
Hyun-su: Bu karabatağı anlamıyorum ya , nasıl kıyabiliyor bu güzelim tene.... İnsan sahip olmak ister. Kıyamıyorum ben bu bebeğe...
Hyun-su Seda'nın bayılma numarası yaptığının farkındaydı ama onu açık etmiyordu. Onu kırmak yerine kullanmak istiyordu. Kısacası kedinin fareyle oynaması gibi. Hyun-su karşısında baygın numarası yapan kızın saçına daldırdığı uzun parmaklarını yüzünde gezdirmeye başladı. Seda'nın gerilen vücudundan ne kadar rahatsızlık duyduğunu anlamıştı. Parmaklarıyla Seda'nın yüzünde yer alan izde dolandırdı. Elini yüzünden çekerek gerdanına doğru götürürken bir el onu bileğinden yakaladı. Bu elin tek bir sahibi vardı o da Seda'ydı....
Seda: Bana bir daha dokunmayı ya da sahip olmayı aklından geçirirsen seni mahvederim!
Hyun-su bir zafer kazanmışcasına gülümsedi. Büyük bir mutlulukla kahve gözlerin içine, en derinine baktı. Seda farkında olmadan onun ağına düşüyordu. Ve bu ağdan kurtulması veya kurtulmaya çalışmasının bedeli bir kişinin ölümüydü....
Hyun-su: Ya dokunursam. Ne yapabileceğini sanıyorsun.
Seda kendine bakarak tekrardan durumunu hatırladı. İstese de hiçbir şey yapamayacağının farkındaydı. Kendini bu kadar çıkmazda hissetmek bedeninde Hyun-su'ya karşı saf bir nefret oluşturdu.
Seda: Senin gibi iğrenç biri sadece karşısında savunmasız bir kız gördüğü zaman bu kadar cesur konuşabilir. Yiyorsa ayağımı çözelim öyle konuş!
Hyun-su: Hımm.... Sert kız, bayılırım. İstersen senide bayıltırım.
Seda sinirden, zincirle bağlı olan bileklerine rağmen yumruk atmaya çalıştı. Vücudunu kaplayan nefret her seferinde doruklara ulaşıyor.
Hyun-su: Nefretle bakan gözlerin beni tahmin edemeyeceğin kadar tahrik ediyor.
Seda: Bana dokunursan...
Hyun-su: Merak etme tipim değilsin. Ben yatakta bana itaat eden kadınları severim.
Seda'nın midesi bulanmıştı . Bir insan ne kadar iğrenç olabilir derken son noktayı karşısında ki kişide gördü.
Hyun-su: Beni seviyor musun?
Seda: Hayır!
Hyun-su: Ama seveceksin, nefret de etsen seveceksin! Elimi tutup bu benim sevgilim diyeceksin!
Seda: Asla, asla böyle bir şey olmayacak! Seni sevmeyeceğim, elini tutmayacağım! Seni sevgilim diye kimseyle tanıştırmayacağım!
Hyun-su: Ama mecbursun...
Seda: Ben hiçbir şeye mecbur değilim.
Hyun-su: Ya arkadaşın ölecekse? Ona rağmen sevgilim değil dermisin?
Seda: Ne saçmalıyorsun ya sen! Eğer Leyal'a dokunursan....
Hyun-su: Karabatak önü öldürecek. Sizden sıkıldı. Bu evde kalmanızı istemiyor ama bu isteğinden daha çok yıllar önce annesi ve babasının kanıyla ıslanan evi sizin kanınızla ıslamak istiyor.
Seda duyduklarını sindiremiyordu. Bir an ' Leyal eğer benim yerimde olsaydı kabul eder mi ' diye düşündü. Cevap belliydi. Tabi ki kabul ederdi.
Seda: Senin çıkarın ne olacak?
Hyun-su: Tahmin ettiğimden daha zekisin küçük?
Seda: Senin çıkarın ne olacak?
Hyun-su uzun bir süre sadece sustu. Seda'da sessizliğin aralarında bir dağ oluşturmasına izin verdi. Hyun-su en sonunda dudaklarını aralayarak konuşmaya başladı.
Hyun-su: Sevdiğim kadını, kadınımı kurtarmış olacağım.....
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |