9. Bölüm

Bölüm 5 "Bal" ve "Deniz"

Novaa
mjoraste

Asel Altuğ'dan

 

O çocuğun bakışlarını gördükten sonra birkaç saniye neden sinirle baktığını anlamadan öylece durmuştum. Batuhan abimin sesiyle kendime gelmiştim. Abimlerin bizi beklediğini söylemişti bende kafa sallamıştım. Daha sonra kantine inmiştik.

 

Kantine indiğimizde duvar dibinde yuvarlak orta boy bir masada oturduk ve zil çalana kadar konuştuk. Pamir bizden ayrıldıktan sonra yurt dışında neler yaptığını anlattı, bizde aynı şekilde onlar gittikten sonra neler yaptığımızı anlattık. Batuhan abim Pamir'e biraz daha alışmıştı.

 

Zil çaldıktan sonra abimlerle beraber sınıflarımıza doğru gitmeye başladık. İlk katta lise birler vardı, ikinci katta lise ikiler ve sonuncu sınıflardan iki tane sınıf vardı. Benim olduğum kat yani son katta ise lise üçlerin tamamı ve yine lise sonlardan iki sınıf vardı.

 

Abimler ikinci katta kendi sınıflarına gittikten sonra bizde Pamir'le kendi sınıfımıza gittik. Pamir kapıyı açıp kafasını içeri uzattı ve sınıfı kontrol etti. Kafasını çıkartıp bana döndü ve "Hoca daha gelmemiş papatyam hadi girelim" dedi. Bende gülümsedim ve "Tamam hadi girelim pis velet" dedim ve o önde ben arkasında sınıfa girdik.

 

Pamir'in önünden geçip kendi sırama doğru giderken Pamir'in arkamdan geldiğini fark ettim. Sıramın önüne geldiğimde durdum ve arkamı dönüp sırıtarak Pamir'e "Sıraları karıştırdın herhalde" dedim, oda bana gülüp sıramdaki sandalyemi çekti ve "Buyurun hanımefendi" dedi.

 

Yine buna eridim, bu çocuğun huyları değişmemişti demiştim. Değişmesindi zaten.

 

Ben Pamir'e bakıp gamzelerim çıkacak şekilde gülümsedikten sonra sınıfta en nefret ettiğim şey oldu ve orta sırada en arkada oturan altılı ergen erkek tayfa hepsi birden "ooo" dediler.

 

Kafamı onlara çevirip göz devirip Pamir'e dönüp teşekkür ederek çektiği sandalyeme oturdum. O da göz kırpıp kendi yerine geçti. Pamir'in yanında oturan Arel donuk bakışlarla sandalyeme bakıyordu sonra gözlerini benim gözlerime çevirdi ve uzun uzun baktı. O gözlerini çekene kadar bende çekmedim. Sonra ben ne olduğunu anlamadan gözlerini çekip hızlıca önüne döndü.

 

Allah'ı var taş gibi çocuktu.

 

Ne oluyor?, iç ses kendine hakim ol lütfen.

 

Kafamı iki yana sallayıp kendime geldim. Sera'ya göz kırptığını hatırladım. Sera'nın sevgilisi olabilir miydi ki?, ama öyle olsa neden bana öyle baksın ki?. Kafamda ki soruların işgaline dayanamayıp Sera'ya döndüm ve "Sera" dedim Sera da bana bakıp gülümseyerek "Efendim canım" dedi. Bende gülümseyip "Şey, Pamir'in yanındaki oturan çocuk var ya" dedim Sera da hemen "Arel mi?" dedi bende ona kafa sallayarak "Evet, o kim yani sürekli buraya baktığını gördüm de, sevgilin galiba" dedim.

 

Sera bana garip bir şey sormuşum gibi bir bakış attı ve birden kahkaha atmaya başladı. Neden kahkaha attığını bilmez gözlerle ona bakıyordum. Bir dakika kadar gülükten sonra bana döndü ve "Sevgilim değil merak etme" dedi, bu dediğine yanaklarımın kızardığına emindim. Hemen dediğine karşılık "Yok merak etmedim neden merak edeceğim, öylesine sordum" dedim o da kaşlarını kaldırdı inanmıyordu galiba. Bakışlarına dayanamayıp hızlı bir şekilde "Gerçekten inan bana öylesine sordum sana göz kırpınca öyle zannettim" dedim.

 

Sera "Tamam sakin ol, dediğim gibi sevgilim değil. Abim olur kendileri gerçi abim bile sayılmaz aramızda bir yaş var." dedi. Garip bir şekilde abisi olması beni rahatlatmıştı. Tüm gün Arel denen çocuğu düşünmüştüm arada bana bakarken yakalıyordum.

 

Çıkış zili çalmıştı herkes yavaş yavaş çıkıyordu sınıfın çoğu çıkmıştı sınıfta sadece ben, Sera, Pamir ve o vardı Arel.

 

Sınıftakilere az da olsa alışmıştım. Sera'yla konuşmuştum genellikle. İlk günden yakın arkadaş olmuştuk, iyi bir kızdı çok iyi anlaşmıştık. Birbirimizden telefon numaralarımızı da almıştık. Sanırım burada en yakın arkadaşım o olacaktı, olsundu da zaten.

 

Çantamı takıp ayağı kalktım ben kalkınca Sera da çantasını toplayıp sıradan kalktı. Abimler'i bekliyordum önceki teneffüs bana sınıfta beklememi söylemişti her ne kadar itiraz etsem de kabul etmemişti.

 

Kafamı Pamir'e çevirdiğimde çantasını takıyordu. Çantasını takıp yanıma geldi tabi onla beraber Arel de gelmişti. Pamir bana "Güzelim çıkmıyor musun?" diye sordu, Arel'e bakıyorken Pamir'in sorduğu soruyla ona dönüp "Abim sınıfta bekle dedi, normalde dinlemezdim de bugün yorgunum rivrivini çekemem" dedim ara da Karadeniz damarım tutuyordu. Pamir burnundan gülüp "Abinin rivriv etmediği zaman yok ki" dedi.

 

Sera koluma dokunup "Asel sen nerelisin?" diye sordu. Bende "Rize'liyim" dedim. Sera "Yaa ne güzel...Karadeniz'i çok gezmek istiyorum, umarım gidebilirim bir gün" dedi. Üzülmüş gibiydi bende onun bu haline dayanamayıp, artık en yakın arkadaşım olduğundan "Yarıyıl tatilinde Rize de kuzenimin düğünü var eğer istersen seni kaçırırım Rize'ye" dedim göz kırparak.

 

Birini sevdiysem hemen ısınırdım o kişiye karşı ve Sera çok samimi biriydi. Aynı sınıfta olduğumuz için çok şanslıydım.

 

Sera "Gerçekten gelebilir miyim??" dedi bende gülüp "Evet" dedim. Sonra Arel'e dönüp "Gidebilir miyim abicik" dedi...Bir dakika, ne? "abicik" mi dedi.

 

Sakın gülme Asel!!

 

Deniyorum iç ses..

 

Gülmemek için direniyordum Arel'in sert bir yapısı vardı. Abicik kelimesi Arel için biraz komik gelirdi ve geldi de.

 

Arel, Sera'ya "Abicik mi?, nerden çıktı bu abicik kelimesi?" dedi sert sesiyle.

 

Oha sesi çok güzel!?

 

Şimdi değil iç ses, şimdi değill...

 

Sera da "Şaka abicim şaka" dedi geçiştirerek. Arel kafasını iki yana sallayıp "Babam tek başına gitmene izin vermez" dedi. Sera omuz silkti "Sende gelirsin o zaman" dedi.

 

Gelmezse adam değil hihihi

 

İç Sesss!!!

 

Şaka yapmakta mı yasak?...

 

Arel de "Davet edilen sensin bitanem o yüzden-" demişti ki lafını bölüp "Sende gel...Yani istersen" dedim. Gözlerime baktı ve dudağının kenarı sol tarafa doğru kıvrıldı. Hemen sonra "Madem öyle bakalım Rize'nin düğünleri abartıldığı kadar var mı" dedi, Sera "Canım abimm" diyerek Arel'in boynuna atlayıp sarıldı.

 

Sera'nın yerinde olmak vardı şimdi, dimi Asel?

 

Ya sabır...

 

O sıra da abim "Asell" diye bağırarak pardon bu bağırmak değil bildiğiniz böğürerek sınıfa girdi. Gözleri bizi bulduğunda olduğu yerde put kesildi. Gülmekle ağlamak arasında gidip geliyordum.

 

Abimin aksine normal bir ses tonuyla tehditkar bir şekilde "Gel abi gel" dedim.

 

Abim yanımıza geldi ve gülümseyerek ensesini kaşıyıp "Kusura bakma...Yani kusura bakmayın ben sınıfta sadece Asel var sandım" dedi. Abime inanamayan bir surat ifadesiyle baktım ve kafamı iki yana sallayıp "Herkese naziksin bir bana hayvansın abi" dedim. Sonra kollarımı birbirine bağlayıp "Bir süre konuşmayalım" dedim. Abim hemen bana sarılıp saçımı öptü.

 

Kafamı kaldırıp abime baktım fakat bana bakmıyordu. Gözlerini baktığı yere çevirdiğimde Sera'yla bakıştıklarını gördüm, Sera Arel olduğundan galiba kaçamak bakışlar atıp gülüyordu.

 

Kız yoksa bunlar..

 

Bu sefer kızmayacağım iç ses ve evet bunların arasında net bir şeyler var...

 

Pamir oflayıp "Artık Şu sınıftan çıkabilir miyiz?" dedi, burnumdan gülüp kafamı sallayıp "Yürü başımın belası" dedim.

 

Önden Pamir çıktı onun peşine Sera ve arkasından abim çıktı. Biz, ben ve Arel yan yana arkalarından gidiyorduk.

 

Sohbet açmak istiyordum fakat cesaret edemiyordum tam o sıra da beni bu dertten kurtarıp "Tanışamadık seninle" dedi. Bende çekingen bir gülümsemeyle denizi andıran gözlerine bakıp "Evet Asel ben" dedim. O da "Bal" dedi. Bende ne demek istediğini anlamayarak "Bal mı?" dedim. Kafasını iki yana sallayıp gözlerini benden ayırdı ve "Şey yani isminin anlamı, Bal" dedi. Kafamı sallayıp "Anladım" dedim. Konuşmaya devam etti "Bende Arel bu arada" dedi, gülümseyip "Memnun oldum" dedim. Gülümseyip "Bende memnun oldum" dedi.

 

Bu sefer sohbeti devam ettiren ben oldum, "Sera'dan başka kardeşin var mı?" diye bir soru yönelttim. Kafa sallayıp "Var, adı Bulut daha lise birde o bugün hasta olduğundan dolayı gelemedi" dedi. İsmi tanıdık gelmişti fakat şu an pek kurcalamadım.

 

Yanında Arel var ya ondandır hihihi

 

He iç ses ondan...gitmemiş miydin sen?

 

Konu aşk olunca dayanamıyorum..

 

İç ses ne aşkı, daha yeni tanıştık arkadaşız!!

 

He tabi tabi he, sen bu salaklıkla gidersen bu çocuğu kaçırırsın

 

offff!!!

 

İç sesle ufak bir tartışmanın ardından Arel'e dönüp "Anladım geçmiş olsun" dedim. O da "Sağ ol" dedi. Gülümseyip kafa salladım. Son katın merdivenlerinin başındaydık bugün pek fazla bir şey yemediğim için başım dönüyordu. Elimi başıma götürüp biraz ovaladım o sıra da merdivenlerden iniyorduk Arel'in aksine ben biraz daha yavaş iniyordum.

 

Arel suratımdan anlamış olacak ki "İyi misin" diye sordu. Bende "Bugün pek bir şey yiyemedim o yüzden başım dön-" diyecektim ki ayağımın boşluğa gelmesiyle öne doğru düşmek üzereyken iki kol belimi sıkıca sarıp beni kendine çekti.

...

Herkese yeniden selamm:))

Bugün de bölüm yazdım..

Kendinize dikkat edin:))

Sizi çoook seviyorumm...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bölüm : 06.11.2024 15:11 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...