23. Bölüm

21.BÖLÜM

Pile16
pile16


 

 

 

Floransa küçük,sevimli bir şehir olduğundan,yine 10-15 dakikalık kısa bir yürüyüş sonrası restorana gelmişlerdi.Müge,kapıdan içeri adımını atar atmaz,ortama tek kelimeyle hayran kaldı.Zira böyle yüksek tavanlı,mermer sütunlar üzerinde yükselen ferah mekânları çok severdi.Ancak Meriç’in her zaman bu kadar doğru tercihler yapabilmesi onun için tam bir muammaydı.Birkaç saniye kadar

 

 

“Karşımda kesinlikle 6.hissi çok güçlü bir adam var.”

 

 

düşüncesi zihnini işgal etti.Aynı anda bir garson yanlarına gelip Meriç’e adını sormuş,sonra da onları restoran içinde masalarına doğru ilerletmişti.Bu kısa yürüyüş sırasında genç kız beğeni dolu bakışlarla etrafını incelemeyi ihmal etmedi.Mekânın zemini krem yer karolarıyla döşeliydi.Yine kerem rengine boyanmış duvarlarında birkaç aynayla,farklı ebatlarda tablolar göze çarpıyordu.Aydınlatma,insanı rahatsız etmeyecek şekilde yumuşaktı.

 

 

Masa görüş alanlarına girdiğinde,Müge keyifle gülümsedi.Zira genç adam,tercihini köşe bir masadan yana kullanmıştı.Ve Meriç’in böyle ince detaylara önem vermesi genç kızı çok mutlu ediyordu.Üzerine kahverengi keten bir örtü serilmiş koyu renk ahşaptan dikdörtgen masalar,arkalıklı ancak kolçaksız kahverengi deriyle kaplanmış sandalyeler,krem rengi zemin ve duvarlarla büyük bir uyum yakalamıştı.

 

 

Genç adam sandalyesini çekerek oturmasını bekleyince,keyifle gülümsemeye devam edip

 

 

”Teşekkür ederim.”

 

 

dedi ve yerine oturdu.Meriç hemen

 

 

”Rica ederim,benim için zevk.”

 

 

diyerek karşı sandalyede yerini almıştı.Kısa bir süre sessizce beklediler.Bu sırada genç adam,kaçamak bakışlarla Müge’yi izliyor,onunla göz göze gelmeye çekiniyordu.Boyundan bağlamalı,çiçekli elbisesi,uçlarını hafifçe dalgalandırdıktan sonra omuzlarına döktüğü saçları ve krem babetleriyle kesinlikle çok güzeldi genç kız.Üstelik yüzünde neredeyse hiç makyaj yoktu.

 

 

Meriç,karşısındaki bu güzellikle öylesine mest oldu ki,duygularını saklayamamaktan korktu.Zira şu an aklından binbir hınzır düşünce geçiyordu.Sanki bir romantik komedi filminde başrol oyuncusuydu.

 

 

O anlarda Müge’de genç adamın aklından geçenlerden habersiz,Meriç’i izlemekle meşguldü.Karşısında oturan adam,dağınık sarı saçları,masmavi bir denizi andıran gözleri, yüzünün bir kısmını kaplayan kirli sakallarıyla öylesine yakışıklıydı ki,bu görüntü ister istemez insanın aklına şu gördüğü rüyayı getiriyordu.

 

 

Düşündükleri ya da ortamın sıcaklığı yüzünden,genç kızı ateş basmıştı.Serinlemek için su içmek istedi ve elini masada duran sürahiye uzattı.Neredeyse aynı anda Meriç’de su içmek üzere elini sürahiye uzatınca,parmakları birbirine değmişti.Müge bir an irkildi.Zira bu dokunuş el ele meydanı dolaşmaları gibi değildi.Tabii böyle düşünmesinin nedeni gördüğü rüyada olabilirdi.

 

 

Diğer tarafta genç adamın durumu da ondan pek farklı sayılmazdı.O minicik temasın ardından adeta yıldırım çarpmışa dönmüştü.

 

 

”Ö-özür dilerim.”

 

 

diyerek telaşla elini sürahiden çekti.Bu davranış Müge’yi şaşırtmıştı.

 

 

“Ne oldu ki şimdi?Yoksa o da kendini benim gibi tuhaf mı hissediyor?”

 

 

diye geçirdi içinden.Sonra da

 

 

”Teşekkür ederim,gerçekten çok naziksin.”

 

 

diyerek bardağına biraz su doldurdu.Bir yudum içtiğinde,nispeten sakinleşmişti.

 

 

Genç kızın sürahiyi masaya bırakmasının ardından Meriç de bardağını suyla doldurup yudumladı.Şimdi,daha iyiydi.Ancak kalbi hâlâ heyecanla atmayı sürdürüyor,kıza küçücük bir dokunuşun onu getirdiği hale inanamıyordu.Bu gece havadaki bu tuhaf elektriğe daha ne kadar dayanabilecekti acaba?

 

 

”Siparişlerinizi alabilir miyim efendim?”

 

 

Garsonun sesiyle,düşüncelerinden sıyrıldı,masada duran menüyü eline alarak bir süre inceledi ve konuştu.

 

 

”Biz Floransa usulü biftek,yanında da 2 vişne suyu rica ediyoruz.Ancak porsiyonlar bir kişi için oldukça büyük görünüyor.Bu nedenle paylaşmak daha doğru olacak.Et de normalden biraz daha fazla pişerse seviniriz.Değil mi Müge?”

 

 

Genç kızın cevabı hiç bekletmeden gelmişti.

 

 

”Kesinlikle evet.”

 

 

Zira Meriç porsiyonlar konusunda haklıydı.Ayrıca Müge az pişmiş et yemekten de hiç hoşlanmazdı.Böylece garson siparişleri not ederek hemen yanlarından ayrıldı.Yalnız kaldıklarında sohbeti başlatan genç kız olmuştu.

 

 

”Sana bir şey sorabilir miyim Meriç?”

 

 

”Tabii ki.Ne istersen.”

 

 

”Hımmm,ne istersem demek?Bu biraz tehlikeli değil mi?”

 

 

”Hayır,değil.Çünkü senin bilerek birini üzmeyeceğinden eminim.”

 

 

”Anladım.Neyse,tatil süresince genellikle benim kararlarıma göre hareket ettiğimiz için rahatsız mısın,merak ediyorum?”

 

 

”Hiç değilim cesur kız.Neden olayım ki?Herkes böyle güzel ve güzel olduğu kadar bilgili bir kızla gezi yapmak ister.Sanırım sen bu tip bir gezi için en uygun rehber olabilirsin.”

 

 

Genç adam söze güzel başlamış olabilirdi.Ancak cümlesinin sonlarında geçen “rehber”sözcüğü Müge’nin biraz keyfini kaçırmış,aklını karıştırmıştı.Genç kızın o gece gözlerindeki hafif bulutlanmadan yine istemeden de olsa bir pot kırdığını anladı Meriç.Biraz düşündükten sonra da gülümseyerek şöyle devam etti.

 

 

”Eğer seni sadece bir rehber olarak gördüğümü düşündüğün için yüzün asıldıysa,lütfen asılmasın Müge.Çünkü o,sadece lafın gelişi söylenmiş bir şey.Yoksa sen benim için insan olarak çok ama çok değerlisin.”

 

 

Genç adamın yaptığı kısa açıklama Müge’nin neşesini yerine getirmeye yetmişti.Muzip bir ses tonuyla karşılık verdi.

 

 

”Bunu duyduğuma sevindim.Ayrıca kırdığın potları toparlamakta da hiç fena sayılmazsın.”

 

 

Hemem hemen aynı anda siparişleri gelmiş,sohbet doğal olarak kesilmişti.Bir süre ağızlara layık bifteğin tadını çıkarmaya odaklandılar.Yemeğin sonlarına yaklaşırken Meriç’in sesi duyuldu.

 

 

”Sen bana ailemi soramıyorsun ama ben sana sormak istesem?”

 

 

”Sakıncası yok Meriç.Annem diş hekimi,babam avukat.”

 

 

”Güzelmiş.Peki,kardeşin var mı?”

 

 

”Hayır,tek çocuğum.Fakat Elif kardeşim gibidir.”

 

 

Müge’nin neden bu kadar olgun,iyi yürekli olduğunu şimdi anlamıştı genç adam.Belli ki onu çok seven,üzerine titreyen bir ailesi vardı.Maddi anlamda çok iyi şartlarda büyümüş olduğu halde,şımartılmadığı da açıktı.Ayrıca ailesinin kültürlü,bilgili ve zarif insanlardan oluştuğunu tahmin etmek Meriç için hiç zor değildi.

 

 

”Ne güzel senin adına çok sevindim.”

 

 

dedi,ardından saatine baktı genç adam.Yine gece 11 olmuştu.Bu kızın yanında zaman uçup gidiyordu.Onu düşüncelerinden uzaklaştıran Müge’nin sesi oldu.

 

 

”Gitsek mi artık?”

 

 

Hızlıca toparlanarak şöyle karşılık verdi.

 

 

”Bir saniye dur Müge,sana bir şey vermek istiyorum.”

 

 

“Öyle mi?Neymiş o?”

 

 

diye sorularını sıralarken sesi kulağa meraklı geliyordu genç kızın.Zira kendini ortamın ve yemeğin güzelliğine kaptırmış,Meriç’in pazardan aldığı ufak paketi unutmuştu.O sırada genç adam cebinden küçük,kadife bir kutu çıkarıp açtı,görmesi için Müge’ye doğru tuttu.Kutunun içinde gümüş bir zincirin ortasında,yine gümüşten küçük bir sonsuzluk işareti bulunan çok zarif bir kolye vardı.Hemen

 

 

“Çok teşekkür ederim de buna hiç gerek yoktu.”

 

 

diyerek gülümsedi.Gözlerinin mutlukla ışıl ışıl parlamasına engel olamamıştı.

 

 

”Beğendin mi cesur kız?”

 

 

Evet,bayıldım hatta.Çok zarif,çok güzel!”

 

 

”Hiçbir şey senin kadar zarif ve güzel olamaz inan.”

 

 

Meriç’in dilinden dökülen son cümle genç kızı hem heyecanlandırmış,hem de biraz ürkütmüştü.Bu nedenle adamın ona

 

 

”Boynuna takmama izin verir misin lütfen?”

 

 

diye sorduğunu çok geç fark ederek kekeledi.

 

 

”Ta-tabi!”

 

 

Bir yandan da saçlarını tek tarafa toplayıp sırtını Meriç’e dönmüştü.

 

 

Genç adam o an Müge’nin boynundan yükselen çiçek kokusuyla bir kez daha kendinden geçti ve daha fazla dayanamayıp fısıldadı.

 

 

”Seni seviyorum Cesur Kız!”

 

 

 

 

Taptaze bir bölümle herkese merhaba 😀😀😀Umarım bölümü keyifle okumuş,Meriç’in aşk itirafını beğenmişsinizdir🙏🙏🙏Bol bol yorum yaparak yıldıza tıklarsanız da çok mutlu olurum 🙈🙈🙈Kucak dolusu sevgiler ❤️❤️❤️Öpücükler 😘😘😘

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bölüm : 12.03.2025 18:26 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...