51. Bölüm

Mutluluğu kaçırmamak

Çilem Akpınar
gulumse_gulumse

Mutluydum, mesuttum, kalbim huzurluydu.Uzun zaman sonra üçünü bir arada yaşıyordum. Uzun zaman sonra mutluluktan dolayı sabaha kadar uyumamıştım. Parmağımdaki alyans bu mutluluğumun simgesiydi.

 

Kendi yuvamı kuracaktım. Yağız oğlanla ikimize ait bir yuva olacaktı, o yuvada çocuklarımız koşuşturacaktı. Belki hayal ettiğim en son şey bir yuva kurmaktı. Önce özgür olmayı hayal ediyordum. Sonra özgürlüğüme kavuştum üniversite kazandım. Ama böyle diğer genç kızlar gibi beyaz gelinlikle kendimi hiç hayal etmemiştim. Sevmek istemiştim sevilmekde. Bunu liseye giderken ilk aşkımda yaşamıştım sevmiştim sevildiğimi bilmeden. Sonra korkaklığım büyük darbe vurmuştu. İlk aşkıma ona sevdiğimi söylemeden kaybetmiştim. Korkmuştum beni istemez sanmıştım. Çünkü değişik kızdım. Erkek gibi ama narin. Sivri dili olan ama o günlerde biraz daha ele avuca sığan biriydim. Ne zaman ilk aşkımı kaybettim, ne zaman o saldırıya uğradım. Bütün bunların üstüne bambaşka Dilruba oluştu. Korkaklığım gitmiş, sivri dilim herkesi yakar olmuştu ve tabii biraz çapkınlık ortaya çıkmıştı.İşte bu çapkın olduğum dönemde Yağız oğlan çıkmış, bütün her şeyi unutturmuştu. Sadece o vardı. Sadece onun gözleri, sadece onun kokusu.

 

Yakışıklım sonunda kocam olacaktı hemde kısa zamanda. Bekleyemecektik zaman beklemezdi, ölüm beklemezdi. O yüzden bir ay içerisinde evlenmeye karar verdik. Bu arada abimlerden önce davranmıştık. Onlar Feride'nin okulu bitene kadar beklemek istiyorlardı. O yönden hakılılardı. Fakat evlenmek okumaya engel değildi. Evlensem bile okulumu bitirecek diyetisyen olacaktım. Hiçbir şey bir kez daha okumama engel olmayacaktı.

 

Zaten müstakbel kocamda öyle istiyordu. Böyle söylemesi bile ne güzeldi valla. Ben sözlendikten sonra iyice uçmuştum. Bir romantikleşmeler, bir sahiplenici sözler kullanmalar. Bunlar bende vardı ama koca adayımda yoktu. Adama sanki yüzüğü taktığı için bir rahatlama gelmişti. O yüzden burnundan getirmiştim. Telefonlarına bakmamış mesajlarına geç cevap vermiştim. Sadece Yağız'ı kullanmıştım. Yanında başka kelime olmadan. Tabii hemen kızdığımı anlamıştı. Ne zaman Yağız oğlan yerine Yağız diye seslensem sen yine bir şeylere kızmışsın diyordu. Kızmıştım o yüzden bu gecede onunla konuşmamış yatağımda yatarak kendimi yiyip bitiriyordum. Evde sadece abimle ben vardım gidip ona sarsam dahada kötü olacaktım. Ondan dolayı kendimi yemekle meşgul olmaya devamdı. Dışarıda yağan yağmur sesiyle sakinleşmeye çalışıyordum. Biraz iyi gelmişti. Tam gözlerimi kapatıp kendimi uykuya verecektim ki dışarıdan gelen müzik sesiyle gözlerimi birden açtım. Çünkü çok tanıdık bir müzik çalıyordu. Hemen ayağa kalkıp pencereye koştum. Perdeyi çekip camı açtım ve aşağı baktığımda Yağız oğlanı görmemle şok oldum. Yağmurun altında sırılsıklam olmuş, arkasında kocaman hoparlör ve şarkıyla gülümseyerek bana bakıyordu.

 

Şarkıda neydi biliyor musunuz? Tum hi ho ilk dans şarkımızdı hemde yağmur altında. Şimdide yağmur yağıyordu ve şarkımız çalıyordu. Yakışıklı eliyle gel işareti yapınca Dilruba durur mu?

 

Durmadım üzerimde kısa şort ve tişörtle odamdan fırlayıp dış kapıyı açarak terliklerimi giyinip sevdiğimin yanına koştum. Kollarını açmış beni beklerken o kollara doğru koşup üzerine atladım. Ayaklarım beline sarmış, kollarımla boynundan sıkıca tutunmuştum. Yağmur hala yağmaya devam ediyordu ve biz ıslanıyorduk. Varsın sırılsıklam olalım önemli miydi şuan ki anı kaçırmaya?

 

Zaten bir çok şeyi kaçırmıyor muyduk? En basiti yağmurdan dolayı ıslanıp hasta olmaktan korktuğumuz gibi ama kaçırdığımız şey belkide mutluluğumuzdu ve biz bunu bilmeden elimizin tersiyle yitiyorduk. İşte bu yüzden küçükte olsa o mutluluğu kaçırmamak için uğraşıyordum. Sevdiğim adamın gözlerine bakarak, çünkü orada mutluluk vardı.

 

"Delibal bu nasıl gelmek öyle?"

 

Göğsüm hızlı nefes alıp verirken başımı omzundan çekip yüzüne baktım. Memoli saçları yağmurdan dolayı ıslanmış alnına dökülmüştü ve bu benim en sevdiğim görüntüydü. Tıpkı onu ilk gördüğüm gibi. Elimi kaldırıp alnında ki saçlara dokundum.

 

"Seni ilk gördüğüm anda bu saçlara dokunmak istemiştim. Dokunmuştumda ne yapıp edip dokunmuştum. "

 

İkimizde gülümserken yakışıklı yüzünü yüzüme yaklaştırak burnunu burnuma sürttü.

 

"O anda kalpten gidecektim biliyor musun? İlk defa biri izinsiz saçlarıma dokunmuştu ama kızmamıştım."

 

"O zaman pek nazlıydın kız gibi utandığından kızarmıştın."

 

Tebessüm ederken burnuma öpücük kondurup geri çekildi.

 

"Peki bu nazlı adamla dans etmeye var mısın?"

 

Başımı evet anlamında sallamış çoktan kucağından inerek karşısında durmuştum. Oda elini belime atarak kendine çekmiş dans pozisyonunu almıştık.

 

Arkada ise müzik çalmaya devam ediyordu. Başımı göğsüne yaslayarak kendimi müziğe vermiştim. O anda saçlarımın arasında hissettiğim sıcak nefesle kalbim çoktan yolunu kaybetmişti.

 

"Çünkü sensin,

Artık sensin,

Hayatım artık sensin,

Huzurum da derdim de.

Benim aşkım artık sensin."

 

Bizim yakışıklı şarkının Türkçe sözlerini öğrenmiş ve bana söylüyordu. Mutlulukla başımı kaldırıp ona baktım.

 

"Tum hi ho." Bu sefer hintçesini sessizce fısıldarken yaramaz ben ona romantik bir şekilde cevap vermemiştim.

 

"Abim hala Dilrubaaaaaaa diye bağırmadıysa bizi görmedi demektir."

 

"Ha!"

 

Yağız oğlan bir anda dans etmeyi bırakmış kaşlarını çatarak bana bakıyordu.

 

"Abimi diyorum romantik ortamı bölmedi hala."

 

"Dilruba güzelim ben sana şurada romantik sözler söylüyorum sen abimini mi soruyorsun cidden?"

 

Doğruydu benim için hiç normal durum değildi. Fakat derdim başkaydı.

 

"Kıyasa kıyas. Ben günlerce müstakbel kocam, yiğidim, yakışıklım, aşkım derken sen ne yaptın?"

 

"Ne yaptım?"

 

"Tamam Dilruba, söyle Dilruba ha arada bir delibal yani oda arada bir."

 

Bana hayretler içinde bakarken arkamızda çalan romantik müzikle burada durmuş tartışıyorduk. Galiba bu defa romantik ortamı ben bozmuştum.

 

"Sen ondan mı bana bozuksun?"

 

"Ha şükür anladın mı ?"

 

Birden kahkaha atarak belimden tuttuğu gibi beni kendine doğru çekmiş dudaklarıma öpücük kondurup geri çekilmişti.

 

"Ah Dilruba kızım beni deli ediyorsun yeminle. Ben nelerle uğraşıyorum biliyor musun?"

 

"Öpücükle!"

 

Harika cevaptı. Gözlerine melül melül bakarken ben daha öpücüğün etkisindeydim. Yakışıklıda almıştı sinyali tekrar dudaklarımı öpüp geri çekilmişti.

 

"Şimdi öpücükle uğraşıyorum ama yakında çok başka şeylerle uğraşacağım."

 

Yüzüme doğru sessizce fısıldarken sonunda aklım başıma gelmiş, ne söylediğini farkederek göğsünden yittiğim gibi kendimden uzaklaştırmıştım.

 

"Oha çüş sapık. Sen neler diyorsun öyle? Üstelik evlenmeden önce."

 

Yağız oğlan kocaman gülümserken ben hala başka diyarlarda dolanıyordum öpücük felan. Kızım Dilruba kendine gel.

 

"Bebeğim hatırlatırım daha yeni sevgiliyken sen öp diye peşimden dolanıyordun. Hatta şoförün birine bizi böldüğü için kızıyordun. Kim sapık burada sorabilir miyim?"Bence yakışıklı çok haklı sözler etmişti ama ona söylemek yoktu.

 

"Neyse ne hadi gel eve geçelim sırılsıklam olduk. "

 

Onun konuşmasına fırsat vermeden arkamı dönüp eve doğru ilerlemiştim. Ama kulaklarımda kahkaha seslerini duymadan edememişti.

 

 

***

 

"Siz salak mısınız bu yağmurda dışarıda ne işiniz vardı?"

 

Bu konuşan canım abimdi. Çünkü karşısında müstakbel kocamla oturmuş birazcık üşüyorduk oda bize acımış ıhlamur yapmıştı. Ama çeneside durmuyordu.

 

"Oğlum senin ne işin var bu saatte?"

 

"Nişanlımı görmeye geldim. Ne oldu gelemez miyim? Sen giderken iyi ama ben gelince kötü. Sen nişanlısın ben değil miyim? Bizim görüşmeye hakkımız yok mu?"

 

Abimle ben Yağız oğlana şaşkınca bakarken o hala bir şeyler söylüyordu.

 

"Lan sus ne konuştun? Seninde çenen uzamış bizim kızla dura dura."

 

"O laf bana mı geldi?"

 

Abim beni hiç duymamış gibi yaparak sandalyeye geçip oturmuş sanki hiç laf sokmamış gibi yapmıştı.

 

"Arda babasıyla ilgili bütün delillere ulaştı. Örgütün ise tamamen sonunu getirdi. Artık bir daha böyle bir oluşum olmayacak. Alex bitti. Onla birlikte diğer ortaklarda."

 

Yağız oğlanın konuşmasıyla tamamen ona doğru dönüp yüzüne baktım.

 

"Artık kimseye zarar veremeyecekler değil mi? Tamamen bitti. "

 

Başını evet anlamında sallarken derin bir nefes aldım.

 

"Omuzlarımdan azda olsa yük kalktı. Azda olsa vicdanım rahatladı. O adamın yani babamın yaptıkları, bu örgütü kurması ve bana yüklediği kötülükler bunları sindirmem hiç kolay değil. Hemde hiç. Keşke masum olarak rüyamda kalsaydı. Keşke oradaki gibi kızını mutlu etmek için her şeyi yapsaydı. Keşke bana olan sevgisi diğer insanlarada olsaydıda bu kadar zarar vermeseydi."

 

"Dilruba abim bütün bunlar senin suçun değil biliyorsun. Babamda üzgün kardeşime sahip çıkamadım çok insanın canını yaktı diye. Ama içinde kötülük olan bir insana ne kadar engel olmaya çalışsakta o bildiği yoldan gidecek. Yani ne senin ne babamın bir suçu var. O adam paraya tapmış biriydi. Sadece iki kişiyi seven biriydi. Seni ve anneni. Gerisi onun için boştu."

 

Abim doğru söylüyordu o sadece bizi seven biriydi ama sevdiğine bile zarar veren insandı.

 

"Arda'da hiç iyi değil. Hem babası hem kardeşi onu hayal kırıklığına uğrattılar. Üstelik Defne'nin yaptıklarını asla kabullenemiyor. Babasının kötü insan olduğunu biliyordu ama kardeşi yıktı onu."

 

"Onu bir tek ben anlarım. Aynı hayal kırıklık, aynı acı bendede var. Keşke her şey bir rüya olsaydı, keşke sevdiklerimiz bizi hayal kırıklığına uğratmasaydı."

 

O gece hayal kırıklıklarımı bütün acılarımı konuşmuş, oraya gömmek üzere bir daha kapanmıştı. Geçmiş geçmişte kalacaktı ve ben sadece geleceğe bakacaktım.

 

 

Bölüm : 26.04.2026 02:00 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...