
Sonu Doğru...
Bir Yasemin gibi, zarif.
Bir sevda gibi, umut dolu.
Bir aşk gibi roman kokulu.
Bahar ile Mirza.
Aşkın Esareti'ne tutsak olan.
Bahar kaybetmenin korkusunu iliklerine kadar yaşadı. Mirza aile olmanın tadını.
Birlikte yeni bir hayat için Korkmaz konağına taşındılar. Dilşad yıllar sonra sofrasını kalabalık gördü.
Agir ağa özlemle Demir ağaya baktı.
" Bu konak tekrar hayat buldu. Yaptığım hatalar, ailemi parçaladı. Bana ikinci şansı verdiğiniz için hepinize teşekkür ederim"
Agir ağanın sözlerine masa da tebessüm ile bakan insanlar vardı.
Mirza: Ailemiz bundan sonra bir arada. Mutluluğumuzun önünde tek bir engel var!" dedi.
Bahar: Bana engel falan deme. Bıktım engellerden. Yeminle yakında tımarhaneye gidip yatacağım." dedi.
Salonda kahkaha sesleri yükseldi.
Demir ağa: Hayırdır oğlum? Ne engelinden bahsedersin?" dedi.
Tüm gözler Mirza'ya çevrildi.
"Ailemiz de yeni bir kayıbımız oldu. Kardeşim Araf. Yalnız ölenle ölünmüyor maalesef. Ben ve Demir ağa da ölümden döndük. Ben derim ki; yüzümüz gülsün. Bundan sonra yeni bir hayata başlayalım. Doğmamış bebeğim için hepinizin müsadesi ile Bahar ile en başından evlenmek isterim. Önce isteme, sonra düğün." dedi.
Bahar şaşkınlıkla Mirza'ya baktı.
"Biz evliyiz Mirza." dedi.
Mirza: İstemem de kahvemi senin getirmedin nikahı kabul etmiyorum. Her şeyi en başından başlayalım." dedi.
Bahar: Önce doğum yapayım. Sonra düğün kurarız." dedi.
Dilşad: Bebekle gelinlik giymek yakışı kalmaz. Demir ağa, Melek hanım oğlumu duydunuz. Müsait olduğunuz zaman kızımızı oğlumuz Mirza'ya istemek isteriz." dedi.
Melek hanım: Dilşad hanım, müsaade her zaman sizin. Araf oğlumun kırkı çıkmadan ben bu işe hayırlı bakmam. Her şeyin zamanı var. Bir tarafı toplayalım derken, öbür tarafı yıkmanın alemi yoktur. " dedi.
Demir ağa da aynı cevabı verdi.
Mirza: Ben elalemin dedikleri için yıllarca bedel ödedim. Kardeşim için elimden gelen hayrı yapacağım. Henüz yaram dahi iyileşmedi. Ben isterim ki yaramla birlikte kırılan kalbim de iyileşsin." dedi.
Bahar hastanede konuşulanları hatırladı.
Hastane odası
*****
Dilşad: Oğlum konağa dön. Ailemiz paramparça. Hepimiz dağıldık. Konakta sen ne dersen öyle olacak. Sana söz veriyorum. " dedi.
Agir ağa da: Bahar kızımla da konuşalım. Konağa dönün. Yuvanı, aileni sahipsiz bırakma oğlum." dedi.
Mirza düşündü.
" Ben aynı acıları tekrar yaşamak istemem. Doğmamış bebeğimle, Bahar'ı alıp buradan gideceğim. Aileniz de, yuvanız da beni ilgilendirmez." dedi.
Bahar elinde yiyeceklerle yanlarına geldi.
"Hepiniz acıkmışsınızdır diye düşündük bebeğimle. Eeeee babamız yemeden toparlanmaz değil mi? Hedamız ve bapir de açlıktan düşüp bayılacak diye korkarım. Mirza senin bu dayen kaç gündür yemek yemez. Babanı hiç ağzıma dahi almayım." dedi.
Mirza, sevdiği kadın ile gurur duydu.
"Bahar sana bir şey soracağım. Senin cevabına göre bu yolda yürüyeceğim." dedi.
Bahar merakla: Hayırdır Mirza? Ne soracaksın bana?" dedi.
Mirza: Sen istersen Mardin'den giderim. Sen istersen kalırım. Korkmaz konağının hanımı olmak mı istersin? Yoksa kendi evinin hanımı mı?" dedi.
Bahar şaşırdı. Böyle bir şey beklemiyordu. Tam olarak ne diyeceğini de bilmiyordu.
Bir süre düşündü.
"Mirza ben ailemden ayrı kalmanın ne demek olduğunu çok iyi bilirim. Bir daha ailemden ve doğduğum yerden ayrı kalmak istemem." dedi.
Mirza: Peki diğer soruma ne diyeceksin?" dedi.
Bahar: Sen nerde mutlu isen, ben de orda mutlu olurum. Yeter ki seninle mutlu bir hayatım olsun. " dedi.
Dilşad araya girecekken, Mirza el işareti ile durdurdu.
"Bahar'ım, güzel gözlüm. Ben aşiretin başında kalmak isterim. Sen de mesleğini yapabilirsin. Bu süre de bebeğimize dayem baksın derim. Tabi sende uygun görürsen Korkmaz konağına taşınalım." dedi.
Bahar donuk ifade ile baktı.
" Korkmaz konağı bize ayrılık getirdi. Hüzün getirdi. Ben orada mutlu olacağımıza inanmam." dedi.
Mirza: Ben de kendi konağı mı satın alırım." deyince.
Bahar: Konak al. Adını Korkmaz konağı koyalım. Ailen de uygun görürse, birlikte yaşayalım." dedi.
Dilşad: Oğlum bizim anılarımız vardır. Geçmişimiz. Biz sizi rahatsız etmeyelim. Siz ara sıra yanımıza gelirsiniz." dedi.
Agir ağa: Bizim yeni anılara ihtiyacımız var. Kızım size yoldaş. Torunuma can olmak isterim." dedi.
Mirza: Öyle ise adamlara söyleyim. Bize yeni yuva bulsunlar." dedi.
Araf'ın kırkı çıkana kadar yeni konak bulundu. Yeni eşyalar alındı. Son olarak mevlit hazırlığı yapıldı.
Bu saatten sonra ne Dilşad eski Dilşad'dı. Ne de Agir ağa eskisi gibi.
Mirza yıllar sonra aile olmanın verdiği mutluluğu yaşıyordu. Dizinin dibinde uyuyan sevdiğine baktı.
Bugünlere gelmek kolay olmamıştı. Elini Bahar'ın karnına götürdü.
İçinden" Sen benim gibi olmayacaksın. Sen dünyanın en şanslı bebeği olacaksın. Çünkü senin ardında aslanlar gibi baban var. Kimse seni yok sayamaz. Kimse seni hor görmeyecek. Ağa ol diye kimse diretmeyecek. Sana söz veriyorum. Sadece bugünü yaşayacaksın. Sadece mutlu olmayı öğreneceksin" dedi.
Duygulandı. Belli etmedi. Bahar elini Mirza'nın elleri üzerine koydu.
"O çok şanslı. Senin gibi güçlü babası var. Onun gibi bende şanslıyım. Rabbim seni bize bağışladı. Rabbim mutluluğumuzu daim etsin Mirza. Biliyorum ki bu saatten sonra bizi kimse üzmeyecek." dedi.
Mirza, Bahar'ın söylediklerinden etkilendi.
"Her şey geride kaldı. Bundan sonra ömrüm boyunca seninle, bebeğimle mutlu olacağız. Kimsenin sizi üzmesine izin vermem." dedi güven verircesine.
Bahar, aldığı cevaptan memnun bir şekilde: Biliyorum." dedi.
Mirza, Bahar'ın ellerini dudağına götürüp öptü.
" Bebeğimiz ne zaman doğacak? Kaç ay oldu? Kerata içerde yatmayı pek sever." dedi bu durum karşısında bıkmış bir şekilde.
Bahar yüzünü Mirza'ya döndü. Ciddi mi diye baktı. Mirza söylediklerinden gayet ciddi bir şekilde cevap bekliyordu.
"Bizim bebek, içerde müebbet yedi. Senin haberin yok sanırım!" dedi şaka ile karışık.
Mirza endişe içinde: Ne demek müebbet yedi? Küçük bebeğin ne suçu var? Bahar doğru söyle? Sen bebeğimi zorla içerde tutarsın? Bak bebeğime kötü anne olursan, yeminle seni tanımam." dedi.
Bahar kırılmış bir şekilde: Tanımazsın öyle mi Mirza bey? Bu saatten sonra bak bakalım ben seni tanıyor muyum?" dedi.
Mirza kahkaha atarak: Şaka yaptım güzel gözlüm. Bebeğimizin içerde gayet mutlu. Onun güzeller güzeli dayesi var. Benimde güzel gözlü karım. Sen de hiç şakaya gelmiyorsun?" dedi.
Bahar, Mirza'nın oyununu uzatarak: Benim uykum geldi. Hem gecenin kaçı oldu? Siz misafir odasında yatın, Mirza bey. Beni tanımayanı ben de tanımam. Sizi iyi geceler. Yürü bebeğim gidip birlikte yatalım." dedi kırıldığını belli ederek.
Mirza: Bahar şaka yaptım. Bunu ciddiye almana ben kırılacağım. Karıma şaka da yapamayacaksam, bu ömür nasıl geçecek?"
Bahar, bozuntuya vermeden: Bu zamana kadar nasıl geçtiyse, bundan sonra da geçer siyahım." deyince...
Mirza, Bahar'da kendine oyun ettiğini anladı.
"Sen aklın sıra bana oyun mu edersin? Gel buraya, aklım çıktı. Bunun cezasını ödeyeceksin." dedi.
Bahar ayağa kalkıp: Oyuna oyunla cevap veririm. Buda sana kapak olsun." deyip koşarak odasına gitti.
Mirza'da ardından koşar adımlarla ardından gitti.
"Bahar bebeğimi düşüreceksin! Koşmadan git." diye bağırdı.
Birlikte olunca her şey güzeldi. Mirza uykunun kollarına huzurla kendini bıraktı. Kolunun üzerindeki sevdasına baktı.
Yıllar önce içine düşen kor ateş. Şimdi avuçları arasındaydı.
Sabahın ilk ışıkları ile uyandı. Bahar'da midesi bulanarak banyoya koştu. Mirza bu rutine alışmıştı.
Çekmeceden kraker paketini aldı. Bahar odaya dönünce, paketi açıp Bahar'a verdi.
Bir süre sonra Bahar toparlanınca giyinme odasına gitti. Bahar biraz daha yatağa uzanmayı tercih etti.
Hamilelik gerçekten de zor geçiyordu.
Ara sıra söylense de Mirza altta kalmadı.
"Bahar şikayet etmek yerine, hazırlansan daha doğru olmaz mı?" dedi.
Bahar, Mirza'ya söylenmeye devam etti.
"Sen ne anlarsın hamilelikten. Ben burada ölüyorum. Sen bana hazırlan dersin. Yeminle bir daha doğum yapmayacağım." dedi.
Mirza yanına gelip: Ben ne mi anlıyorum? Sen mi doğurursun? Benim tarafımdan bakılınca doğum yapan kişi ben miyim, sen misin belli değil? Seninle birlikte bende dokuz doğururum, görmez misin?" dedi ciddiyetle.
Bahar, alınmış bir şekilde trip attı.
"Babası değil misin? Tabiki de sen de doğuracaksın?" deyince.
Mirza kahkaha attı.
"Sen böyle yapınca ne kadar tatlı olursun? Ben senin yerine doğum yapardım. Yalnız bünyem buna müsait değil." dedi.
Bahar: Öfff yaa. Erkekler neden doğum yapmaz. Oysa deniz atları doğum yapardı. İnsanlarda odun yetişiyorlar. Görende benim soyadı mı alacak sanır. Kimin soyadını alıyorsa, bence o doğurmalı." dedi sitem ederek.
Mirza kahkahaları arasında: Seni seviyorum. Deniz atı olsaydım. Söylediklerini yapardım. Tek sorun ben insanım. Güzel gözlü karısı olan adamım." dedi aşık dolu gözlerle Bahar'a bakarken.
Bahar, Mirza'nın tepkisine dayanamayıp: Seni seviyorum. Yalnız ben kurt gibi acıktım". dedi.
Mirza kahkahaları arasında: Yemek hazırdır. Gidip kocaman göbüşümüzü doyuralım o vakit." deyince.
Bahar çıldırdı.
"Kilo aldım diye beğenme zaten. Kocaman göbüşmüş, al sana göbüş." deyip Mirza'ya yastık attı. Sonra devam etti.
"Yine sinirlerim bozuldu. Seni mümkünse doğuma kadar görmek istemiyorum." dedi.
Mirza mağdur rolüne bürünüp: Gerçekten mi?" deyince.
Bahar: Allah seni bildiği gibi... Neyse sonra başıma kalorsın falan. Seninle konuşmuyorum. Bak bakalım sesimi bir daha duyuyor musun?" dedi ve hazırlanmak için giyinme odasına gitti.
Kısa süre sonra odaya geldi.
Mirza, Bahar'ın lafını yedirtmek için: Seni çok seviyorum, güzel gözlüm." dedi.
Sesindeki o ince tını Bahar'a her şeyi unutturdu ve " Ben de seni seviyorum.. " dedi.
Mirza: Ben senin sesine kurban olur ölürüm. Bir daha beni kendinle tehdit etme. Böyle yersin lafını." dedi ve giyinme odasına gitti.
Bahar şaşkınlıkla baka kaldı.
"Yeminle balık hafızalı oldum." dedi sinirle ve odadan çıktı.
Dilşad hankm kafaya koymuştu. Bugün mevlit okuyulacaktı. Sabah konakta hummalı bir temizlik vardı.
Bahar herkese: Hayırlı sabahlar" dedi ve sedire gidip oturdu.
Karnında zil çalıyordu. Mirza yanına gelince kaş-göz işareti yaptı.
Mirza, Bahar'ın açlıktan kıvranmasına dayanamayıp: Daye hayırdır, sabah sabah bu ne temizliği? Açlıktan karnımız zil çalar Nedime sultan. Sofra hazırsa kahvaltımızı yapsak mı? " diye sordu.
Konak çalışanı: Hazırdır ağam. Siz masaya geçin, biz servis yapalım." dedi ve çalışan kızlara döndü.
"Ağamızı duydunuz. Çabuk acele edin. Kahvaltı sofrasında eksik istemem." dedi ve Dilşad hanımdan müsade istedi.
Dilşad hanım, Mirza ve Bahar'ın yanına oturdu.
"Çocuklarım, bugün Araf'ımın kırkı çıkar. Babanla konuştuk ve mevlidi yapalım dedik. Onun hazırlığıdır." dedi.
Bahar: Bu ne aceledir. Önce hazırlansaydık. Şimdi iki ayağımız, bir pabuca sığmayacak." dedi endişe içinde.
Dilşad hanım: Ne acelesi kızım. Mevlit bitsin, sıra sizin söz de. Sonra düğün kurmak gerekir. Torunum doğmadan dillere destan, düğün yapalım inşallah." dedi.
Mirza: Hepsi sırası gelince en güzeli olur. Acele işe şeytan karışır daye." deyince.
Dilşad hanım: Siz büyüklerin işine karışman hele. Yıllar önce Demir ağa ve Melek Hassit Merene' de evlendi. Biz oturup konuştuk. Sizin sevdanız da çok büyüktür. Bu sebeple Hassit merene etkinliğinde Mardin kalesi ailemiz mutluluğuna şahitlik edecek. Bahar, tıpkı anne, baban gibi. " dedi.
Bahar duygulandı.
" Çok ince düşünce, teşekkür ederim. Ben de elimden geleni yapayım o vakit." dedi.
Mirza sevdasının elini tuttu.
" Bizim sevdamız Mardin semalarında yankılanacak. Bizim sevdamız kitaplara konu olacak. İnsanlar okudukça, hiç bir şeyin aslında göründüğü gibi olmadığını analayacak." dedi.
Bahar, duygu dolu gözlerle: Rabbim seni başımdan eksik etmesin Siyahım." dedi.
Mirza ellerini avuçları arasına alıp: Beyazım, bir daha siyaha boyanmayacak. Bu sevda öyle kolay kazanılmadı. Öyle kolay da unutulmayacak."
Bölüm Sonu...
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 10.73k Okunma |
728 Oy |
0 Takip |
46 Bölümlü Kitap |