
Oy sınırı:50*
Merhabaaaaaaaa
Bir ay sonra ben geldim.Özlediniz mi beni??
Valla ne yalan söyleyeyim ben buraları özledim.O yüzden geri geldim.Ama güzel bir şekilde geldim.
Şimdi kısa bir şekilde plandan bahsedeceğim.Tatile girdik ve ben bir hafta boyunca her gün bölüm atmayı planlıyorum.Bu serüvene bugün başlamış bulunmaktayız.İnşallah yarın da gelecek.Böyle ilerleyeceğiz.Ama OY VERMEYİ UNUTMAYIN!
Bu arada bu tarz haberlerden daha erken haberdar olmak için whatsap kanalını takip etmenizi öneririm.
Şimdi bu bölüme şöyle bir şey eklendi.Artık karakterlerimizin kod isimleri var.Aşağıda bakabilirsiniz.O zaman size keyifli okumalarrrr
Sancak(Araz)
İzre(Minela)
Korkut(Göktunç)
Tunç(Sinan)
Burçe(Parla)
Şahin(Kaan)
Pençe(Yiğithan)
Gölge(Anıl)
Kartal(Kenan)
*********
"Gözünüzü dört açacaksınız,tek bir hataya yer yok.Şanımızın hakkını vererek bu görevi de alnımızın akıyla tamamlayacağız.Allah yardımcımız olsun!"
"Saol!"diye cevap verdik hep bir ağızdan.Birazdan hemen arkamızda kalan helikoptere binecek ve ülkemizdeki pislikleri temizlemek için görevimizin başına geçecektik.Bizim için hayli bir zaman olmuştu göreve gitmeyeli.Sanki ilk görevime gidiyormuş gibi heyecanlanmıştım.On dakikanın ardından sıra halinde helikoptere biniyorduk ve benim hemen arkamda araz vardı.Başımı omzuma çevirerek yandan yandan ona baktım.Tabi o ciddi bir ifadeyle etrafa bakıyordu.Benim ona attığım sevgi dolu bakışları görünce ifadesini bozmadan gözleriyle uyardı.
Dön önüne yavrum,sen şöyle bakınca dikkat falan kalmıyor bende diyordu gözleriyle.Artık gözlerimizle bile iletişim kuracak seviyeye gelmiştik.E tabi tüm gün yan yana olursak olacağı buydu.Hepimiz helikoptere binince kapı kapandı ve biz yavaşça havalandık.Biraz yolumuz vardı ve bu yolu yeşil gözlümün omzuna yaslanarak geçirmek istiyordum.
Yanımda oturan adama yine tatlı bakışlarımı sunmaya başladım.Bana öyle bakma diyordu ama kendisi de dibimden ayrılmıyordu.Bu yüzden kısasa kısas yaparak ona bakmaya devam ettim.Tabi o o sırada Göktunçla ciddi bir şey konuşuyordu.Onu izlerken konuşmalarının bitmesini bekledim.Sonunda bitmiş olacakki bana dönmüştü gözleri.Derin bir nefes verdi,hemen ardından sanki çok yer varmış gibi biraz bana doğru kaydı.
"Güzelim şu bakışlarını sonra konuşacağız ama görevde yapma be yavrum!Bak valla akıl falan kalmıyor bende hepsi gidiyor."Arsızca güldüm.
"Ne güzel işte aklın fikrin bende olmuş olur."
"Hanımefendiye kalbim yetmedi aklımı da istiyor."Küçük bir çocuk gibi omuz silktim.
"Benim değil misin sen ?İstediğim kadar alırım,bir de hesap mı vereceğim ?Hem sen kendini benden mi sakınıyorsun ?"Konuyu çektiğim yerleri anlayınca sinirleri bozulmuş gibi güldü."Sen varya sen nasıl da istediğin gibi anlıyorsun bazı şeyleri ?"
"Ben hala sorumun cevabını alamadım ?"
"Görevden dönünce,"dedi yoğun bakışları yüzümde gezinirken."Bu soruyu derinlemesine cevaplayacağım.Hiçbir detayı atlamayacağım."Yolun devamında ben utançla yerime sindim.Ama dediğim gibi yol boyunca başımı arazın omzuna yaslayarak gitmiştim.Helikopterden inerek görev alanına giriş yaptığımızda her şey başlamıştı.
*******
"Şahin yerini kontrol et,aynı şekilde çevreye de son kez bak.Kartal ona yardım et.Pençe,Tunç,Korkut hazır olun.Ve son olarak İzre,Burçe ve Gölge yerinizden ayrılmıyorsunuz.İçeriye girmek yok başka bir yere gitmek yok.Sadece benden emir bekleyin.Allah kolaylık versin hepinize!"Hepimiz uyduk Sancağın komutuna.
Sancak demiştik biz Araza.Sancak timinin lideriydi o ve bu isim en çok ona yakışırdı.
Bana da İzre demiştik.İz bırakan,peşini bırkamayan,akıldan çıkmayan kişi demekmiş İzre.Araz istemişti bu ismi.Anlamını öğrenince anlamıştım neden bunu istediğini.Üstelik benimde çok hoşuma gitmişti.
Göktunç,Korkut olmuştu.Onun için doğru bir seçimdi çünkü görevlerde daima düşmana korku salardı.
Burçeyi de Parla istemişti.Yavru kurt demekmiş.Tamda ona yakışır bir isimdi.
Şahin ve Kartal timimizde ki keskin nişancılar yani Kaan ve Kenandı.Görevlerine uygun isimleri seçmişlerdi.
Tunç,demir gibi sert olan demekti ve bu kişi Sinandı.
Gölge,kimsenin ruhu duymadan her şeyi halledendi yani Anıldı.Kendisi de sessiz ama etkili bir insandı normal hayatta.
Son olarak Pençemiz vardı.Yaraladı mı en derinden yaralayan ve yaralamaktan çekinmeyen kişi,kısacası Yiğithandı.
Sancak,Korkut ve Tunç içeri girdiğinde üç kişi olarak biz dışarı da kalmıştık.Girdikleri bina yıkık dökük bir harabeden farkı olmayan bir yerdi.Aslında burada ki her bina öyleydi.Masum insanların evlerine dahi çökmüşlerdi.
Etraf sessizdi,yerler kar yağışından dolayı kaygandı.Tek bir yaşam belirtisi bile yoktu.Ya da gerçekten çok iyi saklananlar vardı.
İçeriye girenlerden henüz bir haber gelmemişti.Binanın boş olup olmadığına bakıyorlardı ama burada kontrol ettiğimiz onlarca binadan sonra burasının boş olduğunu düşünmüyordum.
Binaların boş olması güvenilir olduğu anlamına gelmiyordu.Aksine tuzak kurmak amaçlı mayın döşemiş olmaları ihtimali fazlaydı.Sancak bu yüzden hepimizi sokmuyordu içeri.Başlarda ben buna itiraz edecek gibi olsam da bu emrin de kesin ve netti.
“Yazık ya,”dedi parla düşüncelerimi bölerek.”Masum insanları yuvalarından ediyorlar.Hemde bir hiç uğruna.Cehennemde yanarlar inşallah.”Tüm timin hep bir ağzından amin dediğini işittim.Kulaklıklarımızdan onları da duyabiliyorduk.
“Şimdi yollayacağız bir tanesini cehenneme.”dedi Tunç’un sesi.Kısacası içeride bir adam yakalanmıştı ve öldüreceklerdi.Kendimi sırıtmaktan alıkoyamadım.
Daraldığımı hissedince evin arka kısmına doğru yürüdüm.Burçe arkamdan seslenince ona döndüm.
“Evin etrafını gezip geliyorum,buralardayım merak etmeyin.”Kafasıyla onayladığında önüme dönüp yürümeye başladım.Sessizce etrafı gözlüyordum.İleride ki dağların üstü bembeyazdı.Bu harabeye inat tertemizdi kar taneleri.
Biraz daha ilerlediğimde yerde gördüğüm şeyle duraksadım bir an.Karların arasında açmış bir Kardelen çiçeğiydi bu.Daha önce ki görevlerde bir kaç kez daha denk gelmiştim bu çiçeğe.Her şeye inat bu karda kışta açan tek çiçek olması onun en büyük cazibesiydi kesinlikle.Kıyamadığım için koparmadım ama çok güzel bir çiçekti.Çok vakit geçirdiğimi fark ettiğimde ön tarafa geçmek için geriye döndüm.Ama gördüklerim beni durdurmaya yetti.
Hemen yanımızda olan ve yine harabeye dönmüş eve doğru iki insan yürüyordu.Kim olduklarını anlamadığım için duvarın köşesine sindim.Biraz yaklaşınca anladım kim olduklarını.Birisi o itlerdendi,diğeri ise bu köyden olduğunu düşündüğüm bir kadındı.Adam kadını acımasızca sürüklerken yumruklarımı sıktım.Hemen time haber vermek için elimi kulaklığıma yerleştirdim.
“Sancak,bir şüpheli daha tespit edildi.İşiniz bittiyse buna geçelim.”cevap bekledim ama gelmedi.Aynı cümleyi bir kaç defa daha tekrarladım ama yine cevap alamadım.Şimdi onların yanına gitmeye çalışsam çok geç olabilirdi.O adam o kadına kim bilir ne yapacaktı.Adımlarım o eve doğru ilerler gibi olduğunda durdurdum kendimi.
Gitme Minela.
Gitmemeliydim.Emir dışına çıkmamalıydım.Dönmeliydim.Öyle de yaptım.Yada öyle sandım.Geriye doğru dönüp bir kaç adım atmıştım ki duyduğum sesle durdum.
Bir bebeğin ağlama sesiydi bu.
Masum bir bebeğin.
Kendimi daha fazla tutamadım.En büyük hatamı yaparak mantığı bir kenara bıraktım ve koşarak ilerledim eve doğru.Kulaklıktan hala bir ses bekliyordum ama yoktu.Evin kapısı açık olduğu için beklemeden girdim içeri.Belkide kendimi büyük bir tehlikeye atıyordum ama minik bir can vardı bu evde.
Tahta merdivenleri ses çıkarmadan çıkmaya çalıştım.İlerledikçe adamın ve kadının bağırdıkları geliyordu kulağıma.Cılız bir bebek ağlama sesi de vardı yanlarında.Merdivenleri bitirdiğimde kadının bağırışını işittim.
“Ahmet!Ahmet,uyan!Neden yaptınız bunu ona ?Suçu neydi benim kocamın ?Allah sizin belanızı versin!”Silahımı sımsıkı kavrayarak o odaya doğru ilerledim.Odadan bir tokat sesi geldiğinde adımlarım hızlandı.Odanın karşısına geldiğimde tek bir tekmeyle açtım kapıyı.Adam sırtı dönük bir şekilde ayaktaydı.Hemen önünde bir erkek cesedi vardı.Kadın o cesede sarılmış bir şekilde ağlıyordu.
Kapının sesiyle adam bana döndü ve göz göze geldik.Silahımı tam alnına doğrulttum.Sıkmak için bir saniye bile beklemedim.Ama ben daha sıkamadan odada başka bir silah sesi yankılandı.
Yara alan ben değildim,karşımda ki soysuz değildi.Bu güçsüz inleme sesinin sahibi kadındı.Ben görmeden o öldürmüştü kadını.Bir aptal gibi fark edememiştim adamın elinde ki silahı.Annesinin son sesini duyan bebeğin sesi daha şiddetli bir ağlamaya dönüştü.Bu noktada ağlamamak için kendimi sıktım.Silahımı doğrulttuğum gibi karşımda ki itin kalbime sıktım.Yetmedi.Beynine sıktım.Yetmedi.Vücudunu delik deşik edene kadar sıktım.
Yetmedi.
Bir anne daha göçtü bu dünyadan.
Bir bebek daha annesiz kaldı.
Tıpkı benim gibi.
Aşağı kapının sert bir şekilde açılma sesini duydum.Tepki vermek bile istemedim çünkü gözlerim beşikte ki bebekteydi.Oraya doğru ilerledim ve ellerimi uzatarak bebeği kavradım.Çok küçüktü.Nasıl tutacağımı bilmediğim için sımsıkı sarıldım ona.Birisi tarafından kucaklandığını hissetmiş olmalı ki susmuştu.Gözlerimi yüzünde gezdirdim.Çok güzel bir bebekti.Gök mavisi gözleri,gece karası saçları vardı.Gözleri ağlamaktan kızarmıştı ama çok masum bakıyordu.
“İzre!”Adımın seslenmesiyle bebekten çektim bakışlarımı.Arkama dönünce arazla göz göze geldim.Endişe dolu gözlerle nefes nefese bir şekilde bana bakıyordu.Hemen arkasında tüm tim vardı.Bana bakan gözleri yerde ki cesetlere kayınca kaşlarını çattı.Sonra kucağımdaki bebeğe baktı.Çözememişti hiçbir şeyi.
“Bebeği kurtaralım nolur!,”dedim titrek bir sesle.”O da annesiz kaldı,kurtaralım onu mutlu olsun!”Araz gözlerimde gördü bilmiyorum ama sımsıkı yumdu gözlerini.Sonra parlaya döndü.
“Bebeği al Burçe.Korkut destek ekip çağır.Toparlanın gidiyoruz.”Bunu söyledikten sonra arkasını dönüp gitti.Böyle gitmesini beklememiştim.Kızmış mıydı bana ?
Parla bebeği benden almak için kollarını uzattı.Minik bebekle göz göze geldik ve ben tebessüm ederek onu parlanın kollarına bıraktım.Arazın peşinden aşağıya indim ama o çoktan ilerlemişti.
“Sancak!”diye seslendim arkasından.”Sancak bekle nereye gidiyorsun ?”Arkasından koşarak ilerliyordum.Aniden durup bana dönünce bende durmak zorunda kaldım.İşaret parmağını bana doğrulttu.
“Askeriyeye döndüğümüzde bu yaptığın hakkında konuşacağız o yüzden şimdi ağzını açma.Sınırlarımı tutmakta zorlanıyorum.”Çok ciddiydi.Hatta bana karşı ilk defa bu kadar sinirliydi.O biraz ileri gidip yalnız kalırken bende burada yalnız kalmıştım.Dakikalar geçmesine rağmen araz yanıma gelmemişti.
Destek ekip geldiğinde araca binmiştik.Arazın yanıma oturmasını beklemiştim ama bunu yapmak yerine başka bir köşeye geçmişti.Üzüldüğümü belli etmemeye çalıştım.Çünkü bir noktada haklıydı.Hiçbir emir almama rağmen ayrılmıştım ekipten,üstelik birini de öldürmüştüm.Cezası neyse çekmek hakkımdı.Ama o böyle yapınca üzülüyordum işte.
Yol boyunca herkes sessizdi.Bebek de bizimle değildi diğer ekibe vermişlerdi.Kafamı cama yaslayarak yaşadıklarımı düşündüm.Ben o eve gitmeseydim kadın yine ölecekti.Hatta belki bebek de ölecekti.Kalbim endişeliydi ama en azından vicdanım rahattı.
Yol bittiğinde askeriyeye gelmiştik.Herkes araçtan inince bende indim.Arazın sert sesi araya girdi.
“Siz dinlenebilirsiniz.Minela sen odama geçip benim gelmemi bekliyorsun.”Kafamla onayladım onu.İçeri girmeden parlanın bana endişeyle baktığını görünce gülümsedim sorun yok dercesine.Üst kata çıkıp arazın odasına girdim ve onu beklemeye başladım.Çok çok gerilmiştim.Kim bilir ne kadar kızacaktı bana ?
Bakışlarımı odasında gezdirirken masasının üzerinde duran fotoğrafımızı baktım.Evlilik teklifi ettiği gecede çekindiğimiz bir fotoğraftı.O kadar beğenmişti ki çerçeveletip masasına bile koymuştu.
Odanın kapısı açılınca fotoğrafa bakmayı bıraktım.Araz bir şey demeden içeri girip kapıyı kapattı ve masasına yöneldi.Sandalyesine oturup kafasını kaldırdı ve bana baktı.Bakışları buz kesmeme sebep olmuştu.
“Evet,seni dinliyorum.Neden tek bir emir almadan görev yerinden ayrıldığını,haber vermeden gittiğini ve nasıl böyle bir tehlikeyi göze aldığını açıklamak ister misin ?”
“Ben..”dedim ne diyeceğimi bilemeden.”Ben bilinçsizce davrandığının farkındayım.Görev yerimden ayrılmak değildi amacım.Sadece binanın etrafını kontrol edecektim,”
“İki tan keskin nişancımız uzaktan binayı gözetliyordu zaten.”
“Biliyorum,biliyorum ama yine de etrafı kolaçan etmek istemiştim.Arka tarafa ilerlediğimde ise adamı gördüm.Kadını zorla çekiştiriyordu ve eve götürmeye çalışıyordu.Tabiki de ilk hedefim size haber vermeye çalışmak oldu.Ama ulaşamadım.”Arazın kendi ağzı içinde bir şeyler mırıldandığını duydum ama anlayamadım.
“Kontrol etmek amaçlı Bodrum kata inmiştik.O katta sinyal kesici kullandıklarını çok sonradan fark ettik.O sırada konuşmuş olmalısın.”diye açıkladı kendini.Ben anlatmaya devam ettim.
“Yine de sizin yanınıza haber vermek için gelecektim.Bir kaç adım attığımda bir bebeğin ağlama sesini duydum.İçim acıdı o an.Bebeğin o evde olduğunu anlamak çok zor değildi.Tüm mantığımı bir kenara bıraktım ve eve ilerledim.Size haber vermeye gelmekle vakit kaybetseydim o bebek yaşayacak mıydı ?Buna dayanamazdım bu yüzden gittim.Hatamın farkındayım ama pişman değilim.Pişman olduğum tek şey ben o adamın elindeki silahı fark edemedim ve o yavrucak annesiz kaldı!En büyük ahmaklığım da bu oldu!”Burnumun direği sızladı ama ağlayacak değildim.Arazın anlattıklarıyla sakinleşmesini bekledim ama öyle olmadı.Aksine sinirle ayaklanıp odada bir ileri bir geri gitmeye başladı.
“Hangi birine kızayım ?”diye yakındı bana bakarak.”Ulan temiz olup olmadığını bilmediğin bir eve girdin!Bomba olsaydı ne olacaktı ?Ya o bebek sesi tamamen bir tuzaktan ibaret olsaydı ?Kafayı yedim ulan kafayı!Girdiğin binada da sinyal kesici vardı ulaşamadık.O dakikalar asır gibiydi benim için.Şimdi ben bu hatayı nasıl görmezden geleyim sen söyle ?!”
“Gelme.”dedim dik bir şekilde.”Gelmeyin komutanım,hata yaptım kabul ediyorum.Hakkımda işlem başlatın tutanağı tutun.Haklı bir gerekçeniz var sonuçta.”
Masaya yaslanarak elleriyle şakaklarını ovaladı.Gerici bir ortam oluşmuştu ve hiç hoşuma gitmemişti.
“Bağırmak istiyorum yakıp yıkmak istiyorum ama söz konusu sensin.Bu hem olayı büyütüyor hemde elimi kolumu bağlıyor.Ne yapayım ben şimdi ?”
“Gerekeni,”dedim beklemeden.”Gereken neyse onu yapın,sonuçta ben kurallara uymadım.Yaptığınız hiçbir şeye gücenmem ama şunu bilin ki yaptığım şeyden pişman değilim.Bir daha olsa bir daha yaparım.Şimdi izninizle.”dedikten sonra odadan çıkıp kapıyı kapattım.İçeride delireceğine emindim ama daha fazla konuşmak istememiştim.
Nereye gideceğimi bilmeden ilerledim.Canım sıkkındı ve zihnim yorgundu.Eve gitmekte istemiyordum.Aksine uzaklaşmak istiyordum.Revirin kapısının önünden geçerken açık kapıdan içeriye baktım.Gelen sesleri de duymuş oldum.
Hemşirelerin bir tanesinin kucağında benim kurtardığım minik bebek vardı.Diğerleride bebeğin etrafını sarmalamış onu seviyorlardı.İçeri girip bende sevmek istedim minik bebeği.Önce vazgeçecek gibi olsam da sonradan cesaretimi toplayarak girdim içeri.Beni gören hemşireler aceleyle toparlanmaya çalıştılar.
”Buyurun üsteğmenim,bir sorun mu var ?”Kafamı iki yana salladım.Gözlerim bebekteydi.
”Yok yani öylesine geldim de şey bebeği biraz sevebilir miyim ?”Hemşire bunu beklemiyor olacak ki şaşkındı.Gülümseyerek bebeği bana uzattı.Uzanarak bebeği güzelce kavradım ve kendime çektim.
Minicikti.Çok çok ufaktı.
Mavi mavi gözlerini dikmiş beni izliyordu.O kadar tatlıydı ki yiyesim geliyordu.
”Merhaba güzellik.İsmin ne senin acaba ?”diye sordum cevap almayacağım bildiğim halde.Ama bu minik prensesin ismini merak etmiştim.
”Battaniyesinde Gökçe ismi işlenmiş.Bu prensesin ismi Gökçe olmalı.”Gözlerimi çevirip Gökçe’ye baktım.
Gök gözlü Gökçe kız.
Tamda gözlerine yaraşır bir ismi vardı.Minik burnuna bir öpücük kondurdum.Sanki çok az gülmüştü yada bana öyle geliyordu.
”Ben biraz bebekle vakit geçirsem sizin için sorun olur mu ?”Bu bebekten ayrılmak istemiyordum.Zaten onu alacaklardı ama en azından bu sürelerde yanında olsam benim için çok güzel olurdu.Hemşire anlayışla gülümsedi.
”Sorun olmaz üsteğmenim.İstediğiniz gibi ilgilenebilirsiniz Gökçe’yle.Bu küçük hanım bugün misafirimiz.”Mutlulukla kenarda ki yatağa oturdum.Hemen yanıma da bebeği yerleştirdim.Burada daha rahat edebilirdi.
”Aç mıdır acaba ?”diye sordum merakla.Henüz çok küçüktü ve mama bile yiyecek şeyde değildi.
”Biz onun karnını doyurduk merak etmeyin.”En azından aç değildi.Ama gözleri ağır ağır hareket ediyordu.Uykusu olabilir miydi ?
İşaret parmağımla minik parmaklarını okşamaya başladım.O kadar minikti ki bir oyuncaktan farksızdı.Elini sevmeye devam ederken beklemediğim bir şey oldu.
Gökçe minik parmaklarıyla benim parmağımı sımsıkı kavradı.
Öyle sıkı tutmuştu ki gitmemi istemiyor gibiydi.Gitmeyecektim zaten.Buruk bir tebessümle bebeğin yanına kıvrıldım.Ağır ağır kapanıyordu gözleri.Benimde uykum gelmişti.Parmağım onun elindeyken gözlerimi yavaşça kapattım.
Ben ve minik Gökçe beraber bir hastane yatağında uykuya daldık.
*******
Gözlerimi açtığımda ne kadar saat geçmişti bilmiyorum ama etraf çoktan kararmıştı.Yanımda ki bebek hala uykudaydı.Telefonumdan saate baktığımda 4 saat uyuduğumu görmek beni bile şaşırtmıştı.Parmağım hala minik Gökçe’nin elindeydi.Odanın kapısı açıldığında içeri hemşire girmişti.Giren hemşire Açelyaydı.
”Günaydın üsteğmenim.Sonunda uyandınız demek.”
”Kusura bakma Açel.Görevden dönünce yorgunluktan sızmışım.Niye uyandırmadınız beni ?”
”İkiniz beraber o kadar tatlı uyuyordunuz ki kimse sizi uyandırmaya kıyamadı.Araz komutan bile.”Kaşlarımı çattım.
”O buraya geldi mi ?”
”Evet geldi.Seni hiçbir yerde bulamadığı için fazlasıyla delirmişti.Ama burada ikinizi görünce ki suratını görmen lazımdı.Resmen tekrar aşık oldu sana.”Ellerimle yüzümü kapattım.
”Offffff,peki ne dedi ?Yani benimle ilgili bir şey dedi mi ?”
”Yani bize bir şey demedi.Ama eğilip senin saçlarını okşadı ve alnından öptü.Çok tatlıydınız Minela.”
”O kim tatlı olmak kim ?Hakiki Karadeniz ağacının odunu!”diye söylendim.
”Ohooo anlaşıldı senin bu suratının sebebi.Ne oldu anlat bakalım.”
”Aslında bir şey olmadı.Görevde hata yaptım ve o buna çok kızdı.Haklı zaten de ama işte o bana öyle kızınca bende üzüldüm biraz.”dedim içimdekileri dökerek.Yalan yok gerçekten kırılmıştım biraz.
”Olur böyle şeyler canım.Üzülme sende.Hem araz kendini affettirir sana.Ama bence sen onu daha fazla merak ettirmeden yanına gitmelisin.”Yataktan kalkarak vücudumu esnettim.Telefonumun ekranına düşen bildirimlere bakınca gözlerim kocaman açıldı.
”Ay açelya adam beni 50 kere aramış.Bir uyandırsaydınız keşke.”Açelya bebeği uyandırmak istemediği için kısık bir sesle güldü.
“Aman ne olacak ya ?Bazen meraklandırmak iyidir.Biraz aklı kalsın sende.”Oflayarak içerideki lavaboya girdim ve elimi yüzümü yıkadım.Saçlarımı açtım ve tekrar topladım.Biraz olsun kendime gelmiştim.Tekrar odaya girdim.
”Ben şimdi çıkıyorum Açelim.Birileri daha fazla kudurmadan gitsem iyi olacak.Kendine ve minik Gökçe’ye iyi bak.”Odadan çıkmadan eğildim ve bebeğin yanağına minicik bir öpücük kondurdum.Açelya ile vedalaştıktan sonra da odadan çıktım.
Askeriyeden çıkıp arabama ilerlerken Arazın aramalarına dönsem mi diye düşünüyordum.Ama sonra bu düşünceden vazgeçtim.Biraz daha merak etmeliydi beni.Yani nerede olduğumu biliyordu ama olsun.
Saatin daha da geç olmasını istediğim için biraz yavaş sürdüm arabayı.Üstelik çok acıkmıştım,eve gidip yemek yemek istiyordum.Binanın önüne gelince arabayı park ettim ama hemen inmedim.Dikkatlice arazın penceresine baktım.Işıklar açıktı ve perdenin arkasında bir karartı vardı.Benim yollarımı mı gözlüyordu o ?
Kendi kendime gülerek indim arabadan.Tabi onun gülüşümü görmesine izin vermemiştim.Binaya girip merdivenleri normalden daha yavaş çıktım.Merdivenlerin sonuna geldiğimde sanki her şey normalmiş gibi sakin sakin yürüyordum.Taki arazı görene kadar.
Kendi kapısını açmış beni bekliyordu.
Gülmemek ve yüzümü sabit tutmak için çok uğraştım.Hani olurdu ya kadınlar eve geç gelen kocalarını kızgın bir şekilde kapıda beklerlerdi.İşte Araz şuan tam olarak o durumdaydı.
Onu görmezden gelerek kendi evime yöneldim.Abim evde miydi bilmiyordum o yüzden kendi anahtarımı çıkardım.Ama araz benden önce davrandı.
”Hayırdır İzmir Güzeli küs müyüz ?”Ona doğru dönerek gülümsedim.
”Niye küs olalım komutanım ?Gayet normal bir şekilde ilerliyoruz.”Kafasını anlamış bir şekilde sağladı.
”Küs değiliz ama sinirlisin.”
”Alakası yok!”
“Yorgunum komutanım iyi akşamlar.”diye sohbeti hızlıca bitirip onu daha da çıldırtma derdindeydim ama birden evinden çıkıp bana doğru ilerledi ve dibimde durdu.
”Neredeydin bu saate kadar ?”
”Biliyorsun nerede olduğumu.”
”Olsun sen yine de cevap versen olmaz mı ?”
”Olmaz!”dedim kaşlarımı çatarak.Böyle davranıyorum ama feci derecede eğleniyordum.
”Konuşalım mı biraz ?”
”Konuşmayalım benim canım istemiyor.”
”Canına kurban olduğum,yapma böyle.Sabah da dinlemeden gittin zaten.”
”Şimdi de gidiyorum.”Arkamı dönüp iki adım atmamla aniden ters dönmem bir olmuştu.
Araz beni omzuna almıştı!
Dünyaya tersten bakıyordum ve şaşkındım.Sinirle arazın sırtına vurmaya başladım.
”İndirsene beni dağ ayısı!Yontulmamış odun,hakiki kalas!İndir beni diyorum sana!”Apartman içinde olduğumuz için bağırmalara çalışıyordum ama Araz beni duymazlıktan geliyordu.
Önce beni kendi evine soktu sonra da kapıyı kapattı.Hala omzundaydım ve tahminimce salona gidiyorduk.Sinirle tırnaklarımı sırtına geçirdim.
”Pençelerini çıkardığına göre ciddi anlamda sinirlendin demek.Vahşi kedi mi olacaksın başıma ?”
”Ben sana göstereceğim şimdi vahişiyide kediyi de!İndir beni!”Sonunda dediğimi yapıp indirdi beni.Saçım başım birbirine girmiş tipim dağılmıştı.Sinirle göğsüne vurdum.
”Hangi dağdan kaçıp geldin sen buraya ?Omzuna alıp kaçırmak da ne demek!”
”Bana başka seçenek bırakmadın yavrum,konuşacağız.”Oyunumun sonuna gelmiştik.Saçlarımı düzeltip koltuğa oturdum.
”Tamam konuşalım,anlat dinliyorum.”
”Sana kızmak istemedim-“diye başlayacaktı ki sözünü kestim.
”Bana kızmak hakkındı.”
”Ama istemedim.Sadece fazla sinirliydim ve nasıl desem konu sendin Minela.Minelaya ulaşamıyoruz dediklerinde kalbime aynı anda kaç tane hançer saplandı biliyor musun ?Seni bulana kadar geçen sürede kalbim ağzımda atıyordu.Seni canlı canlı görünce yüreğime öyle bir su serpildi ki anlatamam.Ama yine de yaptığın bu hatanın senin canına mal olması gerçeği bir türlü çıkmıyor aklımdan.İstemsizce sinirleniyorum çünkü senin canın bu kadar değersiz değil.Benim değerlim kimsenin değersizi olamaz!”derken sesi netti.Uzanıp elini tuttum.
”Hatamın farkındayım ama duygularımı işin içine kattığım için böyle oldu.Araz o bebek ben gelmeseydim ölecekti!Minicik bir cana nasıl kayıtsız kalayım.”Omzuma sarılıp beni göğsüne çekti.
”Biliyorum zor,ama bir daha olmasın.Her şey tuzak olabilirdi sen şuan benim kollarımda olmayabilirdin.”
”Ama seninleyim.”
”Şükürler olsun ki.”
”O bebek için üzülmeden duramıyorum.”dedim birden.”İçim acıyor araz.O küçük olduğu için tabikide hatırlamayacak ama annesi de babası da gözlerinin önünde öldürüldü.O da benim gibi annesiz kaldı.En çok buna üzülüyorum.Eksikliğini her zaman hissedecek.Ben hissettim o da hissedecek.”Saçlarımı okşarken derin sesini duydum.
”Babasızlığı da hissedecek.O da kolay değil.Okulda arkadaşlarına tanıtacağı benim prensim diyeceği bir adam olmayacak.Onun her daim arkasında olacak babası olmayacak.”dedi.Onun da yarası buydu.Babasızlık.
”Elimizden geldiğince destek sağlayalım o bebeğe.”dedim burnumu çekerek.”En azından biz duralım yanında.”
”Duralım.”dedi itiraz etmeden.”Yalnız hissetmesin.Biz olalım yanında.”
*******
Araba askeriyenin önünde durur durmaz hızlıca aşağı indim.Arazı beklemeye bile vaktim yoktu.Koşar adım ilerliyordum askeriyeye doğru.İçeri girip revire girdim.Gözlerim heyecanla her tarafı izliyordu.Odanın boş olduğunu görünce omuzlarım çöktü.O sırada araz ulaşmıştı yanıma.
”Ne oldu güzelim ?Niye koşarak geldin buraya ?”
”Gitmiş Araz,”dedim boş yataklara bakarak.”Yetişemedim ona.Gitmiş hemen.Vedalaşamadım bile.Yanına gidemez miyiz Araz ?Ben çok özledim Minik Gökçe’yi.”Tek omzuyla sarıldı bana.
”Tabiki gideriz güzelim.Ziyaret ederiz onu.Sen yeter ki üzülme ben seni her zaman götürürüm yanına.Olur mu benim yufka yürekli sevgilim ?”Başımı olumlu anlamda salladım.Beraber revirden ayrılıp ilerlemeye başladık.O sırada arazın telefonu çaldı.Bir süre karşı tarafı dinledi.
”Tamam komutanım,geliyoruz hemen.”Soru soran bakışlarımı görünce açıklama yaptı.
”Önemli bir durum varmış.Albay odasına çağırdı.Gidelim hadi.”
Odanın önüne geldiğimizde kapıyı çalıp içeri girdim.Herkes buradaydı.Hatta babamın yanında tanımadığım bir adam duruyordu.
Uzun boylu ve heybetli bir adamdı.İfadesiz bir şekilde bakıyordu bize.Kömür karası saçları simsiyah gözleri vardı.Ne yalan söyleyeyim biraz ürkütücüydü.
Araz kendi yerine otururken ben onun hemen yanına geçtim.Babam söze girdi.
”Hoş geldiniz çocuklar.Size iki haber vermek için buraya topladım.Uzatmadan söze gireceğim.Kenan aranızdan ayrılıyor,”duyduğum sözlerin şokuyla Kenan abiye baktım.Bizim böyle bir şeyden yeni haberimiz oluyordu.
”Geçici bir süreliğine ayrılıyor desek daha doğru olur albayım,”diye açıkladı kendini.Ne ayrılığıydı bu ?
”Tabi öylesi daha doğru.Kendisinin de dediği gibi geçici bir ayrılık bu.Bir kaç ay gibi bir süre.İstanbul’a gidecek.Hem kendisiyle hemde ailesiyle ilgili sebeplerden dolayı.”
”Abi bundan niye bize hiç bahsetmedin ?”diye sordu Sinan dayanamayarak.
”Anlatacağım kardeşim bekleyin.”dedi sadece Kenan abi.Bu sırada babam devam etti.
”Kenanın yokluğunda size eşlik edecek olan kişi Teğmen Aren Kara BORHAN.Timinizin yeni üyesi.Geçici bir süreliğine geldi ama iyi anlayacağınıza eminim.Kendisi bu göreve yıllarını adamış bir asker.”Gözlerim adamda gezindi bir süre.Hiç de sıcak ve samimi bir enerjisi yoktu ama hadi bakalım.
Biri gitmişti biri gelmişti.Bizim için iyi miydi kötü miydi orasını zaman gösterirdi.
******
Ay bitti sonundaaaa
Yazarken yoruldum yani ne yapayım cmdöxça.
Nasıldııııı??????
Beğendiniz mi ?Bence güzeldi ya.
Peki yeni karakterimiz hakkında ne düşünüyorsunuz.Onun hakkında ki yorumlarınızı çok merak ediyorum.
Kenanın gitmesi benim için bile beklenmedik oldu.Ama zaten çok pasif kalan bir karakterdi.Şu an yazmam gereken o kadar fazla çift var ki ona odaklanamıyorum.Zamanı gelince geri gelecek.
Yorumlarınızı bekliyorummmmm
Sizi seviyorum.)))
Yarınki bölümde görüşürüz.
Yıldıza basmayı unutmayın 💕✨
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 76.51k Okunma |
7.37k Oy |
0 Takip |
92 Bölümlü Kitap |