3. Bölüm

Eden Bulur

Flakka Değil Falaka
sonsonsuzyolculuk

''Salih'i Varto'ya gönderdiler, Çukur'da adı dahi anılmadı ama Salih dayandı. Bir gün başka bir isimle oradan ayrıldı. Salih'in bedenini değiştirdiler, Salih'in hayatını değiştirdiler. Salih'in ruhunu değiştirdiler. Salih başka bir isim aldı. Salih ant içti o üç hainden öç almaya! Salih para kazanmayı öğrendi. Salih uyuşturucu satmayı öğrendi. Salih zengin gibi davranmayı öğrendi. Salih yalan söylemeyi öğrendi. Salih herkesi kandırmayı öğrendi. İyi bak yüzüme bak baba! Bak bana! Bana bak yüzüme bak! İdris Koçovalı bak yüzüme. Baba bak bana, ben geri geldim. Ben Salih'im!''

Vartolu adamın gözünü o üç hainin cesedinden ayırmadığı gördü. Kasım, Paşa, Sultan... Üç hain layığını bulmuştu. İdris'in Vartolu'yu kapattığı o küçük hapishanede şimdi o üç hainin cesedi vardı. Vartolu gülmeden edemedi.

''Ben intikamımı alırım, Salih olsam da olmasam da. Vartolu olsam da olmasam da.'' dedi ve silahını çıkarıp İdris'e doğru uzatınca adamın dikkati artık yeni yeni Vartolu'daydı. Gözlerini Paşa ve Sultan'dan ayırabilmişti.

''Ben sanıyordum ki üç hain var ama öyle değilmiş. Asıl hain senmişsin! Her şeyi biliyormuşsun! Beni bu yüzden kapattın değil mi buraya? Yıllardır saklamaya çalıştığın, başından attığın gerçeği kimse öğrenmesin diye.''

İdris şaşırmıştı. ''Sen.... Nereden?...'' Sözlerinin devamı gelmiyordu ama karanlıkta pek belli olmasa da ayağa kalkıp Salih'in yanına geldiğinde varlığını belli etmişti kadın. ''Ben söyledim.''

''Meliha'm?'' dedi İdris şaşkınlıkla. Sesi yumuşamış, gözleri hayranlıkla bakmaya başlamıştı.

''Senin değil. Ne ben sana aitim, ne Çukur, ne evlatların, ne de başka bir şey... Sana ait hiçbir şey yok artık.'' dedi kötü bir gülümsemeyle. İdris'in kaşları çatıldı ve kadına doğru bir adım atacakken alnına dayalı olan altın rengi silah durdurmuştu onu olduğu yerde.

''Hayatını kararttığın insanlar yeni bir hayat kurdu İdris.'' dedi ve karanlığa doğru elini uzattı. O eli ise hiç beklemediği biri tuttu. İdris'in damarlarında ve kanında öfkeden başka bir şey yoktu.

''Cumali...'' dedi dişlerinin arasından adeta tıslayarak. Öfkesi sesinden hissedilirken Cumali sadece gülerek yetindi.

''Eee, İdris. Her zaman ki gibi evlatlarını umursamıyorsun.'' dedi Salih'i kast ederek ve İdris'in gözü ona kaydı. ''Ama merak etme. Nasıl Meliha'mın yanında olduysam evlatlarının da yanında olacağım abi. Sonuçta senin evladın benim evladım. Baba derler artık bana.'' demesiyle İdris bu sefer silahı umursamadan Cumali'ye doğru hareketlendi. Ama bacağında hissettiği acıyla diz üstü yere düşmüş, adeta Cumali ve Meliha'nın önünde diz çökmüştü. İdris bacağını tutarak yukarıdan ona sırıtarak bakan ikiliye öfkeyle bakıyordu.

Salih ise uyarır gibi silahının ucuyla onun kafasına vurdu. ''Bak beni görmezden geldikçe olan bu, sadece acı. Ama şimdi bir tartışmanın içindeyiz. Seni nasıl öldürelim İdris Koçovalı? Babalık adını verdiğin sözde krallığının gözlerinin önünde yıkılışını izlettikten sonra mı? Babalık yapmadığın evlatlarının abilik yapmadığın kardeşine baba dediğini gördükten sonra mı? Aşık olduğunu söyleyip vurduğun kadının kardeşin olduğunu söyleyip vurduğun adamla nasıl mutlu mesut yaşadığını gördükten sonra mı? Yıllardır karım dediğin kadının kardeşinle olan romantik geçmişini öğrendikten sonra mı? Çukur'un Cumali Koçovalı babamızdır dediğini duyduktan sonra mı? Ha, ne zaman? Ya da nefes almana bile dayanamayıp şimdi mi öldürsek?''

Salih'in soğuk sesine karşın İdris hayatında ilk defa böyle büyük korku hissetmişti. Sadece ölüm değil, yaşamak bile korkutucu gelmişti o an.

''İdris Koçovalı, yaşarken ölmeyi deneyimlemek ister misin? İlk etap, Varto'da seni bekleyen misafirlerimiz var.'' dedi ve dişlerini göstererek güldü. Cumali'ye döndü ve ''Babam, şu İdris'i Varto'ya yollayalım. Emmi'me söylesene.'' dedi ve İdris şaşırdı.

''Emmi yapmaz öyle şey.''

''Yapar yapar! Senin ne halt olduğunu bilen herkes yapar. İnanır mısın, işkence görmeyi bırak duymaya bile dayanamayan Selim'im sana yapılacak işkenceleri tasarladı. Yamaç'ım da ona yardım etti. Kahraman abim Paşa'yı ve Cumali abim Sultan'ı öldürmekle meşgul olduğu için yardımcı olamadılar maalesef. O kadarcık kusur kadı kızında da olur. Eğer ölmez de yaşarsan bir sonraki işkence tasarımcın Cumali Koçovalı ile Kahraman Koçovalı olsun. Merak etme, bizim mutlu aile tablomuzu da göndeririz sana.'' dedi ve Emmi karanlık yere girerken diğer üçü ortamı terk etti.

Emmi İdris'e doğru eğildiğinde İdris yardım ister gibi baktı ama nafileydi. ''Cesetlerinle vedalaştıysan hadi yola çıkıyorsun. Zamanında oğlunu gönderdiğin yere.''

Bölüm : 01.08.2024 01:29 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...