gibi anlatır. Halkın arasında saklanan, gölgelerin içinde büyüyen, kanla mühürlenmiş bir soydan gelenler… Onlar Mor Irk. Ne bir krallığa bağlılar ne de bir hanedana. Sadece kendi kanunlarını takip ederler.
Bir sancak yükseldiğinde, bir diğeri düşer. Ama Mor Irk’ın sancağı, ne zafer için ne de taht uğruna dalgalanır. Onların mücadelesi, unutulmuş bir kehanetin son satırlarında yazılı. Tarihin en derin sırları, en kanlı savaşlarla açığa çıkar.
Kim gerçek düşman? Hangi taraf haklı? Ve en önemlisi, Mor Irk gerçekten kimin tarafında?
Cevaplar, kılıçların gölgesinde gizli. Ama unutma… Gölgeler, her zaman en tehlikeli oyunları oynar.
Atatürk Ağladığında, Mustafa Kemal Atatürk’ün yaşamının bilinmeyen, duygusal ve insani yanlarını ortaya koyan bir anlatıdır. Bu eser, efsaneleşmiş liderin çocukluğunda başlayan umut dolu ama bir o kadar da sancılı yolculuğunu, gençlik yıllarındaki hayalleri, zorlukları ve içsel çatışmaları; askerlik döneminde yaşadığı acı, cesaret ve yalnızlık anlarını; savaşın yıpratıcı yüzünü; devrim sürecinde taşıdığı büyük idealleri ve milletine duyduğu sarsılmaz sevgiyi, tüm bu unsurları bir bütün halinde ele alır.
Kitap, tarihe damgasını vurmuş bir insanın, sadece bir devlet adamı değil, aynı zamanda duygu yüklü, kırılgan, zaman zaman yalnız kalan bir birey olduğunu ortaya koyar. Atatürk’ün gözlerinde saklı kalan sevinç, hüzün, umut ve acı izleri; okuru derin bir içsel yolculuğa davet eder. Her satırında, bir liderin yüreğinde taşıdığı çelişkiler, umutsuzlukla karışan umut ışıkları ve hayatın acı-tatlı gerçekleri kendini gösterir.
Bu anlatı, okuyucuyu geçmişin derinliklerine götürürken, aynı zamanda günümüz insanının evrensel duygularıyla da bağ kurmasını sağlar. Atatürk’ün hayatı boyunca karşılaştığı zorluklar, elde ettiği zaferler ve bu zaferlerin ardında yatan insani dramlar; bir milletin yeniden doğuşunda, fedakarlıkta ve inancın gücünde saklı hikayeleri gözler önüne serer.
Eser, sadece tarihsel bir belgesel sunmakla kalmaz; aynı zamanda insan ruhunun en derin noktalarına dokunarak, büyük bir liderin kalbinde yatan kırılganlığı, umudu ve acıyı da samimi bir dille anlatır. Böylece, okuyucu Atatürk’ü, yalnızca ulusun kurtarıcısı olarak değil, aynı zamanda hayatın acımasız gerçekleriyle mücadele eden, insanlığı ve duyguları yücelten bir insan olarak yeniden keşfeder.
Burçlar, Gezegenler ve Kendi Kafamın İçindeki Karmaşa
Kitap Açıklaması
Hepimiz bir noktada astrolojiyle tanışırız. Belki bir derginin arkasındaki günlük burç yorumlarında, belki de bir arkadaşımızın “Sen kesin Akrep burcusun!” demesiyle. Peki, astroloji gerçekten hayatımıza ışık tutabilir mi, yoksa sadece eğlenceli bir tesadüfler bütünü mü?
Yıldızların Peşinde işte tam da bu soruya mizahi ve psikolojik bir yaklaşımla cevap arayan bir kitap. Geleneksel astroloji yorumlarından sıkılan, ama yine de yıldızlara inanmaktan vazgeçemeyenler için hem eğlenceli hem de düşündürücü bir rehber niteliğinde.
Bu kitapta astrolojiye sıradan bir burç yorumu gibi yaklaşılmıyor. Aksine, gezegenlerin ve burçların psikolojik etkileri, günlük hayatımızdaki rollerimiz ve kendi içsel yolculuğumuzla bağlantısı keşfediliyor. Kendini keşfetmek, içsel karmaşalarını çözmek ve belki de biraz olsun hayatın akışına teslim olmak isteyenler için samimi, eğlenceli ve içten bir anlatımla kaleme alındı.
Kimler İçin?
Astrolojiye ilgi duyan ama geleneksel yorumlardan sıkılanlar
Psikolojiye meraklı olup burçlarla kişilik analizini birleştirmek isteyenler
Kendi doğum haritasını keşfetmek isteyen ama nereden başlayacağını bilmeyenler
Eğlenceli, mizahi ve düşündürücü bir kitap okumak isteyenler
“Burcum yüzünden mi böyleyim, yoksa sadece biraz kaotik biriyim?” diye düşünenler
Bilindiği gibi kahramanları hayvanlar olan, güldürüp düşündüren; eğitici, öğretici ve eğlendirici öykü ve masallara ÖYKÜNCE (FABL) denir.
Ezop`a ait öyküncelerden esinlenerek ve aslına sadık kalarak çocuklar için yazdığım şiirler.
Luna en yakın arkadaşı ve kuzeni ile küçükken bir macerada kaybolan ailesini bulmak için yollar arar. Gemisi Ayışığı ile adaları dolaşıp korsan konseyini toplamayı amaçlar. Sizce başarabilecek mi? Yoksa bir tutsak olarak mı kalacak?
İyi okumalar dileriiim✨✨✨
Son Mektup, derin bir aşkla birbirine bağlı Leyla ve Emre`nin hikayesini anlatıyor. Bu aşk, zamanla aile baskıları, toplumun değerleri ve zorlu yaşam koşullarıyla sınanır. Bir gün, Emre`nin Leyla`ya yazdığı bir mektup, her şeyin yeniden açığa çıkmasına sebep olur. Mektup, bir veda olmanın ötesindedir; ayrılığın ardındaki gerçekleri, pişmanlıkları ve sevgiyi içerir. Leyla, bu mektup karşısında öfke ve hüzün içinde kaybolur. Mektup, onu sadece geçmişin gölgeleriyle yüzleştirmekle kalmaz, aynı zamanda duygusal bir yolculuğa çıkarır. Bu süreçte Leyla, kayıplarını, affetmenin anlamını ve içsel bir yenilenmeyi keşfeder.
Kitap, bir aşkın gücünü ve derinliğini hem kalpte hem de zihinde hissedilmesini sağlayan, dokunaklı bir hikaye sunar.
2002 yılında Sakarya Adapazarı`nda doğdu. Üç kardeşten en büyüğüdür. İlkokulu Adapazarı Aykut Yiğit İlkokulu`nda, ortaokulu Adapazarı Aykut Yiğit Ortaokulu`nda bitirdi.
liseyi adapazarı
Tes-İş Anadolu Lisesi`nde bitirdi
Erzurum Atatürk üninersitesinden
menzun olan genç şair, doğuştan Serabral Palsi
( kas rahatsızlığı ) hastasıdır.
Şiiri `iç ses`in dışa vurumu olarak gören, her şeye rağmen umudun peşinden gitmenin önemini yaşantısıyla öğreten genç şair, asıl yolculuğun duygulara yapılan yolculuk olduğuna yürekten inanmaktadır
Giriş: "Karanlık Katil: Omega"
Albert, küçük yaşlardan itibaren dünyadan yabancılaşmıştı. Her şeyin başladığı o evde, sevgi ve sıcaklık hiçbir zaman yer bulmamıştı. Annesi ve babası, ona sadece soğuk ve terk edilmişlik vermişti. Bir gün, her şeyin bittiğini hissettiğinde, kendi yolunu çizdi; fakat bu yol, yalnızca ölüm ve intikamla dolu olacaktı.
Çocukken yaşadığı zorluklar, Albert’i öylesine şekillendirmişti ki, duygularının ve bağlılıklarının yerini sadece hesaplaşmalar ve stratejiler aldı. Ailesinin ihmali, onu öldürmeye ve sonunda onları ortadan kaldırmaya itti. Geride kalan her şey, onu yalnızca daha da sertleştirdi.
Bir gün, eski arkadaşı Jack ile birlikte, gizli bir yer buldular. Bu yer, geçmişin tüm izlerini silme fırsatıydı. Albert, burada sadece hayatta kalmayı değil, daha fazlasını istiyordu. Güçlü olmak, dünyayı değiştirmek ve ona hak ettiği düzeni getirmek.
Yavaşça bir ordu kurdular. Her biri, kendi hedefi doğrultusunda eğitilmiş, güçlü ve kararlıydı. Albert, bir lider olarak, hayatına dokunan her şeyi yok edip yeniden inşa etmeyi amaçlıyordu
Mitoma son zamanlarda herkesin oynuyor olduğu Büyülü dünyanın kurtarıcısı isimli oyunun kullanıcılarındandı. Oyun içinde birbirinden farklı karakterler vardı. Büyücüler, kara büyücüler şövalyeler, rahipler, barbarlar ve iblislerin olduğu bir dünyada karakterler akademi ortamında kimisi birbirleriyle ittifak kurarak güçlenmeyi ve dünyayı kurtarmak isterken diğer bir ittifak grubu sahip olduğu potansiyel ile dünyayı hükmetmek istiyordu . Ancak bir kişi onlardan farklıydı oyun içerisinde nerdeyse kimsenin kullanmadığı bir karakter vardı. Kullanım şekli aşırı zor olan bir karakter vardı. Oyun içinde hiç büyü enerjisine sahip olmayan tek karakter. Ancak oyun içinde bu karakter oyun içinde hiçbir karakterin sahip olmadığı bazı ayrıcalıklara sahipti.
1. Bu karaktere karşı yapılan saldırılarının isabet oranı yüzde elliydi. Bu özellikle fazla enerji gereksinimi taşıyan saldırılara karşı oldukça kullanışlı bir etki
2. Bu karakter oyunun en hızlı ve çevik karakteriydi. Ve ona yapılan saldırıların kendisi bile ondan hızlı olursa tespit denen yeteneği ile olduğundan iki kat daha hızlı olur
3. Bu karakter oyun içerisinde ki barbar sunıfı Bir annenin ve şövalye sınıfı Bir babanın bir evladı olarak dünyaya gelmişti. sahip olduğu Yoshido kılıç tekniğine sahip oyun içerisindeki samuray sınıfı tek karakterdi . Ancak anne ve babası birlikte olabilmek için ailelerini geride bıraktı. Ancak karakterin doğduğu gün ikisine de aileleri tarafından saldırı düzenlendi babası karakterin annesi ile kaçabilmesi için ona saldırı düzenleyen herkese karşı savaştı. Ancak bu onun ölmesine mani olunamadı. Annesi yaralı bir şekilde karakter ile birlikte karlı bir tepenin üzerine kadar ulaştı . annesi ölürken gördüğü son şey bir yetimhane binası oldu. Yetimhanede kiler kadını kurtaramasada karakteri kurtarmışlardı. Fakat bu karakter oyun içinde tamamen yalnız bir adam olarak tasarlanmıştı. Ne oyun içinde ki kadın baş kahraman Leone ve müttefiklerine de oyunun baş kötüsü Velkoz ve onun müttefikleri onu yanına çekememişti. O tamamen kendi adına o akademi de okuyup kendi adına yaşayarak hem yeteneğine hem de yeteneğine muhtaç olan dünyayı kendinden mahrum ederek ailesini kendinden koparan dünyadan kendince intikam almıştı. Ve bu karakterin adı Yoshido`ydu
Gerçek dünyada
Mitoma her gün oynadığı büyülü dünyanın kurtarıcısı oyununda günlerdir beklenen güncelleme geldi. Güncellemeye göre oyuna başka bir dünyanın yarı tanrısı olarak tanımlanan bir karakter olan Tiran şaman Kam Boran isimli bir karakter vardı. Global boss olarak tasarlanan bu karakter ile kapışmak üzere oyuna girdi kullanım şekli aşırı zor olan bu karakter ile sonuna kadar devam etti. Onun ne kadar güçlü olduğunu anlayınca Yoshido`nun özel saldırısını kullanıcaktı. Kun Peng denen bu saldırı rakip yeterince can kaybı yaşaması durumunda rakibi tamamen öldüren bir saldırıyı. Ancak yüzde elli ihtimal ile kendisi de ölecekti.
Ölmese bile canı yalnızca 1 e inecekti. Ancak Mitoma şans seviyesini maksimuma çıkarmıştı. Gölgesi içinden dev kanatlara sahip devasa simsiyah bir koi balığı çıkıp geyik başlı asaya sahip gölgeden ibret vücudu ve masmavi gözlere sahip olan Kam boran ı yuttuğu vakit patlamıştı. Ve can barı 1 e indi. O sırada gördüğü son şey ise tozlarına ayrılan Kam Boran dı
Mitoma tatmin olmuş bir his ile oturduğu sandalyeye yaslandı. Ancak bir anda ekranda bir şey belirdi. Ekranda
2.Aşamaya geçiliyor
Yazılıydı. Mitoma nın ekranı aniden parladı. Ve gözlerini açtığında. Kendisi oynadığı oyunun içindeydi. Ancak o Yoshido`nun bebek halindeydi. Bu Yoshido`nun annesini hkayede kaybettiği andı.
"İnsanlar, kelimelerin sadece birer araç olduğunu düşünür. Oysa kelimeler, dünyayı şekillendirir. Onları elinden aldığınızda, insanın ruhu çıplak kalır; geçmişini, kimliğini ve geleceğini kaybeder. Sessizlik sadece bir boşluk değil, aynı zamanda bir aynadır. Ve o aynada yüzleştiğiniz şey, bazen en büyük korkularınız, bazen de en saf gerçekliğinizdir."
Hatay Tarihi: Medeniyetlerin Kavşağında Bir Şehir
Hatay, binlerce yıllık tarihi boyunca sayısız medeniyete ev sahipliği yapmış, kültürel ve dini çeşitliliğiyle öne çıkan bir şehirdir. Dünyanın en eski yerleşimlerinden biri olan bu topraklar, Hititlerden Roma`ya, Bizans`tan Osmanlı`ya kadar birçok büyük uygarlığın izlerini taşımaktadır.
Bu kitap, Hatay’ın köklü tarihini, stratejik konumunun ona kazandırdığı önemini, ticaret yollarındaki rolünü ve kültürel zenginliklerini detaylı bir şekilde ele alıyor. St. Pierre Kilisesi’nden Habib-i Neccar Camii’ne, Antakya Mozaik Müzesi’nden Asi Nehri’ne kadar şehrin simge yapılarının ve doğal güzelliklerinin izini sürerken, Hatay’ın tarihi süreç içindeki dönüşümünü de anlatıyor.
Hatay Tarihi, sadece geçmişi öğrenmek isteyenler için değil, bu benzersiz kentin kültürel mirasına daha yakından bakmak isteyen herkes için önemli bir kaynak niteliğinde.
"Tavır Her Şeydir", kişisel gelişimi sıkıcı olmaktan çıkaran, mizahi ve akıcı bir dille yazılmış bir rehberdir. Bu kitap, özgüvenli bir duruş sergilemenin, insan ilişkilerinde, iş hayatında ve sosyal ortamlarda nasıl fark yarattığını anlatıyor. Hayatta karşılaştığımız kapıları nasıl açacağımızı, nasıl etkileyici ve karizmatik olacağımızı, kendimizi ezdirmeden, güçlü ve saygın bir şekilde var olmayı öğretiyor. Okuyucuya pratik öneriler, gerçek hayat örnekleri ve eğlenceli hikâyelerle ilham vererek, kişisel dönüşüm yolculuğunda rehberlik ediyor. Eğer hayatında tavrın gücünü keşfetmek istiyorsan, bu kitap tam sana göre!
"Öykü’nün Dünyası - Atatürk’ün Işığı" ile çocuklar, Öykü’nün büyülü dünyasında Atatürk’ün hayatı ve fikirleriyle tanışacak. 7-12 yaş grubuna hitap eden bu kitap, Atatürk’ün vizyonunu, liderliğini ve çocuklara armağan ettiği değerleri eğlenceli bir şekilde anlatıyor. Her bölümde, Öykü, Atatürk’ün hayatında önemli bir anı ya da fikri keşfeder ve bu yolculukta tarih, özgürlük, bilim, sanat ve insan sevgisi gibi değerleri öğrenir.
Ölü bedenlerin kokusuyla onların gözünden gördükleri son üç saniyeyi görebilen benzersiz yeteneğe sahip dedektif Aşkım Lüks, sadık yardımcısı Remzi ile hem komik hem de gerilim dolu maceralara atılıyor.
Tükenmişlik sendromuna yakalanan Aşkım, polislik mesleğinden istifa eder ve cinayet bürosundan ayrılır. Kendi dedektiflik bürosunu açarak Turkish Pointer Dedektiflik Bürosu`nu kurar. İşte hikaye tam da bu noktada başlar.
Aşkım`ın hayatı, talihsizliklerle dolu bir serüvene dönüşür. Karşılaştığı her aksilik onu zorlasa da bu olaylar, her seferinde eğlenceli ve sürükleyici maceralara kapı açar. Aşkım ve Remzi, zorluklara birlikte göğüs gererek adalet arayışlarında komik ve heyecan dolu anlar yaşarlar.
Cesaret ve dostluğun iç içe geçtiği bu hikayede, Aşkım ve Remzi`nin başına gelenleri okumaya hazır olun. Eğlence garantili maceralar sizi bekliyor!
Tamamen özgün bir masal tarzında kaleme aldığım bu şiirde çocuklarımızın hayal dünyasını genişletecek, masal ve şiiri sevdirecek, okumayı özendirecek, aynı zamanda Türk masallarında işlenmiş olan doğrunun yanlışa, iyinin kötüye karşı her zaman kazanması; sevgi, fedakârlık ve kahramanlık duygularının ve birçok etik davranışın işlendiği; eğitici ve öğretici unsurlar da bulunmaktadır.
Bu masal/şiirin çocuklarınıza ve torunlarınıza armağan edeceğiniz, uyumadan önce başucunda okuyarak onu hayaller dünyasına götürecek, aynı zamanda Türk kültürünü yaşatacak, masal ve şiiri sevdirecek ve yazmaya yönlendirecek bir kitap olduğu kanısındayım.
Bir devrim, bir halkın özgürlük mücadelesi, ve son bir krallığın çöküşü…
Althera Krallığı, yıllarca süren baskı ve despotik yönetimle halkını ezmiş, adaletsizliğin ve sefaletin hüküm sürdüğü bir diyara dönüşmüştür. Fakat halkın sabrı tükenmiştir. Kadin, direnişin lideri olarak halkı birleştirir, Eryndor adlı bir isyan hareketi başlatır. Onun ardında ise Elara, Thorne, Isolde gibi cesur ve kararlı liderler vardır. Ancak eski düzenin simgesi Arden, ve onun destekçileri, Althera’nın gücünü korumak için her türlü yolu deneyeceklerdir.
Bir tarafta özgürlük, diğer tarafta ihanete uğramış bir soyluluk sınıfı… İsyanın içinde yer alan her birey, sadece kendi geleceğini değil, tüm halkının kaderini şekillendirecek bir seçim yapmak zorunda kalacaktır.
GÖKYÜZÜ VE YERYÜZÜNÜN HASRETİ İKİ BEDENDE CAN BULMUŞTU ARTIK, ONLAR BİRBİRİNE ÇOK YAKIN AMA ASLA KAVUŞAMAYACAK İKİ KALPTİ.
İntikam ateşiyle dört kişinin yolları hiç ayrılmamak üzere kesişir.
Bundan sonrası onlar için daha zordur çünkü hayatlarının en büyük parçaları yok olmuştur.
Ateş ve su ikinci perde ile devam...
Öykü’nün Dünyası – Türk Tarihinin Kahramanları adlı kitap, çocuklara Türk tarihinin farklı dönemlerinden öne çıkan kahramanları tanıtmayı amaçlayan, eğlenceli ve öğretici bir yolculuk hikâyesidir. Bu kitap, 7-12 yaş grubundaki çocukların ilgisini çekecek şekilde tasarlanmıştır. Hikâyenin başkahramanı Öykü, sihirli kitabı sayesinde tarihin kapılarını aralayarak, birbirinden farklı dönemlerde yaşamış önemli şahsiyetlerle tanışır. İşte bu yolculuk boyunca hem tarihten keyifli anekdotlar öğrenecek hem de karakterlerin ilham veren yönlerini keşfedeceksiniz.
---
Kitabın Teması ve Kurgusu
Ana Karakter: Öykü
Öykü, meraklı ve öğrenmeye hevesli bir çocuktur. Elindeki sihirli kitap, ona zamanın ve mekânın sınırlarını aşma imkânı verir. Her bölümde farklı bir tarihi döneme giderek oradaki kahramanlarla tanışır.
Zaman Yolculuğu
Öykü, kitabın sayfalarını çevirdikçe bambaşka çağlara ve coğrafyalara adım atar. Göktürkler döneminden Osmanlı’nın yükselişine, Cumhuriyet’in ilk yıllarından modern bilim insanlarına kadar geniş bir zaman dilimini kapsar.
Tarihi Şahsiyetler
Kitapta, Türk tarihine damga vurmuş liderler, sanatçılar, bilim insanları ve düşünürler yer alır. Örneğin, Bilge Kağan’dan Mimar Sinan’a, Hazerfen Ahmet Çelebi’den Piri Reis’e, Sabiha Gökçen’den Cahit Arf’a kadar pek çok ismin hem yaşam öyküsü hem de mirasları anlatılır.
Eğlenceli ve Öğretici Anlatım
Her bölüm, çocukların ilgisini çekecek şekilde kurgulanmıştır. Öykü, gittiği dönemde o karakterin en önemli özelliğini veya başarısını yakından görür. Böylece çocuklar tarihî bilgileri bir macera eşliğinde öğrenir.
Bu karanlık yolculukta, ne Elif ne de Alihan hayatta kalabilirdi. Onların ölümleri, birer lekesiz hatıra olarak geriye kaldı. Ama tüm bu trajedi, Cevher ve onun gibilerin hayatlarını da yavaşça mahvetti. Çünkü gerçek intikam, asla sadece dışarıda aranan bir şey değildi; önce içten başlar, sonra her şeyi yakar.
“Bir bakış, bütün hayatı değiştirebilir. Ama bazen, en derin izler yalnızca gözlerde kalır.”
Dudaklarında Bir Yudum kitabının devamı olan Gözlerinden Bir Bakış, Duru ve Rıza’nın derinleşen ilişkisini ve aralarındaki çatışmalarla dolu zorlu yolu keşfetmeye devam ediyor. Aşk, pişmanlıklar ve gizli sırlar arasında sıkışan iki ruh, birbirlerine sadece bir bakışla yeniden bağlanıyor. Ancak bu bakış, yalnızca geçmişin izlerini değil, aynı zamanda gelecekteki tehlikeleri de gözler önüne seriyor.
Duru ve Rıza, birbirlerine olan tutkularıyla mücadele ederken, hayatlarının en zor seçimlerini yapmak zorunda kalacaklar. İkisi de kırık ve yaralı, ama aşkları ne kadar güçlü olursa olsun, gerçekler ve ihanetlerle yüzleşmek onları bekliyor.
Öykü’nün Dünyası, 7-12 yaş arası çocuklar için eğlenceli ve öğretici hikâyelerden oluşan büyülü bir macera kitabıdır. Ana karakterimiz Öykü, hayal gücü çok geniş, maceraperest bir kızdır. Bir gün odasında eski bir kitap bulur. Kitabı açtığında, kelimelerin arasından bir ışık yayılır ve kendini büyülü bir dünyada bulur.
Bu dünya, farklı diyarlarla doludur: konuşan hayvanlar, sihirli şehirler, zamanı kontrol eden saat kuleleri, rüya fabrikaları, uzayın derinliklerine açılan kapılar… Öykü, her bölümde farklı bir diyara gider ve her macerasında önemli bir ders öğrenir. Dostluk, cesaret, doğa sevgisi, bilim, sanat, hayal gücü gibi değerleri keşfeder.
Öykü, bazen bir zaman yolculuğuna çıkar, bazen uzaya uçan bir gemiye biner, bazen ise denizlerin altındaki gizli bir şehri keşfeder. Okuyucular da onunla birlikte bu büyülü dünyada yolculuk yapar, heyecan verici bulmacaları çözer ve her hikâyeden yeni bilgiler öğrenirler.
Bu kitap, sadece okumak değil, aynı zamanda hayal kurmak isteyen çocuklar için!
İlk Nefes, Atatürk dönemi Türkiye’sinde geçen, gerçek olaylara dayanan tarihi bir romandır. Cumhuriyet`in ilk yıllarındaki toplumsal, siyasal ve askeri mücadelenin derinliklerine inen bu eser, dönemin bilinmeyen yönlerini ve perde arkasındaki kahramanları gözler önüne serer.
Kitap, Atatürk ve arkadaşlarının, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesini kazanmasının ardından Cumhuriyet’i inşa ederken karşılaştıkları zorlukları anlatır. Hem halkın hem de devrimci kadronun gösterdiği fedakarlıklar, yapılan devrimler ve bu devrimlerin getirdiği toplumsal değişim, kitabın temel dinamiklerini oluşturur. Anlatım, hem tarihi bir belge olma özelliği taşırken, hem de okuyucuya duygusal bir bağ kurma fırsatı sunar.
İlk Nefes, Atatürk’ün vizyonunu, Cumhuriyet’in temellerinin atılmasını ve bu sürecin ne denli büyük fedakarlıklar gerektirdiğini etkileyici bir şekilde aktarır. Kitap, okuyucuyu dönemin atmosferine çekerken, yalnızca büyük liderlerin değil, bu tarihi değişimi gerçekleştiren sessiz kahramanların da öyküsünü anlatır. Hem bilgilendirici hem de duygusal bir yolculuğa çıkararak, Cumhuriyet`in ilk yıllarındaki mücadeleyi anlamanızı sağlar.
Yukardak tanıtım Instagram hikaye boyutunda siyak yanları ve çok gerçekçi olsun
Kendisine "halkı eğitmek" gibi bir rol biçen ve "hâ- ce-i evvel" yani "ilk öğretmen" olarak anılan Ahmet Mithat Efendi, edebiyat dünyasına 1870 yılında ya- yımlanan Kıssadan Hisse adlı eseriyle adım atmıştır. Ezop`tan, Fenelon`dan ve yerli fıkralardan tertip edilen hikâyeler Ahmet Mithat Efendi`nin sonraki eserlerinde de izlerini göreceğimiz, toplumsal ahlakı mesele eden ilk örneklerdir. Nesilden nesile aktarılarak önemini bugün de koruyan kıssaların yer aldığı kitap, Ahmet Mithat Efendi hayattayken yayımlanan nüshaları ti- tiz bir şekilde karşılaştırılarak okuyucuların karşısına çıkıyor.
Efsaneler, onları birer hayalet gibi anlatır. Halkın arasında saklanan, gölgelerin içinde büyüyen, kanla mühürlenmiş bir soydan gelenler… Onlar Mor Irk. Ne bir krallığa bağlılar ne de bir hanedana. Sadece kendi kanunlarını takip ederler.
Bir sancak yükseldiğinde, bir diğeri düşer. Ama Mor Irk’ın sancağı, ne zafer için ne de taht uğruna dalgalanır. Onların mücadelesi, unutulmuş bir kehanetin son satırlarında yazılı. Tarihin en derin sırları, en kanlı savaşlarla açığa çıkar.
Kim gerçek düşman? Hangi taraf haklı? Ve en önemlisi, Mor Irk gerçekten kimin tarafında?
Cevaplar, kılıçların gölgesinde gizli. Ama unutma… Gölgeler, her zaman en tehlikeli oyunları oynar.
Atatürk Ağladığında, Mustafa Kemal Atatürk’ün yaşamının bilinmeyen, duygusal ve insani yanlarını ortaya koyan bir anlatıdır. Bu eser, efsaneleşmiş liderin çocukluğunda başlayan umut dolu ama bir o kadar da sancılı yolculuğunu, gençlik yıllarındaki hayalleri, zorlukları ve içsel çatışmaları; askerlik döneminde yaşadığı acı, cesaret ve yalnızlık anlarını; savaşın yıpratıcı yüzünü; devrim sürecinde taşıdığı büyük idealleri ve milletine duyduğu sarsılmaz sevgiyi, tüm bu unsurları bir bütün halinde ele alır.
Kitap, tarihe damgasını vurmuş bir insanın, sadece bir devlet adamı değil, aynı zamanda duygu yüklü, kırılgan, zaman zaman yalnız kalan bir birey olduğunu ortaya koyar. Atatürk’ün gözlerinde saklı kalan sevinç, hüzün, umut ve acı izleri; okuru derin bir içsel yolculuğa davet eder. Her satırında, bir liderin yüreğinde taşıdığı çelişkiler, umutsuzlukla karışan umut ışıkları ve hayatın acı-tatlı gerçekleri kendini gösterir.
Bu anlatı, okuyucuyu geçmişin derinliklerine götürürken, aynı zamanda günümüz insanının evrensel duygularıyla da bağ kurmasını sağlar. Atatürk’ün hayatı boyunca karşılaştığı zorluklar, elde ettiği zaferler ve bu zaferlerin ardında yatan insani dramlar; bir milletin yeniden doğuşunda, fedakarlıkta ve inancın gücünde saklı hikayeleri gözler önüne serer.
Eser, sadece tarihsel bir belgesel sunmakla kalmaz; aynı zamanda insan ruhunun en derin noktalarına dokunarak, büyük bir liderin kalbinde yatan kırılganlığı, umudu ve acıyı da samimi bir dille anlatır. Böylece, okuyucu Atatürk’ü, yalnızca ulusun kurtarıcısı olarak değil, aynı zamanda hayatın acımasız gerçekleriyle mücadele eden, insanlığı ve duyguları yücelten bir insan olarak yeniden keşfeder.
Burçlar, Gezegenler ve Kendi Kafamın İçindeki Karmaşa
Kitap Açıklaması
Hepimiz bir noktada astrolojiyle tanışırız. Belki bir derginin arkasındaki günlük burç yorumlarında, belki de bir arkadaşımızın “Sen kesin Akrep burcusun!” demesiyle. Peki, astroloji gerçekten hayatımıza ışık tutabilir mi, yoksa sadece eğlenceli bir tesadüfler bütünü mü?
Yıldızların Peşinde işte tam da bu soruya mizahi ve psikolojik bir yaklaşımla cevap arayan bir kitap. Geleneksel astroloji yorumlarından sıkılan, ama yine de yıldızlara inanmaktan vazgeçemeyenler için hem eğlenceli hem de düşündürücü bir rehber niteliğinde.
Bu kitapta astrolojiye sıradan bir burç yorumu gibi yaklaşılmıyor. Aksine, gezegenlerin ve burçların psikolojik etkileri, günlük hayatımızdaki rollerimiz ve kendi içsel yolculuğumuzla bağlantısı keşfediliyor. Kendini keşfetmek, içsel karmaşalarını çözmek ve belki de biraz olsun hayatın akışına teslim olmak isteyenler için samimi, eğlenceli ve içten bir anlatımla kaleme alındı.
Kimler İçin?
Astrolojiye ilgi duyan ama geleneksel yorumlardan sıkılanlar
Psikolojiye meraklı olup burçlarla kişilik analizini birleştirmek isteyenler
Kendi doğum haritasını keşfetmek isteyen ama nereden başlayacağını bilmeyenler
Eğlenceli, mizahi ve düşündürücü bir kitap okumak isteyenler
“Burcum yüzünden mi böyleyim, yoksa sadece biraz kaotik biriyim?” diye düşünenler
Bilindiği gibi kahramanları hayvanlar olan, güldürüp düşündüren; eğitici, öğretici ve eğlendirici öykü ve masallara ÖYKÜNCE (FABL) denir.
Ezop`a ait öyküncelerden esinlenerek ve aslına sadık kalarak çocuklar için yazdığım şiirler.
Luna en yakın arkadaşı ve kuzeni ile küçükken bir macerada kaybolan ailesini bulmak için yollar arar. Gemisi Ayışığı ile adaları dolaşıp korsan konseyini toplamayı amaçlar. Sizce başarabilecek mi? Yoksa bir tutsak olarak mı kalacak?
İyi okumalar dileriiim✨✨✨
16 yaşında hayatına silbaştan başlayan Aren, kendine ait bir eve çıkar ve yeni bir okula başlar ama bakması gereken küçük bir kardeşi vardır.
En yakın arkadaşı ile gittikleri lisede, lisedeki zorba tayfası tarafından zorbalanırlar.
Başta hem klasik hem de kendine özgü bir zorbadan aşka kurgusıyken Aren`e gelen yıllar öncesine, o lanet güne ait bir video ile olayların içine bir tutam gizem de eklenir.
Hastanede doktor olarak çalışan Asena bir gün hastaneye vurulmuş olarak gelen alpar`ı tedavi eder. Onu tedavi ederken alpar`ı vurup öldürmek için gelen adamlar şans eseri Asena`yi vurur..
Ölüme meyilli iki insan birbirine aşık olduğunda, birbirlerinin yaşaması için mücadele ederlermiş.
Korkular dikkatsizliği getirir. Dikkatsizlikler ise ardında hataları. Hatalara ise bu dünyada yer yoktur. Her hatanın bedeli ve her bedelinde bir sonucu vardır.
Siz bu sonuçları göze alır mısınız?
"Benim sana ilk başta yazmam baştan sona bir hataydı."
"Senin bana yazman başından beri hayatımdaki en güzel şeydi."
Kitabı okuyun pişman olmayacağınıza garanti veririm
Aynı yetimhanede büyüyen arkadaşlar ve asla ayrılamayan iki çocuk ARAF ve ALEYNA avuçlarıdaki kalp işaretli damga izi onları ajan olma yolunda tekrar bir araya getirir.
Bir trafik kazasından hiçbir sıyrık almadan çıkıp üstüne bir de hiç tanımadığın ama sürekli rüyalarına giren adamı karşında görürsen ama onu hatırlamıyorsan ne yaparsın? Merak ediyorsan okumalısın bu Ela ve Kuzey`in hikayesi.
Genç boks antrenörü Sevgi nin memleketinde aile sorunları başlar ve Sevgi eşi ve oğlu ile başka memlekette yaşamaya karar verir ama Sevginin gittiği şehrin ailesinin kabusu olacağından haberi yoktur...
Ela:Ben artık dayanamıyorum
Ela:O kızı seviyor oluşuna katlanamıyorum!
Murat:Ne demek istiyorsun?
Ela:Seni sevdiğim halde seninle arkadaş
olmaya devam edemem
Murat:Ela sen ciddi misin?
"Ne yaptığın için bu hale geldiğimi biliyor musun, küçüğüm?" dedi dudaklarını dudaklarımdan birkaç santim aralamayı başardığında.
"Benim olanı başkalarına sunuyorsun. Benim olanla başkalarının altında inliyorsun. Şu an benden saklamaya çalıştığın herşey zaten benim. Hayır, utanmıyorum. Hayatım boyunca arzuladığım tek kadına delirdiğim için kendimden utanmıyorum. Gerçekte benim olanı istemekten utanmıyorum."
"Daha düne kadar senin çocuk gibi görüyorum diyen sen değil miydin?"
"Bir sabah uyandım ve gördüm ki, benim küçük şeytanım boyundan büyük işler çeviriyor."
_________________________________________
Küçük yaşta babası tarafından tecavüze uğrayan kız ve kızı kurtarmak için ailesinin katili olan adamın hikayesidir. Kitapta şiddet, psikolojik şiddet, cinsellik sahneleri, eşcinsel karakterler bulunmaktadır. Alışılmış +18 sahnelerden ve de kitaplardan bıktıysanız, sizinle gerçek aşk ve tutku dolu bir yolculuğa çıkabiliriz.
"Bir vazgeçişin doğuşudur aşk."
Gizem`in hayatı zorluklarla geçmiştir. İlk önce annesini trafik kazasında kaybetti sonrasında babası Gizemi bir mafya`ya sattı. Gizem mafya`nın elinden kurtulmuş kendi hayatını tekrar kurmuştur. Bir gün aslında intikam için yanına giden ama ilk görüşte aşık olan mafya onur`la birlikte büyük bir aşk yaşarlar. Hayatları tehlikeye girer ama yinede birbirlerinden vazgeçmezler...
"Onur sence bizden olurmu?"
"Bizden destan olur güzelim"
Seren ailesi tarafından hep cok sevilen ve el üstünde tutulan bir kız olmuştur.Fakat Seren`in hayatı okullarında düzenlenen bir geziyle tamamen değişecektir.
"Jisung, gözlerini benimkilerin üzerinde tut..."
"Bana söylemek istediğin şey nedir Minlee?"
Minho okulun popüler çocuğuydu. Ta ki jisung busan`dan seul`e taşınana kadar...
Okula yeni gelen jisung okulun ilgi odağı oldu...Minho itibarını sarsan çocuğa duyduğu nefretin aşka dönüşeceğini bilmiyordu..
Gökçe küçüklüğünden beri hem çevresinden hemde ailesinden zorbalık görmektedir. Ailesi gökçe`yi zehirliyordur...
Bir gün bir tehlikeli ceo aynı zamanda mafya ile tanışır. Fakat onun tehlikeli biri olduğundan haberi yoktur; onunla bir aşk yaşar, hayatının en iyi dönemlerini yaşadığını sanan gökçe aslında gerçeklerin acısıyla karşılaşır.
Asi, zor bir hayatın içinde sıkışıp kalmış genç bir kızdır. Alkolik ve kumarbaz bir babanın gölgesinde, hasta annesini korumak için hem okula gidip hem de bir kafede çalışmaktadır. Gece geç saatlere kadar ders çalışarak savcı olma hayalini gerçekleştirmeye çalışır; çünkü bu, annesini babasının zulmünden kurtarmanın tek yoludur.
Ancak bir gece çalıştığı kafede, hayatını kökten değiştirecek bir adamla karşılaşır: Pusat.
Pusat, yeraltı dünyasının karanlık ve güçlü isimlerinden biridir. Sert, acımasız ve korkutucu bir adamdır. Asi, onun sadece bir müşteri olduğunu düşünürken, Pusat`ın bakışları ona hiç de öyle hissettirmez. Onun buz mavisi gözlerinde bariz bir özlem, sahiplenme ve gizem saklıdır.
Bu karşılaşmadan sonra Asi`nin hayatı yavaş yavaş Pusat`ın gölgesine girer. Asi, ondan ne kadar kaçmaya çalışsa da, Pusat`ın varlığı ona bir şekilde dokunmaya devam eder. Başlarda ona sadece korku ve öfke duyan genç kız, zamanla bu adamın içinde saklı olan farklı bir tarafı keşfedecektir.
Fakat bu, bir aşk hikayesinden çok daha fazlasıdır. İhanetler, geçmişin karanlık sırları ve Asi`nin özgürlüğü için verdiği mücadele, aşk ile suçun iç içe geçtiği bu hikayeyi soluksuz bir hale getirir.
Asi, hayatını kontrol edebilecek mi? Yoksa Pusat`ın karanlık dünyasında bir gölgeye mi dönüşecek?
Aşk, güç ve tehlike dolu bir hikayeye hazır olun.
Küçüklüğünden beri ajanlar tarafından izlenip seçilen Alara. Kendisi gibi seçilenlerle bir araya gelir.
Tüm hayatını avukat olmaya adarken hayat onun karşısına farklı sürprizler sunar.
Kendisinin farklı yönlerini bu yolda öğrenirken işin içine tutklu aşk, ihanet, dostluk karışır.
Bu yolda kazanmak için belki birileri feda olucak birileri feda olunucak.
Ama bunu unutmayalım her gecenin bir sabahı her ayın bir güneşi vardır...
Hakkari/Derecik`te acil doktoru olan gizli görev yapan Mavi,yine bir blok nöbet günlerinden birinde bir askerin vurulduğunu acil olarak müdahale edilmesi gerektiğini öğrenir.Acilde blok nöbette sadece o kaldığı için onun müdahale edeceğini söylerler.Ve asker sadece operasyonda değil,ameliyattan sonrada vurulmuştur.Ama mermiyle değil...
Daha sonra Mavi`nin gizli görevi sona erer ve eski hayatına geri döner.
ASKERİ KURGU
Destek olursanız sevinirim, şimdiden teşekkürler💖🫀
Hayatına son vermek isteyen bir kadın ve ölümün tanrısı.
Silva intihar etmek üzere bir uçurumdan atladığında kendini beş tanrının hükmettiği Wienor`da bulur. Ölüm Krallığı`nda Ölüm Sarayında kendini bulan Silva yaşama son bir şans vermek isterken büyük bir tehlike sinsice diyara sızmaktadır.
Ölüme ardından da Ölüm Tanrısına çekilen Silva kendinin de normal bir insan olmadığını öğrendikten sonra tehliklerle ve aşkıyla karşı karşıya kalacaktır.
En korkunç sonun, ölümün tanrısıyla mutlu bir son düşlemek mümkün mü, üstelik kıyamet bu kadar yakınken?
"Dile Ay Işığı, iste, emret. Ben de senin için her şeyi mümkün kılayım."
Başlangıç Tarihi: 31.08.2024
Telif Hakları Saklıdır
EKİN-gerçek ailem-
Yıllar önce Karahanlı ailesinin üçüzlerinden kız bebek kaçırılırsa ve bir gün bu üçüzler karşılaşırsa neler olur?
Macera ve aksiyon dolu kurguma şans vermek ister misin?
Yıllar önce ailesinden koparılan Arya, üvey ailesi ile mutlu mesut yaşıyordu. Ta ki Ares ortaya çıkana kadar. Her şey bir anda olmuştu. Ares`in hayatına dahil olması ile bütün hayatı bir anda değişti. Kendisini çok farklı dünyalarda buldu. Gerçek benliğini buldu. Hayatımdaki amacını buldu.
Ben Timur KILIÇ namı değer Kaplan. Bu adı almamın sebebi yırtıcı olmamdan dolayı. Elimden bu güne kadar hiç bir suçlu kurtulamadı o dışında ; KASAP. O benim eşimi, çocuğumun annesini elimden aldı. Onu yakalamadan ölmek bana haram...
Ben Nesli SERT namı değer Saye. Bu adı almamın sebebi her görevde kolaylıkla kamufle olup her suçluyu rahatlıkla yakalamamdan kaynaklıydı ta ki o karşıma çıkıp tek ailemi kocamı ve çocuğumu elimden alana kadar. KASAP seni bulmadan ölmek bana haram...
Berçin yıllar önce bir hastanede Ezgi adında bir kızla intikam için karıştırılıyor ve 17 yaşında gerçekleri öğrenip yaşadıklarının boşa gittiğini düşünüp kimse ile konuşmuyor(zaman lazım bencee*spoiler verddiiimmm)
Eski timi ile gittiği gizli görevde timini kaybeden Mila Eva, kardeşi gibi gördüğü 6 kişiyi kaybetmesi üzerine hayata tutunmaya çalışır. Annesini hiç görmemiş yada hatırlamayan, şehit olan babası uğruna asker olan biri düşünün. Peki başrolümüz yeni timine nasıl alışacak? Veya sessizliğe bürünmüş sadece işine odaklanmış olmaya devam mı edecekti?..
(...)
"KIdemli Üsteğmen İstihbaratçı Mila Eva/ Bursa!"
İsmi Mila Eva demek... Güzel.
Hâla birbirini deli gibi seven iki insanın ayrılması kadar garip birşey yoktur. Peki bu garipliklere gebe bir hikayeyse... Konyanın Cihanbeyli ilçesinde yaşıyan bir arkadaş gurupbunun başına en fazla ne gelebilir.
Dostluk
Kardeşlik
Aşk
İhanet
Anılar
Kırık Kalpler
"Herşey daha farklı olabilirdi."
AMA OLMADI!
küçük bir bilgilendirme +18 dır kitabın ismine "+18" ekleyince kitap kısa sürede yayından kaldırılıyor o yüzden sadece (+) yazdım bilginize!!!
hayatınızda görebileceğiniz nadir kişilerden biri olan izel efil kaya
her şeyde çok başarılı korkusuz ve kolay kolay pes etmeyen bir kişiliğe sahiptir ama bunu bozacak bir kişi hayatına girmek zorunda kalır
doğum gününde zorla biriyle evlendirilir
ailesi onu çok severken o gün hepsi susmuştu
neden?
yoksa bu zamana kadar onu sevmemişler miydi
kandirmişlar miydi
abisi bir kızla mutlu olacak diye niye o cezalandırılmıştı
...
Sevgilinizin öldüğünü düşünün... Eziyet gibi geçen dört yıl ve bu dört yılın sonunda sevgiliniz karşınızda. Bir tek sorun var o sizi suçluyor ve yanında bir kız var. O kız kim? Sevgiliniz nasıl yaşıyor? Siz olsaydınız ne yapardınız?
Kitabını tanıtmak isteyenler yorumlardan söyleyebilir.
Ayrıca tanıtmamı istediğiniz kitapları okuyacağım ve yorum yapıp beğeneceğim.Tanıtımlar açıklayıcıdır...
Savcımız bir teşkilata seçilir ve onu eğitecek olan komutan ile tanışır ve ikisinin de hedefi hain ve alçak terör örgütünün lideri Esatdır
Eğlenceli ve bir o kadar da resmi ayrıca gözü kara bir de timimiz vardır
beğeneceğinize eminim
Yazım ve noktalama işaretlerine gire düzenleniyor
Konu: Neslihan ve Ilgaz üniversite de hukuk okuyup sevgili olan iki gençtir. Ancak Neslihan gördükleri karşısında Ilgaz`dan ayrılır.
Ilgaz da annesinin vefatından sonra üniversiteyi bırakıp başka bir şehire gider.
Yıllar yıllar sonra bir mahkemede karşılaşırlar.
Bu mahkeme onların arasındaki aşkı tekrar mı alevlendirecekti yoksa söndürecek miydi?
Hepinizi kitaba bekliyorum.
Okuyun seveceğinize ve beğeneceğinize eminim.
Küçük bir not: Kitap kapağı değişecektir.
Eftalya Doğan çok tanınmış bir ailenin kızıdır yeni bir okula başlar dersleri dinlemesede, uyusada notları her zaman mükemmel olmuştur.
yeni okulunda yaşayacağı zorluklar ağır gelince yoldan çıkar
...
kişiliği;
yetenekli
iyi dövüşçü
notları çok iyi
güzel
resim yeteneği var
...
bu kitabın tüm hakları saklıdır
Efruz Kandemir...
Kocaman bir karanlığın ortasına bırakılmış küçücük bir kızdan ibarettim. Ama bu sadece içimdekilerdi. Dışarıdan bakıldığında karanlığı üzerine geçirmiş, kalbinde ne sakladığı belli olmayan tehlikeli bir kadındım.
"Hayatıma giren erkekleri önünde sonunda öldürürüm!"
Alparslan Aksoy...
Bazı meslekler fedakarlıklar gerektirir; senden bir parça ister. Bazı meslekler ise hayatını ele geçirir; senden imkânsızı ister. Benden istenen bütün hayatımdı. Ancak bu mesleği seçtiğimde bunu biliyordum. Bilerek kabul ettiğim gerçeklerden kaçmak korkaklık olurdu.
"Ben vatanına ihanet eden bir kadına aşık olmam!"
Aşkın ve pişmanlığın gücünün iç içe geçtiği büyüleyici romanımızla derin duygusal bir yolculuğa çıkın. Kader ve olağanüstü yeteneklere bağlı kahramanlarımız, hayatın ve ilişkilerin karmaşıklığında yol alarak sizi hem kalbi kırık hem de umutlu bırakıyor.
Rihim yüreğindekileri sınır tanımayan bir aşka döküyor. Aşkının, Orout`un duygusal yaralarını iyileştirmeye ve geçmişin neden olduğu boşluğu doldurmaya yeterli olduğuna inanarak hayallerini feda eder. Onun sarsılmaz bağlılığı, sizi nefessiz bırakacak saf bir kırılganlıkla yankılanıyor.
Orout, yanlış anlaşılmalarla ilgili gerçeği ortaya çıkardıkça pişmanlığının ağırlığı acı bir yük haline gelir. İlişkileri için zamanın dolduğunun farkına varması onu perişan eder.
Onun kaybının acısını sanki kendi kaybınızmış gibi hissedeceksiniz.
Bu duygusal açıdan yüklü anlatı, sizi aşkın doruklarından pişmanlığın ezici derinliklerine kadar duyguların inişli çıkışlı bir yolculuğuna çıkaracak. Her sayfayı çevirdikçe karakterlerimizin dünyasının derinliklerine çekilecek, onların sevinçlerini, üzüntülerini ve zamanın acı-tatlı geçişini deneyimleyeceksiniz.
Aşkın, fedakarlığın ve duyguların kalıcı gücünün bu unutulmaz öyküsünden etkilenmeye hazırlanın. Bırakın hikaye ruhunuzla rezonansa girsin, kalbinizde silinmez bir iz bıraksın.
...
Kapak benim tasarımım ve hala düzenlenmekte olup son hali değildir. Vaktim oldukça üzerinde değişiklikler yapacağım.
"Herkes gibi olmaya çalışmak bu hayattaki en acımasız kabullenişti belkide.Farklı doğmak ve yaşamak zorunda olmak herkes için aynı şartları taşmazdı.Çünkü acımasız bir şekilde kendi koydukları kurallara uyulmasını isterlerdi.Sevmek için bile belli bir kural olmalıydı ve tabi sevilmek içinde.Fakat günün birinde farklı olan her şeyin tüm güzellikleri beraberinde getireceğini kimse bilemezdi."
15 yaşındaki Eylül yeni okuluna gitmek için çok heyecanlıydı. Ama lisenin ne kadar berbat bir yer olduğundan haberi yoktu. Bakalım Eylül bu kötü ortamda ne kadar zorlanacak?
Küçük yaşta annesini ve babasını kaybeden Orisa, yetimhaneye gitmiştir. 18 yaşından bir süre sonra yetimhane`den kalmasıyla karşısına çıkan Rovet ile hayatı baştan aşağı değişir.