45. Bölüm

43.BÖLÜM

Pile16
pile16


 

 

 

Elif, sınavının bitmesinin ardından eve geldi ve yatağına uzandı.Kendini çok yorgun hissediyordu. Çünkü, 2 haftalık sınav maratonu süresince sık sık sabahlaması gerekmişti. Dersler konusunda Müge’ye benzemez, düzenli çalışmayı çok istemesine rağmen, pek başarılı olamazdı. Yine de zeki bir kız olduğundan, Maliyet Muhasebesi dışındaki derslerinden ortalamanın üzerinde notlar alacağını düşünüyordu. Sınavları fena geçmemişti.

 

 

Komodine bıraktığı telefonundaki saate şöyle bir göz attı. Henüz erkendi. Biraz uyuyabilirdi. Kulaklıklarını takıp telefonundaki play list’ten bir şarkı seçerek dinlemeye koyuldu. Ancak zihni, Müge’nin sabah attığı mesajla meşguldü. Eğer yanılmıyorsa 2 haftadır ondan özenle saklanan sır, bu gece yemekten sonra nihayet açığa çıkacaktı. Can dostunun onunla ne hakkında konuşacağını doğrusu çok merak ediyordu.Sonunda

 

 

“ Her ne anlatacaksa eminim Floransa tatiliyle ilgili. Ama öğrenmek için birkaç saat daha sabredebilim herhalde.”

 

 

diye mırıldanıp gülümsedi. Ardından günün yorgunluğuyla uykuya daldı. Uyandığında, saat epey geç olmuştu. Tam 4 saattir uyuduğunu fark edince biraz şaşırdı. Fakat kendini çok iyi hissediyordu. Dinlenmiş, tazelenmişti. Hemen yatağından kalkıp banyoya ilerledi. Artık Müge’lere gitmek üzere hazırlansa iyi olurdu.

 

 

Yarım saat içinde duştan çıkmış, dişlerini fırçalamış ve saçlarını at kuyruğu şeklinde toplamıştı. Şimdi sırada giyinmek vardı. Dolabının karşısına geçerek kıyafetlerine şöyle bir baktı, siyah V yaka kısa kollu bir penye, açık mavi dar kesim bir kot pantolon ve yine siyah spor ayakkabılarını alıp giyindi. Leylak kokulu parfümünü sıktıktan sonra sağ elinin yüzük parmağına çok sevdiği ayarlanabilir yıldızlı yüzüğünü taktığında çıkmaya hazırdı.

 

 

Telefonunu eline alıp annesine bu akşam Müge’lere yemeğe davetli olduğunu haber veren kısa bir mesaj yazıp gönderdi. Ardından telefonunu küçük, siyah sırt çantasına koydu ve haki yeşil trençkotunu alarak 2 yıldır yanlarında çalışan yardımcıları Arzu Hanım’a seslendi.

 

 

” Ben çıkıyorum Arzu Abla!”

 

 

Birkaç dakika içinde arabasına binmiş, arkadaşının evine doğru yol alıyordu.

 

Yarım saat süren bir yolculuk sonrası eve ulaştığında, Müge’nin arabasını görememek biraz tuhaftı.İçinden

 

 

“ Nerede acaba? Sınavı da erken bitmişti.”

 

 

diye geçerken arabasını uygun bir yere park etti. Tam arabadan indiği sırada arkadaşının arabası görüş alanına girmişti. Müge, ondan birkaç metre öteye arabasını park ediyordu. Anahtarı çantasına atıp konuştu.

 

 

” Selam canım!”

 

 

Onu duyan Müge’nin

 

 

“ Hoşgeldin Elif’çim!”

 

 

diyerek yanına ilerlemesi çok kısa sürmüştü. Az sonra 2 arkadaş sarmaş dolaş bir halde eve doğru yürüyorlardı. Birkaç dakika içinde Reyhan Hanım sesleri duydu, verandaya açılan cam kapıyı aralayıp gülümseyerek

 

 

“ Hoşgeldiniz kızlar!”

 

 

deyip, neşeyle kıkırdayan 2 kızı içeri aldı. Müge’yle Elif bir ağızdan

 

 

“ Hoşbulduk Reyhan Abla’cım!”

 

 

diyerek ona sarılıp yanaklarına birer öpücük kondurur kondurmaz salona geçip oturmuşlardı. Yaklaşık 10 dakika sonra Suna Hanım’la Mete Bey’de kızlara katılınca Reyhan Hanım yemekleri masaya taşımakta gecikmedi. Aradan 5 dakika daha geçtiğinde, herkes masada yerini almış, Suna Hanım’ın sesi duyulmuştu.

 

 

” Hoşgeldin Elif’çim! Şu sınavlar nihayet bitti de, o güzel yüzünü görebildik.”

 

 

Bir yandan da Reyhan Hanım’ın hazırladığı fırında tavuk ve patatesten oluşan ana yemeği herkesin tabağına servis ediyordu. Yemeğe kırmızı şarap ya da çeşitli meyve suları eşlik edecek, yemek bitiminde çikolatalı parfe ikram edilecekti.

 

 

Elif onu duyunca gülümsedi.

 

 

” Hoşbulduk, ben de sizleri çok özledim Suna Teyze’cim! Ama işte okul, sınavlar derken bir türlü gelme fırsatım olmadı.Neyse, şimdi okul tatile giriyor, biz de yine bol bol görüşürüz.”

 

 

Sözleri biter bitmez de yemeğin tadını çıkarmaya başladı. Dışı çıtır çıtır pişen, içiyse ağızda dağılacak kadar yumuşak kalan tavuk, gerçekten çok lezzetliydi. Fırında kızarmış elma dilim patatesler, en ünlü restoranlarda yapılanları aratmıyordu.Kısacası, Reyhan Hanım yine döktürmüştü.

 

 

Bu nedenle 10-15 dakika kadar masada kimsenin sesi çıkmadı. Arkadaşına Meriç’i anlatmaya nereden, nasıl başlayacağını düşünen Müge, durumdan çok memnundu. Yemeklerin yerini tatlı aldığında sohbeti başlatan Mete Bey oldu.

 

 

” Eeee, Elif’çim, annenler nasıl peki?”

 

 

” İyiler ve yine her zamanki gibi çok yoğunlar Mete Amca’cım.”

 

 

Cevap, Mete Bey’in gülümsemesine neden olmuştu.

 

 

” İyI olmalarına çok sevindim canım. Ama yoğun olmaları çok normal. Sonuçta doktorluk çok kutsal ve zor bir meslek. Hele de baban gibi çok iyi bir beyin cerrahı ve annen gibi başarılı bir kalp uzmanıysan daha da zor.”

 

 

Elif

 

 

’ Biliyorum Mete Amca’cım. Dediklerinizde çok haklısınız. Ayrıca merak etmeyin, ben onların bu haline alıştım artık. Neyse, izin verirseniz biz Müge’nin odasına gidelim. Her şey için de tekrar teşekkürler.”

 

 

dediğinde, karı-koca 2 genç kızın konuşacak çok şeyi olduğunu anladılar. Bu nedenle Mete Bey gülümsemesi büyüyerek

 

 

“ Tabii kızlar, keyfinize bakın siz!”

 

 

demekle yetindi.

 

 

 

 

Az sonra Müge’nin odasına çıkmış, karşılıklı yatağa yayılmışlardı. Elif daha fazla dayanamayıp muzip muzip konuştu.

 

 

” Hadi artık! Şu 2 haftadır sakladığın sırrı anlat lütfen güzelim. Meraktan çatlayacağım yaaaa!”

 

 

Müge için duydukları hiç şaşırtıcı değildi. Bu nedenle gülümsedi.

 

 

” Biliyorum canım, anlatacağım ama nasıl başlasam bilemiyorum.”

 

 

” Dan diye söyle işte Müge! Düşünecek ne var ki? Sanki yabancıyız.”

 

 

” Tamam da, duyduklarından sonra ya kalpten gidersen diye korkuyorum.”

 

 

” Hadi canımmmm! O derece yani? Bak şimdi daha da merak ettim.”

 

 

derken, gözleri şaşkınlık ve merakla kocaman açılmıştı Elif’in. Kıkırdadı.

 

 

” Neyse tamam, valla sakinim ve can kulağıyla seni dinliyorum. Hadi, söyle.”

 

 

” Tamam o zaman canım. Ben Floransa tatilinde biriyle tanıştım.”

 

 

” NEEEE! AYYYY! ÇOK GÜZEL BİR HABER BUUUU! KİM BU ADAM? ADI NE? NASIL TANIŞTINIZ? “

 

diye heyecanla bağırarak sorularını sıralamaya başlamıştı bile Elif. Onun bu hali karşısında güldü genç kız.

 

 

” Dur, bir sakin ol canım! Teker teker anlatacağım, merak etme.”

 

 

Ardından ekledi.

 

 

” Adı Meriç Arhan. Floransa’da kaldığım otelde tanıştık.”

 

 

Elif, hemen telefonu eline almış, adamın adını arama motoruna yazmıştı. Çok geçmeden Meriç’in fotoğrafları ekranı kaplayınca yine heyecanla bağırmadan duramadı.

 

 

” AMA BU ADAM ÇOOOOK YAKIŞIKLIIII! HATTA YAKIŞIKLI KELİMESİ AZ KALIR, TAŞ YAHU TAŞŞŞŞ!”

 

 

Ardından daha sakin bir tonda devam etti.

 

 

” E yani, durdun durdun, sonunda da turnayı gözünden vurdun ama Müge’cim!”

 

 

Genç kız bu sözleri duyduğunda, onu uzun bir gecenin beklediğini anlamıştı. Görünüşe göre bu sohbet sabaha kadar sürecekti. Ama bundan asla şikayetçi değildi. Bol bol Gökyüzü’nden bahsetmekten daha güzel ne olabilirdi ki? Neşeyle kıkırdadı ve hikayeyi en başından tane tane anlatmaya başladı.

 

 

 

 

Meriç, babasının evine vardığında, Müge’nin aksine çok gergin ve huzursuzdu. Arabasını bahçede park için ayrılan yere bırakarak evin kapısını çaldı. Az sonra emektarları Aliye Hanım onu içeri buyur etmişti.

 

 

” Hoşgeldiniz Meriç Bey! Semiha Hanım’la Kemal Bey, yemekteler efendim.”

 

 

” Hoşbuldum Aliye Hanım.”

 

 

diyerek yönünü salona çevirdi genç adam. Çok geçmeden masaya karşılıklı oturmuş yemek yiyen babası ve büyükannesi görüş alanındaydı. Seslendi.

 

 

” Merhaba baba, merhaba büyükanne!”

 

 

Semiha Hanım neşeyle hemen karşılık vermişti.

 

 

” Hoşgeldin oğlum, bu ne güzel sürpriz böyle!”

 

 

Babası sadece

 

 

“ Hoşgeldin Meriç.”

 

 

deyip yemeğine geri döndü. Sesi buz gibiydi.

 

 

” Baba, yemekten sonra seninle çalışma odanda biraz konuşabilir miyiz?”

 

 

” Önemli bir şey olmalı. Bu saatte buraya geldiğine göre.”

 

 

” Evet, önemli baba. Hem de çok.”

 

 

” Tamam, sen çalışma odasına geç. Ben de birazdan geliyorum Meriç.”

 

 

” Peki baba!”

 

 

diyerek salondan çıktı ve Kemal Bey’in çalışma odasına doğru ilerledi bu kez Meriç.1-2 dakika sonra odadaki koltuklardan birine oturmuş, çok sevdiği odayı inceliyordu. Dişbudak ağacından yapılan ve bir duvarı tamamen kaplayan kitaplığı, yine dişbudak ağacından masası, siyah, ergonomik çalışma sandalyesiyle rahat bir yerdi burası. Duvarlar griye boyanmış, zemin koyu kahve ahşap parkeyle döşenmişti.Cam kenarında çekmeceli bir dolap, çalışma masasının yanındaki duvarda içleri babasının mimarlık kitaplarıyla dolu 2 ahşap raf göze çarpıyordu.

 

 

Düşüncelere daldı genç adam. Zira Kemâl Bey’in buz gibi ses tonundan sinirli olduğu anlaşılıyordu. Belki de gelmek için yanlış zaman seçmişti? Ama yapacak bir şey yoktu. Babasının sert sesiyle ana döndü.

 

 

” Evet Meriç, ne konuşacaktın benimle? Seni dinliyorum.”

 

 

” Baba, bir süre önce bir kızla tanıştım ve flört etmeye başladık. Şimdi de sizinle tanıştırmak için buraya getirmek istiyorum.”

 

 

Kemâl Bey sessizce onu dinlemiş, ardından yine sert bir tonda tek bir soru sormuştu.

 

 

” Kaç yaşında şu bahsettiğin kız?”

 

 

Çok daha fazla sayıda soru bekleyen genç adam duyduğuna biraz şaşırdı. Ancak kısa sürede kendini toparlayıp cevap vermeyi başardı.

 

 

” Bunun senin için neden bu kadar önemli olduğunu bilmiyorum ama 21 yaşında baba. Üstelik henüz üniversite öğrencisi.”

 

 

Oğlunun cevabı, zaten iş yerinde geçirdiği kötü gün yüzünden sinirli olan Kemal Bey’in öfkesini artırmaktan başka bir işe yaramamıştı. Kontrolünü kaybederek bağırdı.

 

 

” OLMAZ! BUNA İZİN VERMİYORUM MERİÇ!”

 

 

 

 

Yağmurlu bir Bursa gününden Meriç ve Müge’yle herkese merhaba 😀😀😀Umarım onları özlemiş, bölümden keyif almışsınızdır 🙏🙏🙏Kemal Bey’e kızdığınızı tahmin edebiliyorum 🙈🙈🙈Ama inanın onun da kendince sebepleri var 😔😔😔Bol bol yorum yaparak yıldıza tıklamayı da unutmayın olur mu🙈🙈🙈Kucak dolusu sevgiler ❤️❤️❤️Öpücükler 😘😘😘

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bölüm : 11.10.2025 16:19 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...