100. Bölüm

57.Bölüm

Sonsuz_yazar
mutlu_sonsuz_biri

selamm ballarr nasılsınızz??

yeni bölüm ile geldiiimm umarımm bölümü beğenirsinizzzz🤍.

bir aksilik çıkmazsa gelecek bölüm yani 58.bölüm final 🤧olurda aksilik çıkarsa 59.bölüm final.
aklınızda sorular olduğunu tahmin edebiliyorum hepsini cevaplayacağım.

Bu bölümde çoğunluk Şehitlerimizi okuyacağızz.

sorularınız varsa belirtiinn askımlarr.
Deniz bakıcı ile yüzleşecek demiştik biliyorum onuda okuyacağızz ama bu yüzleşme beklediğiniz gibi bir anda olmayacağı için Alptekin ile Aslı'nın kurgusunda okuyacağızz orayı.

zaten o kurgunun ilk bölümlerinde yaşanacak yüzleşme.

gelecek bölüm zaman atlaması olacakk.

keyifli okumalar dileriiiiim💞.

.... 

2 hafta sonra (Günay)

Buradaydım hala.Günler mi geçti, haftalar mı bilmiyorum. Zaman kavramı, Asena'nın mezar taşının başında beklediğim andan beri anlamını yitirmişti.

Güneş doğuyor, batıyordu… ama benim içimde hep aynı andı. Kurşunun Asena'ya geldiği o an.

Gözlerindeki kararlılık. Korku yoktu, Sadece beni korumak vardı.
İnsan sevdiğini böyle mi korurdu? Kendi canını hiç düşünmeden… Ben bunu taşıyamıyordum..

Ellerim taşın üzerindeki toprağa gitti, toprağı soğuktu ama içimdeki ateş o soğuğu yok ediyordu.

3 haftadır hergün buraya gelip Asena ile konuşuyordum;
“Ben buradayım,gitmedim” diyordum. günlerimi anlatıyordum,onu ne kadar çok sevdiğimi,özlediğimi söylüyordum.

Ama asıl giden bendim sanki. O günle birlikte benden bir parça da toprağa karışmıştı.

nefes almayı öğretmemişlerdi bize. Şimdi her nefes bir sınav. Yürümeyi de… Adım atıyordum da ilerleyemiyordum..

Saatler geçiyordu, ben aynı yerdeydim. Asena'nın gittiği günden beri yapabildiğim tek şey beklemekti. Neyi beklediğimi bilmeden bekliyordum.

Keşke diyordum, keşke bir saniye daha hızlı olsaydım. Keşke adımı ben atsaydım. Bu “keşke”ler geceleri omuzlarıma çöküyordu.

Üniformam ağır değildi,asıl ağırlık kalbimdeydi. Cesaret sandığım şeyin çaresizlik olduğunu öğrenmiştim. En önemli anda bile onu koruyamadım ya… İşte bu beni öldürüyordu.

Günlerdir toprağını okşuyordum. Adını fısıldıyordum. Cevap vermiyordu.
oysa şimdiye kadar yeter Günay,döverim seni Günay demesi gerekiyordu..

Ama ben buradaydım. Günlerdir, gecelerdir.
Çünkü buradan kalkarsam, onu ikinci kez kaybedecekmişim gibi hissediyordum.

Ve ben artık yeniden kaybetmeye dayanacak kadar güçlü değilim.

ellerim toprağına gitti, okşamak isteyipte okşayamadığım saçları geldi aklıma..Saçlarını okşamak istediğim günden toprağını okşadığım günlere gelmiştim.

"çok özledim seni bebeğim. İlk defa böyle..çok çaresizim. Sensiz günlerim geçmiyor, ben bana tatlı tatlı baktığın,didişdiğimiz yemekhane masasından gözlerimi ayıramıyorum."gözlerimden damlayan yaşı bir çırpıda sildim, görürse kızar üzülürdü. Üzülsün istemiyordum üzmek istemiyordum.

"bumuydu bize layık olan. Bumuydu aşkımızın karşılığı.
kollarımda seni isterken avuçlarıma toprağını bırakıyorlar." Ondan geriye kalan fotoğrafını daha sıkı tutup sarıldım.

toprağına sarılmak kadar koymuyordu..

"bu olmamalıydı..hayır bu olmamalıydı bizim sonumuz beraber olacakken neden böyle oldu." görürse üzülür diye düşünüp gözyaşlarım daha hızlı daha fazla akmaya başladı. Silmedim o gücü bile kendimde bulamıyordum.

Dizlerimi kendime çekip yüzümü saklamaya çalıştım. Görmez diye düşünüyordum.
Ağlayışım şiddetlendi hatta hıçkırarak ağladığımı biliyordum.

erkek adam ağlardı..
Hayatı olan kadını kaybettiği an ağlardı..

(evet arkadaşlar burası banada koydu)

tıpkı benim şuan yaptığım gibi ağlardı..

"nefret ediyorum.. Nefret ediyorum sensiz bir hayattan. Özür dilerim bebeğim.. özür dilerim engel olamadım.Seni bu toprağın altına koyarlarken engel olamadım.beni de koysunlar istedim. "ne kadar geçtiğini bilmiyorum sadece saatlerdir burda oturup ağladığımı biliyordum.

Gözlerim bir boşluğa dalmış asena ile anılarımı düşünürken omzuma dokunan el ile irkildim.
Kimin geldiğini anlamak için dönecekken onun yanıma oturduğunu gördüm.

Cansu'ydu.

"nasıl-nasıl dayandın bunca zamandır? "oda yol arkadaşını kaybetmişti. Nişanlarının olduğu gece Alparslan'ı göreve uğurlayıp naaşını almıştı.

Sonrasında yaşadığı zorlukları hepimiz biliyorduk. Uzun bir süre tadavi görmüş kendini herkese kapatmıştı.

" Sence dayanabilmiş miyim? "daha fazla bişey demedi bende demedim. Yanımda sadece oturup benim gibi düşünmeye başlamıştı.
Oda Alparslan'ı düşünüyordu..

benim yanımda Cansu, Alparslan'ın mezarının yanında Asena'nın mezarı vardı.

"Alışıyorsun… Evet buna alışmak diyorlar. İlk duyduğumda kızmıştım bu kelimeye.İnsan sevdiği adamı toprağa verince neye alışırdı ki? Ama zamanla anladım.
alışmak unutturmuyor, iyileştirmiyor. Sadece acıyla yaşamayı öğretiyordu."Cansu'nun kısık, titrek sesini bölmeden dinlemeye başladım. Diyecek bişeyim yoktu.

İkimizde aynı acıları yaşıyorduk en iyi ikimiz anlardık birbirimizi..

"İlk günler nefes alamıyordum. Tıpkı senin gibi.
Sabah uyanmak suç gibiydi. Ben buradayken Alparslan'ın olmamasını haksızlık görüyordum.

Geceleri gözünü kapattığında yüzü geliyor aklına, açtığında ise yokluğu.
Her gece,inan her gece aynı sahne. İnsan yoruluyor ama düşünmekten vazgeçemiyor."başımı iki yana salladım. Alışmak istemiyordum. Asena'sız bir hayata alışmak istemiyordum.

Bunun için küçük çocukmuşum gibi ağlamak istedim. Haykırmak reddetmek istedim ama hiçbirini yapamadım. Alışacaktım çünkü.
Yokluğu günden güne beni öldürecekti ama alışacaktım.

"Sonra günler geçecek acı azalmayıp şekil değiştirecek.
Kalbinde sürekli olan bir derin bir sızı oluşuyor.
derin, geçmeyen bir sızı.

İnsan buna “alışmak” diyor işte. Yokluğunu sırtlanmayı öğreniyorsun. Gülüyorsun bazen, sonra suçluluk geliyor. “Nasıl gülerim?” diyorsun."sessizce cansu'yu dinlerken onunda ağladığını gördüm. Sakinleşmek için bir kaç saniye duraksadı ardından kendini daha iyi hissetmiş olacaktı ki ayaklanıp Alparslan'ın mezarının yanına geçti.

"Geceleri en zor olanı. Herkes uyuyor, şehir susuyor ama aklın susmuyordu. O anlar geliyor aklına. Son bakışı, son sesi, söyleyemediğin cümlelerin. “Keşke”ler diziliyor arka arkaya. İşte o anlarda alışmak falan kalmıyor. Sadece dayanmak kalıyordu"ikimizinde gözlerinden yaşlar damladı, ben Asena'nın resmine sıkı sıkı sarılırken cansu Alparslan'ın mezar taşını temizliyordu.

"Ama şunu söyleyebilirim.
Onu hep seveceksin. Sadece onunla yaşamayı değil, onsuz yaşamayı öğreneceksin.

Zor oluyor, inanki çok zor oluyor Günay,ama insan sandığından daha dayanıklıymış onu öğreniyorsun.
Keşke bunu öğrenmek için sevdiğim adamı şehit vermeseydim."ağlayışı şiddetlendi, omuzları inip kalkarken mezar taşındaki fotoğrafı sevdiğini gördüm.

Alparslan acı çekmişti.
naaşı bize ulaştığında yüzü tanınmayacak bir haldeydi. Ben Asena'nın yüzünü son kez görmüştüm ama cansu görememişti..

Cansu, Alparslan'ın yüzünü son kez gördüğünde sevdiği adam tanınmayacak bir haldeydi..

sizi bilmem ben ağlıyorum bb arkadaşlar

... 

"abi.abi bakk! "Alp'in sesini duymamla köpüklü ellerimi durulayamadan hızlı adımlarla içeriye yürüdüm.
Ve tabiki beklediğim gibi kötü bişey olmamış Alp elindeki kağıda dikkat ederek soluklanmaya çalışıyordu.

koştuğu için yorulmuştu.

" Baak baak resiym yaptıym"Emir zaten en başından beri ilgiyle kardeşini dinliyordu ama Alp emin olmak için kağıdı abisinin burnunun dibine kadar sokmuştu.

"ya göyüyorum Alp. Gözüme sokmasana şunu! "Emir'in yükselen sesiyle Alp elindeki kağıdı bırakıp kollarını göğsünde birleştirerek abisine arkasını dönmüştü.

" Bakma tayam. Küstüm sana çöpün kenayına çisicem seni "ben daha ne olduğunu anlayamadan Alp'in Emir'e ayıcığını fırlattığını gördüm.

Ee hali ile Emir'in de sinirlenmesi kaçınılmaz olmuş Alp'e kızmaya başlamıştı. " Seni babama şikayet edicem!. Yetey artık bişeyler fıylatıp durma! "Em​​​​ir Alp'e göre daha uysal daha alttan alan taraftı ama Alp'te Emir'in aksine daha hareketli şansını zorlayan taraftı.

Ve buda evin içinde bağırışları kaçınılmaz hale getiriyordu.
" Alp bir daha abine bişey fırlatma bebeğim!.Emir sende yanıma gel annecim "arkamı dönüp odadan çıktım. Tekrar mutfağa gidip bulaşıkları halletmem gerekiyordu.

" Yaydım mı edicem anne? "Emir'in adım sesleri parkede ses çıkarken sorduğu soruya ve oluşan seslere güldüm. Yanıma yardım etmek için geldiğini sanıyordu ama ben Alp ile bırakmamak için çağırıyordum çünkü çıktığım an kavga edeceklerdi.

Hem yardımdan çok Emir'in benimle konuşmasını istiyor, hastanede olduğum günler gün içinde yaptıklarını dinliyordum.

Alp kendisi gelip anlatıyordu ama Emir biz sormayana kadar anlatmıyor sorunca da uzun uzun anlatıyordu.
Bugünde o günlerdendi nöbetten sabah gelmiş çocuklarımızı Eylül'den alıp eve geçmiştim.

Tüm yol boyunca Alp bebeğimi dinlemiş gün içinde yaptığı şeyleri konuşmuştuk şimdide Emir'i dinleyecektim.

" bebeğim bugün eylül teyzenlerde ne yaptınız? "tezgahın üzerinden aldığı bardağı bana uzattı. Bir kaç saniye beklemeye başlayınca bende kalanları makinaya atmaya başladım.

" Alp gayiba eylül teyzemi seviyor. Bugün ege dayımla kavga etti ve çok bağıydı"sonlara doğru yüzünü buluşturması kahkaha atmama sebep oldu.

Evet Alp Eylül'e fazlasıyla değer veriyor seviyordu.
Ege'de eylül'ün sevgilisi olduğu için oğlumla zıtlaşıyor sonrada kavga etmelerine sebep oluyordu.

(kapı zili hayal edinn)

kapı zilini duymamızla birlikte Emir beni mutfakta bırakıp kapıya koşmuştu. Bende ellerimi kurulayıp mutfaktan çıktım.

"babam geydi "görmeyeceğini bilmeme rağmen emir'i başımla onaylayıp ilerlemeye devam ettim.
" Baba, babacım! "

ve evet günlerdir yüzüne hasret kaldığım adam gelmişti sonunda.

Kapının eşiğinde duruyordu. Üniforması üstünde, yorgunluğu yüzüne yerleşmişti.
İki oğlumuz kollarında, biri boynuna sarılmış, diğerini göğsüne yaslamıştı.

Çocuklarımızı severkenki hali…o kadar içime işleyen bir görüntüydü ki hiçbirşeye değişmezdim.

Onlara bakarken yüzümde fark etmeden bir tebessüm oluşmuştu. Günlerdir evde eksik olan ağırlık yerine oturmuş gibiydi.
"Bende sizi çok özledim babacım"Ateş oğullarımız ile konuşurken ben yaralanıp yaralanmadığına bakıyordum.

" Deniz'im"Alp abisini peşine sürükleyip salona götürünce ateş ile başbaşa kalmıştık.
ikimizinde gözlerinde özlem vardı..
Ne ben bekledim ne de o.
İkimizde bir kaç adım attık.

Ateş kollarını bedenime doladığında onun gibi karşılık verip sıkı sıkı sarılmaya başladım.
çok özlemiştim.
ama bu sarılışım daha çok tüm üzüntüsünü almak istercesine bir sarılıştı.

Asena'nın şehit olmasının ardından sessizleşmiş çoğu günler şehitliğe gitmeye başlamıştı.
Bugünde, görevden geldiği gibi oraya gittiğini biliyordum. Kızaran gözleri herşeyi açıklıyordu.

"hoşgeldin..evine hayatım"saçlarımı okşayan elleri durduğunda boynumdan öpüp çekildi.
" İyiki geldim.. Evime güzelim "

.... 

iyikiii yazmışım sizii 🥹.

bölüm sonuuuu umarım bölümü beğenirsinizzz oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayınnn ballarr 🤍.

sorularınız varsa sorabilirsinizz canlarımm.

Günay ile Cansu'nun birbirini anlamasıı🤧..

instagram hesabım:Yazar_hanmmm

Bölüm : 06.01.2026 01:30 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...