@cvdnderl
|
Sabah Ömer'i beni dürtüklemesi ile uyanmıştım. En geç ben kalkmıştım ve kalktığımda ise güzel bir kahvaltı ile karşılaşmıştım. "Kim yaptı lan bu kahvaltıyı Alnının çatından öpücem" Dediğimde herkes şu garip askere baktı. Ardından bende olan bakışlarına döndü bakışlarım. Bişey demeden boş olan tabureye çekip oturdum masaya. "Hay dilinin bağını s- Tövbe estağfurullah ya" Yanımda duran Tarığın kıkırdama sesleri ile ona doğru döndüm. "Gülme vururum seni çocuk" "Boyun kadar konuş Hilal" "Kes lan, 1.79 kadına ayak mı yapıyorsun lan sen, keserim götünü bak." Kıkırdaması durmuş olsa bile hala salak salak sırıtıyordu. Sol elimle ekmeğe uzanır gibi yaparken, sağ elim ile ensesine şaplattım. Aniden irkilerek bi bana, birde yanında oturan Ahmet'e bakıyordu. "LAN Ahmet sen mi vurdun lan?" "Y-yok komutanım ben niye vurayım size" "Neyse Ahmet neyse, ben anladım, boşver sen kafaya çok takma." Ahmet onaylayan bir mırıltı çıkardığında, onlara doğru döndüm. "Alla alla Tarık neyi anladın bakim." "Bunu anladım Hilalcim bunu." Diyerek belimin yanına, işaret parmağıyla dokunup tikimle oynadığında istemeden de olsa bir ağız dolusu küfür ettim. "Ananın sikeyim!" Aniden irkilince kolum masanın sağlanmasına sebep oldu. "LAN yapma oğlum yapma, nimet var masada Allahsiz seni." Yemeğimi bitirip ayaklandım. Masanın yanında duran musluğu açıp, ellerimi yıkadım. "Masayı kuranlar kaldırsın hadi bakalım." Tam havluya uzanıyordum ki Tarığın sesi duyuldu. "Sen ne işe yarıyorsun bide kız olacaksın." Gereğinden fazla yavaş bir şekilde Tarığa döndüm ve öldürücü bir bakış attım. Tarık sertçe yutkundu. "Tarık komutanım kusura bakmayın ama, Hilal komutanım bizim alaydakilerin çoğundan daha taşşaklı." Sırıtarak Tarığa baktım. "Aldın mı lan cevabını, dingil?!" Gülerek yatak odasına gidip üzerimi değiştirdim. Bakışlarım odanın duvarında asılı olan saate kaydı. 14.32 "OHA amına koyayım kaç saat uyumuşum." Kapıdan çıkıp bizimkilerin yanına ulaştığım da, herkes bana merak dolu bakışlar atıyordu. "E akşama bir cız bız mangalımız olmasın mı canım? Çarşıya gidiyorum." Bu esnada asla beklemediğim şekilde, garip adam konuştu; "İzniniz olursa bende sizinle gelebilir miyim?" Ne diyeceğimi bilemeyerek ona baktım. Geri çevirmek olmazdı, ayıp olmasın diye kabul ettim. Niye benimle gelmek istediğini sorguladım. "Tabii buyrun gelin." Adam boyundan dolayı olsa gerek, ayağa kalkması ile dibimde bitmesi, neredeyse bir olmuştu. Önümde eğilmiş ayakkabılarını bağlıyordu. Nihayetinde ayakkabılarını giyip ayaklandı. Bana önden geçmem için sol eliyle nazik bir şekilde 'buyrun' der gibi yaptı. Bende küçük bir tebessüm edip, kapıdan çıktım. Arabaya ulaşmama 3-5 adım kalmışken, arabayı açtım. "Sen mi sürersin, yoksa ben mi süreyim?" Nede olsa artık operasyonlara beraber çıkacaktık, arayı iyi tutmalıydık. "Sen sür" Diye kısa ve öz bir cevap sundu. Kafamı 'sen bilirsin" dercesine yana yatırdım. Sürücü koltuğuna oturduğum da, oda sağ koltuğa oturdu. Kontağı çalıştırıp, yola çıktım. 15 dakika kadar bir müddet sonra sessizliği bozan ben olmak istedim. "Ee tanışmayacak mıyız?" Ona doğru gülümseyerek baktım. "Ben Yüzbaşı Çağan Ali Ayazoğlu." Benden üst rütbede olmasına biraz da olsa moralim bozulmuştu, ama bunu belli etmek istemiyordum. "Bende Üsteğmen Hilal Açanay bende memnun oldum, Yüzbaşım" Sanırım 'yüzbaşım' demem hoşuna gitmiş olacak ki, çok sessiz bir şekilde kıkırdadı. "Bende çok memnun oldum Üsteğmenim."
Bölüm sonuu.. kısa bir bölüm oldu ama aslında yazmayacaktım. Kitabımı okuyup, oy atmayıp, takip etmeyenlere, çok kırılıyormuşum öyle duydum. Okuduğunuz için teşekkür ederiimmm haydi selametle. 💫❤️🩹
|
0% |