
Yorum sınırı aşılmamış fakat sürekli yeni bölüm soruluyor. Sevgililer saygılar esenlikler kızçeler...
Kemal hocanın odasından Miran'ın keskin çıkışı ile çekip gitmesinden sonra Narin ağlayarak neredeyse sinir krizinin eşiğine gelmişti.
Sakinleştirici verip yatırdıkları odada kendinden geçmiş bir halde uyuyordu. Bir şeyler yoluna gireceği yere daha karmaşık hale geliyordu.
Kerim dün gece nöbette olduğu için yorgunluktan bitik bir halde Narin'in baba ocağının yolunu tuttu.Kendisi için zor zamanda sığınılacak bir Baba ocağı ne demek hiç bilmiyordu zaten. Teyzesinden başka elini tutanı derdini soranı sırtını sıvazlayanı olmamıştı. Şimdi ne çok isterdi birinin dizilerine yatıp içi çıkana kadar ağlamak. Narin, Miran defterini kapatsın diye beklerken kader defterin boş sayfalarına da yeni şeyler yazmak için oyunlar oynuyordu. Aralarında bir evlat bağı vardı zaten, buna bir yenisi daha eklenirse...
Derin bir nefesi ciğerlerine çekip sıkıntı ile geriye verdi, Asım'ın sağlığına kavuşmasını her şeyden çok istiyordu ama çözüm diye bulunan şey dört kişinin de hayatının altüst edecek gibiydi.
Kendisinin Narin'in hayatında herhangi bir sıfatı yokken canı bu kadar yanıyorsa Miran'ın eşinin bu haberi duyduğunda ne hissedeceğini tahmin etmek bile çok zordu.
Baba nedir bilmeyen Kerim için Miran'ın bu kadar çabalayışı, kapandığını sandığı yaralarının kabuğunu çekip alıyordu.
Bir babası olsa hayatı nasıl olurdu acaba? Yine Narin'e denk bulunmaz mıydı? Yoksa en başından bir şansları olur muydu?
Günlerdir uğramadığı konağın taş duvarların da çocukluğunun acı izlerini göre göre odasının yolunu tuttu.
Fakat bazen hayat beklenmeyen fırsatları beklenmeyen zamanlarda insanların önünde sererdi.
Kendisine verilmiş hizmetlilerin katındaki odasına yol alırken çamaşır odasından Hamide Hanım'ın sesini duydu. Her kiminle konuşuyorsa hem sesini kısık tutmaya çalışıyor hem de ara ara bu çabasını geride bırakıp sinirlen yükseliyordu,
"Senin vicdan azabın beni ilgilendirmez Kemal." Sözünü duymasıyla Kerim'in ayakları bulunduğu koridora adeta çivilendi.
Kaşları yavaşça kavislenirken gözlerini kısarak ne olup bittiğini anlamaya çalıştığı sırada,
"Narin'e üzülmek sana mı düştü? Evlat benim evladım, elbet ben senden önce iyiliğini düşünürüm. Anaysa Miran'dan bir bebe daha doğurur evladının hayatını kurtarır. Eee iki çocukları olduktan sonra da birbirlerine mecbur olurlar artık, demem o ki bugün ağladığına bakma yarın bu yaptığımız için elimizi ayağımızı öpecek o Narin. Sevdalı o Miran'a vazgeçemez ondan."
Kerim bastığı taş zemin gibi taş kesildi adeta, bu kadın doktor Kemal Bey ile mi görüşüyordu? Bir anne nasıl bu kadar acımasız olabilirdi? Saatlerdir başka çözüm olamaz mı diye düşünüp, Kemal Bey'in tecrübesine saygısızlık etmemek için yuttuğu bütün düşünceleri gelip boğazına dayandı. İçinde öyle biri girdap oluşmuştu ki yumruk olmuş ellerinden, soğuktan kızaran teninden bi haber o kapı önünde dikilip kaldı.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 139.03k Okunma |
13.32k Oy |
0 Takip |
84 Bölümlü Kitap |