[ Genç Kız Edebiyatı ] - Kitap Listesi
devam ediyor 29dk önce güncellendi
JETON
@nur.66gul
Okuma
1.03k
Oy
214
Takip
19
Yorum
88
Bölüm
17
Kervancıoğlu ailesi...
Gücün, paranın ve korkunun diğer adı.
Onlar kaybetmez.
Onlar yıkılmaz.
Ama bir gece...
her şeye sahip olan o aile, en değerli şeyini kaybetti.
Oğullarını.
Yıllar geçti.
Her şey kaldığı yerden devam etti.
Ama kimse bilmedi...
O çocuk hâlâ hayattaydı
Ve kendi ailesini tanımadan yaşıyordu
Aras Karahan...
Kendi kimliğini bilmeden yaşayan bir adamdı.
Ahu Çavdar ise...
o ailenin kapısından içeri bir hizmetçi olarak giren,
kaybedecek hiçbir şeyi kalmamış bir kızdı.
Ama bazı kapılar sadece açılmaz...
kaderi değiştirirdi
Çünkü Ahu`nun attığı o adım,
sadece kendi hayatını değil...
Kervancıoğlu ailesinin geçmişini de geri getirecekti.
Ve bazı gerçekler ortaya çıktığında...
devam ediyor 2s önce güncellendi
YANLIŞ ZAMAN YANLIŞ KİŞİ
@merih_1040
Okuma
3.98k
Oy
278
Takip
38
Yorum
60
Bölüm
13
Belimdeki kollarını biraz daha sıkınca kalbim göğsümü parçalayacak gibi atmaya başladı.
“Şaka yapıyorsun değil mi?”
diye fısıldadım.
Gölge hafifçe kıkırdadı.
“Hatun... gece yarısı senin odana camdan girip yatağına gelen biri sence şaka mı yapıyordur?”
Boğazım kurudu.
“Sen... manyak mısın?”
Başını omzuma yaklaştırdı. Nefesini boynumda hissedebiliyordum.
“Yok. Sadece meraklıyım.”
Kendimi kurtarmaya çalıştım ama kolları gerçekten çok güçlüydü.
“Beni bırak.”
“Birazdan.”
Kitabımın tüm telif hakları bana ait kopyalanması yada izinsiz paylaşılması durumunda dava açacağım
devam ediyor 2s önce güncellendi
Kana bulanan Sevda
@mirsann
Okuma
1
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
5
Şehir geceleri artık daha sessizdi.
Çünkü insanlar karanlığın içinde kimin dolaştığını biliyordu.
Bir tarafta…
adı bile korkuyla fısıldanan adam vardı.
Karga.
Onun gerçek adını kimse bilmiyordu. İnsanlar yalnızca bıraktığı cesetleri, susturduğu sokakları ve çöktürdüğü imparatorlukları biliyordu. Kumarhaneler, limanlar, gece kulüpleri… hepsi onun gölgesinin altına girmişti.
Masaya oturduğunda sigara dumanı bile yön değiştirirdi.
“Bu şehirde iki şey kaçınılmazdır…” demişti bir gece.
Viski bardağını yavaşça çevirirken gözleri ölüm kadar soğuktu.
“Ölüm…”
Kısa bir sessizlik olmuştu.
“…ve ben.”
İnsanlar ondan korkuyordu çünkü Karga bağırmazdı.
Sakinliği daha tehlikeliydi.
Ama sonra…
Şahin öldü.
Ve şehir ilk kez başka bir ismi konuşmaya başladı.
Kim olduğunu kimse bilmiyordu.
Nereden geldiğini…
kaç kişiyi gömdüğünü…
neden omzunda bir karga taşıdığını…
Hiç kimse bilmiyordu.
Sadece siyah araçlardan oluşan bir konvoyla İstanbul’a geldiğini gördüler. Bakır saçlarının yağmur altında ateş gibi parladığını… ve Karga’nın gözlerinin içine korkmadan baktığını.
Köprünün üstünde ilk kez karşı karşıya geldiklerinde herkes savaş çıkmasını beklemişti.
Ama silahlar değil…
kelimeler ateşlenmişti.
“Seninle böyle tanışmak çok komik oldu.”
Kızın sesinde alay vardı.
Karga ise sadece ona bakmıştı.
Uzun süre.
Sanki karşısındaki kişinin insan mı yoksa yaklaşan bir felaket mi olduğuna karar vermeye çalışıyordu.
“Buraya ne için geldin?” diye sormuştu sonunda.
Kız dudaklarındaki koyu kırmızı ruju yavaşça düzeltmişti.
“Babamı senin öldürmediğini düşünüyorum.”
İşte o an…
şehir değişmişti.
Çünkü ilk kez biri Karga’ya korkmadan yaklaşmıştı. İlk kez biri onun kurduğu karanlığın içine gözlerini kırpmadan yürümüştü.
Ve daha kötüsü…
Karga onu öldürmemişti.
Bu yüzden insanlar fısıldamaya başladı.
“Kim bu kadın?”
“Karga neden hâlâ onu yaşatıyor?”
“Gerçekten Şahin’in kızı mı?”
Ama cevap yoktu.
Çünkü o kadın bilinmezdi.
Ve bilinmeyen şeyler… yeraltı dünyasında her zaman korku yaratırdı.
Bir gece Karga’nın sağ kolu sessizce odasına girip şöyle dedi:
“Efendim… o kadın tehlikeli.”
Karga pencerenin önünde durmuş, şehrin ışıklarını izliyordu.
Sigarasının közünü karanlıkta görmek mümkündü.
“Biliyorum.”
“Öyleyse neden hâlâ nefes alıyor?”
Karga birkaç saniye sustu.
Sonra boğuk sesi odanın içine yayıldı:
“Çünkü bazı insanlar öldürülmeden önce anlaşılmalıdır.”
Ama anlamadığı bir şey vardı.
Kadın da onu izliyordu.
Otelde, loş ışıklı odasında omzundaki karganın tüylerini okşarken cama yansıyan kendi gözlerine bakmıştı.
Ve fısıldamıştı:
“Karanlığın sahibi olduğunu sanıyor…”
Kuş hafifçe ses çıkarmıştı.
Kadın dudaklarının kenarını kaldırmıştı.
“…oysa karanlık bazen insanın içinde doğar.”
Şehir artık iki farklı fırtınanın arasında kalmıştı.
Bir tarafta herkesin korktuğu adam vardı.
Diğer tarafta kimsenin tanımadığı kadın.
Ve en korkuncu…
İkisi de birbirini öldürmek yerine anlamaya çalışıyordu.
Çünkü bazen yeraltı dünyasında savaş… kurşunla değil, merakla başlardı.
devam ediyor 3s önce güncellendi
ALAKAN
@durulale
Okuma
187
Oy
98
Takip
13
Yorum
96
Bölüm
9
Hem ajan olan hemde kıdemli üsteğmen olan Efnan alacakanın hayatınınnyeniden dönüm noktası olacak aynı zamanda bir bir gerçeklerle yüzleşicek
Aras içi erir bir şekilde efnana bakar ve hiç utanmadan efnana şunu söyler.
Aras candar:
"O güzelim dudaklarını bir kere daha öpmek benim için artık kutsal bir görev oldu ve güzelim."
Ben ise şaşkınlıkla arasa bakıyordum ama bir yandan da yüzüm hafiften kızarıyordu sonra Aras birdenbire bana bakıp konuştu.
Aras candar:
" Güzelim. Bak ben bu mükemmel ötesi sana yakışan bir kelime."
Dedi ama sonra bir kereden durup tekrardan konuştu.
Aras candar:
" Ama sadece BENİM GÜZELİM SEN başkasının güzelimi olamazsın."
Dedi bu haline hafiften gülüyordum sonra o beni karşısında eriten mavi gözüne bakıp konuştum.
Efnan ALACAKAN:
" Bak buda benim için güzel bir kelime MAVİ GÖZLÜ YAKIŞIKLIM."
Dedim Aras bana öyle harika ötesi biriymişim gibi bakıyordu ki kendimi sürekli onun yanında çok güzel ve özel biri olarak hissediyorum sonra aniden durup konuştum.
Efnan ALACAKAN:
" Amma sadece BENİM MAVİ GÖZLÜ YAKIŞIKLIM olabilirsin başkası sana haram mavi gözlü yakışıklım."
Dedim ikimizde gülmeye başladık
devam ediyor 3s önce güncellendi
Kanunla Karanlık Arasında: Maskenin Altındaki Çığlık 4
@sondunya
Okuma
304
Oy
31
Takip
5
Yorum
6
Bölüm
84
Bazı kayıplar insanı yıkmaz.
Uyandırır.
Öykü bir kez daha her şeyi ardında bırakıyor.
Şehri, geçmişi, yarım kalmış cümleleri.
Ama bu gidiş bir kaçış değil.
Bu bir dönüş hazırlığı.
Bir zamanlar “Ceza” olarak korku salan kız geri dönüyor.
Fakat bu kez yalnız değil.
Bu kez içinde sakladığı başka bir kimlikle geliyor: Ateş.
Ceza aklı temsil ederdi.
Ateş ise yakmayı.
Kalbinin içindeki çığlık artık bastırılmayacak.
Maskenin altındaki gerçek ortaya çıkacak.
Onu karanlığa iten, hayatını bir kurşunla değiştiren kişi hâlâ özgür.
Ve Öykü özgürlükle pek iyi anlaşamaz.
Şehir yeniden nefes almaya çalışırken, o gölgelerin arasından yükseliyor.
Adaletin yerini bulmadığı yerde, bedel kesmeye hazır.
Ama bu sefer yalnız intikam yok.
Bu sefer hesaplaşma var.
Geçmişle.
Kendisiyle.
Ve kalbiyle.
Çünkü ne kadar kaçarsa kaçsın, bazı isimler insanın ruhuna kazınır.
Mert.
İhanetle kırılan bir sevgi, küllerinden doğabilir mi?
Yoksa bazı yaralar sonsuza kadar açık mı kalır?
Öykü bu kez iki kimlikle savaşıyor.
Ceza olmak kolay.
Ateş olmak tehlikeli.
İnsan kalmak ise en zoru.
Maskenin altında bir çığlık var.
Ve o çığlık artık susmayacak.
Adalet mi?
İntikam mı?
Yoksa aşk mı kazanacak?
Bu şehir bir efsanenin geri dönüşüne hazır değil.
Ama o zaten izin istemiyor.
devam ediyor 5s önce güncellendi
Müfredat Dışı
@murekkepizi
Okuma
220
Oy
72
Takip
6
Yorum
0
Bölüm
15
Kampüste birbirine yabancı, aynı çatının altında ise birbirine mecbur... Gaye, Talha`nın sadece ona özel o alaycı gülümsemesiyle başa çıkabilecek mi?
"Bazı dersler sınıflarda verilmez, bazı soruların cevabı ise hiçbir notta yazmaz."
Buradaki uzun romanlarımın yanı sıra, artık sizin hayal ettiğiniz sahneleri de kaleme alıyorum. İstediğiniz bir sahneyi, karakteri veya klişeyi söyleyin; ben senaryosunu yazıp paylaşayım. Kendi fikirlerinizi benim kalemimden okumak için WhatsApp kanalıma davetlisiniz: 11.Bölümdeki QR kod dan kanalıma gelebilirsiniz hepinizi bekliyorum
devam ediyor 7s önce güncellendi
Mafyanın Avukatı
@nissablzze
Okuma
80
Oy
21
Takip
5
Yorum
45
Bölüm
6
İstanbul’da hukuk, her zaman adaleti temsil etmezdi. Bazen sadece daha büyük güçlerin birbirine karşı kullandığı bir araçtı.
Derin Karaca, genç yaşında dava dosyalarının içinde kendine yer edinmeye çalışan bir avukattır. Soğukkanlı, dikkatli ve kurallara bağlı… en azından mesleki olarak.
Bir gün aldığı dava, sıradan bir müvekkil dosyası gibi görünür: İngiliz bir iş insanı ve uluslararası bir şirket anlaşmazlığı.
Ama dosyanın içine girdikçe, olayların yüzeydeki kadar temiz olmadığı ortaya çıkar.
Para akışları, kaybolan belgeler ve adı bile açıkça söylenmeyen bir yapı…
Mafya.
Derin, müvekkilini korumak için hukukun sınırlarında kalmaya çalışırken, fark etmeden çok daha büyük bir savaşın içine çekilir. Attığı her adım, onu görünmeyen bir gücün hedefi haline getirir.
Ve o güç, sadece dosyanın arkasında değil… çok daha yakındadır.
Alessandro Vitale.
Adı bile mahkeme salonlarında fısıltıyla geçmesi gereken bir adam.
Bir taraf hukukla gerçeği ararken, diğer taraf sessizlikle düzeni kurar.
Ve İstanbul’da bazı davalar kazanılmaz…
Sadece hayatta kalınır.
devam ediyor 9s önce güncellendi
MAFYA
@durumavi
Okuma
8
Oy
5
Takip
2
Yorum
2
Bölüm
2
Bir partide orada bulunan çoğu kişi öldürüldü ama o partide az daha yosun karan da ölücekti fakat onun ölümünü Atalay demir durdurdu ve kimsenin haberi olmadan onu evinde misafir etmeye başladı.
devam ediyor 10s önce güncellendi
Kesişim
@deniz34
Okuma
10.92k
Oy
559
Takip
62
Yorum
46
Bölüm
59
Arkamızdan sesler gelirken göz ucuyla bakmaya çalıştım. Daha bir şey görememişken "önüne odaklan, düşeceğiz şimdi." Dedi adam.
Tekrar fiti fiti koşmama odaklanırken olabildiğince hızlı koşmaya çalışıyordum. Daha fazla bacaklarım bu acıya dayanmazken "beni bırak, sen devam et." Dedim.
"Olmaz, zaten geldik." Dedi.
Kaşlarım çatılırken "nereye geldik?" Diye sordum.
"Evlendirme dairesine! Umarım bekarsındır." Dedi.
Şaka yapıyordu değil mi? Şaka. Kameralar neredeydi? Haha, güldük eğlendik, nereye el sallıyorduk?
"Alt tarafı seni dövülmekten kurtardım diye beni nikahına alacak halin yok ya!" Dedim.
-------
"Hangi baharı yaşıyorsun bilmem Demir ama dediğim gibi burada bitirelim." Dedim.
"Sonbahar Şura, Sonbahar." Diyip derin bir nefes verdi. Arkamı dönüp yoluma devam edecekken kolumdan tutup beni kendine çekti. Vücudum vücuduna yaslanırken nefeslerimiz birbirine karıştı. İrademi korumaya çalışırken "ne yaptığını sanıyorsun?" Dedim.
"Eğer bana bir şans daha vermezsen seni burada öperim." Dedi. Gözleri gözlerimin içinde dolaşıyordu.
"Deneme bile. Seni mahvederim Demir."
Yüzünde gülümseme oluşurken "beni mahvetmeni sabırsızlıkla bekliyor olacağım." Dedi.
-------
"Bundan sonra öpebileceğin tek kadın annen olur inşallah." Dedim.
"Kızımızı unutmamak gerek tabii." Dedi.
"Sen delisin bence."
"Delirten sensin."
"Hah, daha yarım saat öncesine kadar ev arkadaşı arayan adam bir anda bana aşk pozları kesiyor." Dedim.
-------
"Bu minik barlara akmak istiyor." Dedim üzgünce.
"Otur evinde yemeğini, temizliğini, bakımını yap yoksa abine söylerim."
"Bir idol bunları nasıl söyler, hih!" Dedim.
"Bu şekilde söyler, belanın ta kendisi." Dedi eğlenerek.
"Tatlı bela ama değil mi?" Dedim yeterince sevimli olamaya çalışarak.
"Hem de nasıl, şerbet misin bal mı?" Dedi kahkaha atarken.
"Ya abi! Zaten ihanete uğramış bir kızım."
"Hadi güzelim hadi, sen ona da bela olursun zaten."
-------
Kesişim 1. Kitap
Kırınım 2. Kitap
-------
[Kırınım adlı kitabım bu kitabın devamıdır. Dileyenler bağımsız da okuyabilir.]
devam ediyor 10s önce güncellendi
Kırınım
@deniz34
Okuma
2.8k
Oy
412
Takip
25
Yorum
191
Bölüm
27
"Kızın başını yakıyorsun yani."
"Öyle de demeyelim be reis. Benim de ne kadar nazik, centilmen bir bey olduğumu biliyorsun." Dedi.
"Uzatma Cevdet. Benden ne istiyorsun?" Diye sordum.
"Akşama nikah şahidim ol. Vallahi senden başka düzgün insan tanımıyorum." Dedi.
"Hayatta olmaz. Ben oraya adım atmam." Dedim.
"Olur olur, benim için ya!"
-------
"Ömer nerede, dışarı mı çıktı?" Diye sordu Emir ekmeğini ısırırken.
Ben de ısırık alırken "o ne alaka?" Diye sordum.
"E evlenmişsin, abim öyle dedi." Dedi.
"Abin ne düşündüğünü bilmiyorum ama okyanusun ortasında bir gemide nikah kıyamayacağıma göre hala bekarım. Yine de bırak o öyle bilsin. Haddini fazla aştı dün akşam." Dedim.
-------
"Eğer düşersek paraşütümü açmaya yardım eder misin?" Diye sordum.
"Paraşütünü bile ben giydireceğim. Şimdi gözlerini açar mısın?"
Yavaşça gözlerimi açarken hafifçe bana eğilmiş yüzünde gezdirdim gözlerimi. Yüz ifadem komik olmalıydı ki gülümsemeden 1 saniye bile geçirmiyordu.
Gözlerinin içine bakarken "söz mü?" Diye sordum.
"Söz." Dedi.
"Kendini Anadolu`nun bağrında bir paraşütle süzülürken hayal edebiliyor musun? Şahsen ben edemiyorum. Çünkü bende öyle bir şans var ki iç Anadolu`da olmayan martı bile gelir beni bulup çarpar. Ve ben yine düşerim."
"Düşme esnasında paraşütünü benim giydireceğime inanıyorsun ama ölmeyeceğine mi inanmıyorsun?" Dedi şaşkınca.
-------
"Sorun çözüldüğüne göre ben kalkayım." Dedi Ömer.
"Bir şey yemedin." Dedim.
"Olsun, çok uykusuzum. Şu an daha ağır basıyor." Dedi Ömer.
"Araba süremezsin böyle. Bütün gece de uyumadın zaten. Biraz burada dinlen öyle gidersin." Dedim.
"Bütün geceyi nereden biliyorsun lan sen!" Dedi abim bağırarak.
"Bütün gece birlikte olduğumuzdan abi!" Dedim ben de sinirle. Gerçekten artık ben de sinirleniyordum.
"Oww." Dedi Emir. "İşte şimdi yandık."
-------
Kesişim adlı kitabımın devamıdır, bağımsız da okunabilir.