
Şehmus’un gölgesi sokaktan silinse de bıraktığı ağırlık meydanda kalmıştı. Kimse konuşmuyordu. Kapı önlerinde duranlar yavaş yavaş evlerine çekildi ama perdeler arkasından gözler hâlâ meydandaydı.
Ayaz, dedesinin yanında sessizce duruyordu. Kalbi hızlı atıyordu ama yüzünü belli etmemeye çalışıyordu.
Muhammed Ağa derin bir nefes aldı.
“Bu adam boş gelmedi,” dedi kısık bir sesle. “Halit bahane… asıl derdi mahalle.”
Ayaz başını salladı.
“Dede… korkmalı mıyız?”
Muhammed Ağa ona baktı. Sertti ama gözlerinde tecrübe vardı.
“Korkmak yok,” dedi. “Ama uyanık olacağız. Korku insanı küçültür, tedbir büyütür.”
O sırada Kenan sokağın başından geldi. Yüzü asıktı. Berk ve Ali biraz geride yürüyordu. Kenan meydana bakıp kısa konuştu:
“Şehmus’un adını duydum. Bu adam girdiği yeri karıştırmadan çıkmaz.”
Ali dişlerini sıktı.
“Halit yetmedi, şimdi bir de bu mu?”
Kenan damadının omzuna dokundu.
“Bela seçmez evlat, gelir. Önemli olan nasıl durduğundur.”
Aynı saatlerde Şehmus, mahalleden biraz uzaklaştığında telefonunu çıkardı. Karanlık bir ara sokakta durdu. Karşıdaki ses bekliyordu.
“Girdim,” dedi. “Toprak sandıklarından daha yumuşak.”
Kısa bir sessizlik oldu. Sonra Şehmus dudaklarını kıvırdı.
“Merak etme… yavaş yavaş çökeceğim.”
Telefonu kapattı. Gökyüzüne baktı.
“Bu mahalle beni tanıyacak,” diye mırıldandı.
Gece ilerlerken Muhammed Ağa evinde sedire oturdu. Eski bir tespihi parmaklarının arasında çevirdi. Ayaz karşısına geçti.
Muhammed Ağa Arapça mırıldandı, sesi ağırdı:
“Allahümme ihfaznâ minel fitne,
ve’c‘alil hakka gâliben.”
(Allah’ım bizi fitneden koru, hakkı galip kıl.)
Ayaz bu duayı ezbere biliyordu ama bu kez içi ürperdi.
Mahalle o gece uyumadı.
Çünkü Tozluyaka’da herkes şunu hissediyordu:
Bu geliş, sıradan bir tehdit değildi.
Bu, bir güç sınamasıydı.
Ve artık herkesin tarafı,
duruşuyla belli olacaktı.
89.BÖLÜM SONU
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 1.85k Okunma |
271 Oy |
0 Takip |
94 Bölümlü Kitap |