
Şehmus’un adı mahallede korkuyla anılıyordu ama korkunun da zayıf bir noktası vardı. Her adamın olduğu gibi onun da.
Gece yarısına doğru Kenan’ın telefonu titredi. Arayan eski bir isimdi. Ses fısıltı gibiydi.
“Şehmus’u soruyordun ya…”
“Kazdım.”
Kenan doğruldu.
“Konuş.”
Karşıdaki ses yutkundu.
“Adamın bir kızı var. Gayri meşru.”
Bir an sessizlik oldu.
“Kimse bilmiyor,” diye devam etti ses. “Yıllar önce Mardin dışında, küçük bir yerde doğmuş. Annesini susturmuşlar. Kız başka bir soyadıyla yaşıyor. Ama… yaşıyor.”
Kenan telefonu kapattığında kalbi hızlı atıyordu. Bu bilgi altın değildi.
Bıçaktı.
Aynı saatlerde Muhammed Ağa evinde tek başınaydı. Kenan sessizce içeri girdi. Kapı kapandı.
“Bir sır daha var,” dedi Kenan. “Ama bu bizim değil.”
Muhammed Ağa kaşlarını çattı.
“Anlat.”
Kenan alçak sesle konuştu:
“Şehmus’un bir kızı var. Haramdan. Kimsenin bilmediği.”
Muhammed Ağa’nın eli tespihte durdu. Gözleri sertleşti.
“Demek o da emanet bırakmış hayata,” dedi. “Ama korumamış.”
Kenan başını salladı.
“Bu bilgi yayılırsa—”
“Yayılmayacak,” diye kesti Muhammed Ağa.
“Henüz.”
Bir an durdu. Sonra ağır ağır konuştu:
“Bu sır, Berk’i kurtaracak anahtar olabilir.”
Şehmus o sırada depoda yürüyordu. Berk bir köşede sessizdi. Şehmus’un yüzü ilk kez dalgındı. Aklına yıllardır bastırdığı bir görüntü gelmişti:
Küçük bir kız çocuğu… uzaktan bakılan… sahip çıkılamayan.
Dişlerini sıktı.
“Bu zayıflık,” dedi kendi kendine, “beni bitirmez.”
Ama bazı zayıflıklar,
insan peşini bırakmazdı.
Muhammed Ağa seccadeye oturdu. Ellerini semaya kaldırdı. Sesi yaşlıydı ama netti. Mardin Arapçasıyla dua etti:
“Yâ Rab…
Zalimin de bir imtihanı vardır.
Mazlumu bize emanet ettin,
emaneti korumayı nasip et.”
Kenan kapıdan çıkarken durdu.
“Bu sır patlarsa,” dedi, “Şehmus dağılır.”
Muhammed Ağa başını salladı.
“Dağılmak başka,” dedi.
“Hesap vermek başka.”
Ve Tozluyaka’da artık herkes için geçerliydi bu:
Sırların ortaya çıktığı yerde, güç değişirdi.
94.BÖLÜM SONU
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 1.85k Okunma |
271 Oy |
0 Takip |
94 Bölümlü Kitap |