3. Bölüm

2. BÖLÜM: KANLI ODA

Döne Gül Elmas
mervegokcen

Yağmur sanak bir şekilde yağıyordu. Yağmur damlaları normalde beni sakinlestiriyor ama bugün değil. Yağmur damlaları taksinin camlarına çarpıyordu. Taksi durduğunda geldiğimizi anladım. Taksiden inerek parayı ödedim. Taksi benden uzaklaşarak karanlığa karıştı. Karşımda duran villaya doğru ilerledim ve zili çaldım. kapıyı 1,90 boylarında, beyaz tenli, koyu ( siyaha yakın) kahve gözlü özel olarak şekil verilmişcesine duran fiziği sert yüzüne ayrı bir hava veriyordu. Aklımda oluşan ilk soru Seda'nın nerede olduğuydu. Kafamı kaldırarak onunla göz göze geldim.

Leyal: Seda nerede?

Hyun-su: Demek gerizekalının ismi Seda. Yürü bakalım.

Kendimden emin bir sesle sorumu yineledim.

Leyal: Seda nerede!

Hyun-su: Kara batak seni bekliyor yürü!

Leyal: En azından Seda'nın nasıl olduğunu söyle.

Hyun-su: Herzaman ki gibi. Mal , salak ve gerizekalı. Yani değişen hiçbir şey yok.

Leyal: Buna da şükür.Ya senin gibi 49 kromozomlu olsaydı.

Adını bilmediğim 49 kromozomlu şahıs kolumdan tutarak beni sürüklemeye başladı. Beni uzun bir koridordan geçirerek boş bir odaya getirdi. Oda aşırı karanlıktı. Işığı yaktığında karşımda duvara montalı prangalar ve zincirler vardı. Bunun dışında bir sürü işkence aletleri vardı. Bunca şey bana karabatağın sorunlu bir biskopat olduğunu söylüyordu. Tabi bunu yanımda kolumu koparmak için zorlayan 49 kromozomlu kişiden de anlamıştım ama olsun buda kanıtıydı.

 

Seda burada da yoktu. Artık ciddi ciddi endişelenmeye başlamıştım. Etrafa hızlıca göz gezdirdim. Seda hariç herkes vardı.

Leyal: Seda nerede!!!

Hyun-su: Bu gidişle cehenneme gider.

Leyal: SANA SEDA NEREDE DEDİM!

Seda: Leyal!

Hyun-su: Cevabını aldın bence.

Arkama döndüğümde Seda'nın elleri kelepçeli bir şekilde bana doğru geliyordu. Kolumu kurtararak, Seda'ya sarıldım. Kulağına yaklaşarak ' özür dilerim 'dedim ama Seda her zamanki gibiydi. Soğuk kanlı ve başı dik bir durumdaydı. Seda'yı baştan aşağı süzdüğümde iyi olduğuna kanaat getirerek ismini dahi bilmediğim 49 kromozomlu kişiye döndüm.

Leyal: Seda'yı bırak. İstediğiniz ben değil miyim? İşte buradayım, bırakın Seda'yı o suçsuz.

Hyun-su: Ona ben karar veremiyorum.

Leyal: Pardon ya unutmuşum. Bu tip kararları sahibiniz verir.

Hyun-su: Kapa çeneni!

Leyal: Ne o gerçekler ağır mı geldi. Sen o malın sadece köpeğisin, kendini korumak için kullandığı bir piyonsun. Onun için ne olduğunuzu sanıyorsunuz, bir yangında kurtarılacak son kişi bile olmazsınız!

Saçımı bir anda kavrayan elleri sıkıca saçımı tutuyordu. Beni bir anda kendine çekti. Bedenimiz arasında sadece iki santim vardı. Saçımı hâlâ bırakmıyor du. Bu durumdan rahatsızlık duyuyordum. Ayağımı kaldırarak kasığına tekmeyi bastım. Karnına doğru tekme atarak beni getirdiği odaya doğru savruldu. Benden uzaklaşmasını fırsat bilerek kanlı oda olarak adlandırdığım ( İşkence odası) odaya onu kilitleyerek Seda'ya döndüm. Seda'nın arkasında esmer tenli , spor salonunda uyuyup kalktığının kanıtı olan fiziği ve şahin bakışları ile yüzünde piç gülüşü yer alıyordu. İçimden bir ses bu suratı dağıt diyordu. Gözlerim ondan ayrılarak Seda'nın boynundaki yeşil zümrüt ile döşenmiş hançere denk geldi. Hançer aşırı güzeldi ama konumu şu an hiç hoş gelmiyordu. Tehtidkar bir ses tonu ile konuşmaya başladı.

Baturalp: Tıc, Tıc, Tıc. Oluyor mu ama böyle yerinde olsam böyle davranmazdım.

Leyal: Haklısın, benim yerinde olsaydın ama asla sen ben olamazsın. Sizin gibiler sahibi olmadan sokaklarda kaybolur gider.

Baturalp: Şimdi hyun-su'yu çıkar içeriden, yoksa arkadaşına veda et.

Gözlerim birkaç saniyeliğine Seda ile buluştu. Başının ağrımaya başladığı her halinden belliydi. Ona rağmen hala dimdik ti. Gözlerim tekrardan Seda'nın boynuna hançer dayayan mal ile göz göze geldim.

Leyal: Tamam ama bana etkili bir ağrı kesici vereceksin arkadaşım için , düzenli olarak.

Baturalp: Ben Baturalp, sana söz veriyorum elimden geldikçe ağrı kesici vereceğim ama siz de uslu kuracaksınız.

Kafamı evet anlamında sallayarak kilitlediğim kapıyı istemeye istemeye açtım. Ona bakmadan Seda gile tekrar döndüm ve Baturalp'e söz verdiğini hatırlattım.

 

Birkaç dakika sonra hyun-su denilen maltozu biri aradı. Konuşmayı nerdeyse tamamını anladım. En azından hyun-su'nun kini anlaya bilmiştim.

(Hyun-su telefon konuşması)

- Evet, Efendim.

- Onlardan emin misin?

- Ben onlara güvenmiyorum.

- Galiba bu ikisi kardeş ya da ailesi düzenli olarak bunlara ciğer yedirmiş.

- Elif hâlâ odasında.

- Bilmiyorum efendim, galiba uyuyor.

- Tamam, ben hallederim

Birkaç dakikalık konuşmanın ardından yanımıza geldi. Baturalp'e gözleri ile birkaç şey anlattıktan sonra bizi yolumuzdan sürükleyerek kanlı oda ya bizi getirdiler. Baturalp Seda'yı içeriye götürüp elindeki kelepçeyi çıkardı ve ayağına prangayı taktı. Arkasından aynı işlemi bana da uyguladı. Kapıyı kitleyerek uzaklaştılar. Seda kafasını tutuyordu ve bunların tek bir suçlusu vardı o da bendim.

Leyal: Seda özür dilerim.

Seda: Bende seni iyi bir aile çocuğu sanıyordum.

Leyal: Ne yalan bende kendimi öyle sanıyordum.

Seda: Bunlar kim? Yani ne işleri var seninle.

Leyal: Kim olduklarını bilmiyorum, bana bir polis memuru ailemin öldüğünü söyledi ve bana bir not bıraktı. Meğerse benim bir düşmanım varmış. Düşmanımın adı ise karabatak. Ne janti isim ama.

Seda: Bari şimdi biraz beynini kullan, Allah Allah ya. Bir piskopat bizi kaçırdı, bu da yetmiyormuş gibi bizi loş bir ışık ile aydınlanan işkence odasına kapattılar sen hala dalga peşindesin.

Leyal: Suç bendemi? Sen değil misin bu tip kitaplar okuyan. Galiba fazla içten istedin kabul oldu.

Seda: Leyal sen şimdi bilmiyorsun dur. Ben moda tasarımını sen ise gastronomi kazandın. İkinci seçeneğin olsa da güzel bir bölüm. En azından aç kalmayız.

Seda'nın bu sözüne gülerken içeriye bir kız girdi. Yanında Baturalp de vardı. Baturalp kızın kolunu tuttu ve konuşmaya başladı.

Baturalp: Sarı saçlı kıza ağrı kesici kat.

Kız sorgulamadan Baturalp'in dediğini yerine getirdi. Önce Seda'ya damar yolundan bir ilaç enjekte ettiler. Ardından bana da aynı ilacı verdiler. Tek fark ağrı kesiciyi çıkardılar ve onun yerine farklı ilaçlar ekledi. İlacı damar yolundan vücuduma enjekte etti ve ikisi beraber odadan çıktılar. Seda bayılmıştı, emin değilim ama birşey olmadığını düşünmeye çabalıyordum. Benim de gözlerim kararmaya başlıyor du. Göz kapaklarım bana ihanet etmeye başlamışlardı ki içeriye yeni gördüğüm bir girdi

ya da bana öyle geldi...

 

-SON-

Oylarınızı bekliyorum. Umarım okurken eğlendiniz.

 

Bölüm : 22.11.2024 22:32 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...