38. Bölüm

36. Bölüm

Merve Altuntaş
bukiz_yazmayiseviy

Geçmiş, sahiden geçmişte kalıyor muydu?

Demir, Baver ağayı vurdu sakat kaldı. Aram ağa onca yaptığı kötülüğü Demir ağanın üzerine yükledi.

Bir çocuk sırf ağa olmasın diye amcası tarafından öldürülmek istendi.

Aram ağa gözünü ağalık hırsı ile doldurunca kızını Demir ağa ile evlendirmek istedi. Demir Meleğe bakmayınca kurduğu oyun yine başa döndü.

Demir ağa, karısı, sevdası, ilk aşkı kız kurusu adamın kızı Melek ile evlenince ağalığı elinden alındı.

Agir ağa o vakitler Demir ağanın en yakın arkadaşı idi.

Birlikte bir karar verdiler. Berham ağa da, ikiliye destek olunca Baver ağa yıllarca tekerlekli sandalyeye mahkum edildi. Melek hanım, Baran ağaya kuma verildi.

Aram ağa, ortalığı karıştırdıktan sonra Baran ağayı öldürüp, Melek ile Bavir ağayı alıp Mardin'den gitti.

Yıllar sonra tekrar intikam almak için döndü. İki aşiret birbirine düştü.

Rıfat Parezli'ye bilgi verdi. Bahar ve Mirza yıllarca ayrı kaldı. Şimdi ise mutlu olmasınlar diye tekrar döndü.

"Su uyur da, düşman uyumazdı. "

Ömer yerde kanlar içinde yatıyordu. Nişancı Ömer ağayı hedef almıştı.

Diğer taraftan korumaların getirdiği adam vardı. Avlu kan gölüne dönmüştü.

Dilan korkarak yere eğildi.

"Daye ölmüş, Ömer ölmüş" dedi ağlayarak.

Agir ağa elleri titreyerek: Kızım, Ömer iyi olacak. Ölmedi. Ölmesine izin vermem." dedi.

Dilşad sinir krizi geçirmeye başladı. Çalışanlar korkudan yaklaşamıyordu.

Korumalar soğuk kanlılıkla: Ağam, Demir ağaya haber salalım mı?" dedi.

Agir ağa: Mirza'yı ara gelsin. Ambulans çağırın. Konakta kim varsa bulun bu adamı. Bizi öldürmek istiyor. Çabuk tutun elinizi, akşama kadar getirin onu bana?" dedi.

Eline telefonu alıp Demir ağayı aradı.

Karşı taraf sert çıkan sesi ile telefonu açtı.

Agir ağa, sesi kısılarak: Demir buraya gelmen lazım." dedi.

Demir ağa hiddetle: Düğüne gel deme bana Agir. Benim Ömer diye oğlum yok." dedi.

Agir ağa: Demir burda işler karıştı. Hemen gelmen lazım. " dedi sesi sona doğru kısık çıkarken.

Demir ağa: Agir duydum. Karın laf çambazlığı yapmış. Düğün başlamadan bitmiş. Bunun için aradıysan boşuna bekleme. Benim oğlum yok. Beni tanımayan Agir ağayı da, ben de tanımam bilesin." dedi net bir şekilde.

Agir ağa: Demir oğlun öldü. Anladın mı beni Ömer öldü. Aradaki husumeti bırak, hemen buraya gel." dedi.

Demir ağa son cümleyi dinlemeden, telefonu yere düşürdü.

"ÖMER ÖLDÜ..."

Kulağında çınlayan sesler üzerine eli ayağına dolaştı.

"Meleeek, dayeee Ömer ölmüşşşş. Ben Korkmaz konağına gidiyorum." dedi o anki panikle. Ne yapacağını bilmiyordu.

Melek hanım: Demir oğlum ölemez. Korkmazlar bize oyun eder. Oğlum ölse ben hissederdim. Kaç gündür (Kalbini göstererek) yüreğim sızlar. Demir benim oğlum hayatta. Duydun mu beni, ölmedi. Ömer yaşıyor." dedi ağlayarak.

Hanzade hanım: Araba hazır, ne konuşacaksanız yolda konuşun. Kötü haber çabuk duyulur. Hepimiz Korkmaz konağına gidiyoruz." dedi.

Demir ağa ağzını konuşmak için açtığında, Hanzade hanım: Bugün küs kalma günü değil. Oğlun için oraya gideceğiz. Yalan yada doğru. Gidince işin aslını öğreniriz." dedi.

Birlikte arabaya binip Korkmaz konağına gittiler.

*****

Bahar isteme, istemeye düğüne hazırlanıyordu. Mirza'nın son yaşanılanlardan haberi yoktu.

Bahar saçını çeke çeke tarıyordu. Mirza yanına gidip tarağı eline aldı.

"Böyle atarlı olunca, beni benden alıyorsun. Böyle taramaya devam edersen düğüne gitmem, evde seni rahat bırakmam bilesin." dedi.

Bahar fırsattan istifade edip: Gitmeyelim o vakit. Bak ne diyeceğim. Ben ailemi görmeye gideyim. Akşam seninle buluşup bir yerlere gidelim. Zelal teyze görecek diye seni öpemiyorum. Güzel bir gece geçiririz. Olmaz mıııı?" dedi şirin şirin bakarken.

Mirza, Bahar'a tutku içinde baktı.

" Teklifin çok güzel. Yalnız ailene bir süre gitmeni istemiyorum. İsteme de yapılan saygısızlığı ödemek zorundalar."

"Mirzaaa, benim asabı mı bozma. Benim ailem sana saygısızlık yapmadı. Ben yaptım. Dün gece de telafi ettiği mi düşünüyorum. Ailemden ayrı kalmam bilesin." dedi.

Mirza, Bahar'ın çenesinden tutup: Sana izin veren onlardı. Şimdi bambaşka olabilirdik." dedi.

Bahar kendinden emin bir şekilde: Doğru söylüyorsun. Şimdi bana dokunamazdın mesela. Korkmaz konağını yakardım. İçine de seni atardım. Anan bana terbiye vermeye kalkışmasaydı. Ben de böyle iş etmezdim." dedi.

Mirza, Bahar'ın dudağına yönelip: Başkaları için beni kırma Bahar. Sen, ben ve çocuklarımız için benimle mutlu olmayı dene. Bir daha böyle iş istemem. Sana yemin ederim bunun bedeli ikimize de ağır olur." dedi.

Bahar, Mirza'ya karşılık olarak: Beni kendinle sınama. Yıllarca bu aşk için çok fazla acı çektim. Benim imtihanım olma. Her konuda sana desteğim. Yalnız ailem benim kırmızı çizgim. Ne seni onlara ezdiririm bu saatten sonra. Ne de onları sana." dedi.

Mirza: Yıllarca senin için yandım. Şimdi ölmeye razıyım." dedi.

Bahar, Mirza'nın ağzını kapatıp: Yaran iyileşmedi. Bir daha ölüm kelimesini ağzına alma. Seni kaybetmeye dayanamam." dedi.

Mirza, Bahar'ın elini öpüp: Seni seviyorum güzel gözlüm." dedi ve Bahar'ı öpmeye başladı.

Kısa süre sonra telefon çaldı. Mirza bir an dahi kendini çekmedi. Telefon ısrarla çalmaya başlayınca, dayanamayıp küfür ederek telefonu açtı.

Karşı tarafı dinleyip, telefonu kapattı. Şimdi Bahar'a bu durumu nasıl söyleyecekti.

Sessiz kaldı bir süre. Bahar merakla sordu.

"Mirza neler oluyor? Bir anda durgunlaştın." dedi.

Mirza tek solukta: Hazırlan çıkıyoruz." dedi.

Bahar: Ben düğüne müğüne gelmem. Sana daha kaç kere söyleyeceğim. Mirza ne laftan sözden anlamaz çıktın yaaa." dedi sitem ederek.

Mirza ciddiyetle: Düğüne gitmiyoruz. Normal bir şekilde hazırlan gidelim. Ömer iyi değil Bahar."

Bir süre bekledi. Bahar : Ne demek Ömer iyi değil? Mirza, Ömer'e ne oldu?" dedi endişe içinde.

Mirza: Ne olduğunu sorma. Ben de tam olarak ne olduğunu bilmiyorum. Tek bildiğimiz bir an önce evden çıkıp, yanına gitmemiz." dedi.

Bahar bir taraftan üzerini değiştirmek için kıyafetleri boşattı.

Diğer taraftan söylenerek: Ne olduğunu adım kadar eminim biliyorsun. Mirza neler oluyor?"

Ayağa kalktı. Sessiz kalan sevdiğinin dibine kadar geldi.

"Ne oldu Ömer'e." dedi.

Mirza nefesi karıştığı sevdiğine, tek nefeste: Ömer... ölmüş." dedi.

Bahar geri geri sendeledi. Başından kaynar sular döküldü.

"Ne demek Ömer öldü. Yalan söylüyorsun. Sırf seninle düğüne geleyim diye yalan söylüyorsun." dedi.

Mirza sevdiğine gidip sarıldı.

"Böyle bir konunun şakası da, yalanı da olmaz. Ben de yemin ederim ne olduğunu bilmiyorum. Terasta öylece oturuyordu. Sessiz, kimsesiz gibi öylece oturuyordu en son." dedi.

Bahar, Mirza'nın kollarından kurtulup: Yalan, Ömer ölmedi. Duydun mu beni, Ömer ölmedi." diye bağırdı.

Zelal teyze sesler üzerine yanlarına geldi.

"Oğul, Ömer kimdir? Ne oluyor? Bahar kızıma ne oldu?" diye soruları ardı ardına sıraladı.

Bahar üzüntüden sinir krizi geçiriyordu. Elleri titremeye başladı. Mirza, Bahar'ı çekti kolları arasına aldı.

Zelal teyze kolonya getirdi. Su ile elini, yüzünü yıkadılar.

Bahar: Ömer ölmedi Mirzaa. Lütfen bana yalan de. Yaşıyor de. Ben bunca acıya nasıl dayanırım. Dayem, babam nasıl dayanır evlat acısına. Hedam ne yapar Mirza. Ömer yaşasın. Allah'ım benim canımı al, Ömer yaşasın. Ben onun yerime ölürüm." dedi ağlayarak.

Her sözü, her kelimesi Mirza'nın kalbine bıçak gibi saplanıyordu.

"Öyle söyleme Bahar'ım. Ben sensiz ne yaparım. Beni düşün Bahar. Seni bir kez daha kaybetmeye dayanamam." dedi.

Bahar yalvararak: Ömer küçükken abla beni koru derdi. Yere düşünce yanında ben olurdum. Mirza ben Ömer'i yalnız bıraktım. Her şey benim yüzümden oldu." dedi.

Mirza ağlayarak: Güzel gözlüm senin yüzünden hiç bir şey olmadı. Hadi kalk gidelim. Ne oldu, gitmeden işin aslını burda böylece öğrenemeyiz!" dedi.

Zelal teyze: Mirza oğlum doğru der kızım. Belki yanlış anlaşılma vardır. Hadi gidip aslı astarı nedir görelim. Ağlamakla giden gelseydi benim çocuklarım gelirdi." dedi gözünden akan yaşı mendili ile silerken.

Bahar: Gidip görelim. Ben biliyorum Ömer ölmedi. Ömer ölseydi hissederdim.Mirza kalbim acıyor. İçimde koskoca boşluk var. İçim yanıyor. Ben bundan sonra ne yapacağım? Mirza ben nasıl yaşacağım?" dedi.

Mirza ne diyeceğini şaşırdı. Ruhu daraldı. Hayatı boyunca kaybetmek zorunda mıydı? Her zaman yalnız kalmak zorunda olan mıydı?

" Zelal teyze, Bahar'a yardımcı ol. Ben sizi dışarda bekliyorum." dedi ve yanlarından ayrıldı.

Severken ölmek, yaşarken nefes alamamakdır.

Bahar, ağlayarak yanına geldi. Ayakta duracak, hali kalmamıştı.

Mirza içi giderek baktı sevdiğine. Yarım saat önce, kaybettiği duygulara kavuşan adam. Şimdi ölümü tekrar yaşıyordu.

Mirza arabaya bindi. Bahar'da yanına. Zelal teyze de Bahar'ın yanına bindi. Agıt yakmaya başladı.

Zelal teyze söyledi. Bahar ağladı. Mirza soğuk bir ifade ile sadece önüne baktı.

Kaybeden taraf olmak ciğerini yakıyordu. Elini sol tarafına götürdü. Nefes alışverişleri güçleşti.

Her zaman kolay vazgeçilen oluyordu. Sevdiği dahi onun duygularını önemsemiyordu.

Korkmaz konağına geldiler. Kapıda binlerce araba vardı. Ambulansa sedye de biri bindirildi. Hemen ardından başka biri daha.

Mirza kapıyı şiddetle açtı. Düğün evi mi, cenaze mi belli değildi.

Sonra başka ambulans daha geldi. Bahar korku içinde etrafına bakıyordu.

Demir ağa ve Melek hanım da ambulansa sedye üzerinde bindiler. Hanzade hanım perişan halde ambulansa konuldu.

Dilşad hanım ile Bahar göz göze geldi.

Bahar koşarak yanına gitti. Hesap sormaya başladı.

:Bunlar sizin bencilliğiniz yüzünden. Mutlu musun Dilşad hanım? Bizi dağıttın. Ailemi yok ettin. Mutlu musun?" sesi sona doğru kısıldı.

Yere çöktü: Sayenizde kimsem kalmadı. Benim bu hayatta ailem kalmadı. Her şeyimi elimden aldınız. Sırada Mirza mı var? Onu da mı benden alacaksınız?" dedi ağlayarak.

Mirza yanına gelip yerden kaldırdı.

"Bizi kimse ayıramaz güzel gözlüm. Ağlama artık dayanamıyorum." dedi.

Dilşad hanım: Yemin ederim oğlum ben bir şey yapmadım. Yemin ederim ben bu sefer hiç bir şey yapmadım." dedi.

Mirza, Bahar'ı da alıp ambulansın peşinden gitti. Konağa girip hesap sormaya boş zamanı yoktu.

Bahar arabada ara ara sinir krizi geçirdi. Ailesi perişan haldeydi.

"Özür dilerim sevgilim. Özür dilerim. Ben böyle olsun istemedim. Yemin ederim sadece oyun olsun diye peçe taktırdım Ayşe'ye. Ben sen mafyalığı bırak diye böyle yaptım. Özür dilerim, en güzel anımızı beş para etmeyecek kişiler için mahvettim." dedi ağlayarak.

Şoför direksiyonu sıktı. Mirza beyin yaşadığı şeylerin haddi hesabı yoktu.

Mirza, sakin bir tavırla, Bahar'ı kendine çekti.

" Olan oldu. Bundan sonra mutlu olacağız. Sadece sen ve ben. Kimin ne dediğini umursamadan yolumuza devam edeceğiz. Yeter ki güzel gözlerin hep gülsün Bahar'ım. Yeter ki sen mutlu ol." dedi.

Bahar, Mirza'ya sarıldı.

" Seni her zaman sevdim. Ailem de mutlu olsun istedim. Ben senden hiç vazgeçmedim. Sadece seni anlamadım. Ailenin nasıl insanlar olduğunu göremedim. Özür dilerim seni yalnız bıraktığım için. Affet olur mu beni? Yalvarırım affet beni." dedi pişman olmuş bir şekilde .

Mirza ilk defa içinde bir yerlerin ısındığını fark etti. Kırılan kalbi belki ilk defa böyle içten atıyordu.

Bahar'ı sarıp sarmaladı. Hastaneye gelene kadar, Bahar özür diledi. Mirza teselli etti.

Hastane kapısında araba durdu. Ambulanstan sırası ile hastalar indi. Bahar güçsüz kalmış bedenine rağmen titreyerek arkalarından gitti.

Mirza destek olmak için koluna girdi. Soğuk duvarlar, böyle ürkütücü gelmemişti.

Beyazın, siyahı olmak için miydi? Bunca acı, bunca ölüm sadece intikam için miydi?

Mirza sınavını geçti. Bahar geçte olsa doğru olanı fark etti.

Soğuk duvarlar, ölüm kokuyordu. Acil girişinde ağlayan insanlar vardı. Sabah sevdikleri yanlarında iken, şimdi sonsuza kadar ayrı kalacaklardı.

Bunca entrika, bunca hırs... Bu kadar acıya değmiş miydi?

Bahar müdehale odasının önünde bekledi.

"Ömer yaşıyor..."

Diye duymam için dua etmeye başladı. Zelal teyze elinde yasin cüzü ile durmadan dua ediyordu.

Mirza adamlarına talimat verdi. Bu işin içinde kim varsa hepsi bedelini ödeyecekti.

Doktor yanlarına geldi. Bu arada Agir ağa ve İhsan ağa da hastaneye gelmişlerdi.

Dilan ağlayarak köşeye sindi. Ömer giderse dul kalacaktı. Kimse bu saatten sonra yüzüne bakmazdı.

Doktor, Mirza'ya: Mirza bey, içerideki hastayı teşhis etmeniz gerekiyor. " dedi.

Mirza: Ömer'den başka bizim içeri de hastamız yoktur. Kimden bahsedersiniz doktor bey." dedi merak içinde.

Doktor: Ömer ağanın yanında gelen beyden. Mirza bey elini yüzünü temizledik. İçeri gelmeniz gerekiyor... " dedi.

Mirza: Ömer nasıldır?"

Doktor: Şimdilik hayatta. Çok fazla kırığı var. Birazdan ameliyata alınacak. Yalnız diğer hastanın durumu kritik." dedi.

Mirza arkasında merakla bakan insanları umursamadan içeri girdi.

Bir süre sonra yüzü kireç tutmuş bir şekilde geri döndü.

Bahar koşar adımla yanına geldi.

"Ömer iyi mi?" dedi.

Mirza sadece: İyi olacak." dedi.

Agir ağa: Oğul diğer adam kimmiş?" dedi merakla.

Mirza: Araf..." dedi.

Bölüm Sonu...

 

 

 

 

 

 

 

 

Bölüm : 19.12.2025 21:04 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...