

İyi akşamlar guyss!😁 Nasılız? Keyifler yerinde mi?🙃
Beni sorarsanız, ben bomba gibiyim teşekkürler!🤩
Uzunca bir bölümle beraber bırakıyorum sizi, yorum ve oylarınızı bekliyorum.
Yorumlarda sohbet edelim👉🏼👉🏼👉🏼👉🏼👇🏼👇🏼👇🏼👇🏼👇🏼👇🏼👇🏼👇🏼👇🏼👇🏼
Bölüm:32 “Pamuk İpliğinde Yaşam”
Bahar’ın parmakları telefonun etrafına sıkıca kenetlenmişti. Dizleri titrerken tutunacak yer aradı, boştaki eli tezgaha yaslandı. Gözleri boşluğa sabitlenmişti.
Duydukları, hissettikleri birbirine girmiş… Nefesini kesmişti.
“Enes!” Sesinin tonu kendine bile yabancı geldi o an.
Restoranın arka barında not tutan Enes, Bahar’ın sesini duyduğu an başını kaldırdı. Kaşları çatıldı. Bu tonda bir bağırış hiç hayra alamet değildi…
Hızlı adımlarla bardan çıkıp resepsiyona geldi.
“Ne oldu?” Dedi telaşla.
Ama Bahar’ın yüzünü gördüğü an, sorusunun cevabını hissetti.
Yüzü bembeyaz olmuş, yanaklarından yaşlar süzülüyordu.
“Bahar?” Dedi, sesi daha da alçaldı.
Bahar dudaklarını araladı. Fakat konuşmadı, bir an yutkunduktan sonra dudaklarını ısırdı. Burnunu çekti.
”Arhan…” diyebildi. Sesini kendi bile duyamamıştı. “Aradı. Çarşıda bir olay olmuş…” Elindeki telefonu tezgaha fırlatır gibi attı.
Elleri saçlarına gitti. “Enes çok kötü şeyler oluyor!”
“Tamam bir sakinleş ilk önce,” Elini Bahar’ın kollarına sardı.
Bahar geri adım atarak Enes’in ellerinden sıyrılırken, “nasıl sakin olayım?! Babamla Ege çarşıya gittiler! Birinden birine bir şey olursa…” derken sustu. Eli ağzına kapandı, gözlerini yumdu ve yaşlar bu anı bekler gibi sicimle akmaya başladılar.
O sırada bir telefon sesi, Bahar’ın gözlerini hızla açtırdı.
Çalan telefon Enes’indi.
Bahar’ın gözleri anında telefona kaydı. “Arhan mı?!” Dedi telaşla.
Enes ekrana baktı.
“Evet.” Dedi sadece.
”Aç hemen!”
Enes elini kaldırdı. “Bir dakika.”
“Arhan?”
Bahar o an Enes’in yüzünü pür dikkat izlemeye başladı. Her mimik…
Her değişim… Onun için bir işaretti.
“Evet abi… Tamam… Anladım…”
Gözleri bir an Bahar’a kaydı.
”Bana emanet.”
Bahar’ın kalbi sıkıştı. Eli göğsüne gitti.
Telefon kapandı, Bahar hızla atıldı.
”Ne diyor?!”
Enes bir an sustu. Telefonu cebine attı.
Nasıl söyleyebilirdi?
Bir anneye, bir evlada…
Hem babasının, hemde oğlunun şuan bir cinayetin ortasında olabileceğini…
”Arhan ekibiyle çarşı meydandaymış, seni annene bırakmamı istedi. Gelişmeleri haber edecekmiş.” Diyebildi sadece.
Bahar Enes’in gözlerine bakarken, yüzünü buruşturdu. “Yalan söylüyorsun,” dedi.
Titreyen ellerini yumruk yaptı. “Hemen sana ne söylediğini söyle yoksa seninle hiçbir yere gelmem Enes!”
Enes ellerini Bahar’ın yumruk yaptığı ellerine sardı. ”Bak,” dedi hızlı ama sakin olmaya çalışarak. “Arhan orada, koca bir ekip orada… Tamam mı? Ne babana ne de yeğenime hiçbir şey olmayacak…”
Bahar yumruk yaptığı ellerini Enes’in elleri arasından kurtardı. İçindeki acıyı dindirecekmiş gibi öfkesini Enes’in göğsüne püskürtmeye başladı. Yumrukları ardı arkasına Enes’in göğsüne, omuzlarına vurmaya başladı.
”Koca bir ekip diyorsun?! Çok kötü bir şey oldu!”
“Bahar?”
“Benim oğluma! Benim babama! Bir şey oldu değil mi?!”
Enes Bahar’ın bileklerini tutmaya çalışırken, “bir sakin olur musun? Bahar!” Diye bağırdı.
Bahar ismini duyunca kendine gelmiş gibi vurmayı bırakıp darmadağın olmuş bakışlarını Enes’e dikti.
O an Enes seneler evvel, annesinin kanser olduğunu öğrenen Bahar’ın bakışları gördü. Öyle çaresiz, öyle ne yaptığını bilmezdi ki… Ansızın kollarını doladı bedenine.
”Kimseye bir şey olmayacak kız kardeşim.”
***
Bir saat sonra,
Leyla’nın evi… normalde sıcak, kalabalık ve huzurlu olurdu.
Ama bu akşam…
Huzur vardı belki, ama üstüne ince bir tedirginlik kara bir örtü gibi serilmişti.
Salon doluydu.
Koltuğun bir köşesinde Ela, ellerini birbirine kenetlemiş, arada bir kapıya bakıyordu. Yanında Serter, sessiz ama gergin bir şekilde oturuyordu.
Biraz ileride Ömer ayakta duruyor, sürekli telefonuna bakıyordu. Ferda, ayak ucunda oyuncaklarıyla oynayan kızını izliyordu.
Emir camın önünde duruyordu. Dışarıyı izliyordu ama aslında hiçbir şey görmüyordu. Defne, Eliz’i kucağında hafif hafif sallıyordu.
Ve Bahar…
Salonun ortasında duruyordu.
Ne oturabiliyordu… ne de tam anlamıyla ayakta durabiliyordu.
Ellerini birbirine kenetlemişti. Parmakları beyazlamıştı.
“Arhan açmıyor…” dedi bir kez daha.
Sesi kısıktı.
Kırılgandı.
Kimse cevap vermedi.
Çünkü herkes aynı şeyi denemişti.
Ve herkes aynı sonucu almıştı.
Sessizlik…
Sadece televizyonun sesiyle bölündü.
Arka planda açık olan haber kanalı, önce sıradan akıyordu. Ama bir anda kırmızı bir bant geçti ekrandan:
SON DAKİKA
Herkesin bakışı aynı anda televizyona döndü.
Spikerin sesi daha ciddi, daha hızlıydı:
“İyi akşamlar sayın seyirciler bir son dakika haberi ile ekrandayız.
İzmir’in Urla ilçesinde, arife günü ikindi saatlerinde çarşı meydanında meydana gelen silahlı olayda—“
Bahar’ın kalbi o an duracak gibi oldu.
Kimse kıpırdamadı. Leyla’nın eli göğsüne gitti. Herkes pür dikkat nefeslerini tuttu.
“İddiaya göre, boşanma aşamasında olduğu eşini takip eden E.T. kadını ilk başta tehditlerle korkuttu daha sonra silahına sarıldı.”
Ela’nın eli Serter’in koluna sıkıca yapıştı.
“Tartışmanın büyümesi üzerine esnaf ve birkaç vatandaş ile çatışma yaşandı.”
“Allah’ım…” diye fısıldadı Leyla.
“Olayda ilk belirlemelere göre iki kişi ağır yaralanırken, davacı kadın S.T. hayatını kaybettiği bildirildi.”
Salon…
bir anda daraldı.
Bahar’ın kulakları uğuldadı.
İki yaralı… bir ölü…
Ege.
Babası.
Nefesi kesildi.
“Hayır…” dedi neredeyse duyulmayacak bir sesle.
“Hayır…”
Bir adım geri attı.
Sonra bir tane daha.
“Bu… bu orası değil… değil mi?” dedi çaresizce.
Kimse cevap veremedi.
Çünkü herkes aynı şeyi düşünüyordu.
Bir telefon çaldı.
Ses…
salonun içinde yankılandı.
Herkes irkildi.
Bakışlar anında Ömer’e döndü.
Telefon onun elindeydi.
Ekrana baktı.
Kaşları çatıldı.
Numarayı tanımadı.
Ama…
Bir şey vardı.
Hissetti.
Hızla açtı.
“Efendim?!”
Sesi sertti. Aceleciydi.
“Çabuk söyle!”
Karşıdan gelen ses gençti. Nefes nefeseydi.
“Ömer… benim, Volkan.”
Ömer’in yüzü bir an dondu.
“Volkan?” dedi. “Ne oldu?!”
Salon tamamen sessizleşti.
Herkes nefesini tuttu.
Volkan hızlı konuşuyordu:
“Oğlum panik yapma ama… Baban…”
“Ne oldu?!” diye bağırdı Ömer.
Bahar’ın kalbi yerinden çıkacak gibiydi.
Volkan devam etti:
“Babam mahallede… Aydın amcayı bulmuş.”
Zaman durdu.
Gerçekten durdu.
Ömer’ın gözleri büyüdü.
“Nasıl yani?” dedi.
“Mahallenin başında fenalaşmış,” dedi Volkan. “Yanında küçük bir oğlanda varmış. Babam görmüş, direkt arabaya atıp hastaneye götürmüş. Şu an hastanedeler,” dedi Volkan. “Siz hemen gelin.”
Bölüm Sonu.
Oy⭐️ ve Yorumlarınızı💬 bekliyorum!
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 45.69k Okunma |
2.4k Oy |
0 Takip |
35 Bölümlü Kitap |