10. Bölüm

9.BÖLÜM – AŞKIN EN ÇIKMAZ SOKAĞINDA DÜĞÜN ZAMANI

Eda Şahinoğlu
mutlusonlarinyazar

 

Burçin yüzünü yelledi, “Ya yok Şermin abla, daha usturuplu şeyler alalım, bu ne?”

“Babydoll,” dedi ciddi bir şekilde.

“Ne don?”

“Don değil be. Babydoll. Çok seksi değil mi?” derken gözleri parladı. “Ay bende bunun morunu alayım. Özi bunu çok beğenir.” İki kız ona bakınca, “Yani Özgür beğenir,” dedi ciddi bir şekilde. Sonra kıza kırmızısını uzattı, “Burçin sana kırmızı yakışır. Ela sen de beyazı al. Bubu beyaz seviyordu değil mi?”

Burçin’in gözleri kocaman oldu, “Çok affedersin kırmızının bana yakışacağını ne anladın? Ayrıca bunda kumaş yok, neyi yakışacak? Ve son soru, Özi kim, Bubu ne?”

Ela ile Şermin kıs kıs gülmeye başladı. “Seninkine de Uğur böcüğü deriz artık.”

“Ne?”

“Yakında anlarsın.” Sonra Şermin her tarafı şeritli olan başka bir geceliği tuttu, “Aa Burçin bunu da almalısın.”

Burçin elini ensesine koydu, “Abla ben onunla evin içinde nasıl dolaşayım.”

Şermin onun omzuna vurdu, “Kız zaten bu evde dolaşmak için değil, yatakta debelenmek için.”

Burçin öfkeli bakışlarını Ela’ya yöneltti, “Noktana da virgülüne de senin Ela,” sonra tekrar kadına döndü. “Tamam, olayı size anlatayım. Biz Uğur’la geçen konuşurken, o bana dedi ki...” bu nasıl denirdi. “Yani işte dedi ki, sen bana alışana kadar, yani aşık olana kadar dedi, sonra dedi ki...”

“Ay ne dedi?” diye isyan etti Şermin.

“Yani işte ayrı odalarda kalırız, dedi. Ama ben istemiyorum. Yani normal bir evliliğim olsun istiyorum. Tabi bunu ona da diyemiyorum. Ama sinirlendim tabi biraz. Ceza mahiyetinde...”

“Anladım. Sen kışkırtıcı ev elbiseleri istiyorsun,” dedi Şermin başını sallayarak.

“Çok da kışkırtmasın. Yani azıcık...”

“Tamam, böcüğün kanatları az biraz havalansın istiyorsun. O bende,” deyip, diğer tarafa yöneldi.

Burçin Ela’ya yaklaştı, “Böcük ne Allah aşkına?”

“Şey işte...”

“Ne?”

Ela işaret parmağını sallayıp, kıkırdayınca, Burçin “Hii... Edepsizler!” diyerek hızla yürümeye başladı. “Konuyu tamamen yanlış anladın Şermin ablacım, bekler misin?”

 ***

Ayşim on üçüncü elbisesini bıkkınlıkla giyip, kabinden çıktı.

“Bu?” dedi etrafında dönerken.

Oğuz düşünerek baktı, “Sanki şey...”

“Buna ne bulacaksın merak ettim Oğuz. Gayet şık bir elbise bence.”

“Siyah!” dedi birden bire.

“Siyah derken?”

“Uğursuzluk getirir.”

Ayşim ofladı. “Oğuz sonuncu elbiseyi giyiniyorum ve bunların arasından bir seçim yapıyorsun.”

Başını çaresizce salladı Oğuz. Hayır neden hepsinde mutlaka bir dekolte vardı ki? Saçma saçma ayrıntılar.

Son elbisesini de giyen kız yine kabinden çıkacaktı ama fermuarını çekememişti. Başını kabinden çıkarıp, etrafına bakındı.

Oğuz ona yaklaştı, “Ne oldu?” diye sordu.

“Şey fermuarı çekemedim. Kimse yok mu?”

Oğuz etrafına bakındı, “Yok. Ben yardımcı olayım mı?” diye sordu. Heyecanlandığı sesine yansımıştı. Hemde fazlasıyla.

“Şey... Demin kız vardı-”

Oğuz tembel adımlarla kabinin önüne geldi. “Merak etme becerebilirim."

kız kaşlarını çattı, "Tabi, ona ne şüphe. Allah bilir kaç kızınkini çekmişsindir.”

Oğuz içeri girip, kızı da geçirirken güldü. “Genelde açardım. Kapatmak pek ilgi alanıma girmiyor. İlksin yani.”

“Terbiyesiz misin sen acaba?”

Oğuz dikkatle fermuarı çekerken siyah iç çamaşırına bakmamaya çalışıyordu, “Şuan pek de terbiyeli olabileceğim bir ortamda değilim. Siyah sutyenin beni kışkırtıyor ve ben kışkırtılmak için oldukça müsait bir anımdayım,” dedi ve kızı kendine çevirip, dudaklarına yapıştı.

 ***

Uğur lokantayı kapatıp, eve doğru yürürken, birden gördüğü kişi ile adımları yavaşladı. Sadece başı ile selam verip, yürümeye devam etmişti ki Filiz önüne geçti. “Artık birbirimizden kaçacak mıyız Uğur?”

Uğur sıkıntılı bir nefes alıp verdi. Aynı anda da etrafına bakınıyordu. “Biri görürse yanlış anlar Filiz. Ben...”

“Nişanlısın biliyorum. Ben sadece nedenini merak ediyorum. Beni bekleyecektin. Mektuplarında söz vermiştin. Neden beklemedin?”

“Bekledim. Bekliyordum. Ama bu arada benim beklemediğim bir şey oldu.”

“Ne?”

“Gerçek aşk. Burçin’e aşık oldum.” Sonra Filiz’in gözlerindeki üzüntüyü görünce dediğine pişman oldu, “Bak Filiz seni üzmek istemiyorum. Öyle bir amacım yok. Ama nişanlımı da üzemem. O benim için değerli. Üstelik hamile. Üzülüp, bebeği de üzmeyi hiç ama hiç istemem.”

Filiz duyduğu şeyle kanı dondu, “Ha-hamile mi?” Uğur sadece başını salladı. “Ben... Özür dilerim. Bilmiyordum. Kusura bakmayın...” etrafına bakındı ve “Mutluluklar,” diye ağzında lafı geveleyip, hızla uzaklaştı adamdan.

Uğur önce arkasından baktı, sonra yürümeye devam etti. Sıkıntı ile yürürken, Burçin ile tuttukları evde yanan ışığı görünce kaşlarını çattı ve cebinden anahtarı çıkarıp, içeri girdi.

Yatak odasından gelen tıkırtılarla, o tarafa doğru yürüdü. Burçin’i korkutmamak için seslendi. “Burçin? Sen misin?”

Odaya girdiğinde kızın hızla dolaba bir şeyler tıkıp, kapağı kapattığını gördü.

“Ne oldu?”

“Neden geldin?”

“Işığı gördüm. Merak ettim. Ne yapıyorsun?”

Burçin kafasını kaşıdı, “Yok bir şey... bugün aldıklarımızı yerleştiriyorum.”

“Ne aldınız?”

“Tabak, çanak işte. Bilindik çeyiz şeysileri.”

Uğur’un kaşları hayretle ve alayla havalandı. Sonra kapı pervazına yasladı. “Hımm... Tabak çanak ha?”

Kız başını aşağı yukarı salladı. “Aynen.”

“Çatal bıçak da aldınız mı? Lazım çünkü.”

“Aldık aldık. İki takım. Günlük ve gecelik. Yani gecelik derken, seksi geceliklerden bahsetmiyorum...” etrafına bakındı, “Yani hani biri gündelik, biri de misafirlik oluyor ya. Ondan.”

“Anladım. Tencere seti de alsaydınız.”

“Aldık. İki set. Teflon ve granit.”

“İyi aferin. Onları da benim tarafa diz istersen. Hepsi senin tarafa sığmaz.”

“Ne?”

“Burçin, o dolaba tencere, tabak, çanak koymadın her halde değil mi?” dedi gülerek.

“Yok. Neden bu dolaba koyayım canım? Manyak mıyım ben?”

“Ee ne koydun o dolaba o zaman bu kadar gizli?”

“Pedlerim.”

“Hamilesin Burçin,” dedi adam ellerini göğsünde birleştirerek.

“Haa... Şey... Canım sanane. Özel, hususi eşyalarım işte. Aa... Babydoll gecelik koyacak halim yok ya. Hadi gidelim.” Işığı kapatıp, adamı da evden sürükleyerek çıkarmaya çalıştı.

“Babydoll derken, onlardan anlamadın inşallah. Kalp var bende Burçin, yemin ederim giderim.”

“Bende de sağlık çantası var. Seni geri hayata getiririm. Merak etme. Hadi.”

 ***

Uğur bütün gece yatakta dönüp durdu. Hayır, ya gerçekten almışsa o geceliklerden. İnternete girip, babydoll gecelik yazdı ve çıkan şeyler ile kıpkırmızı olup, geri kapattı. Sol eli ile yüzünü sıvazlarken, birden Burçin’i o geceliklerin içinde düşündü. Yutkunurken bedenindeki kanın hızlandığını ve şuan çok başka yerlere akın ettiğini fark ettiği an sinirle kıza mesaj yazmak için tekrar ekranı açtı. “Giymemeli, olmaz! En azından ilk günler...”

U: “Burçin, o geceliklerden aldın mı gerçekten? Almadım de, lütfen.”

B: “Sanane Uğur. Zaten sen benim yanımda uyumayacaksın. Uyurken giyeceğim şeyin hesabını mı vereyim sana? İstediğimi giyerim istemediğimi giymem!”

U: “Giymem derken? Ne giymeyeceksin? Burçin! Bak delirtme beni. Bir süre dedim ben. Sonra şey olacak yani. Aldın mı onlardan?”

B: “Dil uzatan ve şaşkın suratlı emoji.”

U: “O dilini alır! Burçin dedim! Cevap ver aldın mı almadın mı?”

...

U: “Burçin inan beni kızdırmak istemezsin!”

B: “Nasıl korktum anlatamam! -FOTOĞRAF / Korkarak bakan surat”

U: “Trenin öküze baktığı gibi bakarsın.

Sanki beni çiğ çiğ yiyeceksin.

Kızım sen ne ayaksın?

Uğur'la dalaşmamayı öğreneceksin!

 

Sarımsak yerim ağzım kokar,

Soğana vururum yanıma yaklaşamazsın.

Dokunursan elin değil her yerin yanar,

Sonra cazibemden kurtulamazsın.”

B: “O geceliği giymek istersem önüme geçemezsin.

Sen bu ayakları bana yediremezsin.

Oğlum bu daha başlangıç.

Ben sahaya çıkınca bakalım o böcüğü nasıl indireceksin.”

U: “Vay şiir ha! Böcük ne?”

...

U: “Burçin böcük ne? İndirme kaldırma ne?”

...

U: “Sana diyorum, şişt!”

...

U: “Burçin! Yarın görüşeceğiz nasılsa! Başbaşa! Evde! Ve gece!”

B: “Ee düğün var. Tabi ki görüşeceğiz kocacığım! Ama unutma benim odamda da kapı var, kilit var ve anahtar var.”

U: “Sen çok tehlikelisin.”

B: “Kesinlikle ;) kork benden şair çocuk”

U: “Emin ol korkuyorum!”

 ***

Genç adam gömleğini üzerine geçirip, aynaya bakarak önünü ilikliyordu. Yüzündeki aptal gülümsemenin tek açıklaması AŞK’tı. Aşıktı ve aşık olduğu kadınla evleniyordu.

 *

Genç kız arkadaşının yardımıyla yanağına sürülen hafif allığı ve dudağındaki şeftali tonundaki rujun fazlalığını peçete ile alıp, başını sağa sola çevirdi ve saçını kontrol etti. Fazla abartısı olmayan bir topuzdu ve şahane durmuştu.

 *

Kol düğmelerini takarken papyonu için Bulut ona yardımcı olmuştu. Arkadaşının bu en mutlu gününde o da en az Uğur kadar mutluydu.

Yandaki koltuğa oturup, ayakkabısını giyip, bağcıklarını bağladı. Sonra Bulut ona ceketini tutup, giymesine yardımcı oldu.

İşte hazırdı.

 *

Burçin duvak istememişti. Bu yüzden saçına küçük bir taç takmış, eline de papatyalardan oluşan minik bir buket aldırmıştı. Sade ama şıktı. Ayakkabısının altına ilk başa Ayşim’in adını yazmıştı. Sonra onu da giyince, kapıdaki korna seslerini duydu.

“Damat geldi!” diye bağırdı kuzeni.

Burçin heyecanla ayağa kalktığında sendeledi. “Aman Burçin sakin,” diyerek onu tuttu Ela.

“Şey ayağım takıldı.”

“Eminim. Benim de takılmıştı. Ayağım yani,” deyip gülümseyerek göz kırptı.

 *

Uğur arabadan inip, kapının önüne geldi. Kapı açılıp da kız eniştesinin kolunda dışarı çıkınca, yutkundu. Şuan ölebilirdi. Ya da kesinlikle ölmüş ve şuan cennetteydi.

Eniştesi kızı onun eline verirken, bir şeyler söyledi ama Uğur onu duymuyordu. Şuan tüm duyu organları kıza yönlenmişti. Üzerindeki bembeyaz uzun elbisesi gelinlik olmasa da onun üzerinde kusursuz durmuştu. Uğur hayatında hiç bu kadar içinin titrediğini, heyecanlandığını hatırlamıyordu. İki yıl öncesini bırakın, iki ay önce biri ona Filiz’den başkasıyla evleneceğini söyleseler ve yüreğinin de böyle tarifsiz bir aşkla çırpınacağını deseler, gülerdi her halde.

Yavaşça elini tuttu ve onu arabaya doğru götürdü. Arkalarından çalınan zılgıtlar eşliğinde arabaya binip, nikahın kıyılacağı yere doğru yola çıktılar.

 ***

“Siz Burçin Ergin, Uğur Karan’ı bir ömür boyu eş olarak kabul ediyor musunuz?”

Kız bir an yanındaki adama baktı. Gözlerindeki aşkın ışığı, dudaklarındaki o silinmeyen muhteşem, çapkın gülümseme ile ona bakıyordu. Dudaklarından “Evet,” kelimesi çıkarken, gözleri sadece adamın gözlerindeydi.

“Siz Uğur Karan, Burçin Ergin’i bir ömür boyu eş olarak kabul ediyor musunuz?”

“Başım üzerine, her şeyiyle evet...” diye aynı onun gibi gözlerine bakarak cevapladı soruyu.

“Ben de İstanbul Belediye başkanının bana verdiği yetki ile sizleri karı koca ilan ediyorum. Bir ömür boyu mutluluklar.”

İmzalar atıldıktan sonra, Uğur nikah memuruna eğilerek fısıldadı. “Şey gelini öpebilirsiniz demediniz?”

Nikah memuru güldü, “Öpme desem sanki öpmeyecek. İyi öp hadi.”

Uğur ayağa kalkıp, kızın önce alnına sevgi dolu bir öpücük kondurdu, sonra yanağına aşkını ona akıtan ateşli bir öpücük bıraktı.

İlk danslarını ederlerken, Bulut ve Ela onları sürekli fotoğraf çekiyordu.

Uğur ise gülümseyerek kızın gözlerine bakıp, şarkının sözlerini mırıldanıyordu.

“Seni seviyorum...

Bu gece ah gir kollarıma...

Yaşanan o duygularla,

Öp beni ah bu gece...

Bu gece öp beni...”

“Şarkı manidarmış.”

“Seninle...” diye fısıldadı. Kızı daha sıkı sarıp, “Seni seviyorum,” dedi yeniden.

Kız derin bir nefes aldı ve o da dürüst oldu. “İçimdeki duygunun adını koyamıyorum Uğur, ama yanında mutluyum.”

“Biliyorum.”

“Nereden?”

“Şuan kalbin ellerimin altında deli gibi atıyor da ondan,” dedi kızla birleşen ellerini göstererek. Adamın eli kızın kalbinin tam üstündeydi.

“Deli adamım.”

“Beni delirten kadınım.”

Düğün çok neşeli ve bol eğlenceli geçmişti. Uğur ile Bulut’un karşılıklı oynayışı ise herkesin beğenisini toplamıştı.

Burçin elini karnına koydu, “İyi ki onu bulduk değil mi bebeğim?” diye mırıldandı kocasına bakarken. Bu adam ona Allah’ın bir armağanıydı. Artık emindi. Hayatın ikisine de ne getireceğini bilmiyordu ama Burçin kendini hiç bu kadar güvende ve bu kadar yoğun bir sevgi çemberinde hissetmemişti.

 

Bölüm : 30.11.2024 15:33 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...