
Müge, yarım saat süren rahat bir yolculuk sonrası okula ulaştı. Arabasını öğrenciler için ayrılan park yerinde uygun bir yere bırakarak kafeteryaya doğru ilerledi. Elif’in büyük bir heyecanla içeride onu beklediğini tahmin edebiliyordu. Arkadaşını düşünür düşünmez, yüzüne keyifli bir gülümseme yayıldığının farkında değildi. Binadan içeri adımını attığı anda kulağına Elif’in neşeli sesi doldu.
” Canımmmm, hoşgeldin! Seni çok özledim gerçekten.”
Ardından da genç kız yanına gelip ona sarıldı. Bu cümle ve sıcacık kucaklama düşündüklerinde haklı olduğunun en önemli kanıtıydı. Hemen aynı sıcaklıkta kucakladı can dostunu.
” Ayyyy! Hoşbuldummmm! Ben de seni çok özledim güzelim.”
Birkaç saniye içinde sarmaş dolaş masalardan birine doğru ilerleyip karşılıklı oturmuşlardı.Elif
“ Ben şimdi ikimize 1’er fincan kahve alıp geliyorum canım. Dersten önce biraz laflarız.”
diyerek Müge’yi masada yalnız bıraktı ve kahve almak üzere tezgaha doğru adımladı. Sıranın epey uzun olduğunu fark ettiğinde, genç kız belki de ilk kez rahat bir nefes almıştı.Zira bu sayede kafasını toplayacak, Elif’in sonu gelmez sorularına kendini hazırlayabilecek zamanı olacaktı.
Bir yandan Meriç’i, ona olan aşkını Elif’le paylaşmak için can atıyor, bir yandan da Gökyüzü’nü sadece kendine saklamak istiyordu. Bu, ne tuhaf bir durumdu? Aklından bunlar geçerken, gözlerinin önünde yine genç adamın yüzü, gülen mavileri belirince şaşırdı. Onu daha şimdiden bu kadar özlemesi normal miydi?
“ Mügeeee, güzelim! Nereye daldın öyle?”
” Hıııı?”
” Hı mı? Ne oldu kızım sana?”
Elif, arkadaşının hali karşısında çok şaşkındı. Müge’yi uzun zamandır bu kadar dalgın gördüğünü hatırlamıyordu. Kesin ona anlatmadığı bir şey vardı. Ama ne?
” Sana diyorum güzelim, iyi misin? “
Müge, duyduğu endişeli ses tonuyla sonunda düşüncelerinden uzaklaşabilmişti. Mahçup mahçup gülümsedi.
” Ha, yok bir şey yaaa! Dalmışım öyle. “
” Onu anladım canım da, nereye daldın acaba? Yoksa kime mi, demeliydim?
derken, sesi çok muzipti Elif’in.
” Sınavlar yarın başlayacak ya, onu düşünüyordum Elif’çim. Yani, önemli bir şey yok.”
” Öyle mi, inanayım mı?”
” İnan tabii güzelim. Tatil sonrası okula dönmek zor geldi biraz. Klasik tatil sonrası gerginlik işte.”
Elif duyduklarına pek inanmamıştı. Zira arkadaşı her zaman dersleri çok iyi dinler, sınavlardan en yüksek notu alırdı. Gülümseyip aklından geçenleri söze döktü.
” Neyse, ben yine de dediklerine pek inanmadım canım. Çünkü sen, hep dersleri çok iyi dinler, sınavlardan da genelde sınıfın en yüksek notunu alırsın.”
Müge, yüzünde haylaz bir ifadeyle karşılık vermekte gecikmemişti.
” Her şeyin bir ilki vardır ama .”
” Eh ne diyeyim, vardır tabii. Madem öyle, yarın ilk sınavın nedir Müge’cim?”
Soruya bakılırsa, Elif onu daha fazla zorlamayacaktı. Konuyu değiştirmede başarılı olmuşa benziyordu. Rahat bir nefes alıp konuştu.
“ Dün okulun sitesine girdiğimde Modern Sanat yazıyordu. Sınav sabah saat 9’da yapılacakmış. Peki senin?”
” Maliyet Muhasebesi maalesef.”
” En sevmediğin derstir, bilirim.”
” Ne yapayım, hocasıyla hiç anlaşamıyorum. Ama yapacak bir şey yok.”
” Peki, saat kaçta? “
” Sabah 11’de canım.”
” İyi bari. Çalışmak, hatta sabah biraz tekrar yapmak için zamanın olacak.”
dediğinde, bir yandan da saatini kontrol etmişti Müge. Sabah 10’a geliyordu. Artık sınıfa gitse fena olmazdı. Onun saatine baktığını fark eden Elif, derse pek bir şey kalmadığını anlamış,
” E hadi o zaman sınıflara gidelim artık. Sen böyle saate baktığına göre ders başlamak üzeredir.”
diyerek kahvesinden son bir yudum içtikten sonra yerinden kalkıp kafeteryanın çıkışına doğru ilerlemişti. Müge hemen
” Tamam canım, haklısın.”
dedi ve arkadaşını takip etti. Az sonra ikili binadan çıkmışlardı. Müge, yönünü Elif’lerin binasının karşısında bulunan kendi bölüm binasına çevirdi. Sınıfından içeri girerek arkadaşlarıyla selamlaştıktan kısa bir süre sonra hoca gelmiş, böylece genç kızın yoğun günü başlamıştı.
Meriç, 3 katlı küçük binada merdivenleri kullanarak odasına çıktı. Zira asansör kullanmayı pek sevmezdi. Birkaç dakika sonra masasına oturmuş, bilgisayarında e-postalarını kontrol ediyordu. Hesabında çok sayıda gereksiz e posta olmasına şaşırmadı ve hemen hepsini çöp kutusuna gönderdi. Şimdi geriye cevaplaması gereken 10 e-posta kalmıştı. Gülümseyerek mırıldandı.
” Eeee Meriç Bey! Tatilinizi böyle uzatırsanız, işler de birikir tabi. Şimdi yoğunluktan 1 hafta başınızı kaşıyacak zamanınız olmayacak.”
Bu yoğunluktan hiç şikayetçi değildi çünkü. İşler birikmiş olabilirdi. Ama buna karşılık, Müge gibi bir güzellikle tanışma fırsatı yakalamış, hayatının aşkını bulmuştu. Aklından bunlar geçerken kapısı tıklatıldı. Gelen ya sekreteri Feyza, ya da Hakan’dan başkası olamazdı.
“ Umarım gelen Feyza’dır.”
diye düşünüp dışarıya seslendi bu kez.
” Gellll!”
Hakan’ın yüzünde haylaz bir tebessümle içeri girmesi 1-2 saniye sürmüştü.
” Hayırdır Abi! Sabah sabah kapıdan ıslık çalarak girmişsin. Aşağısı bununla çalkalanıyor. Neler olduğunu anlatacak mısın?”
Bakalım can dostunun meraklı sorularından nasıl kurtulacaktı?
Bayramın son gününde taptaze bir bölümle herkese merhaba 😊😊😊Umarım Meriç’le Müge’yi özlemiş, bölümden keyif almışsınızdır🙏🙏🙏Onlar sizi çok özlemişler çünkü 🤭🤭🤭Bol bol yorum yaparak yıldıza tıklarsanız da hem beni hem onları çok mutlu edersiniz inanın🙈🙈🙈Kucak dolusu sevgiler ❤️❤️❤️Öpücükler 😘😘😘
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 5.42k Okunma |
1.87k Oy |
0 Takip |
52 Bölümlü Kitap |