
Bir süre ne yapacağını düşündü, ardından işi şakaya vurmaya karar vererek gülümseyip can dostuna sarıldı.
” Dur oğlum! Ne bu acele? İnsan önce bir hoşgeldin der.”
Hakan, aynı sıcaklıkta ona kucaklarken, bu muzip tavır karşısında şaşkındı.
“ E hoşgeldin o zaman Abi!”
Zira Meriç’i en son ne zaman böyle gördüğünü hatırlamıyordu. Birkaç saniye sonra ekledi.
” Tatil nasıldı? Uzattığına göre Floransa’nın ilgini çektiğini düşünüyorum.”
” Evet haklısın Hakan. Şehir, sana telefonda da söylediğim gibi tam bir açık hava müzesine benziyor. Çok değişik bir atmosferi var. Benim için harika bir tatil oldu.”
Genç adam 1 hafta önceki telefon konuşmalarını hatırlamış, ancak bu kadar büyük bir değişim beklememişti. Meriç’in bugün bambaşka bir havası vardı. Bir insan, bu kadar kısa sürede gerçekten böyle değişebilir miydi? Sonunda dayanamadı, aklından geçeni gözlerinde haylaz bir ifadeyle dile döktü.
” Belli ki tatilin çok iyi geçmiş. Keyfin çok yerinde. Seni tanımasam, kadınlara karşı ne kadar soğuk olduğunu bilmesem,aşık oldun diyeceğim ama diyemiyorum.”
Sözleri bittiğinde, şaşırma sırası Meriç’e gelmişti. Aşık olduğu, o kadar mı anlaşılıyordu? Tabii şu an yığınla iş onu beklerken aşktan söz etmeye hiç niyeti yoktu. Önce işleri bir düzene sokmalıydı. Gülümsedi.
” Hadi Abi, hadi! Bugünlük bu kadar gevezelik ikimize de yeter. İşler zaten birikmiş, senin de işlerin vardır eminim. Şimdi, aşk meşk konuşmanın hiç sırası değil.”
Hakan, yüzündeki gülümsemeyi silmeden kapıya ilerlemişti.
” Anladım, beni nazikçe kovuyorsun. Ama elimden kurtuldun sanma! Elbet konuşacağız.”
Genç adam keyifle seslendi arkasından.
” Tabii konuşacağız oğlum, merak etme! Sadece henüz zamanı değil.”
Hakan gözden kaybolduğunda da, bugünlük onu atlatabildiği için memnun, işinin başına döndü. Gelen e- postaları incelerken, ünlü bir hukuk firmasının kendisiyle çalışmak istediklerini bildiren yazısı dikkatini çekmişti. Onlarla çalışmanın şirketi için faydalı olacağını düşündü, telefonunu eline alarak sekreteri Feyza’yı odasına çağırdı. İşinde çok başarılı ve zeki biri olan genç kadının yanına gelmesi saniyeler sürmüştü.
” Buyurun Meriç Bey, ne istemiştiniz?”
” Bana yarın sabah için şu hukuk bürosundan bir randevu al Feyza. Bizimle çalışmak istiyorlar.”
Kadın
” Nasıl isterseniz efendim.”
diyerek odadan çıkarken, Meriç düşüncelere daldı. Feyza, ondaki değişiklikleri çoktan fark etmiş olmalıydı. Zira şirketi kurduğundan beri, yani tam 4 yıldır asistanlığını yapıyor, tüm aksiliklerine büyük bir sabırla katlanıyordu. Tatile gitmeden önce Hakan’dan duyduğuna göre de yakında evlenecekti. Acaba balayını onlara hediye mi etseydi? Bu, bunca yıllık sabrı için güzel bir armağan olabilirdi. Sonunda kendi kendine mırıldandı.
” Yarın onunla bir ara bu konuyu konuşsam hiç fena olmaz. Kesin duyunca çok şaşıracak ama ona pek hissettirmesem de benim için önemli biri o.”
Az sonra kaldığı yerden e postaları okumaya devam ediyordu.
Yarın sınavlar başlayacağından, hocaları dersleri normalden kısa tutmuş, sadece sınavda sorumlu olacakları yerleri belirmekle yetinmişlerdi. Müge buna sevindi. Şimdi, çalışmak için daha çok zamanı olacaktı. Hemen sınıftan çıktı, merak etmesin diye Elif’e eve gideceğini belirten kısa bir mesaj yazıp gönderdi ve arabasına doğru ilerledi.
“ Für Elise” parçasının eşlik ettiği yolculuğu, yaklaşık yarım saat sürmüştü. Reyhan Hanım onu her zamanki güler yüzüyle karşıladı.
” Hoşgeldin! Bademli kurabiye yaptım, yanında kahve de var güzelim!”
” Hoşbuldum! Harikasın Reyhan Abla’cım!”
derken, odasına gitmek üzere merdivenleri tırmanmaya başlamıştı. Çabucak odadan içeri girdi, küçük banyoda elini yüzünü yıkadı ve üzerine rahat bir eşofmanla tişört giydi. Çalışmak için hazırdı.Masasının başına oturdu, yarın sınava gireceği Modern Sanat dersinin notlarını önüne çekip okumaya başladı. Notları düzenli tuttuğundan, sınavda zorlanacağını sanmıyordu.
Az sonra Reyhan Hanım, kapıyı tıklatarak içeri girdi. Elinde içinde 2 bademli kurabiye ve 1 fincan filtre kahve olan küçük bir tepsi vardı.
” Kolay gelsin canım!”
diyerek elindeki tepsiyi bırakınca Müge’nin cevabı geldi.
” Teşekkür ederim, ellerine sağlık Reyhan Abla!”
” Rica ederim !”
deyip hafifçe tebessüm ederek çıkmıştı Reyhan Hanım. Müge kendi kendine fısıldadı.
” Çalışmak için her şey hazır artık! “
Ardından da kaldığı yerden notları okumaya devam etti.
Meriç, iş yerinde yoğun ama verimli bir gün geçirmiş, akşam 7 gibi eve gitmek üzere şirketten çıkmıştı. Birkaç gün daha işlerin böyle yoğun devam edeceğini biliyordu. Fakat sorun değildi. Çünkü, çalışmaktan korkmazdı.
Eve geldiğinde kısa sürede banyodaki işlerini bitirdi, üstüne rahat bir tişört ve eşofman altı giydi ve mutfağa yöneldi. Buzdolabında bir tencere dolusu yaprak sarması olduğunu görmek, keyfini daha da yerine getirmişti. Cam kapaklı tencereyi dışarı çıkararak yardımcısının özenle serçe parmağı kalınlığında sardığı sarmalardan kendine bir tabak hazırladı. Üzerine de biraz yoğurt döktü. 10 dakika içinde tabak boşaltmıştı. Saat neredeyse akşam 8 olmak üzereydi. Müge’yi özlediğini fark edip telefonunu eline aldı, son aramalarda “Günışığım”ı buldu ve dokundu. 1-2 çalış sonrası telefon açılmış, genç kızın muzip sesi duyulmuştu.
”Selammmm, Gökyüzü’m! Nasılsın? “
Onun göremeyeceğini bilse de gülümsedi.
” İyiyim güzelim! Az önce işten gelip yemek yedim. Sen nasılsın.”
” İyiyim Meriç’çim! Sana afiyet olsun! Yarınki sınava çalışıyordum.”
Genç kız böyle derken, Suna Hanım her şeyden habersiz kızını akşam yemeğine çağırmak için odaya doğru ilerliyordu. Akşam 7 civarında işten gelmiş, saat 8 olduğu halde Müge hâlâ yemek için salona gelmeyince derse daldığını düşünmüştü. Zira bu evde akşam yemeği yıllardır tam 8’de yenirdi. Mete Bey, salondaki masada onların gelmesini sabırsızlıkla bekliyordu.Tam
” Hadi Müge’cim, yemek hazır. Sonra kaldığın yerden devam edersin. Baban bizi bekliyor.”
diye oda kapısını açacakken içeriden kızının sesini duydu.
” Tamam Gökyüzü’m, kendimi çok yormam. Merak etme sen. Ama sen de kendine dikkat et, olur mu? Seni seviyorum!”
Kulağına çalınanlar, Suna Hanım’ı şaşırtmıştı. Zira Müge ondan bir şey saklamaz, anlatırdı. Dolayısıyla hayatında biri olsa mutlaka bilirdi. Öyleyse şu “Gökyüzü’m” dediği kişi kimdi? Yoksa kızı Floransa tatilinde biriyle tanışmış, sonra da ona aşık mı olmuştu?
1 haftalık bir aranın ardından taptaze bir bölümle merhaba 😌😌😌Umarım bölümü keyifle okumuşsunuzdur 🙏🙏🙏Bol bol yorum yaparak yıldıza tıklamayı da unutmayın olur mu🙈🙈🙈Kucak dolusu sevgiler ❤️❤️❤️Öpücükler 😘😘😘
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 5.42k Okunma |
1.87k Oy |
0 Takip |
52 Bölümlü Kitap |