32. Bölüm

31.Bölüm (Ne Hissediyorum?)

Teddiursa
teddiursa

Araba asfaltta sessizce ilerliyordu. Gülbin her zaman açmayı sevdiği radyosunu açmamış, benim sessizliği bozmamı bekliyordu. Sokak lambaları camdan içeriye girip yüzümü kısa aralıklarla aydınlatırken içim tamamıyla bir karanlığa bürünmüş fakat zihnim apaydınlıktı.

"Ee hadi söylemeyecek misin neler oldu?"

Sessizliği bozan Gülbin olmuştu. Haliyle neler olduğunu merak ediyordu. Ben ise ağzımı açtığımda öfkemin tekrar alevlenmesinden korkuyordum.

Biraz daha dışarıyı izledikten sonra korkumu bir tarafa bırakıp olan biteni anlattım. Son cümleme kadar bir şey demeden öylece dinlemişti. Sözlerimi bitirdikten sonra sadece ağzından "Şerefsiz." kelimesi döküldü. Derin bir nefes aldı ve devam etti.

"Gerçekten şeref yoksunu bu adam. Hamile olduğunu söylemek nedir? Yalanlarının ucu bucağı yok."

"Öyleymiş. Hiç tanıyamamışım. Daha fazla yapamaz dedikçe her gün bir yenisi ekleniyor."

"Bu yaptıklarını görüp hala daha boşanmaya karar verememene şaşırıyorum Esma. Sen bu değilsin. Benim bildiğim Esma bir dakika bile durmamalıydı."

"Senin tanıdığın Esma geri döndü ve artık kesin olarak boşanmaya karar verdi."

Şimdi tüm öfkemi unutmuş, kolay boşanmak için bulduğum bahaneye tutunmanın verdiği huzurla gülümsüyordum.

"Ohh. Çok sevindim." Gülbin de gülümsüyordu.

Birbirimize bakıp gülümsemeye devam ederken, tebessümlerimiz histerik kahkahalara dönüştü. İkimiz de neden kahkaha attığımızı bilmiyorduk ve bu durum bize daha komik geliyor, kahkahalarımızı arttırıyordu.

En son nefes nefese "Dur artık dur. Çatlayacağım daha fazla devam edersek." dedim.

Zorla sakinleştirmiştik kendimizi. Yüzümüzde gülümsemelerle kısa bir yolculuğun ardından Gülbin'in evine gelmiştik.

Üzerimizi değiştirip mutfak masasında çay eşliğinde günün kritiğini yapmıştık bir süre. Fakat yorgunluğum kendisini göstermeye başlamış, esniyordum.

"Ben yatıyorum kuzum. Uzun bir gün oldu. Bu arada benim için yaptığın her şey için teşekkür ederim." demiştim mahcubiyetle.

"O nasıl söz Esma. Tabi ki yapacağım. Sen benim canımsın. İyi geceler sana. Ben bir bardak daha çay içip yatacağım."

Yanağına ufak bir öpücük kondurup Gülbin'in benim için hazırlamış olduğu odaya gittim. Tekrar kendimle baş başa kalmıştım.

Temiz çarşafların derildiği yatağa uzandım ama biraz önce bastıran o uykudan eser yoktu şimdi. Kafamı dağıtmak için telefonumu elime aldım. Whatsapp'a girip velilerin konuşmalarını okuyacaktım. Uygulamaya girdiğimde gözden kaçırmış olduğum bir bildirim çarptı gözüme.

Başar yazmıştı. Nasıl olduğumu merak etmiş, iyi olup olmadığımı sormuştu. Onun yazdığını görünce kalbim nedensizce hızlandı. Neden bu kadar heyecan yapmıştım ki?

Saatin kaç olduğunu önemsemeden cevap yazdım.

"İyiyim. Yani sayılır. Bugün Mehmet ve ailelerle yemek yemek zorunda kaldım."
Mesajı atar atmaz sağ alttaki o iki tik hemen mavi olmuştu. Telefon elinde mi bekliyordu?

"Ben de tam tekrar yazmak üzereydim. Nasıl yemek yemek zorunda kaldın?" cevap da bir o kadar hızlı gelmişti.

"Mehmet'in düzenbazlıkları işte. Hamile olduğumu söylemek için aileleri yemeğe çağırmış."

Bu mesajı attıktan sonra tikler mavi olsa da uzunca bir süre cevap gelmedi. Yazdığımda ne gibi bir sorun vardı ki? Mesajı tekrar okudum. Eyvah! Sanki gerçekten hamileymişim gibi anlaşılıyordu. Durumu düzeltmek için hemen yazdım.

"Mehmet'in yalanlarından biri daha. Hamile olmadığımı ailelere açıklamayacağımı ve gerçekten ondan çocuk yapacağımı düşünmüş. Salak işte."

Yazıyor...Yazıyor...Yazıyor

"Bir an beynimden vurulmuşa döndüm. Mehmet, tüm hayallerimi benden önce yaşıyor gibi hissettim. Kusura bakma."

Ne demek istemişti? Senden çocuğum olsun arabeskine mi bağlamıştı o? Bu mesajın üstüne ne yazılırdı ki? Bilemediğim için "Estağfurullah." yazdım. Yine telaşlı, ne yapacağını bilemez Esma devredeydi.

Gözlerinden yaş akan emoji atarak cevapladı ve ardından devam etti,

"Çok tatlı bu hallerin. Bu saflığını, temizliğini asla kaybetme Esma. Ee artık kararın net mi? "

"Net. Hatta avukatı arayıp biraz daha hızlı olabilir mi rica edeceğim. Mehmet'ten ne kadar erken kurtuldum o kadar iyi."

"Böyle düşünmene çok sevindim. Sen ne kadar erken kurtulursan benim için de o kadar iyi."

Benimle yine flört mü ediyordu? Evet apaçık flörttü bu. Bu durumda olmayalı çok uzun zaman olmuştu. Mehmet'le bile flört edememiştik doğru düzgün. Nasıl yapılır unutmuştum. O yüzden yekten konuşmaya karar verdim.

"Neden senin için iyi olacak?" Cevabı beklerken dudaklarımı kemiriyordum.

Biraz bekledikten sonra yazmaya başladı. Çok geçmeden de cevap geldi.

"Niyetimi belli ettiğimi düşünüyorum. Ama beni sakın evli bir kadına sarkıntılık eden biri olarak görme."

Yine ne yazacağımı bilemeyerek, "Estağfurullah." dedim.

" Yazmak biraz yordu. Müsaitsen arayayım konuşalım mı?"

Yazmak kolaydı ama konuşmak bu kadar rahat olacak mıydı? Düşüne düşüne yazabiliyordum ama konuşurken uzun düşüncelere fırsat olmuyordu. Ama bahane bulamadım ve "Olur." dedim.

Telefonum anında çaldı. Ben de bekletmeden açtım.

"Alo Esma?"

"Evet?" Sesim tedirginliğimi ve çekingenliğimi belli ediyordu.

"Bunları sana yazarak değil de sesli olarak söylemek kendimi daha rahat hissettirecek." Derin bir nefes aldı.

"Dinliyorum."

"Beni öptüğün o günden beri seni ne sıklıkla düşündüğümü bilsen şaşırırsın. O günkü buluşmada seni gördüğümde adeta şok geçirdim. Hayallerimdeki kadın karşımdaydı. Ama eli başkasının ellerini tutuyor, gözleri başkasına bakıyordu. Ve o kişi yakından tanıdığım, neler yapabileceğini bildiğim biriydi. Senin adına ve en çok da kendi adıma üzüldüm."

Sessiz bir şaşkınlıkla onu dinliyordum. Sesimi çıkarıp da ne söyleyeceğimi bilemiyordum zaten. O da benden bir şey söylememi beklemiyor, devam ediyordu konuşmaya.

"Aslında bunu düşündüğüm için kötü biri olabilirim ama iyi ki Mehmet, o iğrençliği yapmış da çok geç olmadan yollarınız ayrılacak. Seni daha fazla üzemeyecek. Bunu söylemek ne kadar doğru bilemiyorum ama içimde bir yer beni fark etmen için bir fırsat yaratıldığı için mutlu. Esma, ben sana karşı gerçekten bir şey hissediyorum. Bu demek değil ki hemen bir ilişkiye başlayalım. Zaten sen hala evliyken de bu doğru olmaz. Ama kalbimde olduğunu bilmeni istiyorum."

Son cümlesi bitmiş, şimdi benden bir şeyler söylememi bekliyordu. Ne diyecektim? Ne hissediyordum da konuşacaktım?

"Ne diyeceğimi bilemiyorum Başar. Zor günümde yanımda oldun çok sağ ol. Duygularını açtığın için de teşekkür ederim ama şu günlerde neler hissediyorum ben de anlamlandıramıyorum."

Biraz sonra söyleyeceklerimi söylemem hiç doğru değildi ama içimde de tutmak istemiyordum.

"Sana karşı ne hissettiğimi bilmiyorum ama beni heyecanlandırıyorsun. Buna sevgi ya da aşk diyemem ama bir şey olduğu kesin. Sana bunları söylediğim için pişman olabilirim ama artık içimde söyleyemeyeceğim bir şey yokmuş gibi geliyor."

Karşıdan rahatladığını belli enden o tanıdık nefes verme sesi geldi.

"Beni o kadar mutlu ettin ki Esma, anlatamam. Bana karşı hiçbir şey hissetmemendense anlamlandıramadığın şeyler hissetmen daha iyi. Bu bana yeter. Sende anlamlı olmasa da kelimelerin bende anlam buluyor. "

İstemeden umut mu vermiştim yoksa?

"Bu bir ilişkiye başlayabiliriz demek değil biliyorsun, değil mi?" Beni yanlış anladığından korkuyordum.

"Tabi ki. Ama kapıyı tam kapatmadığını da biliyorum. Bunun benim için ne demek olduğunu bilemezsin."

"Bu konuda netleştiğimize sevindim. " dedim ve devam ettim, "Bu durum mevcuttaki ilişkimizi, arkadaşlığımızı etkilemeyecek değil mi?" endişeyle sormuştum. Onu kaybetmek istemiyordum.

"Etkilemez. Bu güne kadar nasılsa yine öyle olacak." dedi ve o da devam etti, "Umarım en kısa sürede daha iyisi de olur."

İçimden gayri ihtiyari "Umarım." demek geçse de kendimi tuttum. Daha boşanmadan, başka bir adama umut vermek olmazdı.

"Zaman gösterecek." dedim.

Gerçekten de zaman gösterecekti.

"Ben bugün çok yoruldum. Kusura bakmazsan yatacağım. İyi geceler." Çok heyecanlanmış ve telaşlanmıştım. Bir an önce telefonu kapatmak istiyordum.

"İyi geceler Esma. Şimdi daha rahat uyuyacağım."

Telefonu kapattıktan sonra karanlık odada gözlerimi tavana dikerek bir süre yattım. Uykum kaçmıştı, Başar!a telefonu kapatmak için yalan söylemiştim.

Kalbim yerinden çıkacak gibi atıyordu. Başar'ın benden hoşlandığını daha önce ağzından duymuştum ama böylesi bir hoşlanma olduğunu bilmiyordum.

Yatakta sağıma döndüm. Gözümün önüne Başar'ın yemyeşil gözleri geliyordu. Soluma döndüm. Şimdi de o sıcacık sesi benimle konuşuyordu. Oflayarak sırt üstü döndüm. Şimdi de tavandan bana bakıyordu.

Kendime bile itiraf edemiyordum ama Başar'dan hoşlanıyor olabilir miydim?

Bölüm : 14.02.2026 02:15 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...