

MERHABA YENİ BÖLÜME HOŞGELDİNİZ
BU KİTABIN GERÇEK HAYATLA BİR İLGİSİ YOKTUR.
⭐ Bu bölümü dün atacaktım aslında, ama hiç bitiresim gelmedi
🩷🩷🩷 5 AY SONRA 🤍🤍🤍
Aylar geçmiş fulya anne babasına iyice bağlanmıştı, onu kaçırıp yetimhaneye bırakan teröristleri fulya bulup halletmek istiyordu, ama babası yıllar önce onları bir güzel cehenneme göndermişti.
Fulya bunu öğrendiğinde onları kendi gebertemediği için üzülse'de artık çok geçti, karargahta ki askerlere de çok alışmıştı, onları ailesinin bir parçası olarak görüyor bir taraftan da onların başına birşey gelmesinden korkuyordu.
Bu geçen süre zarfında baran ile çok yakın arkadaş olmuşlardı, devamlı görüşüyorlar, hatta ailecek sık sık bir araya geliyorlardı,bu süreçte Süleyman komutan da kafayı fulya'ya takmıştı, fulya'yı gördüğü her yerde gelinim demesi babasını çileden çıkartıyordu, bu durumdan annesinin bir şikayeti yoktu neyse ki.
Fulya odasında ki aynanın karşısına geçerek üniformasını giydi üzerine, saçlarını omuzlarında kestirmiş renginden sıkıldığı için de sombre yaptırmıştı, babası çok üzülse de annesi ve arkadaşları beğenmişti.
Evden anne babasını öperek çıkmış babasının hediyesi olan arabasına binerek karargaha sürmüştü,karargaha gelince camı aralayıp askere kolay gelsin diyerek içeri girmiş arabasını park ederek inmişti, kendini enerjik hissediyordu.
Fulya Atilla'yı karşısında görünce şaşırmış onu özlediği için sıkı sıkıya sarılmıştı, "yoksa bizim karargaha mı geçtin ati."
Atilla'nın yüzünde burukça bir gülümseme oluşunca fulya tedirgin oldu, bir sorun vardı ne olmuştu ki?
"Ne oldu sana anlat bakayım hemen.
Atilla derince soluklandı nasıl söyleyeceğini bilemiyordu, fulya'nın koluna girip banka oturttu, " söyle artık korkmaya başladım" dedi tedirgin olmuştu.
"Fulya biliyorum bitmiş bişey, ama sonra çektiğin acıları da biliyorum gözümle gördüm," diyerek lafı geveledi
"nasıl söyleyeceğimi Bilmiyorum, en iyisi bir kerede söylemek, savaş baba olacakmış karısı hamileymiş." Dedi gözlerini sıkı sıkı kapatmıştı kız kardeşi olarak gördüğü kadının tek damla daha göz yaşını görmek istemiyordu.
Fulya duraksadı,üzülmüş müydü? Hayır, canı yanmış mıydı hayır, mutluydu fulya artık onun için üzülmediğine, içinin kan ağlamayışına sevinmişti, yüzünde büyük bir gülümseme oluştu, atilla ciddiyetle ablasını izliyordu, "neden gülüyorsun,? önce gülüp sonra ağlamayacaksın umarım!" Dedi tereddütle
Fulya gülümsedi tekrar "Üzülmedim, hatta sevindim biliyor musun, içimde ona karşı kırıntı kadar bile duygu kalmamış,
Atilla kaşlarını kaldırdı "Buna inanmalı mıyım?" Diye sordu
"İnanmalısın, gerçekten üzgün hissetmiyorum." Diyince
Atilla büyük bir nefes bıraktı rahatlamıştı "Buraya gelinceye kadar aklımdan bin bir türlü şey geçti, ama sevineceğin geçmemişti.
"Bitti atilla biten şeylerin acısını ömür boyu içimde yaşayacak değilim, hem bak o da yaşamamış,
Fulya ve atilla konuşurken baran gelmiş başlarında dikilmişti," ne oluyor burada neden geldin sen? " Dedi atillaya
Bu arada nedendir bilinmez Atilla ve baran'ın arasında rekabeti andıran bir durum vardı bilmesem birbirlerini kıskanıyorlar derdim.
Atilla kolunu fulya'nın omuzuna sarıp başına öpücük bırakınca baran hemen öne atılıp Atilla'nın kolunu çekerek ani bir hareketle oturduğu yerden kaldırmıştı.
"Napıyorsun ya !!!! ablamı görmeye geldim!" Dedi atilla küçük bir çocuk gibi
Baran parmağını salladı "Bana bak atilla burası karargahın içi ve benle düzgün konuşman gereken rütbe farkları var .
"Üffff bıktım bu kıdemli yüzbaşılar'dan, bize de verile verile kıdemli üsteğmen veriliyor,
"Hadi üsteğmen sana yol bize iş vakti," dedi yallah dercesine
Atilla gözlerini devirdi, fulya'ya tekrar sarılınca baran kedi gibi ensesinden tutup çekti,"kaybol lan." Diyip fırlatırcasına bıraktı.
Fulya bunlardan bıkmıştı "Baran ne istiyorsun şu çocuktan, yazık benim atime. Diyince Baran'ın sinirle gözü seğirdi "kazık kadar herif gitsin sevgilisine yapışsın, tövbe tövbe"
Fulya hiçbir şey dememişti ne diyecekti ki
Fulya ve baran karargahta ki odalarına girdiler, fulya bir tomar dosyayı görünce içten içe söve söve girdiği kapıdan tekrar çıkıp baran'ın odasına girdi, fulya'yı beklemeyen baran şaşırmıştı " ne oldu? " Diye sordu
Fulya dudak büzdü"Bak işte tahminlerim doğru çıktı, bu karargahta bana gıcık olan biri var, neden sende hiç evrak yok" dedi öfkeyle
Baran tebessüm etti "Çünkü ben evraklarımı birikme den bitiriyorum."
Fulya göz devirmekle yetindi "sen bana tembel mi dedin az önce." evet trip atma perileri iş başındaydı.
Baran kendini savunma gereği duydu "Ne alakası var, nedenini söyledim sadece." Baran dudak büken kadına içi giderek baktı, iki aydır ona karşı dizginleyemediği duyguları vardı. Ama korkuyordu, ona bunu söylerse fulya bir daha yüzüne bakmaz diye korkuyordu.
fulya tiribine devam ederek odasına dönünce baranın içi rahat etmedi, kantinden fulya'nın en sevdiği çikolatalar dan aldı.
Kapıyı aralayıp önce çikolataları uzattı içeriye,sonra kendi girip dosyalara kötü kötü bakış atan kadına yaklaştı,"bak sana ne aldım," dedi şirince "hadi barışalım."
Fulya çikolata görünce kendine hakim olamıyor çikolatayı çok seviyordu, baran fulya'ya ya iyice yaklaşıp çikolataları masaya koydu, bu düşünceli tavrı hoşuna giden fulya baran'ın yanağına uzunca bir öpücük bıraktı.
Atilla'dan sonra tanıdığı en düşünceli en nazik adamdı, baran şaşkınlıkla donup kalmıştı, " teşekkür ederim, sana bir çay ısmarlayayım." dedi fulya teşekkür amaçlı
Baran sonunda kendine gelmişti gelmesine ama bedenini bir ateş sarmıştı, "sağol sonra içeyim şimdi işlerim var, "diyerek odadan dışarı attı kendini, kapının önünde şoklar yaşayan adamı gören asker revire götürmeyi istese de baran izin vermeyerek odasına girdi.
Saatler sonra bahçeye çıkmış bankta oturup bu kıza nasıl açılacağını düşünmeye başlamıştı, Atilla ile konuşmuş iki sevgilisinden de darbe yediğini öğrenmişti.
Allak bullak duygularla ne yapacağını bilemeyerek uzaklara bakıyordu, fulya önüne çay bırakarak yanına oturmuş kendine aldığı kahveden yudumluyordu, uzaktan baranı izleyen gözlerinden adeta kalp atan kadınları görünce sinirlenmişti ne bakıyorlardı bunlar, hayatlarında hiç erkek görmemişler miydi, gerçi adam çok yakışıklıydı,
"asker işine dön, diye bağırınca kızlar korkuyla gitmiş, Baran'da daldığı düşüncelerden çıkmıştı.
"Ne oldu baran bir derdin mi var senin?" Dedi
Baran köşeye sıkışmış gibi hissediyordu, " çok kötüyüm fulya! "Dedi sesinden çıkmaza girdiğini anlamıştı.
"Neden ne oldu? Diye sordu bu defa
"Birini seviyorum, ama öyle böyle değil. Onun canı sıkkın olsa kalbim sıkışıyor, o gülünce dışarıda karda yağsa içerisi rengarenk çiçeklerle donatılmış ilk bahar gibi hissettiriyor.
Fulya şaşırmış hemde istemsizce üzülmüştü, çok iyi anlaşıyorlardı ve onu kaybetmek istemediğini hissediyordu, ama Atilla ile selinde neden böyle hissetmemişti bilmiyordu, zar zor sordu "kimi seviyorsun?
"Söyleyemem," dedi baran "korkuyorum giderse ne yaparım, gülüşünü esirgerse nasıl yaz gelir, gelmez ki o bana gülmezse yüreğim hep kışta ayazda kalır, yaza hasret kalırım bir ömür.
Fulya ilk defa birini kıskandı, böyle sevilmek isterdi, şimdiye kadar hiç kimse onu böyle sevmemişti, zaten en başından anlamıştı baran'ın çok güzel sevecek bir adam olduğunu, hiçbir şey diyemedi kelimeler boğazına dizildi. Ne dese eksik ne söylese fazla kalacaktı.
Baran fulya'ya dönüp gözlerinin içine baktı, anlamaya çalışıyordu, " sence söylemeliyim? Dedi içinde yeşeren umutlarıyla.
Fulya kalbinin acıdığını hissediyordu, alev alev yanan elalarına baktı, mutlu olmak onun en büyük hakkıydı, " söyle baran bence söyle, başkasının olmadan senden gitmeden." Diyerek kalktı fulya, neden böyleydi neden depresyona girmek istiyordu, oysa aylardır çok iyiydi bu yaşına kadar olmadığı kadar mutlu olmuştu.
Bölüm sonu
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 90.58k Okunma |
7.32k Oy |
0 Takip |
46 Bölümlü Kitap |