20. Bölüm

20. Bölüm

Kalinka Kalinkova
kalinka.kalinkovq

 

Keyifli okumalar ♡

 

Melo: Hazırlan gidiyoruzzzzzz

Asya: Nereye bacım?

Melo: Eğlenceye ablam eğlenceye

Melo: Dıps dıps dıps

Asya: Ne eğlencesi be gitmiyorum bir yere

Melo: Ben sana geliyormusun diye sordum mu?

Melo: Rica ettim mi?

Asya: Hayır ama yapman gereken şeyler onlardı aşkoo💅

Melo: Kes be!

Melo: Sen benim best friendsimsin ben nereye sem oraya.

Melo: De hayde ben 2 saate gelip alırım seni çabuk hazırlan.

Asya: Sen konum at ben gelirim.

Melo: Eh iyi madem

Melo: *konum

Of Melo ya gerçekten ne gerek vardı şimdi buna? Ben evimde mutlu bir cuma akşamı yaparım gibi bir vibe almıştım oysa. Yerimden klakıp önce ne giyeceğime karar vermek adına dolabın önünde dikildim.Gözüme çarpan siyah elbiseyle fazla düşünmeden onu alıp üzerime geçirdim.

Melisanın eğlence diye tutturması flörtüyle artık konuşmuyor oluşu. Kendisi bir adamla omür mü gecer Gülben havalarında olduğu için her ay çorap değiştirir gibi flört değiştiriyor. Neyse atakadaşım sonuçta atsan atılmaz satsan satılmaz. Onun için bunu da normalleştiririm sıkıntı yoktu yani.

Saçım ve makyajım da hazır olunca çantamı ve anahtarımı alıp çıktım. Asansör geldiğinde içinden bir adet Alp çıktı. Aramızda ki buzlarım erimesi sebebiyle onu gördüğümde gülümseyerek, "Selam," dedim.

Aynı şekilde o da, "Selam," dediğinde kalbime iniyordu. Hala bana gülümseyişlerine alışmaya çalışıyordum. "Nereye böyle?" diye sorarken üzerimi süzmeyi de ihmal etmemişti. İstemsizce bende onu süzdüğümda, beyaz gömlek ve kumaş pantolonla ne kadar yakışıklı ve şık durduğunu bir kez daha fark ettim. Tekrar gözlerine baktığımda yutkunma gereği hissettim.

"Arkadaşımla buluşacağım, sen?"

"Bende öyle," dedi gülümseyen bir ses tonuyla. Asansöre bindiğim an telefonum çalmıştı arayanın Melo olduğunu gördüğümde açtım.

"Lütfen bana daha evden çıkmadığını söyle." Telefonu açar açmaz Melonun söyledikleriyle kaşlarım çatıldı.

"Asansördeyim şimdi çıkıyorum ne oldu?"

"Babam aradı şimdi, abim hafif bir kaza geçirmiş hastaneye gitmem gerekiyor," dedi telaşlı sesiyle. "Ayıp oldu biraz sana da ama kusura bakma lütfen başka zaman çıkarız."

"Ay saçmalama Melo ne ayıbı sorun yok. Nasılmış abin?"

"İyimiş motor kazası işte tipik abim," dediğinde güldüm istemsizce. Deniz abi motor kazalarıyla ün salmıştı.

"Tamam hadi dikat et sende, Deniz abiye de geçmiş olsun dileklerimi ilet," diyip telefonu kapatmıştım. Asansör çoktan durmuş, Alp ve bende içnde çıkmıştık. Ben Melo ile konuşmak için durduğumda o da durmuştu.

"Ne olmuş," diye sordu merakla.

"Buluşma iptal bizim," dedim gülerek ellerimi iki yana açarak. "Sana iyi eğlenceler."

"E sende gel benimle," dediğinde bunu beklemediğim için şaşırmıştım.

Sakin ol kalbim.

"Ben mi?" Yok deden! "Yok canım arkadaşlarına ayıp olmasın şimdi."

"Olmaz merak etme. Hem okadar hazırlanmışsın boşa mı gitsin bu kadar hazırlık?" Son cümlelerini söylerken beni öyle bir süzmüştü ki tüm bedenim alev alev olmuştu.

"Gitmesin değil mi?" dedim alık alık.

"Cık, gitmesin," diyerek yanıtladı.

"Eh geleyim ozaman." Canıma minetti canım.

Beraber onun arabasına doğru yürurken kalbim öyle hızlı atıyordu ki maraton koşusuna çıkmıştı sanki. Ay ben şu an Alple resmen gecelere akmaya gidiyorum. Ay ne oluyor be? Arabaya bindiğimizde yüzümde ki gülümseme asla silinmiyordu. Kemerimi bağalarken bile kemere gülümsüyordum. Alp de bunu farketmiş olacak ki kıkırdayarak önüne döndü.

"E nereye gidiyoruz?" diye sordum.

"Bana olan güvenin gözlerimi yaşarttı doğrusu," dediğinde anlamayarak ona baktım. "Benimle gel dedim hiç sorgulamadan geldin." Söylediklerine güldüğümde gerçekten de hiç sorgulamadığımı fark ettim.

"Tabii oğlum sen iste ölüme de gelirim," biraz şiveli bir şekilde alayla konuştuğumda ikimizde güldük. Bu gidişle kanka olacak gibi duruyoruz ama hadi hayırlısı. İlerleyen dakikalarda gece kulubüne gittiğimizi öğrendim. Alp ile sohbet dolu yolculuğumuz ise bir külübün önünde son bulmuştu.

İşlek bir caddeydi, tam karşısında durduğumuz kulubün içinde ki müzik okadar yüksekti ki dışardan bile duyuluyordu. Alp arabasını valeye verdikten sonra elini belime koyarak beni yönlendirdi. Bu hareketi hoşuma gittiği için istemsizce gülmüştüm. Neyse ki arkamdaydı da bunu farketmemişti.

Alpin yönlendirmeleriyle bir masanın yanına geldiğimizde bizi 3 erkek ve 2 kız karşıladı. Bakışlar bize döndüğünde istemsizce gerilmiştim. Yeni insanlarla tanışmak beni oldum olası hep germiştir.

"O kardeşim," dedi erkeklerden biri ayağa kalkarak. Uzun boylu, kumral hatta neredeyse sarışın diyebileceğim bir çocuktu ve sağ kulağında küpesi vardı. Daha konuşmadan bile grubun çapkını olduğu belli oluyordu.

"Manit işine girmişsin," diyerek kaldığı yerden devam etti. Alp ile el sıkıştıklarında yerine oturdu ve bakışlarını bana çevirdi.

"Saçmalama Yüksel, arkadaşım sadece," dedi Alp ve beni tanıttı. "Bu Asya. Ve Asya bunlarda, Baran, Yüksel, Giray, Ceren ve Selin."

Baran, Yüksele göre daha sert misajı olan bir adamdı. Esmer tenli ve siyah saçları olan ve yakışıklı bir tipti. Alp beni tanıttığında, kolunu dayadığı koltuktan kaldırdı ve baş selamı verdi.

Giray ise kumral bir beyefendiydi, oturuken bile kaslı vücudu belli oluyordu. Dağınık saçları ile oldukça iyidi.

Ceren sarışın güzeliydi, yeşil gözlere ve küçük şekillj burnu vardı. Çok tatlı bir kızdı.

Selin ise kızıl bomba, hemde ateş kızılı. Kızın yaydı enerji bile kızıldı. Yani şuan Alpi siktir edip lezbiyen olabilirim o derece.

"Memnun oldum," dedim. Hepsi beni oldukça sıcak bir şekilde karşıladığında Alp ile bende bir köşeye oturmuş içkilerimizi sipariş vermiştik.

"E siz nerden tanışıyorsunuz?" diye sormuştu Ceren.

"Çınar, yani Alpin kardeşi, yakın arkadaşım oradan biliyorum Alpi. Bir de komşuyuz," dediğimde Ceren sadece başını sallamıştı.

Grubun sıcak karşılamasıyla giderek rahatlamaya başlamıştım. Sohbet iyice koyulaşıyordu, içkiler masada yerlerini almış, müzikle birlikte ortamın enerjisi yükselmişti. Yüksel, arada bana takılmaya devam ediyordu ama Alp’in arkadaş çevresi hiç de düşündüğüm gibi soğuk değildi; herkes oldukça samimi ve eğlenceliydi. Özellikle Ceren ve Selin, benimle hemen kaynaşmışlardı.

Ceren, kulağıma eğilip "Alp seni buraya getirdiğine göre, bayağı özel birisin demek ki,” diye fısıldadı. Bu yoruma hafifçe gülümserken kalbim hızlanmıştı. Özellikle Yüksel'in sürekli yaptığı “manit” esprilerinde, Alp'in bakışları hafif gerginleşiyordu.

Bir süre sonra Alp, bana dönüp “Dans etmek ister misin?” diye sordu. Şaşırdım ama hemen toparlanıp “Tabii,” diyerek elimi uzattım. İkili dans pistine doğru ilerlerken, Selin ve Ceren arkamızdan gülümseyerek bizi izliyordu. Pistteki ışıklar renk değiştiriyor, müzik ritmi iyice artıyordu. Kalabalığın içinde, birbirimize iyice yaklaşarak dans etmeye başladık. İlk başta utangaç bir mesafe vardı aramızda ama bir süre sonra ikimiz de ritme kendimizi bırakıp gevşedik.

Alp’in elleri belime yerleştiğinde, içimdeki tüm çekingenlik uçup gitmişti. Alp’in gözlerine bakarken aramızda bir bağ oluştuğunu hissettim. “İyi ki geldin,” dedi Alp, gözlerini gözlerimden ayırmadan. Bu söz karşısında ne diyeceğimi bilemeden gülümseyip başımı eğdim. İçimden, bu anın hiç bitmemesini diliyordum.

Bölüm : 29.10.2024 03:26 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...