40. Bölüm

38.BÖLÜM

Pile16
pile16


 

 

 

Saat, sabah 10.15 civarıydı.Sınavı bitmiş, iyi de geçmişti. Bu nedenle Müge’nin neşesi yerindeydi. İlk iş, Meriç’e sınavının iyi geçtiğini haber veren bir mesaj yazdı, ardından kafeteryaya doğru ilerledi. Belki bir kahve içer, Elif’le biraz sohbet ederdi. Zira şu an can dostu büyük ihtimalle Maliyet Muhasebesi dersinin notlarıyla cebelleşiyor, morale ihtiyaç duyuyordu.

 

 

Aklından bunlar geçerken, kafeteryadan içeri girip etrafına şöyle bir bakındı. Az ileride bir masaya oturmuş, kendi kendine söylenen Elif’i görmesi fazla sürmemişti. Tahmin ettiği gibi kızın önünde ders notları açıktı. Hemen yanına ilerleyerek konuştu.

 

 

” Selam canım! Nasıl gidiyor?”

 

 

Elif, kulağına dolan sesle başını notlarından kaldırıp yüzünü buruşturmuştu.

 

 

” Selâm! Nasıl mı gidiyor Müge? Tek kelimeyle git-mi- yorrrr! Akşamdan beri çalışıyorum ama bir türlü istediğim gibi olmuyor. Neredeyse kafayı yemek üzereyim! Ne Maliyet Muhasebesi’ymiş yahu! “

 

Genç kız elinde olmadan gülümsedi.

 

 

” Sakin ol canım, lütfen! Biliyorum, yapması söylemesi kadar kolay değil. Ayrıca dersi sevmiyorsun. Ancak böyle telaş yaparsan bildiklerini de unutacaksın. Hem ben senin halledeceğinden eminim.”

 

 

” Ben pek emin değilim valla. Yine de güvenin için teşekkürler canım. Neyse, bir kahve getirirsen çok makbule geçer doğrusu.”

 

 

”Olur Elif’çim. Ben şimdi geliyorum. Sen de, dediğim gibi sakinleş biraz.”

 

 

dediğinde, çoktan kahve sırasına doğru yürümüştü Müge. Bu kez sıra çok uzun olmayınca, 5 dakika içinde elinde kahvelerle tekrar Elif’in yanına döndü.

 

 

”Al bakalım! “

 

diyerek kahve bardaklarından birini arkadaşının önüne bıraktı. Sonra da elinde kahvesiyle karşı sandalyeye oturdu. Elif hemen kahvesinden bir yudum içip öfkeyle söylenmeye başlamıştı.

 

 

” Öyle formüller var ki, inan akşamdan beri çalışmama rağmen, bir türlü aklıma girmiyor!”

 

 

” Güzelim, az önce de dedim ya, kendini sakinleştirmeyi başaramazsan daha kötü olacak her şey. Bildiklerin de aklından silinecek. Sana nasıl yardımcı olabilirim, bilmiyorum ki?

 

 

” Haklısın Müge’cim. Neyse, beni boşver! İşler zaten sonunda olacağına varır. Senin sınavın nasıl geçti?”

 

 

derken, Elif biraz daha sakinleşmiş gibiydi sanki.

 

 

” İyiydi güzelim! Hocamız 4 soru sormuştu. Hepsi de çalıştığım yerlerdendi. Ben de rahatça cevapladım.”

 

 

Aldığı cevaba hiç şaşırmadı Elif. Zira Müge’nin ne kadar düzenli not tuttuğunu ve bölümünü nasıl sevdiğini çok iyi bilirdi. Şimdiye kadar zorlandığı bir dersi olduğunu hatırlamıyordu. O sırada Müge’nin telefonundan yükselen mesaj bildirim sesi sohbeti kesintiye uğrattı. Gökyüzü, mesaja karşılık vermiş olmalıydı. Onu düşününce heyecanlanmıştı genç kız. Ama mesaja bakarsa Elif’in elinden kurtulamazdı. Arkadaşının sesiyle ana döndü.

 

 

” Telefonuna bakmayacak mısın Müge’cim? Mesaj geldi de!”

 

 

” Bakacağım canım da, önemli bir şey değildir. Yine indirim mesajlarından biri gelmiştir herhalde.”

 

 

diyerek gülümsedi. Elif’in cevabı bekletmeden gelmişti.

 

 

” Gözlerin pek öyle demiyor. Heyecanlandın sen! Ama şimdi konuşmak için zamanım yok, birazdan sınav başlayacak çünkü. Gitmem lazım.”

 

 

Ardından kahvesini bitirdi, Müge’yi öperek sınavın yapılacağı sınıfa gitmek üzere kafeteryadan çıktı. Müge’nin şansı, bugün yine ondan yanaydı.Az sonra eşyalarını toplamış, eve gitmek üzere park yerine doğru yürüyordu.

 

 

 

 

Meriç, kendisine verilen adrese geldiğinde, 6 katlı bir binayla karşılaştı. Hukuk bürosunu yalnızca ismen tanıdığı için, bu kadar büyük bir yer olduğunu tahmin etmemişti. Arabasını park yerinde uygun bir yere bıraktı, binadan içeri girerek danışmaya ilerledi. Deskin önünde oturan genç kız, gülümseyip

 

 

“ Buyurun efendim, size nasıl yardımcı olabilirim acaba?”

 

 

diye sorunca da konuştu.

 

 

” Mete Bey’le randevum vardı.”

 

 

Bunun üzerine kız onu Mete Bey’in sekreterine yönlendirmişti. Hukuk bürosunun sahibi Mete Bey’in ofisi, binanın 6. katında bulunuyordu. Asansörle 6. kata çıkarak koridorda ilerledi. Az sonra sekreterin masası görüş alanındaydı.Gülümsedi.

 

 

” Merhaba! Mete Bey beni bekliyordu.”

 

 

Sekreter kadın hemen hafif bir tebessümle

 

 

“ Meriç Bey, değil mi? Buyurun lütfen!”

 

 

deyip, ofise kadar ona eşlik etmiş, ardından kapıyı tıklatarak

 

 

“ Meriç Bey geldi efendim!”

 

 

dedikten sonra onu ofisten içeri almıştı.

 

 

İçeri girer girmez etrafına baktı Meriç. Mete Bey’in ofisi, oldukça geniş ve rahattı. Zemin, açık renk parkeyle döşenmiş, mobilyalarda açık renk ahşapla beyaz tonları tercih edilmişti. İlk göze çarpan eşyalar, büyük bir çalışma masasıyla, arkalıklı siyah bir çalışma sandalyesiydi. Büyük çalışma masasının hemen önünde daha küçük bir masa ve bu masanın çevresinde ise 3 geniş arkalıklı, aynı zamanda kolçaklı siyah deri koltuk vardı. Kapının yan tarafında yine açık renk ahşapla beyazın birlikte kullanıldığı bir dolap duruyordu.

 

 

Dolabın üst tarafındaki duvara, büyükçe bir analog saat, çalışma masasının arkasında kalan, taş görünümlü gri bir duvar kağıdıyla kaplı duvara ise, küçük bir televizyon asılıydı. Belli ki Mete Bey, gündelik haberlere ilgi duyan biriydi. Aklından bunlar geçerken bakışlarını bilgisayarda çalışan adama kaydırdı.

 

 

” İyi günler efendim! Ben,Meriç Arhan. Maya Bilgisayar Şirketi’nden geliyorum.”

 

 

diyerek gülümseyip elini uzattı. Bu sözler üzerine Mete Bey başını bilgisayardan kaldırmış,

 

 

“ Hoşgeldiniz Meriç Bey! Buyurun, oturun lütfen. Ben de sizi bekliyordum. Randevunuza bu kadar sadık olduğunuza göre, sizinle iyi anlaşacağız.”

 

 

deyip gülümseyerek Meriç’in elini sıkmış ve oturması için karşısındaki koltuklardan birini işaret etmişti. Genç adam, koltukta yerini alır almaz, kendini adamı incelerken buldu. Mete Bey, 50’li yaşlarda, uzun boylu, dinç bir adamdı.Kahverengi gözleri, başının yanlarında ve arkalarında kalan az sayıda saç telinden anladığı kadarıyla yine kahverengi saçları vardı. Gözleri, tuhaf bir şekilde insana güven veriyordu. İlk kez tanışmalarına rağmen, ona ısındığını fark etti. Kısa bir süre sonra da konuştu.

 

 

” Hoşbuldum efendim! Buyurun, sizi dinliyorum. Hangi konuyla ilgili görüşmek istemiştiniz?”

 

 

” Konuya girmeden önce bire kahve alırız, değil mi?”

 

 

” Olur. Orta şekerli bir Türk kahvesi lütfen!”

 

 

dediğinde, Mete Bey, telefonda sekreterine 2 orta şekerli kahve söylemişti bile. Ardından konuya giriş yaptı.

 

 

” Tahmin edersiniz ki, şirkette çok fazla davayla ilgileniyoruz. Ve zaman zaman bu davalarla ilgili olarak araştırma yapmamız, hatta geçmişe dönmemiz gerekebiliyor. Ancak her zaman istediğimiz bilgilere öyle kolayca ulaşamıyoruz. Dolayısıyla ben sizden, tüm davalarımızın bulundukları noktayı rahatlıkla kontrol edebileceğimiz bir program tasarlamanızı rica ediyorum.”

 

 

” Sanırım benden, tüm davalarınızın en başından bu yana geçirdikleri aşamaları tek tuşa basarak görebileceğiniz , kullanımı basit bir program tasarlamamı istiyorsunuz.Doğru anlamış, mıyım?”

 

 

Mete Bey’in aklından geçen tam da buydu. Meriç de biraz karışık anlattığı halde onu çok iyi anlamıştı. Öyleyse, onun çok zeki, efendi biri olduğu konusunda yanılmıyordu. 30 yaşlarında, sarışına yakın kumral ve mavi gözlü genç adamın, hem nazik, hem de kararlı tavrından hoşlandığını fark ederek yeni bir soruyla bir kez daha sohbete dahil oldu.

 

 

” Evet, sizden tam olarak istediğim bu. Beni çok iyi anlamışsınız. Program, acaba ne zaman hazır olur?”

 

 

Meriç, biraz düşünmüş, ardından şöyle karşılık vermişti.

 

 

” Sanırım 2 hafta kadar sürer. Ancak elimden geldiğince çabuk bitirmeye çalışacağım.”

 

 

Mete Bey

 

 

” Tamam, bizim için uygun bir süre. Ancak daha hızlı olursanız da çok sevinirim.”

 

 

dediğinde, anlaşmışlardı. Meriç hemen

 

 

“ Öyleyse, ben şirkete döner dönmez sözleşmeyi hazırlatır ve size gönderirim. Hatta program için gerekli ön araştırmalara da başlarım.”

 

 

deyip gülümsedi. Ardından el sıkıştılar. O an kimse bilmiyordu ama bu 2 adam, çok yakın bir gelecekte, çok farklı bir ortam ve konumda tekrar karşı karşıya geleceklerdi …

 

 

 

 

1 haftalık bir aranın ardından taptaze bir bölümle merhaba 😀😀😀Aslında canım ülkemin akciğerleri ormanlarımız alev alev yanarken içimden hiç bölüm paylaşmak gelmiyordu 🥺🥺🥺Ama Meriç’le Müge’nin ricalarını kıramadım🤭🤭🤭Umarım keyifle okumuş🙏🙏🙏az da olsa bozuk morallerinizi düzeltebilmişsinizdir🙈🙈🙈Bol bol yorum yaparak yıldıza tıklamayı da unutmayın lütfen olur mu🙈🙈🙈Kucak dolusu sevgiler ❤️❤️❤️Öpücükler 😘😘😘

 

 

 

Bölüm : 27.07.2025 15:51 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...