19. Bölüm

17.Bölüm _- SESSİZ ÇIĞLIKLARI _-

Fatma Uygun
fatma_uygun

Ben geldim nasılsınız iyisinizdir umarım. Hesabımı takip etmeyenler takibe alır ise sevirim .🥰

 

Sizlerden ricam okuyup boş geçmeyin emek veriyorum . Sizlerden çok birşey istemiyorum. Okuduktan sonra bölüm ile ilgili görüşlerinizi yorumda belirtmeniz ve beğeni atmanızı istiyorum. Millet iki bin üç bin kelime yazıp yazıp atıyor bakıyorum yorum ve beğeni yağmuruna tutuluyor ben on yedi bin kelimenin üstü yazıyorum hiç bir şekilde bir harektlenme yok ne beğenide ne yorumda . İçimdeki yazma isteğini kaybediyorum . Kendim yazıp kendim okuyor gibi hissediyorum. Eksiklerim var bunun farkındayım muhteşemim diyemem elimden geldiğince kendimi geliştirip daha iyi yazmaya çalışıyorum ve sizlerden tek isteğim bu yolda yürürken yanımda olmanız.

 

İyi okumalar.

 

Bölüm şarkısı

👇👇

 

_____________________________

🥀🥀🥀

 

Ben Aden Eroğlu Antep'in yaralı kızıyım. Benim asıl hayatım babamı kaybettikten sonra başladı. Feleğin çemberinden ilk o gün geçtim . Çaresizlik nedir ilk o gün öğrendim ben.O kara geceden sonra babamın gamzeli kızı olmayı bırakıp gerçek hayat ile tanıştım. Evet o kara gece diyorum o geceye çünkü ben karanlığa ilk o gece gömüldüm , hayatımdaki tüm ışıklar o gece söndü benim için birdaha aydınlığa kavuşmamak üzere.O karanlık gece benden çok şey aldı babamı aldı , sırtımı dayadığım dağım gitti gölgesine sığındım dalım gitti çocukluğum gitti şimdide gençliğim gidiyor ellerimden. O gece babam için hiç birşey yapamadığım gibi şimdide kendi hayatım için elimden birşey gelmiyor .Babamı kaybettiğimde sekiz yaşındaydım o gün bile çocuk olmama aldırış etmediler gözlerimin önünde acımadan katlettiler hayatım boyunca ihtiyaç duyacağım ne kadar büyürsem büyeyim gözünde küçük gamzeli kızı olacağım tek adamı benden aldılar . Beni bu hayatta koşulsuz şartsız hatalarım ile sevecek herzaman arkamda durup beni koruyup kollayacak tek adamı benden aldılar.O gece benim için kara bir geceydi halada öyle zihnimin köşesinde unutamadığım karanlık bir kuyu gibi o günü hatırladıkça dibi görünmeyen karanlığına çekiyor beni adeta . Hatırlamama bile gerek yok aslında her zaman zihnimin bir köşesinde ev sahipliği ediyor.

 

O geceden aklımda kalan şey maske ile yüzünü kamufle eden adamın açıkta kalan nefret dolu gözleri ve yüzü kapalı olduğu için boğuk gelmesine sebep olan sesiydi. Boğuk gelen sesi ve nefret dolu o gözler o kadar tanıdık ki ama bir türlü kim olduğunu çıkaramadım. Bedenimi öyle bir korku sarmıştı ki o an benliğimi unutmuştum aklımda kalan bir başka şey ise babamın kanlar içinde yere yığıldıktan sonra ben babamın yerden kalkması için çırpınırken babamın söylediği son sözleriydi.

 

'Bakma babam bakma gamzeli kızım gözlerini kapat babam bu halim aklına kazınmasın . ' dedi zarzor çıkan sesiyle ve ben o gün ilk defa babamın sözünü dinlemedim sanki gözlerimi kırpıştırsam bile babama birşey olacak gibi hissediyordum . Babam bu sözleri söylerken son nefesini verdiğini hissetmiş ki aklıma o hali kazınmasın istemiş. Ama o hali aklıma öyle bir kadızındı ki ne zaman ölürde toprağa girersem o ana kadar unutmayacak kadar kazındı.Babamın bu sözlerinden sonra bedenimi daha büyük bir korku sarmıştı iliklerime kadar hissetmiştim . O korkuyu hâlâ da benliğimde taşımaya devam ediyorum.Babamın da gözlerine korku düşmüştü ölüm korkusu değil beni koruyamama korkusuydu bunu anlamam biraz zaman aldı ve ben o gün ilk defa babamı böylesine korkarken görmüştüm.Babam benim daha çok ağladığımı ve korktuğumu görünce zorla kaldırdığı eli ile yanağımdaki gamzemin belirdiği yeri son defa sevip ' korkma gamzeli kızım korkma babam .' dedi ve ben babama birşey olmasından deli gibi korkuyordum ve korktuğum başıma gelmişti yanağımdaki eli yüzümden ağır ağır kayıp dizlerimin üzerine düştü ve ben babamın hâlâ açık olan gözlerinin hareket etmeyişi ve defalarca baba kalk baba diye seslendiğimde hiç bir tepki vermedi ve o an ölümün ne olduğunu öğrendim . O gece babamla birlikte çocukluğumda evimizin arka bahçesinde öldü çocukluğumu da gömdüm o gece o bahçeye.Nasıl birdaha çocuk olabilirdim ki? Ölene kadar unutamayacağım bir gecenin yükünü omuzlarıma yüklediler. Keşke yaşasaydı yatağa bağlı eksik yaşamasına bile razıydım yeterki nefes alsaydı o bile bana yeterdi. Hayatımdan vaz geçer bir ömür bakardım babama yeterki böyle bir acı ile imtihan edilmeseydik ailem ile . Bir evladın babasına yatağa bağlı yaşasaydı demesi ne acı değilmi? Buna bile razıydım yeterki yanımızda olsaydı dağ gibi duramasada dalı kırılmış bir ağacın kırık dalının gölgesi üzerimizde olsaydı. Bunu dile getirmek bile canımı yakıyor ama yaşasaydı da ben her haline razıydım.

 

Çünkü ben her şeyin her saniyesine şahitlik ettim son nefesini vermesinden ölürken gözünün açık gitmesine kadar . Zaten o son nefesini verip o göz bebeklerinin donuklaştığı o anı hiç unutamıyorum.

 

O an öyle bir bağırdımki hâlâ o acıyı boğazımda hissediyorum. Benim çığlıklarım yeri göğü inletirken bahçedeki adamların ne ara gittiğini Ferman'ın dahi yanıma ne ara geldiğini hatırlamıyorum. Tek hatırladığım ne ara sarıldığımı bilmediğim babamın bedeninden beni Ferman abimin ayırmaya çalıştığıydı. Dakikalar , saniyeler dahi durmuştu benim için o anda . Ondan sonrası kıyamet gibiydi evin bahçesi ve o gece annem benim minik ellerimden babamın kanını yıkadı. Ne zaman kan görsem veya silah sesi duysam o anı tekrar tekrar yaşıyorum elimde olmadan. Ve o anları defalarca Barlas yanımdayken yaşadım . O anki durumu dahi sorgulamadım belki de Barlas sorgulamamam için sarfettiği sözlerden dolayı sormadım eğer sorsaydım nasıl bir adam olduğunu anlardım. En son Barlas'ın İstanbul'daki dağ evinde uğradığımız saldırı babamı kaybettiğim gece ile hemen hemen aynıydı ve ben on dört yıl sonra Barlas ile aynı anları tekrar yaşadım o çok tanıdık olduğum korkuyu iliklerime kadar hissettim. O anları tekrar hatırlamak bana o kadar acı veriyorki birde o geceye dair hatırlayamadığım kesik kesik hatırladığım bir çok şey var babamı vuran adamın boğuk gelen sesi ve öfke dolu gözleri gibi . Bazen kendimi çok zorluyorum bir okadartanıdık o sesi ve gözleri hatırlamak için ama aldığım ilaçlar beynimi uyuşturduğu için buna bir türlü müsade etmiyordu. Aylardır ilaç kullanmıyorum ama yinede hatırlayamıyorum. O geceye dair herşey zihnimde bulanık bir hal alıyor .

 

O gecenin yakından tek şahidi bendim ve ben o gece olanların bir kısmını hatırlayamadığım için babamın katili bulunamadı belkide hâlâ yaşıyor elini kolunu sallayarak rahatça dolaşıyor sokaklarda. Belkide defalarca bir yerlerde karşılaşmışızdır belkide aynı sokakta yan yana geçip gitmişizdir bilmiyorum. Ama hatırlamadığım için suçluluk duygusunu bir türlü üzerimden atamıyorum. O geceden sonra bizi bekleyen yeni bir hayatın içine girdik . Babamın ölümünün ardından aylar geçtikten sonra babaannem daha fazla oğlunun öldüğü evde yaşayamadı en küçük amcamın yanına yerleşti ve birdaha bu eve adım atmadı. Ve biz Behram amcam ile yaşamaya devam ettik daha doğrusu yaşamak zorunda kaldık. Babaannem evlatlarının ayrı çatılar altında olmalarını istemediği için oğullarını evlendirme den aynı çatının altına toplamış küçük amcam Behram amcam ile yıllardır küs olduğu için aynı evde yaşamak istemediği için kendine yeni bir hayat kurmuş. Babam , Beharam amcam ve babaannem ile yaşamaya devam etmiş.Ben bu evde doğdum büyüdüm. Babannemin gidişinin ardından amcam üstümüzde hüküm sürmeye başladı yeni bir hayat kurmamıza izin vermedi. Babaannem bizim ile yaşamaya devam etse hayatımız çok farklı olurdu belkide babaannemin iki kız torunu vardı biri ben diğeri ise Dilaydı halam ve diğer amcamın çocukları hepsi erkekti ve babaannemin Dila ve bana ayrı bir düşkünlüğü vardı kız çocuklarını çok severdi. Şuanda ne kadar sık görüşemiyor olsakta ben İstanbul'a gittiğimde abimler ile birlikte amcamı durduran babaanemdi. Eğer babaannem olmasaydı amcamın bana yapacaklarını kimse durduramazdı abimlere birşey söylemeyeceğimi de biliyordu amcam . Bu evlilik konusunu babaaneme anlatmayı defalarca düşündüm ama söyleyemedim Babaannem sadece amcamı durdurmaya gücü yeterdi Barlas'a değil.

 

Abim baba yarım Ferman çocukluğundan vaz geçti bizim için kimse bizi ezmesin ,bir kötülük etmesin diye . Ferman bana abi değil baba oldu kendini unuttu küçük yaşta omuzlarına büyük sorumluluk aldı. Abim beni çocuğu gibi büyüttü. Ben abimin küçük yaşta baba olmayı öğrendiği evladıyım . Hepimiz ile tek tek ilgilenirdi .Annem geceleri gizli gizli göz yaşı dökerdi sessizce biz duymayalım üzülmeyelim diye ama ben herşeyin farkındaydım annem ne kadar gizlemeye çalışsa da. Ferman abim on dört yaşındaydı çocuktu ama bir o kadarda güçlü dururdu her gece annemin göz yaşlarını siler sarıp sarmalardı daha sonara ise benim yanıma gelir kollarının arasına alır uyuturdu. Herşeyimle özenle ilgilenir tüm vaktini okuluna ve bana adamıştı bir yandan da babam ile amcamın ortak olduğu galeriler ile ilgilenirdi . Hayatı ben ,okul ve iş olmuştu Ferma'nın.Her gece gördüğüm kabusların korkusu ile uyanırdım küçük bedenimi sarıp sarmalardı. Hâlâ o kabusları görmeye devam ediyorum eskisi gibi sık olmasada görüyorum . Ama abimin varlığı herzaman beni güvende hisssetiridi şimdi olduğu gibi. Babamı her özlediğimde Ferman'a sarılır babamın kokusunu onda bulurdum. Belkide abim bana babalık ettiği için öyle geliyordu bilmiyorum. Aras abim diğer yarım kardeş olmayı onunla öğrendim Ferman bana baba oldu Aras abilik ve arkadaşlık etti iki duygudan da beni mahrum etmediler. Ferman abim kadar baskıcı olmasada ultra kıskanç biri Aras abim . Ama Ferma'nın emeği üzerimde çok hakkını nasıl öderim bilmiyorum.

 

Ferman çocuk olmayı unuttu annemin,benim ve Aras abimin tüm yükünü sırtladı. Amcam sadece sahip çıkıyor gibi davranmaktan başka bir işede yaramazdı hâlâ da öyle. Ferman on altı yaşına kadar amcamın her dediğine tamam dedi on altısından sonra amcamın eline verdiği ipleri geri aldı yaşı küçüktü ama icraatları büyüktü hiç bir zaman amcamın bizi ezmesine izin vermedi . Amcam dan da hiç bir zaman korkmadı ama amcam Ferman abimin asi hallerinden çekinir yani abimin deli hallerinden . Öfkelendiği zaman gözü hiç birşey görmez çocukluğunda da böyleydi yaşı küçük tü ama yaptıkları büyüktü. Ben bile bazen abimin öfkesinden korkarım bana zarar verdiğinden değil bana zarar vermemek için kendine zarar vermesinden . Abim bizi ezdirmemek için çok emek verdi ama amcam Ferman ve Aras abimin olmadığı her yerde annem ile beni ezerdi. Sadece sözleri ile ezse iyiydi sayısız fiziksel şiddetine maruz kaldık . Abimler Fransa'ya yerleştikten sonra başladı bizim asıl cehennemimiz . İnsan evinde kendini sığıntı gibi hisseder miydi? Biz hissettik oturduğumuz sofradan aç bırakıldığımız günleri hatırlarım . Yengem ve amcamın bize hiç bir zaman merhamet etmedi kendi evlatlarına merhameti olmayan insanların bize karşı merhametli olmasını beklemek bile hataydı .

 

Amacımın bana tahammülü yoktu görüntümü görmeyi geçtim sesimi duymaya dahi tahammül edemiyordu. Tabi bu durum babam öldükten sonra ortaya çıktı. Hep sebibini düşündüm neden bu kadar benden nefret ediyor diye arada hâlâ düşünüyorum ama bir cevap bulamıyorum. Kendi öz kızını sevmeyen bir adam yeğenini sevmeside beklenemez . Çocukluğumu cehenneme çeviridi sadece benimkini değil Dila'nın çocukluğunu da cehenneme çeviridi. Ama Dila benden birazda olsa şanslıydı Alp ve Murat'ın kanatları altındaydı. Benide koruyup kollarlardı haklarını inkar edemem ama benim abilerim yanımda yoktu ve ben onlara herşeyi anlatamıyordum.

 

Çocuktum oyun oynarken düşüp ağladığım oluyordu ve buna dahi tahammül edemiyordu amcam. Anneme sustur kızını diye bağırırdı canım acıdığı için ağlamaya devem edince de döverdi . Dila ile oyun oynarken ses çıkarırız diye ödümüz kopardı. En ufak bir hatamızı gördüğünde acımazdı gözümüzün yaşına bakmaz önce döver daha sonra evin en alt katında bulunan karanlık kilere kilitlerdi bizi . Yengem hiç sesini çıkarmazdı ama annem öyle değildi bize kıyamazdı bizi o kilerden çıkarır dı bu yüzden annemi de döverdi amcam . Benim yüzümden annemin şiddet görmesine dayanamazdım bu yüzden gün geçtikçe içime kapandım . Doya doya çocukluğumu yaşayamadım. Bir yandan psikolojik tedavi görürken bir yandan da amcamın hem psikolojik hemde fiziksel şiddetine maruz kalır daha çok içime kapanırdım bir süre sonra ise eve misafir dahi gelse odama çekilir insanlardan kaçar olmuştum. Amcam ne yaparsa yapsın ne abilerime nede bir başkasına söylemezdim . Benim ağzımdan çıkan her kelime annemin daha çok şiddet görmesine sebep olurdu. Annemin tırnağına taş deyse benim içim parçalanırdı ve benim yüzümden tırnağının incinmesine dayanamam . Ne olursa bana olsun annem ve abilerime zeval gelsin istemem.

 

İstanbul'a üniversitesi okumaya gitmeden bir yıl önce isimsiz notlar gelmeye başladı babamın ölümüne dair aile avukatı ile iletişime geçtim diye sağ elbparmaklarımı kırmış saçlarımı kökünden sökercesine yerde sürüklemişti beni amcam hiç acımadan. Anneme zarar vermesinden korktuğum için abimlere elimin üzerine düştüm diye yalan söylemek zorunda kaldım. Evlat görevimi görüp babamın katilinin peşine düşmeme bile müsade etmedi. Daha çok bela getirirsin başımıza ben gerekeni yapıyorum erkek işine karışma dedi. Hayatımdaki tüm ipler herzaman amcamın elindeydi.Benim hiç bir zaman iyi bir hayatım olmadı şiddet ve zorbalıkla geçti yıllarım. Benim kendime ait bir hayatım olmadı desem daha doğru olur hayatımı amcamın isteklerine göre yaşadım halada öyle. Yaşım yirmi iki oldu ama gönlümce kendi istediğim bir hayatı yaşayamadım attığım her adıma dikkat etmem gerekiyordu çünkü amcam attığım her adımdan haberdar oluyordu. İstanbul'da yanlız yaşıyorum ama amcamın baskısı o yokken bile vardı.

 

En son dört yıl önce kabuklarımı kırıp amcamın zulmünden kaçıp okumak için geldim İstanbul'a. Onunda bedelini annem ile ödetti bana iki yıl boyunca konuşup görüşmemize engel oldu Antep'e adım atmama dahi izin vermedi diğer iki yıl ise yine hasretle geçti ama abimler Türkiye'ye gelip gittikleri için amcam durumu gizliyordu hiç birşey yokmuş gibi davranıyordu. Abimlere de çok ısrar ettim İstanbul'da okuyayım diye girdiğim sınavda yüksek puan aldım istediğim okulda okumak istiyorum dedim ama abimler istemedi bana zarar gelmesinden korktular. Haklıkardı korkmakta babamın katili hâlâ bulunamamıştı yıllar geçmesine rağmen düşmanlarımızın bana zarar vermesinden ve beni koruyamamktan korktular. İstanbul'a gitmek istememin asıl sebebi amcamın zulmünden kurtulup annemle yeni bir hayat kurmaktı ama olmadı. Bir yanım da bir pişmanlık var annemi amcamın vicdanına bırakıp gittiğim için. Ben anne özlemi çekerken annemde evlatlarının özlemi ile kavruldu. Üç evladı vardı üçüde yanında değildi. Anneme evlat hasreti yaşattığım için vicdanım beni hiç rahat bırakmadı . Birde amcamın ellerine bırakıp arkama bile bakmadan gittiğim için. Bize çok acı çektirdi amcam .

 

Annem amcamın bize yaptıklarını abimlere anlatmak istediğinde hep engel oldum. Engel olmak zorundaydım anneme ne yapıyorsa benim yüzümden yapıyordu amcam. Benim yüzümden ne annemin zarar görmesini nede abilerimin başına bela gelsin istemedim . Bunlar benim yaşadıklarımın bir kısmı kelimelere dökemediğim ne acılar sığdırdım hayatıma.Tıpkı bugün annem va abilerim zarar görmesin diye Barlas ile evlenmeyi kabul ettiğim gibi. Bunların hepsini neden mi anlattım ? On dört yıl öncesine gitme me sebep bugün yaşadıklarımdı her saniye on dört yıl öncesini tekrar tekrar yaşadım bugün.

 

Ve ben yaşın saygılarla alakası olmadığını anladığım yaştayım bu gün . Bazen neşeli bir çocuk, bazen yorgun bir ihtiyar var içimde. Sese tahammül edemediğim,kalabalıktan uzaklaştığım. En en ömliside herkesi kendim gibi göremediğim yaştayım . Yaşım yirmi iki bedenim genç ruhum bastonundan güç alarak yürümeye çalışan bir ihtiyar gibi . Herkesi kendim gibi gördüm kime güvenip sırtımı dayadıysam beni uçurumun kenarına biraz daha çekti. Yeri geldi bedenime yara aldım yeri geldi ruhuma geçmeyecek yaralar aldım.Ama şimdi biliyorum herkesi kendim gibi görmemem gerektiğini biraz geç oldu ama hayat bazı şeyleri kafama vura vura öğretti bana . Şimdi ise ruhumda okadar yara varken bir yara daha eklendi.

 

Amcam bu kadarını da yapmaz dediğim ne kötülük varsa yaptığı gibi bu defada istemediğim bir evliliğe zorluyor beni.

Bunu yaparken yine acımadı bana on dört yıl boyunca adım atmadığım adım atmaya korktuğum arka bahçeye saçlarımdan sürükleyerek götürdü ve tam da babamın son nefesini verdiği yere bir çöp poşetini fırlatır gibi fırlattı beni. Oysa ben on dört yıl boyunca arka bahçeye adım atmayı bırak evin arka bahçesine bakan odalara dahi adım atmadım . Bugün yine o geceyi bir kez daha yaşadım. Canım okadar yanıyor ki dokunduğum yeri küle çevirecek kadar acımı sığdıracak kelimeler bulamayacak kadar yanıyor canım. Ben bunların hiç birini haketmedim . Canımı yakan ne amcamın saçlarımdan sürükleyerek merdivenlerden indirmesi nede vücudumun sürüklenmesinden aldığı darbeler değildi.

 

Canımı yakan babamı kaybetmenin acısını birkez daha yaşamam oldu o anları tekrar tekrar zihninde canlanması oldu. Benim bu hayatta en korktuğum şey çaresizlik ve ben şuan o çaresizliğin içinde boğuluyorum. Korktuğum ne varsa bu hayatta hep başıma geldi. Ve ben bu defa aileme birşey olmasından korkuyorum bu defada korktuğum başıma gelmesin diye hayatımdan vaz geçiyorum .Eğer olurda birgün gururuma ihanet edip Barlas'a aşık olur isem onu hiç bir zaman affet meyeceğim. En derin yaramın bugün oluk oluk kanamasına sebep olduğu için. Ben yıllardır yaşadığım o gecenin travmasın dan kaçarken Barlas beni o travmanın içine atıp kapısını kapatarak beni içeride bıraktı. Onu hiç bir zaman affetmeyeceğim bir başka cehennemin kapısını bana araladığı için. Bazı haklar vardır öyle kolay helal edilmez ve benim ne amcama nede Barlas'a hakkım helal değildir. Ne bu dünyada nede öteki dünyada. Hayatımı cehenneme çevirdikleri için.

 

En acısıda neyin bedelini ödediğimi bile bilmiyorum. Hangi günahın bedelini ödetiyorlar onu bile bilmiyorum. En azından kimin günahının bedelini ödediğimi bilsem onun acısını çıkarıyorlar benden derim ama bilmiyorum.Bildiğim tek şey İnsan bir ecelinin geleceği günü bilmezmiş birde kaderini bilmezmiş. Bilmiyorum belkide Barlas benim kaderimdir onun ile ne kadar evlenmek istemesem de ben kaderime boyun eğdim . İçimde on dört yıldır yanan kor ateşe kafa tuttum da bir mum ateşini söndürmeye gücüm yetmedi o mum ateşi kor olup ailemi yakar diye korkuyorum. Bu yüzden kader denen illete boyun eğdim. Antep'in yaralı kızıyken Mardin'in yaralı gelini Barlas Karahan'ın cehenneme attığı karısı olmayı kabul ettim. Bir cehennemden çıkmadan diğer cehenneme attılar beni . Biliyorum Barlas ta benim cehennemim olacak . Hemde sevdası uğruna yaktığı. Hemde beni sevdiğini söylerken yaktığı sevdasının kurbanı oldum. Ve ben kaderime boyun eğdim eğmek zorunda kaldım başka bir çarem yoktu . Ailemi korumak için kendimi feda etmek zorundayım. Çünkü Barlas'ın hiç bilmediğim bir yüzü ile tanıştım. Hiç birşey benim gördüğüm gibi değilmiş Barlas'ın karanlığını aylarca görememişim . Herşey göründüğü gibi olsaydı eğer, elimize aldığımız deniz suyu mavi olurdu Barlas ta benim için tamda öyle oldu onun gerçek yüzünü göremedim .

 

Aylarca yan yana gelip vakit geçirdiğim yeri geldi aynı evin içinde kaldığım ,göğsünde ağladığım adamın rengini göremedim bana göre ne siyahtı ne beyaz griy di Barlas benim gözümde ne iyi ne kötü olduğu gibi. Ama asıl rengi siyahmış bunu vurulduğu gece anladım beni ailem ile tehdit etmesinden. O gün gözündeki o karanlığı ve ne kadar acımasız bir adam olduğunu gördüm. Yaptıklarının ve yapacaklarının bir sınırı yok gönlüne düşen benim ve sızısını dindirmek için beni bile yakmayı göze almış bir adam. Oysa insan sevdiğine kıyamaz gerekirse acısını yaşar uzaktan sever ama sevdiğine kıymaz . Barlas Karahan beni severken bana kıydı. Benim yüzümden ailemin canı yanacağına varsın yanan benim canım olsun. Ben ailemden birini daha kaybetmeyi kaldırmam. Bu evlilik konusu abimler ile aramı açacak onunda biliyorum belki bana sırtlarını dönecekler belkide onları bu şekilde kaybedeceğim bilmiyorum. Eğer bu şekilde kaybedeceksem onada razıyım yeterki nefes alsınlar o bana yeter. Ferman abimin tepkisinin büyük olacağını biiyorum. Bana okadar güvenirken güvenini sarsmış olacağım. Kendi hayatını elinin tersi ile itip beni büyüten babalık eden Ferma'nın yüzüne nasıl bakacağım onu da hiç bilmiyorum. Abim kendi hayatını feda etti uğruma çocukluğunu,gençliğini feda etmişken Barlas ile evlenmek istediğimi söylemek abimin çocukluğuna ihanet etmek olucak . Ve ben bu ihaneti istemeye istemeye abime nasıl ederim bilmiyorum . Ama bizi bu hale getiren herkeze ahımvar .

 

Kul kaderini yazamaz mış bende kaderimi yazamadım ama bir ah koca bir cihanı alt üst edermiş. Ah ettim kaderime ah ettim beni yakan amcama ah ettim yanmama sebep olan Barlas'a. Devran elbet birgün benim için de döner o gün geldiğinde bana acımayan kim varsa bende acımayacağım. İçimdeki merhameti bir kenara koyup bende onları yakacağım...

 

Derin yaralarım var benim

Kimsenin bilmediği kimsenin görmediği.

Acılarım var benim en çaresizinden,

Kimsenin görmediği derman olamadığı.

Boynuma bir urgan doladılar adına da nasip kader dediler . Ben bana biçtikleri kadere boyun eğdim. Anlıma yazılan kara kaderim ile Barlas Karahan'ın karısı olmaktan kaçamadım.

 

Elinden birşey gelmeyince uzun uzun susarmış insan. Ne kadar dayana bilirim bilmiyorum ama içimde birşeyler ölüyor bunu hissediyorum.

 

Gaziantep

 

İnsanı susmaya zorlayan acı, bağırmaya zorlayan acıdan daha acıydı. Aden'in üç gün önce banyoda attığı çığlıkları değil şimdi sessiz attığı çığlıkları daha çok canını acıtıyor du. O günün ardından üç gün geçmişti ve Aden odasından dışarıya adım atmamıştı. Tüm gün yatağında uzanıp yüzünü balkona bakan boydan cama çevirip aralık olan perdenin arasında dışarıyı izliyordu. Eslem hanım ve Dila'nın zoru ile bir iki lokma birşey yiyor üç gündür tek kelime etmiyordu. Beharam bey üç gün içerisinde defalarca gelip Aden'e kendisini toplaması gerektiğini söylemiş sayısız tehditler savurmuş genç kadın kararından geri adım atar ise olacakları söylemiş üç gün mühlet vermişti Aden'e kendini toparlaması için. Aden'in kendisini yok sayıp tek kelime etmemesine öfkelenip tekrar şiddet uygulamış Eslem hanım ve Dila, Behram beyin elinden Aden'i zor almışlardı. Üç gün önce merdivenlerden sürüklenerek vücuduna yer edinen morluklara yenileri eklenmişti haftalarca geçmeyecek bununla birlikte yüzüne yediği sert tokat ile dudağının kenarında patlamış yara tutmaya yüz tutmuştu.

 

Üç günün sonunda Ferman'ı arayacağını evlilik konusunu açacağını söylemişti ve bugün Beharam beyin verdiği üç gün dolmuştu. Behram bey ikindi vakti Ferman'ı aramış Barlas'ın, Aden ile evlenmek istediğini Agâh ağanın Antep'e gelip görüştüklerini olumlu olarak baktığını söylemişti. Bununla da yetinmemiş Aden'in de bu evliliğe rızası olduğunu bu evliliği istediğini söyleyerek Barlas ve Aden'in ilişkisi olduğu izlenimi vermişti. Aylardır sevgililer ve şimdi evlenmek isteyen bir çift gibi aktarmıştı Ferman'a olan biteni. Ferman öfkeden delirmişti amcasının anlattıklarını duyunca. Haftalar önce kardeşine defalarca sormuştu Barlas ile aranda birşey varmı diye . Ama Aden den aldığı tek cevap öyle birşeyin olmadığı ve hiç bir zamanda öyle birşey olmayacağıydı. Ferman'ın bu evliliğe onayı yoktu. Amcasından ikindi vakti aldığı haber ile biletini kestirmiş bu akşam Antep'e geliyordu . Ferman Fransa'da öfkeden delirirken Aden ise abisine ne açıklama yapacağını düşünüyordu.

 

Amcasının abisini arayıp olanları anlattıktan sonra telefonu hiç susmamıştı Aden'in . Ferman ve Aras defalarca aramış halada aramaya devam ediyorlardı . Üç gündür bir diğer arayan ise Barlas tı. Aden günlerdir aramalarına cevap vermiyor Barlas'ın öfkeden kudurmasına sebep oluyordu . Her an Antep'e çıkıp gele bilirdi .Aden haftalar önce Barlas ile aramda birşey yok demişken Ferman'a şimdi evlenmek istediği yalanını nasıl söylerdi. Abilerinin aramalarına cevap vermiyordu ne söyleyeceğini bilmiyordu. Bu kaçışın bir çözüm olmadığını da biliyordu eninde sonunda Ferman ve Aras ile karşı karşıya gelecekti. Uzandığı yatağından doğrularak oturdu bir türlü susmak bilmeyen telefonuna uzanarak Ferman'ın aramasını cevapladı. Açtığı telefonu kulağına götürdü. Saatlerdir telefonlarını açmayan Aden'in telefonu açması ile Ferman öfke patlaması yaşandı.

 

" Niye açmıyorsun siktiğimin telefonunu." Diye beriton ve öfke dolu sesi genç kadının kulağına ulaştı. Aden abisinin öfke ile bağırmasına tek kelime etmedi. Günlerdir yaptığı gibi sessiz sessiz göz yaşı döktü.

Ferman, Aden'in cevap vermemesine daha çok sinirlendi.

 

" Kime diyorum Aden . Siktiğimin telefonunu açmayarak benden kaça bileceğini mi düşündün ?" Dedi bağırarak. Konuştuğu her kelimede öfkesi ile birlikte sesi biraz daha yükseliyordu." Eğer öyle düşündüysen yanıldın dört saat sonra yanındayım ve bu defa gazabımdan öyle kolay kurtulamayacaksın . " Diyerek tehdini savurdu. Bu defa Aden'in verdiğin bu kararda yanında olmayacağı gibi öfkesinden payını alacağını belirtti.

 

Aden sessizce akıttığı göz yaşlarını daha fazla dayanamadı yerini hıçkırıklara bıraktı. "Abi? " Dedi ağlamaktan zarzor çıkan sesi ile ama devamını getiremedi. Çünkü Ferman konuşmasına müsade etmedi.

 

" Sus Aden ! Şimdi uçağın kalkış saati yaklaşıyor gelince önce seninle sonrada şerefini siktiğim Barlas ile görüşeceğim . İkiniz bir olup arkamdan iş çevirmenin hesabını soracağım size." Diyerek telefonu Aden'in yüzüne kapattı. Söyleyecek daha çok şey vardı ama uçağın kalkış saati geldiği için içindeki öfkesini kusamamıştı. Eğerki Ferman ilk aradığında Aden telefonu açmış olsa idi öfkesinin ne kadar büyük olduğunu iliklerine kadar hissedecekti genç kadın. Ferman'ın vakti olmadığı için Aden şimdilik öfke dolu iki söz ile yırttı ama Ferman Antep'e adım attığında Aden ile birlikte Eroğlu ailesinide yıkacaktı.

 

Aden yüzüne kapanan telefon ile ağlaması dahada şiddetlendi. Elindeki telefonu yatağın bir köşesine bıraktı.Şuanda okadar çaresiz bir haldeydiki ne yapacağını bilmiyordu. Ferman'a birşey anlatsa Barlas abisini canından edecekti amcasının yaptıklarını anlatsa bu defada amcası elindeki video ile abisini canından edecekti. Yada Barlas ve amcası bir hamlede bulunmaya fırsat vermeden Ferman ikisinin de canını alırdı.Aden elini nereye atsa iki tarafta alev almış gibiydi adeta kendisini yakmaya hazırdı . Bu defa korkusu kendisi için değildi kendisine ne olacağının bir önemi yoktu Aden'in. Bu defa korkusu annesi ve iki abisiydi. Bir diğer korkusu ise bir ömür sürecek istemediği bir evlilikti. Bu evlilik Aden'in idam sehpasıydı hemde ölmeden yaşarken ruhu idam edilecekti.

 

Bir insana yaşarken öl denir miydi? Aden'i ailesi ile tehdit edip istemediği bir evliliğe zorlayarak yaşaraken öl demişlerdi . Bir ömür geçermiydi sevmediğin biri ile ? Geçmezdi kafanı koyduğun yastık ateş olur kor gibi yakardı. Karşındaki sana ne kadar iyi olur ise olsun o insanı istemediğin için onun ile geçirdiğin her saniye kıymık gibi batar yüreğini acıtırdı. Onunla aldığın her soluk ciğerlerini yakar nefesini keserdi. Barlas ,Aden'i ailesi ile tehdit ederek boyun eğdirdiği için her günü cehennem gibi geçecekti . Sadece Aden'in değil Barlas'ın da her günü cehennemden farksız olacaktı. Sevdiği kadına elini uzatsa dokuna bilecek kadar yakın iken Aden'in aralarına öreceği duvara çarpıp her defasında zemin ile buluşacaktı.

 

Behram bey ve Savaş'ın pazarlık için oturduğu o masa ilerleyen günlerde evlilik ile son bulup iki tarafı da yakacak küle çevirecekti. En ufak rüzgar da o küller etrafa dağılacaktı . Bu oyunun içinde en masum olan Aden yanacaktı. Barlas ne kadar Aden'in iyiliği için yapmış olsa bile oda en az Beharam bey ve Savaş kadar suçluydu sevdiği kadına istemeyerekte olsa canını en derininden yaktığı için. Aden'in babasının ölüdüğü arka bahçeye saçlarından sürküklenerek götürülüp o anları zihninde tekrar yaşattığı için Barlas ta bu hikayenin kötüsüydü Aden için. Barlas , Behram beyin

Aden'e yaptıklarını duysa vücudundaki sayısız morlukları görse asıl kıyamet Behram bey için kopardı. Aden'in kanadını her iki taraftan kırdıkları yetmezmiş gibi şimdide baba gibi bildiği abisiyle arasına girmişlerdi. Aden'in canı sanki az yanıyormuş gibi şimdide abisinin güvenini sarstığı için yanıyordu canı.

 

Aldığı nefes ciğerlerini yakıyor nefes almasını zorluyordu. Yatağın üzerinde öylece tükenmiş bir şekilde hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Ağlaması git gide şiddetlenmiş sesi odanın dışına taşıyordu. Günlerdir kızının bu haline içi parçalanan Eslem hanım da ayrı kahroluyordu. Evladının bu hâli ciğerini yakıyor elinden birşey gelmiyor du. Dün gece canın diğer yarısı sinir krizi geçirmişti ve sabaha kadar toparlamak için Eslem hanım ve Dila da harap olmuştu. Hastaneye götürmek istemişlerdi ama Behram bey ne hastaneye gitmesine nede eve doktorun gelmesine müsade etmemişti.Şimdi yine kızının odasından hıçkıra hıçkıra ağlama sesi yükseliyordu. Aden sabahtan bu yana ağzına lokma sürmemiş ti saat akşam saatini bulmuştu Eslem hanım kızına yemek götürüyor du yine ciğerini yakan kızının ağlama sesleri kulağına doluyordu. Kızının geleli beş gün olmuştu ve beş gündür gözyaşı dinmemişti . Bir anne için bu çok ağırdı evladı gözünün önünde beş gündür eriyip bitiyordu ve elinden hiç birşey gelmiyordu.

 

Tıpkı Aden gibi Eslem hanımda bir çıkılmaza girmişti. Gitmesini istemişti abilerinin yanına git demişti .Aden'e defalarca Ferman'a gerçekleri anlatalım demişti ama Aden kabul etmemişti. Ferman'a iki gün önce herşeyi anlatmak için aramıştı ama Aden engel olmuştu. Aden kendini kurtarıp ailesini bir ateşe atmak istememişti . Herkesin canı yanacağına kendi canının yanmasını tercih etmişti.

 

Eslem hanım elindeki içinde yemek olan tepsi ile Aden'in odasının kapısına geldi sağ kolunun dirseği ile kapının koluna bastırıp kapıyı açıp içeri girdi. Beş gündür gördüğü manzara yine aynıydı ama tek fark bu defa Aden çökmüş ve tükenmiş bir şekildeydi . Elindeki tepsiyi kanepenin önündeki sehpaya bırakıp gözünden akan yaşla Aden'in yanına doğru adımlayıp yatağa oturdu.

 

" Annem ,kuzum yapma böyle harap ettin kendini . " Diyerek Aden'i kendine doğru çekip Aden'in başını göğsüne yasladı . Yatağın üzerinde duran telefonu görünce. "Ferman lamı konuştun ? " Dedi

 

Aden başını sallayarak evet dedi. Gözünden akmaya devam eden yaşlarla. " Dört saat sonra buradaymış." Dedi kopacak kıyametin haberini annesine verdi.

 

" Yavrum kendine bu eziyeti niye ediyorsun. Kendini niye ateşe atıyorsun abinler geldiğinde herşeyi anlatalım annem ." Dedi Eslem hanım da kızı ile birlikte göz yaşı dökerek . " Ateşe atma yavrum kendini bu evlilik olursa birdaha dönüşü olmaz . Sen söylemiyorsun bari bırak ben söyleyeyim. Annem senin günden güne eriyip bitmene yüreğim dayanmıyor. " Aden'e hangi yolu sunsa Aden hayır diyor başka birşey demiyordu Eslem hanımın da elini kolunu bağlıyordu.

 

Aden , gerçekleri Ferman ve Aras'a söyleyelim kelimesini duyunca aniden annesinin göğsüne yaslandığı başını kaldırdı. " Anne sakın abimlere tek kelime etme . Bunları buraya geldiğim ilk gün konuştuk seninle .Olmaz söyleyemem." Dedi gözünden akan yaşları silerek.

 

" Dünde sordum ,ondan önceki günde sordum şimdi yine soruyorum. Neden annem neden? " Dedi göz yaşları ile kızının gözlerine bakarak bir cevap bekledi. Günlerdir Aden'in ağzından tek kelime çıkmamış günlerdi sorusunu sorduğu hiç bir şeye cevap alamamıştı. Şimdi ise Aden sessizliğini bozmuş günler sonra annesi ile konuşuyordu.Günlerdir bıkmadım sorduğu sorunun cevabını almak istiyordu gerçekleri öğrenip kızını çektiği eziyetten kurtarmak istiyordu.

 

" Anne nolur ısrar etme artık olmaz söyleyemem. " Aden çaresizliğin dibine batmıştı ve bu çaresizliği göz bebeklerinden bile belli oluyordu Eslem hanım bunu gayet iyi görünüyor du.

 

Aden'in sorduğu sorulara yanıt vermemesi Eslem hanımı kızdırıyor du. " Amcan o gün arka bahçede ne gösterdi sana telefon da ? O telefonda ne gördüysen o yüzden diretiyorsun değilmi? Korkuyorsun Aden korkuyorsun annem . Bana anlat ki bir yolunu bulayım yavrum böyle kendini yakma ."

 

Herşey üst üste gelip Aden'i köşeye sıkıştırdığı yetmezmiş gibi birde Beharam beyin gösterdiği video vardı. O video Aden'i köşeye sıkışmasın da son nokta olmuştu. Aden'in zihninde o görüntüler tekrar canlanınca ağlaması dahada arttı.

 

" Anne söyleyemem . Benim susmam herkesin iyiliği için eğer konuşursam ne sen kaldıra bilirsin ne de olacakların önüne geçebliriz."

 

Dedi hıç kırıklara boğularak. Ne diye bilirdiki Ferman'ı düşmanların önüne atmamak için susmak zorundayım diyemezdi. Her yerden köşe sıkıştırılmış tı hangi tarafa dönüp dirense Ferman ve diğerleri ile tehdit ediliyordu.Bu kadar olayın içinde birde annesine bu derdi yükleyemez di. Söyleyeceği sözlerin ağır olacağın biliyordu ama dile getirmek zorundaydı. "Ben nasıl susuyorsam sende susacaksın anne . Eğer abimlere tek kelime edecek olursan ölümün çıkacağını da bilsem bu kapıdan çıkar giderim bu kapıyada ne zaman cenazem gelirse o vakit gelirim ." Dedi sözlerinin ağırlığının farkındaydı. Annesini kırdığınında farkındaydı ama annesini susturmak için bu sözleri etmek zorundaydı. Annesi incitmektek korkup tek kötü söz etmeyen korkan Aden bugün dili zehir akıtıyordu istemeye istemeye.

 

Eslem hanım duyduğu sözlerle affalladı. Kızı bu denli nasıl konuşa biliyordu? Ne demekti ölümün çıkacağını da bilsem bu kapıdan çıkar giderim bu kapıyada ne zaman cenazem gelirse o vakit gilirim demek ne demekti hele birde annesine . Eslem hanımın kaşları çatıldı Aden'in söylediklerini duyunca. " O ne biçim söz Aden ! " Didi kızgın bir ses tonu ile. " Ben evlatlarımın tırnağına taş değmesin diye çırpınıp amcanın gazabından sizi korumak için bu eve hapsolmuş ken senin ettiğin söze bak ." Aden'in sözlerine hem kızmış hem kırılmıştı ama yinede anne yureğiydi kızına kıyamıyordu da . Yıllardır ne çektiğini biliyordu.

 

" Annem lütfen daha fazla zorlama beni halimi görüyorsun." Dedi gözünden süzülen yaşları ile.

 

" Halini gördüğüm için diyorum yıllarca amcanın zulmüne boyun eğip hem sustun hemde beni susturdun daha fazla boyun eğme diye diyorum . "

 

Aden artık annesinin aynı konuda ısrar etmesinden dolayı tükenmişti. Artık hiç birşeyi kaldıracak gücü kalmamıştı. Psikolojikmen bir çöküş yaşıyordu.Aden çaresizliğin verdiği etkiyle sesini yükselterek. " Benim yüzümden yine canın yansın istemiyorum anne ! Benim yüzümden kimsenin canı yansın istemiyorum ! Ne kadar zor olsa da benim için ben kabullendim bu evliliği sende kabullen ve kimseye tek kelime etme daha fazla canım yansın istemiyorsan. " Diye bağırdı ama sesini yükselttiğinin farkında bile değildi. Eğer farkında olsa annesini bu şekilde incitmezdi.

 

Eslem hanım kızının sesini yükseltmesini anlayış ile karşıladı. Yaşadıkları kolay değildi heleki üç gündür ağzından tek kelime dökülme miş kızı adeta sessizlik yemini etmiş gibiydi . Kızının susup içten içe kendini yiyip bitirmesindense kendisine dâhi olsa bağırarak içinde yaşadığı ağırlığı dışa vurup bağırarak rahatlamasını istedi.

 

" Ben bu evliliği kabullenmiyorum , kabullenmemde . Senin canın yanmasın dansa kendi canımın yanmasını tercih ederim kızım .Sende kabullenmiyorsun Aden amcanın zulmünden boyun eği yorsun. Sen bu evlilik olunca normal bir hayat yaşaya bileceğimi düşünüyorsun kızım ? Bu evlilik cehennemden bir farkı olmayacak senin için sevmediğin, istemediğin bir adamla ömür geçmez annem . Aldığın nefes ciğerlerini batar , yattığın yatak ateş olup seni yakacak her günün bir diğer günden daha kötü geçecek zehir zemberek. Bir süre alışmaya çalışacaksın ama alışamayacaksın alışamayınca her günün cehenneme dönecek kızım yapma bu kötülüğü kendine . Sen sanıyorsun ki sadece Barlas ile evleneceksin yok öyle birşey sen Barlas ile evlenirken ailesi ilede evlenmiş olacaksın. O ailenin yükünü de sırtlancaksın kötüler diyemem iyi insanlar ama hayatları bizimki gibi değil kızım daha katı daha zor . Bizim gibi değiller Aden bizim yaşantımız daha sıradan bizde köklü bir aileyiz ama onlar bizim gibi değil sıradan bir hayatları yok küçük bir aile değiller koca bir aşiretler. Ve senin evlenmeyi kabul ettiğim dediğin o adam o aşiretin lideri ."

 

Aden'i ikna ede bilmek için olacakları tek tek söylüyordu Eslem hanım. Doğruda söylüyordu Karahan ların hayatı zordu büyük bir aşiretlerdi ve sorumlulukları vardı ve zordu. Düşman desen sayısızdı . Dostları sevenleri olduğu kadar sevmeyen düşmanları da vardı. Karahanlara gelin olmakta kolay olmayacaktı . Her coğrafyada kadın olmak zordu ama doğuda heleki Mardin'de kadın olmak daha da zordu hele birde bir aşiret ise daha da zordu . Karahanlar gelenek ve göreneklerine bağlı bir aşiretti Aden onlara ayak uydura bilmek için çok çaba sarf etmeliydi . Hem istemediği bir evlilikle savaşacak hemde o aileye uyum sağlayacaktı . Bununlada yetinmeyecek sevmediği bir adamla severek evlenmiş gibi rol yapacaktı Aden'in işi kolay değildi.

 

Aden sessizce akıttığı göz yaşları ile annesini dinliyordu. Eslem hanım konuşmaya devam etti Aden'i derinden sarsacak sözleri ile. " Bunların hepsini geçtim de Aden evlendiğin gece ne olacak onu hiç düşündün mü kızım? İlk cehennemi sevmediğin zorla evlendirildiğin bir adam bedenine dokunurken yaşayacaksın . Evlilik , çocukken oynadığın oyuna benzemez . O imzayı atıp o konaktan içeri adım attığın gibi kocana karşı sorumluluk ların olacak ve ilk sorumluluğun evlendiğin gece o odada gerçekleşecek "

 

Aden duyduğu sözlerle korku ile titreyen göz bebeklerini annesine çevirdi sertçe yutkunarak. " Öyle birşey olmayacak! Barlas'ın bana dokunmasına izin vermem ." Dedi başını iki yana sallayarak. Bu ihtimali düşünmek bile Aden'in aldığı nefes ciğerlerine batmasına sebep oluyordu. Ya ilk gece Barlas birlikte olmak isterse ne yapacaktı? Bu kadar derdin içinde bu ihtimali düşünmek bile genç kadının aklını kaçırması için bile bir sebepti. Sevmediğin istemediğin bir adamın bedenine dokunması bile bir ölüm sebebiydi.

 

" Sen öyle san kızım Şahnaz hanımı bilemem ama Elzem , Barlas'ın halası sabahının köründe o çarşafı almak için odanın kapısında biter öyle bir kadın ki bakışlarından bile dikdatör olduğu anlaşılıyor.Hadi diyelim ki ilk gece sen istemiyorsun diye birşey olmadı aranızda ya sonraki günlerde ne olacak hemde aynı yatağı paylaşırken . Üç beş gün oyalarsın en fazla daha sonra ne olacak kızım . Söyleyeyim sana evliliğinin birinci ayında tutturacaklar aşiret çocuk bekler diye sonrası ne olacak biliyor musun? Şimdi Barlas'a boyun eğdiğin gibi o gün gelincede boyun eğeceksin istemeye isteye onunla birlikte olup ruhunda kapanmayacak bir yara açacaksın . Sevmediğin bir adamın senin rızan olmadan tehditle sana dokunması kolay mı sence kızım ya yaşarken öldürür,yada aklını kaçırıp intihara sürükler . Her iki ihtimal dede öleceksin ya yaşarken yada canına kıyarak sen kaldıramaz sın kızım ben seni tanıyorum böyle birşeye dayanamazsın." Elzem hanım bu evliliği duyduğundan bu yana koca konağa sığmaz olmuş Aden bu kapıdan adım attıktan sonra yapacaklarını bile düşünmeye başlamıştı . Şimdiden diyordu ' o kız bu kapıdan adımını attığı gün kendi cehennemini hazırlayacak aklı varsa Barlas ile evlenmek ten vaz geçer.' diye tabi bunları Barlas'ın kulağına gitmesin diye tüm aile susuyordu çünkü Barlas'ın sessiz kalmayacağını biliyorlardı tıpkı Aden ile evlenmek istediğini söylediği gece sessiz kalmadığı gibi. Eslem hanımın dediği gibi sabahın köründe çarşaf diye tutturacaktı Elzem hanım. Aden için cehennemin kapısını ilk o gün aralanmış olacaktı evlendiği günün sabahı.

 

" Anne nolur bu konu ile ilgili konuşmaya devam etme. Zaten bir çıkılmaza girdim daha fazla düşünmeye devam edersem aklımda çıkmaza düşecek. " Dedi daha fazla bunları düşünmeye devam ederse aklını yitirecekti. Önce bu evlilik için abisini ikna etmesi lazımdı daha sonra elinden geldiğince düğün tarihini erteletecek daha sonrada ise yarattığı zaman diliminde kimseye zarar gelmeden evlilikten kurtulmanın yolunu arayacaktı. Şuanda hiçbir şeyi sağlıklı düşünemez olmuştu günlerdir zihnini meşgul eden olaylar bile karman çorman olmuştu.

 

" Bunlar gerçekler kızım bu olacaklar ile şimdiden yüzleşmen gerek ki o vakit geldiği zaman ben bunları da kabul ettim diyip olacaklara da boyun eğeceksin. " Diyerek kızının ürkek bir kuş gibi titreyen bedeninde gezindirdi bakışlarını.

 

"Şimdiden yaprak gibi titremeye başladın o gece ne yapacaksın? Bunca yıl yandığın yetmedi mi kızım? Daha ne kadar susarak, susturarak yakacak sın kendini? Hani diyorsun ya benim yüzümden yine canın yansın istemiyorum diye . Benim canım senin bu halinde yanıyor annem . Yanacaksa bırak benim canım yansın senin canın yanmasın kuzum . Siz olmazsanız benim bu canımın ne gereği var ben anneyim Aden belki beni şimdi anlamazsın ileriki zamanda anne olunca anlarsın . Ben canımı evlatlarımın önüne sermedikten , evlatlarımı koruyamadıktan sonra ne önemi var canımın. Evlatlarım olmadıktan sonra canımın ne tadı olur benim ." Anne yüreğiydi evlatlarının tırnağına taş gelsin istemiyordu. Evlatlarına zeval geleceğine bana gelsin ben göğüslerim evlatlarımın canı yanmasın diyordu . Bilmiyordu ki Eslem hanım,Aden de susma sebebi annesi evlat acısı ile yanıp kavrulmasın diye olduğunu. Eslem hanımın da Aden ile birlikte canı yanıyordu çünkü evladının canı yanıyordu yavrusunun canının acısı yüreğinin bir tarafında ateş olup harlı yordu yüreğindeki yangını.

 

" Yetmemiş demekki yandığım. " Diyerek yanağından süzülen yaşları sildi " Eğer bu ateşin hepimizi yakmasını istemiyorsan abimlere tek kelime etme anne ." Dedi annesine anlatamadıklarını kısa bir cümle ile anlatmaya çalıştı.

 

Eslem hanım duyduğu sözle kaşlarını çattı. " O nedemek Aden ? "

 

Aden daha fazla dayanamadı herşeyi açık açık dile getirmesede bu evlilik olmazsa olacak olan gerçekleri tek bir cümle ile dile getirdi.

"Üç evladının acısını yaşamak istemiyorsan abimlere tek kelime etme demek . Daha fazla zorlama beni bundan başka tek kelime etmeyeceğim bu konuda ."

 

Eslem hanım duyduğu sözle kalbi tekledi sanki aldığı nefes soluk borusunda tıkanıp kalmış gibi nefesi kesildi. Kızının bu haline dayanamaz iken üç evladının acısını yaşama sözü bile nefesini kesmeye yetmişti. Aden annesinin donuk bakışlarından gözlerini ayırıp elinin tersi ile göz yaşlarını silip konuşmaya devam etti . Eğer annesini gözlerine bakmaya devam eder ise o haline dayanamaz ve konuşmaya devam edemezdi. " Bunları bil yeter sana daha fazlasını söyleyemem çünkü benim bile bilmediğim şeyler var. Senden tek isteğim abimlere birşey söyleme . Evlilik konusunda abimleri ikna etmem için yardım et bana benim daha fazla çırpınacak gücüm kalmadı. Kimsenin canı yansın istemiyorum anne ." Diyerek annesinin ellerini avuçları arasına aldı sanki annesinden güç almak istercesine.

 

Eslem hanım kızının canı yandıkça onun ile birlikte yandı. Buğulanan gözlerini Aden'in gözlerine çevirdi. " Amcan demi beni evlatlarımın canı ile sınamak isteyen?" Dedi içinde yılların yorgunluğunu taşıyarak.

 

Aden tek kelime etmeden başını evet anlamında salladı.

 

" Ferman mı? " Diye sordu hangi evladının Behram beyin hedefi olduğunu bilmek istiyordu. Tüm kelimeler boğazında düğümlenmişti Aden'in . Annesine evet Ferman bile diyemiyordu. Kendi yükünü annesinin yüreğine yüklemiş ken Ferman diyipte annesinin yüreğine bir ağırlık daha bırakmak istemiyordu. Bu yüzden annesine tek kelime etmedi sadece annesinden gözlerini kaçırdı. Aden , Ferman demesede Eslem hanım o olduğunu anladı. Çünkü oğlunu iyi tanıyordu.

 

Gözlerini kendinden kaçıran Aden'i , Eslem hanım kendine doğru çekip kollarının arasına aldı. Kızı abisi için kendi hayatından vaz geçiyordu yıllardır yaptığı gibi kimse zarar görmesin diye susuyordu. Eslem hanımında şuanda çaresizliğin dibine düşmüş eli kolu tamamen bağlanmıştı. Ferman'a olanları anlatsa oğlundan olacaktı sussa kızından olacaktı yüreğine iki evladı içinde ateş düşmüştü. Tek çaresi kalmıştı Eslem hanımın herşeyi başlatan Barlas ile konuşmaktan başka bir çare bulamadı. Bu günü atlattıktan sonra ilk işi Barlas'ı arayıp yüz yüze görüşmek isteyecek ti iki evladı ile imtihan edilmemek için. Onlar bu dünyada en ağır imtihanları yaşamışlardı. Susmuş , susturulmuş korkutularak köşeye sıkıştırılmış lardı. Hep bir birlerinn iyiliği için susmak zorunda bırakılmışlardı.

 

Aden annesi ve abileri için annesini susturmuş ve susmuştu, Ferman kardeşleri ve annesi için göğüs gerdiği tüm zorluklara bir gün olsun ah demeyip tek başına tüm yükü sırtlanıp kendi kendini susturmuş, Aras ise abisi , annesi ve Aden için bir çok şeye susmuş,Eslem hanım ise hepsi için susmuş tu. Bir arada olmasalar da bir birlerine çok bağlıydılar . Ferman Fransa'da kurduğu şirketi beş yılda büyütmeyi başarmış şimdi ise İstanbul'da yeni bir şirket kurmaya hazırlanıyordu. İstanbul'a yerleştikten sonra tüm ailesini bir araya toplayıp İstanbul'da yeni bir hayata adım atmak için hevesle çırpınıyordu ama o hevesi kursağında kalacaktı. Fransa'ya da sırf bu yüzden gitmişti amcasına bağlı kalmamak için çalışıp didinmişti. Babasının, amcası ile ortak olduğu galeriler vardı ama Ferman amcasına bağlı bir hayat yaşamak istememişti tabi babasından kalan galerilerden de elini üstünden eksik etmemişti. Ferman için o galeriler maddiyat değildi babasından kalan manevi bir miras tı ordan gelecek tek kuruşa maddi açıdan bakmamıştı. Babasının adını hakkı ile yaşatmak için bir eli üstündeydi her zaman.

 

Herşey tam yoluna girmesine az kalmışken Savaş ve Beharam beyin, Aden'i pazarlık konusu etmesi herşeyi mahvetmişti . Aden ve annesi bir süre sessiz sessiz göz yaşı dökmüştü. Aden bir yandan kâra kâra abilerine ne söyleyeceğini düşünüyordu diğer yandan ise bu evlilik olduktan sonra nasıl ayakta kalabileceğini düşünüyordu. Hele birde annesinin evlendikleri gece ile ilgili söylediklerini düşündükçe nasıl güçlü kala bileceğini düşünüyor du. Eslem hanım ise kızının ellerinden kayıp giden hayatını düşünüyordu. Aden dayanamazdı yıllardır Behramın beyin zulmü ile kararmıştı hayatı şimdide Barlas'ın ellerinde kararıp gidecekti günden güne eriyip bitecekti kızı. Diğer yanda iki oğlu vardı Aden birşey söylemiyordu tam olarak ama bir yandanda onlar için endişeleniyor du Eslem hanım.

 

Aden ağlamaktan bitap düşmüş günlerdir uyuku girmeyen gözleri daha fazla dayanamamış annesinin dizlerine koyduğu başı ile uyuya kalmıştı. Yaklaşık bir saatten fazla kızı dizinde uyuyordu Eslem hanımın derin uykuya dalmasını beklemişti uykunun içinde sürekli irkiliyordu. Aden'in derin uykuya daldığını görünce dizini hafifçekip eline aldığı yastığı Aden'in başının altına koyup yataktan kalktı Aden'in üzerini örttükten sonra sessiz adımlar ile odadan çıktı Eslem hanım.

 

Aden ise günlerdir uyuyamadığı uykunun derinliğine dalmıştı. Günlerce uyusa bile üzerinden atmayacağı yorgunluk vardı bedeninden çok ruhu yorgundu onun . Aylardır yolunda giden herşey için korkuyordu uzun zaman sonra huzuru yakalamışken kaybetmekten. O huzuru ummadığı anda ummadığı kişi başına yıkmış Aden'i sert duvara çarpmıştı. Babası adını Aden koymuştu anlamı Cennet bahçesiydi adı gibi cennet gibi bir hayat yaşasın huzuru mutluluğu eksik olmasın merhametli olsun diye ama Aden babasını kaybettiğinden bu yana tam tersini yaşıyordu cehennemi. Ölmeden o cehennemde cayır cayır yanıyordu.

 

İnsanın içinde kıyamet koparmış ta kimse ne görür nede duyarmış. Aden'in içinde Kopan kıyameti gören çığlıkları ile attığını duyan bir çok kişi ne gördü ne duydu sağır ve kör olmayı tercih etti bazıları ise gördü duydu ama ellerinden birşey gelmedi. Aden ise attığı çığlıkların boş olduğunu görünce içinde kopan kıyamet için sessiz çığlıklar atmaya başladı ne kimse görsün ne kimse duysun istemedi. Yer gök şahit oldu da insanoğlu şahit olmak istememişti genç bir kızın feryatlarına görenler kör olmayı duyanlar sağır olmayı tercih ettikten sonra onun feryadı kimseye ulaşamazdı. Bu hayat hep böyle değil miydi zaten? Görmek isteyen sadece istediğini görüp duymak isteyen istediğini duyuyordu işine gelmedikleri zaman üç maymunu oynamasını iyi bilirlerdi.

 

Zaman su gibi akıp geçmiş saat gecenin onunu bulmuştu . Ve nihayetinde Ferman Antep topraklarına adım atmış Aras ile birlikte Eroğlu ailesini yakmaya gidiyordu . Oldukça sinirli ve öfkeliydi . Yediremiyordu kardeşinin yaptığı hatayı. Barlas, Ferma'nın gözünde Aden'in yaptığı bir hataydı. Ve bu durumu hazmedemiyordu . Bilmiyorduki Aden istemeye istemeye bu kararı kabul ettiğini. Bilseydi eğer gerçekleri öleceğini de bilse bunu yapanlara bedelini ödetmeden ölmezdi. Kendi evladı gibi büyüttüğü babalık duygusunu kardeşini büyüterek öğrendiği canın diğer yarısının canını yakanların canını alır el uzatanın elini kökünden koparırdı. Aden ,Ferman için bambaşkaydı onu kendisi büyütmüş,kendi gözünden sakınmıştı.

 

 

Ferman da bilmiyordu bir oyunun içine düştüğünü. Ah bir bilse ne kıyametler kopardı. En az Ferman kadar Aras ta öfkeliydi Aden'e. Daha önce Ferman , Barlas ve Aden den bahsettiğin de Aden ve Barlas'ın arasında birşey olma ihtimali dahi vermemişti Aras. Kardeşini iyi tanıyordu ve Barlas gibi bir adam ile yapamayacağını ve yanına yaklaştırma yacağını düşünmüştü. Oda biliyordu Barlas'ın sinirli ve öfkeli bir adam olduğunu. Aden maço tipli sinirli erkeklerden nefret ederdi o tip insanlar ile aynı yolda yürürken bile tahammül edemezdi . Aden'in ters köşe yapması Aras'ı şaşırttı. Şaşırdığı kadarda öfkelendir di Aden , Aras'ın gözünde hâlâ küçük bir kız çocuğuydu evlenmek için yaşı daha çok küçüktü Aras'ın nazarında. Aden'in çıtayı bu kadar yükseltip bir anda evlilik kararı alması da Aras'ın öfkesini patlamaya hazır bir volkana dönüştürmüştü.

 

İki kardeş gelene kadar Barlas'a küfürler savurmuş bu gece Barlas'ın kulaklarını ağza alınmayacak küfürler ile çınlatmışlardı. Nihayetinde Eroğlu ailesinin evinin varmış arabayı park edip indiler abi ,kardeş. Ferman ve Aras yeri dövercesine attığı adımlar ile evin bahçe kapısına ulaştılar. İkiliyi gören adamları hemen kapıyı açıp içeri girmelerini sağladı. Ferman ve Aras heybetli bedenleri ve öfke ile yeri döven adımları ile bahçeden eve doğru ilerlerken bahçedeki diğer adamlar kopacak kıyametin haberini öfkeyle yürüyen iki kardeşi görünce almış oldular. Biraz sonra yer yerinden oynayacaktı.

 

Behram bey yeğenlerini karşılamaları için iki araç göndermişti gelecekleri saati bildiği için evin ikinci katındaki balkonda beklemişti. Öfke ile gelen iki yeğeni görüş açısına girince duruşunu biraz daha dikleştirdi. Behram beyde biliyordu kıyamet kopmadan tufanın yelinin estiğini. Ferman ve Aras hızlı adımlarla merdivenleri arşın lamış nihayetinde hesap sormak için amcasının tam karşısında durmuşlar dı.

 

" Hoş gelmişsiniz." Dedi Behram bey kendinden emin duruşu ile.

 

" Hiçte hoş gelmedik amca . " Dedi Ferman adeta burnundan solduğu öfke ile.

 

Behram bey çattığı kaşları ile. " Bu ne terbiyesizlik hoş gelmişsiniz diyoruz elimi öpmek yerine verilen cevaba bak . Siz iyice yol yordam unutmuşsunuz gittiğiniz yerde." Diye Ferman'ın ve Aras'ın kendini bir büyük olarak görmeyip elini öpmemekerini kendine yapılan bir saygısızlık olarak gördü. Oysa saygı hak edene gösterilirdi Behram bey gibi bir adama değil.

 

" Biz buraya el ,etek öpmeye gelmedik amca ." Dedi Aras öfkenin harmanlandığı bakışları ile . " Biz buraya bize sorulmadan alınan kararları bozmaya geldik ." Dedi Antep'e gelişlerini normalleştirmeye çalışan amcasına asıl gelme amaçlarını geldiği dakikada hatırlatarak.

 

" Sen hayırdır yeğenim ne zamandan beri benim aldığım kararlara karşı gelir oldun ." Dedi Behram bey bu evdeki kendi ağırlığının yerini hatırlatarak.

 

Ferman, Beharam beye tam karşılık verecektiki Eslem hanım sesini duyunca sustu.

 

" Ferman , Aras " diye özlem dolu adımlar ile oğullarının yanına adımladı Eslem hanım. " Hoş gelmişsiniz yavrum ." Dedi gözünden süzülen yaşlarla. Evlatlarına özlemi okadar büyüktü ki dağ taş olsa dayanamazdı. Evlatları yaşarken onların özlemi ile yanıp kavruluyordu .

 

Ferman yanına gelen annesinin gözünden akan yaşları farkedince elini öpüp. " Hoş buldum anam ." Diyerek annesine sarıldı biraz önceki öfkesini bir kenara bırakıp. Annesinin özlem ile yanıp kavrulduğunu biliyordu gözünden akan tek bir damla yaşa kıyamazdı annesinin . Az önce amcasına olan öfkeli tavırlarını annesine gösteremezdi.

 

Eslem hanım bir yandan ağlıyor bir yandan kollarını sardığı evladının kokusunu içine çekiyordu. Dile kolay beş yıldır oğullarına hasretti . Oğulları bu beş yıl içerisinde gelip gidiyorlardı ama fazla kalmıyorlardı buda Eslem hanımın evlatlarına olan özlemini dindirmeye yetmiyordu.

 

Eslem hanım Ferman'a doladığı kollarını ayırıp Aras'a baktı. Aras Ferman kadar gelip gitmiyordu o daha az geliyordu Türkiye'ye. Aras annesi ile arasındaki iki adımlık mesafeyi kapatıp annesinin elini öptü. " Anam yine açmışsın gözünün çeşmesini akıtıyorsun göz yaşlarını." Diyerek annesine oda sarıldı . Nede çok özlemişti annesini . Annesinin göz yaşlarını görünce içinde bir sızı hissetti Aras annesinin yanına bu beş yılda nadir geldiği için.

 

" Hem ayda yılda bir gel hemde gözünün çeşmesini açmışsın de hayırsız oğlum." Diyerek Aras'a sardığı kollarını serbest bırakıp oğluna baktı sahte bir kızgınlık ile .

 

Aras annesinin hayıflanan bakışlarını görünce kolunu annesinin omzuna atıp kolunun altına çekerek başına örttüğü türbenin üzerini öptü. " Az kaldı Türkiye'ye kesin dönüş yapmamıza az daha dişini sık . Sana söz kesin dönüş yaptığımızda dizinin dibinden ayrilmayacağım. " Dedi çocuk kandırır gibi annesinin ağlamasını dur durmak için.

 

" Kazık kadar adam oldun dizimin dibinden ayrılmayacak yaşı çoktan geçtin. Ha dersinki ana beni evlendir torunların olunca dizinin dibinde büyüt dersen o kabulüm ." Dedi Aras'ın yaptığının aynısını yaparak.

 

" O dediğin olamayacağına göre benimle idare edeceksin ." Diyerek annesinin başına bir öpücük daha kondurdu.

 

" De hayde ordan çok konuşmada içeri geçelim hava soğuk. Aç sınızdır birşeyler hazırlayayım size " Dedi Eslem hanımın.

 

Eslem hanımın sözlerinden sonra Aras ve Ferman salona doğru ilerlediler arkalarından gelen Beharam bey ile birlikte. Salona girdiklerinde her zamanki gibi Eyşan hanımın memnuniyetsiz nemrut yüzü ile karşılaştılar.

 

" Hoş gelmişsiniz." Dedi Eyşan hanım ağzının ucu ile oturduğu yerden istifini bozmayarak.

 

Ferman ters bakışlarını yengesinin üzerinde dolandırdı. Günahı kadar sevmezdi Eyşan hanımı içinin şereri yüzünden akıyordu. " Sağol yenge ." Diyerek kısa bir cevap verdi Ferman yengesi ile diyaloğa girmek istemediği için halini hatrını sorma gereği duymadı.

 

Aras ise normal bir zaman mış gibi sanki çok hoş bir durum için gelmişler gibi hoş geldin diyen yengesine iğrenircesine yüzünü buruşturup geçip koltuğa oturdu. Oda abisi gibi yengesini sevmiyordu Eyşan hanım ile duyguları karşılıklıydı. Dila da hoş geldiniz dedikten sonra hoş geldin faslı bitti . Eslem hanım iki oğlunun arasına oturmuş. Behram bey tam onların karşısında ki koltukta oturan karısı Eyşan hanımın yanına oturmuş Dila ise tekli berjere oturmuş kopacak olan kıyameti korku ile bekliyordu.

 

Ferman , ortalıkta Aden'i göremeyince. "Aden nerede? Korkusundan kendini odaya mı kapattı? " Dedi tekrar gün yüzüne çıkan öfkesi ile.

 

" Odasında uyuyor oğlum." Dedi Eslem hanım. Oda oldukça gergindi . Olan biteni anlatmamak için kendini zor tutuyordu.

 

" Biraz sonra kıyamet kopacak Aden uyuyor öylemi anne ? " Dedi oldukça sinirli bir tavır ile. " Kopacak kıyametten korkup odasına kapatmadı yani kendini?" Aden'in korktuğu için odasında oturduğunu düşünüyordu uyuduğuna inanmıyordu. Biliyordu ki kardeşi böyle bir durumda uyumayacağını kendisinin öfkesinden korkup ortalıkta görünmediğini düşündü uyuduğuna inanmayarak. Oysa Aden günlerdir uykusuzluktan bitap düşmüştü.

 

Eslem hanım, Behram beyin sert bakışlarından gözlerini kaçırıp Ferman'a çevirdi gözlerini. " Kaç gündür uyuyamıyor bedeni yorgun düştü uyuya kaldı."

 

Ferman , kardeşinin uyku problemi olduğunu da bildiği için fazla üstelemedi uyuyor olmasını. Onunla da ayrı görüşecek ti .Annesin deki bakışlarını Beharam beye çevirip" Bizi arayıp Antep'e çağırdın gel dedin geldik bu konuyu uzatmadan direk konuya girceğim çünkü bu saçmalığın daha fazla uzamasına tahammülüm yok ." Dedi net bir şekilde ."Şimdi de hele amca birincisi nereden çıktı bu evlilik meselesi ikincisi sen bize sormadan Agâh amca ile görüşüp bu evliliğe nasıl onayın olduğunu söylersin ? " Öfkesini frenlemeye çalışıyordu eğer bunu yapmasa bu evi bu gece yakardı.

 

Behram bey yavaştan öfkesi gün yüzüne çıkan yeğenini cevapsız bırakmayarak kafasında kurduklarını sıralamaya başladı.

"Agâh iki hafta kadar önce beni aradı yüz yüze konuşup misafirim olmak istedi bende buyur ettim . Antep'e geldi misafirim oldu sonrada Barlas için Aden'i istediklerini en kısa zamanda tekrar ziyaret edip bu işin adını koyalım dedi be- " Beharam bey sözünü bitirmeden sözünü Ferman kesti.

 

Sanki komşuya tuz veriyormuş gibi rahat tavırlarından ödün vermeyen amcası sinirlerinin dahada gerilmesine sebep oluyordu. Bir anda sert tavırları ile sözünü kestiği amcasına çıkıştı.

" Sende kabul ettin öylemi amca . " Diye bağırdı. " Adam geliyor benim kardeşimi oğluna istiyor ve sen bize sormadan onay veriyorsun . Oldu olacak düğüne çağırsaydın kardeşin evleniyor gelindiye . " Öfkesi gittikçe arşa çıkıyordu iki hafta önce herşey olup bitiyor ve Ferman'ın herşeyden bugün haberi oluyordu buda öfkesinin ikiye katlanmasına sebebiyet veriyordu. Aras ise abisinin sözünü kesmeden amcasına söylediklerini dinliyordu onunda diyecekleri vardı elbet.

 

Ferman öfkeden oturduğu yere sığmadı ayağa kalktı. " Sanki komşudan tuz istiyorlar şu rahatlığa bak ." Diye yüksek sesle söylendi.

 

Odanın içinde öfke ile dört dönen kendisine saygısızlık eden yeğeni Beharam beyi sinirlendiriyordu. " Onaylamayıpta ne yapsaydım Ferman! " Dedi sert bir şekilde. "Aden aylardır Barlas ile konuşup görüşüyormuş bize onay vermekten başka bir çare mi bıraktı. Bizi büyük yerine koyup ta gelip söylemedi bile el alemden öğreniyoruz bacının Barlas ile arasındakileri. Daha fazla Barlas ile fingirdeyip yüzümüzü yere eğme sine mi müsade etseydim? " Dedi kurduğu oyuna ayak uydurarak.

 

Ferman hiddetle amcasına döndü .

" Senin ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu amca ? Benim bacım bu güne kadar başımızı öne eğecek tek bir harekette bulunmadı . Amcam olmazsa kim olursa olsun benim bacıma dil uzatma sına müsade etmem . O diline hakim ol amca ." Amcasının ettiği her söz Ferman'ın içindeki öfkeyi volkana çeviriyordu. Biraz daha böyle devam ederse o volkan patlayıp herkesi yakacaktı en başta da Beharam beyi. Ferman bilmiyordu ki kardeşinin bu sözlerin daha fazlasına maruz kaldığını bilseydi eğer büyük ihtimalle bu evi amcasına mezar ederdi.

 

Öfke ile kükreyerek kendisine saygısızlık eden yeğenine daha fazla sakin kalamadı Behram bey . Oturduğu yerden oda hiddetle ayaklandı tıpkı Ferman gibi öfke ile.

 

" Yalan mı Ferman ? Aylardır Barlas ile fellik fellik dolaşıyor İstanbul'da. Dolaştığı yetmezmiş gibi birde evinde kalıyor ." Diyerek pimini çektiği bombayı patlatmaya hazır bir hale getirdi.

 

Ferman duyduğu sözle öfkesi tüm benliğini ele geçirdi. Öfke ile amcasının üzerine doğru yürüdü. " Ne diyorsun sen ." Diye boğazı yırtılırcasına bağırarak yumruk yaptığı sağ elini duvara geçirdi. Eğer duvara yumruk atmasa idi o yumruğu amcasının yüzüne geçirecekti fütursuzca ettiği sözleri yüzünden.Diğerleri Behram beyin üzerine gazap dolu adımlar atan Ferman'ı durdurmak için ayaklandı. Aras'ın abisini durdurmaya hiç niyeti yoktu ama annesi ve babası onları bu şekilde yetiştirmemişlerdi saygı kavramı nedir biliyordu eğer müdahale etmezse annesi ve babasına saygısızlık olurdu . Amma ve lakin eğer daha da ileriye giderse amcası o saygıyı bir kenara bırakıp Ferman dan önce Aras yumruğunu amcasının yüzüne geçirecekti.

 

" Amca sözlerine dikkat et ! " Dedi Aras "Dikkat etki amcam olduğunu unutmayayım." Dedi tehdidini çekinmeden savurarak bir yandanda abisini tutuyordu amcasını ele almasın diye .

 

Bıraksalar kendisini şuracakta öldürecek olan yeğeninin gazabından kurtulmak için.

" Aras ben senin akranın değilim amcanızım ulan sizin bu ne terbiyesizlik . İkiniz de haddinizi aşıyor sunuz." Diye bağırdı öfke ile harmanlanmış bakışlarını iki yeğenin üzerinde gezdirdi. " Ben Aden'i uyardım Barlas ile arasına mesafe koyması için." Yalanlarını dile getirmekten bir gram utanç duygusu barındırmıyordu içinde. Koca adam yalanı diline pelesent etmiş çok rahat bir şekilde yalanlarını sıralı yordu.

" Ben onu uyardığım gün sizin o pek kıymetli kardeşiniz ne yaptı biliyormusunuz? O gece Barlas'ın evinde kaldı eve sabaha karşı geldi. Elin adamının evinde sabahlaması yüzümüzü yere eğdirmek değilde ne! de söyleyin bana ozaman . O gece o evde Allah bilir neler oldu." Dedi iki kolunu yana doğru açarak. Dila ise duydukları ile korkuyla şoka girdi babası o gece Aden'in, Barlas'ın evinde kaldığını bilmesine . O babası hiç birşey bilmiyor sanıyordu o gece babası gelirdiye korktuğu için sabaha kadar Aden'i beklemişti. Ama o gece Aden'in, Barlas'ın evinde kaldığından neden kaldığına kadar biliyordu Behram bey. Sadece bilmiyor gibi davranmış bunu doğru zamanda kullanmayı beklemişti ve Behram bey için doğru zaman şimdiyi. Ferman ve Aras'ın aklına şüphe düşürüp dallanıp budak lanmasın diyerek bu evliliğin biran önce gerçekleşmesini sağlayacaktı.

 

Dila ise babasının bunu bilipte neden sustuğunu bilmiyordu ama babasının ne kadar tehlikeli bir adam olduğunu bu gece birkez daha öğrenmiş oldu .

 

 

Ferman ise duyduğu sözler ile affalladı. Onun kardeşi kendi elleri ile büyüttüğü kardeşi böyle birşeyi nasıl yapabilirdi? Ferman amcasının söylediklerinin gerçek olma olasılığına inanmadı inanmak istemedi çünkü Aden'i o büyütmüştü ve kardeşine güveni sonsuzdu.

 

" Aden'i ben büyüttüm ! " Dedi hiddetle . " Benim kardeşim böyle birşey yapmaz amca . " Sağ elini kaldırıp işaret parmağını tehdit vari sallayarak. "Eğer kardeşim hakkında bu şekilde tek kelime edecek olursan amcam falan dinlemem Allah şahidim olsunki kafana sıkarım" Diye bağırdı. Aden aklı başında bir kızdı ufak tefek hatalar yapardı ama böyle bir hata yapmazdı. Heleki bekar ve genç bir adamın evinde sabahlamaz dı amcasının ima ettiği gibi Ferman bunun bilincinde olduğu için amcasının sözlerine inanmadı. Ama amcasının kardeşi hakkında bulunduğu itham Ferman'ın kontrolden çıkmasını sağladı.

 

"Senin ne dediğini kulakların duyuyor mu amca ? Sen kendi öz yeğenin hakkında ne söylediğinin farkında mısın? " Diye bu defada Aras bağırdı amcasına . Behram beyin kardeşi için ettiği sözlere okadar öfkelenmiştiki hiddetle aldığı nefes göğsünün sert bir şekilde inip kalkmasına sebep oluyordu.

 

Behram bey duruşunu diklestirerek. " Ben ne dediğimin gayet farkındayım. " Diyerek bakışlarını bu defa Dila ya çevirdi ." Aden o gece Barlas'ın evinde kaldı Dila da ona bayrak tuttu . " Dedi kızına hiç acımadan meydana attı. " ikisi bir olup benim yüzümü yere eğdi ve Dila bunun cezasını ödeyecek." Dedi kendisine titreyen gözleri ile bakan Dila ya . Behram bey gibi bir adama baba demeye bin şahit isterdi. Milletin babası çocuklarının yaptığı hatanın üstünü kapatıp çocuğunu meydana atmaz iken Beharam bey kendi çıkarları için öz kızını ortaya atmış kendi üzerindeki baskıyı azaltmıştı. Behram bey, farkettirmemeye çalışıyordu ama Ferman'ın gözü dönmüş bu hâlinden korkuyordu da. Oda biliyordu Ferman'ın gözü döndüğü zaman gözünün birşey görmediğini. Bu yüzden Dila yı hem yem olarak kullanmış hemde söylediklerini doğrulayacak bir şahit olarak göstermişti.

 

Ferman'ın boynundaki ve alnındaki damar öfkeden adeta patlayacak gibiydi. Öfke bedenine adeta nüksetmiş bedenini ele geçirmişti. Yanında çakmak çaksalar saniyesine alev alırdı. Ferman , amcasın daki ateş saçan bakışlarını babasının arka tarafında duran Dila ya çevirdi .

 

Dila , Ferman'ın o bakışlarının altında ezildi . Gözlerindeki korku adeta diline mühür vuruldu sesi içine kaçmış gibi tek kelime edemedi. Herşey bir anda olmuş ortalık savaş alanına dönmüştü Ferman ve Aras babasının üstüne yürümüş annesi ve yengesi aralamaya çalışmış şimdide babası o gece Aden'in, Barlas'ın evinde kaldığı bombasını patlatıp farklı tarafa çekince Dila'nın dili tutulmuştu tek kelime etmedi.

 

Behram bey, Ferman'ın, Dila da olan bakışlarını üstüne çekmek için söze tekrar girdi.

" Bende Aden'i o gün kolundan tutup Antep'e getirdim . Daha fazla böyle bir rezilliğe göz yumamazdım. Bu evlilik kararını da bu yüzden onay verdim. Aden , Barlas ile evlenecek başka çaresi yok ! Sözümün üstünde söz söyletmem ben ne dersem o olacak ." Diye otoriter bir sestonu ile son noktayı koydu Behram bey.

 

Ama Ferma'nın aklı hâlâ kardeşi için söylenen çirkin ithamlarday dı.

 

" Benim Aden'e güvenim sonsuz benim kardeşim yanlış birşey yapmaz . Eminim ki o gece o evde kalması için geçerli bir sebebi vardır." Dedi kardeşini savunarak. Ferman kendi elleri ile büyüttüğü kardeşini tabikide iyi tanıyordu. Amcasının söylediklerine inanmadı.

 

Aras ise amcasının söylediklerine karşılık bir çift sözü vardı elbette amcası kardeşi hakkında ileri geri konuşacak tı ve Aras ta buna gözümü yumacaktı . Kesinlikle sessiz kalmadı." Biz varken kardeşim adına karar almak sana düşmez amca ." Dedi tıpkı abisi gibi Aras ta ateş püskürüyor du sözleri ile. "Amcamsın büyüğümsün ama Aden hakkında bu kadar ileri gitmene müsade etmem ! Abimin üzerinde, annemin üzerinde, benim üzerimde belki emeğin söz hakkın vardır ama Aden'in üzerinde hiç bir hakkın yok senin ." Dedi dilindeki zehri amcasına kusarak. " Aden'i biz büyüttük en çokta Ferman abimin emeği var üzerinde bu yüzden bacım hakkında bir karar verilecekse önce Aden'in onayı sonrada bizim onayınız olur senin üzerimizde hiç bir hakkın yok beni daha kötü söyletme amca." Dedi amca kelimesinin üzerine basa basa belki hak idda ede bilirsin demişti hakkı olmadığını ikiside biliyordu. " Bizim bacımıza güvenimiz sonsuz . Abimin de dediği gibi o evde kalması için geçerli bir sebebi olmasa benim bacım o evde kalmazdı .Gençtir yaşı küçüktür belki Barlas'ı sevmiş ola bilir ama bu onunla bir yanlış yapacağı anlamına gelmez . Ha şunu da söyleyeyim bu sözleri ettim diyede bu evliliğe rızam olduğunu sanma bu evliliğe abim gibi benim de rızam yoktur." Dedi amcasına hakettiği cevabı vererek.

 

" İyiymiş Aden , Barlas la gezsin ,tozsun ,evinde kalsın her boku yiyip adımıza leke sürsün sizde bu evliliğe rızamız yok diyin. Görenler arıyor beni Aden bir adamla restoranda baş başa yemek yerken gördük diye daha Allah bilir kaç kişi gördü onları orda burda gezerken bunların hepsi benim kulağıma geliyor ben ne adıma nede soy adıma leke getirtmem bu evlilik olacak! " Aylar önce Aden'in,Deva ve Barlas ile restoranda yemek yediğini dahi bilip susmayı tercih etmişti Behram bey bunu ileri ki bir zamanda kullana bileceği yönünde ve şimdi kullanıyordu.

 

" Amca beni delirtme bu evlilik olmayacak!" Diye bağırdı Ferman adeta evi inleterek. " Diyelim ki kardeşim bir hata yaptı , yapmaz ben bacımdan eminim varsayalım ki yaptı ben yaptığı hataya da göz yumarım ama asla Barlas ile evlenmesine müsade etmem." Dedi kardeşinden okadar ki emindi. Aden bu güne kadar ne abilerinin nede amcasının başını önüne eğecek bir harekette bulunmamıştı.

 

" Bu evlilik olacak diyorsam olacak Ferman! Beş yıldır neredeydiniz bacınıza ben sahip çıkarken neredeydiniz?Aden yüzümüzü yere eğdirirken neredeydiniz şimdi geçip benim karşıma kemküm edemezsiniz . Madem bacınız bu kadar kıymetliydi ozaman Fransa'ya gitmeyip sahip çıkacaktınız adımıza leke sürmesine müsade etmeyecektiniz."

 

Ne Ferman'ın nede Aras'ın sabrı kalmıştı amcası ettiği her sözle sabır kotasını doldurmuştu. " O adamın benim kardeşimin evine rahatça girip çıkmasına sen müsade ettin . O kızı kardeşimin evine sen yerleştirdin amca şimdi benim kardeşimin iffetini diline dolayamazsın . Eğer bir hata bir yanlış varsa ortada senin yüzünden o kızı, Aden'in evinde kalmasını istemeseydin Barlas benim kardeşimin evine girip çıkmayı geçtim evin sokağını bile bilmezdi." Deva'nın, Aden'in evinde kalmasına rızası en başta yoktu Ferman'ın. Barlas'tan bir kötülük geleceği için değil Karahan ların düşmanları kardeşine de zarar vere bilir ihtimalini düşünerek istememişti. Barlas'a güveni sonsuzdu kardeşine aşık olma ihtimalini göz önünde bulundurmamıştı bile . Çünkü Barlas'ı çok iyi tanıyordu gözü karaydı, mertti, deliydi,ters bir adam dı ama birşey emanet ettiğin zaman hıyanet etmezdi.

 

Canını verir verilen emaneti korur kollardı . Barlas'ın, Aden'e aşık olup ters köşe yapması Ferman'ı büyük bir hayal kırıklığına uğrattı. Onlar eskiden dostlardı taki Barlas Aden'e aşık olana kadar . Ferman Türkiye'deyken sık sık görüşürlerdi . Fransa'ya gittiğinde de Barlas sık sık ziyaret ederdi. Ferman'ı bu denli sarsan dostum dediği adamın kardeşine aşık olup emanetine hıyanet etmesiydi. Amcasının ısrarları üzerine Deva'nın, Aden'in evinde kalmasına müsade ettikten sonra Barlas'ı aramış Aden'i de ona emanet etmişti.

 

Bir yandan dostum dediği adamın ihaneti ile yüzlezmiş diğer yandan kardeşinin hem ihaneti ,hemde kendi evladı gibi büyüttüğü kardeşinin namusuna olmayacak bir şekilde dil uzatılması ile yüzleşmişti.

 

" Evet ben istedim Deva'nın, Aden ile kalmasını. Babanın dostu benimde dostum dedim yardıma ihtiyacı vardı yardım ettim yine olsa yine ederim bu ayrı bir konu. Ben o kızın, Aden ile kalmasını istedim diye Aden de Barlas ile fingirdesin mi dedim . Kardeşin kendine sahip çıkacaktı Barlas'a yaklaşmayacak tı burda suçlu birini arıyorsan burda kıyamet koparken odasında mışıl mışıl uyuyan kardeşin. " Dedi içinde Aden'e karşı ne merhamet nede toz tanesi kadar vicdanı vardı.

 

Ferman artık öfkesini kontrol altında tutamıyordu . " Gelsinler amına koyduğumun evlatları gelsin istesinler bak neler oluyor. Merak etme sen şimdi kardeşim ilede konuşacağım. " Diyerek hışım ile salondan çıktı. Salondan çıkan Ferman'ın ardında hem Aras hemde Eslem hanım çıktı.

 

" Ferman ! " Diye seslendi Eslem hanım. Önünde gazap dolu adımlar ile Aden'in odasına giden Ferman'a. Ama Ferman annesini duymamazlıktan geldi öfkesini annesinden çıkarmamak için.

 

" Ferman ! " Diye bağırdı bu defa Eslem hanım.

 

Annesinin bağırması ile adımlarını durdurup hışım ile arkasındaki Eslem hanıma döndü. " Ne var ana ne vare ." Diye kükredi adeta.

 

" Bu öfke ile Aden'in yanına gidemezsin."

 

"Ana bak herşeyi bilmene rağmen bana haber etmedin geldiğimden beri sana sesimi çıkarmadım kalbini kırmayayım diye sanada sinirliyim bilmiş ol ve bana karışma ." Diyerek arkasını dönerek üst kata doğru ilerledi.

 

" Ferman Aden iyi değil " diye oğlunun arkasından bağırdı Eslem hanım göz yaşlarına hakim olamadı. Ferman annesinin sözlerini duyunca adımlarını durdurdu ama yüzünü Eslem hanıma dönmedi. Eslem hanım, oğlunun durması ile konuşmasına devam etti. " Kaç gecedir uyuyamıyor, hem kabus görüyor hemde bu konuyu sana nasıl diyeceğini düşünüp durmaktan kendini harap etti. Ben zorlamasam ağzına tek lokma koymuyor.Bedeni uykusuzluğa dayanamadı bitap düştü bırak uyusun sende sakinleş öyle konuşursun." Dedi gözündeki yaşları silerek. Adeta evde beş gündür hem Aden hemde kendisi cehennemi yaşıyordu ve artık göz yaşları istemsizce süzülüyordu.

 

" Aden'in üzerinde emeğin çoktur oğlum inkar edemem onun için en iyisini istersin onuda bilirim ama kardeşine kızma oğlum . Sevdalanmış senden çekinmiş birşey diyememiş. Sevdalanmak ne ayıptır,nede günahtır oğlum. Sen şimdi Aden'e kızgın sın,kırgınsın bilirim sana tek kelime etmediği için üzerine çok gitme halı hal değildir senden ve Aras tan çekiniyor kendine zarar verir diye korkuyorum. Amcanın söylediklerine itimat etme benim kızım bizi üzecek birşey yapmaz bunu en iyi sen bilirsin en az benim kadar sende büyüttün kardeşini. Önce bir oturun anlatsın dinle ondan sonra de diyeceklerini bir anda üstüne varma herşey daha kötü olur ." Dedi dili istemeye istemeye Aden'in, Barlas'ı sevdiğini söylemişti içi yanıyordu kızının düştüğü karanlıktan çıkaramadığı için. Üstelik şimdi birde kızının sevdalandığı yalanını söylemek te daha da içini parçalıyordu kızı sevmediği bir adam ile evlenecekti ama el mecbur Eslem hanım yalan söylemek zorunda kalmıştı.

 

Ferman annesinin sözleri bitince üst kata çıkan merdivenlerden çıkmaya başladı. Aras ta abisinin arkasından gitmek istemişti ama Eslem hanım izin vermedi.

 

" Bırak önce ikisi konuşsun sonra sen konuşursun." Demişti.

 

Ferman merdivenleri hızla arşın lamış Aden'in odasının kapısına gelmişti. Gözlerini yumup sıkıntılı bir nefes vererek tekrar açtı elini uzattığı kapı kolunu oldukça sessiz bir şekilde indirip kapıyı açıp odaya girdi sessizce kapıyı kapattı. Gördüğü manzara ise Aden cenin pozisyonunda yatağın ortasında üzerini açmış iki büklüm uyuyordu. Ferman sessiz adımlar ile yatağa doğru ilerleyip Aden'in üzerini örtüp yatağın köşesine oturdu. Komidinin üzerindeki abajurun aydınlattığı cılız ışık ile kardeşinin masumca uyuyan yüzüne baktı. Solgun teni , göz altında uykusuzluktan oluşan mor halkalarda oyalandı gözleri bir süre . Aden'i en son gördüğü hali ile şimdiki halinin arasında gözle görülür derecede fark vardı . Sanki biraz zayıflamış yüzü çökmüştü bedeni uyku halinde olsada yorgunluğu gözle görülüyor du.

 

Usulca elini kardeşinin saçlarına doğru götürüp yüzüne düşen tutamları parmak uçları ile nazikçe kenara doğru çekti. Antep'e gelirken ne öfke ile gelmişti Aden'e hesap sora bilmek adına bu odadan içeri girene kadar da öfkesi hâlâ tazeydi taki Aden'i masum ve savunmasız bir çocuk gibi uyuduğunu görene kadar. Bitap düşmüş, yıpranmış halinide görünce içinde bir yerler sızladı. Öfkesi hâlâ diriydi ama kardeşinin bu haline dayanamadı hele bir de Barlas için bu hâlde olduğunu görünce sinirleri dahada geriliyordu. Aden uyuduğu için abisinin bu sessiz hallerinden bir haberdi ve Ferman bunun bilincinde olduğu için kardeşinin saçlarını okşuyordu. Nitekin uyandığı zaman bu sessiz sakin merhametle saçlarını okşayarak sevgisini gösteren Ferman dan eser kalmayacaktı.Usulca eğilip Aden'in başına bir buse kondurup geri çekilirken gözüne çarpan şeyle kaşları çatıldı. Başını Aden'in yüzüne doğru hafif yaklaştırarak cılız ışığın müsade ettiği kadar dudağının kenarındaki kabuk tutmaya yüz tutmuş yaraya baktı.

 

Dudağının kenarındaki yara uçuğa da benziyordu patlamış gibi de görünüyor du. Bunun cevabını Aden uyanınca alacaktı ama o yaranın varlığı bile canının sıkılmasına sebepti. Bir süre uyuyan kardeşinin yüzünde gezindirdi bakışlarını. Amcasının fütursuzca Aden hakkında söyledikleri kafasının içinde dönüp duruyordu. Kardeşine güveni tamdı ve o evde Barlas ile birşey yaşama ihtimali yoktu Aden'in bu yüzden Ferman'ın canını sıkan amcasının pervasızca savurduğu sözlerdi.

 

Barlas ile Aden'in arasında birşeyler olduğundan şüphe duymuştu kardeşi yok desede Barlas'ın,Aden'e aldığı gülleri görünce şüphe sin de yanılmadığını gördü. İkisinin sevgili olup bu zamana kendisinden gizlediği düşüncesindeydi. Ama gördükleri gerçek değildi bazen gözün gördüğü bile yanıltır insanı Ferman yanıldığını düşünmedi. Odanın içinde sessizlik dakikalarca hüküm sürmüş Ferman kafasında dönüp duran düşünceler ile boğuşmuştu. Cebinden çıkarttığı sigara paketinden bir dal alıp dudaklarının arasına yerleştirdi balkon kapısına doğru adımlayarak kapıyı açıp balkona çıktı . Oldukça geniş olan balkonun bir tarafında balkon mobilyası konumlandırılmış yan tarafında ise balkon salıncağı konumlandırılmış tı. Dudaklarının arasındaki sigarasını yakarak derin bir nefes çekti ciğerlerine yan tarafında duran sandalyeye oturup başını geriye doğru yasladı. Kafasının içinde dönüp duran düşünceleri bir türlü susturamıyordu.

 

Heleki Aden'in , Barlas ile evlenme ihtimalini düşündükçe kafayı yiyecekgibi oluyordu. Ferman dakikalardır sigarasının birini söndürüp diğerini yakıyordu kardeşi ile ilgili fütursuzca söylenenleri hazmedemiyordu. Karşındaki amcası olmasa gerekeni yapardı aslında karşısında kinin amcası olmasının da bir önemi yoktu Ferman'ı durdurmaya çalışan kadınlardı ve öfke ile yaptığı harekette zarar göre bilirlerdi bunun bilincinde olduğu için de kendini frenlemişti.

 

Dakikalardır etrafta gezinen gözlerini odaya doğru çevirdiğin de tükenmiş bir vaziyette sessizce göz yaşı akıtan kardeşini uyanmış yatakta otururken buldu. Dakikalar önceki öfkesi tekrardan yavaş yavaş bedenine nüksediyordu. Sıkıntılı bir nefes vererek elindeki sigarayı masanın üzerindeki kül tablasın da söndürüp ayağa kalkarak odaya girdi. Havalar oldukça soğumuştu vakit kışı gösteriyordu. Odaya adım atar atmaz yüzüne odanın sıcaklığı çarptı dakikalardır balkonda yediği soğuğu hissetmemişti taki odanın sıcaklığını hissedene kadar üşüdü ğünü yeni hissetti genç adam . Aden odaya giren abisini görünce kırgın ve kızgın bakışları ile karşı karşıya kalmıştı.

 

Abisinin bakışlarını umursamadan ayağa kalktı iki adım atmıştı ki Ferman elini kaldırarak durmasını istedi. " Sakın Aden sakın hiç birşey olmamış gibi gelip bana sarılma." Dedi katı bir sesle. " Kalktığın yere geri otur. Sana oldukça öfkeliyim ve seni incitmek istemiyorum." Dedi kardeşinin kendisine sarılmasına müsade etmedi . Bu defa herşey çok farklıydı daha önceleri hem kızar hem sarılırdı kardeşine hata yaptığında ama bu defa öyle olmayacaktı Ferman, Aden'in evlenmek istiyorum diye aldığı kararı kabullenmeye cekti.

 

Aden abisinin sözleri ile sertçe yutkundu. Şuanda abisine sarılmaya onun sarılmasına şefkatli ve sıcak kollarına o kadar ihtiyacı vardı ki. Ama abisi sıcak kollarını bu defa belkide ilk defa almamıştı genç kadını. Aden üşüdü ğünü hissetti bir anda . Abisinin soğuk ses tonu kırgın ve kızgın bakışları genç kadının üşümesine sebep oluyordu. Abisinin sözünü ikiletmeden kalktığı yatağına tekrar oturup bakışlarını kucağına koyduğu ellerine sabitledi. Şuan Aden için oldukça zordu abisine yalan söyleyecekti ve abisinin gözlerine bakmaya cesareti yoktu.

 

Ferman önce odanın ışığını açtı daha sonra ise kanepenin önündeki sehpayı çekip tam Aden'in karşısına koyup üzerine oturdu. Başını önüne eğen kardeşinde gezindirdi bir süre bakışlarını . Karşısında duran kardeşi tükenmiş gibiydi solgun görünen teni , zayıfladığı için çöken yüzü gözlerinin altında oluşan mor halkalar ve dudağının kenarındaki yaraya kadar tek tek göz gezdirdi Ferman. Barlas için mi bu haldeydi kardeşi. Aden'in bu halinin sebebi Barlas olması öfkesini tekrardan harlıyordu.

 

" Kaldır başını yüzüme bak ." Dedi sert ve oldukça soğuk bir ses tonu ile.

 

Aden ise abisinin dediğini yapmak yerine başını biraz daha öne eğerek sessizce göz yaşını döktü.

 

" Sana kaldır başını yüzüme bak dedim ." Diye bir anda bağırdı Ferman. Kardeşinin bu tükenmiş hali öfkesini daha da harlıyordu kardeşini bir adam için bu hale gelmesi delirtiyor du Ferman'ı.

 

Aden abisinin bağırması ile oturduğu yerden sıçradı korku ile . Başını zorda olsa kaldırıp gözünde biriken yaş ile abisinin yüzüne baktı bakmaya çalıştı desek daha doğruydu. Ferman annesinin sözleri aklına gelince sakinleşmek adına gözünü kapatıp derin bir nefes alıp vererek tekrar açtı.

 

" Ne bu halin ? " Dedi başı ile yüzünü işaret ederek. " Dudağına noldu ? " Dedi şüphe ile kabuk tutmaya yüz tutmuş yarasını sordu.

 

Aden abisinin sözleri ile sertçe yutkundu kendine hakim olmalıydı eli boynuna gitmesin diye ellerine dikkat etmeliydi ve gözlerini kaçırmamalıydı öncelikle. Yoksa abisinin daha çok şüphe duymasına sebep olur du. " Sıkıntı stres tenmi veya gördüğüm kabustanmı bilmiyorum uçuk çıktı. " Dedi zarzor bulduğu sesi ile ilk yalanını söyledi. Yalan söylemek zorundaydı abisinin iyiliği için. Yoksa Ferman gerçekleri öğrendiği gibi alt kattaki amcasına bu evi mezar ederdi.Gördüğü kabus kısmı gerçekti amcası saçlarından sürükleyip babasının öldüğü yere götürdüğü günden beri gözünü saniyelik kapatsa kabus görüyordu o anları tekrar tekrar yaşıyordu ve bu yüzden günlerdir adam akıllı uyumamıştı taki bugün vücudu dayanamayana kadar.

 

" Emin misin? " Dedi Ferman şüphe dolu bakışlarını genç kadının gözlerine sabitleyerek . Abisinin sorduğu soru ile Aden'in kalp ritmi hızlandı korku ile . Göğsünün altındaki kalbi duracak mış casına dövünüyordu adeta. " Yoksa Barlas'ın evinde kaldığın için amcam mı yaptı? " Dedi Aden'in dudağındaki yarayı gördüğü saniye nedense bu ihtimal gelmişti aklına. Bu ihtimal gerçekti ama Aden bunu söyleyemezdi.

 

Abisinin sorusu ile korkudan göz bebekleri titredi adeta genç kadının. Abisi Barlas'ın evinde kaldığını nereden öğrenmişti veya abisi daha neler biliyordu. Aden abisinin daha çok şüphe duymasın diye kendini toparladı. " Hayır amcam birşey yapmadı." Dedi sakinliğini korumaya çalışarak.

 

Ferman'ın aklının köşesinde amcasının, yaptığı şüphesi hâlâ devam ediyordu ve bunu daha sonra öğrenecekti.

" Barlas'ın evinde kaldığın doğru yani ." Kardeşi Barlas'ın evinde kaldığı gerçeğini belli edince öfkeden Ferman'ın boynundaki damarlar ortaya çıkmaya başladı.

 

" Evet kaldım inkar etmeyeceğim ama Barlas için değil Deva rahatsızlandığı için kaldım ." Dedi bir diğer yalanını söyleyerek. Yalandan nefret eden kız şimdi peş peşe yalan söylüyordu ve içi de hiç rahat değildi.

 

"Amcam doğruyu söylemiş yani ." Diyerek başını öne eğerek ağır ağır salladı. Duyduğu şeyi hazmetmek için . Bir anda başını hiddetle kaldırıp." Ben sana o adam la aranda birşey varmı diye defalarca sordum Aden !" Diye bağırdı . " Sen bana her defasında yok diye yalan söyledin. Ulan sen her defasında öyle birşey yok dedin diye ben sana inanıp güvendim benim kardeşim bana yalan söylemez dedim lan ." Diye adeta kükredi. Aden , Ferman'ı ilk defa hayal kırıklığına uğratmıştı ve bu Ferman gibi bir adama ağır geliyordu.

 

"Abi söyleyecektim ama - "

 

" Ama ne Aden ! Evlenirken mi söyleyecektin ha ama doğru ya ben sizin ilişkiniz olduğunu öğren meden evlenmek istediğinizi öğrendim." Dedi Ferman.

 

Aden'in gözünden yaşın biri akmadan diğeri doluyordu gözlerine. " Tepkinden korktum , çekindim senden . Fransa'ya gideceğin gün Barlas ile yumruk yumruğa kavga ettiğinizi öğrenince daha çok korktum bu ilişkiye müsade etmezsin diye."

 

" Şimdi öğrenince müsade edeceğimi mi düşündün Aden ! Ne yaptı da gözünü bu kadar kör etti senin abim . " Dedi her an bayılacak mış gibi görünen genç kadının titreyen gözlerine bakarak. Oturduğu sehpadan usulca kalktı kardeşinin yanına giderek yüzünü avuçları arasına aldı.

 

"Olmaz abim sizden olmaz . Sen Barlas ile yapamazsın sen onu kaldıra bilecek bir kadın değilsin ." Dedi oysa Barlas'ı kaldıra bilecek tek kadın Aden di . Bu zamana kadar kimseye diz çökmeyen adam Aden'in önünde diz çöküyor herkese gösterdiği pençelerini gizliyip Aden için eli gül tutuyordu. Oysa Barlas bu zamana kadar hiç bir kadına tek bir dal gül almış adam değildi herşeyin ilkini Aden ile yaşıyordu tıpkı Aden'in yanında kalbinin duracak mış casına dövün düğü gibi. Kardeşinin gözümden akan yaşları parmak uçları ile usulca sildi . " Öfke problemi var onun öfkesini konturol altında tutamıyor. Sinirlendiği zaman gözü dönüyor kör oluyor adeta gözü kimseyi görmüyor . Sen Barlas ile yapamazsın o senin tanıdığın gibi düz bir adam değil ." Dedi Barlas'ın yer altındaki bağlantısını bildiği için . "Üzer seni be abim sen yapamazsın onunla. Siz farklı dünyaların insansınız onun yaşantısı sana ağır gelir sen ne Barlas'a nede ailesine ayak uydu ramazsın . Sen şimdi bi hayale kapılmış gidiyorsun kör olmuş gibi ama sen Barlas ile evlendiğinde hayal ettiğin herşey kâbusa dönecek abim sen o kabusu yaşamak istemeyecesin ama Barlas gitmene müsade etmeyecek bir adam ." Dedi Aden'in bu haline bir yandan kıyamaz iken bir yandanda Barlas için göz yaşı döküyor sandığı için sinirleniyordu. Barlas için bu saydıklarının hiç biri olmasa dahi rıza gösteremezdi yinede bu evliliğe her abinin olduğu gibi kardeşini kıskandı.

 

"Abi ." Dedi titreyen sesi ile . " Ben ," diyerek duraksadı bir kaç saniye söyleyecekleri kendisi için oldukça zordu .

" Ben Barlas'ı seviyorum . " Dedi zarzor . 'Seviyorum ' kelimesini söylerken boğazı düğümlenmiş ti adeta . Sevmediği halde seviyorum demesine mi yansın içi yoksa abisine yalan söylemesine mi? Dilinden zar zor dökülen seviyorum kelimesi Aden'e benliğine ihanet ediyormuş gibi hisssetiridi. Korku ile titreyen bakışlarını Ferman'ın ateş püsküren bakışları ile birleştirdi. Ferman öyle bir bakıyordu ki gözlerine genç kadın o bakışlardan korktu.

 

Ferman üzerine eğildiği genç kadından usulca doğrulup bir adım geriye giderek gözlerine baktı. " Seviyorsun öylemi." Dedi genç kadının sözlerini idrak etmeye çalışarak ağır ağır başını sallayarak.

 

" Ssseviyorum ." Dedi zar zor konuşarak genç kadın.

 

Ferman bir anda öfke ile bağırarak arkasındaki sehpaya dönüp sert bir tekme atarak duvara firlamasına sebep oldu . Aden duvara çarparak yere devrilen sehpanın çıkarttığı gürültüden korku ile irkildi"Seviyorum diyor birde ." Diye kendi kendine söyledi. Adımlarını tekrar genç kadına doğru yönlendirip karşısında durdu. " Sevmeyeceksin lan o piçi duydun mu beni ? Sevmeyeceksin konuşup gorüşmeyeceksin ." Genç kadının üzerine hafifçe eğilerek adeta kükredi. Sinir ile doğrulup sertçe yüzünü sıvazlayarak öfke ile odanın diğer tarafına doğru adımladı yoksa Aden'in o seviyorum diyen dilini koparacaktı.

 

Aden zar zor topladığı cesareti ile . "Seviyorum ve sevmekten de vaz geçmeyeceğim." Dedi bir anda bunu dile nasıl getirdiğini kendiside anlamadı. Bu cesareti Ferman bu kadar sinirli iken nerden bulduğuna kendiside şaşırdı.

 

Ferman öfkeden odanın içinde dört dönüyordu adata .

" Aden ! Delirtme lan beni. Son defa söyleyeceğim sana bu evlilik olmayacak benim rızam yok ! O itle birdaha konuşup görüşmeyeceksin. Benim ile Fransa'ya gelip bir süre orda yaşayacaksın." Dedi öfkeden adeta gözü dönmüştü boynundaki ve alnındaki damar patlayacak mış gibi görünüyor du . " Eğer konuşup görüştüğünü görür veya duyarsam seninde canını yakmaktan çekinmem ." Dedi tabi bunu fiziksel şiddet olarak söylemedi . Kardeşinin saçının teline kıyamazdı.

 

Aden sanki yürek yemiş gibi oturduğu yerden kalkıp abisinin karşısına dikildi. "Ben Fransa'ya falan gelmeyeceğim seninle! Barlas'ı seviyorum ve biz evleneceğiz. Aldığım karara saygı duyup yanımda olmanı istiyorum. Seninle çatışmak istemiyorum." Bu sözleri dile getirirken ellerini yumruk haline getirmiş tırnaklarını avuç içlerine batırıyordu kanatırcasına . Sıktığı yumruklarından güç alıyor avuç içini parçalayan tırnaklarının acısını hissetmiyordu.

 

" Ne dedin lan sen birdaha söyle ne dedin ." Boğazı yırtılırcasına bağırıp genç kadının üzerine doğru yürüdü. Aden gazap dolu adımlar ile üzerine doğru gelen abisini görünce korku ile geriye doğru adımladı. Sanki Ferman kör olmuş karşısında ki kardeşi değilmiş yedi yabancıymış gibi geriye doğru adimlayan kardeşinin üzerine yürümeye devame etti. Aden sırtını duvara çarpması ile kaçacak yeri kalmadı. Ferman duvar ile kendi arasında bir adım mesafe olan genç kadının karşısında durdu. " Ne dedin sen birdaha söyle." Diyerek genç kadının yüzüne doğru bağırdı .

 

Genç kadının bedenini korku ele geçirdi . Titreyen bedeni ve hıçkırıklara boğularak gözlerini sımsıkı yumup yumruklarını sıkarak cesaret aldığı gözlerini açıp abisinin gözlerinin içine baka baka"Barlas'ı seviyorum ve sevdiğim adam ile evleneceğim." Sanki yürek yemiş gibi burnundan soluyan abisine tek seferde söyledi bugün abisinin elinde kalmaz ise birdaha kalmazdı. Şayet Ferman'ın gözlerinde bir kararma ile birlikte yanar dağın volkanı patlıyordu.

 

Ferman kardeşinin aptal cesaretine bağırarak tepki verdi . " Sevmeyeceksin lan . " Diyerek dakikalar önce salonda duvara vurduğu sağ elini yumruk yaptığı gibi Aden'in arkasında kalan duvara geçirdi ne eli ne de canın acısı önemli değildi kardeşi yanlış karar alıyordu Ferman yanlışın dan dönmesi için çaba sarf ettikçe Aden geri adım atmıyor du . Ferman bilmiyorduki kardeşi kendisi için direttiğini bilseydi eğer bırak canımı alsınlar diyip Aden'e müsade etmezdi . Kardeşinin kör kütük sevdasının peşinden gittiğini düşünüyordu. Aden korku ile sımsıkı gözlerini yumdu titreyen bedeni ile hıçkırıklarını serbest bıraktı Ferman ise. "Evlenmeyeceksin müsade etmem o piç ile evlenmene !" Diyerek sağ elinin ağrısını umursamadan işaret parmağı ile Aden'in şakağına vurarak . " O aklına sok bunları Barlas ile evlenmene müsade etmeyeceğim ve sende vaz geçeceksin ondan . " Diyerek adenden uzaklaşıp kapıya doğru ilerleyerek kapıyı açtı odadan çıkmadan önce son sözlerini söyledi. "Ulan şu haline bak ne hale gelmişsin o piç için ! Yarına kadar kendini toparla yoksa ben toparlamasını bilirim ." Diyerek odanın kapısını kıracak mış gibi kapatarak çıktı. Birazdaha o odada kalmaya devam ederse Aden elinde kalacaktı öfkesi konturolden çıktığını fark ettiği için odayı terk etti Aden'e zarar vermekten korktuğu için.

 

Aden ise abisinin odadan çıkması ile sıkıntı ile tuttuğu nefesini verip dakikalardır titreyen bacaklarına zulmetmeyi bırakıp sertçe kendini yere bıraktı. Günlerdir adeta cehennemi yaşıyordu ne için peki abisinin canı için . Aden sessizce fısıldadı." Senin için seni karşıma alıyorum abim sen nefes al diye . Senide toprağa veremem babam gibi." Diyerek ağlamaya devam etti. Ferman'ı ilk defa bu kadar öfkeli ve gözü dönmüş görüyordu. İlk defa abisinden bu gece korkmuştu . Yıllardır korktuğu zaman sığındığı adamdan bugün korkmuştu ve bu da Aden'e ağır gelmişti.

 

Eli kolu bağlı ne yapacağını, nasıl güçlü duracağını hiç bir şekilde bilmiyordu. Bildiği tek şey ailesi zarar görmesin diye kendinden vazgemekti. Abileri ve annesi olmasa onun hayatının ne önemi kalırdıki. Yıllardır onlar Aden için çırpınmışlardı şimdide Aden onlar için çırpınıyordu. İçini öyle bir ateş sarmıştı ki iliklerinden kemiklerine kadar yakıyordu genç kadını sanki küle çevirmek istercesine. Aden artık özgürce çığlık atamıyordu onu bile elinden almışlardı. Sırtını duvara dayayarak iki bacağını kendine doru çeketi eli ile ağzını kapatarak sessiz çığlıklar atarak göz yaşlarına boğuldu. Bir insanın kaderi bu kadar mı kötü olurdu bir insanın bu kadar yandığı yetmezmiydi? Yetmezmiş demekki Aden bu dünyada hep zaafları ile sınanmıştı ve sınanmayada devam ediyordu. Sekiz yaşından bu yana hayatında yanan ateş sönmesi gerekirken dahada harlanıyor daha çok yakmaya başlamıştı. O hiç bir zaman özgürlüğe kanat çırpamamış tı çırpamayacaktı da . Onun kanatlarını kesmişlerdi uçmasın diye şimdi ise kanatlarını kırmış bir kafesin içine koyup özgürlüğünü tamamen elinden almışlardı.

 

 

Bu yaşına kadar hayatının ipleri hep başkalarının elindeydi ve bugünden sonrada öyle olacaktı. İçinde kıyamet kopuyor ama tek kelime edemiyordu ağzına bastırdığı eli ile kendi kaderine göz yaşı döküyordu. Herşey gün geçtikçe daha kötü oluyor adeta bir bok çukuruna yuvarlanıyor du. Aden'in artık hiç birşey için umudu kalmamıştı. Herşey ne kadar kötü ola bilir dedikçe daha kötüsü ile karşı karşıya geliyor birazdaha kendini içine çekip tüketiyor du. Aden saatlerce ağlamış artık ağlamaktan gözündeki yaşları kurumuştu. Saatlerdir oturduğu zeminden zar zor zeminden güç alarak kalkıp yatağına doğru adımladı. Saat gece yarısı ikiyi bulmuştu.Yatağına uzanarak günlerdir yaşadığı şeyi düşünmeye başladı. Dakikalardır ard arda çalan telefonunu umursamadı.Düşündükçe daha çok çıkmaza giriyordu genç kadın. Günlerdir kendi hayatı için çırpınarak yıpranmış yaralar almıştı hem bedeninde hem de ruhunda . Ailesi ile tehdit edilmiş en başta da baba yarısı olan Ferman ile. Bu yüzden boyun eğmiş kabul etmişti . Şimdi ise abisinin canı için abisi ile savaşıyordu daha ne kadar kimin ile savaşacak tı bilmiyordu. Gücü tükenmişti bu şekilde devam eder ise gerekeni yapacak canına kıyarak tüm bu tehditler ve zulme son verecekti. Aklının bir kenarında intihar düşüncesi fink atıyordu. Daha ne kadar dayanırdı bu zulme bilinmez.

 

Daha fazla telefonun çalmasına sabrı gelmedi uzandığı yerden kalkıp komidinin üzerindeki telefonu eline aldı arayan baktı.

 

Barlas arıyor... Telefondaki ismi görünce kan beynine sıçradı. Bu kadar şeye neden olmuşken hâlâ ne yüzle arıyordu. Aden sinir ile aramayı reddetti telefonu komidinin üzerine koymak için uzanması ile ard arda gelen bildirim sesi ile vazgeçip tekrar telefonun kilidini açıp Barlas tan gelen mesaja baktı.

 

' Aç şu telefonu.'

 

' Günlerdir ne sesini duydum ne yüzünü gördüm aç şu telefonu benim sabrımı sınama hiç iyi şeyler olmaz .'

 

Elindeki telefonu tekrar titremeye başladı Aden yine aramayı red etti. Saniyeler sonra telefona tekrar bildirim düştü. Mesaja baktığında yine bir korku ile yüz yüze geldi.

 

'Tamam açma sen bilirsin sokağın başındayım . Ya sen gelirsin yada kimseyi umursamam ben gelirim on dakikan var geldin geldin gelmedin ben odana gelirim . Duyduğuma göre Ferman ve Aras ta gelmiş .'

 

Adeni bir felaket ile karşı karşıya bırakıyordu. Barlas'ın da kendince haklı sebebi vardı gecenin ikisinde Mardin'den çıkıp buraya gelmesinde . Günlerdir Aden den haber alamıyor yüzünü görmüyordu. Sevdiği kadın iyimi kötümü ne halde olduğunu bilmiyordu. Sadece bir kaç defa Behram bey ile konuşmuş Aden'in kendisi ile evlenmeyi kabul ettiğini söylemişti Behram bey. Aden'i sorduğunda ise iyi demişti. Ama Barlas biliyordu Aden'in iyi olmadığını Behram beyin sözlerine de itimat'ı yoktu kendi gözü ile nasıl olduğunu görmedikçe içi rahat etmeyecekti. Günlerdir Barlas'ın da Aden den bir farkı yoktu.

 

Aden okuduğu mesajla korku ile gözleri büyüdü. " Allah'ın belası ." Diyerek bir yandan söylendi bir yandanda Barlas'ı aradı. Barlas aramasını ilk çalışta açtı.

 

" Sen ne diyorsun Allah'ın belası?" Diyerek Barlas'a sert bir şekilde çıkıştı.

 

" Duydun ne dediğimi . On dakika içinde ya sen yanıma gelirsin yada ben odana gelirim." Dedi Aden'in sert çıkışmasını umursamadan. Sevdiği kadının sesinden tut sert çıkışmasını dahi özlemişti. Günlerdir yüzüne hasret kaldığı gibi sesinede hasret kalmıştı.

 

" Manyak mısın be adam ! Sen kafayı mı yedin ben gecenin bu saatinde yanına nasıl geleyim."

 

" Evet kafayı yedim kafayı yedirttin bana telefonlarımı açsaydın buraya gelmezdim . Ayrıca yanıma nasıl geleceğin konusuna da gelecek olursak odan dan çıkacaksın alt kata inecek bahçeyi de geçtikten sonra kapıdan çıkacaksın ben seni alırım bu kadar basit." Dedi Aden'in sinirlerini daha çok hoplatmak için.

 

" Geri zekalı ben sanki kapıdan çıkıp gelmeyi bilmiyorum. Abimler evde nasıl geleyim yanına üstelik kapıda adamlar var . Barlas lütfen git beni daha fazla zor duruma sokma."

 

" Şimdi sen gelmiyor musun?"

 

" Gelmiyorum! "

 

" Sen bilirsin Aden ben gelirim ozaman ."

 

" Barlas lütfen gelme bak abimler evde senin geldiğini bi görürlerse kıyamet kopar. Ortalık zaten gergin lütfen git söz veriyorum yarın seni arayacağım." Dedi çaresizce. Eğer Barlas bu eve girerse bu gece bu evde kan dökülürdü . Heleki Ferman ve Aras bu kadar öfkeli iken .

 

" Sence bu benim umrunda mı Aden? Bak sonkez soruyorum geliyor musun geleyim mi?" Bu gece Aden'i görmeden bu kapıdan gitmeye hiç niyeti yoktu. Kimsede umrunda değildi ne Ferman ne Aras nede diğerleri . Korkusuda yoktu zaten hiç kimseden tek başına bir orduydu Barlas Karahan. Umrunda olan tek kişi günlerdir özlemi ile yanıp kavrulduğu kadın dı.

 

" Barlas." Dedi Aden çaresizce . " Gelemem git lütfen."

Hem abileri görür herşey daha kötü olur diye korkuyordu hemde Barlas yüzünden bu kadar kötü şey yaşamışken yüzünü görmek istemiyordu.

 

" Sen bilirsin Aden ben gelirim ozaman." Kararlıydı bu gece sevdiği kadını görmeden bu kapıdan bir adım ileriye gitmeyecekti.

 

Aden telefonun diğer ucundaki hareketlenmeyi ve arabanın kapısının açılıp kapanma sesini duyunca bir anda panikledi. " Tamam geliyorum Allah'ın cezası sakın gelme ."

 

" Bekliyorum güzelim." Diyerek istediği cevabı alınca telefonu kapattı genç adam.

 

Aden oturduğu yerden kalkıp gardırop'un kapağını açtı gözüne çarpan ilk spor kapüşonlu çekti alıp üzerindeki siyah saten gecelik takımının üzerine geçirdi dışarı oldukça soğuktu . Dolabın alt bölmesinde duran ayakkabıların arasından eline ilk aldığı siyah spor ayakkabıyıda eline alıp hızlı bir şekilde giydi . Geriye bu evden nasıl çıkacaktı o kaldı. Odanın kapısını açıp çıktı sessiz adımlar ile bulunduğu katın ince uzun koridorunda adımladı. Bu katta oldukça sessiz olmalıydı abilerinin odası bu kattaydı ve yakalanmaktan deli gibi korkuyordu. Sessizce bitirdiği koridorun sonundaki merdivene varıp sessiz ve oldukça temkinli bir şekilde alt kata inip ordan da bahçeye çıktı. Önce etrafı kolaçan etti adamlar varmı diye . Zaten topu topuna üç adam vardı bahçede her zaman bekleyen ama şuanda hiç biri görünmüyor du. Daha sonra sessizce ön bahçede bulunan bir kaç küçük ağacın arasından geçip bahçe kapısına ulaştı. Eli ayağı titriyordu korku ile yakalanmaktan korkuyordu. Sonkez etrafı kolaçan ettikten sonra üzerindeki ceketin kapüşonu nu kafasına geçirip sessizce kapıya adımlayıp ses çıkarmamaya özen gösterip açarak kendini sokağa attı. Sokağın başına doğru baktığında Barlas'ın arabasını fark etti. İstemeye istemeye bir yandan arabaya doğru yürüdü duvar kenarında bir yandanda arkasını kolaçan etti . Kalbi korku ile dövünüyordu abisi ve Barlas'ın elinde ölmez ise eğer korku ile çarpan kalbi ile ölecekti genç kadın.

 

Barlas karşıdan kendine doğru gelen Aden'i görünce istemsizce dudağının kenarı kıvrıldı. " Akıllı kızım benim kurban olurum sana." Diyerek mırıldandı kendi kendine. Oturduğu şoför koltuğundan yan tarfındaki koltuğun üzerine doğru eğilip gelen Aden'e kapıyı açtı. Aden arabanın yanına geldiğinde sonkez arkasını konturol edip arabaya bindi. Barlas Aden'in arabaya binmesi ile arabayı çalıştırıp sevdiği kadına yandan bir bakış atıp yola koyuldu . Sevdiği kadının yüzünü bir iki saniyelik attığı bakış ile Aden'in solgun görünen teni hiç hoşuna gitmemişti genç adamın.

 

" Nereye gidiyoruz? Benim hemen eve dönmem gerek abim yokluğumu fark ederse kıyamet koparır." Dedi korku dolu bakışlarını Barlas'a çevirerek.

 

" Korkmana gerek yok yanında ben varım abin farketmeden seni eve bırakırım." Dedi rahat bir şekilde.

 

Aden , Barlas'ın bu rahat tavırlarına tahammül edemiyordu. " Yanımda sen varsın diye korkuyorum zaten gerizekalı . " Dedi Barlas'ı tersleyen bir ses tonu ile . Barlas'ı alttan almaya hiç niyeti yoktu.

 

Gözlerini yoldan bir iki saniyelik ayırıp genç kadına bakarak. " Benden korkuyor musun? " Diye sordu . En son İstanbul'daki evde yan yana gelmişlerdi ve Aden'in bakışlarında saf bir korku görmüştü. Aden'in o hali Barlas'ın içine oturmuş günlerce vicdanını sızlatmıştı sevdiği kadını korkutup acı çekmesine neden olduğu için.

 

" Senin neyinden korkacağım ." Dedi ama yalandı abisi ile tehdit ettiği gece Barlas'ın o acımasız hallerinden korkmuştu ve halada ufakta olsa o korkuyu içinde yaşıyordu." Abim evdeki yokluğumu anlarsa hele bir de senin ile buluştuğumu öğrenirse önce beni sonra seni öldürür. Bu kadar rahat olma derim ben kardeş kontenjanından faydalanıp iyi hal yerim ama senin için aynı şeyi söyleyemem ." Dedi Ferman duysa kıyamet kopardı heleki saatler önce Aden'i uyarmış iken .

 

" Hiç bir sikimi yapamaz . Benim canımı sıkmasın seni alır direk Mardin'e giderim bu gece. " Oda biliyordu Ferman'ın tepkisinin büyük olacağını ama Ferman dan zerre korkusu yoktu .

 

" Götürürsünüz ağam." Dedi alayvari bir sestonunda. " Hatta mağaranızada kapatırsınız siz nede olsa bay dağ ayısısınız." Dedi genç kadın arabaya bindiğinden beri Barlas'a ağzına geleni saydırıyordu.

 

Barlas Aden'in sözlerine hafif sesli olacak şekilde güldü. Ağam sözü sevdiği kadının ağzına nede güzel yakışmıştı." Mağarama kapatmadan önce ağzına acı biber sürsem çok iyi olur dilinin ayarı kaçmış iyice. Yakında kocan olacağım insan kocası olacak adama dağ ayısı dermi hiç." Dedi yalandan hayıflanırcasına .

 

Aden hatırladığı gerçekle sustu tek kelime etmedi. Barlas onun kocası olacaktı ve Aden duyduğu sözle kötü oldu sevmediği istemediği kocası olacaktı bunun ağırlığı benliğini eziyordu genç kadının. Barlas Aden'in neden cevap vermediğini biliyordu ve bilerek söylemişti. Aden'in kendinden kurtuluşu olmadığını görsün ve bu duruma alışsın diye bilerek kocan olacağım demişti.

 

Dakikalarca arabada sessizlik hüküm sürmüş iki gencin ağzından tek kelime çıkmamıştı. Barlas geleceği yere gelmiş arabayı park etmişti. Aden arabanın durması ile etrafa bakındı. Oldukça sessiz ve ıssız bir tepeydi Antep ayaklarının altında kalıyordu ve kendilerinden başka hiç kimse yoktu. Normalde olsa gecenin bir vakti bir erkek ile buraya gelmiş olsa tedirgin olurdu ama nedenini bilmiyordu içinde ne korku ne tedirginlik vardı Barlas'ın yanında hâlâ kendini güvende hissediyordu okadar şey yapmasına rağmen.

 

Aden şehrin manzarasında göz gezdirirken Barlas ise günlerdir hasret kaldığı sevdiği kadının yüzünü inceliyordu. Sevdiği kadının solgun teni sanki hastaymış gibi görünüyor du ve Barlas bundan hiç hoşnut değildi. Resmen sevdiği kadın beş günde çökmüş ve zayıflamış tı şimdiden zarar veriyordu genç adam sevdiği kadına ve bunun farkında olduğu için kendinden neferet ediyordu Barlas.

 

Aden nihayetinde gözlerini manzaradan çekmiş Barlas'ın gözleri ile buluşturmuştu gözlerini. Barlas, Aden'in yüzünü net bir şekilde görünce bir anda kaşları çatıldı.

 

" Ne bu halin? " Diyerek genç kadının yüzünün her zerresinde bakışlarını dolandırdı.

 

Aden bu sözü bugün ilk duyuşu değildi ve git gide sinirleri geriliyordu. "Bide soruyormusun." Diye histerik bir gülümseme belirdi dudağında sinir ile .

 

Barlas'ın gözü genç kadının dudağının kenarındaki kabuk tutmaya yüz tutmuş yaraya takıldı gözleri aklında bin bir senaryo kurmaya başlamıştı bile . "Dudağına ne oldu ? " Aklında bin tane senaryo dönüyordu ve en çok ihtimal verdiği Behram beyin sevdiği kadına el kaldırmış olmasının ihtimali dönüyordu.

 

Aden bilerek Barlas'ın sorusunu es geçip. "Bu halde olmamın sebebi sen sin." Genç kadının bu halde olmasının sebebi Barlastı beş gündür yaşadığı okadar zulmü genç adam yüzünden yaşamıştı.

 

Barlas, sorduğu soruyu Aden'in bilerek es geçtiğinin farkındaydı. Genç adamın yüz hatları öfke ile dahada gerildi. "Kim yaptı bunu sana." Diyerek sert bir ses tonu ile sordu. Sevdiği kadına birinin el kaldırma ihtimalini düşünmek bile öfkelenmesine sebep oluyordu. Barlas'ın fıtratına tersti bir kadına el kaldırmak. Ve böyle birşeyi görse veya duysa anında olaya girerdi bir kadının şiddete maruz kalmasına asla müsade etmezdi.

 

Aden ,genç adamın sorusunu cevapsız bıraktıkça aynı soruyu tekrar layacağının farkındaydı. " Sıkıntı, stres,uykusuzluk hepsi birleşince uçuk çıktı. " Dedi ikna edici bir ses tonu ile." Farkında mısın acaba yaşadıklarım kolay değil. Sevmediğin bir adam ile zorla evlendirilmeye çalışılıyorum bu halde olmam oldukça normal değilmi Karahan! " Dedi hiddetle . " Benim bu halde olmamın sebebi sensin ve bana ne bu halin diye soracak en son adam da sensin." Dedi sesi git gide titremeye başlamış yavaştan gözlerine yaşlar akın etmeye başlamıştı. "Ne bekliyordun ? Yada beni nasıl görmeyi bekliyordun ? Hayatım elimden kayıp giderken güllük gülüstanlık hiç birşey olmamış gibi davranmamı mı bekliyordun ?" Gözünden bir damla yaş firar ederken. " Eğer öyle ise boşuna bekliyorsun. Senin yüzünden bu haldeyim dahada kötü olmaya da devam edeceğim sen bu evlilikten vaz geçmedikçe." Diyerek titreyen göz bebekleri ile genç adamın gözlerine baktı bir umut ile.

 

Aden'in ettiği her söz Barlas'ın canını yakıyordu. Sevdiği kadının nefret dolu sözleri yüreğine batıyor ince ince kanatıyordu. " Benimle evlenecek olman bu kadar mı kötü senin için? " Diye sordu duyacağı cevaptan ne kadar korkuyor olsada geri durmadı.

 

Aden gözünden akan yaşları silerek Barlas'a doğru dönüp genç adama doğru yaklaşıp gözlerini gözlerine kilitledi. "Ölüm gibi ." Dedi tek kelimede hiç düşünmeden. "Seninle evlenecek olmam benim için ölüm ile eş değer. Hatta ölümden daha da kötü. Şimdi sen diyeceksin ki ölümden daha kötü ne olabilir ki diyeceksin." Diyerek genç adamın yüzüne doğru biraz daha yaklaştı ve dilindeki zehri zemberek sözleri dile getirmekten çekinmedi. " İnsan öldüğünde mezara konulup üstüne toprak atılır artık öldüğünü biliriz . Ama bir insanı yaşarken öldürmek daha kötü. Neden biliyor musun? " Diyerek genç adamın gözlerinin en derinine baktı. " Ne yaşadığı bellidir nede öldüğü! " Söylediği her sözü genç adamın yüreğini ezip geçmesine sebep oluyordu. Barlas bu sözlerden sonra nasıl sağ çıkacaktı.

"Bir belirsizlik içinde dir ve seninle evlenmek bana yaşarken ölmek ile eş değer Karahan." Dedi Barlas'ın kendine olan duygularını umursamadan acımadan her sözü dile getirirken gözlerinin en derinine bakarak söyledi . Barlas ona acımamıştı ve Aden de genç adama acımayacaktı.

 

Barlas duyduğu ağır sözlerle sertçe yutkundu. Yan tarafında oturan kadın adeta yüreğindeki sevdanın üzerine basa basa geçerek ezmisti. "Demek ölüm ile eş değer ha. " Dedi ağır ağır başını sallayarak. " Bunada eyvallah Aden. Ama şunu bil ben seni sevmekten hiç bir zaman vazgeçmeyeceğim ve evlilik kararımdan döndüremezsin beni . Sen benim karım olacaksın bundan kaçışın yok ." Genç kadının sözleri derinden sarstı Barlas'ı ama bunu Aden'e belli etmeye hiç niyeti yoktu sarsılmaz duruşunu korumak zorundaydı. Eğer derin düşüncelere girer ise bu evliliğin olma süresi uzardı. Aden'i eve bıraktıktan sonra sabaha kadar sevdiği kadının sözleri kafasında dönüp duracak ve Barlas her zaman yaptığı gibi beynini uyuşturmak için alkolün dibine vuracaktı. "Yani senin bu sözlerin benim kararımı değiştiremez . Bu durumu kabullen daha çok canın yanmasın. " Dedi yüzünü yüzüne yaklaştırmış bir şekilde duran kadına. Barlas'ın gözleri arada bir Aden'in sol koluna kayıyordu. Arabaya bindiğinden beri sol kolunu fazla hareket ettiremiyor ettirdiği zaman belli etmemeye çalışsa da acı ile yüzü geriliyordu.

 

Aden ne dese boştu Barlas'a vaz geçmek bilmiyordu bir türlü. Gözlerine akın eden yaşlar ile. " Barlas. " Dedi acı çektiği belli olan sesi ile. " Yalvarırım sana vazgeç bu evlilikten. Ben yapamam seninle olmaz bizden . Bizim hayatımız çok farklı ben senin hayatına ayak uyduramam alışamam .Üstelik seni sevmiyorum bile seni istemeyen sevmeyen bir kadın ile evlenmek için neden bu kadar diretiyorsun? Eğer vaz geçmez isen ikimizide mutsuz edeceksin." Gözünden akan yaşlara bir türlü engel olamıyordu genç kadın.

 

Aden'in gözünden akan her damla Barlas'ın yüreğindeki yaraya damlıyor yakıp kavuruyor du. Elini kaldırıp Aden'in yüzüne doğru yaklaştırmıştı ki Aden kendini geriye çekti genç adamın dokunmasını istemedi. Aden , Barlas'tan kendini geriye çekerken kolunu aniden hareket ettirdiği için canı yandı ama belli etmemeye çalıştı.Barlas anlayış gösterdi genç kadına bir daha elini uzatmadı ama gözü hâlâ Aden'in sol koluna kayıyordu konuşurken hareket ettirdikçe canı acıyordu buda çok belli oluyordu genç kadının yüzünde.

 

"Koluna ne oldu senin ?" Dedi bir anda çattığı kaşları ile .

 

Aden bir anda Barlas'ın sözleri ile affalladı. Kolunun acısını hissetmemek için elinden geldiğince kolunu kımıldatmıyor du genç adamın da fark etmesini istemiyordu canının yandığını ve Barlas bunu nasıl fark etmişti.

 

" Yok birşey." Dedi korku ile şimdi kolundaki morluklar meydana çıkar ise burda Barlas'ı evde de abilerini durdurmaya gücü yetmezdi. Barlas görür ise evi basar Behram beyin boğazına yapışırdı bu şekilde olunca abileride öğrenirdi Aden bu ihtimali düşünmek bile istemedi.

 

Barlas az önce geri çekilen kadının nazikçe sol kolunu kavrayıp tekrar kendine doğru çekti. Aden acı ile yüzünü buruşturdu istemsizce.

 

"Barlas dokunma lütfen bırak." Diyerek hıçkırıklara boğuldu hem kolundaki morluk tan dolayı canı acıyor hemde Barlas'ın görmesinden korkuyordu.

 

Barlas parmaklarının arasındaki kolunu acıtmamaya çalışarak üzerindeki ceketin kolunu yukarıya doğru çekiştirmeye çalıştı ama Aden sürekli kolunu çekiştirdiği için bir türlü göremedi.

 

Genç kadının acı ile yüzünü buruşturması Barlas'ın gözünden kaçmadı arabaya bindiğinden beri bunu fark etmişti şimdi ise genç adam Aden'in canı yanmayacak kadar gevşek tutulmasına rağmen Aden acı çekiyordu. Şoför koltuğunu biraz geriye doğru itip kendinden uzaklaşmak isteyen kadının bir kolunu beline dolayarak kendine doğru çekti bir anda iki bacağı sağa sola gelecek şekilde kucağına oturtup kolları ile bedenini sardı.

 

" Barlas bırak lütfen nolur bırak ." Diye Barlas'ın kollarından kurtulmaya çalışmak için çırpınmaya çalışıyordu. Evet çırpınmaya çalışıyordu çünkü yaşadıklarından dolayı vücudu güçten düşmüştü. Bedeni bitap durumda bir kuş tüyü kadar güçsüz bir haldeydi . En ufak rüzgarda savrulup uçacak gibiydi.

 

Genç kadının bedenini saran kolları dahada sıkı sardı hareket kabiliyetini kısıtlayıp çattığı kaşları ile .

" Koluna ne oldu görmedim sanma arabaya bindiğinden beri acı ile kıvranıp duruyorsun. Kolunu sert tutmama rağmen canın acıdı. " Diye sordu .

 

Aden bedenini saran güçlü kollar ile yerinden kımıldayamadı. " Sana ne be adam sana ne." Diye genç adamın yüzüne bakarak Barlas'ın yüzüne doğru bağırdı. Yaşadıklarını artık kaldıramıyordu ve herşey git gide dahada kötüye gidiyordu. Bir olay bitmeden diğeri başlıyor genç kadını daha çok tüketiyordu. Psikolojikmen bir çöküşe sürüklüyordu. Gücü tükenmişti ve artık Barlas'ın güçlü kolları arasında çırpınmayı bırakmıştı.

 

Barlas çırpınmayı kesen kadının yüzünü avuçları arasına alarak göz yaşlarını incitmeye korkarcasına sildi . Oysa Barlas değilmiy di en çok incinmesine sebep olan ? " Ne demek banane ." Dedi yumuşak bir ses tonu ile az önceki sert ses tonundan eser kalmamıştı. " Nasıl oldu bende anlamadım ama şu kısacık zamanda sen benim herşeyim oldun . Gecem ,gündüzüm , aldığım nefes,uyanmam için bir sebep oldun hayatımda . Beni ne kadar sevmediğini söylersen söyle bu evlilik konusu açılana kadar sende bana karşı boş değildin benimki kadar yoğun olmasada duyguların vardı seninde bana karşı birşeyler hissediyordun bunu göremeyecek kadar kör değildim. Şu anda benden nefret ediyorsun farkındayım haklısın da ama senin hayatın da olan herşey beni de ilgilendirir . Hadi güzelim zorlama beni koluna ne oldu göster bana. " Dedi . Aden'in daha önce kendine olan duygusunu hissetmişti taki bu evlilik konusu açılana kadar. Evet Aden'in içinde Barlas'a karşı adlandıramadığı birşey vardı ama büyük birşey değildi. Bu evlilik konusu açıldıktan sonra Aden'in içinde Barlas'a karşı bir toz tanesi dahi kalmamıştı.

 

Genç kadının biraz önceki hırçın hallerinden eser kalmamıştı Aden'in psikolojisi berbat bir haldeydi ve amcasının vücudunda bıraktığı izlerin acısını yaşarken Barlas'a sığınmıştı üstelik onun yüzünden olduğu halde. "Birşey yok üzerine uyumuşum. Günlerdir uyku ile pek aram yok bugün yorgun düşüp uyumuşum uyandığımda kolumda ağrı vardır üzerine yattığım için ." Dedi gözlerini Barlas'ın göğsüne sabitleyerek.

 

Barlas , genç kadının bir anda sakinleş mesi tuhafına gitse de es geçti Aden'in de dediği gibi ağır şeyler yaşıyordu ve yaşadıklarından dolayı psikolojisine yordu bu halini . Sağ elini genç kadının çenesine yerleştirerek hafifçe başını kaldırıp yüzüne bakmasını sağladı. " Amcan mı bir şey yaptı? " Bastırmaya çalıştığı öfkesi gözlerinden belli oluyordu. Ne Ferman'ın nede Aras'ın böyle birşey yapmayacağını biliyordu. Geriye tek ihtimal Beharam bey di onun ne kadar dengesiz bir adam olduğunu da biliyordu genç adam.

 

" Kimse birşey yapmadı dediğim gibi üzerine uyumuşum." Dedi Barlas'ı ikna edebilmek adına masum bir çocuk gibi genç adamın gözlerine baktı.

 

Barlas, Aden'in gözlerinden yalan söylediğini anladı ama ses etmedi elbet ne olduğunu öğrenecekti . "Doğruyu söylüyor san problem yok ." Ama yalan söylüyor isen ben bulurum demeye getirmişti sözlerini.

 

Aden gözlerini kaçırarak " Doğruyu söylüyorum ." Dedi

 

Genç adam , Aden'in üzerine daha fazla gitmek istemedi . Günlerdir özlemi ile kavrulduğu bir çift koyu kahve harelerde ve yüzünde gezindirdi bakışlarını. Aden bulundukları pozisyonda oldukça rahatsızdı ve sürekli rahatsızca kıpırdamıyor du Barlas ta bunun farkındaydı. Aden'in daha fazla rahatsız olmasını istemedi. Eğilip genç kadının alnına dudaklarını bastırıp geri çekilerek kollarını son kez sımsıkı sıkı genç kızın bedenine dolayıp göğsüne doğru çekti. "Beni sevmen için ve seni mutlu etmek için herşeyi yapacağım sadece bize bir şans ver" diyerek bu defa dudaklarını genç kadının saçlarına bastırdı.

 

Aden kendini güçlü kollarının arasına alıp başını göğsüne yatıran adamın sözlerine karşılık. " Seni hiç bir zaman sevmeyeceğim ve şans vermeyeceğim." Dedi Barlas'ın yüreğindeki sevdayı ezerek. " Ferman abim öğrenmiş o gece sende kaldığımı senin yüzünden başıma gelmeyen kalmadı senden nefret ediyorum." Dedi hiç acımadan.

 

Barlas göğsüne başını yatırdığı kadından kollarını hafif gevşeterek geriye çekilip kan çanağına dönmüş gözlerine baktı. " Kim söylemiş? Birşey yaptımı sana ?" Ferman'ın Aden'in saçının teline dokunmayacağını bildiği halde bu soruyu dile getirdi. Barlas ta bir abiydi ve kardeşi böyle birşey yapsa tepkisi büyük olur öfkesi kontrolünü kaybeder di.

 

" Benim abim canimi bana birşey yapsın ? " Dedi hâlâ kucağında oturduğu adamın gözlerine bakıyordu. " Bağırıp çağırdı öfkeden deliye döndü haklı olarak . Abim ile aramıza çığ gibi düştün abimi hayal kırıklığına uğrattım , güvenini sarstım ." Diye Ferman'ın o anki öfkesi geldi biran gözleri önüne. Aden bile anlamamıştı Ferman'ın öfkesinden nasıl sağ çıktığını.

 

Barlas kucağında oturup gözlerinin içine titreyen gözleri ile bakan kadının yüzüne avucunun arasına alıp okşayarak saçlarına doğru tırmandı eli . Genç kadının dağılan saçlarını iki parmağının arasına alarak kulağının arkasına sıkıştırdı.

 

" Ferman senin hata yapmayacağını biliyor herşey yoluna girecek sen şu inadını bir kenara bırakıp bana teslim olursan ." Dedi yüzleri arasında mesafe olan kadının hasret kaldığı güzel yüzünü talan eden bakışları ile.

 

Aden gözlerini yumdu sabır dilercesine serbir soluk verdi.

" Barlas ben sana teslim olmayacağım bırak artık lütfen senin ile daha fazla savaşacak takatim yok . " Dedi Barlas'ın göğsüne bastırarak kendini geriye doğru itip yakın olan yüzlerinin arasına mesafe kattı.

 

Barlas ,Aden'in isteği üzerine bedenine sardığı sol kolunu gevşeterek genç kadının yan koltuğa geçmesine müsade etti.

 

Aden şoför koltuğunun yan tarafında ki koltuğa geçtikten sonra Barlas'a çevirdi başını.

"Kolumu kaldıramayacak kadar kendimi yorgun ve kötü hissediyorum bu halim ondandı bunun altından birşey arama ve birdaha aynı şey olmayacak . Bir daha ben müsade etmeden bana dokunma yani hiç bir zaman. " Dedi az önceki sakin halinde sıyrılıp oldukça kararlı ve sert bir ses tonuna bürünerek. " Seninle evlensem dahi hiç bir zaman biz diyede birşey olmayacak bunu bil. " Daha fazla konuşmak istemediği için yüzünü cama çevirdi.

 

Barlas bir kaç dakika daha yüzüne bakmayan kadını izledi içinde hırçın dalgalar gibi olan özlemini gidermeye çalıştı. Kolundaki saate bakınca oldukça geç olduğunu görüp arabayı çalıştırıp Aden'i eve bırakmak için yola koyuldu. Şimdiden bir birbirlerini tüketmeye başlamışlardı. Evlendikten sonra aynı evin içinde aynı odayı paylaşmaya başladıklarında ne olacaktı? Aden , dinmek bilmeyen öfkesi ve nefreti ile Barlas'ın yüreğindeki sevdasını yakacaktı. Barlas ise elini uzatsa dokuna bileceği kadına hiçbir zaman dokunamayak ve sevdiği kadına acı çektirdiği için tufan olup esecekti. Onlar aynı ortamda bir araya geldiklerinde dahi anlaşamıyor didişip kavga ediyorlardı koca bir ömrü nasıl geçirecekler di .

 

Ya ummadık ları bir anda hayat onlara mutluluk getirecek çok mutlu olacaklardı yada herşey daha da kötü olup bir birlerini tüketeceklerdi . Şu anki durum göz önünde bulundurulur ise eğer ikinci ihtimal daha kuvvetliydi.

 

Barlas yaktığı sigaranın zehrini ciğerlerine soluyordu. Sigaranın zehri Aden'in ağır sözlerinin yanında şifa gibiydi. İki gencin kafasında dönüp duran bir çok soru vardı. Bundan sonra ne olacak ? Sorusu vardı en başta ikilinin zihnini meşgul eden. Aden bundan sonra nasıl bir hayatı olacağını,daha neler ile karşı karşıya geleceğini düşünürken Barlas bundan sonra Aden ile nasıl olacağını düşünüyordu. Sevdiği kadını incitmeden kırmadan nasıl dura bileceğini düşünüyor du. Oysa şu anda ikilinin düşünmesi gereken başka birşey vardı . Şuanda herşey normal gibi görünse de dakikalar sonra kıyamet kopacak tı ikiside bunu bilmiyordu. Herşey den habersiz kıyamete doğru ilerliyorlardı.

 

Arabanın içinde ölüm sessizliği vardı ne Aden nede Barlas'ın ağzından tek kelime çıkmıyordu. Aden yüzünü birkez olsun Barlas'a dönmemiş Barlas ise sık sık gözlerini Aden'e degirmekten vaz geçmemişti.

 

Dakikalar sonra araba Aden'in evinin sokağının başına gelmişti.

 

" Burda dur ." Dedi Aden buz gibi bir ses tonu ile.

 

" Tamam ." Dedi Barlas genç kadını dahada zor durumda bırakmamak adına. " Eve girene kadar burdayım. Odana çıktıktan sonra beni ara öyle giderim ." Dedi yine emir vaki sözleri ile .

 

Aden hiç birşey demeden inmek için elini arabanın kapı koluna atmıştı ki gördüğü suretle eli kapı kolunda asılı kaldı. Cehennemin gazabını aratmayacak karanlıkta bile öfke ile parlayan bir çift gözü kendilerine bakarken gördüğünde sertçe yutkundu. İşte şimdi kıyamet kopacak tı ve yine o kıyametin ortasında kalan Aden olacaktı. Barlas, Aden'in bir anda korku ile duraksadığını görünce gözlerini kilitlediği yere doğru çevirdi bakışlarını. Gördüğü kişi ile. " Sikerim böyle işi." Diyerek öfke ile bir küfür savurdu.

 

Aden genç adamın savurduğu küfür ile bakışlarını Barlas'a çevirdi. " Barlas " dedi sesi titreyerek . " Ferman beni öldürecek ." Dedi bedenini saran korku ile .

 

Ferman evin kapısının önünde adeta cehennem zebanisi gibi dikilmiş arabanın içindeki ikiliyi cehennemi ile yakacaktı. Öfke ile burnundan soluyordu arabanın içindeki Aden ve Barlas'ı yakmaya hazır gibiydi adeta ateş saçan bakışları ile birlikte.

_______________________________________

Bölüm sonu ...

 

Yıldızları kaydırmayı unutmayalım satır arası yorumlarınızı ve bölüm ile ilgili düşüncelerinizi bekliyorum. Yazım yanlışlarım varsa şimdiden kusuruma bakmayın.

 

Birde şöyle bir konuya değinmek istiyorum biliyorsunuz sık sık bölüm atamıyorum bu yüzden bölümleri uzun yazıyorum. Bundan sonra bölümleri daha kısa tutup daha sık atmaya çalışacağım.

 

 

 

 

Bölüm : 09.09.2025 16:38 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...