24. Bölüm

22. - BÖLÜM - NİŞAN

Fatma Uygun
fatma_uygun

 

Merhabalar yeni bölüm ile geldim.

 

 

 

Beğeni atıp takip etmeyi unutmayın . Yorumlarda buluşmak üzere.

 

 

 

İyi okumalar 😘

Bölüm şarkısı: Mem Ararat Rindê

_________________________________

 

Bir insan üç duyguyu aynı anda barındırır mıydı zihninde? Aşk , arzu ve kıskançlık. Barlas bu duygunun üçünü de aynı anda barındırıyordu zihninde. Kabinin duvarı ve iri cüssesi arasında hapsettiği kadın güzelliği ve inadı ile aklı ile oynuyordu resmen. Arsızca genç kadının bacağında dolanan eli arzusunu harlıyor içindeki aşkı depreşiyor bedeni ile duvar arasında hapsettiği küçük kadının bedeninin korku ve heyecan ile yaprak gibi titremesi Barlas'ın hoşuna gidiyor Aden'in o dolgun dudaklarına gömülüp genç kadını soluksuz bırakmak ister iken Barlas sevdiği kadının dudakların da soluklanma arzusu ile yanıp tutuşuyordu.

 

Diğer yanda ise Aden'in güzel olduğu yetmezmiş gibi üzerindeki elbise daha çok dikkat çekip güzelliğini meydana koyması genç Ağa'nın bir türlü baş edemediği kıskançlık duygusu içten içe harlanıyor buda öfkesini tetikliyor du.

 

"Ben bu elbiseyi" her kelimesinde dudakları Aden'in dudaklarına değiyor bacağına yerleştirdiği eli genç kadının çıplak bacağında arsızca geziniyordu. "Sana giydirmem . " Son sözlerini bastıra bastıra söylemişti. Aden ise bacağında küçük harakler halinde arsızca dolanan elin varlığı ile ürpermişti. Kalbi yerinden çıkacakmış gibi dövünüp duruyordu göğüs kafesinin altında.İlk defa bir erkek ile bu kadar yakın olmuş ilk defa bir erkeğin bu denli dokunuşuna maruz kalmıştı. Bu duygu genç kadına oldukça yabancıydı. Bir yandan vücudunun arsızca tepki vermesinden korkuyor diğer yandan ise Barlas'ın kendisini öpmesin den korkuyordu.

 

Bedeni adeta yaprak gibi titriyor kalbi yerinden çıkacakmış gibi dövünüyordu genç kadının. Çünkü Barlas geçen her saniye bedenini genç kadının bedenine biraz daha bastırıp soluğunu kesiyordu. Aden bir yandan korkuyor bir yandanda Barlas'ın temasının etkisi altına girdiği için utanç duygusu ile bedenin deki tüm kan akışı yüzüne nakledilmiş gibi renkten renge giriyordu.

 

Aden , Barlas'ın yüzünü daha iyi göre bilmek adına başını geriye atmış üzerindeki elbisenin göğüs dekoltesini alev alev yanan adamın gözüne daha çok sokmuş buda yetmezmiş gibi alt dudağını dişlerinin arasına alıp ezerek gür kirpiklerinin altından arzu ve kıskançlık ile alev alev yanan Barlas'ın gözlerine dikmiş gözlerini, titreyen bedenini ayakta tuta bilmek adına Barlas'ın göğsüne ve duvar ile kendi arasında hapseden koluna sıkıca tutunarak güç alıyor du.

 

Genç kadın dişlerinin arasında ezdiği alt dudağını serbest bırakıp titrek bir nefes verdi. " Ama giymek istiyorum." Dedi . Sesi okadar masumdu ki Barlas'ı daha çok etkisi altına alıyor du.

 

Barlas yüzünü genç kadının yüzü arasındaki mesafeyi kapatıp dudaklarını Aden'in dudaklarına temas ettirip sürterek arzu ile yanan gözlerini yumup genç kadının bacağında arsızca dolanan elini hafif hafif sıkarak elini bacağının üst baldırına doğru çıkardı kışkırtıcı bir şekilde. Dudaklarını hâlâ genç kadının dudaklarına temas ediyor öpmüyor ama adeta dudakları ile genç kadının dudaklarını okşuyordu. Bir kadına temas etmeden bir erkeği etkileye biliyorsa ise işte bu çok tehlikeliydi. Barlas'ın eli genç kadının bacağında arsızca dolanmadan önce arzusu alev almış bedenini cayır cayır yakmaya başlamıştı. " Bu elbiseyi giyemezsin buna izin vermem ." Bu kadın onun helaliydi ve bunu yapmaktan çekinmiyor du. Barlas'ın hafif hafif bacağını sıkarak üst baldırına doğru elinin yol alması genç kadının belinin yay gibi gerilerek göğsünün Barlas'ın göğsüne doğru yükselmesi bir oldu. İstemsizce gözlerini kapatarak hareketsiz bir şekilde öylece durdu Aden.

 

Barlas'ın dokunuşlarından kaçamıyor dışarıdakilerden dolayı sesini çıkaramıyor du. Dar kabinin için de duvar ile Barlas'ın iri bedeninin arasında sıkışıp kalmıştı genç kadın.Bir yandan Barlas'ın kendisinden uzaklaşmasını ister iken bir yandan da burnuna dolan genç adamın tenine yakışan odunsu kokusu ve teninde arsızca dolanan elinin sıcaklığının etkisi altında kalmıştı .

 

Aden'in yaptığı hareket ile dudaklarını sürtüğü dudakların üzerinde hareketsiz bir şekilde durarak dudağının kenarı kıvrıldı Barlas'ın. Aden dokunuşlarından etkileniyodu ve bu oldukça hoşuna gitmişti. Tiksinmiyordu Barlas'tan , genç kadın ne kadar zoraki bir evliliğe sürüklensede bunu bilmek Barlas'ın içini rahatlamıştı. Aden'in kendisinden nefret ettiğini bilmek canını acıtıyor du eğer kendisinden tiksinseydi işte Barlas bunu kaldıramazdı. Ama öyle birşey ile karşı karşıya kalmaması mutlu etmişti genç adamı sevdiği kadın tiksinmiyor aksine dokunuşlarının etkisi altına giriyordu.Aden'in bu hareketi ne kadar hoşuna gitse de biraz sonra hiç hoşuna gitmeyecek aksine öfkesini harlayacak şey ile karşı karşıya kalacaktı.

 

Barlas arsızca elini biraz daha yukarıya doğru genç kadının baldırının iç kısmına kaydırınca bir anda durdu. Elinin altındaki bacağın üstüne doğru tırmandıkça elbisenin yırtmacının daha derin olduğunu fark ederek biraz daha yukarıya doğru kaydırarak bir anda yumduğu gözlerini aralayarak yüzünü milim farkı ile geriye çekip gözleri kapalı olan kadının yüzüne bakarak. " Sikeyim ! " Dedi öfke ile dişlerinin arasından tıslayarak.

 

Aden , duyduğu küfür ile ne ara kapattığını bilmediği gözlerini hızlı bir şekilde açtı öfke ile harmanlanmış bakışlar ile karşı karşıya gelmişti. Ne olmuştu bu adama az önce arzu ile yanan gözleri şimdi öfke ile yanıp tutuşuyor du.

 

Aden ne olduğunu anlamak için gözlerini Barlas'ın gözlerine dikmiş bakıyordu.

 

Kıskançlık duygusu Barlas'ın damarlarında sinsice geziniyor du. Kıskançlıktan yüz hatları dahada sertleşmiş çenesi seğiriyordu öfke ile . Onun kadının tenini kimsenin izlemesini istemiyordu . " Bu elbiseyi giymeyeceksin Aden ! " Dedi kısık ama sert bir ses tonu ile .

 

Aden çenesini dikleştirerek tepeden kendine öfke ile bakan adamdan bir saniye bile gözlerini ayırmadan . " İstediğin oluyor evleneceğiz dedin istemediğim halde tehditlerin ile boyun eğdirdin ses etmedim , bu sabah dini nikah kıyılacak dedin istemediğim halde yine sesimi çıkarmadım nikah kıyıldı. Ama bu gece ne giyeceğime ben karar vereceğim ve sende sesini çıkarmayacaksın ." Dedi Barlas ağaya baş kaldırarak. Saniyeler önce Barlas'ın dokunuşlarının büyüsü altında kalmamış gibi baş kaldırıyordu.

 

Barlas , Aden'in sözleri üzerine aralarındaki mesafeyi açıp genç kadını baştan aşağı tekrardan süzmeye başladı. Derin yırtmaçlı ve elbisenin askıları omuzlarından kayık yaka gibi düşük derin göğüs dekolteli gök mavisi elbise beyaz tenine oldukça yakışıyor du. Elbisenin kumaşı kabinin ışığı altında parlıyor , Barlas'ın bakışları ise gölgelendiriyordu.

 

"Ulan elbisenin her yerinde dekolte var ve ben dekolte sevmem . Yırtmacı nereye kadar açık her adım attığında bacağın boydan boya göz önünde." Göğüs dekoltesini çatık kaşları ile işaret ederek . "Göğüs kısmını söylememe hiç gerek yok eğilsen aşağıya kayar elbisenin önü. Benim karımın teninin her detayını kimse göremez giyemezsin her tarafından frikik veren bu kumaş parçasını! " Dedi vakur bir ses tonu ile . Henüz elbisenin sırt dekoltesinden bir haberdi onu gördükten sonra kıskançlığı arşa çıkacaktı kaçınılmaz bir şekilde.

 

Aden'in duyduğu sözler ile yüzünde alay vari bir gülümseme belirdi. " Ne o Barlas ağa sende Elzem hanım gibi Karahları eşe dosta karşı mahçup duruma düşüreceğimimi düşünüyorsun . " Dedi Elzem hanımın kuyumcuda farklı bir üslupla sarfettiği sözlere değinerek.

 

" Kimsenin haddine değil benim karım hakkında konuşmak. Sen beni mahçup edemezsin Aden aksine masumluğun ve kalbinin temizliği ile benim karanlığıma ışık olup yüceltir sin . " Aden bu güne kadar gördüğü en temiz, en masum kadındı. Bu hikayenin tek günahsızıydı. Evliliğe zorlanmasına rağmen kimseyi ne kırıyor ne incitiyordu aksine insanları kırmaktan kaçınıyor Barlas'a rağmen ailesine saygı duyuyordu. Barlas her geçen gün Aden'i sevmekte ve istemekte ne kadar doğru bir karar verdiğini birkez daha anlıyordu.

 

"Halamın saçma sapan sözleri umrumda değil seninde olmasın ." Elzem hanımın pervasızca savurduğu sözlerin Aden'in canını sıktığının farkındaydı. Hele bu geceyi bi atlatsınlar Mardin'e gider gitmez Elzem hanıma haddini bildirecekti Barlas. Tekrardan konularına dönerek ." Ben benim olanı herkesin izlemesine izin vermem !" Dedi sesindeki öfke kendini belli ediyordu.

 

 

Aden , Barlas'ın son sözlerinden sonra bıkkınlık ile derin bir nefes çekti. " Ben senin değilim! Olmayacağım da herşey sadece kağıt üzerinde olacak ve sen az önce yaptığın gibi birdaha bana yaklaşma! " Ne kadar Barlas'ın dokunuşlarının etkisi ne girsede sözlerinde oldukça kararlıydı. İstemsizce bedeni tepki vermişti ve bu Aden'in elinde olan birşey değildi. "Bizimkiler dışarıda diye ses etmedim başka bir sebep arama sessizliğimin altında ." Diyerek kabinden çıkmak için hafif eğilerek elbisesinin açıkta bıraktığı bacağını kapatmak için elbisenin eteğini düzeltmeye başladı . Barlas ile bu küçük kabinde daha fazla durup arsızca dokunuşlarını ve kıskançlığını çekemezdi.Bu esnada sırtındaki dekolteyi kapatan uzun kahve saçları öne doğru dökülerek sırtının açıkta olan kısmı Barlas'ın gözleri önüne serildi . Genç kadının hafif öne doğru eğilmesi ile genç adamın gözleri elbisenin açıkta bıraktığı sırtına ilişti . Bakışları genç kadının sırtını arsızca ve öfke ile talan ederken gözüne çarpan sarımsı ve yeşilimsi lekeler ilişti. Genç kadının sırtında gördüğü şeyden emin olmak adına hafif kısdığı gözleri ile daha dikkatli baktı.Barlas gördüğü manzara ile kaşları daha ne kadar çatıla bilirse o kadar çattı. Gördüğü manzara ile öfkesi tüm vücuduna nüksetti adeta dişlerini kıracak mışcasına sıktı öfke ile alnındaki ve boynundaki damar belirdi .

 

Gördüğü izler bir yandan öfkesini arşa çıkarır iken değer yandan nefesini kesiyordu. Birilerinin sevdiği kadının canını yaktığından dolayı. O sevdiği kadına dokunmaya kıyamaz iken onun kadının teninde acımasızca izler bırakmışlardı. Barlas, Aden'i ne kadar tehdit etsede onun iyiliği için yapmıştı. Aden'in gözünde kötü olmaya bile razı gelmişti sırf Aden'i deli gibi sevdiği için. Eğer Behram bey o masaya savaş ile pazarlığa oturmasa şuanda şartlar bambaşka ola bilirdi ve Barlas,sevdiği kadına karşı bambaşka olurdu.

 

Aden elbisenin eteğini düzelttik ten sonra rahat yürüye bilmek adına elbisenin eteğinin iki tarafından hafifçe tutup avucu arasında toplayarak doğruldu. Barlas'ın öfke ile harmanlanmış bakışları ve kızgın boğa gibi burnundan soluması ile karşı karşıya geldi. Genç kadın sırtındaki morlukları tamamen unutmuştu. Barlas'ın burnundan solumasını umursamadı az önceki konuşmadan dolayı sinirlendiğini düşündü.

 

Bugün genç kadının sırtındaki izleri diğerlerinin fark etmemesi büyük bir şanstı. Genç kadının uzun saçları sırtındaki izleri kamufle etmişti. Ve bu Aden için büyük bir şanstı. Eğer diğerleri görse hiç bir açıklama yapamayacaktı. Karahanlar dan tut abilerinin kulağına dahi gidecekti. Ve herşey freni patlamış kamyon gibi yokuş aşağı yuvarlanacak içinden çıkılmaz bir hal alacaktı.

 

Barlas , genç kadının sırtındaki hafif sararmış ve yeşilimsi morlukları çoktan fark etmişti. Gördüğü manzara ile adeta kan beynine sıçradı genç adamın. Morlukların bazıları hâlâ koyu bazıları ise sararmış ve yeşilimsi lekeler halindeydi dikkatli baktığında görünüyordu. İzler yeni değildi ve eski izler olduğu renginden belli ediyordu kendini . Barlas gördüğü manzara ile yüzü öfke ile gerildi yüzündeki ifade karardı adeta .Aden , Barlas'ın öfke ile burnundan solumasını umursamadan kabinden çıkmak için hamle yaptı ama yaptığı hamle Barlas'ın sol kolunu tutması ile son buldu. Aden hâlâ , Barlas'ın sırtındaki morlukları gördüğünün farkında bile değildi.

 

Kabinden çıkmasına engel olan Barlas'a çevirdi bakışlarını. Bugün yeterince sinirleri gerilmişti ve Barlas'ın kolunu tutması ile her an patlaya bilirdi . Çattığı kaşları ve öfke ile kendisine bakan adama baktı . Tam Barlas'a öfkesini kusacak iken genç adamın parmakları arasındaki kolundan canı acımayacak kadar nazik bir şekilde yanına doğru çekildi.

 

" Barlas bırakır mısın lütfen ? "

 

Barlas, Aden'in söylediği söze sağır olmuş gibiydi . Aden ,genç adamın hızlı bir şekilde yaptığı harekete tepki bile gösteremedi hâlâ sırtındaki izleri aklının ucuna dahi gelmedi.

 

Barlas'ın bedenini öfke adeta ele geçirmişti. Vücudundaki kan adeta tersine akıyordu.

"Aden !" Dedi öfke ve gerilen yüzü ile . "Kim yaptı bunu ? " Sesi adeta ölümü çağrıştırıyor gibi ürkütücüydü ve bir o kadar da katıydı.

 

Aden hâlâ ne olduğunu anlamadı. Anlamadığını belli eden bakışları öfkeden alnında damarı patlayacakmış gibi görünen adamın yüzünü talan ediyordu neyden bahsettiğini anlamak için. "Neyi kim yaptı? Neyden bahsediyorsun? " Diyerek hâlâ bakışları Barlas'ın öfke ile kararan gözlerindeydi.

 

Barlas , genç kadının sözleri üzerine elini genç kadının sırtını kapatan saçlarına götürüp tek bir telini incitmeye korkarcasına nazik bir şekilde sağ omzuna doğru itip elbisenin dekoltesinin açıkta bıraktığı tenini göz önüne koydu. "Sırtındaki izler ne ? Kim yaptı bunu sana ?" Aden'i hafifçe kendine doğru biraz daha çekerek gözleri genç kadının açıkta kalan sırtına ilişti tekrar . Daha yakından gördüğü izler ile öfke ile göğsü hızla inip kalkıyordu. Genç kadının tenindeki sararmış ve yeşilimsi lekeler halindeki morlukların her birine değindi bakışları . Öfkesi biraz daha artıyor dişlerini kırılırcasına sıkıyordu. Öfkesini kontrol altında tutmaya çalıştıkça genç kadının sırtındaki izler zorluyordu genç adamı . Aden'in sırtındaki izlerin her birine gezindikçe bakışları nefesi soluk borusunda tıkanıyor içi gide gide izliyordu.

 

Aden , Barlas'ın bahsettiği şey ile panikledi. Nasıl unutmuştu sırtındaki izleri. Heleki üzerindeki elbise ile herkes göre bilirdi. Aden'in bedenine sinsice korku süzülüp ele geçirildi. Barlas o morlukları görmemesi gerekti herkesin selameti için. Ve şuanda Barlas'ın bakışları, Aden'in sırtındaki her bir morluk ta geziniyor genç kadının tenini talan ediyordu adeta.

 

Aden , hızlı bir şekilde kendini toparlayıp, Barlas'ın omuzlarına ittiği saçlarını boşta kalan sağ eli ile geriye doğru atıp tekrardan izleri kapatı . "Yok birşey . Kimse birşey yapmadı ." Diyerek Barlas'ın mengene gibi tuttuğu sol kolunu kurtarmak adına geri çekti. Barlas'ın kolunu tuttuğu eli bir kuş tüyü kadar hafif ve incitmeye korkarcasınaydı. Yinede Aden kolunu kurtaramamıştı.

 

Barlas, genç kadının kolunu kurtarmaya çalışma çabasını hiçe sayarak genç kadının kolunu bırakmadı. " Ne demek yok birşey ." Dedi sesi kısık ama bir o kadarda sertti. "Antep'e geldiğim gece de birşey vardı sende kolunu saklayıp durdun . Benim evin bahçesinde bayıldığın gece hastanede de gördüm kolundaki morluğu. " O iki gece Aden'in hareketlerinden şüphe duymuştu ozaman sessizliğini korumuştu Aden'in sağlık probleminden dolayı ve şimdi gördüğü manzara ile tüm duyduğu şüpheler de haklı olduğunu gördü. Ve artık sessizliğini korumayacaktı.

 

Barlas aklına gelen o gece ile parmakları arasındaki genç kadının sol elinin bileğine baktı. Antep'te buluştukları gece Barlas, Aden'in sol kolunun ağrıdığını farkettiğinde ne kadar bakmak için çabalasada Aden sol kolunu saklamış göstermemekte ısrar etmişti. Şimdi ise Barlas parmakları arasındaki genç kadının beyaz teninde gezindirdi bakışlarını. Ordada gördüğü manzaranın sırtından pek bir farkı yoktu. Aden'in sol el bileğinin dört parmak üstünde morluklar rengi kaybolmaya yüz tutmuş artık dikkatli baktığın zaman görünecek kadar sararmıştı ve bu Barlas'ın gözünden kaçmadı.

 

Parmakları arasındaki narin teni bırakmadı ama incitmeye korkacak kadar daha narin bir şekilde tuttu içinden kendine binlerce küfür savurarak. Eğer o gece fark ettiğinde görmek için ettiği ısrarda geri adım atmış olmasa bunu yapan çoktan bedelini ödemiş olacaktı. Ve Aden'i Eroğlu konağında o geceden sonra bırakmaz direk Mardin'e getirip düğünü çoktan yapmış olacaktı.

 

Aden'in sol el bileğindeki bakışlarını genç kadına çevirdi.

 

Barlas kararan bakışlarını ile kendisinden gözlerini kaçırmaya çalışan kadına kilitledi bakışlarını. Bir cevap bekledi Aden'in vereceği en ufak bilgi bugün taşların yer değiştirmesine sebep olacaktı.

 

Aden hâlâ kolunu kurtarmaya çalışarak Barlas'tan bakışlarını kaçırıyordu. "Birşey olmadı. Olsada seni ilgilendirmez! " Dedi duruşunu dikleştirme ye çalışarak. Bugün gardını indiremezdi. Barlas'ın gözlerinde gördüğü karanlık onu ne kadar korkutsada güçlü durmak zorundaydı yoksa Barlas'ı durdurmaya gücü yetmezdi.

 

Barlas , genç kadının tuttuğu kolunu yavaşça bırakarak geri çekildi . Öfke ile yumduğu gözleri ile ellerini saçlarının arasında sert bir şekilde dolandırarak yumduğu kör kuyunun karanlığından farkı olmayan gözlerini aralayarak genç kadına baktı. Bakışları o kadar ürkütücüydüki adeta genç kadının tenini yakıp geçiyordu." Ne demek beni ilgilendirmiyor? " Sıktığı dişlerinin arasından tıslayarak genç kadına doğru bir adım attı. " Sen benim karımsın." Diyerek dar kabinin içinde sert bir adım daha atarak genç kadını yine köşeye sıkıştırdı. " Benim karımın teninde sayısız morluklar var ve bu beni ilgilendirmiyor öylemi? " Diyerek elini kaldırıp genç kadını nazik bir şekilde çenesinden tutup kendisine bakmasını sağladı kararlı bir şekilde. Boşta kalan eli ise öfke ile sıkıyor parmak boğumları beyaz bir hal almıştı.

 

"Sen benim karımsın ulan , kimse sana el kaldırma cüretin de bulunamaz" derken acaba onu bunlara mecbur bırakanın kendi olduğunu bilse napar dı? Sesi oldukça öfkeli bakışları karanlık bir girdap, ölüm gibi genç kadını içine çekiyordu.

 

Aden, kendisini köşeye sıkıştıran adamın elinden kurtulmak istiyordu. Kendisi değilmiy di bu izlerin açılmasına sebep olan, şimdi neyin hesabını soruyordu? Aden yüzüne gerçekleri haykırmak istedi lakin yine boğazı düğümlen miş tüm gerçekleri yutmak zorunda kalmıştı. Yine kendi kendini yakmış sesini arşa duyurmuş ama karşısındakilere duyuramamıştı.. Yutkundu Aden, içinde biriken ama haykıramadığı herseyi ve bezginlik ile cevap verdi.

 

" Barlas lütfen bırak. " Didi sesinin titrememesine dikkat ederek genç adamın parmakları arasındaki çenesini kurtarmaya çalıştı.

 

Aden'in kaçma çabasına izin vermedi Barlas vermeyecektide. " Kim yaptı dedim sana ! " Dedi sesi kısık ama oldukça sertti tıpkı bakışlarının öfke ile hüküm sürdüğü gibi.

 

Aden köşeye sıkışmanın verdiği etki ile göz bebekleri titredi gözleri dolmaya başladı. Ama hala güçlü durmak adına biraz daha bedenini dikleştirip. "Barlas lütfen bırak ." Bedeni ne kadar güçlü durmaya çalışsa da sesi titremişti ve Barlas bunu fark etmişti.

 

Barlas , genç kadının çenesinde ki elini geri çekerek Aden'in arkasındaki duvara elini koyup alnını Aden'in alnına yasladı sakinleşmek adına. "Daha fazla sinirlendirme beni kim yaptı bunu sana? " Sesi oldukça kısık ama hala sertliğinden ödün vermiyor du . Öfkesini kontrol altında tutmak adına genç kadının eşsiz kokusunu çekti ciğerlerine. Onu sakinleştirmeye gücü yeten tek şey alnını, alnına dayadığı kadın dı.

 

Şuanda bunu Aden'e kim yaptıysa bulup nefesini kesme arzusu ile yanıp tutuşuyordu. Bedenini bedenine hapsettiği kadının kesik kesik alıp verdiği nefes dahi Barlas'ın canını acıtıyor öfkesini harlıyordu. İçindeki bu öfkeyi Aden'i korkutmamak adına bastırıyordu. Kıyamıyor du genç kadına ve kendisinde korkup daha fazla nefret etsin istemiyordu. Yoksa içindeki bulundukları mağazayı çoktan ateşe vermiş Aden'e bunu kim yaptıysa onu bulup yakmak için çoktan harekete geçmişti.

 

Barlas , biraz daha sakinleştikten sonra başını geri çekip sırtı kabinin duvarı ile bir olan kadını biraz kendine doğru çekti. Öfke ile titreyen elini tekrardan genç kadının saçlarına uzatıp omzuna doğru itti. Gözleri tekrar morlukara iliştiğinde elini genç kadının açıkta kalan çıplak tenine doğru uzattı. İlk defa Aden'e dokunmaktan korktu. Dokunuşu ile canı yanar diye . Aden haftaların verdiği yorgunluk ile çırpınmayı bırakmış öylece cansız bir varlık gibi duruyor du.

 

Barlas elini genç kadının sırtındaki izlere yaklaştırıp parmak uçları ile bir tüy kadar hafif bir şekilde dokundu . Eli her izin üzerinde gezinirken Barlas'ın içindeki kasvet ve öfke, tüm kabini kaplamıştı.

" Ulan nasıl kıydılar sana . " Dedi içi giderek sessizce fısıldadı.

 

Aden , Barlas'ın teninde gezdirdiği eli ile gözlerini kapadı, sessizce derin bir nefes aldı. O morlukların bedenine motif gibi işlendiği gün geldi aklına. O gün cehennem ateşinde yanmış gibi yanmıştı bedeni. Ama amcasının ettiği zulümden değil babasının öldüğü o geceyi on dört yıl sonra tekrar yaşadığı için.

 

Barlas'ın gözleri ve eli hâlâ genç kadının sırtındaki izlerde dolanarak. " Nasıl sessiz kaldın ? Görmesem bana söylemeyecektin değilmi ? Nasıl sessiz kaldın Aden ? " Diye acı cekercesine fısıldadı. Onun bakmaya kıyamadığı kadına nasıl kıymışlar dı. Bir an Aden'in bu izler olurken nasıl çaresizce çırpındığı akın etti zihnine.

 

Canı çok yanmış mıydı? Bu da sorumluydu tabi yanmıştı. Peki acı dolu çığlıklarını kimse duymamış mıydı? Onun kadını acı çekerken kimse yardım etmemiş miydi? Barlas gördüğü izler ve aklına üşüşen sorular ile bir alev topu gibi yanmaya başladı bedeni. " Nasıl söylemezsin o gece yanıma geldiğinde? Amcan olacak o şerefsizmi yaptı bunu sana? " Diye inat ile tekrar sordu. Aklına Aden'e zarar vere bilecek kimse gelmiyordu ne Ferman ne Aras yapmazdı bunu biliyordu geriye kalan tek kişi Behram beydi. Eğer o gece görmüş olsaydı şüphesiz Antep'i ateşe verir bunu yapanı o ateşte diri dir yakardı.

 

Barlas ona hükmetmek istiyor gibi görünse de, içindeki acıyı saklamıyordu. Aden’in ona olan direnişi kadar, Barlas’ın sevgisi de kaçınılmazdı. Ama bu, Aden'in , onun kabul edeceği anlamına gelmiyordu.

 

Aden sessizliğini bozup Barlas'ı geriye doğru itti göğsünden. Gözleri ne kadar yaşla dolsada inat ile az öncekine nispet daha güçlü bir duruş sergiledi. Aklından o gece gitmiyordu. Babasının öldürüldüğü yere saçlarından sürüklendiğin den bu yana her gece cehennem olmuş yakmıştı genç kadını. Barlas'ı geriye doğru göğsünden itmesi ile Barlas kendi isteği ile bir adım geriye çekildi.

 

Aden acı ile titreyen bakışlarını Barlas'ın kararan bakışlarını dikti. " O izlerin daha beterini bedenime değil ama ruhuma açtın sen . Şimdi için gidiyor muş gibi davranıp öfkene sığınma. Bana acıyormuş gibi davranma. " Dedi kendinden emin bir ses ile titreyen çenesini dikleştirdi. O gün amcasının yaptıkları hâlâ zihninde fink atıp duruyordu ve bu da Aden'in sözlerini ağır bir hâle getirmekten geri durmuyordu. "Sırf sen istediğin için özgürlüğümü elimden alıp senin ile evleneyim diye abilerim ile tehdit edip ayağıma pranga vurmadın mı? " Barlas'a son darbesini vurmak için bir adım Barlas'a yaklaşıp parmağını sol göğsüne bastırarak. " Şimdi senin bedenime bu izleri bırakandan ne farkın var Barlas? " Diyerek son darbeyi Barlas'a indirdi. Parmağının altındaki göğsün bir anda gerilmesi ile Barlas'ın canın yandığını doğru bir hamle yaptığının farkına vardı.

 

Aden'in söylediği sözler Barlas'ı yaraladı ama belli etmedi , gözleri karanlık bir fırtınaya döndü. " Ulan ben senin saçının teline kıyamaz iken sen beni sana zarar veren o piç ile bir tutuyorsun. Bunu sana amcan yaptı değilmi? Sana el kaldırma cüretin de bulunan amcandan başka kimse olamaz." Diye aklımdan geçen tek ismi dile döktü öfke ile .

 

Aden'in yüzünde acı dolu bir tebessüm belirdi. " Sen beni daha çok yaktın Barlas? " Dedi o gün amcasının yaptıkları zihninde fink atarak . " Ruhumdaki izlerde bedenindeki izlerde senin eserin ." Dedi gözünden bir damla yaş firar edip sol yanağından süzüldü.

 

Barlas duyduğu söz ile sarsıldı ve adeta bedeni buz tuttu sertçe yutkundu." Ruhundaki izler bana ait olabilir ama bedenindeki izler bana ait değil . Senin gözünden akan bir damla yaş beni çaresiz bırakıyor ulan ! " Dedi sesi sert olduğu kadar canı yanıyor gibiydi. " Ben senin gözünden akan yaşa kıyamazken benim karıma, sevdiğim kadına kıymışlar ulan !" Dedi öfke ile . Barlas'ın içindeki öfke Aden'e değildi ne kadar sesi sertte olsa onun öfkesi onun sevdiği kadının teninde ki izleri yapanaydı."Bunu yapanda bedelini ödeyecek " Dedi böyle birşeye sebep olduğu için içindeki öfke büyümüş adeta patlamaya hazır bir volkana dönüşmüştü. Yumruklarını sıktı, derin bir nefes aldı ama bu, içindeki alevi söndürmeye yetmedi.

 

Alıp verdiği soluk genç adamın göğsüne dar geliyor öfkesi arşa çıkmıştı. Sevdiği kadının göz yaşına kıyamaz iken teninde sayısız izler vardı ve Aden hem ruhundaki hemde bedenindeki izlerinde onun eseri olduğunu söylüyordu.

 

Barlas öfke ile kabinden çıkmak için kapısına elini uzatmıştı ki Aden kolunu tutarak engel oldu.

 

" Barlas ?" Dedi titreyen sesi ile .

 

Barlas , genç kadının kolunu tutup durdurması ile olduğu yerde kaldı. Başını , Aden'e çevirdiğinde acı ile kendine bakan yüzünü gördü. Kabinin kapısındaki elini çekip genç kadına doğru bir adım attı.

 

" Barlas lütfen birşey yapma. " Barlas'ı durdurması gerekiyordu yoksa herşey çığrından çıkacak ortalık savaş alanına dönecekti. Savaş bayrağını Barlas çeker iken arkasından Ferman ve Aras gelecek A dan Z ye herşey meydana dökülecek ti ve Aden böyle birşeye müsade edemezdi yoksa çok kan akardı.

 

Barlas hâlâ öfke ile burnundan soluyordu. Aden'in sözlerini duyunca kaşları çatıldı bir anda . " Ne demek birşey yapma ? O şerefini siktiğim amcan sana el kaldırma cesaretin de bulunsun bende hiç birşey olmamış,sırtındaki o morlukları görmemiş gibi yapıp kenara geçip üstünümü kapatayım ?" Dedi hiddetle.

 

" Barlas lütfen." Dedi Barlas'ın kolundaki eli hâlâ duruyordu. Sanki elini çektiğinde Barlas bu kabinden çıkacak ortalığı ateşe verecek gibi hissediyordu. Barlas'ın gözünde o fırtına öncesi sessizlik kararan bakışları ile kendini belli ediyordu. " Artık daha fazla olay çıkmasın kaldıramıyorum. Gücüm kalmadı Barlas lütfen." Başını hafifçe sağa doğru eğip beklenti ile Barlas'a baktı.

 

Barlas , Aden'i o masum bakışlarına dayanamıyor du. Sevdiği kadın bu kadar masum iken amcası olacak adam ona acımamıştı. Aden açık açık amcam yaptı demesede Barlas amcan mı yaptı bunu sana ? Diye sorduğunda değilde dememişti. Bunu bilipte hala bu kabinde duruyor olmak Barlas'ı deli ediyordu. Bir diğer yandan içinden kendine lanet ediyordu Aden'in tenine motif gibi işlenen izlerin sebebi olduğu için. " Aden ! " Dedi genç kadının hâlâ kolunu tutan elinin üzerine boştaki elini koyarak avuçları arasına aldı.

 

" Sen benim karımsın kimse benim karıma el kaldıramaz. Buna müsade etmem ." Diyerek Aden'e doğru biraz daha yaklaştı."Müsade etmeyeceğim gibi bunu yapanı da cezasız bırakmam haddini bildiririm . Benim olana kimse el kaldıramaz." İçindeki öfke köpürdükçe köpürüyor öfke ile aldığı her nefes göğsünün sert bir şekilde inip kalkmasına sebep oluyordu.

 

Aden , Barlas'ın avuçları arasındaki elini hafifçe sıkarak. " Barlas lütfen sen şimdi gidip ortalığı bir birine katarsan tüm gerçekler ortaya çıkacak ." Dedi hâlâ öfke ile göğsü sert bir şekilde inip kalkan adamın gözlerine bakarak. " Gerçeklerin ortaya çıkması umrumda değil ama söz konusu abilerim. Onlar öğrenince olacakların önünü kesemem ve benim yüzümden zarar görsünler istemiyorum." Gerçeklerin ortaya çıkması umrunda değildi ama Ferman ve Aras öğrenirse hem aile içinde iç savaş başlayacak hemde Barlas ile bir savaşa gireceklerdi. Hiç bir abi kardeşine yapılan böyle birşeyi kabul etmezdi haklı olarak ya can alır ya can verirdi.

 

O kan muhakkak iki aileden birinden akmadan durmazdı ve Aden bunun bilincinde olduğu için gerçeklerin üstünü kapatıyordu. Haftalar öncesi de bu yüzden bu evliliğe razı gelmemiş miydi zaten? Önce Barlas tarafından abilerinin canı ile tehdit edilmiş daha sonra amcası Ferman'a ait bir video ile tehdit edilmişti. Behram bey Aden'i daha çok korkutmak adına çıtayı yükselmiş Eslem hanım ve Aras'ın canını da ortaya katarak Aden'i daha çok köşeye sıkıştırmıştı.

 

Barlas gözlerini sertçe yumup sert bir nefes çekti içine . Aden'in kendisinden nefret ettiğini herşeye abileri için katlanıp boyun eğdiğini biliyordu. Aden'in çaresizlik sebebi olduğu için kendinden nefret ediyordu. Aden'e yaptığı bu kötülük Aden içindi. Barlas için Aden her şeydi. Aden’in haberi yoktu ama onun için çoktan gözünü karartmış tı.

 

Sertçe yumduğu gözlerini açıp genç kadının endişe dolu bakışları ile birleştirdi. Bu işin peşini bırakmayacaktı sadece Aden'e karşı vaz geçmiş gibi yapacaktı. "Tamam ." Diyerek Aden'in elindeki elini çekerek tekrardan kabinin kapısına bir adım attı.

 

Aden ise Barlas'ın gözlerindeki o öfkeyi görmüştü ve bu işin peşini bırakmayacağını adı gibi biliyordu. Barlas'ın çektiği eline hızlı bir şekilde uzanıp tekrardan tuttu. "Barlas lütfen." Dedi elini tekrar tutması ile bakışları kendine dönen adama.

 

" Aden tamam dedim ."

 

Barlas'ın tamam demesi Aden'i ikna etmedi. Ve Aden el mecbur taktik değiştirip Barlas'ı etkisi altına alarak bu konuyu açılmamak üzere kapatacak tı. Az çok Barlas'ın kendisine olan zaafını görmüştü ve bunu kullanmaktan çekinmeyecekti. Nede olsa Barlas evlilik konusunda Aden'i tehdit ettiği gece genç kadının zaaflarını nasıl kullandığını ve zaafını biliyorum demişti ve Barlas'ın öğrettiğini onda kullanmaktan geri durmayacaktı. Heleki söz konusu abileri ve annesi ise .

" Ben seni tanıyorum tamam dedin ama biliyorum bu kabinden dışarı adım attığın gibi ortalığı bir birine katmaya gideceksin." Sesini oldukça alçak tutmuş az önceki korkularının üzerini kapatarak nazik bir şekilde konuştu.Az çok Barlas'ı tanımıştı ve öfkelendiğinde neler yapa bileceğini öğrenmişti. Az çok Barlas'ın üzerinde bıraktığı etkiyi de görmüştü dakikalar önce bacağında elini dolandırırken .Ve bu konun tamamen kapandığından emin olmak istiyordu.

 

Aden'in seni tanıyorum demesi ile Barlas'ın dudağının kenarı kıvrıldı. Elini tutan kadını kendine doğru çekip başını göğsüne yasladı genç kadının. Kollarını genç kadının bedenine doladı sahiplenircesine." Bir yere gitmeyeceğim kabinin önünde seni bekleyeceğim." Evet bugün kabinin önünde Aden'i bekleyecekti ama yarın için aynısını söyleyemezdi genç adam. Öfkesi hâlâ diriydi ama Aden'in varlığı azda olsa yatıştırmıştı genç adamı.

 

Aden başını yaslandığı sert göğüsten yukarıya doğru kaldırıp ellerini göğsüne koyup gür kirpiklerinin altından Barlas'ın sert ve oldukça yakışıklı görünen yüzüne baktı. " Sözümü ? " Dedi masum bakışları ile gözlerini kırpıştırarak genç adamı etkisi altına almaya çalıştı. Barlas'ı nasıl kıskaçları altına ala bileceğini kendisine dokunurken fark etmişti. Yoksa Barlas'ın kendisine dokunduğunu sevdiği için sessiz kalmamıştı. Barlas ile baş ede bilmek için onun gibi düşünmesi gerekti.

 

Aralarındaki boy farkı yüzünden alttan alttan yüzüne masumca bakan kadının güzel yüzünde gezindi bakışları genç adamın. Belki çok saçma ama bu küçük kadın Barlas'ın herşeyiydi. Sanki hayatının eksik parçasıydı ve o eksik parçayı bulmuşta hayatının eksik tarafı tamamlanmıştı. Aden'in söz istemesine karşılık yalandan kaşlarını çattı Barlas. "Aden beni sinirlendirme tamam dediysem tamam ! " Dedi sahte bir kızgınlık ile . Aden'e söz vermedi çünkü Barlas tutamaycağı sözü yalandan dahi vermezdi.

 

Barlas , Aden'in ne yapmaya çalıştığını fark etmişti bozuntuya vermemişti. Hafif kısdığı bakışları ile kendisini etkisi altına almaya çalışan kadına baktı ve sarılmasına karşılık Aden'in neden sessiz ve tepkisiz kaldığını çok iyi biliyordu. Aden yavaş yavaş Barlas'ı çözmüş dokunuşlarının Barlas'ı etkisiz hale getirip etkisi altına aldığını ve bunu kendi çıkarları için kullanıyordu şuanda. Ve Barlas bunu alenen görüyor du .

 

Aden'in hâlâ gür kirpikleri arasından kedi yavrusu gibi bakarak kendisini nasıl etkisi altına almaya çalıştığını izledi. Hafifçe yüzünü Aden'in yüzüne doğru yaklaştırıp önce alnına bir öpücük kondurdu. Daha sonra dudaklarını genç kadının şakağından sürterek dudaklarını genç kadının kulağına doğru yaklaştırdı. "Aden ? " Dedi kısık bir ses tonu ile. Kendisini sakinleştirmek adına oyun oynayan kadının oyununu bozacaktı.

 

Aden kulağına çarpan ılık nefes ile ürperdi bir anda . " Hıı" diye bildi .Barlas'ın ne yapmaya çalıştığını çözmeye çalışarak.

 

Barlas dudaklarını genç kadının kulağına biraz daha yaklaştırdı. " Ne yapmaya çalıştığının farkındayım. Hoşuma da gitmedi değil . " Diyerek genç kadının vücudunu saran kolunun birini hafif aşağıya doğru kaydırarak bel boşluğundan sıkıca kavrayıp bedenini genç kadına bastırdı."Ama biraz daha devam edersen zararlı çıkacak sen olursun. Yeterince sinirliyim ve biraz daha yaptığın şeye devam edersen farklı bir şekilde canını yakarım. Bu küçük oyun ile beni kandıramazsın biraz daha ileriye gidersen belki kanarım sana mesela dudaklarına kapandığım da karşılık verirsen." Dedi arzu dolu sesi ile . Yine arsızlığı baş göstermişti genç adamın. Son sözünü söyledikten sonra genç kadının kulağına yakın olan dudağını biraz yana doğru kaydırıp Aden'in yanağına bastırdı.

 

Aden duyduğu sözleri idrak etmesi ile yanağını öpen adamın göğsünden sert bir şekilde itip öfkeli bakışlarını genç adama dikti. " Öküz" dedi hiddetle.

 

"Ayıp oluyor ama karıcım." Diyerek Aden den uzaklaşıp kabinden çıkmak için bir adım attı. Aden hâlâ arkasından söyleniyordu.

 

" Pislik herif." Oynadığı küçük oyun elinden patlamış oda yetmezmiş gibi Barlas yanağımdan öpücüğünüde almıştı.

 

Barlas kabin kapısını açıp bir adım attı ve durup Aden'in öfke ile delirmesine baktı gülme isteğini bastırarak. " Deva yı gönderiyorum şu üzerindeki kumaş parçasından kurtul ve adam akıllı birşey seç . Vaktimiz kısıtlı nişan saatine az kaldı. "

 

Aden , Barlas'ın sözlerine homurdanarak cevap verdi.

" Dila ya söyle o da gelsin " dedi çattığı kaşları ile .

 

Barlas başını sallayarak kabinden çıktı. Aden'i öfkesi ile baş başa bıraktı . O Barlas Karahan dı böyle küçük oyunlara kanacak değildi. Aden oynadığı küçük oyunda başarısız olmanın öfkesini yaşarken diğer yandada bu gece Barlas'ı delirtecek planlar kuruyordu ve kızlar kalbine geldiği gibi planına onlarıda dahil edecekti. Madem Barlas ,Aden'in oynadığı küçük oyna inanmış gibi yapıp öpücüğünü almışsa Aden de bu gece Barlas'ı kudurtacak bir sürpriz ile bunun acısını çıkaracaktı.

 

Barlas kalbinden çıktıktan hemen sonra Dila ve Deva, kabine Aden'in yanına geldi bir yandan elbisesini çıkarmaya yardım etmişler bir yandan da genç kadının söylediklerini dinliyorlardı. Aden bu gece için hem kendi istediği olacaktı hemde Barlas'ı delirtecek planını anlattı. Deva önce Aden'in istediği şeyi Barlas'tan korktuğu için yapmaktan çekinsede daha sonra kabul etti.

 

Kızların yardımı ile Aden üzerini değiştirmiş mağazaya ilk geldiklerinde denediği zümrüt yeşili elbisede karar vermişlerdi. Aile büyükleri mağazadan dışarıya çıkmış Aden , Barlas , Dila ve Deva kalmıştı. Barlas ödemeyi yaparken Dila mağaza çalışanı kızı bir köşeye çekmiş bir kaç birşey konuşmuş. Daha sonrada Dila , Aden'in nişan elbisesini koydukları giyisi kılıfını alarak diğerleri ile birlikte mağazadan çıktı. Mağazadan biraz uzaklaşmışlardı ki Dila'nın sözleri ile durmak zorunda kaldılar.

 

" Ay ben çantamı unuttum mağazada hemen alıp geleyim ." Dedi telaşlı bir ses tonu ile Dila.

 

Eyşan hanım kızının sözü üzerine.

" İyiki kendini unutmadın Dila. Bir günde birşeylerini bir yerde unutmasan şaşarım. " Diyerek Dila'yı azarladı Eyşan hanım. Memnuniyetsiz bakışlarını kızına sabitleyip. " Ne bekliyorsun git al gel ." Dedi

 

Dila , annesinin sözü ile arkasını dönerek az önceki mağazaya gitmek için adımlamıştı ki annesinin sesi ile durmak zorunda kaldı. " Elindekini de bırakmıyor Allah'ım ." Dedi bezgin bir ses tonu ile "Kızım elindekini Aden'e verip gitsene . " Dedi Dila'nın elindeki nişan elbisesini eli ile işaret ederek.

 

Dila elindeki nişan elbisesi kılıfına bakıp iki eli ile sarmalayarak . " Aaa anne ben bu elbiseyi kimseye emanet edemem . Şimdi başına bir iş gelir ondan sonra bir saat daha elbise arayıp dururuz." Sözünü bitirir bitirmez arkasını dönüp mağazaya doğru koştu.

 

Barlas ve Deva , Dila'nın bu hallerine alışıktı ama Elzem hanımın ve Şehnaz hanım deli görmüş gibi bakmadan edemediler giden genç kızın arkasından. Dila'nın bu deli dolu hallerini garip seseler de gençliğine verdiler.Dila hızlı bir şekilde çantasını alıp kısa sürede tekrardan gelmişti.

 

Herşey tamamdı artık kızlar kuaföre gidecekti . Hızlı bir şekilde çarşının girişine ilerlemiş ler otoparka ki arabalarına binere yola çıkmışlardı. Eslem hanım, Eyşan hanım, Elzem hanım ve Şehnaz hanım Eroğlu konağına gitmişlerdi. Bugün Eroğlu konağı Karahanların yakın akrabalarına da ev sahipliği edecekti. Diğer misafirler otele yerleştirilmişti.Kızları ise Barlas kuaföre bırakmış hazırlanmak için gitmişti.

 

Aradan geçen iki saat sonunda kızlar hazırlanmış kuaförde ki işlerini bitirmişlerdi . Aden nişan elbisesini giyerken kızlar yardım etmiş sırtındaki izleri kapatıcı ile kapatmıslardı. Erva ise kızları kahvesini içerek beklemişti. Deva ve Dila daha önce görmüşlerdi izleri tek fark Dila gerçekleri bilirken Deva merdivenden düştüğünü sanıyordu. Hazırlıklar tamamen bitmiş Barlas'ın gelmesini bekliyorlardı.

 

Şimdi ise Aden aynada son kez kendine bakıyordu . Gök mavisi, düşük kollu, göğüs dekolteli ve derin yırtmaçlı elbise, onun zarif bedenine adeta bir sanat eseri gibi oturmuştu. Elbisenin ipeksi saten kumaşı her adımda bacaklarının kıvrımına sarılıyor, teniyle bütünleşiyordu. Saçları dalga dalga omzuna düşerken, makyajı yüzündeki asilliği daha da belirginleştirmişti. Ama Aden’in içi dışı kadar sakin değildi.İçinde depremler oluyor ama Deva ve Erva olduğu için içindeki depremi sessizce göğüslüyor du .

 

Yinede kafasına koyduğunu yapmaktanda geri durmamış tı. Barlas ile ne kadar istemeyerek nişanlanacak olsa bile bugün herşey istediği gibi olacaktı.

 

Evet Aden Barlas'ın arkasından iş çevirmiş kızların yardımı ile o çok beğendiği elbiseyi kararlaştırdıkları elbise ile değiştirmişti. Böylece Barlas'ın mağazanın kabinin de küçük dokunuşları ile yaptığının karşılığını onu delirterek verecekti.

 

Aradan geçen dakikalar sonra Barlas aramış kuaförün önünde beklediğini söyleyince. Kızlar toparlanıp çıkmışlardı .

 

Aden kuaför salonunun cam kapısını itip dışarı adım attığında, kışın serinliği omuzlarına çarptı ama o, bunu hissetmeyecek kadar kendi içine kapanmıştı.

 

Kapının önünde bekleyen Barlas ve diğerlerini gördüklerinde onlara doğru adımlayarak ilerlediler. Deva'nın içini şimdiden bir korku sarmıştı abisi az sonra gördüğü manzara ile arkasından iş çevirdiğini öğrenir ise işte ozaman bitmişti. Barlas'ın gazabından kurtulması kaçınılmaz .

 

Barlas kendilerine doğru adımlayan kızları görünce gözleri hemen Aden'i bulmuş kardeşleri ve Cihangir ile sohbetini kesmişti . Yaslandığı arabadan çekilerek bedenini dikleştirdi. Üzerinde tamamen siyahtan oluşan takım elbisenin içinde iri bedeni dahada iri görünüyor du. Saçlarına şekil vermiş ve hafif kısalttığı kirli sakalı ile oldukça yakışıklı görünüyordu. Gözleri Aden'in üzerinde gezinirken sanki Aden, kuaförden çıktığında sokak bir anlığına sessizliğe bürünmüş gibiydi. Üzerindeki elbisenin , derin yırtmacı adımlarına eşlik ederken, rüzgâr bile onunla dans etmek ister gibiydi. Işıltılı bir dokunuş gibi parlayan saten elbisesi, zarif omuzlarını ve uzun bacaklarını adeta sahneye çıkmış bir yıldız gibi vurguluyordu. Yüzündeki makyaj, ince ama keskin hatlarını ortaya çıkarıyor, saçları gevşek dalgalarla beline doğru dökülüyordu.

 

Barlas'ın bakışları Aden'in her adımında genç kadının bedenini ve yüzünü talan ediyordu. Sanki Aden ve kendisinden başka hiç kimse yokmuş gibi genç kadında ki hayranlık dolu bakışlarını çekmiyordu adeta kilitlenmiş gibiydi.

 

Gözleri Aden’e kilitlendiği anda nefesi kesildi genç adamın.Güzellik bazen insana saldırı gibi gelir; gözlerine, aklına, sabrına. Aden, o an Barlas’a göre başka kimsenin sahip olamayacağı bir güzellikteydi. Ama o güzelliğin sergileniyor olması, içindeki kıskançlığı daha da körüklüyor du genç adamın .Aden attığı her adımla biraz daha yaklaştığında o göz kamaştırıcı görüntünün ardında yatan gerçeği fark ettiğinde Barlas'ın yüreğine düşen his hayranlık değil, öfkeye dönüşmüştü.

 

Bu elbise o elbise değildi. Beraber seçtikleri, daha sade, daha kapalı olan değildi. Bu elbise Barlas'ın kıskanıp tartışmalarına sebep olan elbiseydi.Aden, arkasından iş çevirmişti. Barlas bunu fark edince yüz hatları gerilmiş sıktığı dişleri ile çenesi seğirmişti.

 

Yanına gelen Aden ile sessizliğini korumuştu ama bakışlarında sessiz bir fırtına kopuyordu. Diğerleri ise Aden'in giydiği elbiseyi görünce Barlas'ın tepki göstermesinden endişelendiler . Barlas'ın huyunu biliyorlardı kıskançlıkta çığır açan bir adamdı ve nişan gecesi Barlas'ın kıskançlığı yüzünden olay çıkarmasından korkuyorlardı. O Barlas Karahan dı sağı solu belli olmazdı çıkarttığı hiç bir olay sıradan olmayan bir adamdı.

 

Barlas'ın kıyamet öncesi sessiz bakışları yan yana duran Deva ve Dila ya döndü şüpheli bir şekilde. Deva gözlerini kaçırır iken Dila , Barlas'ın ölümcül bakışına omuz silkeyerek karşılık vermişti. Barlas ikilinin yaptığı hareket ile Aden'e onların yardım ettiğinden emin oldu .

 

Barlas bakışlarını tekrar Deva ya çevirdi.

" Deva , Erva yı da al Mirza'nın arabasına geç ." Dedi .

 

Deva abisinin sözü biter bitmez en arkadaki arabaya ışık hız ile binip kapısını kapattı Erva'nın gelmesini beklemeden. Deva kaçma fırsatı bulmuş iken geri tepmezdi şimdi abisinin gözünün önünden yok olmas ise Barlas onu dünyadan yok edecekti.

 

Barlas bu defa bakışlarını Dila'ya çevirp ."Sende Cihangir ile gel ." Dedi . Dila için en büyük ceza Cihangir ile gitmek olacağını biliyordu. Dila en son Cihangir ile bekarlığa veda partisinde bir araya geldiğinde adeta bir birlerine savaş açmışlardı . Hatta Cihangir üstüne yürümüştü Dila'nın . Dila itiraz etmek istesede Cihangir , Dila'nın tepki vermesine fırsat vermeden nazik bir şekilde koludan tutup Barlas'ın arabasının arkasındaki arabaya bindirip kendiside arabaya binmişti.

 

Barlas bugün yine Aden ile kimsenin yanında tartışmak istememişti. Barlas yanında duran Aden'in elini avucu arasına alıp arabasına doğru ilerledi . Bir kaç adımda arabanın yanına ulaşmışlardı . Arabanın ön kapısını açarak Aden'in binmesini sağladı. Daha sonra arabanın önünden dolanıp kapıyı açarak arabaya bindi. Arabayı çalıştırıp nişanın olacağı otele doğru yola çıktılar.

 

Radyo kapalıydı. İçeride yalnızca motorun sesi ve iki kalbin sessiz çarpıntısı vardı. Barlas konuşmadı. Ama bakışlarını yine Aden'e çevirip göz ucuyla genç kadını süzdü. Aden’in saçları omzuna dökülmüş, parmakları elbisesinin kumaşında oynuyordu. Gergindi, belli.

 

Barlas daha fazla dayanamadı dakikalardır süren sessizliğin hükmünü bozdu. Bakışlarını yola çevirerek.

“Başka bir elbise olacaktı,” dedi Barlas sonunda. Sesinde kızgınlığı bastırıyordu ama yinede kendini belli ediyordu.

 

Genç adamın sözleri kulağına ilişti ama yinede başını çevirmedi Aden . “Ben fikrimi değiştirdim.”

 

Barlas gözlerini yoldan ayırmadı. “Ne zaman?” dedi kısık ama bir o kadar sert olan sesi ve hâlâ bastırmaya çalıştığı öfkesi ile .

 

Aden , Barlas'ın öfkesinin farkındaydı, bu elbiseyi alırken öfkeleneceğini de biliyordu ama bu nişanı ne kadar istemesede bu gece onun gecesiydi ileriki zamanda pişman olmamak adına bu gece istediği elbiseyi giymek istemişti. Aden göz ucu ile Barlas'a baktı. Kızgın boğa gibi burnundan soluyor , direksiyonu saran parmak boğumları öfke ile sıkmaktan beyaza dönmüştü.

 

"Sen ödemeyi yaparken ." Hâlâ bakışları genç adamın sert çehresin deydi Aden , Barlas'ın öfkesini görünce alt dudağını dişlerinin arasına alarak ezdi.

 

Barlas ,genç kadının sözleri ile yoldaki bakışlarını genç kadına çevirdi. " Benim niye haberim yok bundan ? " Diye sorarken gözleri Aden'in dişleri arasındaki ezdiği dudaklarına kaydı. Elbisenin içinde eşi benzeri olmayan bir varlık kadar güzel olduğu yetmezmiş gibi birde kırmızıya boyadığı dudaklarını dişlerinin arasında eziyor Barlas'ın içinde yanan arzusunun ateşini harlayarak genç adamı yoldan çıkarıyordu farkında olmadan.

 

Aden dişlerinin arasındaki ezmeye devam ettiği dudaklarını serbest bırakıp. "Haberin olsa almama izin vermeyeceğin için söylemedim." Hesap sormaya çok hakkı varmış gibi davranan Barlas'ın tavırlarına ne kadar sinirlensede bugünü sorunsuz atlatmak adına alttan aldı Aden . Bugün yeterince zor bir gün olmuştu daha fazlasına ne sabrı nede gücü yeterdi genç kadının.

 

Barlas yoldaki bakışlarını tekrardan Aden'e değildi. " İzin vermeyeceğimi bildiğin halde neden arkamdan iş çevirdin." Dedi hâlâ öfkenin fink attığı sesi ile .

 

Aden derin bir nefes aldı, yorulmuştu artık birilerine hesap vermek zorunda kaldığı için.“ Bu evliliği ne kadar istemesede ileride içimde bugüne dair bir ukte kalsın istemiyorum." Dedi Barlas'ın yoldan ayırıp gözlerine baktığı gözlerine bakarak."Bu geceyi hatırladığımda, ‘en azından bu bendim en azından istediğim elbiseyi giydim’ diyebilmek için. Zaten amcam ve sen hayatım adına yeterince karar verdiniz bari bırak bugün istediğim gibi olsun.” Dedi bakışları yol ve kendi arasında gidip gelen genç adama.

 

Barlas farkındaydı Aden'i istemediği bir hayatın içine sürüklediğini ama Aden'e duyduğu kıskançlığı işte bu elinde değildi. Yinede Aden'in bu defa isteğini geri çevirmeyecekti. Hele bugün teninde ki o eskiye ait morlukları gördükten sonra Aden'e karşı daha nazik ve bazı isteklerine boyun eğecekti . Katı kurallarını Aden'e kıyamadığın dan yavaş yavaş kurtulacaktı. Arabaya bindiğinden bu yana Aden'in yüzüne her baktığında o morluklar üşüşüyordu Barlas'ın zihnine. Unutmuş değildi öfkesi de hâlâ dinmemişti sadece bu gecenin bitmesini bekliyordu. Aden'e yapılanın daha beterini Behram beye yapmak için." Tamam ama " diyerek Aden'e yandan bir bakış attı. " sende nişan boyunca elbisenin dekoltesini göz ardı etmeden gezeceksin. " Diyerek Aden'e baktı . " Her yerinde bir dekolte var artık nasıl başaracaksan . Elbiseyi bakmak için tasarlamışlar anasını satayım." Diye son sözlerini ağzının içine homurdandı ama Aden gayet net bir şekilde duydu.

 

Aden ,Barlas'ın sona doğru homurdanışına göz devirdi. Bu adamın şu anki kıskançlığını çekemez iken evlendikten sonrasını düşünmek bile istemiyordu. " Ben sırf senin isteğin üzerine olan bu evliliği istemediğim halde kabul ettiysem sende bir zahmet bugün kıskançlığını bir kenara koy. " Barlas'ın sözlerine karşılık alttan almaya çalıştıkça genç adam ,Aden'i delirtme yolunda ilerliyordu . Alttan alması gereken Barlas iken bu görevi bugün Aden üstlenmişti sırf bu gün daha fazla olay görmemek adına.

 

Araba nişanın olacağı otele doğru giderken trafik ışığına yakalanmış kırmızı ışık yanınca durmak zorunda kalmışlardı. Araba durunca Barlas'ın öfke ve arzu ile yanan bakışları Aden'e döndü. Genç kadını baştan aşağı süzdü.Barlas’ın gözleri Aden’in elbisesine, omzuna, bacaklarının yırtmaçtan görünen kıvrımlarında gezindi . İçinde kıskançlık bir ur gibi büyüyordu. Sanki bütün şehir Aden’e bakacakmış gibi hissetti. Oysa bu güzellik sadece ona ait olmalıydı kimse görmemeliydi. Aden onun karısıydı ve Barlas karısını sevmeye yemin etmiş gibi seviyordu. Bu tavırları, kıskançlığı hep bundandı.

 

İçindeki yanan arzuyu daha fazla gizleyemedi Barlas." Aden seni böyle bu şekilde görünce sadece kıskanmıyorum,” dedi, sesi boğuk ve oldukça arzu doluydu . “Seni istiyorum da .” Arzu ile yanan gözleri Aden'in gözlerine tutundu. " Ve sen her seferinde çıldırtıyor sun beni kadın ." Bir yanını öfke kuşatmış iken bir yanı arzu doluydu. Ve bu iki duygu Barlas'ı çıldırtıyordu.

 

Trafik akmaya başlayınca araba tekrardan hareket etti . Nerdeyse varmak üzereydiler nişanın olacağı otele.

 

Aden bir an dondu. Barlas’ın bu kadar açık konuşması beklenmedikti. Barlas'ın bu arsız sözleri genç kadının utanmasına sebep olsada cevap vermekten geri durmadı. " Edepsiz !" Dedi ayıplayan bakışları ile .

 

Barlas,genç kadının sözlerine güler iken Aden siniri bozulmuş bir şekilde Barlas'a ağzının içinden söylenerek bakışlarını cama çevirdi." Edep yoksunu arsız herif . Kudurmuş gibi hiç utanması da yok ." Barlas'ın varlığını umursamadan ağzının içinde kendi kendine konuşuyor du. Barlas, Aden'in her sözüne sinirlenmek yerine gülüşü ufak bir kahkahaya dönüşmüştü.Bu arsız adam ile baş edemiyordu. Bu haldeyken bile arsızlık etmekten geri durmuyordu. İkiside bir birine zıt insanlardı ve biraz sonra hayatlarını birleştirmek adına ilk adımı atacaklar dı.

 

İkisi ne kadar tartışıp didişselerde bunun farkındaydılar. Bir birlerine söyleyecek okadar sözleri vardı ki ama söyleyemiyorlardı. Biri konuşsa özgürlüğünü isteyecek diğeri konuşsa vaz geçmeyeceğini söyleyecekti korumak için bunu yaptım da diyemeyecek günde gün içinde büyüyen sevdasını öne sürecek birbirlerini kırıp parçalayacak lar dı. İki tarafta az şey yaşamamış bir birlerinde daha fazla yara açmamak adına herşeyi halının altına süpürüyorlar dı. Ama bilmedikleri birşey vardı birgün o halı yerinden kalkacak altına süpürdükleri ne varsa gün yüzüne çıkacaktı. İşte o zaman baş ede bilirler miydi yüzleştikkeri ile orası muammaydı .

 

Nihayetinde yol bitmiş otele gelmişlerdi. Direk nişanın olduğu salona geçmemiş kendileri için ayarlanan bekleme odasına geçmişlerdi. Nişan yavaş yavaş başlamıştı.

 

Gelen misafirlerin gözleri salonun gösterişli halini tarıyordu.

Antep’in en lüks otellerinden birinde gösterişli bir salon… Altın varaklı süslemeler, kristal avizeler ve aşiretin asaletini yansıtan ihtişamlı bir dekor vardı . Tamda Karahan aşiretinin asaletini temsil edecek şekilde dizayn edilmişti. Bir yandan dışarıdan gelen zılgıt sesleri, bir yandan içerideki davetlilerin heyecanlı fısıldaşmaları ve müzikle birlikte, Aden'in kaderini mühürleyecek gece başlamıştı.

 

Ancak Aden ve Barlas hâlâ bekleme odasındaydı. Nişan töreni çoktan başlamış, herkes onların salona girişini bekliyordu. Fakat içeride başka bir savaş yaşanıyordu. Öğlen saatlerinde Barlas, Aden’in sırtındaki morlukları görmüştü. Öfkesi hâlâ dinmemişti ama bunu Aden'e belli etmiyor bu odaya girdiğinden bu yana Aden den bir saniye gözlerini alamıyor du odanın içine ağır bir sessizlik çökmüştü.

 

Odaya girdiklerinden bu yana tek kelime etmemişlerdi. En son arabada olan konuşmalarını bile anlamışlardı sanki yol boyunca tek kelime etmemiş gibi ikiside sessiz ve derin düşünceye kalmışlardı.

 

Aden oturmaktan sıkılmış ayağa kalkmıştı . İçinde fırtına kopuyordu bugün özgürlüğünün son günleri adına ilk adım atılıyordu. Aslında hiç bir zaman özgür olup kanat çırpamadığı özgürlüğü ellerinden kayıyordu. Zaten bu evliliği kabul ettiği gün herşey bitmişti ve bu sabah kıyılan dini nikahta herşeyin bittiğini açıkça göz önüne koyuyor du.

 

Aden odanın içinde bir iki tur ordan oraya dolanmış daha sonra yan bir şekilde duvara yaslanarak gözlerini kapatmıştı içine derin bir nefes çekerek. Gözlerini açtığında herşeyin bir rüya olmasını o kadar istiyordu ki.Bugün aldığı nefes ciğerlerine batıyor . Haftalar önce kaybettiği huzuru bugünde uğramamıştı genç kadına. İçinde huzursuzluğun bir diğer sebebi ise Savaş tı. Antep bugün Eroğlu ailesinin nişanı olacağı haberi ile çalkalanır iken Savaş bir haftayı aşkın ortalıkta görünmüyordu. Aden'in korkusu günlerdir ortalıkta görünmeyen adamın sessizliği korkutuyordu.

 

Ya bugün bir anda ortaya çıkıp nişanı bir birine katarsa diye korkuyordu. Eğer öyle birşey olur ise ortalık kan gölüne döner. Karahanlar, Eroğlu ailesi ve Aktan lar arasında büyük bir savaş başlar kan davasına dönüştürdü. O kadar derdin arasında Savaş gibi gereksiz bir varlığı düşünmek daha çok yoruyordu genç kadını. Sanki hiç bir derdi yokmuş gibi .

 

Aden yumduğu gözleri sırtına değen sıcak elle irkilerek açtı. Barlas duvara yan durarak yaslanan kadının saçlarının her bir telini okşayarak yana doğru attı. Aden'in korku ile irkildiğini fark edince ellerini genç kadının karnına dolayıp dudaklarını kulağına doğru yaklaştırdı. " Korkma güzelim benim ." Diyerek bir türlü hasreti dinmeyen o güzel kokusunu içine çekti . Az kalmıştı bu kokunun odasını sarmasına.

 

Aden , karnına dolanan sıcak el ve sırtına dayanan sert bedenin etkisi ile ürperdi. Başını hafif geriye doğru çevirdiğinde Barlas'ın sert göğsüne dayandı başı. Barlas öyle sarmalamıştı ki bedenini başını çevirdiğinde göğsüne temas etmemesi imkansızdı. Aden bakışlarını Barlas'ın bakışları ile birleştiğinde az önce rüya olmasını istediği herşeyin gerçek olduğunun kaçınılmaz olduğu ile yüzleşti. Dudaklarını araladı ama kendisini bakışlarıyla bile seven adama tek kelime edemedi. Öylece bakmak ile yetindi .

 

Barlas Aden'in sol şakağına bir öpücük kondurup. "Sana yaşattığım herşey için özür dilerim." Diyerek başını göğsüne yaslayan kadının acı ile titreyen gözlerine baktı. " Tüm bu olanları telefi edeceğim. Birdaha sana kimsenin zarar vermesine izin vermeyeceğim gibi ruhundaki açtığım yaraları tek tek iğleştireceğim yeterki bana bir şans ver ve gözlerinde gördüğüm o nefretini bir kenara bırak. " Dedi sesi oldukça naifti Aden'in tüm acısını derdini almak istercesine.

 

Aden'in yüzünde acı bir tebessüm belirdi. Kendisini koşulsuz şartsız sahiplenip seven adamın gözlerinden kaçırmadı acı dolu bakışlarını. " Ruhum ve bedenimdeki izlerin telafisi yok ." Dedi titreyen sesini umursamadan. Ne ruhundaki nede bedenindeki izlerin bir telafisi yoktu . Çünkü bedenindeki izler olduğu gün en derin yarayı ruhuna almıştı saçlarından sürüklenip ağza alınmayacak hakaretleri dinleyerek babasının öldüğü yere götürülmüş iğrenç bir şey miş gibi babasının son nefesini verdiği yere firlatıldığı o an hiç bir şeyin telafisi kalmamıştı.

 

O gün Barlas,Aden'in en derin yarasını deşmişti bilmeyerekte olsa nasıl telafisi olabilirdi ki bunun . Barlas duyduğu sözle bir anda bedeni gerildi. Sanki içinde oluk oluk birşeyler akmış gibi hissetti. Aden'e bu hayatı dayattığı için içten içe birkez daha lanet etti kendine. Aden'in karnına doladığı kollarını gevşetti sağ kolunu genç kadının karnından çeker iken sol kolu hâlâ gevşek bir şekilde genç kadının karnını sarıyordu. Az önce genç kadının saçlarını kenara ittiği ile açıkta kalan sırtına çevirdi gözlerini.

 

İzler kapatılmıştı kapatıcı ile ama Barlas o izlerin nerede olduğunu tek tek aklına kazınmıştı. Kapatılan izleri görmesede öfkesi ilk gördüğü gibi diriydi. Sağ elinin tersi ile Aden’in sırtına dokundu. Parmakları hafifçe kapatıcı ile kamufle edilmiş morlukların üzerinden gezin di içi yana yana . Heleki Aden'in o morluklar senin eserin dediğinden bu yana içine ayrı bir ateş düşmüş buna sebep olduğu için içten içe yanıp kavrulmuştu.

 

Aden istemsizce sırtında dolanan el ile irkildi ama Barlas geri çekilmedi. Gözleri öfke ve sahiplenme duygusuyla parlıyordu. Yavaşça eğildi ve Aden’in sırtındaki kapatıcı ile kamufle olan aklına her birinin yerini kazıdığı morlukları tek tek dudaklarını bastırdı. Öpücüğü tüy kadar hafifti genç kadının canın yanmasından korkarcasın . Her bir izi sanki öpmüyor o izlerin acısını almak istercesine dudakları okşuyor gibiydi.

 

Barlas'ın dudakları sırtındaki her bir izi okşar iken bedeni gerilip taşa kesti adeta Aden’in nefesi kesildi. Barlas’ın sıcak dudakları, sırtındaki acı izlerin üzerine her değdiğinde içinde bir şeyler çözülüyordu. Gözlerini sımsıkı kapadı ama kaçamadı Aden . Dudakları genç kadının izlerinde dolanır iken o an, Barlas’ın gerçekten inandığı tek bir şey vardı: Aden’e bundan sonra kimse zarar veremezdi. Buna asla müsade etmezdi.

 

Kapı iki defa tıklatılmış ama ikili bulundukları durumdan dolayı duymamış lardı.Kapı bir anda açıldığında Barlas'ın sert bakışları kapıyı bulur iken Aden kendini toparlayıp Barlas tan uzaklaştı. Salon çalışanı Barlas'ın sert bakışlarını görünce serçe yutkundu. " Efendim özür dilerim kapıyı çaldım ama duymadınız." Diyerek bir anda odaya giriş sebebini açıkladı. " Herkes sizi bekliyor vakit doldu." Diyerek nişana katılmaları için zamanın geldiğini bildirerek arkasını dönüp gazap dolu bakışlardan kaçtı.

 

Barlas bakışlarını genç kadına çevirdi bir kaç saniye sessizce bakıştılar daha sonra elini Aden'e doğru uzattı. Aden kendinw uzanan ele kısa bir bakış atıp ince uzun narin parmaklarını Barlas'ın iri elinin arasından parmaklarına doladı. İkisi de rol yapmaya hazırdı. Aden, yüzüne sahte bir gülümseme takındı . Odadan çıkıp salona doğru ilerlediler. Barlas’la el ele tutuşarak salona adım attı. Salon, onları büyük bir coşkuyla karşıladı. Davetliler alkışlar içinde gülümserken, Aden’in içi parçalanıyordu.

 

Müzik değişti. Mem Ararat’ın Rindê şarkısı çalmaya başladığında, Barlas Aden’in beline nazik bir şekilde elini yerleştirip dans etmeye başladılar. Barlas'ın bakışları Aden’in gözleriyle buluştu, dudakları hafifçe kıvrıldı. Şarkının sözleri, solunun içinde yankılanırken, Aden’in gözleri Barlas’ın koyu bakışlarında kayboldu. Barlas, şarkının her kelimesini Aden’in gözlerinin içine bakarak söyledi.

 

Barlas'ın aşk dolu bakışları Aden'in melekleri kıskandıracak güzelliği dans ile buluşmuş adeta görsel bir şölene dönüşmüştü. Kimisi hasetlikle bakarken,kimisi hayranlık ile izliyordu iki genci. Bir süre sonra müzik sona etmişti. İkili kendileri için ayrılan masaya geçtiler.

 

Dans bittiğinde, davetlilerin coşkusu daha da arttı. Aşiretin genç ağaları neşeyle ayağa kalktı, halay halkası oluşmaya başladı. Diğer yandanda Eroğlu ailesinin gençleri katıldı halaya . Davulların ritmi yükselirken, erkekler coşkuyla halayı coşkulu bir şekilde oynamaya devam ettiler. Barlas da halaya katılarak heybetli duruşuyla halayın başına geçti. Bir süre sonra, aşiretin genç kızları ve gelinleri de halaya dâhil oldu. Diğer yandan Eroğlu ailesinin genç kızları ve misafirlerinin gençleri halaya dahil oldu. Deva salonun şenlenmesi ile Aden'in yanına gidip oturduğu yerden kaldırarak halay başı çeken Barlas'ın yanına getirdi bir anda Aden, kendini halkada bulduğunda içindeki tüm duyguları bastırarak rolüne devam etti. Barlas ,genç kadının elini sıkıca tutarak halayı yönetmeye başladı.

 

Diğer yanda Ferman, bir kenarda kollarını bağlamış, kaşlarını çatmış bir şekilde izliyordu. Aden’in mutluluk oyunu onu ikna ediyordu ama içinde bir huzursuzluk vardı. Ama Aden için sesini çıkarmıyordu. Ferman'ın gözleri ara ara coşkulu bir şekilde oyneyan Deva ve yanında kim olduğunu bilmediği genç adamlara takılıyordu. Ne kadar Deva ile anlaşamasa da uzun kalın askılı siyah elbisenin içindeki güzelliği gözüne çarpıyordu .Ferman ve Deva'nın yıldızı hiç barışmamıştı ama bu gece Deva, Ferman’ın dikkatini çekmişti. Aras'ın da Derman dan bir farkı yoktu Aden'in nişan konusunda ama kardeşini böyle bir günde yanlız bırakamazdı. Oturan Ferman'ı zorla halaya kaldırmış Aden'in elini tutmuşlardı. Kürtçe ve Antep'e ait Türkçe halaylar sıra sıra çalıyor gençlerin coşkusunu artırıyordu. Git gide halay büyüyor Cihangir,Dila ,Deva, Mirza , Miraç,Aras derken halaya her iki taraftan katılım devam ediyordu.

 

Salonun en köşesinde oturan biri vardı. Gördüğü manzara ile ara ara gözleri doluyor kalkıp gitmemek için kendini zor tutuyordu.Aden’in amcaoğlu Murat'ı bu halay halkasına katılmadan bir köşede sessizce Aden’i izliyordu. İçini kavuran duygular gözlerinden okunuyordu. Çocukluğundan beri ona beslediği hisler, Aden’in ,Barlas’ın yanında olmasını izlerken daha da ağırlaşıyordu. Aden ona her zaman abi gözüyle bakmıştı ama Murat için Aden bambaşka bir yerdeydi. İçini çekerek elindeki bardağa sarıldı. Gözünden akmayan yaşları sessiz sessiz içine akıttı. Dikkat cekmmek adına yanında destek olmak isteyen kardeşi Alp'i de zorla halaya göndermiş tek başına yüreğindeki sevdanın ateşinde yanıyordu.

 

Nişanın başlamasının ardından saatler geride kalmış artık nişanın sonuna doğru gelmişlerdi.

 

Gece ilerledi, nişan yüzükleri takıldı. Karahan lar yüzükler ile birlikte Mardin'den getirdikleri ve Antep'ten alınan altınları taktı . Diğer yandan Aden'in abileri ve Eroğlu ailesinden altınlar takıldı.Davetlilerin alkışları salonu doldurduğunda, Aden’in içinde bir şeyler koptu. Artık dönüşü olmayan bir yola girmişti. Yüzündeki gülümseme sahteydi ama bunu kimse bilmiyordu. Karahan aşiretin gelini olarak sahte bir mutluluğa hapsolmuştu…

 

Dışarıdan bakanlar için bu, mutlu bir nişan gecesiydi. Ama Aden için bir esaretin ilk adımlarıydı…

 

 

Gaziantep nişan sabahı

 

Antep yeni bir kış günü ile aydınlanmış

soğuk hava, içine çekildiğinde keskin bir bıçak gibi ciğerlere işliyordu.

 

Dün gecenin yorgunluğunu hâlâ üzerlerinden atamamış lardı. Aden gece eve gelir gelmez üzerindeki elbiseden kurutulup hızlı bir duş alıp gün içindeki olaylar ve gecenin yorgunluğunun verdiği etki ile kesintisiz bir uyku çekmişti ama güne zorla gözlerini aralamış diğerleri gibi sessiz bir şekilde kahvaltı yapıyordu.

 

Eroğlu konağında sessiz geçen kahvaltının ardından Behram bey işlerim var diyerek ağır adımlarla konağın kapısından çıktı. Her zamanki gibi kibirli, özgüvenli haliyle. Elinde sigarası, ile arabasına binip yola koyuldu. Evden biraz uzaklaştık tan sonra konakları gerde bırakmış şehir merkezine giden ıssız yola girmişti. Bir kaç dakika sonra arabanın içindeki sessizliği bölen tek şey, aniden ortaya çıkan siyah bir minibüsün fren sesiydi. Önünü kesen siyah araba ile ani bir fren yaparak son anda durdu.Ne olduğunu anlayamadan, önünü kesen minibüsün içinden baştan aşağı siyah giyinmiş kar maskeli adamlar indi. Bir kaç adımla yanına varıp Behram Bey'in arabasının kapısını açarak zorla arabadan indirdiler. " Ne oluyor ulan ? Siz kimsiniz? " Diye telaşla sordu ama boşuna iki adam biri sağından biri solundan kavradı kollarını. Ağzına sıkıca bastırılan el, çığlığını boğazına gömdü. Behram bey debelendi, ama yaşlı bedeni direnemedi. Sürüklenip araca bindirildi.

 

Kalbi delicesine atıyor, nefesi boğazına düğümleniyordu. Panik iliklerine kadar işleyen bir korku sardı vücudunu. Gözleri karanlığa alıştıkça içerideki maskeli adamlara odaklandı. Sessizlerdi. Hiçbiri tek kelime etmiyordu. Herşey dakikalar içinde olmuş Behram bey daha ne olduğunu anlamadan siyah minibüse bindirildiği gibi araç harekete geçmişti.

 

Behram beyin içini müthiş bir korku ele geçirmiş utanmasa ağlayacaktı.

 

______________________________

 

Bölüm sonu...

 

Aden'in nişan elbisesi.

 

Sizleri beklettiğim için kusura bakmayın.

Beğeni atıp takip etmeyi unutmayın.

sizleri seviyorum.🥰😘

 

Bölüm : 27.01.2026 15:40 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...