
4. Bölüm
"En son seninle olmayı tecih ederdim."
Aniden evden gelen çığlığa yöneldim. Gizem elinde büyük ekmek bıçağıyla kendi ellerine tutuyordu. Ömer korkudan Gizeme yaklaşamadı. Hızlı bir hareketle Gizem'e koştum. Gizem arkasını dönmeden elindeki bıçağı aldım. Ömer soğuk kanlılığını yitirmişti. Gizem sinirli sinirli bana bakıyordu. "AKLINIMI KAÇIRDIN SEN?" Hürkan çıkıştı: "Gizem anladık abartma bıçak ne demek oyun mu oynamak istiyorsun? Ne bu kadar üstüne gelen ne oluyor?!" Sesinin her nefesi ayrı kızgınlıkta arta arta gidiyordu. İçimden bir ses onu sakinleştirmem gerektiğini söyledi. Hürkan'ı kolundan tuta tuta arka bahçeye sürükledim. "Merve bırak, daha diyeceklerim var." Hürkan'ı arka bahçeden ormana sürükledim. Arkadan küfür savuran Hürkan direniyordu. Ama sonunda bir ağacın altına götürmeyi başardım.
Hürkan'a dik dik bakıp konuşmasını diliyordum. Ancak daha dayanamayıp sessizliği ben bozdum. "Hürkan sakin ol. Bak psikolojisi iyi değil. Geçmişte annesi, abisini kaybetmek zor çok zor ama-" Hürkan daha fazla konuşmamam için elini kaldırdı. “İnan Merve hiçbir şey bilmiyorsun inan ki her şey göründüğünden daha karışık.” Bana döndü tekrar. “Senin de hayat hikayeni biliyoruz. Ama çıkıp ilgi için kendini bıçaklamıyorsun.” Dedi. Ne demekti şimdi bu umarım Bora ve onun güzel ağazı benimle ilgili herhangi bir bilgi saymamıştır sana. Tip tip baktım Hürkan’a ki başka biir şey yapabileceğimi hatta söyleyebileceğimi bilmiyordum.
Her zamanki gibi piknik yapma fikri benden çıkmıştı. Annem bunun iyi bir fikir olacağını düşünüp piknik çantası hazırladı. Babama söyledim tabii. Çok sevinmiştim dışarı çıkıp garajdan kamp malzemeleri çıkardık. Geceyi piknik olacak yerde yapmaya karar verdik. Ama ne yazık ki ailedeki canavar bendim. Annem ve babam kavga ettiklerinden sonra pikniği arka bahçede yapmaya karar verdik. Babamla akşama kadar oynamıştık. Akşam olunca da annem bize eşlik etmişti. Çadırın içinde babam bana masal anlatıyordu. Annem kuru yemiş getirdiğini bizi bahçede beklediğini söyledi. Babam çadırı haşinle açtı, annem o sırada öyle yemeğinde yediğimiz masadaki tabakları toplayıp mutfağa götürmeye hazırlanıyordu. Babam masadaki tavayı eliyle kavrayıp annemin suratına geçirdi. O an, annem, babam ve ben aynı ormanda, şu an ben ve Hürkan'ın olduğu ormanlıkta bir kadın yaralanmıştı. Bu olanların farkındaydım. Ama babama karşılık gelirsem, olanlar hep aynı olacaktı. Gece odama girecek, beni uyandıracaktı. Berbat bir babam vardı. Aldatan, kullanan, yalancı.
En azından küçükken hayalimdeki sahne buydu. Belki de buydu.
Orada o ve ben benim bağırmam. Hürkan yüzüme boş boş bakıyordu. Ama gözleri onu ele veriyordu. Gözleri hüzün ve hayal kırıklığıydı.
Benim kızgın olmam gerekiyordu.
Öyleydim.
Benim yıkılmış olama gerekiyordu.
Öyleydim.
Hürkan'la bakışa kaldık susamadım "Ben gidip Gizem'e bakacağım. İstediğin kadar kal burada." Arkama bakmadan gittim.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |