devam ediyor 12s önce güncellendi
Rezero:Mysterious memokun
@mtgiskender633
Okuma
0
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
0
Pleiades Gözetleme Kulesi’nin tozlu rafları arasında zaman, Subaru için bir nehir gibi değil, bir bataklık gibi akıyordu. Kendi "Ölülerin Kitabı"nı bitirmiş, parçalanmış benliğini yeniden bir araya getirmişti; ancak zihni geri gelen anıların ağırlığı altında hâlâ zonkluyordu. Eksikti. Kalbi, Rem’in silinmiş varlığı için devasa bir boşluk barındırıyordu.
“Nerede?” diye bağırdı Subaru, sesi kütüphanenin yüksek tavanlarında yankılandı. “Onun kitabı burada olmalı!”
Karanlığın içinden bir gölge, elinde parlayan deri bir ciltle çıktı. Siyah takım elbisesi ve omzundaki yayıyla bir şövalyeden ziyade, her şeyi gören ama hiçbir şeye ait olmayan bir tanığa benziyordu. Memo-kun, kitabı göğsüne yakın tutuyordu. Subaru’nun gözleri kitaba kilitlendi; üzerindeki ismi okuyamasa da ruhu o cildin kime ait olduğunu biliyordu. Subaru dişlerini gıcırdatarak elini görünmez bir kabzaya attı. “Onu hemen bırak! Kim olduğunu bilmiyorum ama o kitap sana ait değil!”
Memo-kun duruşunu bozmadı. Bakışları önce Subaru’ya, sonra kütüphanenin bir köşesinde büyüyle korunan, nefes alan ama dünyaya cevap veremeyen Rem’e kaydı. “Sakinleş, Natsuki Subaru,” dedi sesi, fırtınadan önceki o tekinsiz sessizlik gibiydi.
Subaru olduğu yerde çakıldı. “Sen... adımı nereden biliyorsun?”
“Lugnica’dan gelmedim. Ben bir hırsız da değilim,” dedi Memo-kun, sesi alçalarak. “Sadece bir okuyucuyum. Bu sayfaların arasındaki kadına sadece bir kez bakmak bile, neden burada olduğumu anlamana yeter. Bu kitabı okudum Subaru... Onun fedakarlığını, sevgisindeki o sarsılmaz saflığı gördüm… ve ona aşık oldum. Senin ‘koruduğun’ o varlığa, ben sayfalarda diz çöktüm.”
Subaru bir adım öne çıktı, öfkesi kıskançlıkla harmanlanmıştı. “Aşk mı? Sen ne anlarsın! Sen o satırları okuyarak onu tanıdığını mı sanıyorsun? Ben o kız için binlerce kez parçalandım! Onun gülümsemesi için cehennemin dibine gidip geldim. Sen sadece mürekkep lekelerine bakıyorsun, ben ise onun kanını ellerimde taşıdım!”
Memo-kun o an durdu. Bakışları Subaru’nun ruhunu delip geçti. Ortamdaki hava bir anda ağırlaştı, kütüphanenin taşları bu ağırlıkla inledi. “Kendine ‘öldüm’ deyip durma Subaru,” dedi Memo-kun, her bir kelimesi bir kılıç darbesi kadar keskindi. “Sen sadece bir döngüyü başa sardın. Acı çektin, evet. Ama asla son bulmadın. Sen ölümü tekrar ediyorsun, ama bu yaşamayı bildiğin anlamına gelmez.”
Memo-kun kitabı yavaşça Subaru’ya doğru uzattı. “Sen Rem için bin kere ölürsün… Yine uyanırsın. Yine denersin. Senin için ölüm, bir hatayı düzeltme şansıdır. Ama ben?” Memo-kun’un sesi bir an için insani bir kırılganlıkla titredi. “Ben bir kere ölürüm Subaru. Ve öldüğümde, bu dünya benim için sonsuza dek kararır. Geri dönüşüm yok, ikinci bir şansım yok. Benim sevgim, senin sonsuz döngülerinden daha ağır; çünkü ben bu duyguyu, kaybedersem telafisi olmayan tek bir canla taşıyorum.”
Subaru kitabı alırken ellerinin titrediğini fark etti. Memo-kun, Rem’in yanına bir adım yaklaştı ve fısıldadı: “Sevgi cevapla başlamaz, varlıkla başlar. Ben onun hikayesini yarım bırakmam.”
O sırada kütüphanenin derinliklerinden, kulenin karanlık koridorlarında yankılanan kötü adamların o uğursuz ayak sesleri ve fısıltıları duyulmaya başladı. Tehlike hızla yaklaşıyordu. Memo-kun, yüzünde mutlak bir kabullenişle okunu hazırladı ve kirişi gerdi. Karanlığa doğru ağır adımlarla yürürken son kez Subaru`ya döndü:
"Bak, tek canımı da sevdiğim kız ve onu koruyan çocuk için veriyorum."
Bunu söyledikten sonra, geri dönüşü olmayan o karanlığın içinde kayboldu.
Subaru, bu "tek canın" ağırlığı altında döngüyü kırmayı başarabilecek mi?