10. Bölüm

OKEYE ÜÇÜNCÜ HA SEDA

Döne Gül Elmas
mervegokcen

Elif yetimhanedeki 13. Yılına girmişti. Bildikleri sadece bir tane akrabaları vardı ve onlarda Elif gili kabul etmemişti.

 

Kız ve erkek yetimhane leri karşı karşıyadı. Abisi yanında olmasa da ikisi de bir ağaca yaslanarak birbirlerini izlerler di taki güneş insanların içinden attığı çığlıklara dayanamayıp yerini ay'a devredene kadar. Deniz okula gitmişti ( bu arda lisede) ve Elif kendini yalnız hissediyordu. O yine ağacın dibinde oturuyordu ve abisinin gelmesini bekliyordu. Onu çok özlemişti. Abisinin gelmesini beklerken yorgun düşen küçük bedeni uykuya dalmıştı.

 

Boynunda hissettiği yumuşak baskıyla gözlerini araladı ve olduğu yerden kıpırdanma ya çalıştı ama tüm çabası nafileydi. Etrafına baktığında bulunduğu yerin abisini beklediği yer olmadığını anlamıştı. Nerede olduğunu bilmeyen küçük kalbi çok hızlı çarpmaya başladı. Elleri, ayakları ve ağzı bağlıydı. Bedenine gözü kaydığında elbisesinin üzerinde olmadığını anladı.

 

Bedenine dokunan elleri midesini bulandırıyordu. Üzerinde artık hissetmediği büyük ellerin sahibi tam karşısında duruyordu. Gördüğü yüz karşısında şaşıran Elif neredeyse küçük dilini yutacaktı. Karşısındaki kişi abisinin en yakın arkadaşı Semih'di. Her gün abisiyle birlikte gelir ve oda ağaca yaslanarak bir şeyler söylerdi ama bunu ne kendisi ne de Deniz anlıyordu. Elif yaşadığı hüsranla birlikte kendini daha kötü hissetmeye başlamıştı.

 

Semih elini Elif'in yüzünde gezdirirken bir bez parçasıyla bağlı olan dudağının üzerinde durdurdu.

Semih: Benim olan benimdir ufaklık.

Bu söz Elif'in kalbinin en derinine yer edinirken Semih küçük bir beden sahip olma arzusuyla yanıp kavruluyor du. Elif'in karşısında bu şekilde olması onun hasta ruhunu besliyordu. Be, parçasını indirirken diğer eliyle Elif'in ağzını kapattı. Bez parçasını rastgele bir yere koydu ve iki dizinin üstünde durarak Elif'in üstüne çıktı. Elini yavaş yavaş indirirken elinin yerini ince bir dudak aldı. Elif ne olduğunu anlayamıyordu, anlamakta istemiyor du.... Dudağının üstünde hissettiği baskı sadece ona kusma hissi veriyordu. Semih bunun yeterli olduğuna karar vererek yere bıraktığı bez parçasını alarak tekrardan Elif'in ağzını bağladı. Ayağa kalkarak önce t-shirt'ünü, daha sonra pantolonunu çıkardı.

Elif ona bakmamaya çalışıyordu ama içindeki kötü his onu çıkmaz bir sokağa doğru sürüklüyordu ve oradan dönüş olmadığının küçük bedeni de farkındaydı. Tekrardan vücudunda hissettiği ellerle katılmıştı. Elif kıpırdanmaya çalıştı ama yine bir sonuç alamadı. Allah'a yalvarmaya, bu durumdan kurtulmak için dua etmeye başlamıştı.

Bu mide bulandıran durum devam yederken artık Semih'in bedenindeki şişlik Elif'e dayanılmaz bir kâbus haline çevirmişti. Bulundukları odanın kapısı zorla açılmaya çalışırken korkan Semih yerdeki giysilerini hızla üzerine geçirdi.

Semih: Harikaydın ufaklık, bunu arada tekrarlamalıyız.

Elif'in gözünden süzülen yaşlar onun hastalıklı ruhunu daha fazla tahrik ediyordu.

Semih: Ağlama ama seninde keyif aldığını biliyorum. Daha tadına bakıcaktın.

Semih kapının açılmak üzere olduğunu anladı ve kapıya ters yönde ilerleyerek gerisinde bir daha iyileşmeyecek yaralar bıraktı. Kapı açıldığında içeri on dört - on altı yaşında duran, esmer bir çocuk girdi. Gözlerindeki endişe her hâlinden belliydi. Elif'i çırıl çıplak görünce ona bakmamaya çalışarak önce ayağını daha sonra ellerindeki ipi çözdü. İp yerleri morarmıştı ve bu o küçük erkek çocuğunun nefesini kesiyordu. Elif'in elini çözerek ona üzerindeki montu verdi. Elif daha yedi yaşında olduğu için mont onun ufak bedenini kapatmaya yetmişti.

Elif: Sen kimsin? Nasıl buldun beni? Yoksa... Yoksa sende mi onunla birlikte....

Baturalp: Sen hep böyle soru mu sorarsın? Sus biraz!

Ona sesini yükselttiği için çoktan pişmanlık duymuştu.

Baturalp: Özür dilerim, seni kırmak istemiyordum.

Elif cevap vermedi ama o an o küçük çocuğun aklına güzel sesi kazınmıştı...

Baturalp: Ben buranın müdüresinin oğlu Baturalp. Babamda erkek yetimhane sinin müdürü. Seni nasıl bulmama konu gelirse annemle kavga ettim ve saklanmak için buraya geldim.O arda sesleri duyunca.... Sana bir şey yaptı mı?

Sonuna doğru kısık çıkan sesi ikisininde bildiği cevaba sahipti. Evet, onun küçük ruhunu öldürdü. Baturalp Elif'i rahatsız etmemek için arasındaki mesafeyi koruyarak ona yolu gösterdi ve o gün ikisininde hayatı değişti.....

 

(Bizim zamanımız)

İçeri giren erkeğin kim olduğunu anlayamazken erkek Elif'in kolundan tutarak belinden kavradı. Kendine çekerek bedenlerini birleştirdi ve dolgun dudaklarını karşısındaki kadının ince dudaklarına bastırmadan önce ' Benim olan benimdir , insanı katil edersin sen' dedi......

Elif'in ciğerlerine dolan tanıdık koku onu rahatlamıştı. Onu öpen kişinin Baturalp olduğunu tam olarak idrak ettiğinde onu omzundan itekledi.

Elif: Sen benu nasul öpersun lan! Sen gimsun da bir Garadenizli'yi öpmeye galharsun ula. Ben senun bildiğin guzlara benzemem, bilessiiiiin! ( Sen beni nasıl öpersin lan! Sen kimsin de bir Karadenizli'yi öpmeye kalkarsın lan! Ben senin bildiğin kızlara benzemem, bilessiiiiin!)

Elif'in alkollüyken Karadeniz şivesine benzer ama uzaktan yakından alakası olmayan şiveyle konuşması Baturalp'in kıkırdamasına sebep olmuştu. Çünkü onu daha öncede alkollü görmüştü.

Elif: Bag hele hele nasul gülüyor öyle, gitlemuş bide gapuyu üstüme. Edepsiz, tıc tıc tıc. Gençlug olmuş.( Bak hele hele nasıl gülüyor öyle, kitlemiş birde kapıyı üstüme. Edepsiz tıc tıc tıc. Gençlik ölmüş.)

Elif sakinleşti ve gülerek cilve yapmaya başladı ve omzuyla Baturalp'i hafiften itekleyerek ' evlenmden olmaz, anam guzar ' dedi. Baturalp durgunlaşırken kapının kilidini açtı. Elif'i kucağına alarak yavaş ama seri adımlarla bardan çıktı. Arabaya geldiğinde onu akoltuğa bırakacakken t-shirt'ünün yakasından çekilmesiyle elif'le beraber koltuğa düştü.

Elif: Hep senmu beni öpecen ulan. Biraz da biz bakalum taduna.

Elif Baturalp'in bedenine kollarını dolayarak kendine doğru çekti. Baturalp devam etmek istiyordu ama bu durumda yapacağı herşey ona bir yara olarak geri dönecekti. Elif'i istemeyerek de olsa geri itti ve emniyet kemerini taktı. Kendi yerinede geçerek arabayı çalıştırdı ama hala Elif'in kokusu cazipce ciğerine doluyordu.

🧡🧡🧡

( Yazar notu:Seda'nın bize enişte getirmesi dileğiyle yazılmış bir kesittir😜)

Seda: Leyal, iyimisin?

Leyal: Sen nasılsın?

Bu Leyal'cada ' beni sormana gerek yok zaten berbatım. Sen kendinden bahset' anlamına geliyordu.

Seda: Bende aynı. Şey....

Leyal: Ney?

Seda: Şey işte.....

Leyal: Ağzındaki baklayı çıkartacaksan çıkar yoksa sus canım arkadaşım yoksa meraktan ikiye çatlayacağım. Sonra karabatak hangi benle uğraşsın. Her gün iki kişiye elektrik veremez .

Seda: Hyun-su var ya...

Leyal: Maalesef Dünya'nın oksijenini boşa kullanan öyle birisi var.

Seda: Dün sen elektrik den dolayı bayıldın ve ben tek kalmıştım ya...

Leyal: Vallaha kızını istemeye gelmişlerdir de vermek istemeyen ama vermek zorunda olan babalara benzedin. Lafı uzatsanda kızı vereceksin sonunda hadi. Bak istemeden kaçırırım kızını.

Seda: Tamam. Allah'ın emri Peygamberin kabri ile Hyun-su bana çıkma teklifi etti.

Leyal: Kanka taşkalanın zamanı, değil doğru düzgün söyle ne söyleyeceksen? Vallahi döverim seni.

Seda hiçbir şey söylemezken Leyal yaşadığı şokla iki dakika kendine gelemedi. Bir arkadaşına bakıyor bir söylediği cümleyi idrak etmeye çalışıyordu.

Leyal: Tamam, bugün 1 Nisan mı?

Seda: Yok kanka ya, ciddiyim.

Leyal: Bende ciddiyim, eğer bu şakaysa ben beğenmedim.

Hyun-su: Yooo, şaka falan değil yenge.Ayyy,ne yengesi Allah söyletti baldız.

Leyal: İlk beş şarta uyuyormu?

Seda : Evet!

Leyal: Hayır ve nikah masasında değilsin.

Hyun-su: İnşallah o da olur baldız.

Leyal: Sürekli bana baldız diyip durma.

Hyun-su: Tamam baldız.

Seda Leyal'ın sinirlendiğini anlayınca konuyu çevirmeye karar verdi . Çünkü Leyal sinirlendiği zaman sözleri bir bıçaktan daha keskin olabiliyordu.

Seda: 1. Kriter yakışıklı olması, peki Hyun-su yakışıklı mı?

( Yazar notu: Seda diye demiyorum malın iyisini bilir )

Leyal: Yakışıklı değil!

Seda: Leyal!

Leyal: Tamam, tamam. Yakışıklı.

Seda: 2. Kriter zeki olması.

Leyal: Burda sınıfta kalır . Mal bu bildiğimiz kanka.

Seda: Sence o işkencelerden ben senin kadar neden etkilenmedim.

Leyal: Tamam, karabatağı kandıracak kadar zeki , bu kriterden de geçti.

Seda: 3. Kriter, hanım köylü olması.

Hyun-su: Doğum yerim hanım köyü, doğum tarihim Seda baldızım.

Leyal: Onu zaman gösterecek.

Seda: 4. Kriter, bana kıyamaması ve zengin olması.

Leyal: Sana kıyamadığı belli, o kadar işkenceden seni koruyor ama ne kadar malı var orası bilinmiyor.

Hyun-su: En büyük servetim Seda ama sen daha farklı şeylerden bahsediyorsun. Bir tane kuş adasında yazlığım, Ağrı'da tatil merkezim kayak merkezi de dahil, bir tane yatım, biraz motor takıntım var . Sayamadığım kadar motorum ve üç tane spor arabam var.

Hyun-su sözünü tamamlayarak telefonunun galerisine girdi.( Yazar notu: Bu arada telefon şifresi SEDA. Romantik eniştem) Motor galerisinin olduğu bir resim bularak Leyal'a gösterdi.

Hyun-su: Bunlarda benim motorlarım.

Seda: 5. Kriter size bacı olması. Yani en önemli kriter.

Leyal: Ben sana fazla bacı getirdim. Buna gerek yok. Bence kota dolu. Hyun-su iki hayırla elendin.

Seda: Bacı dediklerin Sarı, Mavi, Turuncu, 62, Koreli gibi mallardan bahsediyorsan onları bacı yerine koymuyorum.

Hyun-su: Kardelenim ( Kardelenim diye Seda'ya söylüyor) sen nece konuştun?

Seda: Leyal'ın eski plotoniklerini saydım.

Hyun-su: Maşallah baldız sende hiç boş geçmemişsin.

Leyal: Kes be , ben senin nereden baldızın oluyorum?! Hem daha ben seni bacım yerine koymuyorum!

Hyun-su: Bacın olmak isteyen kim? Bizim başka hayallerimiz var.

Leyal hiçbir şey anlamaz bakışlarını Seda'ya çevirdiğinde günlerdir görmediği çaresizliği hissetti...

                                 

Bölüm : 02.02.2025 16:39 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...