20. Bölüm

18.BÖLÜM

Pile16
pile16


 

 

 

Müge konuşurken öyle tatlı görünüyordu ki,genç adam onu mümkün değil reddedemezdi.Bu nedenle

 

 

“Tabii ki!Bu ne güzel bir sürpriz,hadi içeri gel!”

 

 

diyerek gülümsedi.Genç kız odada ilerleyip elindekileri küçük masaya bıraktıktan sonra da içeride bulunan 2 sandalyeyi masanın 2 yanına karşılıklı yerleştirdi.Sandalyelere oturmaları sadece birkaç saniye sürmüştü.Artık yemek için hazırdılar.İlk konuşan Müge oldu.

 

 

”Rahatsız etmedim,değil mi?”

 

 

“Hayır.Ben de şimdi yemek söylemek için oda servisini arayacaktım.Yani çok iyi denk geldi”

 

 

Bunu duymak Müge’yi sevindirmişti.Zira buraya gelmeden önce bazı çekinceleri vardı.Mesela Meriç’in hangi ruh halinde olacağını tahmin etmek zordu.Bir an çok tatlı,anlayışlıyken,birden bir buz dağına dönüşebiliyordu genç adam.Neşeyle

 

 

“Çok sevindim öyleyse.Hemen yesek olur di mi? Ben çok açım da!”

 

 

dediğinde,Meriç’in yanıtı hiç beklemeden geldi.

 

 

”Olur.Zaten çok lezzetli görünüyorlar.”

 

 

Sözleri yalan da değildi.Sandviçler,Toskana bölgesine özel “schiaccata”denilen pide tarzında dışı sert ve çıtır,içiyse gözenekli ve yumuşak bir ekmekten yapılmıştı.İçlerinde mozarella peyniri domates ve bolca yeşillik vardı.İnsan bu görüntü karşısında ağzının sulanmasına engel olamıyordu.Sandviçten bir ısırık alıp denediğinde,tahminlerinde yanılmadığını anladı Meriç.Damağına yayılan tat,gerçekten mükemmeldi.

 

 

Bu sırada genç kız da sandviçten bir lokma ısırmış,merakla onun vereceği tepkiyi bekliyordu.Meriç durumu kızın bakışlarından anlayınca sessizliğini bozdu.

 

 

”Hımmmm,gerçekten de mükemmel!Sürprizin çok makbule geçti doğrusu.”

 

 

Sevinen Müge’nin yüzüne kocaman,mutlu bir gülümseme yayılmıştı.

 

 

”Bunu duymak güzel!”

 

 

deyip yemeğine döndü.Sonraki 5-10 dakika boyunca sandviçlere odaklanıp ara ara da birbirlerini kaçamak bakışlarla izlediklerinden,masaya bir sessizlik hakim olmuştu.Ancak kimse bundan rahatsız değildi.Yemek sona erdiğinde Meriç’in sesi duyuldu.

 

 

”Eeee,artık karnımız doyduğuna göre sohbet edebiliriz.”

 

 

”Olur,neden bahsedelim?”

 

 

”Mesela,sanat dışında nelerden hoşlanırsın?”

 

 

”Klasik.Kitaplar,müzik ve sinema vazgeçilmezim diyebilirim.”

 

 

”Ben de kitapları çok seviyorum.Müzikle sinema da kitaplar kadar olmasa bile sevdiğim şeylerdir.”

 

 

Ortak noktalarının giderek artması Müge’yi mutlu etmişti.Bu adamla iyi anlaşacağa benziyordu.

 

 

”Peki,en sevdiğin yemek desem?”

 

 

Bu soru karşısında Meriç’in gülümsemesi genişledi.Büyükannesi Semiha Hanım’ın elleriyle hazırladığı patlıcan kebabını hatırlamıştı.

 

 

”Ne oldu,birini mi hatırladın?”

 

 

Müge’nin sesi onu ana döndüren şeydi.

 

 

”Evet.Ama bunu nasıl anladın?”

 

 

dedi muzip bir ses tonuyla.Genç kızın cevabı hemen gelmişti.

 

 

”Çünkü çok güzel gülümsedin.Belli ki o her kimse,senin için yeri özel.”

 

 

”Haklısın.Ama sakın kıskanma,olur mu?Zira o sandığın gibi biri değil.”

 

 

Meriç’in dedikleriyle şaşırdı Müge.Ne ara ona böyle açıklama yapar olmuştu genç adam?Oysa daha 3 gün önce masasına oturmasına bile karşı çıkmıştı.Sonunda

 

 

“Biz,yine en sevdiğin yemeğe dönelim?”

 

 

diye konuştu.

 

 

”Büyükannemin elinden çıkan patlıcan kebabı.”

 

 

”Hımmmm,demek patlıcan kebabı!Ve özellikle büyükannen elleriyle hazırlayacak?”

 

 

Meriç’in ona ilk kez ailesinden söz etmesi hoşuna gitti genç kızın.Anlaşılan,Meriç için büyükannesi farklı bir yerdeydi.Dayanamadı,yeni sorular sordu.

 

 

”Peki,büyükannen nasıl biridir? Adı ne mesela?”

 

 

”Adı Semiha.Senin gibi neşeli,hayat dolu biridir.Sevdiklerine de çok düşkündür.”

 

 

Gerçekten de dediği gibi çok tatlı bir kadındı Semiha Hanım.Birgün olur da birbirlerini tanıma şansı bulurlarsa,çok iyi anlaşacaklarından genç adamın hiç şüphesi yoktu.Ancak Müge’nin muzip sesiyle düşüncelerinden uzaklaştı.

 

 

”Sen de onun biricik torunusun?”

 

 

”Aynen öyle.Gene de bu beni çok şımarttığını getirmesin aklına.Aksine,şımarıklığa hiç tahammülü yoktur.Bana ilk öğrettiği şey de herkese karşı saygılı davranmamdı.”

 

 

”Ne güzel.Gerçekten de farklı ve hoş bir kadına benziyor.”

 

 

Sözlerinde samimiydi Müge.Kadını tanırsa seveceğinden emindi.Fakat buna pek ihtimal vermiyordu.Zira Meriç’le arkadaşlıkları belki de ülkeye döndüklerinde aynı şekilde devam etmeyecekti.Aklından bunlar geçerken sohbetin akışını değiştiren genç adam oldu.

 

 

”Neyse,bugünlük bu kadar aile sohbeti yeter.Yorgun değilsen,müzik dinleyelim mi biraz?”

 

 

”Tabi olur,hatta çok güzel olur.Ne dinleyeceğiz peki?”

 

 

”Klasik müzik sever misin?”

 

 

”Sevmek ne kelime,bayılırım.”

 

 

Böylece

 

 

”Tamam o zaman.”

 

 

diyerek tabletini eline aldı Meriç.Kısa bir aramadan sonra odaya çok hoş bir melodi yayılmıştı.En sevdiği klasik müzik eserlerinden birini duyan Müge keyifle fısıldadı.

 

 

Claude De Bussy -Clair De Lune!”

 

 

O anlarda genç adamın aklından Müge’nin ne kadar bilgili ve olgun bir genç kız olduğu geçiyordu.Zira az önce kendi kendine ne dediğini duymuştu.Bir an,bu kısa tatil sayesinde onu tanıyabildiği için kendini çok şanslı hissetti.Ardından düşüncelerinden uzaklaşıp konuştu.

 

 

“Evet,doğru.Sever misin?”

 

 

Müge

 

 

”Hem de nasıl!”

 

 

diye karşılık vermiş,birkaç saniye sonra da eklemişti.

 

 

”Dans edelim mi?”

 

 

Aslında böyle bir şey teklif etmek yoktu aklında.Fakat böylesine güzel bir müzik heba edilirse de çok yazık olurdu.Dediği şeyin Meriç’in işini ne kadar kolaylaştırdığının farkında değildi.Zira genç adam müzik başladığı andan beri aynı şeyi düşünüyor ama sormaya çekiniyordu.Sonunda

 

 

“Nasıl istersen Müge!”

 

 

diyerek kıza yaklaştı.Az sonra kendilerini müziğin büyülü notalarına kaptırmış dans ederlerken,Meriç kızın çiçek kokusuyla kendinden geçmişti.Dakikalarca böyle devam ettiler.Sonunda sessizliği bozan Müge oldu.

 

 

”Artık ben odama gitsem Meriç?Kendimi yorgun hissediyorum.Dinlensem iyi olur.Hem sen de dün akşam pek uyumadın.”

 

 

Bir yandan da genç adamın onu güvenle saran kollarından çıkmış,kapıya ilerliyordu.Meriç ancak o zaman saatine baktı.Epey geçti ve kız dediklerinde haklıydı.

 

 

”Haklısın,zamanın nasıl geçtiğini fark edemedim.”

 

 

diyerek gülümsedi.Müge hemen geri dönmüş ve ona hafifçe sarılıp şöyle karşılık vermişti.

 

 

”Hem dün gece hem de bu güzel sohbet ve dans için çok teşekkür ederim.”

 

 

Birkaç dakika sonra kapıdan çıkıp odasına yürürken,ardında biraz şaşkın,çokça mutlu ve heyecanlı bir genç adam bıraktığından habersizdi.

 

 

Oysa o sırada Meriç, sonunda doğru kızı bulduğunu düşünerek kendi kendine gülümsüyordu…

 

 

 

 

1 haftalık bir aranın ardından taptaze bir bölümle herkese iyi akşamlar arkadaşlar 😀😀😀Umarım keyifle okuduğunuz bir bölüm olmuştur 🙏🙏🙏Bol bol yorum yaparak yıldıza tıklarsanız da çok sevinirim 🙈🙈🙈Kucak dolusu sevgiler ❤️❤️❤️öpücükler 😘😘😘

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bölüm : 27.02.2025 17:07 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...