
Salih, Selim ve Kahraman beraber rakı masasını kurmuşlardı. Kahraman ve Salih'in keyfine diyecek yoktu. Selim ise ''Bir kere de bana sorsanız olmaz mı?'' diye sitem etse de o da oturmuştu.
Kahraman ise ''Bizim elit beyefendimiz rakıyı beğenmiyor Salih, Salih.'' diye söylendi gülerek. ''Tabi, onun damak tadı daha çok şaraplara, şampanyalara alışık, değil mi lan?'' dedi sırıtarak. Sırıtmasının sebebi kesinlikle Selim'i sinir etmek değildi, sadece komik olduğu için sırıtıyordu.
''Dedi sırf mekandaki kadınlara elit gözükmek için dom perignon söyleyen adam.'' diye ekledi Selim. ''Daha ne içtiğini bile bilmiyor. Üstelik mekanda mekan olsa, pavyonda neyin elitliğini göstermeye çalışıyorsa.'' dedi Selim gülümseyerek.
Salih ise onları umursamadan mezelere girişmeye başlamıştı. ''Hiçbiriniz benim gibi elit ve her ortama uyum sağlayan biri olamazsınız. Yeri gelin şarabımı içerim, yeri gelir çiğköftemi kendi ellerimle yoğururum.'' dedi.
Merdivenlerden ise Yamaç geldi ve alınmış gibi yaparak ''Bensiz alem mi yapıyorsunuz?'' dedi.
''Geç otur babamın oğlu.''
''Şu babamın oğlu muhabbetini bir bıraksak mı artık?'' diye söylendi Kahraman. ''Adam gibi abi de sende şu herife lan!'' diye kızdı Yamaç'a.
''Hay ağzını öpeyim abim. Abi gibi abi be!'' dedi Salih.
''Ama o da benim canımı çok yaktı.'' dedi Yamaç.
''Yaktıysa da var bir sebebi. Sanki abini öldürmüş.'' diye sitem etti Kahraman.
''Yok amına-'' dedi ve Kahraman'ın küfür ettiği için kızan bakışlarını görünce sustu. ''Alt tarafı mallarını patlattım, o şerefsiz Paşa'dan intikamımı aldım-'' derken Selim sözünü kesti. ''Ki sonuna kadar haklı. O yapmasa, onun hakkı olmasa biz yapardık.'' diye ekledi Selim.
''Tabi yapardık lan. Babamın yarısıymış, oldu!'' diye öfkelendi Yamaç. ''Benim babamın yarısı dediğim adam benim abime zarar veremez, benim aileme zarar veremez. Aileme zarar verene aile demem!'' diye bağırdı.
Selim ve Kahraman sakinleştirmek için Yamaç'ın sırtını sıvazlarken Salih bir tek abi kelimesine takılı kalmıştı.
''Abi dedi lan!''
''Diyecek tabi, başka ne diyecekti?'' diye ekledi elinde bir tabure ile gelen Cumali.
''Hoş geldin abi.'' dedi Kahraman.
''Hoş gördük.'' dedi masada kendisine yer olmadığı ve taburesini getirmek zorunda kaldığı için hafif tripli bir sesle. ''Ne konuşuyordunuz?''
''Diyorduk ki ben gerizekali gibi Kahraman abimi öldürerek çukura girsem ne olurdu?''
Cumali ise güldü.
''Tamam az manyak değilsin ama o kadar da gerizekali değilsin.'' dedi Salih'in şivesini taklit ederek.
''Ben de onu diyordum, bakın beni en iyi Cumali abim anlıyor.''
''Heralde lan!'' dedi Cumali. ''Lan babamın seni sevmediğini, evladını görmezden geldiğini düşünerek Çukur'a gelen sen, o adamın evlat acısı çekmediğini bilen sen, Kahraman'ı niye öldüresin ki? Adamın evlatlarını sevmediğini, bunun ona acı vermeyeceğini düşünüyordun.''
Kahraman da ekledi. ''Yani, benim kardeşim o kadar saçmalamaz. Yok beni öldürecekmiş. Peh! Bak birini öldürecek olsa- ki o zamanlar Vartolu'ydu. Acımasız olsa bile zekiydi. Ya intikam hırsı beslediği İdris Koçovalı'yı, ya iki atlıdan birini Emmi veya Paşa'yı öldürürdü. Kadınlara dokunmam diye kuralı olmasa annemi öldürürdü lan.'' dedi.
''Ama öldürmek ne kelime, korudu.'' diye ekledi Selim. ''Annemi korudu, Karaca'yı, Yamaç'ı, babamı. Yeri geldi hepimizi korudu.'' dedi ve o da rakıdan biraz içti. Kafasının güzelleşmesi lazımdı.
Yamaç ise ''Eh be Salih, her şey çok daha farklı olabilirmiş değil mi? Önümüzde o kadar seçenek vardı ki...'' dedi.
''Eğer Kahraman abimle yüzleşmeseydim ne olurdu bilmiyorum. İçimdeki öfkeyi nereye atardım bilmiyorum ama abime, aileme istesem de zarar veremezdim. Lan ben Medet'i bir mağarada bulduğumda kardeşim dedim ya. O zaman öğrendim kardeşin ne olduğunu. Bir de gerçek, öz kardeşime nasıl zarar vereyim.'' diye ekledi.
O dönem hepsi için çok zordu. Vartolu'dan vazgeçip Salih olması, Salih ile tanışmak hepsi için zor olmuştu. En çokta Vartolu için. Çünkü içindeki öfke ve hüzün her şeyi engelliyor ve perdeliyordu. Ama Kahraman abisinin onunla yüzleşmesi her şeyi çözmüştü. Bütün suyu durultan bir doğa olayı gibiydi. Kahraman abisi adı gibi onun kahramanı olmuştu.
''Şu an olduğumuz yerden çok daha farklı bir yerde olabilirdik. Düşman bile olabilirdik.'' dedi Cumali. Herkes hafiften çakırkeyif olmuştu.
Selim, en zekileri konuştu. ''Her şey olurdu, olurdu da Salih kimseye zarar veremezdi. Kahraman abime, Cumali abime, Yamaç'a, bana.' dedi.
Yamaç kafayı bulan ilk kişiydi. ''Salih'in Kahraman abimi öldürmesi ancak çılgın bir yazarın kaleminden çıkmış uydurma, gerçek olmayan bir senaryo olabilir. Bu babamın oğlunun kişiliğiyle örtüşmüyor.'' dedi kahkaha atarak. ''Bütün sülaleyi, hatta öfkesinin asıl sebebi olanları bile koruyacak ama abimi mi öldürecek?'' dedi dalga geçerek. Saçmalığın ta kendisiydi.
Kahraman da ''Evet lan, eminim yazarımız da pişman olmuştur ama dile getiremiyordur. Benden vazgeçmek kolay mı? Bana mı kıyacan lan?'' dedi Salih'e bakarak.
Salih'te güldü. ''Binlerce seçenek vardı ama sanırım en güzeli gerçekleşti ha.'' dedi Kahraman'a bakarak. ''Yıllarca beklediğim babam gelmedi evet ama benim kahramanım, Kahraman abim kurtardı beni çektiğim azaptan.''
Selim sinirle elindeki boş rakı bardağını masaya çarptı ve ''Saçma sapan şeylerden konuşmayı bırakın. Güzel şeyleri konuşalım.'' dedi.
''Selim beycim, siz sinirlenebiliyor muydunuz?'' dedi Salih kinayeyle.
''Birazdan göreceksin sinirlenebiliyor muyum?'' diye karşılık verdi Selim soğuk ve sert bir sesle. Sarhoş bir Selim sanılandan daha korkutucu olabiliyordu.
''Bana bak lan, asıl içimizdeki soğukkanlı katil bu. Bütün sülaleyi öldürür, kimse de farkına varmaz.'' dedi Cumali.
''Evet, hatta Vartolu'ya da gizli gizli yardım ediyorumdur, hatta Çukur'u bile ele geçiririm.'' dedi deli ve şeytani bakışlarını Cumali'ye dikerek.
Cumali ise biraz geri çekildi ve ''Harbi inanırım ha, yaparsın. Senden her şey beklenir. Gizli kutu. Salih diyoruz da asıl bundan korkacaksın. Her haltı gizli.'' dedi.
Yamaç ise ''Aman be, yapsa bile pişman olur benim pamuk kalpli abim. Yanında kimse kalmayınca neyleyim Çukur'u. İçinde sevdiklerin olmayınca Çukur'un ne değeri var ki?'' dedi Yamaç ve Selim ona kolunu atarak kendine çekti.
''Bu ikisi sarhoş oldu mu hiç çekilmiyor. Manyaklıkları daha da artmadan ortamı yavaştan terk edelim.'' dedi Kahraman ve ayağa kalkıp ortamı ilk terk eden oldu. Selim ise uykusu geldiğini söyleyerek Yamaç'ın alnını öptü, Salih'e veda edip Cumali'yi görmezden gelerek ortamı terk etti. Terasta sadece üçü kalmıştı. Yamaç ise hala mezelere gömülen Salih'e, rakısını içen Cumali'ye gülümseyerek baktı. Sonra da abilerinin çıktığı kapıya baktı. Salih'te uykusunun geldiğini söyleyerek gidecekken Yamaç onu kolundan tuttu ve ''Gitme.'' dedi. İçinde tuhaf bir his vardı. ''Ya da birlikte gidelim.''
Yamaç sarhoş olduğu için bir koluna Salih diğer koluna Cumali girdi ve Kahraman'la Selim'in çıktığı kapıdan çıktılar.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |
