6. Bölüm

5.BÖLÜM – AŞKINLA YANSIN YÜREĞİM

Eda Şahinoğlu
mutlusonlarinyazar

 

Uğur hiç düşünmeden “Benim!” diye cevaplamıştı. “O çocuğun babası benim.”

Bulut ve diğerleri şaşkınlıkla bakıyorlardı adama. Kemal bey yerinden kalkıp, ona doğru yaklaştı. “Ne dedin sen?” diye kükredi.

“Benim Kemal amca. Burçin’in karnındaki bebeğin babası benim.”

Hayriye hanım anlayamadı, “İyi de siz-”

“Biz askerdeyken tanışıyorduk,” deyip yutkundu. “Aramız biraz bozuktu. Bende yeni öğrendim bebeği, bilmiyordum.”

“Ne kadar yeni?”

“Bu sabah.”

“Bunu nasıl çözmeyi düşünüyorsun Uğur?” diye tısladı Kemal bey.

“Merak etmeyin. Biz Burçin’le konuşup, en yakın zamanda çözeceğiz,” dedikten ona hortlak gibi bakan kıza uyaran bakışlar attı.

“Umarım çözersiniz!” diye bağırıp, odadan çıktı adam.

Hemşire de geldiğinde geriye kalan herkesi çıkardı, Bulut adamı kenara çekip, bir süre onun yüzüne baktı.

“Bu ne demek Uğur?”

“Ne, ne demek?”

“Bu çocuğun babası sen misin gerçekten?” dedi Bulut adama şüphe ile bakarken.

“Benim,” derken bir an bile tereddüt etmedi Uğur.

“Ben seni tanıyorum oğlum. Çünkü sen ben gibisin. Bir kızın yanağını öpmekten ileri gitmeyen sen, birini hamile bırakacaksın, öyle mi? Buna da inanmamı bekliyorsun,” dedi alayla gülerken. Sonra Uğur’a daha tehditkar baktı, “Bu çocuğun babası kim?”

“Benim dedim Bulut, uzatma!” diye bu sefer sinirle çıkıştı ona.

Ama Bulut almıştı cevabını ve inanamayarak “Ne yani tanımadığın bir adamın çocuğuna babalık mı yapacaksın?” diye sordu.

Uğur arkadaşına gözlerini kısarak baktı. “Hayır, sevdiğim kadının çocuğuna babalık yapacağım. Sevdiğim kadına sahip çıkacağım.”

“Ben seni tanıyorum Uğur. Yapamazsın. Saçmalıyorsun.”

“Ne demek istediğini anlıyorum Bulut, ama o kızın karnındaki küçük bir melek. O melek benim sevdiğim kadını kirletmez. O benim nazarımda masum, tertemiz ve lekesiz bir aşk. Sadece önceki yaşadığını aşk sanan saf bir kız. Eminim Ela da aynı durumda olsa, sende aynısını yapardın. Çünkü dediğin gibi, ben sen gibiyim. Bize yakışanı yapıyorum. O çocuk benim. Benim kanımı taşımayacak ama yüreğinde benim sevgimi taşıyarak büyüyecek. Sen de onun amcası olacaksın!” Son sözlerini söyleyip adamın yanından gitti.

 *

Bir süre aşağıda oturduktan sonra Burçin’in odasına geldi. İçeri girip, teyzesinden müsaade isteyerek konuşmak istediğini söylediğinde, Hayriye hanım ona ters ters bakarak, çıktı.

“Sen! Sen nasıl böyle bir şey saçmalarsın?” diye çıkıştı kız adama.

“Bu soruyu sana bir kere soracağım Burçin. Bir daha bu konu hakkında sen konuşmadan asla açmayacağım.” Kız sadece başını salladı. “Bu çocuğun babası, çocuğu istiyor mu?”

Burçin gözyaşını sildi. “İstedi.” Burnunu çekti. “Ev, araba, ne istersem alacağını da söyledi.”

“Peki neden? Neden evlenmedin onunla?” bunu sorarken canı yanıyordu Uğur’un.

“Çünkü o zaten evliymiş. Karısından boşanamazmış ama bana ömür boyu bakarmış-” dedikten sonra hıçkırıklara gömüldü. “Uğur! Ben bilmiyordum. Yemin ederim bilmiyordum. Evli olduğunu bilsem...”

Uğur koşarak ona sarıldı. “Tamam. Tamam Burçin ağlama. Ben yanındayım. Bak ben varım artık.” Kızı uzaklaştırdı kendinden ve gözyaşlarını sildi. “Ben ikinize de kucak açmaya, dahası kalbimi açmaya hazırım.” Onu alnından öptükten sonra, gözlerine bakarak fısıldadı. “Benimle evlenir misiniz?”

 *

Oğuz oturduğu restorantta heyecanla etrafına bakınırken onun kapıdan girdiğini gördü. Çiçekli kısa bir elbise giymişti. Hep önüne dökülen o inatçı saçlarını yanda tokalamıştı. Elindeki çantayı da sıkı sıkı tutmuş olmasından Oğuz onun da heyecanlı olduğunu anladı.

“Hoşgeldin Ayşim,” dedi bir yanağını öperek.

“Hoşbuldum.”

Kız tam oturacakken, Oğuz onu durdurdu ve elini saçlarında gezdirdi yavaşça. “Bu halin çok güzel olmuş ama...” tokalarını çıkarıp, cebine attı. “İnatçı, söz dinlemez halleri daha güzel.”

Ayşim şuan düşüp bayılabilirdi. Oğuz onu yönlendirip, sandalyesine oturtmasaydı tabi. Ne düşünceliydi ama...

Garson yanlarına geldiğinde, ikisi de menüye bakıyordu.

“Ben tavuk ızgara alayım ve soğuk mezelerin hepsinden olsun,” dedi Oğuz ve Ayşim’e baktı. “Sen ne alırsın?”

“Bende tavuk ızgara alayım,” dedi kız gülümseyerek. İçecek olarak da ikisi de ayran istemiş ve garsonu göndermişlerdi.

“Gelmene çok sevindim.” Sonra kızın kızarıp, sustuğunu görünce, güldü. “Ayşim susacak mısın hep?”

Ayşim gülümsedi, “Aslında çok da suskun biri değilim ama.”

“Ama?”

“Ne konuşacağımı bilemiyorum.”

“Kendinden bahsedebilirsin. Mesela neler yapıyorsun? Kaç kardeşsin? Öyle şeyler.”

Kız arkasına yaslandı. “Peki, sen sor ben cevaplayayım. Sonra da ben sorarım.”

Oğuz başını salladı, “Peki. Kaç kardeşsiniz?”

“İki. Bir küçük kız kardeşim var. Ayşe adı. Sen?”

“Üç. İki erkek, bir kız. Kız en küçüğümüz. Bir de abim var.”

“Sen ortancasın.”

“Evet. En sevimsiz çocuk olan tayfa.”

“Neden ki?”

Oğuz bir yudum su içip, düşündü. Sonra da gülerek cevapladı. “Abim ilk çocuk olduğu için çok seviliyor. Kız kardeşim son ve kız çocuk olduğu için seviliyor. Ben ne ilk erkeğim, ne de sonuncu. Ortada sallanıyorum.”

“Ama bence anneler ve babalar çocukları arasında ayırım yapmaz.”

“Şaka yapıyorum elbette. Yani babamdan o ayırımı sadece kızına karşı azıcık,” derken baş parmağı ile işaret parmağının arasını hafifçe açarak gösterdi, “Çok ama çok azıcık...” sonra düşündü, “Yok, yok! Çok fazla görüyorduk. Ama annem hepimize eşitti.”

Ayşim gülmeye başladı, “Babalar kızlara düşkün olur.”

“Yok valla bizimkisi resmen kayırıyordu. Ya hayatımda unutmam, bir keresinde odasında oynarken düştü. Babam koştu ve ‘Hanginiz üzdünüz benim kızımı?’ diye yalandan bize bağırdı. Annem de hemen araya girdi tabi, ‘Yok düşmüş’ deyince, babam savunacak ya kızını, ‘kesin bu hergeleler kovalamıştır, ondan düşmüştür benim kızım’ dedi ya. Yok Van’daki canavarı bile bizden bilecek adam.”

Ayşim kahkahalarını tutamıyordu. “Ay baban harikaymış ama. Çok sevdim.”

“Babama çekmişim ben zaten,” dedi birden. İkisi de susunca, gözleri kızın gözlerine kenetlendi. “Ayşim... Ben...” ofladı, “Ya bu nasıl denir bilmiyorum. Yani ben senden çok hoşlanıyorum.” Kızın elini tuttu. Titriyordu, kendi yüreği gibi... “Sen?” diye sordu onun suskunluğunu bozmak adına.

Ayşim başını aşağı yukarı salladı. “Bende...” diye fısıldadı sonra.

Oğuz tuttuğu nefesini gülerek verdi ve kızın tek elini tutup sıktı. “O zaman... Sevgilim... Yemekten sonra sahilde yürüyelim mi?”

“Olur.” Yiyecek iştah da kalmamıştı ama kendini zorlayarak ve Oğuz’un sürekli ona çatalını uzatıp yedirme çabalarıyla tabağını bitirmişti.

Hala inanamıyordu, Oğuz onun sevgilisi miydi şimdi? Daha neler? Annesi bacaklarını kıracaktı.

 ***

Emsal, Berrak, Nevin ve Semra hanım bahçede oturmuş çay içiyorlardı. Hepsinin de karın ağrısı olsa da kimse ilk konuşmaya cesaret edemiyordu. En sonunda Emsal hanım dayanamadı ve konuştu.

“Kız Semra, senin oğlan geçen Hayriyelerin evinin içinde havalı fişşek mi ne patlatmış. O olayın aslı ne?”

Semra hanım başını salladı, “Ay sorma komşum, sordum bende, ‘yok yolda patlatacaktık eve uçtu, yok ben çok soru soruyormuşumdan başladı, evi terk edeceğim demeye kadar gitti. Hayır anlamadığım, kadının evinin camına taş atmış sanki bana. Evini patlatacaktın az daha. Allah’tan Kemal abi de tanıyor ya bizimkileri şikayet etmedi.”

Emsal hanım başını salladı, “Sorma. Bende Bulut’a sordum. Dedikodu yapma, deyip susturdu beni ayol. Hayır ben ne zaman dedikodu yapmışım? Allah aşkınıza?”

“Aaa günahını almış valla senin oğlan,” dedi Berrak hanım oyasını işlerken.

Sonra sır verir gibi Nevin hanıma eğildi, “Kız Nevin, şu doktor yok mu?”

“Hangi doktor?”

“Ay kaç doktor var sağlık ocağında yakışıklı, genç. Oğuz oğlum ya.”

“Haa, eee? Ne olmuş ona?”

Emsal hanım bilmiş bilmiş arkasına yaslandı, “Valla geçen senin kaynana göz koydu adama, deyim ben sana.”

Nevin hanım ağzını kapadı, “Ay anam! Ne yapacakmış bu saatten sonra genç çocuğu? Deli mi ayol bu kadın?”

Hepsi güldüler. Semra hanım da onun dizine vurdu, “Ay kız sende bir şeyden anlamıyorsun. Damat olarak göz koydu kız. Yani Ayşim için.”

“Deme?”

“Dedim bile. Hem oğlan da senin kıza bir baktı bir baktı... Gözlerini ayıramadı valla.”

Nevin hanım gülümsedi, “Ay, hadi inşallah inşallah!” dedi dua eder gibi ellerini açarak.

“Kız bu zamanda doktor damat bulmak kolay mı? O iş bende, dur sen. Yapacağım aralarını.”

“Hadi bakalım.” Sonra kızını düşündü, hiç de gelmezdi böyle şeylere. Valla sabaha kadar çemkirir dururdu ona.

 

Bölüm : 30.11.2024 15:31 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...