
Otelden çıkıp tren istasyonuna doğru ilerlerken,Meriç’in zihni hâlâ dün geceyle meşguldü.Sırılsıklam bir şekilde odasına döndüğünde,yaptığı ilk şey ıslanan kıyafetlerini banyoda çıkarmak ve üzerine kuru bir şeyler giymek olmuş,ardından otelin havlularını kullanarak saçlarını kurulamıştı.
Artık yatağa uzanıp biraz ülke gündemine göz gezdirse fena olmazdı.Düşündüğü gibi tableti eline alarak açtı ve yatağa uzandı.Ancak bu kez durum farklıydı.Bir türlü haberlere odaklanamıyor,aklına sürekli Müge’nin üzgün,kırgın bakışları geliyordu.Sonunda böyle devam edemeyeceğine karar verdi,yerinden kalktı,resepsiyonu arayarak 2 fincan sıcak kakaolu süt siparişi verdi.Nedense bu fikir kendini affettirmede iyi bir yol gibi gelmişti.
Sütler geldiğinde görevliye teşekkür edip tepsiyi aldı,odadaki küçük masaya bıraktı sonra da ıslak kıyafetlerini banyodan getirip kurutmaları için görevliye teslim etti.Kadın yarın eşyalarını odaya geri getireceğini söyleyip onu yalnız bırakır bırakmaz genç adam elinde tepsi Müge’nin kapısındaydı.Pek umutlu değildi ama denemekten zarar gelmezdi.
”Biz tren istasyonuna mı gidiyoruz?”
genç kızın sorusuyla kendini toparlayıp ana döndü.Ardından gülümseyerek konuştu.
”Evet,öyle cesur kız.”
”Peki neden,nereye gidiyoruz ki?”
”Söyledim sana,adı üstünde sürpriz.Yani benden laf alamazsın.”
dediğinde muzipçe göz kırpmıştı.
”Ya ama çok gıcıksın biliyorsun di mi?Ben nereye gittiğimizi çok merak ediyorum.”
”Nereye gittiğimizi söylemeyeceğim.Ama seveceğinden şüphem yok.Bana biraz olsun güven Müge,olur mu?”
Bu sözlerin ardından düşüncelere daldı genç kız.Adamı sadece 2 gündür tanıyor ama tuhaf bir şekilde güveniyordu.Bu hem güzel,hem de biraz garip bir histi.İçinden bir ses,ona gidecekleri yerde çok eğleneceğini söylediğine göre,o sese güvenecek,inanacaktı.
”Neden sana güvenmem gerektiğini bilmiyorum ama öyle olsun Meriç .”
diyerek gülümsedi.Aynı anda istasyona gelmişlerdi.Ancak içeri girmeden evvel Meriç
“1-2 dakika burada bekle lütfen.Ben birazdan geliyorum.”
deyip yanından ayrıldı,az ilerideki bir dükkana doğru ilerledi.Kısa sürede dükkandan çıktığında elinde bir şey yoktu.Adamın aldığı her neyse çok küçük olmalıydı.Sorsa da bir cevap alamayacağını bildiğinden Müge sessiz kaldı.Ama meraktan içi içi yiyordu aslında.
Birlikte istasyondan içeri girdiklerinde Meriç yine yakındaki bir bankı gösterip
”Sen şöyle otur biraz.Ben birazdan gelirim.”
diyerek onu yalnız bıraktı ve bilet gişelerinden birinin önünde sıraya girdi.
Müge,adamdaki bu gizemli haller yüzünden epey meraklanmıştı.Bu kadar sır küpü olmaya ne gerek vardı şimdi?Başka zaman olsa,bu gizemli haller,hele de neredeyse hiç tanımadığı bir adamla olunca onu çok rahatsız ederdi.Ama bu kez korkmuyor,sadece merak ediyordu.Az sonra
“Hadi,trenin kalkmasına 5 dakika var.Şurada bekleyelim.”
diyen genç adamın sesiyle düşüncelerinden uzaklaştı.Meriç yanına gelmiş,kendisini perona doğru ilerletmeye çalışıyordu. Birkaç dakika içinde bekledikleri tren perona yanaştı ve ikili sessizce binerek yerlerine geçip oturdular.
Yolculuk boyunca Müge’nin tercihi,dün akşam yağan yağmur sonrası tazelenen tabiatı izlemekti.Yemyeşil manzara göze çok hoş görünüyordu.Meriç’se,onun aksine telefonundan günü güzel geçirmelerini sağlayacak bazı ayarlamalar yapmakla meşguldü.
Yarım saat sonra Empoli durağında trenden indiler.Yolculuğun ilk aşaması sona ermişti.Müge hemen sordu.
”Geldik mi?”
Genç adamın cevabı gecikmemişti.
”Hayır ama çok yaklaştık.”
”Aaaa!Gerçekten nereye gidiyoruz biz böyle?”
”Biraz daha sabır cesur kız.”
deyip elinden tuttu,istasyonun önünde bir sıra halinde bekeyen otobüslerden birine doğru ilerletti onu Meriç.Demek otobüs yolculuğu yapacaklardı.Yoksa düşündüğü yere mi gidiyorlardı?Ama bu nasıl olabilirdi?Meriç nasıl tahmin etmişti ki?
“Yine de çok sevinme sen kızım.Belki seni başka bir yere götürüyordur?”
diye düşündü içinden ve genç adamın yardımıyla otobüse bindi.Meriç,otobüse binmeden önce sefer saatlerini gösteren tabelanın fotoğrafını çekmeyi unutmamıştı.Bu davranış Müge’nin çok hoşuna gitti.Adamın ne kadar planlı,düşünceli bir adam olduğunu yeni yeni fark ediyordu.
Genç adam onu cam kenarı bir koltuğa oturttuktan sonra şoförün yanına geldi ve adama bir şeyler söyledi.Adam gülümseyip başını salladığına göre anlaşmışlardı.Birkaç dakika içinde Meriç yan koltuğa geçti ve tıpkı Müge gibi etrafı seyre daldı.
Çok kısa bir yolculuk ardından bir köye ulaştıklarında otobüs durmuş ve onları indirmişti.Genç kız gördüğü tabelayla neşeyle gülümsedi.Sonunda yıllardır hayalini süsleyen Da Vinci kasabasındaydılar.Bu gerçekten inanılmazdı.Şaşkın şaşkın sordu.
”Sen bunu nasıl bildin ki?Gerçekten senden korkulur Meriç.”
”Sadece dün akşamki konuşmamızdan sonra buraya gelmenin seni mutlu edebileceğini düşündüm küçük hanım.Sevindin mi?”
Tam ona bir cevap verecekken telefonundan yükselen mesaj sesiyle çantasına uzandı genç kız.Telefonu eline alıp baktığında,neşesi daha da artmıştı.Mesaj Elif’tendi.
“Günaydın canım!Tatil nasıl geçiyor?Hiç aramıyorsun,özledim seni.Yoksa prensini buldun da beni unuttun mu?”
Okuduklarıyla yüzüne keyifli bir gülümseme yerleşti.Ama şimdilik Meriç’ten söz etmesine gerek yoktu.Çünkü,bunu yaparsa Elif onu rahat bırakmazdı.Hemen
“İnanabiliyor musun,şu an Vinci kasabasındayım.Tatil de tek kelimeyle mükemmel geçiyor.Seni müsait olunca arayacağım canım.Çok öptüm!”
yazıp gönderdi ve telefonu çantasına attı.Az sonra kulağına
“Gelen mesaj seni gülümsettiğine göre,yine o “canım “dediğin arkadaşın yazmış olmalı.”
diyen Meriç’in sesi dolmuştu.Çabucak karşılık verdi.
”Sen ne kadar dikkatlisin öyle?Evet,ondan geldi.Tatilin nasıl geçtiğini soruyor da!”
Bu sırada adamın gözlerindeki hüzünlü ifadeyi fark etmek onu şaşırtmıştı.Az önce gülerek bakan o gözler,şimdi neden böyle hüzünlenmişti ki?Bu hüznün,az önce kendisine gelen şu mesajla bir ilgisi olamazdı herhalde?Yoksa olabilir miydi?Kendini tutamadı,haylaz bir ses tonuyla sordu.
”Sen beni kıskanıyor olabilir misin Meriç Bey?”
O mavilerdeki hüzne öylesine dalmıştı ki,kelimeler dilinden dökülene kadar tam olarak ne sorduğunun farkında değildi aslında.Sorusunun gerçek anlamını idrak ettiğinde yüzü utançtan hafifçe kızardı.Meriç de soru karşısında en az onun kadar şaşkındı.Yalnızca 2 gündür tanıdığı bir kız onu nasıl bu kadar iyi tanıyabilirdi?
”Yok canım,ne kıskanması?Merak ettim o kadar.”
diye konuştu.Tefonu çalınca da cebinden çıkararak ekrana baktı ve şöyle devam etti sözlerine.
”Biraz bekle lütfen.Çok sürmez.Bu aramayı cevaplamam lazım.”
Bir yandan da genç kızın yanından uzaklaşıyordu.Zira arayan Hakan’dı.
Birkaç saniye içinde telefonu açıp konuşmaya başlamıştı.
”Nasılsın Hakan?”
”İyiyim abi.Hayırdır sabah aramışsın ama duymadım.Bir sorun mu var?”
”Hayır.Bir sorun yok ama tatilimi uzatmaya karar verdim.Sana bunu haber vermek için aramıştım.”
Sen ve tatil uzatmak?Hangi dağda kurt öldü oğlum?”
”Dalga geçme Hakan.Birkaç gün daha dinlenmek istiyorum hepsi bu.Şehirden çok etkilendim çünkü.Burası tam bir açık hava müzesine benziyor.”
”Pek inanmadım ama peki,öyle olsun!Dönüşte ifadeni alırım nasılsa.Görüşürüz Meriç.”
derken,sesinden güldüğü belliydi genç adamın.
”Görüşürüz.”
diyerek telefonu kapattı ve Müge’nin yanına geldi genç adam.
Meriç telefonda konuşurken uzaktan onu izlemişti genç kız.Kimdi ki şimdi bu arayan?Hem neden genç adam onun yanında konuşmak yerine uzaklaşmayı tercih etmişti?Yoksa arayan sevgilisi miydi?Son düşündüğü şey,istemsizce yüzünün asılmasına neden oldu.
”Ne oldu,neden yüzün asıldı öyle?”
diyen Meriç’i duyunca da bir anda
”Kimdi o?”
sorusu çıkıverdi ağzından.
”Ben hiçbir şey anlamadım.Kim,kimdi?”
”Hani şu telefonda konuştuğun,yoksa sevgilin miydi?”
”Sen beni biraz kıskandın mı cesur kız?”
”Ne kıskanacağım ben seni ya?Sadece merak.Tıpkı senin az önce beni merak ettiğin gibi.”
Kız böyle derken,yüzünden ne kadar keyifsiz olduğunu anlamak mümkündü.Meriç o gece gözlerdeki hoşnutsuz ifadeye daha fazla dayanamayıp
“O zaman bir anlaşma yapalım,sen bana o “canım “dediğin kimse söyle.Ben de sana beni arayanın kim olduğunu söyleyeyim.Olur mu?”
dediğinde Müge biraz düşündü.Bu anlaşmayı kabul ederse,bir bakıma Meriç’i kıskandığını kabul etmiş olacaktı.Fakat genç adam da böyle bir anlaşmayı öne sürdüğüne göre kendisini kıskanıyordu.Yani durumları eşitti.Aksi halde o mesaj adamı neden bu kadar ilgilendirsindi?Bu nedenle
“Anlaştık.O mesajı gönderen ve canım dediğim kız,benim ortaokuldan beri en yakın arkadaşım.Adı da Elif.”
diyerek gülümsedi neşeyle.Duyduklarıyla Meriç rahat bir nefes almış,çok yanlış düşündüğünü anlamıştı.Hemen tıpkı kız gibi gülümseyip konuştu.
”Beni arayan da arkadaşım Hakan.Kendisi aynı zamanda şirketimin muhasebe ve finans işlerinden sorumludur.”
”Öyle mi?Ne güzel!”
derken,Müge’nin gece gözleri çoktan mutlulukla pırıl pırıl parlamaya başlamıştı bile.Bu güzel görüntü sayesinde genç adamın içine bir huzur yayıldı.Bir daha o güzel gözlerin hüzünle bulutlanmaması adına elinden geleni yapacaktı.Bunun İçin kendi kendine söz verdikten sonra
“E hadi o zaman!Şimdi Da Vinci’nin kasabasını keşfetme vakti.”
deyip Müge’ye elini uzattı.Genç kız,bundan sonra yaşanacakları bilmese de bu adamın en azından isteyerek ona bir zarar vermeyeceğini hissetmişti.Kıkırdayıp kendisine uzatılan eli tuttu ve böylece ikilinin küçük kasabadaki büyülü yolculukları başladı …
Herkese sürprizin açığa çıktığı keyifli bir bölümle iyi akşamlar arkadaşlar 😀😀😀Yeni kurgum Amber‘de sizi biraz üzdüğümün farkındayım 🙈🙈🙈Bu nedenle Meriç ve Müge’nin neşeli bir bölümünü paylaşarak az da olsa keyfinizi yerine getirmek istedim 😉😉😉İnanın daha sonra Amber ‘de de güzel şeyler olacak 😀😀😀Bu nedenle sabırla okumaya devam etmenizi rica ediyorum 🤭🤭🤭Bu neşeli bölüme bol bol yorum yapıp yıldıza tıklarsanız da çok sevinirim 🤗🤗🤗Kucak dolusu sevgiler ❤️❤️❤️Öpücükler 😘😘😘
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 5.42k Okunma |
1.87k Oy |
0 Takip |
52 Bölümlü Kitap |