17. Bölüm

15.BÖLÜM

Pile16
pile16


 

 

 

Odasındaki işleri kısa sürede bitiren Meriç kahvaltı salonuna inmiş,her zamanki masalarında genç kızın gelmesini bekliyordu.Tam aklından

 

 

“Biraz gecikti sanki.Acaba son anda bir sorun mu çıktı?”

 

 

diye geçerken,karşıdan kendisine doğru yaklaşan Müge’yi görünce rahat bir nefes aldı.Kız bugün de saçlarını tanıştıkları ilk gün olduğu gibi tek örgü yapmıştı.Üzerinde salaş,kısa kollu sarı bir tişört,yine salaş,sarı-pembe ağırlıklı bir pantolonla beyaz spor ayakkabılar vardı.Tanıdığı diğer kızlara hiç benzemeyen,farklı tarzıyla göze çok hoş görünüyor,neşeyle gülümsüyordu.Sanki dün gece ateşlenerek onu çok korkutan başka biriydi

 

 

Çok kısa bir süre sonra

 

 

“Günaydınnnn!”

 

 

diyerek karşı sandalyede yerini aldığında,genç adam sordu.

 

 

”Günaydın!Daha iyi misin?”

 

 

Kızın gülen yüzü daha iyi olduğunu belli ediyordu aslında.Yine de bir de ondan duymak ve emin olmak istemişti.

 

 

”Merak etme,iyiyim.Sadece biraz yorgunluk var.O da kahvaltıdan sonra geçer diye düşünüyorum.”

 

 

”Bak istersen bugün otelde kalıp dinlenebilirsin.Ya da bir hastaneye gideriz ve bir doktora görünürsün.”

 

 

diye karşılık verdiğinde,Meriç’in içtenliği gözlerinden okunuyordu,

 

 

”İnan hiç gerek yok.Ama ilgin için çok sağ ol.Seni de dün gece epey yordum.”

 

 

Aynı anda masalarına bir garson gelip

 

 

”Ne alırsınız efendim?”

 

 

diye sorunca,Müge vişne reçelli ekmek ve 1 fincan filtre kahve sipariş etti.Meriç’in tercihi ise her zamanki gibi 2 kruvasanla 1 fincan filtre kahveden yanaydı.Garson siparişleri getirmek üzere yanlarından ayrılmak üzereyken Meriç’in ciddi sesi bir kez daha duyuldu.

 

 

”1 saniye,kahvelerden birini 1 fincan ıhlamur çayıyla değiştirelim lütfen!”

 

 

Bunun üzerine çocuk siparişte gereken değişiklikleri yapmış ve yanlarından ayrılmıştı.Masada birkaç dakikadır süren sessizliği bozan Müge oldu.

 

 

”Sabah sana biraz sert tepki verdiğim için tekrar özür dilerim.Buraya gelirken,dün akşam sana yardım eden kadınla lobide karşılaştım.Bana benim için çok endişelendiğini söyledi.Ben de yardımları için kendisine teşekkür ettim.”

 

 

Meriç kızın söylediklerine hem şaşırmış,hem de rahatlamıştı.Müge’nin sabahki konuşmalarından sonra içinde az da olsa bir şüphe olduğunu tahmin ediyordu çünkü.Öte yandan özre gerek yoktu.Sonuçta henüz yeni tanışmışlardı ve öyle bir durumda kimse genç kızdan farklı davranmazdı.Çok geçmeden Müge’nin meraklı bakışlarını fark edip düşündüklerini söze döktü.

 

 

”Karşılaşmanız çok iyi olmuş.Aklında kalan soru işaretleri de böylece silinmiştir.Ayrıca özre gerek yok.O durumda kimse senden farklı davranmazdı.Sonuçta beni neredeyse hiç tanımıyorsun.”

 

 

”Bak ne güzel söyledin,seni neredeyse hiç tanımıyorum,evet.İzin verirsen,tanımak istiyorum ama.”

 

 

“Peki,ne merak ediyorsun?”

 

 

Müge gülümseyerek şöyle karşılık vermişti.

 

 

”Korkma,aileni sana bir kez daha soracak değilim.O konuyu sen kendini hazır hissettiğinde konuşuruz.Ama mesela doğum gününle başlayabiliriz”

 

 

Meriç,genç kızın bu yaşta sahip olduğu anlayış karşısında bir kez daha ona hayran olmaktan kendini alamadı.Şu 3 gün içinde Müge’ye olan hayranlığı katlanarak artıyordu.Muzip bir tonda konuştu.

 

 

“30 Mayıs.”

 

 

Demek adam ikizler burcuydu.Buna sevindi Müge.Normalde burçlarla pek ilgilenmezdi.Ancak Elif’in dediğine bakılırsa ikizler,genç kızın en iyi anlaştığı burçlardan biriydi.

 

 

”Benim ki de 30 Ocak.”

 

 

Müge’nin kışın ortasında doğmuş olması karşısında genç adam yine şaşırdı.Kız öyle neşeli,öyle kıpır kıpırdı ki,nedense onun hep bahar aylarında doğduğunu düşünmüştü.Çok geçmeden gülümseyip konuştu.

 

 

”Öyle mi?Bak bu ilginç.Ben hep senin bahar aylarında doğduğunu düşünmüştüm.”

 

 

”Neden?”

 

 

derken,genç kızın sesi merak doluydu.

 

 

”Ne bileyim,sen böyle canlı,kıpır kıpırsın ya hani.Ondan herhalde.”

 

 

”Demek beni düşündün?”

 

 

Kız,basit gibi görünen,tehlikeli bir soru sormuştu.Zira onu ara sıra düşündüğünü Müge’ye söylerse kız bundan rahatsız olabilirdi.Sonra Vinci Müzesi’nde kuleye tırmanırken onun elini tuttuğu anı hatırladı.Bunun için Müge’den izin istemiş,o da kabul etmişti.Belki de şimdi de rahatsız olmazdı.Sonunda denemeye karar vererek konuştu.

 

 

”Evet,zaman zaman seni düşündüğüm doğru Müge.Fakat sen de ara ara beni düşünüyor olmalısın.Yoksa bana sorular sormazdın.”

 

 

Genç kız Meriç’i dinlerken düşünceliydi.Zaman zaman onu düşündüğü konusunda yanılmıyordu genç adam.Zira 2 dakika önce sevimli,cana yakın biriyken,bir anda bunun tam aksi bir insana dönüşebilmesi Müge için merak uyandırıcıydı.Tam bir şey söyleyeceği sırada garson siparişlerini getirince,ikisi de bir süre kahvaltıya odaklandılar.Dolayısıyla masaya yine huzurlu bir sessizlik hakimdi.Ancak sadece birkaç dakika içinde sessizliğin yerini sohbet aldı.Çünkü,vişneli ekmeğin ve mis gibi ıhlamurun tadını yeterince çıkardığını düşünen Müge daha fazla kendini tutamamıştı.

 

 

”Bugün bana neden ıhlamur çayı sipariş ettin?”

 

 

”Çok basit.Dün ateşlendin ve vücudun su kaybetti.Bu yüzden bizim kaybettiğin suyu normal su ya da bitki çayları içerek yerine koymamız gerekiyor.”

 

 

”Sanat bilgin yanında tıbbi bilgin de hiç fena sayılmaz.”

 

 

derken gülümsüyordu Müge.Genç adam hemen onun gibi gülümseyip karşılık vermişti.

 

 

”Aslında pek öyle değil.Ama dün gece sen uyurken internette biraz araştırdım.”

 

 

Şu an Hakan’ın onu bir yerlerden izleme şansı olsa,kesin çok şaşırırdı.Şu son 3 günde o suratsız Meriç gitmiş,yerine bambaşka,neşeli bir adam gelmişti.Ama kızın mutluluğu öyle bulaşıcıydı ki,insan kayıtsız kalamıyordu.Ayrıca Müge çok dayanıklı biriydi.Öyle olmasa dünkü ateşli halinden sonra mızıldanır dururdu.Oysa o,sanki hiçbir şey olmamış gibi etrafına neşe saçmaya devam ediyordu.Bu dirençli ve neşeli haller,genç adama büyükannesi Semiha Hanım’ı hatırlattı.Uzun zamandır babasını ziyaret etmediği için yaşlı kadını da görememiş,çok özlemişti.Kısacık bir an

 

 

“Babaannem Müge’yi görse,eminim çok sever.Belki bir gün tanışırlar,kim bilir?”

 

 

diye geçirdi içinden.Genç kızın sorusuyla da ana döndü.

 

 

”Nereye daldın öyle Meriç.Ben kahvaltımı bitirdim.Sen de bitirdiysen,çıkalım mı?”

 

 

”Gerçekten iyi olduğundan emin misin Müge?”

 

 

”Evet,merak etme.Ayrıca olur da yorulursam,sana söyleyeceğim ve dinleneceğim.Söz veriyorum.”

 

 

“Tamam,o zaman anlaştık.Nereye gidelim,görmek istediğin özel bir yer var mı?”

 

 

”Hımmmm,Signoria Meydanı’nı gezmeye ne dersin?”

 

 

”Olabilir.Meydanda bir çok kafe olduğunu okumuştum.Eğer yorulursan, kafelerden birinde dinlenebilirsin böylece.”

 

 

Söyledikleriyle onu ne kadar düşündüğünü bir kez daha göstermişti Meriç.Genç kız keyifle gülümsedi,ardından ne yaptığının farkında bile olmadan Meriç’in elinden tutarak çıkışa doğru sürükledi.

 

 

Birkaç dakika sonra ikili yolda yan yana yürürken,Müge’nin içi içine sığmıyordu.Zira gidecekleri yer,Rönesans’ın çıkış eserleriyle dolu,bu nedenle fırsatı olan herkesin mutlaka görmesi gereken tarihi bir meydandı…

 

 

 

 

Herkese taptaze bir bölümle iyi akşamlar 😀😀😀Umarım keyif alarak okuduğunuz bir bölüm yazabilmişimdir🙏🙏🙏Bol bol yorum yapıp yıldıza tıklarsanız da çok sevinirim 🙈🙈🙈Bu arada eğer bir aksilik olmazsa yarın ya da Cumartesi yine bu hikayeye bir bölüm daha paylaşmayı düşünüyorum 🤔🤔🤔Değişiklik olursa panomda belirtirim 😉😉😉Kucak dolusu sevgiler ❤️❤️❤️Öpücükler 😘😘😘

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bölüm : 13.02.2025 17:36 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...