96. Bölüm

68.Aşk Dediğin

Biryazarımm
biryazarimm


Oy sınırı;50*
Merhabalar efendimmmm

Beklenmedik bir zamanda beklenmedik bir bölümle size gelmiş bulunmaktayım.6 bin kelimelik bölüm yazdım yani şu ana kadar yazdığım en uzun bölümle eşit uzunlukta.

Bölümde her daldan bir sahne var.Eğleneceğiniz bir bölüm yazdım.

Artık sınavlarım başladığı için iki hafta bölüm atamayacağım.O yüzden bu kadar uzun yazdım.Doya doya okursunuz artık dksldşsş.

Bu arada whatsap kanalımdan haberi olmayanlar bundan önce attığım duyuruya gidip katılabilirler.Oradan sürekli anlık bilgi veriyorum.Giremeyenler olmuş,onlar için üzgünüm çünkü link koyamıyorum sadece karekod koyabiliyorum.

Bu bölümde sizden ricam artık oy sınırını geçin ve bol bol yorum yapın.Sınıra bakmadan bölüm atıyorum ama zaten geçmemiş oluyorsunuz.Bari bu bölümün hatıran oy ve yorum atın.

O zammannnn sizi bölümle baş başa bırakıyorummm

*****

Binbir özenle sardığım sarmayı tencereme eklerken mutluluğuma diyecek yoktu.Eserime yeni eserler ekleyerek keyifleniyordum.Tabiki de kusursuz değillerdi ama ilk denememdi sonuçta.

Yaklaşık bir saattir sarma sarmaktan parmaklarım buruşmuştu.Ama bundan şikayetçi değildim.Neredeyse tencereyi ağzıma kadar doldurmuştum.Son kara lahana yapraklarımı da sarıp bitirecektim işimi.

Mutfaktan içeri giren abim beni gördüğünde durdu.Garip bir şey görmüş gibi bakıyordu.Beklemiyordu galiba sarma sarmamı.Sevdiceğime sarıyordum bir kere!

“Ne yapıyorsun kız sen burada ?”dedi masada ki sandalyeyi çekip oturarak.

“Kara lahana sarması sarıyorum.”

“Normal sarmanın suyu mu çıktı ?”

“Araz bunu daha fazla seviyor.O yüzden bunu yapıyorum.”Araz lafını duyan abim memnuniyetsizlikle suratını buruşturdu.

“O kenafir göz için mi yapıyorsun yani bunları ?İnanamıyorum.Şok üstüne şok yani.”

“Alış abicim alış,belki ileride sende birini sarma saracak kadar seversin.”Bu cümleyi kurma nedenim abimin aşk hayatını ölçmekti.Onun aşk hayatına olan merakım hiçbir şekilde dindirilemezdi.

Abimden cevap beklerken o biraz dalmış gitmiş gibiydi.Tam acaba biri mi var diye düşünecekken bana bakıp yine o muzır ifadesini takındı.

“Sarma saracağımı pek sanmıyorum.Seversem güzel severim ama.”

“Tahmini ne zaman seversin acaba ?”

“Sırf hemencecik evlenmek için beni evden göndermeye çalışma yemezler güzelim.Sıranı bekleyeceksin!”Yanaklarımı şişirerek ofladım.Bu konuda çok fazla inat ediyordu.Ama onu bekleyemeyecektim!

“İstediğin kadar karşı gel.Gelin olduğumda görürsün beni!”Beni duymazdan gelerek kendi halinde bir şeyler mırıldanmaya başladı.Son yaprakları da sardığımda tencereye sosunu ekleyerek ocağın üstüne yerleştirdim.Kapağını da kapattığım da sarmalarım pişmeye başlamışlardı.

Ellerimi yıkayıp kuruttuktan sonra tekrar sandalyeye oturdum.Abim dışarıyı izliyordu.Bugün hava kasvetli ve yağmurluydu.

“Ben bir markete gideyim ya,sıkıldım evde.”Birden ayaklanan abime şaşkın şaşkın baktım.

“Bu yağmur da nereye gideceksin ?Git daha verimli şeyler yap.”

“Yok ben biraz hava alayım.Var mı istediğin bir şey ?”

“Yok.Ama bu yağmurun altına nasıl yürüyeceksin ?”

“Senin abin demirden adam fıstık.Bana bir şey olmaz.”Gözlerimi devirerek mutfaktan çıkan abimin arkasından seslendim.

“Vestiyerde şemsiyem olacaktı.Eğer yürüyerek gideceksen onu al yanına.”Cevap vermemişti ama kulağıma gelen kapak açılma sesinden emrimi yerine getirdiğini anlıyordum.Saniyeler sonra elinde pembe kalpli şemsiyem ile tekrar girmişti mutfağa.

“Abicim bu nasıl bir şemsiye ?Dümdüz siyah şemsiyenin suyu mu çıktı ?”Severek aldığım şemsiyeme laf ettiği için çoktan kaşlarımı çatmıştım.

“Ben bunu sevdim ve bunu aldım.Beğenmiyorsan arabayla git.Şemsiyem de sana çok meraklı değildi zaten.”Gerçekten yürüyerek gitmek istiyor olmalı ki şemsiyeye yenilgi dolu bir bakış attı.

“Kimseye görünmeden gidip gelsem iyi olacak.Yoksa demirden adam olacak sana pamuk adam!”Onun bu söylediklerine kahkaha atarak gülen bendim.O ise üzerine montunu giyerek bana kötü bir bakış atıp çıkmıştı.Dış kapının sesi geldiğinde abimin evden ayrıldığını anlamıştım.Normalde arazın yanına geçerdim ama önce sarmalarımın pişmesi gerekiyordu.

Üzerimde ki yemek kokusundan kurtulmak için gidip sıcak bir duş aldım.Bu soğuk havalarda bunu yapmak çok iyi geliyordu.Duştan çıktığımda sarmayı kontrol ettim.Henüz pişmemişti.O yüzden oyalanmak için biraz telefona bakmaya başladım.

*******

İlahi Bakış Açısı

Elinde ki şemsiyeye kötü bakışlar atarak marketten içeri giren demir kimse görmeden şemsiyeyi kapatmıştı.Yolda gelirken yüzünü saklamak için çok uğraşmıştı.İlk işi kendine siyah bir şemsiye almak olacaktı.Çünkü kız kardeşinin her şeyi pembeden ibaretti.

Tamamen kafa dağıtmak amacıyla geldiği marketin reyonları arasında gezerken ne alacağını düşünüyordu.Minela bir şey istemiyorum demişti ama demir yine de onun sevdiği şeyleri almaya başlamıştı.Bir tanecik kız kardeşi vardı sonuçta.Minelanın en sevdiği çikolatayı uzaktan gözüne kestirdiğinde oraya doğru ilerlemeye başladı.Son bir tane kalmıştı.Onu almak için uzanmıştı ki onunla beraber narin bir el daha uzanmıştı çikolataya.İkisi de birden çikolatayı kavrayınca bakışları birbirine değdi.

Balım ve Demir’di.

Demir yine aynı kadınla karşılaştığını fark edince sessiz bir küfür savurdu.Balımın derdi ise daha başkaydı.

“Sen beni takip mi ediyorsun ?”diye sordu hiddetle.”Her baktığım yerde seni görmek zorunda mıyım ?”Demir ona iftira atan kadına öfkeyle bakıyordu.Çok olmuştu bu kadın ama!

“Birincisi seni takip ettiğim falan yok.Seni takip edip de ne yapacağım ben ?”bunu söylerken alaycı bir ses tonu kullanmıştı.”İkincisi benim alanımda olan sensin.”

“Senin alanın mı ?Market ve kafeler nereden senin alanın oluyor ?”

“Benim oturduğum masaya gelip ahkam kesen sonra da çekip giden sensin.Benim iş yerime,askeriyeye gelip gömleğime kahve döken bana laf söyleyen yine sensin.Şimdi de evimin yanında ki markette karşıma çıktın.Sence kim kimi takip ediyor gibi ?”diye tamamladı cümlesini Demir.Karşısında ki kadının öfkesi bu sözlerle daha da harmanlanmıştı.

“Siz ne dediğinizin farkında mısınız beyefendi ?İşim gücüm yok sizi mi takip edeceğim ?”

“Hah!Bende tam o noktaya değinecektim.Sizin işiniz tam olarak ne ?”

“Savcıyım ben savcı!İşini ciddiyetle yapan,şakaya gelemeyen Savcı Balım Özdenim!Peki siz tam olarak kimsiniz ?”

“Ülkesi için savaşan pilotum ben!Kimseyle uğraşacak vakti olmayan,kimseyi takip etme derdinde olmayan Demir Alp Çevik’im ben!”

“Öyle mi ?Hiç memnun olmadım.”

“Tüh şansa bak ?Bende hiç memnun olmadım!”

Demir fırsattan istifade uzanarak son kalan çikolatayı kaptı.Yüzünde zafer dolu bir gülümseme vardı.

“Tanışıp memnun olmadığımıza göre görüşmemek üzere Balım hanım.Çikolata için teşekkürler.”Arkasını dönüp gidecekken balım önüne geçerek durdurmuştu onu.

“Hop hop hop!Nereye gidiyorsun ?Çikolatamı ver bana!Ortada bir çikolata varsa o ortamda ki kadına aittir.”diye kafasına gelen kuralı salladı Balım.Karşısında ki adam ona şimdi alayla bakıyordu.

“Öyle mi ?Hangi hukuk kitabında yazıyor bu ?”

“Balım hukuk kitabında yazıyor oldu mu ?Şimdi ver çikolatayı!”diyerek çikolataya uzanmaya çalıştığında demir geri çekti kendisini.

“Yok olmadı.Ayrıca bu çikolata bana lazım.Çok seviyorsan git diğer çeşitlere bak.”Demir yine gitmeye yeltendiğinde bu sefer arkasından seslendi balım.

“Pembe kalpli şemsiye ile geziyorsun,bir çikolata için kavga ediyorsun.O sahte kimliğinin altına bir prenses mi yatıyor Teneke pilot ?”

Demir duyduklarıyla durdu.Öncelikle prensese benzetilmişti.İkinci olarak ise Teneke Pilot mu demişti o ?

“Ne dedin sen ?”diye sordu sinirle.Mesleğine laf mı etmişti bu kadın ?

“Duydun işte.”dedi balım özgüvenle.”Demir değil mi senin adın ?E tamam teneke de bir demir çeşidi.Hemde içi boş olandan.Anladın sen.”diyip göz kırpmıştı.Demirin sinirden alnında ki damarlar belirginleşmişti.

“Bana bak hanımefendi.Sınırlarımı zorlama.Tanımıyorsun etmiyorsun o zaman bulaşma!Hele mesleğime dilini uzatma!”Balım karşısındaki adamın öfkesine kaşlarını çattı.

“Mesleğine lafım yok!Ülkemin kahramanlarındansın.Laf uzatmam sana!Ama bu teneke olduğunu değiştirmez.”

“Sabır sabır aha da taştı sabrım!”dedi demir sabırsızlıkla.Boyunu aşmıştı siniri.

“Şemsiye cidden yakışmış ama.”dedi balım tekrar başta ki konuya dönerek.”Başkasında görsem bu kadar beğenmezdim.Size ayrı bir hava katmış.Pembe teneke pilot oldunuz artık!”diye bir kahkaha daha attığında demir içinden buraya geldiği için kendine kızıyordu.Bu şemsiyeyi yanına almamalıydı!

“Bana bak savcı,saygımdan bir şey demiyorum ama bana bulaşma.Üç kez görüştük dördüncüsü olmasın.”Balım tekrar eski ciddiyetine dönerek burnunu hava dikti.

“Bence de olmasın teneke pilot,karşıma dahi çıkma!”Demir intikam almak istediği için son kozu oynayarak çikolatanın paketini açtı ve tek ısırıkta yarısını götürdü.

“Immmm ne kadar da güzelmiş ya çikolata!En sevdiğim en sevdiğim.”diye imalı imalı söylenmişti.Balım ise dehşet verici bir ifade ile bakıyordu ona.

“Pisliksin sen!Hain pislik prenses teneke pilot!”diye önüne geleni saymaya başladı Balım.O sırada çikolatayı yemekle meşgul olan demir yalandan bir üzüntüyle dudak büzdü.

“Ayıp oluyor savcı,bak yüreğime dokundu bu sözler!”

“Bir daha karşıma çıkma benim!”diyerek omzuna çarpıp gitmişti balım.Demir arkasından keyifle bakıyordu.Rezil olmuştu falan ama en azından sinir de bozmuştu.Keyifle alışverişine devam ederken elinde ki şemsiyeye bile sırıtarak bakıyordu.

*********

Kendi ellerimle sevdiceğime yaptığım sarmaların kokusu tüm mutfağı sarmalamıştı.Evimde bulunan en büyük kabı alıp sarmalarımı içine dizmeye başladım.Şimdi gidecek ve yeşil gözlüme tadım yaptıracaktım.Sarmalarımın şekli pek düzgün ve eşit olmamıştı ama tatlarından şüphem yoktu.Ayak üstü iki tane ağzıma attığımda çok lezzetli olduğunu fark etmiştim.

Kabı ağzına kadar doldurduktan sonra heyecanla kapıya yürüdüm.Abim gezme işini sevmiş olmalı ki henüz gelmemişti.Neyse ki yağmur dinmek üzereydi.Kendi evimden çıktıktan sonra üç adımda arazın kapısına ulaştım.Şimdi onun bana verdiği anahtarla girip sürpriz yapabilirdim ama özel alanıydı sonuçta.O yüzen kapıyı çalıp uslu uslu bekleme ye başladım.Kapı açıldığında karşımda müptelası olduğum adam vardı.

Duştan yeni çıkmış olmalı ki saçları hafif nemliydi.Üzerinde gri bir kazak ve siyah eşofman vardı.Beni görünce gülümsedi.

“Sonunda be güzelim,sabahtan beri yanına gelmemek için zor duruyorum.”Ona sürpriz yapacağım için yanıma gelmemesi konusunda uyarmıştım.Çünkü ben gelecektim yanına.O da bunu bildiği için beni dinlemişti.

“Kusura bakma Çimen gözlüm,geç oldu ama geldim.Hem benim sana bir sürprizim var.”Yanından geçip salona ilerlerken o da peşimden geliyordu.

“Yine ne yaptı acaba benim yavrum ?”Gururla gülümseyerek kucağımda sakladığım kabı ona doğru salladım.

“Sana kendi ellerimle Kara lahana sarması sardım.Sen çok seviyorsun diye.”Bunu beklemiyor olmalı ki bir hayli şaşkındı.

“Bana sarma mı sardın yani ?”

“Evet!Yani yaparken biraz zorlandım ama hepsi senin içindi.”Onu beklemeden koltuğa oturduğumda o da yavaşça oturdu yanıma.

“Güzelim niye zahmet ettin ?Dinlenseydin ya bugün.”Kınayıcı bir bakış attım.

“Aşk olsun Araz.Şurada ne güzel sarma sarmışım sana ?Hiç zahmet olur mu ?”

“Sen gerçekten harika bir şeysin.Sarma yerine seni mi yesem önce ?”Edepsiz sözleriyle gözlerim büyüdü.

“Ay çok ayıp yeşil gözlüm.Hiç öyle denir mi ?Bugünlük nasibinde sarma var.Beni başka zamana ertele artık.”

“İyi öyle olsun madem.Ver bakalım bana sarmalarımı.”Bu yemeğe olan sevgisi had safada olduğu için onu bekletmeden kabın kapağını açıp ona verdim.Kabı eline aldıktan sonra önce kokusunu içine çekti.

“Çok özlemişim şu kokuyu.”dedikten hemen sonra üç sarmayı tekte ağzına attı.Ben merakla tepkisini izlerken o daha lokmasını yutmadan iki tane daha attı ağzına.

“Canım yavaş ol,hepsini sana yaptım merak etme.”dedim gülerek.Beni dinlemeden bir tane daha yedi.

“Mis gibi olmuş mis!Bal mı damlıyor bu parmaklardan ?Nasıl bir lezzettir bu ?”diye beni övünce sevinçten havalara uçtum.Çok yemek yapmazdım ve yaptığımda abim yemeklerimi eleştirirdi.Ama yeşil gözlüm beğenmişti!

“Afiyet olsun benim aslanıma!”dediğimde yemeği bırakıp şaşkın şaşkın baktı bana.”Aslanım.”kelimesi onun için beklenmedik olmuştu herhalde.

“Pardon kurduma.”dedim sırıtarak.Suratı daha garip bir hale büründü.Bu ifade o kadar hoşuma gitmişti ki bundan sonra ona hep kurdum diye bilirdim.

“Güzelim ne yapıyorsun ya yavaş gel biraz!Öyle kurdum falan diyince içim bir garip oluyor.”

“Niye ya ben çok sevdim.Artık sana hep böyle sesleneceğim.”

“Seslen.Sen bana istediğini diyebilirsin.Sana her şey serbest.”Sahte bir kınayıcı bakış kuşandım.

“İnanamıyorum.Koskoca yüzbaşı torpil mi geçiyor yoksa ben mi yanlış görüyorum ?”Kabı sehpaya bırakarak biraz bana yaklaştı.

“Benim güzelime her şeyde izin var.Gerekirse torpilin en alasını geçerim sana.Hatunumun başımın üstünde yeri var.”Dediklerine kahkaha atarak güldüm.Hem güldürüyordu hem utandırıyordu.

“Ağzın ciddi anlamda çok iyi iş yapıyor yüzbaşı.Bu demek oluyor ki ben sana doğru düzgün küsemeyeceğim.Hemen alacaksın gönlümü.”dedim biraz mutsuz bir ifadeyle.

“Küsmek falan yok İzmir güzeli.Nazını da tribini de çekerim ama küslük olmaz.Aç bakayım ağzını.”birden sarmayı ağzıma tıkıştırınca konuşamadan kaldım.Yavaş yavaş lokmamı yutarken Araz kabın bir kısmını bitirmişti neredeyse.

“Canım ben seninle şu evlilik mevzusunu konuşacaktım.”dedim hatırlamışken.Buraya gelme amacım da oydu zaten.Araza dün ne olduğunu söylememiştim.

“Dinliyorum güzelim,bekle ellerimi yıkayıp geleyim.”Uzun süre kirliliğe tahammülü olmadığı için sık sık ellerini yıkıyordu.Onun hakkında minik detaylara bile artık çok hakimdim.Araz tekrar salona girdiğinde yine gelip yanıma oturdu.Koltukta yönümü ona çevirerek yüz yüze gelmemizi sağladım.

“Araz şimdi şöyle ki ben dün abimle babama bu durumdan bahsettim,”diye girdim söze.Tabi ki de onu delirtmek için bazı minik oynamalar yapacaktım.Gözlerimin dolması için çabalarken dudaklarımı büzerek baktım.”Ben söyledim ama hiç sakin karşılamadılar.İstemediler Araz.Babam kesin bir dille reddetti.Onda sana verecek kız yokmuş.Zaten başından beri bu ilişkiyi pek onaylamadığını hatta ayrılmamız gerektiğini söyledi.Abim de babamla aynı düşünüyor.Evlenemeyiz Araz.”Sözlerim bittiğimde gözlerim doluydu.Bu söylediklerimin ihtimalini düşünmek bile korkunçtu.

Araz henüz bir tepki verememişti.Sadece kal gelmiş gibi suratıma bakıyordu.İçimdeki endişeyle ellerimi ona uzattım.

“Canım iyi misin ?Bir tepki ver lütfen!”

“Olmaz!”dedi hemen.Sesi kısık ve bir hayli şaşkınlık doluydu.

“Olmaz ben vazgeçemem senden,yapamam Minela olmaz!Neden istemiyorlar kötü müyüm ben ?Seni çok seviyorum ki ben.Vazgeçemem yapamam kalbim kaldırmaz.Hayır ben konuşacağım onlarla.Ayrılık falan yok!”dedi Kendi kendine.Arazdan beklemediğim bir tepkiydi çünkü her şeyi sakinlikle çözerken şuan telaş içinde boğuluyor gibiydi.Onu böyle görünce içimden bir parça kopup gitmişti.Yaptığım şeye hemen pişman olurken ayağa kalkıp arazın yanaklarından kavradım.

“Olmaz Minela ayrılık olmaz!Ben yapamam sensiz.Eksik kalırım dayanamam.”Öyle bir söylüyordu ki ses tonu bile çaresizdi.

“Canım bir sakin ol,”

“Ayrılık olmasın Minela..”

“Ayrılık falan yok.Ben şaka yapmak istemiştim.Böyle üzüleceğini bilsem yapmazdım özür dilerim.Babam karşı çıkmadı.Ayrılmayacağız.”dedim sakinleşmesi için.Duyduklarıyla elimin altında ki vücudu gevşemişti.

“Benimlesin yani değil mi ?”

“Daima.”

Beni kendine çekip öyle bir sarıldı ki ayrılık düşüncesinin onun için ne kadar yıkıcı olduğuna bir kez daha kanaat getirdim.

“Yeşil gözlüm ben bu kadar üzüleceğini bilmiyordum,çok özür dilerim.”İçimde derin bir mahcubiyet vardı.

“O dediğin şeyler…gerçek olsa kalbim dayanmazdı Minela.Bağlandım ben sana kopamayız.”

“Kopmayacağız canım.Hem babamın gerçek tepkisini merak etmiyor musun ?”

“Anlat bakalım ne dediler ?”Tekrar koltuğa oturduğumuzda bu sefer tek fark olarak ellerim onun avuçlarındaydı.

“Şimdi şöyle ki pek de mutlu karşılamadılar.Özellikle abim beni vermeme konusunda kararlı.Ama babam evlenmemize izin verdi fakat o da seni süründürecek belli ki.Kısacası minik engeller dışında evlenmemiz için bir sorun yok.”Yüz ifadesi gevşediğinde artık rahatlamıştı.

“Abinin pek de minik bir engel olduğunu düşünmüyorum ama hallederim ben.Baban onay verdi ya benden mutlusu yok.”

“Ama minik bir mesajı var;hemen gelip istemek yok.Biraz bekleyecekmişsin.”Sıkıntıyla yanaklarını şişirerek ofladı.Şuan minik bir çocuk gibiydi resmen.

“O çok zor işte.Ben artık seninle aynı evi paylaşmak,sürekli dip dibe olmak istiyorum.”Sanki bunları hiç yapmıyormuşuz gibi demesi trajikomikti.

“Ya senin de hiç isteklerin bitmiyor komutan.Alıştın sürekli bir şeyler istemeye.”

“En büyük isteğime kavuşayım da gerisi olmasa da olur.”En büyük isteğin ne ?diye sormadım çünkü biliyordum.Bendim onun en büyük isteği.Tıpkı onun da benim en büyük isteğim olduğu gibi.

Hüzünlü,hülyalı ve aşk dolu bakışmamızı bölen şey gelen zil sesi olmuştu.Araz ayaklanıp kapıya ilerlerken bende onun ardından ilerledim.Kimin geldiğini bilmiyordum ama merak ediyordum.Araz kapıyı açtığında bende bedenimi hafif yana kaydırarak onun ardından gözüktüm.İkimiz beraber kapıyı çalan kişiye,kısacası abime bakıyorduk.

Artık abimin sürekli bir yerlerden çıkmasına şaşırmıyordum.Araz da şaşırmıyor olmuş olmalı ki keyifle bakıyordu abime.Keyifle baktığı şey abime zorla verdiğim kalpli şemsiyemde olabilirdi.

“Hoşgeldin Demir,sen bilir miydin benim evimin yolunu ya ?”dedi Araz alayla.Abim ise ona inat fazla sinirliydi.

“Kız kardeşimin karşısına taşınmışsın lan nasıl bilmeyeyim ?”

“Aşk komşuculuğu bizimkisi.”

“Ulan başlatma aşkına.Buraya senin aşkını dinlemeye gelmedim.Prensesimi alıp gideceğim.”Araz yalandan etrafa bakıyormuş gibi yaptı.

“Ben burada sana ait bir prenses göremiyorum,yanlış geldin herhalde.”Bakışları beni bulduğunda göz kırpıp gülümsedi.Hemen sonrasında kolunu omzuma atarak beni kendisine çekti.”Bak bir tane prenses varmış,ama o da bana ait be demir.Yanlış kapıdasın.”Arazdan çıkan bu iddialı sözler beni bile bozguna uğratmıştı.Ama çok fazla hoşuma gittiğini de belirtmek isterdim.

Abim bir bana bir de arazla aramızda olmayan mesafeye bakarken gözü seğirir gibi olmuştu.Ateşe tüm benzin depolarını toplamış gidiyorduk ama hadi hayırlısı.

“Lan çek o elini kolunu kardeşimden.Yapma dedikçe yapıyorsun bir gün bende yapacağım bir şeyler.Minela sen gel buraya.”Gitmek istemiyordum ama kalırsam iyi olmayacaktı.Yine de ortasını bulmak için arazla arama bir mesafe koyup ikisinin tam ortasında dikilmeye başladım.

“Araz ben gitsem iyi olacak.Sarmalarımı bitirmeyi unutma.Konuşuruz yine.”derken gözlerimle cilve yapmıştım yakışıklıma.O da bu cilveyi hemen havada kapıp gülmüştü.

“Konuşuruz güzelim,”

“Konuşmayız!”diye araya giren ses abime aitti.

“Biz de konuşmayız ,siz de konuşmazsınız,oda konuşmaz NOKTA!”İkimiz de aval aval abime bakıyorduk ama o sırtını bize dönüp kapıya ilerlemişti.Fırsattan istifade yeşil gözlüme dönüp hemen boynuna sarılmıştım.Sarılmamız üç saniye falan sürmüştü ama radarları yanık gezen abim hemen anlamıştı olayı.

“Lan uzaklaş,evlenmeden temas yok,sarılmak yok,hele öpmek hiç hiç yok!”İkimiz de edepli bir insan olarak usulca başımızı eğdik.Bizim de elimizden geldiğince dikkat ettiğimiz konulardı zaten.

Bu sefer bende abimin arkasından minik adımlarla ilerledim.İçeri girmeden son kez yeşil gözlüme uzaktan öpücük atmıştım.

Bu sayılmazdı dimi ?

*****

“Aslında bu elbisenin mor rengi de vardı ama ben pembesini tercih ettim.Güzel olmuş ya değil mi ?”Parla kendi telefonun yeni aldığı elbisenin fotoğrafını gösterirken açelya ve ben dikkatle fotoğrafı inceliyorduk.Pembe uzun boylu ama yazlık bir elbiseydi.

“Elbise çok güzel ve sana da çok yakışmış.Ama fazla ince gibi geldi.Bir kaç ay sonra anca kullanırsın.Yine de güzel elbise.”diye benimde iç sesime tercüman oldu açelya.Bende ona katıldığımı belirtircesine kafamı salladım.

“Aldım ama şimdi giymeyeceğim.Hazır indirime girmişken kaçırmak istemedim.”

“İyi yapmışsın.”

Kol saatime baktığımda çıkış vaktimizin geldiğini görünce gülümsedim.Bugün işlerde ki yoğunluktan dolayı arazla pek görüşme şansımız olmamıştı ve ben çok özlemiştim.

“Sohbetinize doyum olmuyor kızlar ama ben kaçar.Hepinizi öpüyorum.”İkisinin de imalı bakışları beni buldu.

“Bizden kaçıp araza gitmiyorsan bende bir şey bilmiyorum.”Parla da açelyaya katılınca itiraz etme girişiminde bulunmadım.

“Yapmayın kızlar,sizde aşıksınız.Beni çok iyi anlamanız gerekiyor.”

“Anlıyoruz canım,işte bu yüzden Sumru gibi çığırmak yerine bay bay diyoruz.”Hepimiz birden gülmeye başladık.Onlarla vedalaşıp Arazın odasına doğru ilerledim.Koridorda ilerlerken karşıdan gelen ama dalgın bir şekilde yürüyen sinanı görünce durdum.Tam karşıma gelip durmak zorunda kaldığında bakışlarını bana çevirdi.

“Komutanım buyurun ?Bir sorun mu var ?”

“Yok ne sorunu olacak.Bende her şey düzenle ilerliyor.Asıl seni sormak lazım.Hayırdır niye dalgın dalgın yürüyorsun ?”Eliyle ensesini kaşıyıp bakışlarını kaçırdı.

“Bir şeyim yok komutanım.Her şey normal ilerliyor bendede.Bugün biraz yorgunum sadece.”Yalan söylüyordu ve bunu fark etmiştim.Ama üstüne gitmek istemedim.Zamanla çıkardı kokusu.

“İyi öyle olsun madem.Görüşürüz o zaman.”Kafasını sallayıp yanından geçip gitti.O çok uzaklaşmadan arkasından seslendim.

“Sinan,”dediğimde bakışları bana döndü.”Kafana takılan şey her neyse git konuş bence.”Bu cümleni onu gülümsetmişti.Kafasıyla minik bir selam vererek önüne dönüp uzaklaştı.Herkesin ayrı bir derdi vardı.Tim,tim değil dert ve aşk yuvasıydı mübarek!

*****

Sinan,elinde ki telefonda gezinip duruyordu.Kahve molasındaydı ve sıkılmıştı.Şuan yanında uğraşacak kimse de olmadığı için instagram da geziniyordu.Uzun zamandır kimse ile görüşmediği için ise bir boşluktaydı.

Tanımadığı insanların postlarına bakarken birden karşısına çıkan kızı fazlasıyla tanıyordu.Sevgili komutanının kız kardeşi Ayçaydı bu.Üzerinde giydiği resmi ve şık bir kıyafetle fotoğraf paylaşmıştı.Elinde ise bir çiçek buketi vardı.Altınaysa şöyle yazmıştı;

İlk iş günüme abim ve yengemin gönderdiği çiçekle başlıyorummm💕

Demek o yüzden bu kadar şık giyinmiş diye içinden geçirdi Sinan.Bu kızda anlam veremediği bir şeyler vardı.Fazla samimiyeti yoktu ama istese olabilirdi.İstememesinin en büyük sebebi ise komutanıydı.

Aklında binbir seçenek dolaşıyordu ve en aklına takılanı bir tanesiydi.O ihtimalin olmasını istemiyordu.O ihtimalin gerçekleşmesi için hiçbir şey yaşamamıştı.

Ama yinede…Yine de sinanın gönlü Ayça’ya kayıyor gibi oluyordu.Olmaması için her şeyi yapmaya çalışıyordu.Aşk güzeldi ama doğru kişiyle olmalıydı.Komutanının kız kardeşi gerçekten doğru kişi miydi ?

“Oğlum yine kendi kendine saçmalamaya başladın.Yok öyle bir şey dedikçe inat ediyorsun.Sumru neyse Ayça da o senin için.”Diye kendine kızdı Sinan.Son zamanlarda yeteri kadar düşünmüştü bu durumu.Ama artık düşünmek istemiyordu.

Fakat parmakları bu fotoğrafı geçmek de istemiyordu.Bir şeyler söylemek bir şeyler anlatmak istiyordu.O yüzden kızın hesabına giriş yaptı.An itibari ile aklını bir köşeye bırakmış bulunmaktaydı.Parmakları klavye üzerinde gezinirken bir süre ne yazacağını düşündü.Sonra yazıp yazıp sildi.En sonunda tek bir cümleden karar kıldı.

Siz:İlk işin hayırlı olsun.

Çok mu kaba olmuştu ?En uygunu bu gibiydi.Ne yapsaydı direk kıza mı yürüseydi ?Telefonu kapatıp soğumuş kahvesini tek yudum da kafasına dikti.Mesajı atmıştı ama cevap olarak ne gelecekti bilmiyordu.En fazla saol derdi herhalde.

Cevap beklediğinden erken gelmiş,telefonuna bir bildirim düşmüştü.Sinan korka korka açtı bildirimi.Kısa ama dereceli bir cevap yazıyordu.

Ayça:Saol Sinan Abi.

Abi kelimesi sinanın beyninde bir balyoz etkisi yaratmıştı.Aralarında sadece 2 yaş vardı.Abi de ne oluyordu ?Tamam aralarında mesafe olması gerektiğini biliyordu ama abi kelimesi hiç de hoşuna gitmemişti.Sinirle tekrar cevap yazdı.

Siz:Abin olmadığım konusunda anlaştığımızı hatırlıyorum ?

Evet bu konuyu daha önce üstün körü belirtmişti Sinan.Onu kardeşi gibi görmediğini de söylemişti üstelik.Öyle bir şey yaşıyordu ki bir dediği bir diğerini tutmuyordu.

Ayça:Anlaşmadık Sinan abi.Sadece sen böyle bir şey iddia ettin.

“Sabır sabır şimdi yiyeceğim ha kafayı!”diye söylendi yine Sinan.Abi diye tutturmuştu bu kız!Ayça ile bir tartışmaya girecekti ki fazla oyalandığını fark edince vazgeçti.

Siz:İşim olmasa seninle bu konuyu derin derin konuşabilirdim ama şansına küs.Başka zamana artık.

Ne cevap geleceğini beklemeden telefonu kapatıp içeri geçti.Abi kelimesi o kadar kafasına takılmıştı ki dalgın dalgın yürüyordu.Birden durmak zorunda kalınca kafasını kaldırmış Minela komutanını görmüştü.

Ayak üstü kısa bir sohbet etmişlerdi.Sinan uzaklaşacakken ise Minelanın söylediği şey kafasına dank etmişti.”Git konuş bence.”demişti.Nereden anladığını bilmiyordu ama çok doğru yerden vurmuştu.Biraz cesaretini toplasa yapacaktı onu.Ama konu sadece cesaret de değildi.Duygudan emin olmak lazımdı.Ne karşıdakini ne de kendisini boş yere üzmek olmazdı.

“Kafanı topla oğlum!Mantıklı düşün,o ve sen olabilir misiniz ?Hayır!O zaman konu kapandı.”dedi tüm hislerine inat.Belki bir kaç saatliğine kendini bu sözlere inandıracaktı ama sonra yine başa döneceğinin farkındaydı.

*******

Arazın odasının kapısını tıklatıp içeri girdim.Masasında büyük bir ciddiyetle dosyalarla ilgileniyordu.Bende onunla aynı ciddiyete büründüm.

“Gelebilir miyim komutanım ?”Benim geldiğimi anlayınca gülümsemişti ama tekrar eski ciddiyetine dönerek arkasına yaslandı.Kollarını göğsünde birleştirmeyi de unutmamıştı.

“Kapıyı çalıp komutumu beklemeden içeri girdiğiniz üsteğmenim.Sormanıza gerek var mı ?”

“Girmeyeyim mi komutanım ?İsterseniz hemen çıkayım ?”

“Yok çıkma sen.Hatta seni kendi yanıma falan mı aldırsam ?Beraber iş yaparız.”Onun iş anlayışı gerçek iş anlayışı ile aynı mıydı işte o tartışılırdı.Gülerek kafamı iki yana salladım.

“Çok üzgünüm ama bu teklifinizi reddedeceğim komutanım.Hem ben evlilik yoluna girmiş bir kadınım.”dedim yüzüğümü ona sallayarak.

“Sizin gibi güzel bir üsteğmeni kim aldı merak ettim.Sizde çok mutlu olduğunuza göre fazla aşıksınız sanırım.”

“Ohoooo öyle böyle değil.Aşkımızı yazsak roman olur.O tür bir sevda bizimkisi.”dedim gurur ve sevinçle.Sanki anlattığım kişi o değilmiş gibi merakla beni dinliyordu.

Rahat durmak istemediğim için yavaş adımlarla koltuğuna doğru ilerledim.Oturduğu sandalyenin arkasına geçip elimi omuzlarına yerleştirdim.

“Çok yorgun musunuz komutanım ?Biraz halsiz gördüm sizi.”dedim sessiz bir tonda.Ciddi kalmaya çalışarak omzunun üstünden bana baktı.

“Çok yorgunum.Hemde öyle böyle değil.Şöyle bir masaj yapsanız hiç fena olmaz.”Maalesef dercesine dudak büzdüm.

“Ama askeriyedeyiz ve biri bizi böyle görürse hiç yakışık kalmaz.”

“Benden sır çıkmaz.Kimseye söylemem merak etme.”Ellerimi yavaş yavaş omuzlarında hareket ettirdim.Kendini ne kadar kastıysa direk çökmüştü omuzları.Son zamanlarda kendini çok fazla yoruyordu ve kimseyi dinlemiyordu.

”Ayça’nın ilk iş günüydü.İkimiz adına bir çiçek gönderdim.”dedi sessizliği bozarak.Doğru ya bana bunu geçen hafta söylemişti.

”Of o da çıktı aklımdan.Müsait olunca arayayım bari.”

”Onunla konuşmak yerine benimle de konuşabilirsin hiç gücenmez.”Gülerek masajıma devam ettim.

“İşlerin hala bitmedi mi şimdi ?”diye sordum resmiyetten çıkarak.Omzuna masaj yapan elime bir öpücük bıraktı.

“Yok be güzelim.Halletmeye çalışıyorum zaten.Sürekli boşladığım için şimdi ekstra çalışmam gerekiyor.Benim görevim bu.”

“Sadece senin değil bizim de görevimiz ama en çok sen yoruluyorsun.”

“E bir yüzbaşı olmak kolay değil.”

“Yüzbaşının sevdiceği olmak da kolay değil.Her saniye özlem, hasret ve aşk atağı geçiriyorum ben!”Küçük itirafımla omuzlarını sarsıldığında güldüğünü anlamıştım.

“Al benden de o kadar.Öyle bir özlüyorum ki saatlerce sarılsam geçmeyecek gibi.”

“Yaaaaa,”dedim sesimi incelterek.”Sizi bu kadar özlemden delirten kadın kim merak ettim gerçekten.”

“Çok güzel bir kadın,”diye başladı beni bana anlatmaya.”Sadece Dış görünüş olarak söylemiyorum ,tamam dış görünüş olarak da bir afet’ül zelzele ama içinin güzelliği ayrı bir şey.Dışarıdan ciddi bir duruşu var ama içinde hangi deliliği arasan bulunuyor.Bir an gülüp bir an kafanızı parçalayabilir.Hele bir de trip atması yok mu ?Adamı delirtir.Beni kendime öyle bir bağladı ki ondan koparmıyorum.Öl dese ölürüm.”Bu cümleyi söyleyince omzuna vurdum.Romantik romantik ilerlerken bu hiç olmamıştı.

“Özür dilerim yavrum,yani o ne derse yaparım.Ona ve aşkına boynumu eğdim ben.Emir alacağım tek kadın,hayatımın anlamı,şimdi sevgilim ileri de karım.”Kurduğu tüm cümleleri sırıtarak dinledim.Ne için gelmiştim ne yaşıyordum ?Dayanamadım ve eğilip Arazın yanağına sert bir öpücük bıraktım.Ama suratını buruşturarak yüzünü çekmesini beklemiyordum.

“Araz iyi misin ?”Surat ifadesi kısa bir süreliğine acıya bürünse de hemen toparlamıştı.

“İyiyim ben.Sen öptün ya daha iyi oldum.”Yalan söylüyordu ve iyi değildi.

“Suratını buruşturdun.Canın mı acıdı ?Ama sadece yanağını öptüm.”Yine işi çapkınlığa vurmaya çalıştı.

“Güzelim senin öptüğün yerin acıma imkanı yok.Takılma ya sen bunlara.”

“Araz!”dedim uyarır bir tonda.Yememiştim yemeyecektim işte!Pes ederek yüzünü girdiği rolden çıkardı.Yüzü hafif solmuş muydu bana mı öyle geliyordu ?

“Dişim ağrıyor,”dedi itiraf ederek.”Dün gece başladı.Ağrı kesici ile dindirmeye çalıştım ama o da bir yere kadar.”Onun canının acıdığını duymak benim de canımı yakmıştı.

“Tamam çıkalım şimdi dişçiye gidelim,hem sende kurtulmuş olursun ağrıdan.”Bu teklifi duyduğunda anında kafasını iki yana salladı.

“Yok gerek yok.Geçer zaten kendiliğinden.”Yaptığı oyun bozanlıktan dolayı kaşlarımı çattım.

“Saçmalama istersen,geçer diyerek geçiştirmezsin.Doktora gideceğiz.”

“Olmaz istemiyorum.”

“Gözümün önünde acı mı çekeceksin Araz ?”

“Minela lütfen bak,gitmeyelim zaten yorgunum.”Yorgun sesiyle bu cümleyi kurunca karşı çıkamadım.Her zaman yaptığım gibi boynuna sarıldım.O acı çektiği için ben ağlamak istiyordum.

“Araz ama böyle olmaz ki canım benim.Hem ağrın varken hem iş yapmaya çalışıyorsun.Gel gidelim işte.”Onaylamaz bir ses çıkardı.Aklıma gelen ihtimalle kafamı boynundan kaldırdım.

“Araz ?”diye sordum.Gözlerini açıp bana baktı.”Sen dişçiden korkuyor musun canım ?”Cevap vermek yerine gözlerini kaçırdığında ben cevabımı çoktan almıştım.

Evet,dişçiden korkuyordu.

Koskoca adamdı ama korkuyordu işte.Bunu ben garipsemiyordum çünkü daha önce de görmüştüm.

“Canım neden bana önceden söylemedin,ben şimdi fark etmesem kendi halinde geçmesini mi bekleyecektin ?”

“Evet.”dedi direk.Bu konuda fazla kararlı duruyordu.

“Sen şimdi dişçiye gitmeme konusunda kararlısın yani öyle mi ?”

“Evet kararlıyım.Ben gidip de o koltuğa oturmam.”Öyle mi Araz efendi,göreceğiz o zaman!

“Bu ağrının geçeceği konusunda da kararlısın o zaman ?”Bu soruları emin olmak için soruyordum.Bunu da onayladığında can alıcı teklifimi yaptım.

“Peki o zaman seninle bir anlaşma yapacağız,yarına kadar diş ağrın geçmemiş olursa ikimiz beraber iş çıkışında dişçiye gideceğiz ve sen itiraz etmeyeceksin.Ama senin dediğin gibi ağrın geçmiş olursa bende gitmek için ısrar etmeyeceğim.Anlaştık mı ?”Bir süre düşündü teklifimi.Sonra kafasıyla onayladı.

“Anlaştık,ama ben o dişçiye girmem!”Fazla inatçıydı ama ben ondan da inatçıydım.

“Orasını göreceğiz Araz efendi.Şimdi ağrını azaltmak için ne yapabiliriz onu düşüneceğim.”Masada ki ağrı kesiciyi işaret ettiğinde kafamı iki yana salladım.

“Hayır sürekli ilaç alamazsın.Başka bir yöntem bulacağım ben.”Telefondan internete girip diş ağrısını kesen şeylere baktım.Bir kaç araştırmadan sonra şaşkın şaşkın beni izleyen araza döndüm.

“Hazırlan hayatım,önce markete ondan sonra da eve gidiyoruz.Seni kendi ellerimle tedavi edeceğim.”

*******

“Nişanlım,yavrum,parlam,sarışınım, çiçeğim ,bebeğim ne yapıyorsun bakalım ?”diye yanına sırnaşarak gelen Göktunca tebessüm gönderdi Parla.Yüreğinde sevgi patlamaları oluyordu ve bunun sebebi tek bir kişiydi.

“Çalışıyorum aşkım,sen ne yapıyorsun ?”

“Ben bu sıralar seni özlemekle meşgulüm.”Minik bir kahkaha attı parla.

“7/24 beraber iken nasıl özlüyorsun ki ben anlamış değilim.Hem artık Minela da araya girmiyor.”Göktunç teyit etmek için etrafa baktıktan sonra hafifçe parlaya eğildi.

“Ondan kurtulduğumuz için şükür namazı bile kıldım yavrum.Araz komutanım iyi ki geldi bu timin başına.Yoksa bizim işimiz yaştı yani.”

“Ya öyle deme,o beni korumayı seviyor!”Göktunç küçük bir çocuk gibi omuz silkti.Sevdiğiyle arasına girilmesini sevmiyordu.

“İşin bittiyse çıkalım mı ?Bir tane nişanlı date yaparız.”

“Aşkım daha dün date yaptık ya!”diye yakındı parla.Göktunç her gün onu bir yerlere götürüp bir sürü anı biriktirmelerini sağlıyordu.

“Ya güzelim yeni bir mekan açılmış ismi de Aşıklar Diyarı gitmeyelim mi oraya ?”

“Yahu normal ilişkilerde gezmek isteyen taraf genellikle kadın olur ama bizde tam tersi.Neden bu kadar hanımcısın sen ?”

“Şimdi sevdiğin kadın senin en değerlindir.Onu her zaman el üstünde tutman bir dediğini iki etmemen gönlünü hoş etmen gerekir.Yani bana öyle öğretildi.”Parla göktuncun bu centilmenliği karşısında bir gün eriyip gidecekti.

“Ay kalk Göktunç gidelim,askeriyenin ortasında cilve yaptırma bana.”dedikten sonra ayaklandı parla.Göktunç da onunla kalkmıştı.Tabiki de yüzünde kocaman bir gülümseme vardı.Kalan son işleri de tamamlayıp beraber çıktılar.Arabaya bindiklerinde Göktunç konumu açmıştı.Parla da favori aktiviteleri şarkı dinlemek olduğu için uzanıp radyoyu açtı.Beraber sayısızca şarkı dinleyip söylediklerini hatırlıyordu.Radyo da sanki ortamda ki romantik havayı anlamış gibi Şebnem Ferahtan bir parça çalmaya başlamıştı.

“Beni sevmezsen…

Yağmurları sev

Bulutlar ağlasın

Sen gül,güneş doğsun yeniden

Gidiyorum gözüm yaşlı

Hatıran var yüreğime

Sen sev yağmurları..

Yağmurlar yağsın üzerime

Gidiyorum gözlüm yaşlı

Ah yine yol yol üstüne..”

Parla göktunca bakarak şarkıya eşlik etmeye başladı.Sevdiği adam sesini çok beğendiği için onunla yalnız kaldığı her an şarkı söylerdi.Sesinin zihnine kazınmasını,hiçbir zaman unutmamasını isterdi.Hatta Göktunç o olmadığı zamanlarda bile parlanın sesini dinleyebilmek için bir kaset oluşturmuştu.Arabada o olmayınca açıp dinliyordu.O yokken bile aslında vardı Göktunç için.

Işıklarda durduklarında Göktunç dönüp parlayı izlemeye başladı.Üç yıl…dile kolay üç yıl boyunca koşmuştu onun peşinden.değmiş miydi ?hemde nasıl.Pişman mıydı ?Asla.Yine olsa yine yapar mıydı ?Elbette.Bu soruların cevabı onda hep aynıydı ve değişmeyecekti.

“Parlam,”

“Efendim ?”dedi parlanın şiir gibi kadife sesi.

“Sen ne zaman benim eşim olacaksın ?”Bu kadınla biraz daha evlenmezse evde kaldım moduna girmesine ramak kalmıştı.Parladan minik bir kıkırtı sesi yükseldi.

“Bunun cevabı ne sende ne de bende Göktunç.Zamanı geldiğinde o da olacak.”

“Ama benim yaşıtlarım baba oluyor!Kaç aydır nişanlıyız.Fazla uzamadı mı bu iş ?”

“Bu konuda sana katılıyorum.Gereğinden fazla nişanlı kaldık.Artık kocam olmalısın.”dedi Parla.İkisinde de ayrı bir deli damarı bulunmaktaydı.

“Güzelim,”

“Söyle aşkım,”

“Bana güveniyor musun ?”

“Koşulsuz şartsız.”

“Ne yaparsam yapayım yanında mısın ?”

“Yapışık ikizin gibiyim Göktunç bu da soru mu ?”

“O zaman hazır ol.Çünkü tam olarak şuan kendi düğünümüz için nikah günü almaya gidiyoruz!”

******

Elimdeki poşetlerle mutlu mutlu mutfağa ilerledim.Arazla kısa bir market alışverişinden sonra eve geçmiştik.Ama o oldukça keyifsizdi çünkü yorgun ve hastaydı.Poşetleri mutfağa bırakıp salona geçtim.Araz koltuğa oturup gözlerini yummuştu.

“Canım,”Tek gözünü açıp bana baktı.Doğrulacaktı ki omzuna dokunup engelledim.

“Ben şimdi sana bir çorba yapacağım,onu içip biraz dinlen sonrasında da tedavi yöntemleri deneyeceğiz.İyileşmen için elimden gelen her şeyi yapacağım ama olmazsa doktor yolu gözükecek.”Doktor lafını duyar duymaz suratını buruşturdu.Bu kadar korkuyor olması beni bile şaşırtmıştı.

Onun rahat etmesi için koltuğa bir çarşaf serip minik bir yatak haline getirdim.Araz elini yüzünü yıkayıp geldikten sonra benim onun için hazırladığım yeri görünce gülümsedi.

“Hadi sen dinlen ben çorba yapacağım.”İtiraz edecek gücü olmadığı için onaylamakla yetindi.Mutfağa geçip önlüğümü giydim ve saçlarımı topladım.Sonra aldığım malzemeleri poşetten çıkarıp dizdim.Yonca annenin bana verdiği çorba tarifini yapacaktım.Hastalıklara çok iyi geldiğini söylemişti.Ama diş ağrısına nasıl etki eder bilmiyordum.Çorbayı yarım saatte hazırlayıp araza götürdüm.Gözleri kapalıydı ama uyuduğunu düşünmüyordum.Onun yanına oturduğumda da gözümü açmıştı hemen.

“Eveeeet,Minela şef bugün kendi elleri ile size mis gibi bir çorba yaptı.Bakalım beğenecek misin ?”Yattığı yerden doğrularak tepsiyi kucağına aldı.Ona içirmek için kaşığa uzandığımda bana engel oldu.

“O kadar değil güzelim,kendim içebilirim.”Peki anlamında kafamı eğerek merakla tepkisini bekledim.İlk kaşığı aldığında kaşları havalanmıştı.Hemen ardından hızlıca bir iki kaşık daha aldı.Tadını çözmüş olmalı ki bana döndü.Ama ben ondan önce davrandım.

“Yonca annenin tarifi.Buraya geldiğinde öğretmişti.Aynısı olmamış olabilir ama elimden geleni yaptım.”

“Annem duymasın ama seninki daha güzel olmuş.”dedi sırıtarak.Bende güldüm bu dediklerine.Sözleri hoşuma gitmişti.Yemeklerimi seviyor olması evlendiğimizde ona bir sürü tarif yapabileceğim anlamına geliyordu.Cebimden telefonu çıkarıp yaptığım araştırmalara baktım.

“Sen çorbanı içerken bende ağrını azaltacak yöntemlere bakacağım,”dedim.Bir kaç yöntem dikkatimi çektiği için onları sesli okumaya başladım.

“Şimdi canım şöyle ki,karanfil ve karanfil yağından bahseden çok olmuş.Marketten karanfil almıştım.Onu deneyebiliriz.Sarımsak ezmesi de yapılabilirmiş.Sonra ekmeğin iç kısmını dişine koyanlar da olmuş.Ay hatta kolonyayı pamuğa damlatıp dişlerine bastıran bile var.”Yöntemler gittikçe garipleştiği için Araz yemek yemeği bırakıp bana odaklanmıştı.Oflayarak telefonu bir kenara bıraktım.

“Of aşkıma inat etme de bu yöntemleri deneyeceğimize direk doktora gidelim işte.”Doktor lafını duyar duymaz Arazın suratı hemen asılmıştı.

“Yavrum istemiyorum ben doktor.Sadece bir kere acillik olacak seviyeye geldiğimde gitmiştim diş doktoruna.Onun dışında gitmedim.”Gözlerim şokla açıldı.

“Ay adam sen kendi sağlığını düşünmüyor musun ya ?Ben senin yanında olmasam yine gitmezdin doktora,acillik olurdun.”

“Ama sen varsın.”Dedi elimi tutarak.O böyle yapınca hemen yumuşamıştım.

“Bekle karanfili getireyim de bari onu deneyelim.”Marketten aldığım paket karanfili açıp bir tanesini Araz ağrıyan dişinin üzerine yerleştirdi ve bir süre bekledi.Dakikalar sonra dişinin uyuştuğunu söylemişti.Biraz olsun onun ağrısının geçmesini sağladığım için mutlu olmuştum.Saat geç olduğunda arazı biraz tembihledikten sonra kendi evime geçtim.Ne olacağını sabah görecektik.

*****

“Komutanım,aslına bakarsanız olayda benim haklı olduğumu görürsünüz.Bence siz de bana katılıyorsunuz.”Yiğithan ve bir saattir kafamı ütüleyen sesinden bir hayli bıkmıştım.Sanırım bir kızla tanışmıştı ama kavga etmişlerdi.Anladığım tek şey bundan ibaretti.

“Aynen Yiğithan bence de sen haklısın.Ama benim artık işe dönmem lazım.Hem sen niye bunu gidip de kankalarına anlatmıyorsun ?”Yüzü sahte bir dram havasına büründü.

“Dalga geçiyorlar komutanım,sanki kendi aşk hayatları mükemmelmiş gibi.”Destek vermek için omzumu sıvazladım.

“Ben inanıyorum barışacaksınız Berna ile.”

“Berrin komutanım Berrin!”

“Çok pardon Berrin ile.”Erkeklerin aşk hayatını dinlemek sıkıcıydı,ama abim hariç.Şimdi bana bu olayı kızlar anlatıyor olsa saatlerce konuşabilirdik ama öyle olmuyordu işte.Ben tam işime dönmek için kalkacakken ikimizin de telefonuna aynı anda mesaj geldi.

Araz:Toplantı odasına bekleniyorsunuz.

Bugün onu görme şansım pek olmamıştı.Fırsat buldukça nasıl olduğunu sormak için yanına gitmiştim ama gördüklerim hiç de iyi değildi.Yüzü hala solgundu ama iyi görünmek için elinden geleni yapıyordu.Yiğithanla beraber kalkıp toplantı odasına geçtik.Bir iki kişi hariç hepsi buradaydı.Bakışlarım ilk önce masanın başında oturan araza döndü.İyi olduğunu kanıtlamak için gülümsedi ama ben onun bakışlarından anlıyordum.

Herkes odaya girdiğinde tüm ekip olarak buradaydık.Araz önünde ki bir kaç dosyayı masanın ortasına doğru iteledi.

“Görev emri verildi.Göreve gideceğiz,”diye başladı.”Uzun soluklu bir görev değil,alıp getirmemiz gereken bir adam bir de kadın var.İkisi de tehlikenin başında gelen isimlerden.Örgüt kurucusular ve kuzenler.Kadının ismi Roza adamın ki ise Jinda.Akraba bağlarını gizli tutuyorlardı ama açığa çıkardık.Konumları tespit edildi.Gidip onları alıp geleceğiz.Bir çok suça karıştıkları için işimize yarayacak bir sürü bilgiye sahip olduklarını düşünüyoruz.”Dosyalardan birisini alarak incelemeye başladım.Roza isimli kadının dosyasıydı.Fazlasıyla kabarık bir dosyası vardı.Jindanın da ondan farkı yok gibi duruyordu.

“Ne zaman çıkıyoruz göreve ?”diye bir soru yönelttim Araza.

“Bugün değil.Yarın çıkılacak o yüzden gidip güzelce dinlenin.Uzun görev değil dedik ama süresinin ne olacağını bilemeyiz.Üstelik karşımıza ne çıkacağınıda.”Haklıydı çünkü gerçekten ne zaman ne olacağını bilemezdik.Tuzağa düşebilirdik esir olabilirdik.Bunların hepsi bir ihtimaldi.

“Görev de herkesi eksiksiz ve dinç göreceğim.Dağılabilirsiniz.”

“Komutanım bir şey söylemek istiyorum.”dedi birden Göktunç.

“Söyle Göktunç.”Oturduğu yerde dikleşerek boğazını temizledi.Aynı zamanda parlanın elini tutuyordu.

“Komutanım biz…Nikah tarihi aldık!”Duyduklarımla küçük çaplı bir şoka girerken kahkahayı basan Kaan olmuştu.

“Ne zaman aldınız bizim niye haberimiz olmadı ?”diye sordum direk.Tabiki de onlara fırça atacak değildim yetişkin insanlardı sonuçta.Ama insan bir haber verir değil mi ?

“Dün aldık Komutanım.Çok ani gelişti kimseye söylemedik.Ama merak etmeyin iki gün sonra değil iki ay sonraya aldık.Henüz vaktimiz var.”O da bir şeydi.Çünkü daha kına ve düğün yapacaktık.

“E hayırlı olsun madem ne diyelim.Ama bunu yazdım bir kenara Göktunç.”dedim ona kötü kötü bakarken.Mutlu olduğu için hiç çekinmedi.Herkes tek tek onları tebrik etti ama uğraşmaktan geri durmuyorlardı.

“Tabi anladı yaşlandığını elini çabuk tutmak istedi.”dedi Sinan gülerek.Farkında mıydı bilmiyorum ama Göktunçla aralarında sadece 2 yaş vardı.

“Kes lan sesini!Sende benim yaşıma geleceksin ama tık yok.Bana laf atacağına kendine bak.”Sinanın suratı tekrar o düşünceli haline bürünecekti ki hemen toplarladı.

“İstesem evlenirim yani çok zor değil.”

“Bizde evleniriz yani hiç zor değil.”dedi Anıl bir tepki vererek.Evlenirler miydi pek sanmıyordum.Anıl’dan biraz ümitli olsam da diğer ikili ümitsiz geliyordu bana.

“Mürüvvet konuşmalarınızı mesai saati içinde yapmazsanız sevinirim.Sizi dışarı alalım.”dedim kibar bir biçimde.Onlar çıkarlarsa yeşil gözlümle kalacaktım bende!

“Tabiii komutanım biz çıkalım siz baş başa kendi mürüvvet konuşmanızı yapın.”Masada ki su şişesini yiğithana fırlattım ama havada yakaladı.

“Hadi çıksanıza lan neyi bekliyorsunuz ?”Araz dayanamamış olmalı ki en sonunda tepki vermişti.Hepsi odayı boşaltıp çıktığında sandalyemi çekerek Arazın yanına ilerledim.Elimi alnına koyduğumda sanki fazla sıcak gelmişti.

“Araz sen iyi değilsin bak işte geçmemiş ağrın.Ateşin de var gibi.Kalk doktora gidiyoruz itiraz istemiyorum!”İtiraz etmek için ağzını açmıştı ki bakışlarımı görünce sustu.Kendi odasına gidip eşyaları aldıktan sonra yanıma geldi ve beraber askeriyeden çıktık.Arabanın yanına vardığımızda sürücü koltuğuna geçecekti ki ben engel oldum.

“Bugün seni yan koltuk prensesi yapıyoruz Araz efendi.Hadi geç bakalım.”İtiraz edecek gibi olsa da sözümü dinleyip yerine geçti.Arabaya girip arabayı çalıştırdım.Huysuz bir çocuk gibi surat asan araza dönüp güldüm.

“Biraz gül canım gül,bak suratın hep böyle kalacak sonra!”Bana kötü bir bakış atıp başını cama çevirdi.Onu zorla dişçiye götürdüğüm için bu kadar huysuzdu.İşte yaş 29 olsa bile surat asabiliyordun.

Onun için randevu ayarladığı kliniğe geldiğimizde Araz inmek için bir harekette bulunmadı.

“Ben mi açayım kapını yani ?”Son çare olarak tekrar bana baktı.

“Yavrum gel geri dönelim.Vazgeç şu doktor işinden.”Kafamı iki yana salladım.Onun göreve bu ağrı ile gitmesine müsaade mi edecektim ?

“Göreve gideceğiz ve senin daha fazla ağrı çekmeni istemiyorum.Hadi in bak randevumuz geçecek.”Zor bela araçtan indiğimizde elini tutarak destek oldum.Güven verici bir şekilde gülümsediğimde belki biraz olsun içi rahatlamıştı.

İçeri girip sekretere randevumuzu söylediğimde bizi bekleme koltuğuna aldı.Araz stresten bacağını sallayıp duruyordu.Elimi dizine yerleştirerek bana bakmasını sağladım.

“Canım lütfen biraz sakin ol,belki dişini çekmeyecek sadece bakacak.”

“İnşallah öyle olur.”Neredeyse gülecektim ama daha fazla huysuzlaşmaması için susmak zorunda kaldım.Ama o suratımı görünce gülmek istediğimi anlamıştı.

“Gül güzelim gül,rezil oldum zaten.Tüm karizma yerle bir şuan.”Kahkahamı bastırmak için elimle ağzımı kapattım.Karizmasını yesinler onun!

“Yok canım ne rezil olması ?Bende asansörde kaldığımız zaman korkudan bayılmıştım hatırlasana.Hemde o zaman tanışmıyorduk!”

“Ama ben yine de korkmuştum senin için.”

“Hissetmişsin demek ki.”

Doktorun odasında ki hasta çıktığında sıra bize geçmişti.Ayağa kalkıp elimi araza uzattım.Elimi tutarak isteksizce kalktı.Odanın içine girmeden durup bana döndü.

“Sende yanımda kal Minela,gitme olur mu ?”Kesin bir şey diyemedim çünkü önce doktora sormalıydım.İçeri el ele girdiğimizde doktor masasında bir şeylerle meşguldü.Kafasını kaldırıp bizi görünce kalktı.Hemen hemen bizim yaşlarımızda genç bir doktordu.

“Hoş geldiniz.İsminizi alabilir miyim ?”diye sordu Araza hitaben.Araz oldukça gönülsüz bir şekilde cevap verdi.

“Araz kızılkurt.”

“Şikayetiniz nedir Araz bey ?”

“İki gündür diş ağrısı çekiyorum.Geçer sandım geçmedi.”

“Peki anladım,siz şöyle oturun koltuğa başlayalım.Hanımefendi sizi de dışarı alalım.”Araz hemen bana dönüp kafasını iki yana salladı.Elimi tutan eli de sıkılaşmıştı.Mahçup bir şekilde doktora döndüm.

“Şey ben çıkmasam olur mu ?Size bir zararım dokunmaz gerçekten.”Doktor şaşkın bir bakış attı araza.Herhalde iki metrelik adamın neden korktuğunu sorguluyordu.

“Yani biz bu istisnayı genellikle çocuk hastalarımız için yapıyoruz ama siz bilirsiniz.”Doktorun meymenetsiz sözlerine kaşlarımı çatarak karşılık verdim.Ne alakaydı bu şimdi ?İsteyen istediğiyle kalırdı.Sivri dilim tabi ki de rahat durmadı.

“Siz yanlış anladınız doktor bey,korkudan kalmıyorum ben yanında.Ayrılmak istemiyoruz birbirimizden,bilmem anlatabildim mi ?”Öyle değildi ama bunu onun bilmesine gerek yoktu.Umarım bunu aklına sokmuşsundur doktor bey!

“Anladım hanımefendi,sizde artık uzanın Araz bey!”Araz ceketini bana vererek koltuğa uzandı.Bakışları benim üzerimdeydi.Yanına gidip elini tutmamı istiyordu.Doktoru umursamadan yanına gidip sımsıkı tuttum elini.Bir de saçlarına bir öpücük bıraktığımda içinin biraz olsun ferahladığına emindim.

Doktor bize bir şey etmeden işine başladı.Araz sakin bir şekilde dursa da elimi sıkışından anlıyordum sakin olmadığını.Parmaklarımla elinin üstünü okşayarak ona güven vermek için elimden gelen her şeyi yaptım.

******

1 saat sonra

“Evet,geçmiş olsun Araz bey.Size yazacağım reçeteyi uygulamayı ve ilaçları almayı unutmayın.İki saat boyunca bir şey yemeyeceksiniz ve gerekmedikçe konuşmayacaksınız.Bu konuda anlaşabilir miyiz ?”Doktor bey arazı tedavi edip dişin çekilmesine karar kıldığında Araz bunu reddedip çıkmaya çalışmıştı ama ben müsaade etmemiştim.Şimdi ise onu inat ettiren dişinden temelli kurtulmuştu.

“Anlaştık doktor bey.”dedim Araz yerine.Malum pek konuşamıyordu.Doktorun yazdığı reçeteyi de alıp klinikten çıktık.Araz huysuz huysuz önden ilerliyordu.Adımlarımı hızlandırarak ona yetiştim ve koluna girdim.

“Geçmiş olsun aşkım.Bak ne güzel oldu kurtuldun ağrıdan.”Ya ne demezsin der gibi baktı gözlerime.Uzanıp yanağına çok hafif bir öpücük bıraktım.

“Yerim ya ben seni.Neden bu kadar taktın kafaya ?Bak geçti bitti.”Omuz silkerek cevap verdi.Arabaya geçtiğimizde yine ben sürüyordum.Araz sessizce beni izliyordu.Bakışları üzerimdeyken yola odaklanamıyordum!

“Yeşil gözlüm niye öyle bakıyorsun,”Konuşmaması gerektiğine rağmen konuşmayı seçti.

“İyi ki hayatımdasın Minela,asla yapmam dediğim her şeyi bana yaptırıyorsun.Sen nasıl bir şeysin gerçekten ?Ne yapsam yetmiyor gibi.”Uzanıp elini kavradım.

“Bir şey yapmana gerek yok canım.Sevsen,sarmalasan,saklasan yeter.Dahasına luzüm yok.”

O bana yeterdi,ben ona yeterdim.Biz bir bütündük ve parçalanmayacaktık.

*****
Bittiiiiiiii

Nasıldı ?Beğendiniz mi ????Yazana kadar canım çıktı cjsldşsşşe.

Umarım hoşumuza giden ve iki haftalık ihtiyacınızı karşılayan bir bölüm olmuştur.Eğer hak ettiği kadar oy ve yorum gelirse size sürekli bu uzunlukta bölümler yazmak istiyorum.

Sinan Ayça’ya gerçekten aşık mı yoksa sadece bir heves mi ????

Göktunç ve Parlaya ne demeli,aşırı tatlı değiller miiiii?

Diğer çiftleri henüz ekleyemedim ama diğer bölümlerde onlara ne olacağını da göreceğiz.

Kendinize iyi bakın.

Sizi seviyorum ))))

Yıldıza basmayı unutmayın ✨💕

Bölüm : 22.12.2025 18:07 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
İçindekiler
Biryazarımm / ALSANCAK / 68.Aşk Dediğin
Biryazarımm
ALSANCAK

76.51k Okunma

7.37k Oy

0 Takip
92
Bölümlü Kitap
Hikayeyi Paylaş
Loading...