
Selamlar ben geldim.Beğeni atıp yorum yapmayı unutmayın lütfen.
Kitaptan haberdar olmak için Instagram ve tiktok hesabımı takibe alın.
Tiktok 👇👇👇 hesabım.
fatma.uygun.wattp
Instagram hesabım:
haya.liyazar
İyi okumalar.
Ben onun kurak topraklarına cemre olup baharı getirdim de o bana zemheri olup baharı mı soldurdu...
Aden Eroğlu
_________________________
Yattığın yatak ateş olupta yakar mıydı insanı? Parmağına takılan bir yüzük boynuna takılmış urgun gibi nefesini kesermiydi insanın? Peki ya gece zifiri karanlığına çekipte azap verirmiydi insana ?
İnsanı zihninden geçen düşünceler katledermiydi bir bedeni? Düştüğün bataklık çırpındıkça çekerdi insanı ama insan bunu bilmezdi her çırpınışlarında kurtulacağını umut ederdi. Aden de çok çırpınmıştı bataklık gibi kendini çeken adamdan kurtulmak için . Ama fayda etmemişti Barlas bataklık olup Aden'i içine çekmiş parmağına taktığı yüzük ile özgürlüğünü elinden almıştı altın kafese hapsetmişti.
Aden bütün gece uyuyama mış yattığı yatak ateş olmuş yakmıştı narin bedenini. Parmağındaki yüzüğe her gözü kaymasında parmağına takılı değilde boynuna takılıy mış gibi nefesini kesmişti. Sessiz sessiz göz yaşı dökerek geceyi zor sabah etmişti. Hayatında gördüğü en uzun geceyi yaşamıştı genç kadın.
Ama bilmiyorduki en zor gece gibi gelen söz gecesinden daha uzun geceler yaşayacaktı. Karahan konağına adım attığı gün .
Daha dün gece parmağına takılan ve bu akşam olacak nişanı sindiremez iken Barlas'ın sabah arayıp bu gün nişan alış verişinden önce dini nikahlarının kıyılacağını söylemesi ile Aden bir yıkım daha yaşamıştı. Dün gece yüzük takıldıktan sonra kızlar mutfağa tatlı servisi için geçmişler Ferman ve Aras sigara içmek için avluya çıktığında büyükler konuşmuşlar dı. Nişan ile birlikte dini nikah yapılmasını istemişlerdi Karahan lar. Tâbi Antep'e gelmeden önce bu istekte Barlas bulunmuş Hesna xanım da torunun isteğini dile getirmişti .Ayfer hanım ve Beharam bey uygun görmüş kabul etmişlerdi.
Herkes bu gece nişan olacağını biliyordu ama dini nikah olacağını Aden , Ferman ve Aras bu sabah öğrenmişlerdi. Bilerek Ferman ve Aras'a duyurma mış bir anda söyleyip reddedmelerini engellemek adına bu yola baş vurmuşlardı.
Sabah Ferman ve Aras bunu öğrendiğinde kıyamet kopmuş kahvaltı masası karışmıştı. Aden , Ferman'ın gazabından kıl payı kurtulmuştu Ayfer hanım , Aden'in bilmediğini kendileri ile öğrendiğini söylemişti. Bir diğer yandan ise Murat ve Alp nişan için bugün Antep'e geliyorlardı.
Aden dini nikahın kıyılacağını öğrenince içine bir ağırlık çökmüş oturduğu kahvaltı masasından sessiz bir şekilde kalkmış odasına çıkmıştı.
Odaya çıkar çıkmaz tutmaya çalıştığı göz yaşlarını serbest bırakmış içi sökülür cesine ağlamıştı. Şimdi ise kısa bir duş almış dini nikah için Dila'nın getirdiği uzun beyaz elbiseyi giymiş elindeki beyaz kenarları nakışlı tülbente gözlerini dikmiş öylece bakıyordu donuk bir şekilde yatağının kenarına oturarak.Aşağıdan haber gelmesini bekliyordu inmek için.
Önce dini nikah kıyılacak ardından ise nişan alış verişine çıkacaktı. Aden'in içine öyle bir ağırlık çökmüş tüki parmağını kımıldatacak takati yoktu sanki canı bedeninden çekilmiş gibiydi. Bedeni yaşam belirtisi veriyordu ama ruhu ölmüştü. Antep şahit oldu bir genç kızın hayatının daha kayıp gitmesine.
Burası Gaziantep ti bu coğrafya çok katıydı kaç kadının ayağına pranga vurulmuştu , Antep kaç kadının hayatının mahvoluşuna , kaç hayatın kayıp yıkılmasına şahitlik etmişti şimdi ise Aden'in hayatının yavaş yavaş elinden kayışına şahitlik ediyordu.
Kapının açılması ile Aden'in gözleri kapıya kaydı. Dila odaya girip kapıyı kapatarak Aden'in yanına adımlayıp önünde çömelerek ellerini avuçları arasına alarak gözlerine paydah olan üzgün bakışları ile genç kadının gözlerine baktı. Dila'nın da içi gidiyordu Aden'in bu haline eğer Aden engel olmasa Beharam bey canını alacağını da bilse ortalığı bir birine katar dı Aden'i kurtarmak için. Ama Aden susturuyordu tıpkı Eslem hanım elini kolunu bağladığı gibi Dila'nın da elini kolunu bağlamıştı.
" Geldiler ." Dedi zar zor çıkan sesi ile . Aden için zor bir andı ve bir anda söyleyemiyor du . " Biliyorum senin için çok zor ." Dedi etrafa göz gezdirerek. Aden'in gözlerine bakmaya devam eder ise ağlardı ve Aden'in de ağlamasına sebep olurdu.
Aden , Dila'nın konuşmadığını görünce ellerini tutan elleri sıktı hafifçe. Yüzüne yerleştirdiği sahte tebessüm ile . " Hadi kalk inelim aşağıya bekletmeyelim." Diyerek oturduğu yerden kalkarak Dila yı da kendisi ile birlikte kaldırdı.
Daha sonra Dila'nın elini bırakıp hâlâ elinde duran tülbent ile aynanın karşısına geçip saçlarını kapattı. Yolda oldukları haberini aldığında önce kısa bir duş almış daha sonrada abdestini alıp çıkmıştı.
Dila , Aden'in bu kabullenişine sessiz kaldı. Daha doğrusu kalmak zorundaydı günlerce Aden'e dil dökmüş bir çok yol sunmuştu ama Aden kabul etmediği için susmak zorunda kalmıştı.
Aden , Dila ile birlikte odadan çıktı . Dila nikah şahidi olacağı için odasına gitmişti üzerini değiştirmek için .
Bu sırada Karahan lar konağa ellerindeki nişan bohçaları ile gelmişlerdi. Normalde bu gece gelmesi gerekti bohcaların ama nişan Barlas'ın rezerve yaptırdığı lüks bir otelde olacağı için şimdi getirmeyi uygun bulmuşlardı . Şehnaz xanım hiç bir masraftan kaçınmamış Aden için dört dörtlük nişan bohçası hazırlamıştı. Fazlasını koymuş eksiğini koymamış tı nede olsa ilk geliniydi ve herşeyi dört dörtlük olsun istemişti.
Aden ise bir alt kata inmişti . Merdivenlerin sonuna geldiğinde avluda sigara içerek aşağıdaki gelen misafirleri izleyen Ferman'ı gördü. Önce bir duraksadı abisinin yanına gidip gitmemekte kararsız kaldı. Sabah Ferman çok sert çıkışmıştı genç kadına . Aceleniz ne yangından mal mı kaçırıyor sunuz nerden çıktı bu nikah diye . Ferman'ın elinden gelse Aden'in saçının telini vermezdi Barlas'a ama gel görelim ki Aden için kabul etmek zorunda kalmıştı. Aden'in nikahtan haberi olmadığını öğrendiğinde ise genç kadına bağırdığı için pişman olmuştu. Tıpkı o gece Aden'e o soruyu sormaması gereken soruyu sorduğu bi. O günde fervri davranmış diline geleni söylemişti bugünde.
Aden abisinin yanına gitmeye karar verdiğinde tekrardan Ferman'ın yanına doğru adımladı. Daha Ferman'ın yanına ulaşamadan. " Niye duraksadın direk yanıma gelmedin?" Diye sordu hâlâ arkası Aden'e dönük iken. Aden'in geldiğini farketmiş bir anda duraksayınca ne yapacağını beklemişti.
Aden , genç adamın sağ tarafında durdu . "Öylesine bir nedeni yok." Diyerek Ferman gibi bahçede ayak üstü konuşan Karahan lara baktı .
Hesna xanım, Agâh ağa,Şehnaz xanım, Mirza, Miraç , ve Deva gelmişti. Elzem xanım ve Erva gece kaldıkları otelde kalmışlardı Dicle de onlar ile birlikte kalmıştı. Elzem xanım dini nikahı duyunca dün gece içinin istememezliğinden tansiyonu yükselmiş Erva da teyzesini yanlız bırakmak istememişti.
Ferman yan tarafında duran kardeşine çevirdi az önce bahçede olan bakışlarını. "Seni çok üzüyorum farkındayım." İki parmağının arasında duran sigarasını dudaklarına yerleştirip zehrini ciğerlerine çekti. Sıkıntılı bir şekilde içine çektiği gri dumanı burnundan serbest bıraktı. " O gecede üzdüm seni tıpkı bugün yaptığım gibi. Üstüne geldim." O geceyi Aden'e hatırlattığın da gözlerindeki kırgınlığı gördü . Hâlâ o gece gibi bakıyordu kırgın ve üzgün. " Kusuruma bakma abim . Biliyorsun beni sinirlendiğim zaman dilimin ayarı kaçıyor. Ama birdaha seni böyle kırıp incitmeyeceğim . O gece söylediklerim içinde ,bugün sana bağırdığım içinde özür dilerim ." Dedi genç kadının yüzüne bakarak.
Hatalıydı ve hatalı olduğunda hiç bir zaman özür dilemekten gocunmazdı Ferman. Aden yüzüne yerleştirdiği tebessüm ile . " Sen benim yanlız abim değilsin . Sen benim babamsın . Ben senin içinin güzelliğini biliyorum . Bile isteye beni kırmayacağını biliyorum. " Ne kadar o gece abisinin pervasızca ettiği sözlere hâlâ kırgın da olsa üstünü kapatmayı tercih etmişti genç kadın.
Aden konuşurken Ferman göz ucu ile beyaz elbisenin içindeki kardeşine baştan aşağı baktı. Gözüne bugün bir başka güzel görünen kardeşini kolunu kaldırıp omzuna koyarak genç kadını kendine doğru çekip tülbentinin üzerinden başına bir öpücük kondurdu. Aden'i beyaz elbise ile görmeye dayanamaz iken gelinlik içinde görmeye nasıl dayanacaktı el bebek gül bebek büyüttüğü gözünün nurunu . Hele birde Barlas ile evlenecek olduğunu bilmesi tüm sinir sistemini alt üst ediyordu.
Aden'i iyice kendine çekerkerek ." Kurban olurum sana abisinin gülü. " Diyerek omzundaki kolunu dahada sıklaştırdı. Aden'in dudaklarından abisinin sözüne karşılık bir kıkırdama firar etti . Şuanda kendisi için en güvenli olduğu kollardaydı ve bunun huzuru vardı. Başını abisinin göğsüne yaslayarak güvendiği kolların huzurunu yaşadı.
" Aden ?".
Aden başını yaslandığı göğüsten hafif yukarı kaldırarak abisine göz ucu ile bakarak." Efendim." Dedi.
" Gel vazgeç abim bu evlilikten . Şimdi beraber şu kapıdan çıkıp gidelim." Vaz geçmesini istercesine Aden'e baktı. Şimdi Aden vaz geçtim dese kimseyi umursamadan o kapıdan çıkar giderdi Aden ile birlikte.
Aden , yorgun bir şekilde nefesini verdi . "Abi yine başlama yalım."
" Ulan o mendebur ile evlenmeni istemiyorum. O olmasa başkasına da vermem seni orası ayrı bir konu." Dedi kolunun altında kedi yavrusu gibi bakan kardeşine baktı.
" Turşumu kur ozaman ." diyerek Aden tekrar bakışlarını bahçeye çevirdiğinde gözleri ile etrafı taradı Barlas'ın yokluğunu farkedince. Daha sonra bakışlarını bahçe kapısına çevirdiğinizde önden İmam arkasında Barlas ile Cihangir'in ve Araf Zîrvan Vardarlı nın geldiğini gördü.
Barlas sanki Aden'in terasta ki varlığından haberdar mış gibi bahçeye girer girmez gözleri sevdiği kadını buldu. Başına örttüğü beyaz tülbenti görüş açısı ile gördüğü kadarı ile üzerindeki beyaz elbisesine yine beğeni ile baktı. Gözlerinin içi gülüyordu sevdiği kadını gördükçe. Bu küçük kadın bugün dini nikahlı çok yakın zamanda resmi nikahlı karısı olacaktı. Aden'e baktıkça siyahı anımsatan koyu kahveleri sevdiği kadını her bulduğunda aşk ve arzu ile koyulaşıyordu.
Aden , üst kattaki avluda olmasına rağmen Barlas'ın gözlerindeki aşk ve arzu ile karardığını gayet net göre biliyordu. Barlas'ın gözlerindeki o arzu yu gördüğü için sertçe yutkundu. Alışık değildi böyle bakışlara ve Barlas ile kısa süre sonra evleneceği için genç adamın gözlerindeki arzu Aden'i korkutuyordu. Aklına hep ilk gece ne yapacağım diye geliyordu. Kendi rızası olmadığı sürece Barlas'ın ona dokunmaya cağını biliyordu ama yinede tedirgin di. Barlas tan evlilik hamlesini de beklemiyordu amcası ilk söylediğin de Barlas'ın haberi yoktur böyle birşey yapamaz bana diye düşünmüştü taki Barlas ile yüzleşene kadar.
" Bana kalsa turşunu kurardım ama sen işi bozdun." Diye tekrar bahçede gezindirdi bakışlarını.
Ferman, görüş açısına giren Barlas ile yüzünü buruşturdu memnuniyetsiz bir şekilde. " Hah mendebur da lafının üzerine geldi . İti an çomağı hazırla demişler geldi it herif." Barlas'ın bakışlarının Aden de olduğunu görünce daha ne kadar Aden'i kollarının arasına saracaksa genç kadını daha çok çekti kendine doğru.
"Abi." İki adamın arasında kalmış ordan oraya savruluyordu ve bu bir başlangıçtı. Kocası olacak adam ile abisinin arasında daha çok kalacaktı Aden.
" Ah be abim sen olmasan ben bu Barlas'a tuvalet kağıdı bile vermezdim . İllede tutturdun Barlas diye ne var bu piç herifte." Diyerek kafası ile hâlâ Aden'e bakan Barlas'ı işaret etti. " Ulan bu ormana falan gitse ayı diye vururlar bunu şunun tipine bak." Memnuniyetsiz bir şekilde Barlas'a bakıyordu.
Aden ise abisinin son söylediğine sessizce güldü aşağıda misafirler olmasa garanti kahkaha atardı. Barlas günler sonra sevdiği kadının gamzelerini gördü . Barlas'ı hasret bıraktığı o gamzeleri. Barlas ölse vasiyet olarak Aden'in gamzelerine gömün beni derdi Barlas için Aden'in yeri okadarki büyüktü sevgisinin bir sonu bir sınırı yoktu ama Aden bunu görmüyordu.
Aşağıdaki misafirler üst kata çıkmaya başladı ellerindeki bohcaları gelir gelmez evin çalışanları aldı.Ferman ise kolunu Aden'in omzundan çekip duruşunu dikleştirdi. Barlas'ı kardeşine aşık olduğunu farkettiğin den bu yana Barlas'tan nefret ediyordu ama diğer aile fertlerini severdi. Saygıda da kusur etmezdi.
Gelen misafirler tek tek saolona geçti . Salona giren misafirlerin ardından Aden de odaya girerek hepsine hoşgeldin diyerek Hesna xanım ve Şehnaz xanımın ellerini öptü. Onları hiç bir şekilde suçlayamazdı tüm bu yaşadıklarına sebep olan Barlas tı o yüzden saygıda kusur etmezdi. Hesna xanım ve şehnaz xanım Aden'e beğeni dolu bakışları ile baktılar uzun beyaz elbisesi saçlarını kapattığı tülbenti nede çok yakışmıştı genç kadına. Uzun kirpikleri iri kahve kadeh gibi gözleri başına örttüğü beyaz tülbenti ortaya çıkarmıştı. Yüzünde makyaj olmamasına rağmen duru güzelliği ile kendini belli ediyordu.
Nikah şahidi olarak Dila da salona girdikten sonra nikaha başladılar Aden ve Barlas imamın tam karşısında yan yana oturdular. Aden duygu karmaşası yaşıyordu günlerdir yaptığı gibi gözlerine akın etmek isteyen yaşlarını tutuyordu. Bir defa ağlamaya başlar ise bir daha engel olamazdı göz yaşlarına. Nikah şahidi olarak Dila Aden'in yan tarafına oturdu Araf ise Barlas'ın yan tarafına oturdu.
Herkes hazır olduktan sonra imam nikaha başladı. İmam Aden'e sorusunu yönlendirerek. " Mehir olarak ne istersin kızım." Diye sordu
Aden , imamın sorusu ile ." Hiç birşey istemiyorum." Dedi Barlas'tan gelecek hiç bir şeyi istemiyordu. Tek birşey istemişti bu evlilikten vaz geçmesini onuda Barlas yapmamıştı. Bu saatten sonra Barlas tan hiç bir beklentisi yoktu. Barlas , Aden'in sözlerini duyduktan sonra imama dönerek.
" Hocam Tüm mal varlığımın tamamı Aden'in dir bunun üzerine kıyın nikahı." Diyerek sevdiği kadına tüm mal varlığını adadı . Neyim var neyim yok bu küçük kadına feda olsun dedi . Birdefa düşmüştü Aden gönlüne o olmadıktan sonra mal da mülkte gözünde yoktu.
Aden duyduğu sözle odadaki diğerleri gibi affalladı. Barlas Türkiye'nin sayılı zenginleri arasındaydı ve mal varlığı oldukça yüksekti. İmam , Barlas'ın tüm mal varlığını Aden'e vermesine şaşırsada yinede elindeki kağıda yazdı. İmam ilk tefa mehir olarak tüm mal varlığını veren bir adam ile karşı karşıya kalsada ses etmeden nikaha devam etti.
" Kızım adın soyadın? " Diye sordu.
" Aden Eroğlu "
" Baba adın ? "
" İlyas Eroğlu." Aden şuanda dili lal olsun imamın hiç bir sorusuna cevap vermemek istedi. İçinde tufan kopuyordu ama dışarıdan oldukça normal görünüyordu. En zorunda bu değil miydi zaten . İçin kara kışı yaşar iken dışarıdan yazı yaşıyor gibi görünmek.
Hocanın sorduğu her soru Aden'in hayatını elinden alıyor bedeninden etini kapartıyorlar gibi canı acıyordu ama sesini çıkaramıyor içten içe sessiz çığlıklar atıyordu.
İmam bu defa Barlas'a dönerek .
" Oğlum adın soyadın?" Diye sordu .
" Barlas Karahan ."
" Baba adın?"
" Agâh Karahan."
" İlyas kızı Aden Eroğlu , Barlas Karahan'ı kocalığa kabul ettin mi? "
Aden'in nefesi boğazına takıldı kalbi duracak gibi hissediyordu yavaş yavaş yolun sonuna geliyordu. Adeta bedeninden canı çekilmiş gibiydi.
İçli bir nefes çekti içine zar zor bulduğu sesi ile . " Ettim ."
" Kabul ettin mi? "
" Ettim "
" Kabul ettin mi ?"
" Ettim . " Dedi titremeye başlayan sesi ile daha fazla dayanamıyordu. Birşey olsun bu nikâha engel olsun istedi. Ama olmadı.
İmam bu defa Barlas'a dönerek.
" Agâh oğlu Barlas Karahan , Aden Eroğlu'nu karılığa kabul ettin mi? " Diye sordu.
Barlas bir saniye bile düşünmeden. "Ettim." Dedi
" Kabul ettin mi? "
" Ettim."
" Kabul ettin mi? "
" Ettim "
İmam bu defa şehit olan Dila ve Araf'a dönerek.
" Siz bu evliliğe şahitlik ettiniz mi? " Diye sordu.
Dila ve Araf . " Ettik ." Dedikten sonra İmam nikah için okunacak duaları okuyup nikahı kıydı. Biten nikah ile imam oturduğu yerden kalkıp hayırlı olsun dedikten sonara salondan çıktı. Salondan çıkan imama Aras eşlik etti .
Kapının önünde biri vardı ve nikâh başladığı dakikadan beri oradaydı ve aldığı her nefes ciğerlerine batıyordu. Kalbi şuan şu dakika dursa istedi . Aden'in, Barlas'ı eş olarak kabul ettiğini duyduğunda sol yanında bir ateş yanmış gibi yandı kavruldu.
Aden'in, Barlas ile evleneceğini ilk duyduğunda sanki ruhu canından çekilmişti ama gözleri ile yıllarca gizli saklı sevdiği kızın dini nikahına şahitlik edince ruhu bedenini tamamen terk etmiş gibiydi. Öyle ruhsuz ve canı yana yana bakıyordu önündeki manzaraya. O kişi Murat tı.
Yıllarca,Aden abi demesine rağmen gizli gizli sevmişti. Gönlüne düşen amca kızı ile yandı kavruldu yıllarca. Aden'in kendine yar olmayacağını bildiği halde günde gün gönlünde büyüttüp durdu. Ama bu çok başkaydı sevdiği kadının dini nikah ile bir başkasının karısı olacağını görmek işte bu acının tarifi yoktu. Gözleri doldu Murat'ın kimseye belli etmemek adına başını yere eğdi gözünden süzülen bir damla yaşı sildi usulca.
Yüreği nasıl dayandı sevdiği kızın bir başkasının olmasına işte onu bilmiyordu. Bir ömür içinde bir ukte kalacak yanıp kavrulan bir yara olarak kalacaktı. Kalbine çiçekler eken amca kızı tüm çiçeklerinin yapraklarını teker teker yolup Murat'ın kalbine kara kışı getirmişti. Bedenini bir ateş sarmış genç adamı cayır cayır yakmıştı.
Alp , Murat'ın halini görünce elini omzuna dokundurarak . " Şimdi olmaz toparla kendini . İçeri insan kaynıyor biri fark edecek gel bahçeye çıkalım ." Diyerek Murat'ı alıp ordan uzaklaştırdı. Abisinin Aden'i sevdiğini biliyordu ve dağılan abisini nasıl toparlayacağını bilmiyordu.
Aden oturduğu yerden kalktı yanında oturan Barlas ile birlikte. Başını genç adama çevirdiğinde kendisine baktığını gördü. Aden öyle bir baktı ki Barlas'ın gözlerine nefret ile kimse anlamasa bile Barlas bunu çok iyi anladı. Nefret dolu o bakışlar Barlas'ın benliğine işledi. Bundan sonra Aden'in gözünde göre bileceği tek duygu nefretti. En çok korktuğu şey başına gelmiş sevdam dediği kadının nefretini tamamen kazanmıştı .Barlas sevdiği kadın ile evlilik yolunda ilk adımları attığına sevinemiyordu. Bir yanı yaz iken bir yanı kara kışa döndü Barlas'ın.
Herkes hayırlı olsun dileklerini diler iken Aden nişan alış verişine çıkacakları için müsade isteyerek odasına çıkmıştı.
Odasına girdiğinde kapıyı kapatıp sırtını kapıya yaslayarak başımdaki tülbenti çıkarıp ayağının dibine atarak göz yaşlarını serbest bıraktı. Ne yaşıyordu böyle bir anda hayatı altüst olmuş neye uğradığını şaşırıp kalmıştı. Herşey o kadar hızlı olmuştu ki ne olduğunu kendisi dahi anlayamamıştı.
Gözlerinden sicim sicim akan yaşlar ile birlikte ağzından bir hıçkırık firar etti. Sesi duyulmasın diye iki eli ile ağzını kapatarak hıçkırıklarını bastırmaya çalıştı. Hazırlanması gerekiyordu ve bir türlü göz yaşlarının akmasına engel olamıyor du.
Bir süre sessizce ağladı genç kadın. Kaderine ağladı , hayatının avuçlarından kayıp gidişine ağladı, elinden bir şey gelmeyişine çaresizliğine ağladı. Bundan sonra Barlas'a karşı nasıl olurdu bilmiyordu. O konaktan içeriye adım attığında kime sığınacaktı ,derdini kime anlatacaktı bilmiyordu ve abisi o soruyu sorduktan sonra Barlas'a sığındığı gibi tekrar sığınmak tan korkuyordu.
Hayatını mahveden canını yakan adamda derman aramak istemiyordu. Hayatını çalan adamın kollarında teselli bulmak istemiyordu.Bir süre sonra kendini toparlayarak banyoya gidip hızlı bir şekilde elini yüzünü yıkayıp üzerindeki beyaz elbise den kurtuldu . Gardropun kapağını açıp içinden bej rengi yüksek bel pantolon ve siyah bir bluz alıp kapağını kapattı.
Önce v yaka kolları balon model ve transparan detaylı bilek kısmı manşetli vücudunu saran bluzu giyip altına bej rengi pantolonunu giydi. Çarşıda çok gezecekleri için rahat ede bilmek adına beyaz spor ayakkabı ile kombin etti . Sabah topladığı saçlarını serbest bırakıp taradı. Saçları düz olduğu için bir işlem yapma gereksinimi duymadı. Daha sonra gardropun sol tarafında montlarının bulunduğu bölmeyi açıp siyah uzun kaşe kabanını alıp giydi. Mevsim artık kışı gösteriyor bugün hava ne kadar güneşli olsada havanın soğukluğu insanın içine işliyordu. Ve Aden çok üşüyen biriydi soğuktan çabuk etkilenir di .
İstemeye istemeye odasından çıkıp alt katta inip salona girdi . Aden'in gelmesi ile çarşıya gidecek olanlar ayaklandı. Hesna xanım ve Ayfer hanım çarşıya gitmeyecek evde kalacaklardı. Şehnaz hanım, Eslem hanım, Eyşan hanım, Dila ve Deva gidecekti. Erkeklerden ise Barlas ve Ferman gidecekti.Aden üzerini değiştirmek için odasına çıktığında Elzem xanım aramış Erva ile kendisininde nişan alış verişine katılacağını haber vermişti.
Gençler ise otele dönüp Dicle'yi de alıp Antep'i gezeceklerdi.
Elzem xanım bu fırsatı kaçırmazdı. Bugünden başlayacaktı Aden'in burnundan getirmeye.
Herkes salondan çıkmış bahçeye inmişler di . Diğerleri önde Aden ,Barlas ve Eslem hanım diğerlerinin arkasından yürüyordu.Aden ise odadan çıkar iken unuttuğu çantası aklına gelince . " Çantamı unutmuşum alıp geleyim." Diyerek yanında duran annesine söyledi .
" Tamam kızım al gel . " Dedi Eslem hanım olduğu yerde durarark .
Ferman ve diğerleri bahçeden önden çıkmıştılardı. Barlas , Aden ile yanlız kalmaya kol geziyordu. " Eslem hanım hava soğuk siz arabaya geçin ben Aden'i beklerim ." Dedi
Eslem hanım , Barlas'a o kadar öfkeliydi ki gözlerine peydah eden öfke genç adamı yakacak cinstendi. Şuanda şuracıkta Barlas'ın canını alası vardı kızının hayatını karartığı için. " Gerek yok ben beklerim kızımı ." Dedi sert bir ses tonu ile.
Eslem hanım bir anneydi ve karşısında duran adam kızının hayatını mahvetmiş Eslem hanımın ciğerini yakmıştı. Günden güne kızının eridiğine şahit olmuş bu evlilik konusu açıldığından beri kızının gözünden yaş eksik olmamıştı. Kızının akıttığı göz yaşının her damlası Eslem hanımın içini yakıp kavuruyordu.
Barlas Eslem hanıma bir bakış atıp derince bir nefes aldı. Gözlerindeki öfke ve nefretten birşeyleri bildiğinin farkındaydı .
" Eslem hanım biliyorum hiçbir zaman beni damadınız olarak kabul etmeyeceksiniz bunu bakışlarınızdan anlayabiliyorum lakin sizde zamanla benim Aden'e olan aşkımı görecek ve onaylayacaksınız. " dedi.
Eslem hanım duyduğu sözler ile içindeki patlamaya hazır tarafını serbest bıraktı birazdan dilinden zehir zemberek sözlerini dökecek Barlas'ın yüreğine bir hançer gibi saplanacaktı o kelimeler.
" Ne aşkından bahsediyorsun sen !" Dedi hiddetle Barlas'a tiksinircesine bakarak. "Ben sevgiyi aşkı bilmeyen cahil biri miyim? Benim kocam benim saçımın tek bir teline kıyamaz dı sen kızımın kolunu, kanadını kırdın. Umutlarını içinde ki yaşama sevincini söndürdün. Sen görmüyorsun belki ama benim kızımın ruhu hergün biraz daha çekiliyor canından can gidiyor ama sen buna aşk deyip geçiyorsun lanet olsun sizin gibilerin aşkına. Sen buna sevdamı diyorsun Barlas ." Dedi tükürürcesine .
" Seninki sevda değil seninki başka birşey. Eğer susuyor sam konuşmuyor sam evladımın hatrına sende benim sabrımı sınama. Benim tek dileğim kızımın gözünden artık tek bir damla yaş düşmemesi. Eğer ki onu üzer sen bir dakika düşünmez gerçekleri meydana dökerim ne olacağını hiç düşünmeden Barlas ağa!" Dedi adını bastırarak dile getirdi.
Barlas duyduğu sözler karşısında duruşundan ödün vermemeye çalıştı. Bir annenin sözü kurşun gibiydi . Her sözü Barlas'ı yaralayıp geçiyordu.
" Sizde bundan sonra benim bir annem siniz saygısızlık etmek istemem size ama bu tehditleriniz ile beni korkutamaz sınız ." Dedi Eslem hanımın tehdinin boşuna olduğunu bilsin istedi. " Ben sevda nedir çok iyi bilirim Eslem hanım . Aden'e olan sevdam benim zaafımdır bu yüzden kızınıza olan sevdamı yok sayamazsınız. Ama içiniz rahat olsun Aden'e gözüm gibi bakacağım dan. Kızınıza olan sevdamı küçüm süyorsunuz ama ben Aden'i çok seviyorum canını ver dese tereddüt etmeden canımı veririm. " Dedi Aden'e olan duygularını kimse yok sayıp dile dolayamazdı buna kim olursa olsun müsade etmezdi Barlas.
Barlas'ın ettiği her söz Eslem hanıma çirkin geliyordu . İçindeki öfke harlandıkça harlanıyor Barlas'ın canını alma isteği ile yanıp tutuşuyor du. Eslem hanım tam Barlas'a cevap verecek iken Ferman'ın sesi duyuldu sokakta Eslem hanıma sesleniyordu gelsin diye . Eslem hanım içinden geçenleri dile getiremedi ama Barlas'a iki çift sözü vardı . Öfkenin harmanlandığı bakışlarını Barlas'ın koyu kahveleri ne dikti . " Sen benim kızımın hayatına sebep oldun ya . " Dedi duruşunu dikleştirerek . Barlas'a bir adım daha yaklaşıp sağ elinin işaret parmağı ile gök yüzünü işaret ederek. " Dilerim Allah'tan yaktığın yerden yanasın Barlas ! " Dilinden dökülen beddua bir kılıçtan daha kesindi ve Barlas'ın canını en çok bu beddua yakmıştı.
Eslem hanım, arkasını dönerek bahçeden çıktı Barlas'ın içine yüklediği ağırlık ile baş başa bırakarak. Peki Barlas bunu haketmişmiydi? Etmemişti. Aden'i istemediği bir hayata sürüklüyordu ama sevdiği kadının iyiliği içindi. Aden'i koruya bilmek adına bu hikayenin kötüsü olmaya bile göz yummuştu ama Eslem hanımın son sözleri Barlas gibi bir adam için dahi ağırdı . Haketmemişti bu sözleri hemde hiç haketmemişti. Barlas hiç ses etmedi giden Eslem hanımın arkasından bakar iken çalan telefonu ile siyah kabanın cebindeki telefonu çıkarıp arayana baktı.
Arayan mardindekilerdi akşam olcak nişan için geleceklerdi . Bu sabah Mardin'de kileri arayıp eşi dostu nişana davet etmişlerdi. Aile arasında olan bir nişan değildi otelde büyük bir nişan olacaktı ve bu yüzden Mardin'den misafirler gelecekti. Çalan telefonu açarak kulağına koyarak arayan kişi ile konuşmaya başladı.
Aden elindeki çanta ile merdivenden inip bahçe kapısına doğru ilerlerken dışarıdan bahçeye giren Murat ve Alp ile karşılaştı. Ne zaman geldiklerini bilmiyordu. Yüzüne yerleştirdiği tebessüm ile iki kuzenine doğru adımladı. Alp karşıdan gelen Aden ile genişçe gülümseyerek yanına gelen genç kadına sarıldı.
" Hoş geldiniz. " Dedi Aden tıpkı genç adam gibi sarılarak karşılık verdi. Az ileride Barlas telfon ile konuşuyordu ve Aden'i, Alp ile sarılır iken görmesi ile bedenine sinsice bir kıskançlık süzülerek damarlarında dolanıyordu. Alp tende kıskanmıştı ama Murat tan kıskandığı kadar değildi.Murat'ın , Aden'e olan duygularını bildiği için ikisinin yanyana gelmesini dahi istemiyordu.
" Hoş bulduk cadı." Dedi Alp ,Aden'in bedenine doladığı kollarını çözerek. "Hayırlı olsun annem arayıp dün gece söylemese düğün günü haberimiz olurdu herhalde." Eyşan hanım, Murat'ın, Aden'e olan hislerini az çok biliyordu Murat hiç bir şekilde dile getirmemesine rağmen. Murat'ın, Aden den ümidini kessin diye arayıp haber vermiş Antep'e çağırmıştı. Bir bilse oğluna iyilik edeyim derken gönül kapısını kırıp param parça ettiğini yine yaparmıydı bilinmezdi. Alp hayırlı olsun demişti ama içinin istediğinden değil Aden'e verdiği değerden dolayı demişti.
Aden hayırlı olsun kelimesini duyunca yüzündeki gülümseme solar gibi olsada kendini toparlayıp sahte bir tebessüm yerleştirdi yüzüne. " Teşekkür ederim. " Bakışlarını Murat'a çevirdiğinde yıkılmış bir adam gördü karşısında. " Sende hoşgeldin abi ." Dedi sessi çıkmayan Murat'a.
Murat içli derin bir nefes çekti ciğerine. Dakikalar önce gördüğü manzara hâlâ gözünün önünden gitmiyor du. Sevdiği kadın bir başka adama yar olmuştu. İçini yakan ateş bir nebze dinmiyor aksine daha çok yanıyor Murat'ı yakıp kül ediyor du.
Murat dalgın bir şekilde elini uzatıp Aden ile tokalaşıp elini geri çekti karşısındaki genç kadın gibi."Hayırlı olsun Aden ." Dedi buz gibi bir ses tonu ile. İçi cehennem gibi yanar iken sesi kutup kadar soğuktu . Bakışlarında acı peyda olmuş gizlemeye çalışıyor du.
" Teşekkür ederim abi ." Diyerek genç adamın acı çeken yüzüne baktı sanki birşey varda kendisine söylemiyor larmış gibi hissetti. " İyimisin sen birşey mi oldu?" Dedi meraklı bir şekilde.
" Yol yorgunuyum birşey yok ." Diyerek Aden'in yüzünü talan etti bakışları ile . İçinden ' kötüyüm sen bir başkasının oldu ve ben buna şahit oldum daha ne olsun.' dedi kendi kendine. İçinde tarifi olmayan bir sızı var dı ve sol tarafını kanattıkça kanatıyordu . İçinden bir diğer şeyi dile getirmez ise Murat'ın içi hiç rahat etmezdi. " Umarım doğru karar vermişsin dir verdiğin karardan pişman olmazsın." Dedi Barlas'ın,Aden için yanlış seçim olduğunu alalen dile getirdi.
Aden'in cevap vermesine kalmadan genç kadının arkasından Barlas'ın otoriter sesi duyuldu. " Sanamı kaldı Aden'in seçimlerini sorgulamak!" Dedi ölümü çağrıştıran bakışları Murat'ın üzerinde fink atıyordu. Az önce Eslem hanımın sözlerinin verdiği öfkeyi atamaz iken şimdide Murat öfkesini harlıyordu.
Aden bir anda arkasında duyduğu ses ile irkildi ne ara geldiğini fark etmediği Barlas'ın varlığı ile. Bakışlarını arkasına çevirmesi ile Barlas'ın göğsünü sırtı ile birleştirmesi bir oldu. Sırtında hissettiği sert göğüs öfke ile sert bir şekilde inip kalkıyordu ve üzerinde kaban olmasına rağmen Barlas'ın göğsünün sertliğini hissede biliyordu genç kadın. Bakışları, Barlas'ın yüzü ile buluşunca sertçe yutkundu. Barlas bakışları ile adeta ölüm saçıyordu ve Barlas'ın öfkesi Aden'i korkutuyordu her an bir olay çıkacak diye korkuyordu.
Murat karşısındaki adama nefret ile baktı. İçinden geçenleri dile getirmeye çekinmedi. " Kuzenimin yanlış bir seçim yapmasını istemem." Alalnen sen Aden için yanlış bir seçimsin diyordu.
Aden Murat'ın sözleri ile Barlas taki bakışlarını Murat'a çevirdi. İçten içe Murat'ın, Barlas'a cevap vermemesini diledi . Biraz daha konuşmaya devam eder ise Barlas , Murat'ın yüzünü dağıtmaya çekin meyeceğini biliyordu genç kadın.
Murat ve Barlas'ın en başından beri anlaşamadığını biliyordu Aden ama meselenin iç yüzünden haberi yoktu . Aden araya şimdi girmez ise birazdan burda kıyamet kopar nişan yerine akşama Murat'ın helvasını kavurur lardı . Aden başını geriye doğru çevirerek başını hafifçe yukarıya kaldırdı . " Barlas?" Diyerek genç adamın bakışlarının kendisine dönmesini sağladı. "Bizi bekliyor lar gidelim ." Dedi başka söyleyecek birşey bulamadı. Barlas'ın sürekli birileri ile tartışmaya girmesini kaldıramıyordu. Barlas'ı bugün durdura biliyordu ama ya yarın? Yada başka bir gün ? Durdura bilirmiydi bunu bilmiyordu.
Barlas aşırı sinirli bir adamdı saman alevi gibi bir anda parlıyor öfkesini dindirmesi saatler alıyordu ve bu durum Aden'i korkutuyordu. Genç kadın farkındaydı artık Barlas'ın öfke kontrolünün olmadığının. Barlas kıskançlık ve öfke ile harmanlanmış bakışlarını Aden'e çevirdi . Aden'in göz bebeklerinin titrediğinin farkına vardı. Çok yıpratıyor du küçük kadınını ve bunu bile isteye yapmıyordu.
Barlas'ı şuanda durdurmaya sadece Aden'in gücü yetiyordu o olmasa şimdiye Murat yüzü gözü dağılmış bir şekilde yerde olurdu. Barlas elinin birini Aden'in bel boşluğuna yerleştirerek parmaklarının ucu ile okşayarak bakışları ile onayladı. Genç kadın bu defe bakışlarını Murat'a çevirdi.
" Merak etme abi benim için en doğru olan adamı seçtim." Dedi diline doladığı yalan ile . Mecburdu yalan söylemeye. Yalan söylemeyi sevmeyen kız şu bir ayda ağzından yalan eksik olmaz olmuştu.
Barlas, Aden'in, Murat'a verdiği cevabın memnuniyeti ile duruşunu dikleştirip dudağında varla yok arası bir gülümseme belirmişti. Murat'ın birşey demesine fırsat vermeden . "Seni bir daha uyarmaya cağım Murat karımdan uzak dur ve haddini bil daha önce bildirdiğim gibi bildiririm ." Dedi Aden'in arkadaşı Deren için düzenledikleri bekarlığa veda partisinde kızlar sarhoş oldukları gece Murat ile kavga etmişler Murat'ın yüzünü dağıtmış tı ve şimdi hatırlamasına yardımcı oldu . O gece Barlas'ın adamları ve Murat'ın adamları araya girip Murat'ı Barlas'ın elinden almasalar dı Murat daha beter bir hâlde olurdu. " Az önce sorduğun sorunun gereken cevabı karım dan aldın benim birşey söylememe gerek kalmadı. Biz gidelim artık." Diyerek Aden'in soğuk ellerini sıcak avuçları arasına alarak bahçe kapısına doğru ilerlediler. Sıcak avuçlarının arasına aldığı soğuk eli özgürce tutuyordu Barlas . Resmiyette hâlâ evli olmasalarda Allah katında Aden artık onun karısıydı ve artık özgürce dokuna bilirdi . Allah katında helaliydi . Kısa bir süre sonra da resmiyette karısı olacak işte o zaman Barlas, Aden'e karşı özgürlüğünü ilan edecekti.
Aden ve Barlas bahçe kapısından çıkıp gitmişlerdi ve arkalarında bir âdet yıkılmış Murat bırakmışlardı . Aden'in elini tutup gözünün önünde gitmesine dayanamıyordu Murat. Yüreğine ağır geliyordu ya düğün günü ne yapacaktı?
Yüreğinde yanan kor ateşi nasıl söndürecek ti nasıl dimdik durmaya çalışacaktı kimseye belli etmeden. Acısını gizli saklı nasıl yaşayacaktı?
Hayat o kadar gariptı ki kimini güldürürken , kimini mutsuzluk ile sınar. Kimini sevgi ile taçlandırınken kimini sevgisizlik ile öldürdü. Hayat o kadar acımasız dı ki kimi sevdiğine kavuşup kollarında cenneti yaşar iken kimi hiç sevmediği insanın kollarında günde gün cehennemi yaşıyor azap çekiyordu.
Hayat Murat'a da adil davranmamıştı. Yüreğinin köşesine koyduğu kadın ona yar olmamış bir başkasının oluşunu izlemişti. Bu saatten sonra nasıl ayakta durur yüreğinde yanıp nefesini kesen acıyı gizli saklı nasıl yaşardı orası bilinmez di. Bu günden sonra Barlas kurak topraklarıma baharı getiren cemre diye sevdiği kadına hergün biraz daha kavuşur iken Murat sol tarafındaki sızı ile bir bilinmezlik te boğulacaktı.
Peki ya Aden o ne olacaktı istemediği bir hayata hergün yeni bir adım atar iken mutlu ola bilecek miydi yada yaşadığı acıları açılan yaraları kapanacak herşeyi geride bıraka bilecek miydi? Zordu Barlas'ın ona açtığı yaraların kapanması imkansız gibiydi ama yinede herşeyi zaman gösterecekti.
__________________________
Bölüm sonu...
Bölümü nasıl buldunuz? Dikkat ettim de yorumlar yok denecek kadar az . Bol bol satır arası yorum yaparsanız sevinirim. Hâlâ beğeni atıp hesabımı takibe almayan varsa beğeni atıp takibe alın.
Gelecek bölümde görüşmek üzere.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 14.38k Okunma |
888 Oy |
0 Takip |
28 Bölümlü Kitap |