21. Bölüm

20.BÖLÜM - OYUNU BURÇİN BİTİRDİ

Eda Şahinoğlu
mutlusonlarinyazar

 

Uğur lokantadan çıktığında hafifçe hava kararmıştı. Kestirme yolu çok kullanmasa da karısını fazlası ile özlediği için bugünlük o yolu seçti. Ama daha sokağın başını döndüğü an karşılaştığı kişiyle pişman oldu.

“Merhaba Uğur.”

 

Uğur kızdan çok etrafa bakınıyordu, “Merhaba Filiz.”

“Nasılsın?”

“İyiyim.”

Kız gülümsemeye çalıştı, “Bende iyi olmaya çalışıyorum. Duydun mu bilmiyorum, Oğuz’un abisi...”

“Biliyorum duydum,” dedi kıza bakışlarını çevirerek.

 

“Sence olur mu?”

“Orçun iyi, efendi biri. Anlaşacağınıza eminim.”

“Peki ya aşk?” dedi yutkunarak. “Ben bugüne kadar kendimi senden başkasıyla düşünemedim. Sen başkası ile hayatını bile kurdun ama ben hala başkasıyla kendimi düşünemiyorum. Ya onu sevemezsem, ya aşık olamazsam?”

 

Uğur derin bir nefes alıp anlayışla kıza baktı ve kolundan tutup yandaki harabe evin merdivenlerine çekerek oturttu onu. Kendisi de biraz uzağında kalarak oturdu. Önce biraz düşündü, sonra düşündüklerini dile döktü.

 

“Sen gittikten sonra uzun bir süre kendime gelemedim Filiz. O küçük yaşımla gidişine katlanmaya çalıştım. Sonra seni bekleyeceğime dair kendime, sana büyük sözler verdim. O küçük yaşımla kocaman sözler... Yıllar sonra seni beklemek bir oyun haline geldi. Her yaz ‘belki bu yaz gelir’ diyerek geçti günlerim. Bu çok yorucuydu ve sen hiçbir yaz gelmedin.”

“Gelemedim.”

 

Uğur kıza bakıp, gülümsedi. “Peki gelemedin. Sonra Burçin girdi hayatıma, oyunu bozdu. Darmadağın etti beni-” kızın gözündeki yaşı görünce, başını yana eğdi. “Filiz inan ben doğru adam değildim senin için. Ne olur öyle yapma.”

“Orçun mu doğru olan?”

 

Uğur başını sağa sola salladı, “Bilemem, bilmiyorum. Senin yüreğini çözemem. Ama doğru adamı bulduğunda benim yanlış olduğumu anlayacaksın.”

“Uğur...” Uğur yeniden kıza baktı, “Teşekkür ederim. Bu konuşma benim için önemliydi.”

 

“Rica ederim Filiz. Açıkçası benim de içim rahatladı ve-” derken dostça elini kızın koluna koydu, “Mutlu olmanı çok ama çok isterim. Ona bir şans ver,” deyip, ayağa kalktı. “Gitmem gerek.”

“Peki. İyi akşamlar.”

 

Adam kızın yanından uzaklaşınca hafiflediğini hissetti, içinde taşıdığı bir yükü sanki ardında bırakmış gibiydi. O kızın da suçu yoktu, ama Uğur da suçsuzdu. O elinden geleni yapmıştı, ama o çocuk haliyle Filiz’e hissettiklerini aşk sanmıştı. Oysa Burçin gideceğini söylediği an dünyayı ters düz edecek bir güç hissetti kendinde ve asıl aşkın o olduğunu anladı. Filiz onun sadece vicdan azabıydı ve şimdi o hissi özgür bırakmıştı.

 

*** 

 

Oğuz akşam eve geldiğinde eşini televizyon karşısında görünce hafifçe gülümsedi, anlaşılan yine yemeği tek yiyecekti.

Ellerini yıkamaya giderken başını uzatıp, mutfağa baktı. Tam da tahmin ettiği gibi tek servis açılmıştı. Başını sağa sola salladı, “Elbet bir yerde inadın kırılacak Ayşim, dua edelim de o güne kadar sağ salim gelelim.”

 

Ellerini yıkayıp, üstünü değiştirdikten sonra yemeği es geçip tekrar salona döndü ve koltuklardan birine kendini bıraktı.

“Aç değil misin?” diye sordu Ayşim ilgisiz görünmeye çalışarak.

“Açım,” dedi Oğuz da televizyondaki haberlere göz gezdirirken.

 

Ayşim’in bakışları birden ona döndü, “Ee yemek hazır mutfakta, ne diye gidip yemiyorsun?”

Oğuz da ona döndü, “Tek yemek yemekten sıkıldım. Evde bir karım var ama yapayalnızım. Bu yalnızlıktan da sıkıldım.” Sonra derin bir nefes alıp verdi, “Ayşim beni cezalandırıyorsun, farkındayım. Ama en azından yavaş yavaş bir şeylerin adımını atsan olmaz mı?”

 

“Sen daha ilk dalga da benim elimi bıraktın Oğuz! Daha ilk evlendiğimiz hafta boşanmaktan bahsettin. Bunun için mi adım atmalıyım? Acaba yarın başımıza bir felaket gelirse, Oğuz bu sefer nasıl dahiyane bir fikirle karşıma gelip, beni nasıl terk ederlerle mi yaşayayım?”

 

Oğuz alayla güldü, ama sonra sinirle ayağa kalktı, “Allah kahretsin beni, tamam mı Allah benim belamı versin ki o anda nasıl ben bir tek seni düşündüm. Bencilce de davranabilirdim. Eminim istediğinde oydu.”

 

“Hayır. Bizi düşünmeni isterdim. İkimizi. Geleceğimizi. Bizden hemen vazgeçmeni istemezdim!” diye bağırırken hıçkırıklarına engel olamamıştı.

Onun ağladığını gören Oğuz dayanamayıp, yanına oturdu ve onu kollarına aldı. “Tamam, özür dilerim. Ağlama Ayşim, yalvarırım ağlama.”

 

“Seni terk etmeyi bile beceremiyorum. Seni kahrolası kararınla bırakıp, bu evden gidemiyorum Oğuz. Beni boşamak isteyen bir adamla aynı evde durmuş, onu affedebileceğim bir an, bir bakış, bir yakınlık bekliyorum. Sence de bu çok saçma değil mi?” derken hala ağlıyordu.

 

“Gitme zaten Ayşim, gitme. Beni terk etme. Bende bekliyorum, inan deli gibi o günün gelmesini, beni affetmeni bekliyorum. Yeniden sana sarılarak uyuduğum o sınırlı saatleri özlüyorum.”

“Bende özlüyorum.”

 

“O zaman ikimizi de daha fazla bekletme olur mu?”

Kız yavaşça adamdan uzaklaştı “Uykum geldi,” diye mırıldanıp ayaklanınca, Oğuz hafifçe bileğini tuttu.

“Uğur aradı. Yarın bizi yemeğe bekliyorlar, gidelim mi?”

“Olur gideriz,” dedi ve elini yavaşça adamdan kurtardı. Kendi odasına gidince kapıyı kapatıp, yatağa girdi. Bir süre karşıdaki duvarı izledikten sonra türlü düşüncelerle uykuya daldı.

 

*** 

 

Burçin heyecanla kızının elbiselerini diziyordu dolaba, Emir de yanında durmuş elinde oyuncak ayıcığıyla Burçin’e sorular soruyordu.

Uğur eve gelip, karısını kızının odasında görünce direkt oraya girdi. Önce karısını görünce gülümsedi, ama arkasında başını eğip ona el sallayan çocuğu görmesi ile kaşlarını çatıp baktı, “Sen nereden çıktın yine?”

 

“Aslı’ya hediye aldım, onu getirdim. Kendi paramla.”

“Sen milyarder misin de babanın haberi yok acaba evladım? Ne bu her hafta bir hediye?”

Emir sırıttı, “Babamın yanında çalışıyorum. Bana haftalık veriyor, bende hepsi ile Aslı’ya hediyeler alıyorum.”

 

“Aman ne hoş. Kızımın gözünü bu şeylerle mi boyayacaksın?” dedi yüzünü buruşturup elindekini işaret ederek.

Burçin bıkkın bir nefes alıp verdi, “Başlama Uğur Allah aşkına. Hadi misafirler yemeğe gelecek. Gecikmezler. Geç üstünü değiştir.” Sonra elindekini de dolaba koydu, “Sana söylediğim mezeleri getirdin değil mi?”

 

“Getirdim,” dedi hoşnutsuz bir şekilde, sonra çocuğun elindeki ayıcığa kaşlarını çatarak baktı ve “Bu ne?” diye sordu.

“Aslı’ya aldığım oyuncak ayıcık işte,” dedi havaya kaldırarak.

Uğur üstünde yazanı okuyunca hızla çocuğun elinden çekti, “Burçin bak!” derken kadının gözüne kadar soktu ayıcığı, “Gördün mü? I love you, yazıyor. Yani ‘seni seviyorum’ demek. O kadar İngilizcem var çok şükür, anlıyorum.”

 

Burçin ofladı, “Çok şükür hayatım. Biz de nasıl sana tercüme edecektik diye düşünüyorduk. Yok bizim o kadar İngilizcemiz.”

“Dalga geçme benimle Burçin, bak bu çocuğun niyeti niyet değil. Göz koymuş kızıma,” tekrar çocuğa baktı ve gözlerini kısarak, “Seni severdim Emir, ama sen bana yanlış yaptın!” dedi. “Hayır, baban da efendi, kendi halinde biriydi. Ela’ya kadar kimsenin kızına, kardeşine bakmadı. Sen kime çektin acaba böyle?”

 

Burçin gülerek baktı kocasına ve onu banyoya sürükledi, “O Ela’sını erken buldu demek ki. Hadi koca kıskanç çocuk ellerini yıka, üstünü değiştir. Dünürlerimiz ve sevgili kuzeninle eşi neredeyse gelirler.”

Uğur yüzünü buruşturdu, “Dünür deyip, beni fitil etme Burçin!” diye bağırdı.

 

 

Oğuz yürürken elini önce Ayşim’in eline değdirdi, sonra da yavaşça avcunu açıp karısının küçük elini kavrayıverdi. Ayşim’in bakışları ona çevrilince kocaman gülümsedi ve hemen konuyu dağıtmaya karar vererek abisinin konusunu açtı, “Abimin dediği kız varya, onunla bugün yemeğe çıkacaklarmış. Kız kabul etmiş sonunda.”

 

“Hıı ne hoş. Filiz iyi bir kıza benziyor. Ayrıca Üniversite okumuş. Annenler severler.”

Oğuz gözlerini yumup, içinden sabır çekti. “Annem de ablam da umurumda değildi Ayşim, bunu en iyi sen biliyorsun. Üstelik babamla abim de onlarla görüşmüyor. Yani sıkıntı yok.”

 

Ayşim bir an durup, ona baktı “Ne demek görüşmüyor.”

Oğuz alayla güldü, “Kocanla konuşmadığın için haberin yok tabi. Babam anneme boşanma davası açtı. Abim de buraya taşındığı için, babam da muhtemelen davadan sonra buraya gelir.”

 

Tekrar yürümeye devam ettiklerinde Ayşim “İyi, ikisi için de hayırlısı olsun,” dedi.

Oğuz kadını biraz daha yakınına çekti, “Ayşim, ben artık sensiz uyumak istemiyorum. Normal iki karı-koca gibi ne zaman olacağız?”

 

“Seni affettiğimde,” derken adama meydan okuyan bakışlarla baktı.

Oğuz inanamıyormuş gibi durup kızın bakışlarını inceledi, “Öyle mi?” dedi emin olmak ister gibi.

“Evet.”

“Peki.” Dudaklarını önce birbirine bastırdı, sonra kıza gülümseyerek baktı, “Bundan sonra seni zorlamak için elimden geleni yapacağım karıcığım. Bundan emin olabilirsin.”

“O ne demek şimdi anlamadım?”

“Oğuz sahalara geri döndü demek,” dedi ellerini iki yana açarak.

 

 

Ayşim yemekte bir türlü eli kolu durmayan kocasına ters ters baktı, “Oğuz bırak da yemeğimi yiyebileyim,” dedi bıkkınlıkla.

“Tamam bebeğim, ben yediriyorum işte sana. Hadi aç ağzını, ham yapacağız.”

“Oğuz bi bırak Allah aşkına, küçük çocuk gibi.”

“Kaç gündür yemek yemiyorsun, gözümden kaçtı sanma. Baksana yüzün sapsarı.”

 

Karşısında oturanlar onlara gülümseyerek bakıyordu, “Daha ne istiyorsun Ayşim, kocan elleriyle besliyor sizi,” dedi Burçin gülümseyerek.

Ayşim’in yediği lokma boğazında kalacaktı. “Hıı, eliyle besliyor. Biraz iştahsızdım da bu aralar. Ondan.” Konuyu değiştirmeye çalıştıkça battığının farkında değildi.

 

Ela da, “Ay evet şekerim, benden de oldu o. Sonrasında düzeliyor, merak etme,” diyerek ona destek çıktı.

“Ya ya, öyle. Geçer. Stresten olsa gerek. Az şey yaşamadık.” Ayşim eli ile yüzünü yelleyecekti, hayır kocası böyle öğrenmemeliydi, olmazdı. Keşke buraya gelmeden önce söyleseydi.

“Aman bu dönemde stresten uzak dur. Mide bulantıların ne vaziyette?”

 

Ayşim elindeki çatalı bırakıp, alnını ovaladı. Evet batıyordu. Sıvasa mı, itiraf mı etse bilemedi.

Oğuz ise üç kadın arasındaki konuşmayı merakla dinliyordu. Kadın doğum uzmanı olmasa da doktordu netice de, konuştuklarını anlayabiliyordu. Sonra parçaları birleştirmeye başladı. Dün sabah Ayşim’in yumurtanın kokusundan midesi bulanmıştı, bu sabah da banyodan sapsarı bir vaziyette çıkmıştı. Bakışlarını Ayşim’e çevirdi, Ayşim de ona...

 

Ve Burçin son gölü attı; “Ay ama ne olursa olsun, hamileliğin ilk ayları çok heyecanlı, değil mi Ayşim?”

 

???

 

FİNALDE GÖRÜŞMEK ÜZERE :)

 

 

Bölüm : 12.12.2024 08:40 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...