28. Bölüm

28. BÖLÜM FİNAL

Merve Yıldırım
yazmakisteyenbiri0

Bazen birini çok iyi tanıdığınızı zannedersiniz. Kendisinin bile bilmediği yönünü siz ne bilebilirsiniz ki. Karanın beyaz tişörtüne bulanan kırmızı renkle krize girdiğini nereden bilebilirdik ki. Kemiklerimden gelen çatırtıyı duyamayacak kadar krize gireceğini nerden bilebilirdim ki?

 

Çığlık atmak istiyordum ancak nefes dahi alamıyordum. İşittiğim tek ses kırılan kemiklerimden gelen çatırtı, ağzıma dolan kan ve Tüm Acımı bastıran bir kurşun sesi...

 

Geri gelen acılı nefesimle kendimi yerde buldum. Acım arşa çıkmıştı. Kemiklerimin değdiği yumuşak bir doku dahi Acımı katbekat arttırıyordu. "G-güneş"

Kaya beni kucağına almak için davrandı ancak acı çığlıklarım yüzünden geri çekildi. Yapmak zorunda olduğunu bildiğimiz için çığlıklarım arasında aldı beni kucağına.

 

"B-bebeğim"

Bacaklarımda hissettiğim sıcaklıkla gözyaşlarım akın etti.

 

Hastaneye geldiğimizde sedyeye bırakılırken dahi çığlıklarım koridorları deliyordu. Öfkeyle karışık acı vardı içimde. Hayat bana hiç gülmemişti. Ne annem olmuştu ne de ben anne olmayı becermiştim. Kaybetme korkusu iliklerime işlerken hatırladığım tek şey karanın Güneş diye haykırmasıydı

 

...

 

Herkes iyi bir ailenin içine doğmak ister. Ama en önemlisi iyi bir aile kurmaktır. Benim hayatımda aşka yer yoktu. Yaşamaya çalışan bir kız çocuğuydum sadece. Oyun oynamadım ben , oyunun içine doğdum. Zoraki kendime bir düzen kurdum. Acılarla, ağlayarak, bir başına...

 

Sonra karan girdi hayatıma. Sevmenin ve sevilmenin ne olduğunu öğrendim ben onunla. Kaderimde kavgaların, kaosların olacağını bilmeden daldım hayatına. Sevdiğiniz için gözünüz görmez gerçekleri. Ya da bile bile dalarsınız ateşe. Benim gibi.

 

Annelik duygusundan o kadar uzağım ki anne olacağımın bile farkına varamamıştım. Ta ki , ikizlerimden birini kaybedene kadar.

 

Hastaneye yatırılışımın beşinci günüydü. İlk iki gün gözlerimi dahi açmadan bağırarak sayıklamışım. Karan sesime dayanamayıp gitmiş. Gözlerimi açtığımda karşımda hümeyrayı bulmuştum. O anlatmıştı bana herşeyi. Bir kız bir erkek bebeğim olacaktı. Ancak fıratın Karnıma attığı sert tekme oğluma gelmişti.

 

Karanı aramıştı gözlerim ama olaylardan kendisini sorumlu tuttuğu için gitmişti. Bir haftadır kimse haber alamıyordu. Yanına telefonunu dahi almamıştı. Okulu bırakmıştım. Bir müddet öğretmenlik hayatıma ara verecektim.

 

Son dönemde yaşadıklarım beni öyle yıpratmıştı ki psikolojik destek almam gerekiyordu. Hayatım boyunca psikolojik destek almaya ihtiyaç duymamıştım ancak bundan sonra ihtiyacım olacak gibiydi.

 

Yüzüme vuran soğuk rüzgar Gözlerimden akan sıcak yaşları kurutuyordu. Elimi Karnıma koyup burnumu çektim. "Özür dilerim oğlum. Seni hayatta tutamadım. Özür dilerim kızım, bir parçanı senden aldım"

 

"Sen değil, ben Özür dilerim"

 

Duyduğum sesle elim karnımda kaldı. Kanım donmuş , hayat durmuştu. Zorla kaldırdım başımı. Gördüğüm bir çift göz beni dumura uğratmıştı. Oturduğum bankın sağ boş kısmına geçti. Gözlerindeki yaşla çekti burnunu. Gözleri karnımdaydı. "Sen Karnıma düştüğünde, ne hissettiğimi anlamamıştım. Sanki hamile olan ben değildim. Babana söyledim. Umursamadı. İstersen doğurma. Aldır benim için daha iyi dedi. Ben o ne dese yapan bir kukla gibiydim. Anneannen müsaade etmedi"

 

"Gün geldi , sen doğdun. O kadar yoğunum ki seni sevemedim . Ben sana bakmadan büyümüştün. Sonra güney oldu. Artık daha olgundum. Babandan biraz da olsa bağımsızdım. Güneye bu yüzden kendimi daha yakın hissetmiştim. Onu benden alanının kendi kızımın olduğuna inanacak kadar aptaldım ama..."

 

"Ben senin kızın değildim"

 

Sözlerini suratına çarptım. Gözleri Gözlerimi bulduğunda yaşlar akın etti. "Affet beni Güneş. Kimsem kalmadığı için değil. Aklım başına çok geç geldiği için Affet"

 

"Bazı sözler unutulmaz anne. Bazı davranışlar unutulmaz. Siz beni sokağa attınız! Sen beni sormadın! Aramadın! Düşünmedin! Sen beni hiç sevmedin!"

Ayaklandım. "Karnına düştüğüm gün öldüm ben sende"

 

Arkamı dönüp gideceğim sırada sesiyle olduğum yere çakıldım. "Bari hakkını helal et kızım"

 

Arkama döndüm. Gözlerine baktım. "Bazı haklar helal edilmez anne. Hiç doğurmamış gibi devam et"

 

Hastaneye girdiğimde kaya koşarak yanımdan geçti. "Kaya"

 

Durmadı. "Kaya!"

 

Peşinden koştum. "Kaya dursana!"

 

Arabaya bineceği esnada durdu. Ancak aldırış etmedi. "Kaya dedim!"

 

Daha fazla dayanamayıp döndü. Sinirle gittim yanına. "Niye durmuyorsun?!"

 

Bakışları arkamı buldu. "Humeyra yengem sana emanet"

"Karan nerde ?"

 

Cevapsız bırakıp giderken kaşlarım çatıldı. "Seni oruspu çocuğu!"

 

"Ne?"

 

"İlker!"

 

"Buyur yenge "

 

Yanıma gelen adama baktım. "Çabuk arabamı getir bana!"

 

"Senin araban mı vardı?"

 

Humeyrayı buldu bakışlarım. "Kocamın arabası benim de arabamdır hümüş. Önce bana cevap vermeyen şu oruspu kayadan hesap soracağım!"

 

"Şey müstakbel kocama öyle demesen "

 

"Ben demiyorum o diyor"

 

"O kim ?"

 

"Hormonlarım"

 

Gözlerim dolduğunda hala bekleyen ilkere döndüm. Sesim resmen ağlamaklıydı. "Hala burda mısın ilker? Kaçırdım senin yüzünden!"

 

İlker arabayı getirdiğinde şoför koltuğuna geçtim. "Yenge sen kullanabilecek misin?"

 

"Sus ve kapımı kapat"

 

Hümeyra arabanın önüne durdu. "Gidemezsin!"

 

"Sebep?"

 

"Bana emanetsin çünkü. Hem daha iyileşmedin"

 

"Madem sana emanetim yanımda dur o zaman"

 

Arabayı çalıştırdığımda şakamın olmadığını anlayıp yanıma oturdu. "Kafayı yicem bir gün "

Söylenerek taktı kemerini. "Merak etme çok uzun sürmüyor "

 

Gaza yüklendim.

"Araba kullanmayı özlemişim. En son üç yıl önce kullanmıştım. "

 

"Neee?!"

 

Hızlı gitmeme rağmen makas atmayı ihmal etmiyordum. Nihayet kayanın arabası görüş açıma girdiğinde biraz daha arttırdım hızımı. "Allahım ben ne günah işledim ya! Hadi beni geçtim şu karnındaki bebe ne günah işledi!"

 

Haklıydı.

"O bebeğin tek suçu benim Karnıma düşmesi"

Gözlerim dolmuştu . "Baksana daha karnımdaki çocuğa sahip çıkamayan bir kadınım"

 

"Güneş onu demek istemedim. Üstelik senin suçun değildi"

 

"Anne olmak sahip çıkmak demektir humeyra. Ve ben bunu başaramadım"

 

Kaya bir uçurumun kenarında durduğunda bende hemen arkasına durdum. Beni fark etmeden kalabalığa doğru ilerledi. Peşinden gittiğimde karşılaştığım manzarayla olduğum yere çakılı kaldım. İşte bu kez dünyanın sonuydu

 

İşte bu kez kanım donmuş, bu kez sesler susmuştu. Görmemem gereken ne varsa görmüş, yaşamamam gereken ne varsa yaşamıştım. Yerde yatan ceset torbasına bir adım attım zorla. Sonra bir adım daha. Her adımda yüreğim ağzıma geliyordu sanki. Benden önce cesede bakan Kaya derin bir nefes alıp olduğu yere yığıldı.

 

Fırat seyhundu. Yüzü tanınmayacak haldeydi. "Otopsiye alın"

Birini daha çıkardılar denizden.

 

Yavaş adımlarla ilerledim. Her adımda bedenim sarsılıyor, kalbim göğüs kafesimi delercesine çarpıyordu. Sevdiğim , okşadığım siyah saçları ıslanıp kanayan alnına yapışmıştı.

"Sedye!..acele edin!.. nabız yok!.. "

 

Ardı ardına kalp masajı ve suni teneffüs uygulayan hemşirelerin sesleri derindendi.

 

"Güneş?.. Yenge?.."

 

Hümeyra ve kayanın yüzüne bakıyordum ancak yaşadıklarımı idrak edemiyordum. Siren sesiyle giden ambulansın ardından bakakaldım.

 

"Yenge kendine gel!"

 

Kayanın sesiyle arabaya sürüklenmem bir oldu.

 

"Güneş bir tepki ver ne olur!"

 

Kaç saat geçmişti bilmiyordum. Hastane koridorunda gözümü Duvardan ayırmadan öylece duruyordum. Konuşmadan. Sadece bakarak ve bekleyerek.

 

"Ya birşey yapalım!.. şoka girdi belki!"

 

Hümeyranın sesi ağlamaklıydı.

"Yenge... duyuyor musun beni? Bak yapma böyle!"

 

Bakışlarımı duvardan çekip önümde diz çöken kayaya yönelttim.

 

Gözlerimden akın eden yaşlara rağmen yüzümde mimik oynamıyordu.

 

"O- öldü mü?"

 

Ağlıyordu. "B-Bilmiyorum. Ama güçlüdür o . Ölmez o"

 

"A-ama duydum. Nabız yok dediler"

 

"Geri geldi. Ameliyatta şu an "

 

"Ya-ya ölürse?"

 

"Ölmez! Ölmeyecek! Bırakmaz o bizi!"

 

Ömer ağlayarak duvara bir yumruk attı. "Bırakmamalıydık! Onu yalnız bırakmamalıydık! İnat etmeliydim! "

 

Yedi saat sonra

 

Kapıların açılmasıyla ayaklandık.

Doktor oldukça yorgun gözlerle baktı.

"Zor bir ameliyattı. Bıçak karaciğere gelmiş. İç kanamasını durdurduk. Ancak hala hayati riski atlatabilmiş değil. Birkaç kez kalbi durdu.

Yoğun bakıma alacağız. Kendinizi her türlü, herşeye hazırlayın. Geçmiş olsun"

 

Gördüğüm son şey karanın hızla ameliyathaneden çıkarılmasıydı. Gerisi karanlık... hep olduğu gibi koca bir sessizlik.

 

Karandan

 

"Anne?.."

Ses yok .

 

"Ayşen?"

Ses yok. Zoraki açtım arabanın kapısını.

Hurdaya dönen arabadan çıktım. Annemin yanına gittim. Elimle dürttüm korkarak. O güzel yüzü kanlıydı şimdi.

 

Gözyaşlarım içinde anneme sarıldım. Bir nefes. Tek bir nefes arıyordum! Sessizce ayrıldım annemden. Beyaz gömleğime bulaşan kana takıldı gözlerim.

 

Ve ben o gün nefret ettim beyazdan.

 

Kurşun sesiyle sıyrıldım kabusumdan.

Yeni bir kabusa uyanacağımı bilmeden.

Ayaklarımın dibinde kanlar içinde yatan karıma uzandı kaya.

 

Güneşimin acı çığlıkları içinde uzaklaştırdı onu benden.

 

Ne olduğuna anlam vermek istercesine etrafıma bakındım. Adamlarımla çatışan firatın adamları. Fıratın dağılan yüzü. Güneşin yerde kıvranışı. Kahretsin! Ben kendi Karımı kurtarayım derken daha fazla yakmıştım canını!

 

Bit arabaya atlayıp hastanenin yolunu tuttum.

 

"Bebeklerinizden birini maalesef kaybettik karan bey"

 

Birini mi?

 

"Anlamadım?"

 

"İkiz bebeklerinizden oğlunuz iç kanama geçirip ölmüş"

 

Sarsıldım. Tutunacak yer aradım. Sahip çıkmamıştım. Ben kendi oğluma sahip çıkamayacak kadar aciz bir adamdım! Ben kendi karımın canını yakacak kadar pis herifin tekiydim!

 

"Abi?.. Abi kalk"

 

Hızla kalktım ayağa. "Sakın peşimden gelmeyin!"

 

"Abi nereye?"

 

"Gelmeyin dedim ömer!"

 

"Geleceğiz "

 

Durdum. Ömer ve kayaya döndüm. "Geleni yemin olsun vururum! Güneş size emanet"

 

Hızla hastaneden ayrıldım. Şu zamana kadar cinayet işlememiştim ama Fırat seyhunun ölümü ellerimden olacaktı.

 

"Ne var?!"

 

"Attığım konuma gel. Adamsan tek gelirsin!"

 

Telefonu kapatıp gaza yüklendim.

 

Güneşin güzel yüzü gelmişti aklıma. O güzel gözlerinin ardına gizlediği cesareti, Güneşin bile kıskandığı saçları, iç ısıtan gülüşü...

 

Gözlerimden akan yaşla burnumu çektim.

Belki bunu yaparak ona haksızlık ediyordum. Belki de bencillik. Ona koca bir acı bırakacaktım belki.

Sağlıklı düşünemeyecek kadar kafayı yemiştim.

 

Canım öyle çok yanıyordu ki daha önce hiç bu kadar yanmamıştı.

 

Arabayı durdurup indim. Gelen arabaya yonelttim bakışlarımı.

 

"Ne o? Beni mi öldüreceksin?"

 

"Evet"

 

Güldü. "Ya ben seni öldürürsem?"

 

"Senin öldüğünü görmeden hayatta ölmem!"

 

"Karını çok mu seviyorsun harbiden?"

 

Yanımda duran elimi sıktım. "Merak etme . Sen ölünce karın ve çocuğun, tabi çocuğun yaşıyorsa , bana emanet. Gözün arkada kalmasın"

 

Çok bile tuttuğum yumruğumu koşup suratına geçirdim. Yere düşmesiyle yakasından tuttum.

"Sana mı kaldı lan piç!"

 

"Ayıp ediyorsun. Ben ortada kalmasınlar di-"

 

Bir yumruk daha. Çenesinden gelen çıtırtılarla acıyla bağırdı. Yüzüme yediğim yumrukla başım omzuma düştü. Ağzıma gelen kanı tükürdüm.

 

Üstüme atlayıp bir yumruk daha geçirdi.

Bir yumruk daha indirmesine müsaade etmeden kolunu kırdım.

 

Uçurumun kenarına kadar geldiğimizi yeni fark ediyordum. Yüzüne attığım yumruk kan kusmasına sebep olurken Durmuyordu Piç!

 

Elini cebine atmasıyla bıçağın Karnıma saplanması bir oldu.

Dişlerimi sıktım. Bıçağı karnımdan çekip boğazına sapladım.

 

Yüzüme fışkıran kanla ayağa kalktım. Gözlerim gidip geliyor, başım felaket dönüyordu. Ayağımla Uçurumun kenarında olan adamı ittim.

 

Gözlerimin ardı sızlarken dalgalı denize baktım. "Ö-Özür dilerim karım. Seni seni çok seviyorum Güneşin kızı "

 

Başımın dönmesiyle dengemi kaybettim. Nereye düştüm bilmiyordum ama bitmişti. Yıllarca çektiğim acı son bulmuştu. Belki artık bir ölüydüm

 

Belki güneş beni hiç affetmeyecekti. Ama tek affetmeyen o değildi. Ben de kendimi affetmeyecektim

 

Bir ay sonra

 

"Açtı gözlerini açtı!"

 

Duyduğum ses tanıdıktı.

 

"Abi!"

 

Konuşmaya zorladım.

 

"Ömer "

 

Ağzımdan birşey çektiler.

 

"Abim sonunda !"

 

Etrafı taradı gözlerim. Kaya ve ömer dışında kimse yoktu.

 

"Güneş nerde?"

 

Gözlerini kaçırdılar. Bir sıkıntı vardı.

"Ne kadardır uyuyorum ben?"

 

"Bir ay. Aslında daha uzun dedi doktor. Ama sen erken uyandın"

 

"Güçlü çünkü benim abim !"

 

Ömerin mutluluğu yine de ağladığı Gözlerini gizleyemiyordu.

 

"Güneş nerde?"

 

Gözleri dolarken bakışlarını kaçırdılar. "Güneş nerde lan!"

 

Açılan kapıya kaydı bakışlarım. Humeyra kucağında bir bebekle geldiğinde beni görünce adımları durdu.

 

Titreyen ellerinden dolayı sıkıca sardı bebeği. "Abi?"

 

Ne oluyordu bu siktiğimin yerinde!

 

"Güneş nerde!!"

 

Sesim boğazımı yırtmıştı. Kolumdaki serumu aldırmadan doğruldum.

"Nerde Güneş?!"

 

"Yoğun bakımda "

 

Hümeyranın sözleri bir ok gibi saplandı kalbime.

Bakışlarım kucağındaki bebeğe kaydı. Gözlerim dolmuştu.

"Niye?"

 

"Erken doğum gerçekleşti. Kanaması çoktu. İki haftadır yoğun bakımda "

 

Hümeyranın dediklerinde ayaklandım. "Abi kalkma"

 

"Ömer bırak "

 

"Abi yaran var "

 

"Ömer bırak!"

 

Serumu çıkarttım. Kapıya doğru ilerledim. Canım yansada aldırmadım.

Duvardan tuta tuta yoğun bakımın önüne gittim.

 

Gözyaşlarım akın ederken camdan tutundum. "Ben geldim, sen nerdesin be kızım"

Kafamı daha fazla tutamayıp cama yasladım. Tam o an birşey oldu. Monotörden gelen kalp ritimleri hızlandı.

 

Kafasını çevirdi. Bana baktı. Güzel gözleri değdi gözlerime. Dudakları aralandı. "Hemşire!"

Iceri giren Hemşirelerin peşinden girdim.

 

Ağzına taktıkları oksijen maskesini çıkardılar. "Karan"

"Güneşim "

 

Elini tuttum. Öptüm. Canımı yakacak birşey oldu o an. Elini çekti.

Yanındaki hemşireye döndü. "Çıkartın onu"

 

"Karan bey sizi koridora alalım"

 

Sessizce kalktım. "İyi mi?"

 

"İyi merak etmeyin. Nihayet hayati riski atlattı. "

 

Çıktım. Karnımda hissettiğim sıcaklıkla Duvarın dibine çöktüm. Muhtemelen yaram kanamıştı. Çok da sikimdeydi. Karım beni istememişti.

 

Ağlayan bebek sesiyle kafamı kaldırdım. "Ayyy çok ağlıyor! Ağlama çocuğum uyandı anan"

 

Ayağa kalktım. Hümeyradan aldım bebeği. Susmuştu. Kapalı Gözlerini araladı hafifçe. Gözleri sevdiğim kadının aynısıydı. "Sustu"

 

Gözyaşlarım akarken kokusunu çektim içime. Küçücüktü. Ellerimin altında camdanda ince birşey vardı sanki. İncitmeye o kadar çok korkuyordum ki hareket dahi etmiyordum.

 

Kapıda duran güneşe yöneldi bakışlarım. Ağlıyordu. Ağlıyordum. Ağlıyorduk. "Bebeğim "

Yavaş adımlarla geldi yanıma. Açtığı kucağına bıraktım kızımızı.

Hıçkırarak aldı.

 

Koklayıp öptü. Daha fazla dayanamayıp kollarımı sardım. Dudaklarımı saçlarına bastırdım.

"Özür dilerim"

 

Sesim o kadar kısık çıkmıştı ki az önce bağırmamın acısını hissetmiştim.

Güzel gözlerini dikti gözlerime.

 

"Canım çok yandı karan"

 

O ağladıkça ağladım.

 

"Sus"

 

"Öldüm sandım. Öldün sandım!"

 

"Sus"

 

"Delirdiğimi düşündürttün bana"

 

"Güneş Sus lütfen"

 

"Geçmeyecek "

 

"Biliyorum!"

 

"Unutabilir miyim olanları?"

 

Kapattığım gözlerimi açtım.

 

"Hayır. Ama birbirimize ihtiyacımız var. "

 

"Serra"

 

"Ne ?"

 

"Kızımızın adı Serra olacak"

 

Serrayı hümeyraya verdi. Nemli bakışlarını dikti gözlerime. Beklemediğim tokatla başımı yana çevirdim. Zalımın Kızı. Ne de ağır eli vardı(!)

 

Bakışlarımı güzel gözlerine çevirdim.

"Bir daha sakın bensiz ölmeye kalkışma!"

 

Sırıttım. Yüzümü küçük avuçlarının içine alıp az önce vurduğu yeri öptü.

 

Geri çekileceği sırada belinden tutup dudaklarımı dudağına bastırdım. Kısa bir öpücük kondurup kollarımı sardım.

 

...

 

Beş ay sonra

 

"Nasıl oldu?! "

 

"Harika oldun hümüşüm!"

 

Serranın mırıldayan sesi doldu kulaklarımıza. Kapıya baktığımda serrayı tutan karan

"Ne diyor Ömer bu çocuk?"

 

"Abi nerden bileyim ben? "

 

"Abi çocuğu tutamıyorsun ki sıkıldı çocuk "

 

"Al lan o zaman Kaya efendi! Alıştırma olur sana da "

Çocuğu kayanın kucağına bıraktı.

 

"Ben tutamam!"

 

Ömere uzattı.

 

"Oy amcasının güzeli"

 

Havaya kaldırdığı kızım saçlarına uzandı. Söylenerek çekiştirdi omerin saçlarını.

"Seni anlamıyorum diye şiddete başvurman hiç hoş değil"

 

"Aguu... guu... baaa..."

 

"Ne dedik canım ! Küfür bir kıza hiç yakışmıyor hem ! Hele de senin yaşındakilere"

 

"ııı!"

 

"Geç dalganı sen!"

 

Kıkırdayıp serrayı kucağıma aldım.

 

Davul sesleriyle hümeyra dışarıya çıktı. Kaya koluna girip merdivenlerden aşağıya indiler. Bizde peşlerinden.

 

Karan elini belime sardığında Serra söylenmeyi bırakmamıştı. Arabalara binip salonun yolunu tuttuk.

 

Sonunda evleniyorlardı.

 

...

 

"Tüm çiftlerimizi bu güzel çiftimize eşlik etmesi için sahneye alalım efendim"

 

Karan oturduğu sandalyeden kalkıp bir elini bana bir elini de serraya uzattı. "Gecenin en güzel iki hanımefendisi, bu dansı bana lütfederler mi acaba?"

 

Serra gülerek kollarını babasına uzattı. Karan serrayı kucağına aldığında elinden tutup kalktım.

Bir eliyle serrayı tutarken diğer elini belime sardı. Kollarımı omzuna doladım

 

"Tüm dünyayı elinde tutmak bu olsa gerek"

 

Sırıttım. "Seni seviyorum "

 

"Sizi seviyorum"

 

"Çok özür diliyorum ama yeğenimle dans edebilir miyim?"

 

Serra Ömeri görür görmez kollarını uzatmıştı. Favori amcası ömerdi. "Oyy amcamm! Prensesim!"

 

Ömer serrayı alıp dans ederek pistte dolandı.

 

"Güneşin kızı "

 

Karanı buldu bakışlarım.

 

"Zalımın ağası "

 

Sırıttı.

 

"Kınayı yakmışlar geline ağlıyor bakmayın yüzüne"

 

Hümeyra ve kayanın etrafında dönüyorduk. Ömer elindeki kar spreyini bir adamın yüzüne sıktığında "Bunu hiç sevmem ! Kim çağırdı yahu?!"

 

Üstüne giydiği nedime kıyafetiyle oldukça komik görünüyordu.

Önündeki kıza da kar spreyi sıktığında mahcup bir şekilde baktı

 

"Valla yanlışlıkla oldu "

 

Yanından geçen başka bir adama daha sıktı. "Seninki bilerek oldu"

 

Kına yakıldıktan sonra pist pop şarkıyla oynayanlarla dolmuştu. Ömer elindeki kar spreyi ile herkesi beyaza bürümüştü.

 

Her güzel şeyin sonu var derler. Düğün biterken havada patlayan havai fişeklere daldı gözlerim .

 

Benim hikayemin güzellikleri olduğu kadar acısı da vardı. Kalbime gömdüklerimle hayatımdakilere sahip çıkmaya çalışıyordum şimdi. Eksiktim belki...

Acı doluydu kalbim...

Hiç birşey gönlümce olmamıştı belki ama hayat bir şekilde devam etmesini biliyordu

 

Karanın karnımda hissettiğim eliyle gülümsedim. Dudaklarını yanaklarıma bastırdı.

 

Hayattaki tek şansım sevdiğim adamdı

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Veeeeee soooonnnnnnn🥹

 

Onları yazmak ; acılarına, sevinçlerine ortak olmak harikaydı. Yeri geldi yazmakta zorlandım. Yeri geldi tükendim. Ama bir şekilde sizin de desteğinizle yazdım. Onların yeri bende çok ayrı. Belki gün gelir basılır. Belki de burda böylece kalır. Ama onlar ne olursa olsun kalbimde yaşayacaklar.

 

Destek veren herkese çok çok çok teşekkür ederim. Başka hikayelerde görüşmek üzereeeeee

 

Seviliyorsunuz canlar🫶🏻💕☺️

 

 

Bölüm : 06.02.2026 07:34 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...