42. Bölüm

42. BÖLÜM: ARTEMİSİN KELEBEĞİ 🪦

Şeyma Yıldız KOÇ
syildiz_koc

Medya : Senin canın sağolsun 🎶🎶

 

42. BÖLÜM: ARTEMİSİN KELEBEĞİ

 

 

 

İlahi bakış

Güz sinmişti gözlerine göçmen kızının. Soğuk iliklerine kadar işlemiş, dudakları mosmor kesilmişti. Bakışları aynı pencere kenarında beklentiyle dolaştı dakikalarca. “Gel!” demek istiyordu. “Gel sensiz yapamıyorum. Artemis çiçeği sensizliğe dayanamıyor. Kokusuyla seni kollarına çekmek, hayatına işlemek istiyor. Gel mavi kelebek! Bosna’nın umudu, karanlığın göğsüne sinen mavi leke! Gel! Gel bitsin zulümler! Gel bitsin gözyaşlarıyla örtülü puslu gelecek! Gel kış bahara küssün! Bahar essin insanların yüreğinde. Bosna gün ışığı görsün. Yüreği Bosna’nın kara perdesiyle düğümlenen gurbet kızı aşka doysun!”

Barbaros yüreği kanarken duygularının altında ezildi. Ruhu kristal cam kırıkları gibi paramparçaydı. Aşk içine sinmiş onu pençelerine takıp esarete sürüklemişti. “Neden geldin?” Diye mırıldandığında elleri nefesiyle buğulanan camın üzerine yerleşti ve parmakları buğuyu bir çırpıda silip attı. “Bana daha nasıl acı vereceksin artemis çiçeği! Beni mahvettin! Diri diri mezara gömdün! Ona gittin ya! Benim bir cesetten ne farkım kaldı. Dinlemeden sormadan nasıl da geçtin benden?”

Göğsündeki yara sızladı. Kalbinin üzerinde tonlarca ağırlık varmış gibi nefes alamadı. Son görevinde yaralanmıştı. Göğsümde iri kıyım bir izle dolaşıyordu. Ne var ki göğsünü küle çeviren acı kurşun yarası değil sevda yarasıydı. Kurşun yarası geçmeye geçiyordu ama sevda yarası alna sürülen külden kara bir iz gibi ömrüne sinip silinmek nedir bilmiyordu.

“İncecik giymiş! Hasta olacak! Bir de ayazda bekliyor!” Yumruğunu üflese uçacak gibi duran pencere çerçevesine indirdi. “Biliyorsun kıyamayacağım sana! Biliyorsun direnemeyeceğim yine! Aklımla kalbimle oynuyorsun!” Ona sırtını dönmek istedi. Başını geriye doğru bırakıp tahta kurtları tarafından yenilmiş çürük çerçeveye yasladı. Ne için gelmişti? Kahrolası bir veda veya unutulmuş bir çift acı söz için mi buradaydı Artemisi çiçeği?

Sert bir nefes verip üzerine bir şey almadan dondurucu soğuğa meydan okuyarak ona gitti. Adımları yere sağlam basıyordu. Dışardaki dondurucu soğuğu düşününce incecik kıyafetlerinden tüm bedenine yelin girdiğini hissetti. Nefessiz kalmıştı. Düşünceler beynine üşüştü. Onlar uçup giden aklının ve delice atan yüreğinin sarsıntısına henüz avam kalmıştı.

Genç kadının kollarını kavrayıp hafifçe sarstı. “Neden geldin?” Alina titrek dudaklarını konuşmak ister gibi oynattı. Sanki sesi bile buz tutmuş, dili haykırmak istediklerinin karşısında küle dönmüştü. Gözleri nemliydi. Yüzünde sevdiği adamı görmenin verdiği bir sevinç vardı.

“Neden yapıyorsun bunu? Nasıl kahrolduğumu görmek için mi bunca zahmet?” Erkin aracından çıkıp onlara doğru bir adım attı. Mesafe çoktu ve neyse ki Barbaros Erkin’in varlığını hissetmemişti. Yüzbaşı Alina’nın düşük tehlikesi olduğunu bilmeliydi. Aksi takdirde telafisi zor şeyler yaşayacaklardı.

“Sana geldim!” Dedi Alina zayıf bir sesle. “Senden hiç gitmediğimi gidemediğimi anladım.” Barbaros’un yüreğine düşen kıvılcımlar yangının ilk habercisiydi. “Onda kaldın. Her düştüğünde Erkin’in elini tutmasını istedin. Beni dinlemeden yargıladın. En acıyan yanımdan vurdun Artemis çiçeği!” Alina yalanlar gibi başını salladı. Yanaklarından bir damla yaş süzüldü. Aktı sevdasının gözlerine. Taş oturan yüreğine bir serçe sindi. Kanat çırptı. Göğe, maviliğe karışmak istedi.

“Senden başkasını sevmedim. Senden başkasının olmadım ben! O sadece dostumdu ve hep öyle kaldı.” Ah zalim Gönül! Bu kadar mı affetmek ister insan? Bu kadar mı unutkan olur? Hiç mi düşünmez gururun perişan halini? “Donuyorsun!” Barbaros nemli, telaşlı gözlerle genç kadının incecik bedenine, solan yüzüne baktı. Kollarının arasına alıp onu serçeyi ısıttığı gibi ısıtmak, kendiyle bütünleştirmek istedi.

“Daha fazla burda kalamazsın!” Barbaros onu vitrin mankeni gibi kollarının arasında eve sokarken genç kadın aralarına sinen onca yalanı bir kenara bırakıp sevdiği adama sarıldı. Alina’nın zarif elleri Barbaros’un önce boynuna ardından da yavaşça yanaklarına dokundu. Yüzbaşı kendisinin aksine sıcacıktı. Yokluğunda bu kadar ısınmayı nasıl başarmıştı? Yüreğindeki öfkenin yangını mıydı yüzbaşını güçlü kılan? Aralarındaki kırgınlıklar umurunda bile değildi. Onları uzaktan gözleyen Erkin bir şeylerin düzeldiğini düşünüp yüzünde buruk bir tebessümle ve ıslak bakışlarla aracına bindi. Alina’yı yüreğinden kolay kolay azad edemeyeceğini biliyordu fakat doğru olanı nihayet yapabilmişti. Onu sevdasına kavuşturmuş özgür bırakmıştı. Direksiyonu çevirip içindeki öldürücü yarayla karanlığa kavuştu.

Barbaros kollarındaki kadını kanepenin üzerine bırakıp sobayı odunla harlamaya girişti. “Çılgın! Buz gibi soğukta yapılır mı bu? Oldu olacak hiç giyinmeseydin. Dışarısı kaç derece haberin var mı?” Kızgındı ama kızgınlığı sevdadan geliyor, öyle tatlı bir şefkatle dilinden dökülüyordu. Alina biraz olsun ısınmış bir şekilde yüzünü kanepenin sırtına yasladı. Biliyordu! Aşık olduğu adam da uzun süre kendisine kızgın ve kırgın kalamazdı. Barbaros odunlarıyla sobayı harladı. Birkaç dakikada içerisinde oda fırın gibi sımsıcak oldu. Yüzbaşı elindeki demir maşa ile amaçsızca külleri karıştırdı durdu. Alnında bocuk boncuk terler oluşmuştu. Yüreğindeki hararet yüzüne yansıyordu.

Elini kavrayan ince güçlü parmaklar aklını başından aldı. Gözleri Alina’nın yosunlarına değdiğinde günler sonra ilk kez nefes aldığını fark etti. Uykusuz geceler, haram ziyan kabuslar bitmiş miydi? “Türkan’ı ve Zeren’i aradım. Ulaşamadım. Seninle yüzleşmeyi kaldıramamaktan korktum. Artık kaybedecek çok şeyim vardı.”

Barbaros kırgınlıkla, “Belli oluyor!” dedi. “Demek ki kaybedeceklerin benden daha kıymetliydi.” Alina ‘senin çocuğun olduğu için benim her şeyimdi’ demek istedi, fakat bebeğini kullanarak onun affına sığınma fikrini kaldıramıyordu. “Erkin sana ihanet etmedi Barbaros. Beni buraya o getirdi. Bizi bir araya getirmek için günlerce peşinden koştu. Hata ediyorsun.” Barbaros cebelleştiği demir maşayı bir kenara sertçe bırakıp Alina’ya döndü. Çınlama sesi genç kadının küçük bir irkilme yaşamasına sebep oldu.

“Ne farkeder! Sen beni bıraktın! Vazgeçtin! Onu aradın! Onun sana benim gibi bakmasına dayanamadığımı bildiğin halde yanında kaldın.” Yüzbaşı yumruklarını sıktı. Çenesi kasılmaktan şişmiş, dişleri birbirine kenetlenmişti.

“O hep aramızda kalacak! Artık bundan eminim! Bir hayalet gibi…”

“Hayır! Yanlış düşünüyorsun. Erkin ikimiz için bir problem olmak istemiyor. O çoktan bizi kabullendi. Boşu boşuna kendini üzüyorsun. Tek derdi bana yardım etmekti.”

Barbaros birkaç adım atıp Alina’ya yaklaştı. “Niçin yardım etti? Neden hastaneye gittin Alina? Seni bıraktığımda durumun gayet iyiydi.” Alina daha fazla ondan gerçekleri gizleyemeyeceğinin farkındaydı. “Bebeğimizi kaybetme tehlikesi geçirdim. Bir çocuğunuz olacak!” Barbaros’un dudakları aralanmıştı. Bir şey söylemek istediğinde nefesinin kesildiğini hissetti. Sanki Alina’yı duymuyordu. Bu gerçek miydi? İlk kez bakışları dikkatli bir şekilde sevdiği kadının karnına ilişti.

“Hamilesin! Bizim çocuğumuz… O…”

Alina’nın gözlerinden bir çift yaş süzüldü. “Evet! Düşük tehlikesi geçirdiğim için bana yardım etti. Oraya senden vazgeçtiğim için gitmedim! Yüzleşmeye cesaret edemediğim için, bebeğimin hayatını korumak için senden uzaklaşmak istedim. O operasyonu gerçek sanmak, bana ağır gelmişti.” Barbaros tek bir saniye dahi beklemeden Alina‘ya sımsıkı sarıldı. Hasreti tüm yarım kalmışlıklara isyan etti. Bunu çok daha önceden bilmeliydi.

Dudakları alnına boynuna hasret dolu öpücükler bıraktı. Onu sevmek bedeninin tüm kıvrımlarını hissetmek istiyordu. İçindeki tüm kırgınlıklar çoktan bitip tükenmişti. “Delisin sen! Neden sakladın benden?” Elleri Alina’nın karnına ilişti. Gözlerinden yaşlar boşaldı. Birkaç dakika öncesine kadar ölmek için yaşayan bir adamdı ve şimdi onu hayata bağlayanı haberi almıştı.

“Alinam! Bebeğimizi bu kadar geç öğrenmenin beni paramparça edeceğini nasıl düşünemedin? Ya hayatım boyunca ikinizden kopuk yaşamak zorunda kalsaydım!” Alina dudaklarını sevdiği adamın omuzuna bastırdı.

“Yapamadım işte! Aramızdaki sorunları bebeğimi kullanarak çözmek istemedim. Benimle yeniden bebek için bir araya gelmeni istemedim. Biliyorum çok bencilce davrandım ama…” Gözlerini kapatıp ciğerlerindeki nefesi efkarla bıraktı. “ Her şeyi sineye çekip yeniden başlamak çok zordu.”

Barbaros’un nemlenen gözleri hem acının hem de sevincin müjdecisiydi. Sevdiği kadına kavuşmuş ve hayalini kurduğu bebeğin varlığıyla yeniden hayata dönmüştü. Alina iki eliyle sevdiği adamın yanaklarını kavradı. Alınlarını birleştirdiğinde içindeki öfke aşk ile mücadele halindeydi.

“Kendini tehlikeye attığını biliyorum yüzbaşı. Benden vazgeçtiğinin de ölmek için ne çok sebep uydurduğunun da farkındayım.” Ayrı kaldıkları günlere inat Barbaros Alina’nın yüzüne sayısız öpücük bırakıp kor haline gelen yüreğini sükunete erdirmeye çalıştı.

“Ya sana bir şey olsaydı. Ya sensiz bir hayatı yaşamak zorunda kalsaydım!” Diye sayıkladı Alina. O gözyaşlarını neden hep Barbaros için akıtmıştı? Yüzbaşı avuçlarını dolduran minik yanakları ve çıkık elmacık kemiklerini parmak uçlarıyla okşadı. Gözleri kısılmış kirpikleri ise arzu dolu bakışlarına perdemişti.

“Bir başka kadına yaklaştığını düşündükçe günlerce kahroldum. Nasıl düşünemedim? Nasıl bir görev olduğunu akıl edemedim? Aşk insanı bu kadar kör eder mi?” Barbaros belinden kavradığı Alina’yı yavaşça göğsüne bastırdı ve alnına, saç diplerine küçük öpücükler bıraktı.

“Senden başkasını sevmek benim için mümkün mü zannediyorsun? Seni kaybettiğime inandığımda yaşamak bile istemedim ben! Ruhsuz, umutsuz bir hayatı yaşamaktansa toprak altına girmeyi tercih ettim.” Alina yuva edindiği göğüs kafesine yüzünü yaslamış onun kalp atışlarını dinleyerek huzur bulmaya çalışıyordu. Kalp atışlarını duyabileceği kadar yakınındayken başını geriye bırakıp sevdiği adamın yüzüne hasretle baktı. Onu kaybetme ihtimali gururunu alaşağı etmiş yine ayakları onu kaçtığı yere getirmişti.

“Beni sensiz bırakacak kadar nasıl nefret edebildin?” Bir gün şehitliğe, sevdiği adamın mezarına gidebileceği ihtimaliyle nefes alamadığını hissetti. Yanakları gözyaşlarıyla ıslanmıştı. Barbaros tükenmez bir açlıkla dudaklarına susadığında birbirlerinden başka hiçbir şey düşünemediklerini anladılar. Onu kendine daha fazla bastırıp delicesine öptü. Nefes alıp vermek bile şu anda anlamsızdı. İstediği tek şey ruhunu onun rengine boyamaktı.

Belinden tutup aylarca hasretini çektiği kadını kollarının arasına aldı. Alina aşk sarhoşu olmuş gibi kendini onun bedeninde bulmak istiyordu. Tek kişilik rahatsız ve küçük olan yatağa birlikte iliştiler. Barbaros yatağın tamamını kaplarken Alina’nın ince çevik bedeni onun kollarının, dağ misali güçlü göğsünün arasında minicik kalmıştı. Geç kadının yüzünü kapatan tutamları sağ eliyle geriye bırakıp yeniden dudaklarını dudaklarına yerleştirdi. Onsuz korkusuzca daha derin daha arzu dolu bir şekilde öpmüştü. Alina için kocasına karşılık vermek saniyelerini bile almamıştı. Barbaros yanımdaydı onu kendi hayatından vazgeçecek kadar çok seviyordu. Alina için geçmiş silindi. Kötü anılar küle olup savruldu. Sadece ikisinin var olduğu bir cennetin kapıları ardına kadar açıldı.

Bedeni Alina’nın riskli bir hamilelik geçirdiğini düşünmeksizin karısının üzerine yerleşti. Onun da daha fazlasını yaşamak istediğini biliyordu. Henüz aralarına yeni katılacak bir bebeğe alışamadığı için bu kadar heyecanın sıkıntılı bir düşükle sonuçlanabileceğini düşünemiyordu. Gözlerini kapattı. Elleri Artemis çiçeğinin bedenine her bir zerresini yangıyla severken dudaklarıyla önce çenesini ardından da yanaklarını ve boynuna mühürlemeye devam etti. Alina için de ona karşı koymak imkansızdan öteydi fakat dur demesi gerekiyordu.

“Bu çok riskli!” Barbaros’un endişeleri bir anda yüreğine çöreklenip kaldı. Bebeklerinin sağ salim dünyaya gelebilmesi için daha dikkatli olması gerekiyordu. Gözlerini açıp göçmen kızının yosunlarına arzu ve hasretle baktı. Tam kavuşmuşken bu kadar mesafe genç adamı canından bezdirmeye yetmişti.

“Şimdi de aramıza yaramaz girdi öyle mi?” Alina yalancı bir kızgınlıkla kaşlarını çattı. “Aramıza kimsenin giremeyeceğini biliyorsun. Artemis mavi kelebeğinden vazgeçmez!” Barbaros gülümseyerek eğilip dudaklarına arzulu uzun bir öpücük bıraktı. Alina da kocasının dudaklarına ıslak izler bırakmaktan çekinmedi.

Saniyeler sonra yüzbaşı kahverengi dolaptan aldığı battaniyeyi alıp yatağa döndü. Küçük yatakları sevmezdi. İri cüssesi sağdan soldan taşınca kızgınlığı ve gerginliği artardı. Fakat şimdi Alina’yla daha yakın olmalarını sağladığı için bu eski gıcırdayan yatağa bile minnet duyuyordu.

“Sen benim için kendini hep tehlikeye attın! Bense senin beni aldattığına inandım. Sana bu kadar kızdığım için suçluluk duyuyorum.”

Genç kadın dayısının kendisine ihtiyaç duyduğunu düşünüp içten içe kahroldu. “Dayımın durumu iyi mi Barbaros? Onu çok uzun zamandır göremedim. Başına neler geldiğini az çok tahmin edebiliyorum.” Barbaros Alina’nın çok stres altında olduğunu biliyordu ve bu durumun bebeklerine zarar vermesinden endişe duyuyordu. “Hiçbir şey düşünme! Şu an sadece bebeğimizi ve kendini düşünmelisin!” Alina sevdiği adama biraz daha sokuldu.

“Onu görmem mümkün mü Barbaros? Dayımın bana ihtiyacı olabilir. Hiç değilse yanında olup ona biraz olsun destek verebilmeliydim. Bunu ona borçluyum!” Yüzbaşı genç kadının saçlarını okşayıp dudaklarıyla alnını mühürledi. “Bu mümkün değil! Dayın korumamız altında! Onu ele geçirdiğimiz bilinmeli. İmran Borya yaşamak zorunda. Elanor denilen dişi şeytanın ağzından laf almak hiç kolay olmadı. Nihayet ona ulaşabildim. İmran özel bir hastanede tedavi altına alındı. Durumu çok iyi değil fakat doktorlar iyileşme yönünde sinyaller aldıklarını söylediler. Hayat mücadelesinde beklediklerinden çok daha hızlı mesafe kat ediyor. O hain casusun dayının kimliği üzerinden ne korkunç şeyler yaptığını ve daha fazlasını planladığını düşününce ona hak vermeden edemiyorum. Kim bilir ne kadar uzun zamandır bu gerçeklerle yaşamak zorunda kaldı.” Alina’nın gözlerinden nefret fışkırdı. İçindeki bu suçluluk duygusuna ne yapsa engel olamıyordu.

“ Barbaros onu görmek istiyorum! Lütfen bir şeyler yap! Elini tutmak varlığımı hissettirmek istiyorum. Bunun dayıma güç vereceğini biliyorum.”

“Üstlerimle görüşeceğim! İzin çıktığında seninle birlikte gelirim.” Alina içtenlikle gülümsedi. “Teşekkür ederim sevgilim! Beni kırmayacağını biliyordum.” Barbaros’un elleri hasretle sevdiği kadının bedeninde dolaştı. Yanı başındayken onunla olamadığı için şansına lanet ediyordu. Aklından geçenler bebeğinin varlığıyla biraz ertelenebilmişti.

“İncecik kalmışsın! Hiç mi bir şey yedirmediler sana? Adım gibi biliyorum miden şu an isyan halinde. Biraz önce yüz ayrı ses çıkardı.” Alina kıkırdadı. “Beni ispiyonlamak da üzerine yok! Sensizken bir şeyler yiyip içmek bile işkence gibiydi.” Barbaros yataktan kalkıp mutfağa yöneldi. Alina bu ayrılıktan hiç hoşlanmamıştı. “Önce mideni doyuralım. Bebeğimizin aç kalmasını istemem..” Alina da kendisini sarsmadan yataktan kalkıp tezgahta sebze doğramakla meşgul olan Barbaros’a katıldı. Yüzbaşının sırtına arkadan başını yaslayıp huzur bulmaya çalıştı. “Sabırsızsın!”

“Bunlar hep hasretten!” Barbaros gülümsedi. Ayıkladığı fasulyeleri pişen et, soğan, salça ve domates püresi ile harmanladığı tencereye aktardı. Çaydanlıktaki sıcak suyu da eklediğinde son rötuşları yapıp baharatları ve tuzu ekledi. O pişerken kısa sürede pilav ve salatayı da halletmişti. Karısının elini şu saatten sonra sıcak sudan soğuk suya değdirmek yoktu. Bebekleri için Alina’nın bol bol dinlenmesi ve kendisine iyi bakması gerekiyordu.

Yemekten sonra şöminenin karşısına geçip birbirlerine sarılarak huzur bulmaya çalıştılar. Genç kadının bakışları alevlerin üzerindeydi. “Kendimi kötü hissediyorum!” Dedi sayıklar gibi.

“Neden? Yanımda olmanın nesi kötü?” Alina parmak uçlarıyla onun göğsüne dokundu. “Dayım o haldeyken burada hiçbir şey yapmadan durmak beni mahvediyor. Ona yakın olmak istiyorum.”

“Bunun imkansız olduğunu biliyorsun Alina! Sabretmen gerekiyor.” Alina sevdiğinin göğüsünde küçülüp battaniyeye daha da sindi. “Çocukken ne güzel hatıralar biriktirmiştik. Bana anlattığı masallar, söylediği tekerlemeler… Savaşçı kadın hikayeleri anlatırdı dayım. Hepsi dün gibi aklımda. Belki de bu yüzden beni seçti. Sırlarını zihnime saklayarak bu karanlık örgüte bir darbe indirmemi bekledi.” Genç kadın kızgınlıkla, “Yapamadım!” Diye itiraf etti. “Anahtar benim zihnimde ve ben ona ulaşamadım!”

“Dayınla yaşadığınız günleri düşün Alina! Sana bir ipucu bırakmış olmalı!”

Genç kadın huzursuzca iç çekti. “Hiçbir şey bilmiyorum! Gerçekleri öğrendiğim günden bu yana bir şey değişmedi.” Sevdiği adamın gözlerine baktı. “Hiç mi ilerleme yok Barbaros!”

“Var! Örgütün içine sızdık! Erkin çifte ajanlık yapıyor. Ben örgüt içi yazışmaların ağını ve yöntemini çözdüm. İçeriye yalan yanlış bilgiler sızdırdım. Birbirlerine düştüler! Kimsenin kimseye güveni kalmadı. Elanor elimizde! Güvercin de ağımıza düşmek üzere. Güvercin örgütün hukuksal açıdan korumasını sağlıyor. Siyasi bağlantılar kurarak elini güçlendiriyor. Elanor sayesinde şifreli iletişimi çözdük. Muhbir ağlarının çoğunu deşifre ettim. Artık atacakları çoğu adım bizden gizli değil. Hücresel bir yapı var. Çekirdek tek bir liderden oluşuyor. İç çemberin tamamı neredeyse deşifre olmak üzere. Lideri etkisiz hale getirdiğimizde tüm düğüm çözülecek. Eş zamanlı operasyonlarla hepsini içeri alacağız. Orta seviye ve dış çember arasındaki bağlantı koptuğunda işimiz çok daha kolay olacak.”

Barbaros ayağa kalkıp büyükçe bir haritayı duvardaki yerine iliştirdi. Alina merakla soluğu onun yanında almıştı. “Bu çok ilginç! Şu ağlara bak!”

“Çok zeki ve dikkatliler ama bizden daha iyi değiller! Asla aynı kişiyle aynı yolu kullanarak haberleşmiyorlar. Bazen bir fotoğraf albümü, bazen postada takılı kalmış bir zarf, bazen de sokaktaki bir ankesörlü telefonu kullanan dilenci işlerini görüyor. Hatta bundan çok daha fazlası var! Lideri ele geçirdiğimizde düğüm çözülecek ve eş zamanlı operasyonlarla işi bitireceğiz.”

Alina sevdiği adamın tüm çabalarına hayranlıkla baktı. Artık ona hiç kızmıyordu. Böylesine korkunç eylemler yapan bir örgütü aylarca canla başla çalışarak deşifre etmeyi başarmıştı. Onun sayesinde Bosna’ya bu acıları yaşatan örgüt bitecek ve onca mazlumun kanı yerde kalmayacaktı. Yüzbaşı Alina’ya bundan daha güzel ne verebilirdi ki?

“Lider hakkında ne biliyoruz?” Barbaros gözünü haritadan ayırmadan ensesini kaşıdı. “Onunla ilgili izleri takip ettik fakat henüz kimliğine ulaşamadık. Düzenli olarak konuştuğu bir numara var. Aile bağlarını geride bırakmadığı anlaşıyor. Bir kadının izine ulaştık. Aylar sonra Türkiye’ye gelecek. Öğrendiğimize göre Zeus lakaplı lider ona çok değer veriyor ve örgüte hizmet etmek üzere yanına almak istiyormuş! Kızı olduğunu düşünüyoruz. Zeus’un bir erkek olduğu yönünde güçlü istihbaratlar aldık. Tam adına henüz ulaşamadık.”

Alina alnını kırıştırdı. “Kendi kızını da aynı ateşte yakmak istiyor. Bir insan evladına nasıl bunu reva görür?” Barbaros Alina’nın elini tuttu. “Bunlar insan mı ki? Gerçekleri öğrendikçe kanım donuyor!”

“Attık bu gerilimin bitmesini istiyorum Barbaros! Bosna’dan getirdiğim eşyalara daha dikkatli bakmalıyız. Orada bir ipucu mutlaka vardır.” Yüzbaşı onu başını sallayarak onayladı. “Sana ait ipucu niteliğindeki eşyalar albayın emriyle özel bir yerde tutulmaya başladı. Ele geçireceğimiz belgeler bize büyük bir yasal dayanak verecek. Deliller tamam olduğunda adaletin önümde kimse duramayacak.”

Barbaros hazırladığı haritayı masanın üzerine bıraktı. “Bu noktayı görüyor musun? Adada gizli bir mekanları var. Orada toplanıp senede bir yaptıkları toplatıyı gerçekleştirecekler. Ve şarkıcı kız oraya gelecek. İzlemeye devam ediyoruz. Aylar sonra onu paket yapıp liderle buluşamadan ele geçireceğiz. Ve yerine bir başkası geçecek! Ummadıkları bir anda baskınla işi bitireceğiz.”

Alina eline aldığı siyah taşı şaha bir darbe indirerek merkeze koydu. “Böylece büyük patronun da işi bitecek! Zeus tanrıların gazabına uğrayacak!” İşin burasında Barbaros’un yüzü düştü. “Neden huzursuzsun?” Barbaros karısının belini kavrayıp göğsünü sahiplenici bir şekilde ona yasladı. “Bu görevde uygun görülen isim sensin Alina! O şarkıcının yerine geçip liderle seni görüştürmek istiyorlar. Aslında en başından beri kafalarındaki buymuş! Senin vatanseverliğinden emin olup bu görevi üstlenmeni istemişler.”

Alina aralanan dudaklarını hareket ettirmek istediyse de en ufak bir ses çıkaramamıştı. Barbaros şarkıcı kızın daha yakından olan bir fotoğrafını çıkarıp sevdiği kadına uzattı. “Ona bak Alina! Sana benziyor. Bize Vladimir’le ilgili bilgileri gizli bir el ulaştırdı. Operasyon boyunca aynı gizli el tarafından sürekli korunduk. son atılan mesajda küçük ipuçları gönderdi. Dayınla işbirliği içinde olduğunu düşünüyoruz. Dayın seni özellikle seçti. Lidere ulaşmanın yolu şarkıcı kadından geçiyordu ve bu benzerliği bizden önce dayın da fark etti. Sen sadece anahtar değilsin Alina Zeus’a ulaşmada kilit bir isimsin. Samuel yani Vladimir dayının yerine geçerek size hayatınızın en büyük oyununu oynadı. Sen de Zeus’un kızının yerine geçeceksin ve onu gafil avlayacaksın. Adadaki konserde senden örgüt için yemin etmeni ve bağlılığını bildirmeni isteyecekler. Ses renkleriniz birbirine çok yakın. İkiz gibisiniz. Bu bizim işimizi oldukça kolaylaştıracak. Akıllıca hareket etmemiz gerekecek ama…”

“Ama…” dedi Alina sabırsızca. “ Hamilesin! Operasyona aylar var fakat! Yine de bilmiyorum!” Barbaros ürkek bir çiçeğe dokunur gibi Alina’nın güzel yanaklarını parmak ucuyla okşadı. “Bu çok tehlikeli bir görev Alina! Sana bir zarar gelme ihtimalini sineye çekemiyorum. Zeus’un kimliği ortaya çıkacak ve tüm bağlantıları çözülecek. Dayının uyanıp zihnine yerleştirdiği bilgilere erişmemizi sağladığında örgütü hukuki olarak çökerteceğiz. Aslında çok az kaldı ama yine de çocuğumun annesini tehlikeye atma ihtimalini kaldıramıyorum.” Alina yüzbaşının boynuna sarılıp göğsünü göğsüne yerleştirdi.

“Benim sevdiğim adam bu değil! Senden benden daha değerli olan şeyler var demiştin hatırlıyor musun? O değerli şeyler için gururumla birlikte her şeyi bir kenara bırakmaya hazırdım. Bugün yine vatan millet sevdası için kendimden vazgeçmeye razıyım. Bana bir şey olursa doğacak çocuğumun emin ellerde olacağından hiç şüphe duymuyorum. Bu görevi layıkıyla yerine getireceğim! Bütün varlığım milletime ve Türk devletine feda olsun!”

Barbaros’un gözlerini nemli bakışlarla aydınlandı. Öylesine bir kadını sevmediğini zaten biliyordu. Alina tüm sevgileri gözlerinin yosunlarında taşıyan değerli bir kadındı. Ondan şüphe ederken bile aslında masumiyetine her şeyden çok inandığını yeni yeni fark etmeye başlamıştı. Allah ikisini aynı amaca hizmet etsin diye bir nefretin avuçlarında birleştirmiş ve vatan sevdasını her şeyden üstün tutacak bir inançla kalplerini mühürlemişti.

“Seni bana kavuşturan kaderime şükürler olsun! İyi ki hayatımdasın Alina! Her şeyin üstesinden geldiğin gibi bunun da üstesinden geleceksin! Senin gibi değerli vatan evlatları varken bu milletin sırtı yere gelmeyecek!” Alina Barbaros’un yanağını sevgiyle okşadı. Barbaros ise teninin üzerinde hissettiği parmak uçlarını tek tek sevgi ve şefkatle öptü.

“Bana oyun oynadığını düşündüğüm zamanlarda sana çok kızmıştım! Şimdi her şeyi çok daha iyi anlıyorum. Hatalı olan benmişim! Körü körüne bağlı olduğum her şey kendime milletime yaptığım büyük bir kötülükmüş. Sadece Boşnak halkı değil Türk milleti de benim cahilce yürüttüğüm inadım yüzünden acı çekmiş. Ona bu kadar güvendiğim için çok pişmanım. Hatamı telafi etmek için her şeyden vazgeçmeyi göze alıyorum. Eğer sen olmasaydın dayım dediğim hainin gerçek yüzünü asla göremeyecektim. Onun bir piyonu olarak belki bir çok insanın hayatını mahvedecektim. Siz benim gözlerimin önüne inen o kara perdeyi paramparça ettiniz. Şimdi hatama karşılık bedel ödemeye razıyım. Tek isteğim artık kan emici canavarların milletimizin sinesinde yer bulamaması.”

Barbaros Alina’nın boynundan arta kalan o boşluğu doldurup karısının yanaklarından saç uçlarından öptü. “Sen ihanete uğradığını sandığın zamanlarda bile doğru olduğunu düşündüğün şeyi yaptın Alina! O haine güvendiğinde bile bizi ele vermedin. Zararımıza uğraşmadın! Sen bu değerli göreve layık olduğunu kanıtladın. Seninle ölüme gelmek benim için bir şereftir. Bir gün ikimizden geriye hiçbir şey kalmasa dahi yoluna kurban olduğumuz bu topraklarda bu şanlı bayrağın gölgesinde ölümsüz olarak ilelebet varolacağız!”

Alina Barbaros’la birlikte olduktan sonra ölümü de hayatı da aynı kefeye koymaktan asla çekinmediğini fark etti. Bir hain gibi korkakça yaşamaktansa kahramanca şehit olmak asla korkacağı bir şey olmazdı. Sınavı geçmiş ve görevi layığıyla yapmak üzere devralmıştı. “Yarın bu konuyla ilgili komutanımla görüşeceğim. Onları kendi silahlarıyla vuracağız. Sen operasyona kadar bebeğimizi dünyaya getirmiş olacaksın!”

Alina karnına dokundu. Onun her daim güvende olacağını anlamıştı. Barbaros başını karısının karnına yasladı ve içerdeki canı hissetmeye çalıştı. “Cinsiyetini çok merak ediyorum!”dedi yüzündeki neşeyle.

“Büyük sürprizi asla bozmayacağım!” Bu kadının inadını kırmak Barbaros için imkansızdı. “Gözleri yosun olsun. Seninkiler gibi. Bir de bakınca senin gözlerinle aynı huzuru versin.”

“Başını çok ağrıtacağız. Bundan eminim!” Barbaros kıkırdarken bebeğine tatlı sözler fısıldamaya başladı. Sözleri yoktu ama bu melodi ona Alina’nın yokluğunda çok iyi gelmişti. O melodiyi mırıldanırken Alina kaskatı kesildiğini hissetti. “Bu…” Barbaros başını kaldırıp anlamsızca ona baktı. “Bir kez daha söyle Barbaros!” Barbaros mırıltı halinde fakat daha sesli bir şekilde melodiyi söyledi. “Bu çok tanıdıktı.”

“O müzik kutusunda da aynı melodi çalıyordu. Sana ait olan eşyaların arasında buldum.” Bakışlarıyla kuruyu işaret ettiğinde göçmen kızı şaşkınlıkla ona yöneldi. Kutu kahverengi yaldız işlemeliydi. Üzerindeki oymalar görüntüsünü daha da etkileyici kılmıştı. Kutuyu açmak için çabaladı fakat kıracak kadar uğraşsa da süslü kutu açılmadı.“Anahtar! Bunu kullan!” Alina anahtara baktığında zihninde aynı ses yankılandı.

“Bunu gözün gibi koru Alina! Sana çok değerli bir şey bırakıyorum. Kimseye varlığından söz etme!”

Anahtarın üzerinde göz simgesi vardı. “Hadi açsana!” Alina anahtarı çevirip kutuyu açtı. Kutu açıldığında içindeki gözalıcı detaylar Alina’yı hayrete düşürmüştü. Kutunun kapağının iç yüzeyi uzayı andıran bir karanlıktı ve jüpiter dört uydusuyla birlikte fark ediliyordu. Kutunun içinde tıpkı Alina’ya benzeyen bir şarkıcı bebek vardı. Büyüleyici bir melodi Alina’nın kulaklarına mest ederken şarkıcı kukla dönüp melodiyi eşlik eder gibi hareket etti. “ bunu nasıl düşünemedim?”

“Zaman kapısı algoritması Barbaros! Dayım bunu zihnimdeki o şifreyi çözmek için bıraktı. Nasıl düşünemedim?” Aynı soruyu Barbaros da kendine soruyordu. Alina’nın yokluğu zihnini öyle yıpratmıştı ki ondan başka bir şey düşünememiş gözünün önündeki bilmeceyi çözememişti. Artık zafere adım adım yaklaşma zamanıydı.

Merhaba canım dostlarım. Sona yaklaştığımız için bira rötar yaptığımın farkındayım ama son beş bölümde artık hikayeyi bitiriyorum ve kurguya yaraşır şekilde tamamlamak önemli. ☺️🤭

Geriye dönük okumalar yaprak yan karakterleri de tamamlamam lazım. İşşm iş anlayacağınız. Bir de tatilde seyahat etmem gerekti ki bölüm tamamlanmak üzere olduğu halde bu programımı aksattı. 🥹

Neyseki kavuştuk. Yarın hemen yeni bölümü yazmaya başlayacağım. 😁

Sizce Alina ve Barbaros görevi başarıya erdirecek ve mutlu bir sona ulaşacak mı?

Beni instagramdan takip etmeyi unutmayınız. 🥲destekleriniz daha çabuk büyümemizi sağlayacak

İnstagram: seyma_yldz_koc


 

Bölüm : 02.02.2026 16:58 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
İçindekiler
Şeyma Yıldız KOÇ / ARTEMİSİN GÖZYAŞLARI / 42. BÖLÜM: ARTEMİSİN KELEBEĞİ 🪦
Şeyma Yıldız KOÇ
ARTEMİSİN GÖZYAŞLARI

4.14k Okunma

447 Oy

0 Takip
45
Bölümlü Kitap
1. BÖLÜM: ARTEMİSİN GÖZYAŞLARI 1 FİGAN 🪻BİR İHANET SARMALI2. BÖLÜM: ARTEMİSİN GÖZYAŞLARI 1 FİGAN 🪻SEVDANIN BAĞRINDAKİ ATEŞ3. BÖLÜM: ARTEMİSİN GÖZYAŞLARI 1 FİGAN 🪻 SAVAŞÇI ZEYNA  4. BÖLÜM: ARTEMİSİN GÖZYAŞLARI 1 FİGAN 🪻 KELEBEĞİN KALBİNE SAPLANAN HANÇER5. BÖLÜM: ARTEMİSİN GÖZYAŞLARI 1 FİGAN 🪻KÜLE DÖNMÜŞ SEVDALAR6. Bölüm. ARTEMİSİN GÖZYAŞLARI 1 FİGAN 🪻TUZAK7. BÖLÜM: ARTEMİSİN GÖZYAŞLARI 1 FİGAN 🪻KİM ÖLÜ KİM DİRİ?8. BÖLÜM: ARTEMİSİN GÖZYAŞLARI 1 FİGAN 🪻YANIYORUM!9. BÖLÜM : ARTEMİSİN GÖZYAŞLARI 1 FİGAN 🪻ŞİRPENÇE10 BÖLÜM: ARTEMİSİN GÖZYAŞLARI 1 FİGAN 🪻KANLI FERYAT11. BÖLÜM: ARTEMİSİN GÖZYAŞLARI 1 FİGAN 🪻KIRIK SÖZLER12. BÖLÜM: ARTEMİSİN GÖZYAŞLARI 1 FİGAN 🪻 AZAT ET BENİ SENDEN!13. BÖLÜM: ARTEMİSİN GÖZYAŞLARI 1 FİGAN 🪻GÖREV İÇİN14. BÖLÜM: ARTEMİSİN GÖZYAŞLARI 1 FİGAN 🪻BİR SEVMEK HASTALIĞI15. BÖLÜM: ARTEMİSİN GÖZYAŞLARI 1 FİGAN 🪻KÜLDEN HANÇER16. BÖLÜM: DEŞİFRE 🪻17. BÖLÜM: NEVRUZDA AÇAN ARTEMİS ÇİÇEĞİ18. BÖLÜM: AG 2 DİLRUBA 🦋İYİ POLİS KÖTÜ POLİS19. BÖLÜM: KÜLDEN YARA 🦋20. BÖLÜM: GÖÇMEN KUŞUNDAN HAVADİS 🦋21. BÖLÜM: KURT ŞÖLENİ 🦋22. BÖLÜM: ASKER EŞİ OLMAK 🦋23. BÖLÜM: SOLDURULAN ÖLÜM ÇİÇEKLERİ 🦋24. BÖLÜM: CAN YAKAN GERÇEKLER 🦋25. BÖLÜM: KANLI OPERASYON 🦋26. BÖLÜM: GİZEMLİ KADIN 🦋27. BÖLÜM: SAMAN ALTINDAN SU YÜRÜTMEK28. BÖLÜM: BİR GÜNAH GİBİ 🦋29. BÖLÜM: ALLARA BOYANDIM 🦋30. BÖLÜM: PUSU 🦋32. BÖLÜM: VURGUN 🦋32. BÖLÜM: ARTEMİSİN GÖZYAŞLARI 3 ZEMHERİ 🪦HASRET33. BÖLÜM: SİLİNMEZ HATIRALAR 🪦34. BÖLÜM: KELEBEĞİN İHANETİ35 . BÖLÜM: KÖMÜR KARASI 🪦36. BÖLÜM: İGMAN DAĞININ ÖTESİNDE 🪦37. BÖLÜM: İKİ AŞK ARASINDA 🪦38. BÖLÜM: KIRGIN🪦39. Bölüm40. BÖLÜM: AŞKIN KÜLLERİ🪦41. BÖLÜM: PİŞMANLIK ATEŞİ🪦42. BÖLÜM: ARTEMİSİN KELEBEĞİ 🪦43. BÖLÜM: SİL BAŞTAN🪦44. BÖLÜM: ADIM ADIM POSSAT🪦 45. BÖLÜM : SIZI🪦
Hikayeyi Paylaş
Loading...