14. Bölüm

13.BÖLÜM – BENİM KIZIM

Eda Şahinoğlu
mutlusonlarinyazar

 

Oğuz çay getiren sevgilisinin elini tutup, yanına oturttu. “Gel, otur artık da yüzünü göreyim sevgilim,” derken bir yandan da onu çekiştirmişti.

Ayşim çekinerek oturdu onun yanına, sonra da adama döndü. “Şimdi ne olacak?”

“Ne demek o?”

“Aileme ailenle olanları söylemedim Oğuz. Söyleyemedim.”

Oğuz kızı kollarına aldı, “Değişen bir şey olmayacak Ayşim. Biz evleneceğiz. Onlar da isterlerse yanımda olurlar, istemezlerse de kendileri bilirler. Benim kimseden çekineceğim bir şey yok.”

“Ama onlar senin ailen.”

Oğuz nişanlısını kendinden uzaklaştırdı. Önce güzel yüzünü okşadı. “Benim ailem, senin gözlerin, o güzel aşkla dolu bakışların.” Elini kızın dümdüz karnına koyup okşadı, “Doğacak çocuklarımız benim ailem...” yavaşça eğildi, dudakları kızın dudaklarına çok yakınken tüy gibi dokunuşlarla geziniyordu dudaklarında, “Ayşim...”

Kız konuşamıyordu. Bedeninde gezinen bir sürü yabancı duygu vardı ve Ayşim hiçbirini tanımıyor, anlamlarını çözemiyordu. Özellikle karnından kasıklarına doğru bir ordu yürüyordu sanki.

“E... Efendim?” diyebildi zar zor.

“Çok istiyorum.”

Ayşim de nefes almak istiyordu. Şuan gerçekten nefes alması gerekiyordu. Tabi dudakları artık sevdiği adamın dudakları ile örtülüyken bu imkansızdı.

Oğuz onu öperken ellerini kızın narin sırtına yerleştirip, onu içine alırcasına çekiştirip, öpüyordu. Ayşim biraz uzun süren öpücüklerin etkisi ile artık gevşemiş ve adama cevap verir olmuştu. Ama hala o kelimenin kapsamını anlamamıştı. Neyi istiyordu?

Mesela şuan o eller neden yavaş yavaş aşağı inmiş, kalçalarını deli gibi okşuyordu ve Allah aşkına Ayşim ne zamandan beri bundan inanılmaz bir haz alıyordu? Delirmiş olmalıydı. Çünkü daha fazlasını ister gibi adama yapışmaya çalışıyor, içindeki boşluğun nasıl dolacağını, ne yapması gerektiğini bilmiyordu. Ama o eksikliğin bir şekilde giderilmesini istiyordu.

Elleri adamın ensesine gelip, onu sardığında ve saçları ile oynamaya başladığında kalçalarındaki ufak bir hareketle havalanmıştı. Ardından Oğuz da kalkmış, onu kucağında başka bir odaya götürmüştü. Ayşim hangi odaya geldiklerinin farkında bile değildi ama yabancı gelmiyordu o oda ona. Evet, burası geçen geldikleri yatak odasıydı.

Ayşim’in yutkunduğunu fark eden Oğuz gülümsedi. Bu sefer durması, durdurulması imkansızdı ve kızın gözlerinde gördüğü o istek onu delirtiyor, daha da fazla yakıyordu. Bu sefer Ayşim korkmuyordu. Heyecanlıydı, mutluydu, ama o korku yoktu gözlerinde. Bu da Oğuz’u daha da ateşlemişti.

Yavaşça yatağa uzandılar. Oğuz onun yanına uzanmadan tişörtünü çıkardı. Sonra da kızın üzerindeki elbisenin eteklerini yukarı sıyırıp, dudaklarını göbeğine değdirdi. Aynı anda da kızın tepkilerini izliyor, dudağından kaçan iniltileri dinliyordu.

Ve o an Oğuz dünyadaki hiçbir şeye, hiçbir kimseye bu kızı, kendi yüreğinin sahibini değişemeyeceğine kesin karar verdi.

Ayşim yalnız onundu, o da yalnız Ayşim’in...

Sonsuza kadar...

*

Oğuz onun kollarına sığınan küçük sevgilisini daha da kucağına çekti. “Biliyor musun bazı geceler burada uzanırken hep seni hayal ediyordum kollarımda.” Ayşim hiç konuşmadan onu dinliyordu. “Seni ilk gördüğüm gün, sağlık ocağında gözlerin kapalı sedyede baygındın. Hemşireyle seni muayene ediyorduk. Bir an hamile olacağın ihtimalini düşündük, ama o an yüreğime öyle bir sızı girdi ki...” Gözlerini yumdu, sanki o an ki acıyı yeniden yaşıyordu. “Ayşim bunu kelimelere dökemem. Yaşadığım o kıskançlığı sana anlatamam.” Sonra gülümsedi, “İki dakikada beynimden bir sürü çirkeflik geçti.”

Kız adamın çıplak göğsündeki başını kaldırıp, ona baktı. “Nasıl yani?”

“Sevgilin ya da kocan her neyin varsa ayırmak için bir sürü çirkeflikler işte. Olur ya öyle dizilerde evli erkekleri karısından ayırmak için türlü planlar yapan kötü karakterler olur. Bende onlar gibiydim o an. Yani yaptıkları yanlış da olsa, o kadınları biraz da olsa anladım en azından.”

Kız ufak bir kahkaha attı. “Ciddi misin?”

“Çok.” Kızın saçlarına öpücükler bıraktı.

“Seni seviyorum Oğuz.”

“Çok,” dedi yeniden adam ve onu sıkı sıkı sardı. “Sanırım artık şu düğünü hızlandırmalıyız.”

“Kesinlikle.”

 ***

Burçin ve Uğur arabaya bindiklerinde Oğuz heyecanla baktı karısına. "Kızım olacak Burçin. Bu... Bu çok tuhaf bir duygu."

Burçin bir an yüzü düştü ve başını eğdi. "Umarım bir gün gerçekten senin çocuğunu-"

Uğur sinirle susturdu onu "O zaten benim kızım Burçin! Lütfen şu şeyi siler misin artık kafandan."

"Peki," dedi Burçin gülümseyerek.

"Akşam kutlayalım ama bunu. Yemeğe çıkalım mı, ne dersin?"

Burçin bir an düşündü. "Aslında iyi olur. Hem konuşmam gereken şeyler var seninle."

Uğur yalandan kaşlarını çattı, "Umarım boşanmak istemiyorsundur?"

Burçin kahkaha attı. Boşanmak mı? Bu adam delirmiş olmalıydı. "Ömür boyu seninleyim bayım. Kurtuluşun yok."

"Kurtulmak isteyen de yok."

Arabayı evin önünde durdurdu. "Sen biraz dinlen. Sonra sekiz gibi ben seni gelip alırım. Tamam mı?"

"Tamam hayatım." ona ufak bir öpücük verip, indi arabadan.

Uğur da lokantaya sürdü. Aklında harika bir plan vardı.

Lokantaya geldiğinde hemen indi arabadan. Kasada duran arkadaşının yanına gidip ellerini kasaya dayayıp, durdu.

"Kızım olacak. Lokantayı kapatacağız!"

Bulut ile Ela aynı anda başlarını kaldırıp adama baktılar. "Ne?" diye sordu Bulut.

"Akşam... Burçin'e sürpriz yapacağım. Kızım olacak. Lokantayı kapatman lazım."

"Abicim ne diyorsun gerçekten anlamıyorum."

Uğur heyecanlıydı. Elleri titriyordu. Bu duyguyu bu kadar içten yaşamak, bu kadar içten hissetmek ona da garip geliyordu.

"Bu akşam Burçin'e özel bir şeyler yapmak istiyorum. Her şeyimiz acele oldu. Ama yaşayacağı şeyler eksik kalsın istemiyorum." cebinden bir yüzük çıkardı ve önündeki kasanın masasına sertçe koydu. "Bu gece burayı kapatacağız ve içerisini çiçekle dolduracağız. Sonra da sen defolup gideceksin. Bende karıma hayatının en özel gecesini yaşatacağım. Ona evlenme teklif edeceğim! Anlaşılmayan bir şey?" dedi ellerini yana açıp iki şaşkın kişiye bakarak.

"Yok," diye yanıtladı Bulut başını sağa sola sallarken.

"Güzel. Ben şimdi çiçekçiye gidiyorum. Sende bu saatten sonra kimseyi alma!"

Oradan çıktığında Bulut Ela'nın hıçkırdığını duydu ve aniden ona döndü. "Sana ne oldu?"

"Bak milletin kocasına nasıl karısına lokanta kapatıyor. Sen bana hiç yapmadın!" diye bağırdı.

Bulut yutkundu ve başını zıt tarafa çevirerek "Sıfatına sıçayım Uğur," diye homurdanıp yeniden karısına dönüp, gülümsedi. "Hayatım bende her akşam kapatıyorum ya senin için. Sonra yanına geliyorum."

Kız omuz silkti. "Aynı şey mi Uğur?” diye kaşlarını da çatıp söylendi. “Bak Uğur'a ne güzel evlenme teklifi ediyor karısına."

"Hayatım bak sen diyorsun karısına ediyor. Manyak! Manyak o hayatım. İnsan hiç karısına evlenme teklif eder mi? Evliler zaten. Gereksiz, sürpriz kalabalığı."

"Ediliyormuş işte!" diye çemkirdi kadın.

"Hamilelik..." diye mırıldanarak sakinleştirdi kendini Bulut. "Hayatım söz bende sana sürpriz hazırlayacağım. Anlaştık mı?"

Ela önce doğruyu mu söylüyor diye süzdü kocasını, sonra biraz rahatlamış bir şekilde kabullendi. "Tamam," derken başını aşağı yukarı salladı. Sonra karnını gösterdi, "Ama bak bu da doğunca ben de kız çocuk istiyorum. Sonra da kız yapalım tamam mı? Kız çocuk başka oluyor," dedi.

"Olur, hayatım. Zevkle yaparız," diyerek göz kırptı karısına. Sonra birden Uğur'un dediği geldi aklına. "Lan bunun kızı mı olacak şimdi?"

 

***

 

U: "Seni alırım yemeğe.

Oradan geliriz evimize.

Sonra sevişiriz seninle.

Hazır mısın bu uzun geceye?"

B "İşim çıktı gelemem.

Ben bu şiirleri çekemem.

Hadi başka kapıya oğlum,

Bu gece sana tırnağımı göstermem!"

U: "Bu gece tırnağın batsın derime,

Parçala, öp beni delice.

Beni alacaksın içine,

Kızımla tanışacağım nihayetinde."

B :Burçin ilişki durumunu 'Boşanıyor' olarak değiştirdi.

U: "Uğur bunu kesinlikle kabul etmedi!"

 

B "Uğur git ya! Ne biçim şiir o öyle?"

U: "Romantik lirik şiir."

B: "Bence komik bile değil! Lirikmiş. Erotik erotik şeyler..."

U: "Seviştik ama artık biz. Azıcık erotik yazışalım değil mi?"

B:"Üstünde ne var, diye ergen muhabbetlerine de girecek miyiz hayatım?"

U: "Yok direkt görüntülü arayıp, bakacağım. Zaten evde hep çıplak geziyorsun. Üstünde bir şey olmuyor :)"

B: "Hayatımdan çık Uğur."

U: "Artık benimsin bırakmam.

Sensiz çişimi bile yapamam.

Sen nereye ben oraya,

Sensiz gaz bile çıkarmam!"

B: " Okumadan sildim."

 

Burçin telefonunu gülerek tuvalet aynasının önüne koyup, saçları ile ilgilenmeye devam etti. İçinden de “Deli ya!” diye söylenip, omuzunu silkti. Bugün mutluydu. Hem de çok. Sonunda içindeki duygulara koskocaman bir neden, mükemmel bir isim bulmuştu ve bu gece Uğur'a da bunu söyleyecekti.

Yeniden mesaj sesini duyduğunda "Uğur ya..." deyip, gülümseyerek açtı mesajı.

Ama çok başka birindendi mesaj, bambaşka birinden...

 ***

Burçin geldikleri yere baktı. "Yemeğe kendi lokantana mı getirdin beni?"

Uğur sadece gülümseyerek ona baktı ve arabayı söndürüp indi. Kızın kapısını açıp, centilmence elini uzatırken yüzünde yine o Burçin'i deli eden gülümsemesi vardı. Ama Burçin’in iki saat önceki heyecanının ve mutluluğunun yerini hafif tedirginlik almıştı. Okuduğu mesaj onu tedirgin etmişti. İstanbul’da olduğunu, üstelik evlendiği öğrenmiş ve buraya gelmekten bahsetmişti. Lanet olsun! Nereden aramıştı onu, hem de tam da bugün.

Birlikte içeri girdiler. Etraf birden loş fenerlerle aydınlatıldı.

"Uğur..." diye mırıldandı Burçin. "Burayı sen mi hazırladın?" Etrafına bakıyor ama gördüklerine inanamıyordu. Her yer bembeyaz çeşit çeşit çiçeklerle doluydu. Ama hepsi beyazdı ve muhteşem süslenmişti.

"Organizasyoncu bir arkadaşımdan ufak bir yardım aldım ama fikir benimdi." kızın beline sarıldı. "Seninle yepyeni bir hayata bembeyaz başlamak istedim." karnını okşadı. "Ve kızımızla..."

O an kadının kasıldığını hissetti. "Kızımızla..." diye zar zor mırıldandı Burçin.

Birlikte masaya oturdular. "En sevdiğin yemekleri ellerimle yaptım."

Burçin kaşlarını havaya kaldırdı. "Hem o şiirleri yazıp, hem nasıl yemek yaptın, tebrik ederim!" dedi kinayeli bir sesle.

Adam kadının bardağına meyve suyunu doldururken gülümseyerek yanıtladı onu, "Ee çok marifetli bir kocan var, çok şanslısın."

Kadın bardağını eline aldı "Ne mutlu bana. O kocamın şerefine içelim o zaman."

Uğur da kadehini kaldırdı ve kadınla tokuşturup içeceğini yudumladı "Kızımıza..." diye mırıldanarak...

"Sen neden meyve suyu içiyorsun? Şarap sevdiğini biliyorum."

"Çünkü sevgilim... Senden ayrı bir şeyim olsun istemiyorum." cebinden yüzüğü çıkarıp masaya koydu. "Ayrıca... Hiçbir şey eksik kalsın da istemiyorum." kutuyu açıp, masadan kalktı ve tam kadının karşısında diz çöktü. "Benimle evlendin. Benim oldun. Senden isteyebileceğim son bir şey kaldı Burçin..." derin bir nefes aldı. Burçin ise nefes alamıyordu. "O da istemekle olur mu bilmiyorum ama... Kalbini bana verir misin?"

Tek taş yüzüğü kutusundan çıkarıp, narin parmaklarına yerleştirdi. Önce elinin üstüne küçük, sonra kalkıp dudaklarına uzun bir öpücük bıraktı. Kadın ona sıkıca sarılınca da "Kalbim senin zaten şapşal şey!" diye bağırmak istedi. Ama sadece sarıldı. Uzun uzun sarıldı. Aslında o sarılışla cevabını vermişti ama Uğur kadının sessiz cevabını anlamamıştı.

"Zamanı var bebeğim. Bekleyeceğim."

"Öyle değil..." burnunu çekti. Gözleri dolmuştu. "Ben bir lavaboya gideyim, geliyorum."

"Ağlama ama. Ben ağla diye hazırlamadım bu geceyi. Mutlu ol diye hazırladım."

"İyiyim aşkım. Gerçekten iyiyim."

Kadın çantasını alıp kalktı. Ama telefonu masada kalmıştı.

Kadın gidince Uğur kadının telefonun titrediğini fark etti. Önce ilgilenmedi. Sonra bir daha çalınca merak edip eğildi ve baktı.

Gördüğü isimle bir an sarsıldı.

'SERDAR'

Ellerini yumruk yaptı. Hayır neden arıyordu? Arasa bile neden kayıtlıydı bu numara karısının telefonunda?

Sinirle eline aldı ve açtı, aynı anda adam konuştu.

"İstanbul'dayım Burçin. Adresini ver!"

Uğur gözlerini kapatıp, açtı. O sırada karşısına karısı da gelmişti ve kocasının yüz ifadesinden kiminle konuştuğunu anlamıştı.

"Veriyorum adresi piç oğlu piç! Gel bakalım!"

 

Bölüm : 02.12.2024 14:54 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...