5. Bölüm

4.BÖLÜM – ADIMIZI GÖKLERE YAZDIRDIM... SÜRPRİZ SÜRPRİZ SÜRPRİZ AŞKIM!

Eda Şahinoğlu
mutlusonlarinyazar

 

Oğuz iki gündür kızı görmüyordu. Delirecekti. Hayır, telefon numarasını nereden bulacaktı? Kimden isteyecekti? Ah eskilerin gözünü seveydi. Sarı rehberler ne güzeldi lan.

Telefonu çaldığında hemen açtı. “Efendim.”

“Doktor bey, bir hastanız arıyor. Bağlayayım mı?”

“Kim?”

“Adı Ayşim-”

“Hemen bağla!” dedikten sonra kız onu görecekmiş gibi oturuşunu düzeltti ve kibar bir şekilde, “Efendim,” dedi.

“Merhaba.”

“Merhaba Ayşim. Nasılsın?”

“İyiyim. Siz-yani sen?”

“O gün telefon numaranı verseydin daha iyi olacaktım.” Sesinde hafif sitem vardı.

“Evet. Kusura bakma. O gün şey oldu-”

“Ne oldu?”

Kız ne diyeceğini bilemedi. Oğuz da bunu anladığından hemen konuyu değiştirdi. “Bak ne diyeceğim. Bunu yarın yemekte konuşalım mı?”

“Ta-tamam.”

“O zaman şimdi telefon numaranı verirsin her halde artık.”

Adam kızın numarasını aldıktan sonra keyifle arkasına yaslandı. Olmuştu işte. Oluyordu. Bu kız onun yüreğini ele geçiren tatlı cadısıydı.

 ***

"Abi terzi kendi söküğünü dikemez diye dedikleri bu olsa gerek. Perişanım ya.” Uğur'un sesi ağlamaklıydı.

Bulut adamın sırtına vurdu, "Sen üzülme. Aklımda harika bir fikir var. Aşık ne demekmiş. Köle olacak lan sana kız," dedi.

Uğur'un gözleri parladı. "Deme! Ne yapacağız?"

"Havai fişek patlatacağız oğlum evin önünde. Hiçbir kız dayanamaz. Lan romantizmi göklere, zirveye uçuracağız," Bulut heyecanla sırıttı.

Uğur inanamayarak baktı arkadaşına. "Yemin ediyorum abi, boynuz kulağı geçer dediklerinin sözlük anlamısın."

“Şimdi öncelikle tabi havai fişek bulmamız lazım,” dedi düşünceli bir şekilde Bulut.

“Evet. O da doğru.” Sonra sevinçle adama vurdu, “Yemin ederim aklın yolu bir. İyi fikir ettin bunu. Sen havai fişekleri patlatmaya yakın ben de mesaj çekerim, pencereye çıkar. Sonra gelsin sevgi dolu bakışmalar, aşk dolu şiirler, öpüşmeler, seviş-”

“Höst höst!” diye bağırdı Bulut öksürerek.

“He, doğru önce düğünler falan sonra sevişmeler. Ama öpüşebiliriz bence.”

“Tamam lan kes! Fantezi dünyanı yayma bana. İğrenç iğrenç.”

*

Kız televizyonun başında teyzesigille otururken, birden odasından patlama sesi geldi. Sonra bir patlama daha. Eniştesi, teyzesi, kuzeni ve kendi odaya koştuklarında, içeri giremediler.

Çünkü oda panayır alanı gibi pat pat havai fişekler patlıyordu. Kız gözlerine inanamayarak pencereye koştu.

Uğur ve Bulut suçlu kediler gibi, eve bakıyorlardı. Bütün mahallede çıkmıştı kapılara, balkonlara.

Uğur etrafına baktı ve sinirle homurdandı "He bakın bakın boklar erik dalı oynuyor çünkü."

"Lan manyak! Evi mi yakacaksın lan başıma? Lan evin içinde havai fişek patlatmak ne lan? Psikopat!" diye çemkirdi kız.

"Ya biz havaya atacaktık. Eve girdi yemin ederim."

"Uğur defol git! Hayatımdan, odamdan, benden uzak dur ya! Havaini de fişeğini de al git, defol!" diye tüm gücü ile bağırdı ve pencereyi kapattı.

Uğur Bulut'a döndüğünde, Bulut kafasını kaşıyordu. "Aslında plan on numaraydı da hedef şaşmasaydı iyiydi."

"Kesinlikle. Nasıl oldu da odasına girdi anlamadım."

Birlikte arkalarını dönüp, gittiler.

 *

“Uğur bizim kapımızın önünde neden havai fişek patlatıyor?” dedi kızın teyzesi Burçin’e bakarak.

“Deli de ondan!” diye çemkirdi kız teyzesine.

Eniştesi ise keyifli keyifli çayını içerken gözlüğünün arkasından karısına baktı, “Neden olacak hanım. Aşık, aşık da ondan.” Keyifle kahkaha attı.

Hayriye hanımın kafasında ışık yandı birden. “Ay Uğur da çok efendi çocuktur. Allah var bir kıza yan gözle bakmaz mahallede.”

Kız teyzesine bakarken yüzünü buruşturdu, “Kardeş sevgisi beslemiyordur her halde bana karşı."

"Ay sen bizim mahalleden olmadın daha. İkametgahın orada kaldı. Sen sayılmazsın.”

“Adam yerine de konmuyorum.”

Yanına gidip, çöktü ve omzuna vurdu. “Kız ne var istesen. Gül gibi çocuk. Efendi, işi gücü var, askerliğini yapmış, okumuş da. Sana da el bebek gül bebek bakar. Anasını da yıllardır tanırım. Dünya tatlısı kadındır. Daha ne?”

“Olmaz teyze!” diye bağırdı. “Duydun mu? Ol-maz!” koşup, banyoya girdi ve ağlamaya başladı. “Olmaz...” diye mırıldandı. Gitmeliydi, böyle olmayacaktı. Yarın sabahtan buradan gidecekti.

 *

Uğur sabah erkenden dükkanı açmak için çıktı evden. Yine uyku tutmamıştı. Üstelik dün yaptığı plan da elinde daa doğrusu kızın odasında patlamıştı. Bu da onu daha beter yapmıştı.

Kızın teyzesinin evinin oradan geçerken, kapıda bir hareketlilik fark etti. Başını kaldırıp baktığında onu gördü. Elinde valizi ile kapıyı yavaşça kapatmaya çalışıyordu. Yerinde donup kalmıştı Uğur. İlk kez, hayatında ilk kez kaburgalarının kırıldığını hissediyordu. Yoktu böyle bir acı.

“Burçin?” dedi sessiz bir şekilde.

Kız irkilerek arkasına baktı. “U-Uğur.”

Ona yaklaştı, bir valize bir kıza baktı. “Gidiyor musun?”

“Evet.”

Uğur ellerini yumruk yaptı. “Neden?”

“Gitmem lazım. Yeterince zaman kaybettim.”

“Gitme! Ne olur gitme.”

“Kalamam!” diye sinirle söylendi kız.

“Neden?” Uğur da sinirlenmişti.

Kız valizini aldı ve yürümeye başladı. Ama Uğur onu yetişip, elindeki valizi alıp onu durdurdu. “Gitme! Gitme işte. Görmüyor musun gerçekten? Sana her şey olabileceğimi göremiyor musun Burçin?”

Burçin başını sağa sola salladı. “Aslında görüyorum.” Gözyaşını sildi. “Sana hayır demek de canımı yakıyor.”

“O zaman?”

“Neden, diye soruyorsun ya? Söyleyim. Sen bana yar olursun. Ama yarama merhem olamazsın. Sen bu dünyanın en mükemmel insanısın ve kusursuz bir eş olacağına da eminim.” Gözyaşlarını silerken gülümsemeye çalıştı, “O şiirlerinin saçmalığı bile o kadar ayrı ki.” Derin bir nefes aldı verirken de Uğur’un nefesini kesecek o cümleyi kurdu. “Sen bana her şey olursun,” elini karnına koydu. “Ama karnımdaki bebeğe baba olamazsın Uğur. O yüzden gidiyorum. Gitmek zorundayım.”

Uğur daha bir şey diyemeden kapı açıldı. “Burçin!” diye bağırdı teyzesi.

“Of Uğur of!” diye çıkıştı kız adama.

Uğur ise kızın söylediği ile donup kalmıştı. Ama iyi de olmuştu. Düşünmek için zamana ihtiyacı vardı. Kız gözyaşları içinde ağlaya ağlaya eve geçerken, Uğur da yine o viraneye gitti.

“Bebeği var...” diye mırıldanıyordu sadece. “Bebeği.” Saçlarından sinirle geçirdi ellerini. “İyi de babası kim? Çıldıracağım!” saatlerce orada kaldıktan sonra bir karar veremeden kalkıp lokantaya yürümeye başladı. O sırada Bulut’un telaşla ona doğru yürüdüğünü gördü.

“Ne oldu?” diye bağırdı Uğur.

“Deminden beri seni arıyorum.” Yutkundu. “Burçin...”

“Ne-ne olmuş o-ona?” nefesi kesilmişti.

“Fenalaşmış. Çok kötüymüş. Hastahaneye kaldırmışlar.” Bulut’un sözleri bittiği an Uğur koşmaya başladı. “Lan dur hangi hastahane olduğunu bilmiyorsun!”

“Koş o zaman!” yoldaki taksiyi durduğunda öne bindi, Bulut da arkasına ve adama “Tüm kuralları çiğniyorsun ve beni hastahaneye götürüyorsun!” diye dişlerinin arasından konuştu.

 *

Eniştesi ile teyzesi duydukları şeyle yıkılmış bir şekilde çöktüler koltuklara. ‘Bebek de anne de iyi’ demişti doktor onlara.

“Kim yaptı benim yavruma bunu Kemal?” dedi acı ile kadın.

“Bilmiyorum ama öğreneceğim! Öğreneceğim ve onu geberteceğim!” koltuktan zar zor kalkıp, kızın odasına girdiler yavaşça. Burçin daha uyuyordu.

Hayriye hanım daha fazla ağlamaya başladı. Onun masum, küçük yeğeniydi o. Onu en son üç yaşındayken görmüştü. Sonra da annesi babasını terk edip kızını da alıp, kaçmıştı. O günden sonra eniştesini de görmemişti. Ama barıştıklarını da ve öldüklerini de duymuştu.

Kız uyandığında suçlulukla teyzesi ile eniştesine bakıyordu. “Ö-özür dilerim.”

Eniştesi gidip kızın elini tuttu. “Üzülme kızım. Beni bir baba olarak gör ve sana bunu kimin yaptığını söyle. Bu bebeğin babası kim?” öfkeliydi Kemal bey. Çok ama çok öfkeliydi. Ama bu kıza değildi öfkesi, kendineydi, karısınaydı. Annesi babası öldükten sonra onu arayıp, bulmaları, yanlarına almaları gerekiyordu. Şimdi doğduğundan beri onun arkasında durmuşlar gibi bağırıp, çağıramazdı ki... Yalnızdı o kız! Oralarda bir başınaydı. Allah bilir hangi soysuz kandırmıştır kızı.

Burçin sessiz kaldı bir süre, bunun üzerine Kemal bey yeniden sordu, “Hadi kızım söyle, babası kim bu çocuğun?”

Arkalarından duydukları sesle hepsi oraya baktı.

“Benim!”

Bölüm : 30.11.2024 15:30 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...